Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

erdoganunverXX. yüzyılın son yarısında, daha açık bir ifade ile, 1950 den bu yana, şiir dünyamızda hoş seda bırakan şairlerimiz arasında Erdoğan Ünver in önemli ve özel bir yeri vardır.

Onun şiirlerinin konusu, genellikle kaynağını aşktan alır. Onun şiirleri çağlayanların, gönül vadilerinde husûle getirdiği musikî ahengiyle dalga dalga yayılır ve gönüllere doluverir. O yüzden de günümüzün Karacaoğlan’ı diye vasıflandırılır. Nitekim, o bir şiirinde:

Her güzelden bir iz taşır gül yüzün

Gerçi birsin lâkin binler gibisin 

Karacoğlan ’ların hayran kaldığı 

Ak gerdan üstünde benler gibisin.

demek suretiyle, hayran kaldığı güzellerin ak göğsüne bakarken, örnek aldığı Karacaoğlan’ı kendisine siper yapar...



Şiirlerini, vezin ve kafiyeye son derece bağlı kalarak yazmış ve serbest tarza denemek için bile itibar etmemiştir.

1927 yılında, Manisa’nın Soma ilçesinde doğan Erdoğan Ünver, ortaokulu İzmir’de, liseyi Ankara’da bitirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Serbest olarak birçok büyük kuruluşun ve sanat çevrelerinin avukatlığını yaptı. Yaklaşık 20 yıl süre ile Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’nde Merkez Ceza Kurulu Başkanı olarak görev yaptı.

Ana tarafından şair Eşrefle, baba tarafından da yazar Kemal Turan ve Turgut Akkaş’la akrabalığı vardır. Lisede iken, edebiyat öğretmenleri Fevziye Abdullah Tansel ve Nurullah Ataç, onun üzerinde etkili olmuşlardır.

İlk şiiri Manisa’da “Spil” isimli gazetede çıktı. Daha sonra çeşitli dergi ve gazetelerde, şiir ve yazıları yer aldı. Özellikle 1948 ve daha sonraki yıllarda, Ankara Halkevi ve Üniversite salonlarında düzenlenen şiir günlerinde okuduğu şiirlerle, sanat çevrelerine kendisini kabul ettirdi.

1950’de, Jülide Gülizar, Hüseyin Çolak Yurdabak ve diğer arkadaşlarıyla çıkardığı aylık sanat-edebiyat dergisi “Bah-çe”yi, bu defa sahibi ve yazı işleri müdürü olarak, Nisan 1975’te yeniden çıkardı. “Bahçe”, bu dönemde 29 sayı sürdü.

Bu arada “Görme ve İşitme Yoluyla-Eğitim” dergisi ve “Türk Birliği”nin yazı işleri müdürlüğünü deruhte etti. Ayrıca yedi yıl süre ile “Eğitim” dergisinin sanat sayfasını yönetti.

Uzun yıllar tiyatro eleştirileri de yapan Erdoğan Ünver, birçoğu bestelenen şiirlerinden bir kısmını, ilk olarak 1970’te “Yağmurla Gelen Bahar” isimli kitapta topladı. İkinci kitabını ise 1992’de “Yağmurla Giden Bahar” ismiyle yayınladı.

Yine 1992 yılında Erdoğan Ünver, Hüseyin Yurdabak ve Abdullah Satoğlu olarak müşterek hazırladığımız “Bahçe Şairleri Antolojisi”nde ondan bahsederken şöyle demiştik:

"... Şiirlerinde lüzumsuz sözlere yer vermez. Esas ve öz neyse onu yazar. Meselâ:

Yeşil gözlerinin sahillerinden

Bir harap tekneyle çıksam sefere 

Gitsem, gitsem... sonra kaybolsam birden 

Aramasa kimse beni boş yere...

dörtlüğünde olduğu gibi, sayfalarca anlatılabilecek bir duyguyu, birkaç mısra halinde, noksansız olarak ifade eder.”

“Baş Dönmesi” isimli şiirinde:

Bitse kadehte içkim, dudağımda sigaram

Hayalimde varsın ya, başka bir şey aramam.

Ecel bir gün karşıma gelip dese de: Tamam!

Hâlâ on sekizinde gibi dönüyor başım.

dediği gibi, yaşı yetmişi geçse de gönlü hep genç kalmıştır. Nitekim “Atın ölümü arpadan olsun” derler ya, Erdoğan Ünver de diyor ki:

Nabzım çılgın gibi çırpınıp vursa

Nefesim kesilse ve kalbim dursa 

Çekinme ver bana dudaklarını 

Ölümüm bu yüzden olsun olursa...

Onun şiirlerinin en başta gelen özelliği güzel ve temiz Türkçe ile ifade edilen zerafet ve inceliktir.

Şaire ilhamdır, ressama konu

Şimdiden bellidir bu işin sonu.

Elbet kaybederim aşk oyununu

Elinde en büyük koz dudakların.

derken ve yine:

Bazen canım derim, bazen de canan

Kimseler sevemez ben gibi inan. 

İsterse canımı alsınYaradan 

Sen bende bir gece kaldıktan sonra....


şeklindeki mısralarını terennüm ederken, nezaket ve samimiyetten uzaklaşmamıştı.

2004 yılının Şubat ayı içinde kaybettiğimiz, TRT’nin renkli program yapımcılarından Attilâ İçli’nin besteleyip okuduğu “Güzeller İçinde” isimli güftesindeki duyguların sıcaklığına bakınız.

Görünce bir alay güzeli birden

Gönülden gönüle akasım geldi. 

Bir biri ardınca sıraya dizip 

Hepsinin tadına bakasım geldi.

Kimi ince belli, kimi işvebaz

Kiminde tatlı dil, kimisinde naz 

Biri var ki, çekip kenara biraz 

Parmağına yüzük takasım geldi.

Erdoğan Ünver’in Şekip Ayhan Özışık tarafından rast makamında bestelenen ve 1976’da Milliyet Gazetesi’nin “Yılın Şarkısı” ödülünü kazanan:

Hayal mi gerçek mi gördüğüm bilmem

Elden ele gezen güle dönmüşsün 

Saçların tarumar, gözlerinde nem 

Ateşe benzerdin küle dönmüşsün.

mısralarıyla başlayan şiiri, gerçekten sanat dünyamızda hoş seda bırakacak klâsik şarkılardan biri olarak yerini almıştır.

1996 yılında birlikte Bağdat-Merbid şiir akşamlarına katıldığımız, dost ve sanat çevrelerinin, son derece asil ve seçkin şairi olarak temayüz eden Erdoğan Unver, pek muhterem eşi Dr. Nilüfer Hanımefendi’ye ithaf ettiği “Saadet Şarkısı”nda, onunla bütünleşir ve gönlünde çiçek çiçek bahar açar:

Seneler ve mazi ve hatıralar

Sensiz geçen günler yarım diyorum.

İçim çiçek çiçek, gönlümde bahar

Sana, ta yürekten karım diyorum 

Sensiz geçen günler yarım diyorum... (Erdoğan Ünver, 25 Eylül 2004 günü Ankara’da vefaat etmiştir.)

Abdullah SATOĞLU/Çağrı Dergisi 2004

Yazar Hakkında

Abdullah SATOĞLU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
“Gel ey kardeş Hakkı bulayım dersenBir kâmil mürşide varmayınca olmazRasulün cemalin göreyim dersenBir kâmil mürşide varmayınca olmaz.” Ne zaman bu sözleri...
Ahmet Kutsi Tecer, Türk edebiyat tarihi içerisinde şairliğinin yanında, tiyatro yazarlığı ile de ön plana çıkmış bir yazarımızdır. Tiyatro eserlerinde...
Yerlilik, Değişim ve Küreselleşme BağlamındaSaatleri Ayarlama Enstitüsü Ahmet Hamdi Tanpınar’ın...
Batı Cephesinden yeni dönmüştü. İşler iyiye gitmiyor canı sıkkındı. Akşamları dostları ile eski Ziraat Mektebinin binasında toplanıyorlar bazen sabahlara kadar...
Söz varlığını oluşturan unsurlardan renk adlarını incelemeyi ve değerlendirmeyi amaçlayan bu çalışmada yapı, anlam ve köken bakımından Azerbaycan Türkçesindeki renk...
SERBEST VEZİN

SERBEST VEZİN

24.03.2019
Bilindiği üzere gerçek şiir; mısralardaki kelimelerin anlamlarından sıyrılarak âdetâ sese, mûsikîye dönüşmesiyle vücut bulur. Gayet tabii, bu da “vezin”le olur.
HOŞGÖRÜ

HOŞGÖRÜ

25.03.2018
“Hoş gör sen affet gitsin aldırma / Büyüklük sende kalsın sonunda / Sen sarıl o sana sarılmazsa sen unut unutmazsa...
ŞARKIBir safa bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâdaGidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’aİşte üç çifte kayık iskelede âmâdeGidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’aGülelim...
Yüzbaşı Nakiyüddin Bey öğrencilerinin Fransızcasının ilerlemesi için elinden geleni yapıyordu. Onlara edebiyat eserlerini sevdirerek bu işi çözebileceğini biliyordu. Fransız yazarları...
Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin en önemli vakalarından olan mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın...
Deneme, günlük, eleştiri, otobiyografi, hatıra, gezi yazısı gibi farklı türlerdeki kalem tecrübeleri, “yazı oburu”/”maymun iştahlı” gibi nitelikleri göz ardı edilmemek...
Niyet ettim kul rızası için kendimi pazarlamaya. “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.” Ve tarih Andy Warhol’ı haklı çıkardı. Sosyal...
Ayarsız/Mart

Ayarsız/Mart

05.03.2017
Mart 2016 da yayın hayatına başlayan Ayarsız Dergisi, fikir, kültür, sanat ve edebiyat dünyasına yeni bir soluk katmayı hedefliyor.
Faruk Nafız Çamlıbel’in Yolcu ile Arabacı şirinin bestelenmişini, ‘Bekleyenim olsun da razıyım kavuşmasam’ şarkısını, ‘Düştüğüm yollar gibi sonsuzdur benim tasam/Bekleyenim...
Elvanlarda ihtiyar bir kılavuz aldık. Köy kısmen yanmış, perişan, herkes fersiz ve şaşkın gözlerle kamyon denilen canavarın bir lüzum görüntüsüne...