Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  
yalnizlik

Söyleyişi kolay ama yaşanması çok zor olanların başında yalnızlık geliyor bana göre.

Yalnızlığın Allah’a mahsus olduğunu biliyoruz.

İnsanın dayanamadığı şeylerin başında yalnızlık geldiğinin hepimiz farkındayız.

Ne dersiniz Cahit Sıtkı Tarancı hesabı çoğumuz içten içe şöyle mi söylüyoruz: ‘Hayata beraber başladığımız / Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir / Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Yalnız yaşamaya alıştırıldık mı ne?

Gitmeye gitmeye dosta giden yolların diken olduğunun farkına varamıyor muyuz ne?

...

Kişi(ler)i, aile(ler)i, toplumu hâsılı milletimizi özellikle yalnızlık yönüyle bütün çıplaklığıyla anlatan bir yazıyı sosyal medyada buldum geçenlerde.

Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni meslektaşım, arkadaşım, Fadime Arslan, konuyu sade ama derin; açık ama çarpıcı bir biçimde anlatıyor.



Fadime Arslan, aşağıda okuyacağınız şekliyle dobra konuşuyor. Hâl-i pürmelâlimizi bakın nasıl anlatmış kendi duvarında (!).

Gönlüne sağlık, kalemine kuvvet Fadime Arslan…

Artık akşamları kimse birbirine gidip gelmiyor. Nedeni basit: Yoğunluk.

Akşama kadar koşuşturan birey evine gidince ya ayağını uzatıp kitabını okumak- entellektüeller- ya dizisini izlemek- yarı entellektüeller, tarihi dizilerden öğrenenler- ya da bir kanepe üzerinde uyuklamak -çok çalışanlar- istiyorlar.

Ben en son iki hafta önce bir atılımda bulunmuştum, sosyal ilişkilerimi düzeltmek adına.

Arkadaşların o gün işi varmış. Hâlâ sesleri çıkmadı. Kısmet artık. Muhtemelen bu yazıyı okuduktan sonra bizi mi anlattın, diyecekler.

‘Sen çağıracak adamı bilmiyon’cular var. Sanki çağırsam koşup geleceklermiş gibi hava atarlar. Ben çağırmıyorsam sen gel, desem ‘Valla biz senin gibi öğretmen değiliz. -Laf sokmaya meslekten başlayıp- Akşam yediye kadar çalışıyoruz.- Sen yatıyorsun.- Yemek, bulaşık sekizde ancak işim bitiyor. - O saatten sonra sizi çekemem.-‘ Nokta. Anlayana.

Şimdi bu kadar laftan sonra gitsen bir türlü gitmesen bir türlü…

En sağlam bahane bende... Çocuklar sabahçı. Erken kalktıkları için erken yatıyorlar. Hiçbir yere çıkamıyoruz.

Akşam dizisi olduğu için gidemeyenler var. ‘ ... günleri bizim dizi var. Dışarı çıkamıyoruz. Ama siz gelin.’

Sınava hazırlanan çocuğu olanlar var. Valla bu sene sınavımız var. Bir yere gidemiyoruz ama siz gelin. Geldiğinizde zile basmayın. Telefonu çaldırın, biz kapıyı açarız. Parmaklarınızın ucuna basa basa içeri girer, çocuklarınıza da susturucu takarsanız hiç sorun olmaz. Televizyonu açmayıveririz, azıcık da sesimizi kısarsak oturur, bir bardak çay içeriz. Yok, biz almayalım.

Bir de karşılaştıkları her yerde ‘Hiç aramıyorsunuz!’ diye trip atanlar var. Kendisi çok arıyormuş gibi.

Ben en çok ‘Yoğunluk, kusura bakma.’" diyenleri seviyorum. En azından dürüstler.

Bir de biri arar da geleceğiz der diye korkusundan telefonu açmayanlar var. Bahane de hazır. Duymadım, şarjı bitmiş, düşürdüm- genellikle tuvalete- telefonu cebinde değil g...ünde taşıyanların mağduriyetine toplumca üzülüyoruz tabi.Yazık kaç binlik telefon.

Hülasa toplumca yoğunuz yani. Yoksa misafirperverliğimizin tüm sosyal- tarih- hayat bilgisi kitaplarına konu olduğu herkesçe malum.


Özcan TÜRKMEN

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,Bir dakika araba yerinde durakladı.Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…Gidiyordum, gurbeti gönlümde...
Deyimler, atasözlerimiz gibi milli değer taşıyan dil varlıklarımızdır. İnanış ve gelenekleri dile getirirler. Deyimlerimiz abartma, alay, eğlenme, tasvir, kıyaslama …...
Bir Medeniyetin Mimarı Ölümsüz eserleri, sanatları ve sözleriyle Anadolu’yu aydınlatanlar, Anadolu’ya Türklüğün değişmez damgasını vurarak, onu ebediyyen Türk vatanı yapanlar...
Kar uyuşuk, isteksiz ve zevksiz yağıyordu. Hava, gökyüzü ile yeryüzünün arasını dolduran boşlukta katılaşmış, zaman katılığında erimişti ve kar bu...
Dijital Dönüşüm Nedir? Ne Değildir? Dijital teknolojilerle birlikte rekabetin artması, fiyatların şeffaflaşması, gücün müşterinin eline geçmesi ve online itibarın önem kazanması...
Tarih yazıyla başlar diyenler, geçmişin aktarıcısı olarak yazıyı kabul ediyorsa, bu durumda yazıdan önce kaya resimlerine bakmaları gerekir. Türk tarihi...
Mustafa Miyasoğlu’nun ilk romanı olan Kaybolmuş Günler’deki Beşir Güner herhalde Türk edebiyatının unutulmayacak karakterlerinden biridir. Zira o, insanlığın müşterek tâlihiyle...
Ne oldu, nasıl oldu bilemedik. Sanki hepimiz her işimizi bırakıp şahsiyetlerin yerine şahıslarla uğraştık. Adam dedik, adamlık dedik. Sokakta adam aradık. Herkes,...
Peyamî Safa

Peyamî Safa

09.01.2018
Milletimizin, son yarım asırda emsalini pek az yetiştirebil-diği değerli fikir ve sanat adamlarımızdan biri de Peyami Sa-fa'dır. Basın mesleğinin hemen...
İlk baskısı 2004 yılında hazırlanan Fatih Kerimî'nin Kırım'a Seyahat adlı bu kitabının o günkü telif ücreti "Kırım'da Çocuk Okutma Kampanyası"nda...
Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı munannid, Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid. Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh, Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh; Bir...
İŞRAK DUYGULARI - Ahmet Urfalı RUMİ YAYINLARI Araştırmacı-eğitimci-şair Ahmet Urfalı'nın yeni şiir kitabı “İşrak Duyguları” Rumi Yayınları'ndan piyasaya sürüldü. Doğma,...
O zamanlar askeri okullar yaşlı imparatorluğun en çağdaş eğitim kurumları arasındaydı. Genç adam, aradığı bilgiye ve tecrübeye ancak böyle bir...
KAYIPLARIMIZ

KAYIPLARIMIZ

26.08.2018
‘Nelerimiz kayboldu? Nelerimizi kaybettik? Yitiklerimizden neyi/neleri hep arayıp duruyoruz? Kayıp verdiklerimiz mi çok, kayıplara karışanlarımız mı çok? Ağır kayıplarımız neler?
Bu yazıyı kaleme almamın sebebi açıktan açığa bir zaruretin beni sıkıştırıp durmasıdır. Zaruret hâsıl olmuştur çünkü Türk toplumu roman dediğimiz...