Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

gokyuzuayakHafif bir rüzgâr alnımı, gözlerimi yanaklarımı yalayıp geçiyor. Rüzgârın hafif tınısı Alta Gracia melodisi gibi kulaklarımda… Seviyorum rüzgârlı havaları. Sonbaharın renkleri dökülen yapraklarda, solmaya yüz tutmuş çiçeklerde,  yetim masumiyeti gibi yeşilini kaybetmiş ağaçlarda. Yeşilini kaybetmiş ağaçlar hüzün veriyor etrafına.

Gökyüzü, ışığın, rengin göz kamaştırıcı kokusuyla dolu. Yürürken gözlerim hep gökyüzünde. Şekilden şekle soktuğum bulutlar, evlerin çatıları, balkonlarda kadınlar.

Balkonlarda kadınlar evde ne var ne yoksa silkeliyor aşağıya. Yaşayamadıklarını, yaşadıklarını, akşam kocasıyla yaptığı kavgasını, sinirlerini, , hırslarını, takıntılarını, bir bir döküyor balkondan, rahatlıyor. Gülümsetiyor balkonda kadın manzaraları beni.

Kuşlar cıvıldıyor, çocuklar oynuyor, çocuk sesleri dolduruyor kulaklarımı. Çocuk sesleri hayatın devam ettiğini, dünyanın hala yaşanacak bir yer olduğunu, hala ümit olduğunu, doğumu, canlılığı, güzelliği, masumiyeti anlatıyor.

Dünyanın hala yaşanacak bir yer olduğunu ümit olduğunu, doğumu, canlılığı, güzelliği, masumiyeti anlatan başka bir şey de yol kenarlarında belediyenin park bahçeler işlerinde çalışan kadınları. Güneşten kararmış yüzleri, rüzgârdan çatlamış elleri, hepsi birbirine benzer. Yüzleri belli değildir onların. Toprağı elleriyle havalandırıp, yere düşen geleceğini, çocuğunun okul parasını, tencerede kaynayacak yemeği, umutlarını, bitmesini beklediği prim borçlarını toplar. Sararan yaprakları toplar gibi toplar.

Bazen ayak ucuma bakarak yürüdüğümü fark ederim. Karamsarlığım, dertlerim, kederlerim, sıkıntılarım ne varsa toplanır ayak uclarıma. Bakarım bu toplumun büyük çoğunluğu ayak uclarına bakarak yürüyor. Karamsar bir toplumuz biz, ne kadar çok derdi var bu insanların diye düşünürüm.

Ne kadar çok derdi var bu insanların diye düşünürüm. Hastalıkları, bitmeyen borçları, kaybettikleri, kazandıkları, ölümleri, evlilikleri, hırsları, artan zamlar, hayat pahalılığı, aşkları, bir türlü değiştiremediği kaderi, doyumsuzlukları. Sonra tekerlekli sandalyede birinin mücadelesini görünce şükür ederim ayaklarım var diye.

Yeniden çeviririm gökyüzüne başımı kuşlar, ağaçlar, çiçekler, çocuklar, bulutlar. Yüzümde kocaman bir gülümseme. Ve her şeyin bir hiç olduğunu, hiçliğin ise her şey olduğunu anlayarak yürürüm.

Yüzümde kocaman bir gülümseme. Ve her şeyin bir hiç olduğunu, hiçliğin ise her şey olduğunu anlayarak yürürüm.

Ayla Coşkun Ceren

Yazar Hakkında

Ayla Coşkun CEREN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

digertumyazilar

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
"acemî : 1. tecrübesiz, toy. 2. iranlı. "

Alfabetik

Abdullah SATOĞLU
Ali_Alper ÇETİN
Prof.DR.Hilmi ÖZDEN
Özcan TÜRKMEN
Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

Üye Girişi

2270085
Bugün
Dün
Geçen Ay
1040
3845
126905

Your IP: 54.36.150.128
24-03-2019