Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

q kırmızısiirBaki’den

Kadrini sengi musallada bilüp ey

Baki Durup el bağlayalar karşında yaran saf saf

 

Fuzuli’den

Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb

Kılma dermân kim helâkim zehri dermandadır

 

Bende Mecnûn'dan füzûn âşıklık istidâdı var.

Aşık-ı sadık benem, mecnunun ancak adı var.

 

Ger derse Fuzûlî ki “güzellerde vefâ var”

Aldanma ki şâir sözü elbette yalandır

 

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge,

Ne açar kimse kapım, bâd-ı sab'âdan gayrı.

 

Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl aşina beni.

Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüda beni.

 

Ya rab bana cism-u can gerekmez,

Cânân yok ise cihan gerekmez.

seyhgalipTerci-i Bend

Tâ be key arşa çıka âh-ı dil-î nâ şadım
Gökleri ağlata hasretle giden feryadım
Nice bir canı yaka nâle-i âteş-zâdım

Müstaid kıl yoğısa lûtfuna isti´dâdım
Sana güçlük mü var ey şâh-ı kerem-mu´tâdım

Mûr isem şem´ine pervane kılup eyle kabul
Âb isem gevher-i yek-dâne kılup eyle kabul
Seng isem Kâ´be vü kâşane kılup eyle kabul

Müstaid kıl yoğısa lûtfuna isti´dâdım
Sana güçlük mü var ey şâh-ı kerem-mu´tâdım

Kâbiliyyet ver eğer vaslına nâ-kâbil isem
Yeniden ver bana sermâyeyi bî-hâsıl isem
Hâlimi kaale bedel eyle eğer nâkil isem

Müstaid kıl yoğısa lûtfuna isti´dâdım
Sana güçlük mü var ey şâh-ı kerem-mu´tâdım

Müslüman eyle eğer kâfir isem kudretini
Şâkir et lûtfına ger münkir isem ni´metini
Dahi efzûn et eğer kemter isem rahmetini

Müstaid kıl yoğısa lûtfuna isti´dâdım
Sana güçlük mü var ey şâh-ı kerem-mu´tâdım

nesimiGAZEL 1

Gerçek hadîs imiş bu ki hûbun vefâsı yoh

Kim sevdi hûbı kim didi hûbun cefâsı yoh

 

Aşkun belâsı yoh diyüben aşka düşme kim

Kim âşık oldı kim didi aşkun belâsı yoh

 

Anun ki hacc-ı ekberi ey cân sen olmadun

Beytü’l-Harâma varmamış anun Safâsı yoh

 

Şeytândur ol ki sûretine kılmadı sücûd

Bir renc ü derde düşdi ki hergiz devâsı yoh

 

Ol cân ki senden özge taleb itmedi murâd

Hecründe yahmağun anı her dem revâsı yoh

NAMIKKEMALHÜRRİYET KASİDESİ
1. Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten
Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten

2. Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez iânetten

3. Hakîr olduysa millet, şânına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıymetten

4. Vücûdun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
Ne gâm râh-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten.

5. Muini zâlimin dünyada erbâb-ı denaettir
Köpektir zevk alan, sayyâd-ı bi-insâfa hizmetten

6. Hemen bir feyz-i bâkî terk eder bir zevk-i fânîye
Hayatın kadrini âli bilenler, hüsn-i şöhretten.

7. Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler
Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten.

8. Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim
Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

NEDİMŞARKI
Bir safa bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a
İşte üç çifte kayık iskelede âmâde
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan
Mâ-i tesnîm içelim çeşme-i nev-peydâdan
Görelim âb-ı hayât aktığın ejderhâdan
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

Geh varıp havz kenarında hırâmân olalım
Geh gelip kasr-ı cinan seyrine hayran olalım
Gâh şarkı okuyup gâh gazel-hân olalım
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

İzn alıp cum’a namazına deyü mâderden
Bir gün uğrılıyalım çerh-i sitem-perverden
Dolaşıp iskeleye doğru nihan yollardan
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a
gazelBelâ Râhında Ben

Ne yerden kârbân-ı gam geçer olsa konar bende
Belâ râhında şimdi bir mu'ayyen menzil oldum ben

(Nereden gam, üzüntü kervanı geçecek olsa bende konaklar. 
Ben şimdi belâ yolunda bilinen bir menzil, konak oldum)

Esîr-i dest-i hicrânım garîb-i külbe-i ahzân
Ne derdi hicre cân verdim ne yâre vâsıl oldum ben

(Ayrılık elinin esiri, hüzün kulubesinin kimsesiziyim. 
Ne ayrılık derdiyle can verdim ne de sevgiliye kavuştum)

Lebin devrinde feryâd eylesem ney gibi hoş ammâ
Ne bir dem nâlesiz kaldım ne vasla nâil oldum ben

(Senin dudağının kıvrımında ney gibi feryat etsem iyi, hoş; ama ben ne bir an inlemeden kesildim, ne de kavuşma şerefine nail oldum)

Siyeh bahtım eğilmiş kâmetim hâl-i perîşanım
Gören ârif bilir kim mübtelâ-yı kâkül oldum ben

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
Fuzûlî'den Meni cândan usandurdı cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhumdan murâdum şem’i yanmaz mı...
Terkip İhtiyacı: Düşünmek ve Duymak Bizim medeniyetimizi yapan iki temel kavram var: Düşünme ve duyuş. Düşünme fikir adamlarının, duyuş ise gönül...
Niyet ettim kul rızası için kendimi pazarlamaya. “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.” Ve tarih Andy Warhol’ı haklı çıkardı. Sosyal...
Tasavvufta ve Hazret-i Mevlâna’nın Eserlerinde Helal Lokma “Bir helal lokma, bir helal hırka”GİRİŞİslam Tasavvufu, insanın kemâlini; aklın, öfkenin ve şehvetin...
Sayın Fatma Adile Başer, akademik düzeyde ve ama bir sanatçı duygu ve duyarlılığı ile bizim müziğimiz, Türkçemiz, kültürümüz ve medeniyetimiz...
Dijital Dönüşüm Nedir? Ne Değildir? Dijital teknolojilerle birlikte rekabetin artması, fiyatların şeffaflaşması, gücün müşterinin eline geçmesi ve online itibarın önem kazanması...
Bir cümleden veya metinden yeni ve değişik bir anlam(lar) çıkarırdık. Bir işin özelliklerini, işleyişini, en ince ayrıntılarına kadar iyice öğrenenlere,...
Tarık Buğra,“ Gazetecilik sanatın düşmanıdır” derdi. Bugün yaşasa, yeni yaygınlaşan kavramı kullanacak ve “Medya sanatın düşmanıdır” diyecekti. Muazzam bir tesbittir.
İsyan Ahlakı, Nurettin Topçu'nun Sorbonne Üniversitesindeki felsefe tezidir. 1934 yılında Nurettin Ahmet imzasıyla Paris’te Fransızca olarak yayınlanmıştır. O, bu eserle...
Yirmi yaşımızı dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı; beylik kalıplar, beylik oyunlar, beylik dünyâlar içinde bunalmış kalmış olan şiire yeni...
Milletçe, coşku ile, Türkiye’de ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutluyoruz/kutladık Cumhuriyet Bayramımızı. Büyük Önder Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi rahmetle,...
DOĞUMU: 1883, Akseki, AntalyaÖLÜMÜ: 13 Kasım 1952MESLEĞİ: Hukukçu.ÖĞRENİMİ: Konya Ziyaiye ve İrfaniye medreselerini bitirdi. Konya Ziyaiye ve İrfaniye medreselerini bitirdi. Kahire...
On beş Temmuz şehitlerine ithaf… Önümde İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün 1990 yılı mezuniyet yıllığı duruyor. Yıllığa...
Eski İstanbul’da, “Seyr-i Sefâin” ve “Şirket-i Hayriyye” isimli şehir içi vapur taşımacılığı yapan şirketler varmış. Bilhassa Osmanlı’nın son dönemleri ile...
Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli...