Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

A

    adeneme

    bu bir açıklamadır

    Anket

    Analiz için yararlı olacak bilgi toplamak için tasarlanmış enstruman

    ABDAL

    Hem şiir hem de düzyazıda derviş anlamına gelen bu sözcük, halk ozanlarının adının başına ya da sonuna gelerek onların mahlası olarak da kullanılmıştır. (Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal gibi)

    ABSOLUTİZM

    Mutlakçılık. Herhangi bir eserde ya da ilkede bir ebedinin varlığına ve değişmezliğine inanmak, eseri ya da ilkeyi bu değişmeze göre incelemek.

    ACEM KOŞMASI

    Âşıkların, özellikle Anadolu'nun kimi yörelerinde Azerbaycan’a özgü bir ezgiyle okudukları koşma türü.

    AÇIK HECE

    Türkçe sözcüklerde sesli harf ile belirtilen kısa heceler. Örneğin a-na-do-lu, a-şı-la-ma gibi. Arapça ve Farsça'da ise sözcüklerde sesli harflerle yazılmayıp hareke ile gösterilen kısa hecelere verilen isim. Örneğin ka-de-me, ha-se-ne gibi. Aruz vezninde bütün açık heceler kısa hece olarak kabul edilir.

    AÇIKLAMA

    Edebi bir eseri geniş okuyucu kitleleri için anlaşılabilir hale getirmek için yapılan yazılı çalışmalar. Sanatçılar eserlerinde anlamı herkes tarafından bilinmeyen sözcükler, deyimler, durumlar ve düşüncelerle, sanatlar kullanır. Bunların her biri bir olay, bir durum ya da düşünceyi ifade eder. Okuyucu bunları çözmeden eserin bütününü anlayamaz. Açıklamanın amacı bu anlamayı sağlamaktır.

    AÇIKLIK

    Bir metinde belirtilmek istenen duygu ve düşüncelerin kolay, anlaşılır, herhangi bir ek yoruma açıklamaya gerek kalmadan kavranılabilir olmasıdır.

    AÇIK MEKTUP

    Bir kişiye seslenen ancak başkalarının da okuması için gazete veya dergilerde yayımlanmak amacıyla yazılan mektup...

    ADAPTE

    Herhangi bir dilde yazılmış bir eseri, başka bir dile yer ve kişi adlarını değiştirerek, olayları örf ve adet, duyuş ve düşünüş bakımından aktarıldığı dili konuşanların hayatına uygulamak yöntemli serbest çeviri tarzıdır. Türk edebiyatında daha çok tiyatro eserlerinde kullanılır. Örneğin Tanzimat edebiyatı yazarlarından Ahmet Vefik Paşa'nın Moliere'den yaptığı adapteler gibi.

    ADAPTASYON

    Farklı türde bir eserin (roman, öykü, anı gibi), sahne veya sinemaya uyarlanması ya da farklı türde bir eserden (roman, destan, öykü gibi) farklı bir edebi eser (örneğin oyun) meydana getirilmesidir.

B

    Bağımlı değişken

    Açıklanan değişken; sonuç; araştırmacıyı rahatsız eden, açıklanması istenen durum.

    Bağımsız değişken

    Açıklayan değişken veya ara değişken; neden.

    Bilim

    Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.

    Bilimsel düşünce

    Bilim temeline dayanan, özgür, eleştirici, araştırıcı ve bağımsız düşünce.

    BAB

    Bir edebi eserin düzenlenmesinde, konuların ele alınıp işlenmesine göre ayrıldığı bölümlerden en geniş olanı.

    BÂDE

    Üzüm şarabı. Ama tasavvuf edebiyatında aşk anlamındadır

    BAĞFİİL

    Fiillerden oluşan, cümlede belirteç olarak kullanılan fiil soylu sözcük.

    BAĞLAM

    Bir sözcüğün cümle, cümlenin paragraf, paragrafın metin içindeki yerini belirleyen, ondan önce veya sonra gelen söz konusu sözcük, cümle ya da paragrafın anlamını, değerini belirleyen öğeler bütünü.

    BAHR-I TAVÎL

    Vezinli, kafiyeli uzun nesir cümlelerden kurulan Divan edebiyatı nazım türü. Fe'ilatün, mefa'ilün, müstef'ilün gibi cüzler arka arkaya tekrarlanır. Türk edebiyatında çok az kullanılmıştır.

    BALAD

    Üç uzun bir kısa bendden oluşan Batı edebiyatı nazım türü. Uzun bendlerin dize sayısı 6-10 arasında değişir. Kısa bend ise 4-5 dizedir. Bu bend tanrıya, krala, prense ithaf bendidir. Her bendin sonundaki mısra bir tür nakarattır. Masal ve hikaye niteliğindeki bendleri ele alıp işleyen, kısa ve hikayesi olan şiirlerdir.

    BAROK

    17. yüzyıl Batı edebiyatında, dengeden çok devinime, düşünceden çok duyguya ağırlık veren yazın akımı.

    BASİTNAME

    Divan edebiyatında yalın Türkçe ile yazılmış gazeller. Bunlara Türkî-i basit gazel de denir. Basitnamelerde Arapça ve Farsça sözcüklerle tamlamalar çok azdır. Örneğin: Düşdi bu gönlüm sana hey sevdüğüm N'ola yakışsan bana hey sevdüğüm Çün seve geldi seve gider seni Bu gönül önden sona hey sevdüğüm Ayruluk derdi bana bir bun durur Kim döyer imdi buna hey sevdüğüm Turmadım uçmak diler gönlüm kuşı Yüce köşkünden yana hey sevdüğüm Yüzüni gözler güzel bu uyüzden ay Giceler kalur tana hey sevdüğüm Ağzını öpmek ana ol kim senün Söğme yok yire ana hey sevdüğüm Cânı dahi bir kez ana hey sevdüğüm Edirneli Nazmi

    BASMAKALIP

    Çok kullanılan, hemen herkesçe bilinen sözlerin olduğu gibi kullanılması.

    BAYRONCULUK

    İngiliz şair Lord Bayron'un başlattığı bu akım toplumun yerleşik düzenine, töresel kurallara uymadan yaşama düşüncesini taşır. 19. yüzyılda ortaya çıkan akım başkaldırıcı bir yapısı olmasına rağmen fazla taraftar bulamamıştır.

    BEDÎ

    Sözü, kulağa hoş gelecek ve ruha heyecan verecek şekilde güzelleştirme yollarını gösteren bilim. İlm-i bedî de denir. Bu isim altında toplanan sanatlar iki gruba ayrılır: Sözle ilgili sanatlar (Sanayi-i lafziye): Cinas, iştikak, seci, kalp, tedvir, aks, teddil, tasri, tarsi gibi. Anlamla ilgili sanatlar (Sanayi-i mâneviye): İlhan, tevriye, tenasüp, mübalağa, leff ü neşr, tensik, mügalata-i mâneviye, tecahül-i ârif, hüsn-i ta'lil, tezat, istifham, rücu, tekrir, telmin, insal-i mesel, istidrak, tevcih, iktibas gibi.

C

    CAİZE

    Özellikle Divan edebiyatı döneminde büyüklere, varlıklı kimselere sunulan manzumeler için verilen para.

    CEM'İYYET

    Birbirine uygun veya birbirine karşıt anlamlı sözcükleri bir arada bulundurma. Böyle sözlere cem'iyyetli adı verilir.

    CEVAZ-Î EDEBÎ

    Sözcüğü vezne uydurmak amacıyla bazı değişikliklerle kullanılması, hecelerin, seslerin ucun ya da kısa okunması şeklinde yapılan yanlışları hoş karşılama. Şiirde böyle kullanışlar "kusur" kabul edilir.

    CEZÂLET

    Söyleyişleri kulağa sert gelen sözcükleri tanımlar. Uyumu konuya göre ayarlayan önemli bir anlatım şekli. Örneğin, sanatçı şiddet, büyüklük, vakar, ölüm, korku, savaş gibi konuları anlatırken ya da işlerken, sözcükleri de anlattığı konuya uygun düşecek kalın sesliler arasından seçer. Savaşı anlatırken çekâçâk, gülbank gibi sözcüklerin kullanılması gibi. Bu tür kalın seslilere elfâz-ı cezele, taşıdıkları niteliğe de cezâlet denir. Örneğin:

    Saflar düzüp hücum hücum edilecek hayl-i düşmene Dehşet âsimân u zemîn pür-figân olur

    Evc-i havâda çekâçâk ı tigden

    Âvaz-ı ra'd u sâika reh-gümkünân olur

    Nef'i

    CİNAS

    Eşsesli sözcükleri birlikte kullanarak yapılan söz oyunu.

    CİNAYET ROMAN

    İşlenmiş bir cinayeti ve bu cinayetin işleyicisini bulup ortaya çıkarma eylemini konu alan roman türü.

D

    Değişken

    Değişebilen, yani en az iki değer alabilen her şey.

    Denek

    Anket/görüşme sorularına yanıt vererek analiz için veri sağlayan kişi.

    Örnekleme seçilen ögelerin her biri.

    Doğalcılık

    Alan araştırmasına, nesnel toplumsal gerçekliğin var olduğu ve bunun gözlenebileceği ve doğru rapor edilebileceği varsayımıyla yaklaşma.

    DADAİZM

    Tristan Tzara ve arkadaşları tarafından Fransız edebiyatında 20. yüzyılda geliştirilen bu akım, savaşın hemen ardından doğduğu için umutsuzluk ve güvensizliği içinde barındırır

    DAĞINIKLIK

    Söylenenlerin birbirini tutmayıp bütünlükten yoksun olma durumu.

    DEKADAN

    Fransa'da, 19. yüzyılda natüralizme karşı çıkan ve simgecilik akımına öncülük eden sanatçılara verilen ad.

    DENEME

    Herhangi bir konuda yazarın kesinlemelere gitmeden, kişisel görüşlerini, düşüncelerini konuşma ya da söyleşi havası içinde işlediği düzyazı türü.

    DANDİZM

    Yapmacık üslup. Bu üslup sanatçıların taklit edilmemek amacıyla kullandıkları üsluptur.

    DARAYAK

    Âşık edebiyatında kafiye olma olasılığı düşük sözcükler. Âşıkın karşılaşma ya da atışma sırasında en azından dört ayak kafiye bulması gerekir. Diğer âşık da aynı ayakta dört sözcük söylemek zorundadır. Darayak bu durumda işe yarar. Darkapı olarak da adlandırılır.

    DARB-I MESEL

    Meydana gelen bir durumu, olayı bir örnekle anlatmakta kullanılan kalıplaşmış, anlamlı sözler. Durûb-ı emsâl diye de bilinir.

E

    Etnografya

    Açıklamadan çok ayrıntılı ve doğru tanımlamaya odaklanan toplumsal yaşam hakkında rapor.

    Etnometodoloji

    Dolaylı, genellikle konuşulmamış varsayım ve anlaşmalara odaklanan toplumsal yaşam araştırması.

    EDA

    Söz ve yazıdaki ifade şekli, üslup tarzı, anlatış yolu. Belagatçılar bunun hakikat, mecaz, kinaye olmak üzere üç türlü olduğunu söylerler.

F

    G

      H

        I

          Ç

            ÇAĞRIŞIM

            Sözcüklerin, düşüncelerin, hayallerin aralarında bulunan benzerlik, birlik, yakınlık ya da karşıtlık gibi bağlantılarla birbirlerini anımsatması.

          Ğ

            İ

              J

                K

                  L

                    M

                      N

                        O

                          Ö

                            P

                              R

                                S

                                  Ş

                                    T

                                      U

                                        Ü

                                          V

                                            Y

                                              Z

                                                X

                                                  W

                                                    Q

                                                      Kitap mı Yazdınız?

                                                      kitapyazma
                                                      “Gel ey kardeş Hakkı bulayım dersenBir kâmil mürşide varmayınca olmazRasulün cemalin göreyim dersenBir kâmil mürşide varmayınca olmaz.” Ne zaman bu sözleri...
                                                      Zaman acımasızdır. Kendine ayak uyduramayanı affetmez. Zamanın gerekliliklerini yerine getiremeyen hemen her kurum yok olmaya mahkûmdur. Değişen şartlara uyum sağlamak...
                                                      Avrupa kaynaklı bir edebiyat dalı olan roman sanatının başlangıcının 1605 tarihli Don Kişot anlatısı olarak kabul edildiği malumdur. Roman türünün...
                                                      Bilimdili.com

                                                      Bilimdili.com

                                                      06.06.2017
                                                      Bilimdili.com ülkemizde ve dünyada geliştirilmekte ve keşfedilmekte olan yeni bilgilerin toplumumuza aktarılması, ülkemizde bilime olan ilginin arttırılması için kurulmuş bir...
                                                      Türk milletinin XX. yüzyılda yetiştirdiği en önemli ve çok yönlü fikir adamı ve şairlerinden biri de hiç şüphe yok ki,...
                                                      Türk kozmogenisinde güneş, hilal ve yıldızın önemli bir yeri vardır.Bu yüzden güneş, hilal ve yıldız, proto- Türklerden başlayarak Göktürk, Selçuklu,...
                                                      Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı, Bir dakika araba yerinde durakladı. Neden sonra sarsıldı...
                                                      "Okumak" denince hep o "örtüsünün altında titreyen" Resülulllâh( s.a.v) gelir aklıma. "Ben okuma bilmem!" *** Dîni yalnız fıkıhtan ibaret gören bir anlayış...
                                                      KINALI KUZULAR

                                                      KINALI KUZULAR

                                                      11.08.2018
                                                      Yüz yıl önce Türk vatanı paramparça edilerek sömürgeci devletler paylaşılırken nice vatan evladı şehit veya gazi olmuştur. Kaybedilmiş vatanlarda Türk...
                                                      Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazdığı ve 1912 yılında basılan bir romandır. Romanda bulunan karakterlerden biri olan...
                                                      S. Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan başlıklı kitabında üçlü bir tasnif yapar: “İnsanlığın hayatında ilim adamı, sanatkâr ve peygamber üç...
                                                      Hezârfen…Bin fen sâhibi…Yeryüzü bu kelimelerin kalbini hangi târihten beri kaybetti bilemiyorum. Ancak şu an bir şey var bizi kelimelerin ruhundan...
                                                      Sadece insanların değil kelimelerin de kendilerine mahsus bir dünyaları vardır. Bu dünyayı keşfetmenin yolu, ele alınan kelimenin geçmişine inmekten geçer.
                                                      Bize verilen sözün tutulmadığındaki ruh hâlimizi düşünelim bir. ‘Şöyle de…’, ‘Böyle de…’ ‘Neden yapmadı da…’, ‘Olur mu, da…’, ‘Beni adam yerine...
                                                      Metin SAVAŞ Biz insanlar hazır bulduğumuz bir hayatın içine doğarız. Ve fakat içine doğduğumuz bu hayatı yaşarken bir gözümüz daima kör...