Cumartesi 6 Haziran 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 6 - 11 dakika)
Bunu okudun 0%

ayla coskun cerenle sohbetAyla Hanım öykü ve denemeler yazıyorsunuz. Sizdeki yazma yeteneği nasıl gelişti? Yazmaya nasıl başladınız?

      Ortaokuldayken Emirdağ Gazetesi’nde küçük yazılar yazarak yazmaya başladım. O yıllarda bu benim için çok büyük bir olaydı. Türkçe ve Edebiyat derslerini çok seviyordum. Bu dersler ve hocalarım okumayı ve yazmayı sevmemde çok etkili olmuşlardır. Liseden sonra ilk yıl üniversiteyi kazanamamıştım.

Emirdağ Lisesinin kütüphanesinde gönüllü olarak bir yıl çalıştım. Kütüphaneyi düzenledim kitapları o zaman daha çok sevdim. Okumak benim için bir tutkudur. Daha sonra Bolu’da Sınıf Öğretmenliği bölümünü kazandım. Aynı zamanda Bolu Türk Ocağı’nın yayını olan “ÜÇTEPE” dergisinin ekibi içinde yer aldım. Gazetecilik basın kartımız vardı. Üçtepe’de denemeler yazdım. Üniversitede son sınıfta “Hoşgörü” konulu denemede birincilik aldım. Hayatta pek çok rollerimiz var. Öğretmenlik, annelik derken yazı konusunda bazen durakladığım yıllar oldu ama asla yazı yazmaktan kopmadım. Son yıllarda ise öykü yazmaya daha ağırlık veriyorum.

Öykülerinizde nasıl konular seçiyorsunuz? Okuyucularınıza vermek istediğiniz mesaj nedir?

     Öykülerimde öykü türlerinin her ikisini de kullanıyorum. Bazen durum öyküsü bazen olay öyküsü oluyor. Sosyal konuları işlediğim öykülerim oldu. Öğretmen olmam sebebiyle öğrencilerimi anlattığım öykülerim de var. Aslında ben öykülerimde sosyal bir mesaj vermiyorum. Hiç böyle bir amacım olmadı. Anı resmediyorum biraz. Anları yazmaya çalışıyorum.

Türk öykücülüğünün seviyesi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

     Türk öykücülüğü Tanzimat’tan bu yana her dönem sosyal, siyasi, ekonomik, felsefi olarak döneminin özelliklerini yansıtmıştır. Zaman zaman kırılmalar yaşamış, ayakta kalmaya çalışmış, ama varlığını hep devam ettirmiştir. Tür olarak öykü, son yüzyıl içinde edebiyatımızda zengin bir birikim oluşturmuş, dünya öykücülüğünün bir parçası olmayı başarmıştır. Teknoloji çağı ile beraber hızlı bir değişme her alanda yaşanmaktadır. Postmodernizmin etkisiyle klasik öykü biçimlerimizde değişiklikler meydana geldi. Hayat devam ettiği sürece yenilikçi arayışlar hep sürecektir. Son zamanlarda roman gibi uzun anlatılar yerine, öykü gibi kısa anlatılar daha çok tercih edilen bir tür haline geliyor bence.

    Bizim toplum olarak geçmişten günümüze çok zengin bir hikâye geleneğimiz var. Masallar, menkıbeler, kıssalar vb. Biz toplum olarak anlatmayı severiz. Hikâye Türklerin, Anadolu’nun sesidir. O yüzden bu ses hiç kesilmeyecektir. Öykü varlığını hep sürdürecektir.

    Bir Öykünüzü bizimle paylaşır mısınız?

                                   SON MISIRLAR

Sabahın kaçıydı bilmiyorum. Gürültü ile kalktım yatağımdan. Sesin geldiği tarafa yöneldim. Bizim binanın 40–50 metre ilerisindeki boş tarladan geliyordu ses. Bir traktör üzerinde, 60 yaşlarında, orta boylu, kahverengi pantolonlu, siyah gömlekli, başında kahverengi iplikten örülme takkesi ile bir adam bu boş tarlayı sürüyordu.

Toprağı kaldırdıkça toprak havalanıyor etrafına gülücükler saçıyordu. Pencereyi açtım, toprak kokusu burnumun ucuna geldi. Ne zamandır bu kokuyu duymadım. Adam öyle iştahlı öyle özenli yapıyordu ki işini, oturdum onu seyrettim uzun süre. Toprak havalandıkça üzerinde biten otçullar sağa sola savruluyor toprak yeniden doğuyordu sanki.

 Burası köy arazisiymiş önceden. 1999 Kasım depreminden sonra şehir bu tarafa kaydı.

    Etrafımız yeni binalarla çevrili. Güzelim tarım toprakları yerine binalar dikiliyor şimdi. Ben de bu bölgeden ev alarak bu sürece katkı sağlayanlardanım. Bulvarın az ilerisinde köy evleri var. Köy evleri dediysem sanmayın ki iç Anadolu’nun toprak damlı evleri. Burası şanslı bölgelerden yeşilin ve ağacın bolluğu sayesinde evler ahşap, iki katlı, köylüleri zengin. Hele şimdilerde arazileri çok değerlendi. Bu sürece kimse karşı koyamıyor.

         Mütaahitler köylülerin peşinde, üç katlı on iki daireli olacak şekilde bir binanın yerini köylü eğer verirse, istediği katlardan dört tane daire alma hakkına sahip. Bu teklif insanların başını döndürüyor.

“Birinde otururum, üçünü kiraya veririm, çalışmadan geçinir giderim” düşüncesi insanların iştahını açıyor.

         Öğle vakti yaklaştı. Toprağı sürme işi bitti. Adam önce traktörün gölgesine oturdu. Derin derin soluklandı. Pantolonunun sağ cebinden grimsi renkteki buruşuk mendilini çıkarak alnındaki terini sildi.

Torbasından orta büyüklükte bir kavun çıkardı. Bıçağı ile önce ortadan ikiye ayırdı. Sonra her parçayı ikiye böldü küçük dilimler haline getirdi. İki dilim ekmeğe katık yaparak kavunlarını bitirdi. Lokmalarını yutarken gözü hep toprağın üzerindeydi. Sonra kalktı, plastik şişeden kana kana  su içti. Ayaklarında lastik ayakkabılar toprağın içinde gezindi. Büyük toprak topaklarını avuç içi ile ufalıyor geri yere saçıyordu.

         Adamın tarlası küçücüktü, bir apartman sığmazdı buraya arkasındaki boş tarla ve yanındaki küçük tarlayı da alarak bir apartman yapılabilirdi ancak. Yandaki küçük tarlada elektrik direği tarlanın ortasında dev bir iskelet gibi duruyordu. Yüksek gerilim hattı direğiydi bu. Kargalar tehlikenin farkında değildi  ya da korkusuzdular. Bir anda elektrik direğini kaplıyor sonra aynı anda bir şelaleden suyun akışı gibi aşağıya süzülüyordu hepsi. Öbek halinde konuyor tekrar havalanıyor, yeniden direğin tepesinden aşağıya kamikaze dalışları yapıyorlardı. Çıkardıkları sesten ne ben rahatsızdım ne de adam.

         Ben korkuyla ve hayranlıkla onları seyrediyor her an bir cızırtı ile bu rüyadan uyanacak gibi oluyordum. Ama kargalar halinden memnundu. Onlar direğin tepesine öbekleniyor sonra ani çıkış yaparak topraktaki tanelere dalıyorlardı.

         Traktörün arka kısmında büyükçe bir torbayı eline aldı adam. Sonra tarlanın aşağı kısmına geçerek bizim eve doğru her adımda bir avuç tohum saçtı toprağa. Tohum adamın elerinden toprağa düşüyor toprakta bir inci tanesi gibi parlıyordu. Hemen aşağıya inip ne tohumu ektiğini sormak geçti içimden. Ama yapamadım. Sadece seyrediyordum.

Seyretmek güzeldi. Eğer gidip adamla konuşursam bu büyü bozulurdu. Korkuyordum. İkindi vakti adam tohumları bütün toprağa saçtı. Her şeyini topladı oradan ayrıldı.

         Ertesi sabah yine traktörü ile geldi. Bu sefer traktörün üzerinde kocaman bir su bidonu tankı vardı. Tankın ucundaki hortumla toprağın içine suyu boşalttı. Toprak suya kanıyor sevinç gözyaşları akıtıyordu. Adamın gözleri ışıyordu. Toprağı sevdi yeniden oradan ayrıldı. Penceremin tam karşısında bu küçücük tarlada ne yeşerecekti acaba?

         Adam her gün geliyor rüzgârın savurduğu çöpleri, poşetleri toprağın içinden temizliyor, toprağını sevip okşayıp gidiyordu. Sonra aşağıdaki kanaldan hortum çekerek ara ara su verdi toprağa. Bir kış geçti üzerinden. Kar beyaz bir örtü gibi kapattı tarlayı. Baharla beraber ilkyaz yağmurları arada su serpiyordu bu güzelliğe.

          Bir iki hafta sonra toprağın üzerinde filizler boynunu çıkarmış güneşe gülümsüyordu.  Toprak kollarında bu filizleri güneşe kaldırıyordu. Günlerdir topraktan neyin çıkacağını merakla bekliyordum. Her gün aklımdan bir sürü ürün adı geçiriyordum.

       Her gün biraz daha büyüyor, filizler toprakta serpiliyordu… Bir pazar sabahı anladım ki bu filizler mısırdı. Boyuna uzayan bu ince gövdeli ürün etrafına yapraklarını saldı, içinden mısır kozası patlak verdi sonra.

Adam her gün iki öğün geliyordu artık. Sabah geliyor şöyle toprağın etrafını geziyor, ürünlere dokunuyordu. Akşam karanlık basınca tekrar geliyordu bir gölge gibi takip ediyordu, ben de öyleydim aslında. Kimse zarar versin istemiyordum. Allah’tan mahallenin çocukları sakindi. Yan apartmandaki üç beş çocuk yanına bile yaklaşmıyordu tarlanın.

         Yalnız geçenlerde bu arada sıkışıp kalmış köy evlerinden birindeki inekler boş tarlada otlarken dadandı mısır filizlerine. Çobanları fark edene kadar onlar girmişti tarlaya. Yalın ayak koştum kovaladım inekleri. Onlar benim de gözbebeklerimdi nasıl yedirirdim ineklere.

         İşten eve gelince ilk işim mısırları seyretmekti. Günler geçti. Mısırlar iyice büyüyordu. Biliyordum her güzel rüya gibi bu da bitecekti. Hasat etme zamanı gelecekti. Her emeğin bir karşılığı vardı. Adam, azıcıkta olsa emeğinin karşılığını alacaktı. Adam ürünlerini toplayacaktı özenle.

         Bu hafta sonu ekmek almak için dışarıya çıkacaktım, kapıyı araladım. Kapımın önünde bir sepet mısır duruyordu. Teşekkür etmek için dışarıya çıktım. Bu adamla tanışacaktım artık, konuşacaktım. Kimseler yoktu. Sonra tarlaya baktım. Ürün toplanmıştı. Geride kalan yeşilliklerde inekler otluyordu.

         Kış iyice yaklaştı. Şimdiden içimi bir korku aldı. Korkuyorum. Ya gelecek yaz bir sabah uyandığımda, karşımdaki küçük tarlada inşaat hafriyatı görürsem.

 ayla coskun cerenle kumsalda  Denemelerinizde hangi konuları işliyorsunuz? Bir denemenizi bizimle paylaşır mısınız?

      Denemelerim genelde temel bir konu etrafında yazılmış değildir. İçimden geldiği gibi soyut yaklaşımlar, iç hesaplaşmalar, bazen çevremde gördüğüm bir aksaklık, bazen sisteme bir eleştiri, bazen sadece bir gözlemden ibaret olabilir.

                              DÜNYADAN GÖÇMEK

    Ellerim. Ellerimin derisi her geçen gün buruşuyor damarları daha bir yüzeye çıkıyor daha bir engebeli, daha bir renkli. Parmaklarım, başparmak, badi parmak, orta direk, gül hacı, küçük hacı. Ne çok söylerdik bu tekerlemeyi.

Arkadaşlarım ellerimi güzel bulduklarını söylerlerdi. Hani derler ya bir kadının elleri ve ayakları güzelse o kadın güzel kadındır. Ben de öyle idim işte.

Saçlarım siyahtı gece gibi, gür ve güçlüydü. Annem saçlarımı örmeyi severdi.

Onun ellerinde daha bir uzardı, daha bir canlanırdı,  parmaklarından sevgi damlardı saçlarıma.

    Boyum 1.70 vardı. Boyu servi revan dedikleri. Taşı sıksam suyunu çıkartırdım. Sabahın ilk ışıkları içimizi ısıtmaya başladığında başlardı hayat. Toprağı çapalar, ayrık otlarını ayıklar, tohumu ekerdim. Kuşlar uçardı sürü sürü, özenirdim onlara kollarımı açardım iki yana koşardım koşardım… Yorulunca toprağa sırt üstü uzanır, otlara sürerdim avuçlarımı, koparır koklardım otları. Dağ laleleri derdik, tarlalarda kırmızı kırmızı gelincikler salınırdı. Tıpkı bir geline benziyorlardı seyretmeye doyamazdım onları. Gelin feneri, gelin gülü, gelin küpesi, gelin saçı. Gelin olmak güzel olmalıydı.

     Ben de sevdim hem de çok sevdim. Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi. İçim kıpır kıpır olurdu onu görünce. Galiba aşk, sevgiliyi gördüğün müddetçe en büyük mutluluktu göremeyince en derin acı. Kaçamak bakışlarımız vardı bizim. Kaçamak buluşmalarımız. Kaçamak sevişmelerimiz. Kaçmak kaderimizde vardı kaçtık birbirimize.

    Beraber yaşlanacaktık her günün tadını çıkaracak kuşlar kadar özgür olacaktık. Ama o erken terk etti beni. En güzel halinde, olgunluk çağında, henüz saçları beyazlamadan, göz kenarlarında kırışıklar oluşmadan elleri ellerimi sımsıkı tutarken, bakışları en güzel şiirleri okurken, terk etti beni. Şimdi aşk en derin acı içimde.

   Benim en güzel hallerimi o  gördü. En güzel yaşlarımı, en güzel bakışlarımı, en güzel şiirlerimi o okudu. Boyum kısalıyor gün gün, saçlarım tutam tutam dökülüyor, gözlerimin feri her geçen gün kayboluyor. En çok bakışlarım bakışlarım değişiyor buna üzülüyorum. Hele ellerim ellerim parmaklarım tutmuyor zamanın eteklerinden. Aynalar da yalan söylemeyi beceremiyorlar.

Beyaz saçlarım, yüzümdeki kırışıklıklar, acılarım, sevinçlerim, mutluluklarım, artık geç kaldığımı söylüyorlar benim de rolüm burada bitiyor galiba. Sahneyi gençlere bırakıyorum, terk ediyorum buraları.

    ayla coskun cerenle kadin Öykü ve denemelerinizi hangi dergilerde yayınlıyorsunuz? Edebiyat dergilerinin yazarların tanınması açısından önemi nedir?

     Öykü ve denemelerimi öğrencilik yıllarımda Üçtepe dergisinde yayınlamaya başladım. Daha sonra Ay Vakti, Hece Öykü, İzdiham (İnternet Sitesi),  Bolu Havadis gazetesi, Kırmızılar (Edebiyat Dünyamız) ve son olarak Ayarsız dergisinde yayınlandı. Bolu’da çok değerli bir kadın grubundan oluşan arkadaşlarımla “ Topuk Sesleri  “ adlı bir dergi çıkardık. Ayrıca Eskişehir’de çıkartılan Emirdağ  dergisinde “Emirdağ “ adlı dergide öykülerim yayınlandı. En son Bolu Milli Eğitiminin anı yarışmasında “Bir Tepsi Baklava”  adlı anımla birincilik ödülünü aldım.  Şu anda yayına hazır bir öykü dosyam var.

    Edebiyat dergilerinin yazarların tanınmasına çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Yazarlar o dergi atmosferi içinde olgunlaşıyorlar, kendilerini geliştiriyorlar, deyim yerindeyse pişiyorlar. Dergilerin bir yazar kadrosu var. Bu kadrodaki yazarlar zamanla kitaplarını basabiliyorlar. Dergi bu konuda öncülük yol göstericilik yapıyor.

      Nasıl bir kültür ortamında yetiştiniz? Yetiştiğiniz kültürel ortamın yazarlığınıza katkısı nedir?

    Ben üniversiteyi Bolu’da okudum. Şu anda Bolu’da yaşıyorum. Aslında Bolu küçük bir şehir. Öğretmenlik mesleğinde yirmi ikinci yılımı doldurmak üzereyim. Mesleğimin kültürel birikimime katkısı çok büyük. Gelişime her zaman açık oldum. Sınıf Öğretmenliği mezunuyum. Bu alanda yüksek lisans yaptım. Alan değiştirerek Türkçe öğretmenliğine geçtim. Son on yıldır Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Şu anda Açık Öğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı dördüncü sınıf öğrencisiyim. Öğrenmenin her yaşta olabileceğini göstermeye çalışanlardanım. Ama asıl şekillenmemi sağlayan Bolu Türk Ocağı’dır. Türk Ocaklarının sosyal, kültürel, entelektüel duruşundan faydalandım. Üçtepe dergisi ve değerli hocalarımızın büyük katkısını gördüm. Bir de biz ailecek televizyondan kurtardık kendimizi. Yaklaşık on senedir televizyon yok evimizde. Kitap okuyarak müzik dinleyerek geçiriyoruz vaktimizi. Öğrencilerime hep bunu tavsiye ediyorum. Televizyon hayatınızda olmayınca vaktiniz size kalıyor,  bol bol okuyor ve yazıyorsunuz.

      AYLA COŞKUN CEREN ÖZGEÇMİŞİ

         Aralık 1971 Emirdağ - Afyon doğumlu olan Ayla Coşkun Ceren . Bolu’da yaşıyor. Türkçe Öğretmenliği yapan yazar, kısa öykü ve denemeler yazıyor. Öykülerinde insanı anlatıyor, toplumsal olayları farklı bir bakış açısından irdeliyor. Öykülerinde ara ara öğrencileri de anlatıyor. Bunun yanında öykülerinde çocukluğunun geçtiği Emirdağ da bulunuyor.

       Alaattin Ceren ile  evli olup Melike Zeynep Ceren adlı Sosyal Bilimler Lisesinde okuyan kızları vardır.

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EBEDİYETE İRTİHALİNİN 12. SENESİNDE TÜRKİYEM'İN ŞAİRİ'NE
Kitabın ortasından girelim. Kelâmımızı eğip bükmeden gönlümüzden geldiği gibi aktaralım..  Şükür ki muvaffak olamayan, halkın sağlam irâdesine takılan 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 27 gün boyunca Demokrasi nöbetlerinin favori parçası olan "TÜRKİYEM" meydanları inletti ve heyecanına...
İNSANIN TAŞRASI-IX
Uzak çağlardan o güne kadar günler kum gibi akmış; yıllar, yüzyıllar, kervanlar gibi uzak ufuklarda kaybolup gitmişti. Dünya kurulalı beri mavi dalgaların koşuştuğu o yerlerde şimdi çorak topraklar belirmiş, derin vadiler oluşmuştu. Neresi miydi burası? Deveören Köyü, bizim köyden bahsediyorum....
ŞİİRDE İMGESEL GÖSTERGE
 İmgesiz sanat olamayacağı gibi imgesiz şiirin de ortaya konulamayacağı bir gerçektir. İmgesel anlatım en çok da şiirde kullanılmıştır. İm kelimesi; işaret, alâmet anlamına gelmektedir. Anlam yüklenen her şey, gösterge, iz, belirti… birer im’dir. Türkçe’de sık kullandığımız, ‘’imi, timi...
AYRILIK YOKUŞU
Babamdan kalan o eski evin önündeki somyanın üzerinde kollarımı bağladım oturuyorum. Değişik duygular içerisindeyim. Bir duygudan çıkmadan diğerine yatay geçiş yapıyorum. Halimden memnunluk derecem değişkenlik gösteriyor.  Buraları hayal meyal hatırlıyorum. Ayrılık yokuşu… Zamanında...
FİN(CAN)LA GELEN MEKTUP
“Değerli Hocam; Öncelikle selam eder ellerinizden öperim. Beni hatırlayamamış olabilirsiniz, ama ben sizi hatırlıyorum. Sizin yüzlerce öğrenciniz olmuştur, benimse bir tane Muharrem Hocam oldu. Ben hep arka sıralarda oturan sessiz bir öğrenci oldum ama söyledikleriniz ve yaptıklarınız kafamda mıh...
İNSANIN TAŞRASI-VIII
Bir gün Bilecik Vali Yardımcısı, Aziz Dost Abdurrahman Bey,-İlgen Hocam, sana bir şey danışacağım.-Hayhay, buyurun. Vilayet merkezinde kendi başkanlığında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı olarak toplanmışlar. Toplanma nedeni ihtiyaç sahibi öğrencilere burs vermek. Tabii, konuşmuşlar,...
prev
next

BİZE BİR HÂL OLDU

Özcan TÜRKMEN

Bize bir nazar oldu Cumamız pazar oldu Her ne olduysa bize Hep azar azar oldu -Arif Nihad Asya- Hâlimiz, Allah’a malum… Herkes yoğun, herkes yorgun, herkes tek başına… Hani birlikten kuvvet doğuyordu, hani tek taşınan...

Vazife, Mesuliyet, Had ve Hak

Edebiyat Dunyamız

Hür olarak yaşamak üzere yaratılmış olan insanoğlu, kendi seçimi ile haklarının ve hürri­yetinin bir kısmını feda etmiş, kalanını bildiği gibi kullanmak istemiş. Bundan, insan topluluk­ları, halklar, devletler doğmuş ve şekillenmiştir. Demektir...

BİR MİSTİK EDA ŞAİRİ OLARAK AHMET MUHİ…

Edebiyat Dunyamız

Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri edebiyatımızda bu üç şairle zirveye ulaşmış ve de...

KLASİK VE MODERN SİYASET DÜŞÜNCESİNİN …

Dç.Dr Fatih Mehmet ŞEKER

Çağdaş Türk düşüncesinin bir Medînetü-l-Fâdıla, Kutadgu Bilig veya Ahlâk-ı Alâî kaleme alma imkân ve ihtimali nedir? Peşine düştüğümüz yahut da cevabını arayacağımız soru budur. Maksadımız klasik ve modern dönemi birbirinin...

KIRMIZI YAZILAR

Açıklama"Ben tarihçi değilim, akademisyen hiç değilim; roman yazarıyım sadece. Uzun veya...

SÜRÜ ADAMI

Bir adam vardır ki, hiçbir düşüncesinde, hiçbir hareketinde "kendi kendisi" olamaz...

REFİK HALİD KARAY - ZİNCİR

İşsiz, güçsüz kaldığım gurbet ellerinde köşe pencerem, kendimce Abdülhak Hâmid'in "Kürsü-i...

ORYANTALİZMİN KARŞITINI KURMAK (D…

Oryantalizm (şarkiyatçılık), malum olduğu üzere, Doğulu toplumları çeşitli yönlerden inceleyen bilim...

3000 Türk Motifi

Gürbüz Azak BOĞAZİÇİ YAYINLARI Alemler, İşleme, Çini, Taş İşçiliği, Damgalar, Cilt­Kitap...

TARİHİ SESLİ OKUMAK

Tarih; okumasını bilenler için her duruma, her konuya uygun düşecek ibretlik...

HATIRALAR IŞIĞINDA MEHMET AKIF ERS…

 Mehmet Akif, çok yönlü ve aktif kişiliği ile hiç kuşkusuz hem...

MEHMED ÂKİF’E DAİR-1: DÜNYA G…

1. GİRİŞ  “Dünya görüşü” ile,  belli bir gayeye hizmet  için  esaslı bir...

OĞUZ UYKUSU VE KUTADGU BİLİG!..

Oryantalist birikim ve mantığıyla kendisine kim olduğunu öğretmeye çalışan sosyal bilimlere...

KAOTİK BİR ROMAN OLARAK: DÜNYA D…

 Veysel Gökberk Manga’nın ilk romanı “Dünya Dönmeden Önce”[1] kaotik bir roman metnidir...

ZAMANIN DEĞERİ

Değişik kaynaklarda zamanın değişik tanımlarına rastlamak mümkündür. ‘Bugün, nakit; yarın, bono;...

OSMAN ATTÎLA

Osman Attila ismini, ilk defa 1948 yılında, “ÇIĞIR” dergisinde çıkan “ Kızıldağ’da Bir Değirmen" başlıklı...

BİRLİKTEN CUMHURİYET DOĞAR

Milletçe, coşku ile, Türkiye’de ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutluyoruz/kutladık Cumhuriyet Bayramımızı. Büyük...

TANZİMAT EDEBİYATI -III (İkinci D…

       II.Dönem Tanzimat Edebiyatı (1878-1896) Özellikleri:  1-Sanat sanat içindir görüşü benimsenmiştir. 2-Bu dönem...

İNSANIN TAŞRASI - V

O sene yaylaya çıkamadılar. Yayla Vakti köy hep ıssız olur. Yine...

SÖZÜMÜZE NE(LER) OLUYOR (2)

… İşimize geldiğinde sözü çeviriveriyoruz hemen. Sözümüz neden kesiyorlar, biz başkasının sözünü...

UYANIKLAR DÜNYASININ BAŞI DERTTE

Uyanıklar dünyasında rüzgârlar menfaat yönünde eser. Bu dünyanın ağaçları karşılıksız meyve...

ANNE BABA ÇOCUK İLİŞKİLERİNDE …

‘Aslında hiçbir şey, iyi veya kötü değildir. Her şey, bizim onlar...

HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVDİM

Bir insanın anavatanı çocukluğudur, der psikologlar. Ne kadar doğru. Nereye gidersek...

ÖMER SEYFETTİN’İN HİKÂYELERİ…

Eski Yunanca olan arketip sözcüğü Türkçe’de ilk imge, ilk örnek gibi...

Vatanı Dilinde Cengiz Dağcı

Cengiz Dağcı 9 Mart 1919’da Kırım’ın Gurzuf kasabasında doğ- du; 22...

ÂŞIK SEYRANİ

Develi'li (Everek'li) Seyrani'nin doğum tarihi kesin değildir. 1800 veya 1807 yılında...

FAZE BAYRAKTAR

Zengin folkloru ile, mimarisi ile, gelenek ve görenekleri ile hepsinin üstünde...

BİR KURUCU AKIL OLARAK YAHYÂ KEMAL

Türkçedeki "yanmak" ve "uyanmak" kelimeleri arasındaki kök birliği, kavram planında anlama...

ANADOLU’YA DOĞAN GÜNEŞ: EMİR S…

Ondördüncü yüzyılın sonlarına doğru, Bursa ufuklarında yeni bir bilim ve irfan...

AZ ZAMAN ÇOK EDİRNE

Edirne’deki bir yılım bir ömre mal oldu. Şimdi anlıyorum ki üniversite...

ÖMER SEYFETTİN - DİYET

Dar kapısından başka aydınlık girecek hiçbir yeri olmayan dükkânında tek başına...

Şiir Nedir?

Şiirin bir sanat dalı olarak kabul edilişinden bu yana gerek...

KIRIM'A SEYAHAT - FATİH KERİMİ

İlk baskısı 2004 yılında hazırlanan Fatih Kerimî'nin Kırım'a Seyahat adlı bu...

AHMET TUFAN ŞENTÜRK

Ahmet Tufan Şentürk’ü, ta 1950’li yıllarda tanıdığımdan beri, onu hep sanat...

KLASİK VE MODERN SİYASET DÜŞÜNC…

Çağdaş Türk düşüncesinin bir Medînetü-l-Fâdıla, Kutadgu Bilig veya Ahlâk-ı Alâî kaleme...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR

1962 Eskişehir doğumlu. İlk, Orta ve Lise tahsilimi Eskişehir’de tamamladı. 1985...

TÜRKÇE'NİN MİSAFİRLERİ (İÇTE…

İçimdeki kelime ırmağı kuruyunca, hayallerim hayatın gerçeklerine galebe çalar. Konuşmaktan çok...

SOSYAL MEDYANIN KAYPAK ZEMİNİ

Twitter ve Facebook şeklinde muhtelif ortamları bulunan sosyal medya bir iletişim...

REŞAT NURİ GÜNTEKİN ve YAPRAK D…

Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir...

NUREDDİN YILDIZ HOCA'NIN YILDIZI IT…

Tabloda bir hoca…Arkasındaki kütüphanede hadis, siyer, fıkıh ve tefsir gibi okunmayan...

İKİ KAVRAM: MİLLİ EGEMENLİK VE …

Her millet, bugününü kendi iradesi doğrultusunda yaşamak, geleceğini de aynı iradeyle...

PÎR SULTAN'LARDAKİ VATAN

Saddam'ın sebep olduğu; daha sonra ABD emperyalizminin, 2003-2012 ocak arası işbirlikçi Barzani ve...

GÖNLÜMDE AÇAN LALELER

Arif Nihat Asya "Lâle" için diyor ki; "Eskiler lâleyi mukaddes sayarlardı. Gerçekten...

DÖRT İNSAN TİPİ

Hayaca verdikleri mâna bakımından insanları dört tipe ayırmak mümkündür: 1. Keyif adamı, 2...

BİR HOŞGÖRÜ, GÜVEN, SEVGİ VE S…

Merhamet, insan ve insanlık için belki de en önemli duygu, en...

Arif Nihat Asya'da Vatan Sevgisi ve …

Vatan sevgisinin ideolojik boyutuna bakıldığı zaman, Arif Nihat'ın samimi bir Turancı...

ŞİİR HAKKINDA BAZI DÜŞÜNCELER

Biz bu satırlarda, şiirde anlam ve açıklığın ne değerde şeyler olduğu...

BİR AŞK SERÜVENİ: HÂLÂ BOZGUNU…

Bize özgü romanın peşinde koşan, fakat medyatik, popülist ve küreselleşmeci olmadığı...

SEMAH AŞKA DOĞRUDUR - A.YILMAZ SOY…

Semah Aşka DoğrudurA.Yılmaz SOYYERPost Yayıncılık Bu roman kendilerine Alevî de denilen Kızılbaşların...

SABIR

Teknolojik gelişmelerle bağlı olarak insanın hırsı tahrik ediliyor. Hırs, zamanla tamaha...

ANLATI SANATLARINDA ARKETİPLER

Kurgu sanatının en önemli unsurlarından biri olan arketip kavramının ne olduğunun hem nitelikli...

KORKMA SÖNMEZ

Anayasa’nın 3. Maddesinde Cumhuriyetimizin nitelikleri sayılırken, ‘’Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.’’ hükmüne...

HAYALLER DE HÂTIRALARA DÂHİLDİR

Hâtıra, günlük ve röportaj kitaplarına ayrı bir merakım var. Çünkü bir...

YAŞAMAK

Hani diyorum, kendimizi şöyle sorularla / cevaplarla biraz(cık) meşgul etsek… Değerlendirsek...

Sinün yüzün güneşdür yoksa ayd…

SULTAN VELED'den Sinün yüzün güneşdür yoksa aydur Canum aldı gözün dakı ne eydür

BİR ARKETİP OLARAK MUSTAFA KEMAL A…

Arketip kavramının ne olduğunu kısaca izah ederek başlamak gerekiyor bu yazıya...

Feyzi HALICI

Şair ve yazar olan Feyzi Halıcı, Erzurumlu bir ailenin çocuğudur. Konya'da...

DİL VE KİMLİK

Kuzey Amerika Kızılderililerine göre kişinin hastalanması demek, ruhunun alınarak uzaktaki bir...

ARİF NİHAT ASYA’NIN ŞİİRLERİ…

 1.Giriş Kıbrıs, eskiden beri Türk’ün ilgi alanı içinde önemli bir yere sahip...

Namık Kemal'e Göre Üç Dikkat

Tanzimat döneminin topluma ve dünyaya en açık kalemlerinden biri Namık Kemal’dir (1840-1888)...

GÖSTERGEBİLİMSEL BİR OKUMA DENEM…

Modern edebiyat teorileri, bilhassa metin tahlili hususunda, metinleri farklı şekillerde okuma...

KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...

Yolumuz gurbete düştü,Hazin hazin ağlar gönül,Araya hasretlik girdi,Hazin hazin ağlar gönül, Radyoda...

KANONİK ANLATILAR VE MİLLÎ TÖREN…

Şimdiki insandan farklı olarak, arkaik insan, dünyevi zamanla mitik zamanı beraberce...

Bir Şiirin Hikayesi

Arif Nihat Asya Ağabey’e...Arif Nihat Asya Ağabey Adana’da öğretmenlik yaparken benim...

ESERLERİYLE BİR ÜLKEYİ SÜSLEYEN…

 Bir Medeniyetin Mimarı Ölümsüz eserleri, sanatları ve sözleriyle Anadolu’yu aydınlatanlar, Anadolu’ya Türklüğün değişmez...

BAYRAK'TAKİ VATAN

“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son...

TARİH GEZGİNİ - 19 MEMLEKET NE H…

Yıl 1918… Memleket yangın yeri! Düşman kapıda… İstanbul, işgal edildi edilecek...

ÇAKIRCI HAMZA BEY KAZIKLI VOYVODA…

1461 Yılında Eflak tahtında Türklerin Kazıklı Voyvoda, Macarların Şeytan, Eflaklıların Cellat...

KISKANÇLIK

Hikmet Münir Ebcioğlu(1927-1989)’nın sözleri, Teoman Alpay(1932-2005)’ın bestesi hüzzam makamındaki “Kıskanırım” şarkısını...

DÜNYA BİR ALDANIŞTIR

Sadece insanların değil kelimelerin de kendilerine mahsus bir dünyaları vardır. Bu...

EDEBİYATIMIZIN BESMELESİ

Türk dilinin ifâde gücünün târihin her döneminde zengin bir muhtevaya sahip...

ZAMAN ÖLDÜRMEK

Zamanı öldürmek mi, zamanı heder etmek mi, zamanı boşa geçirmek mi?...

BALKON VE KADIN

Ev… Evler… Dört duvar, dışarıya açılan bir kapı ya da içeriye...

TREN-KAPI-MELEK

Cevabında kaybolduğum sorular, eşiğinde kalakaldığım hayaller içindeyim.Dışımda akan bir dünya, içimde...

DENEYELİM Mİ?

Hayat öyle güzel ki ... Öyle güzel ki yaşamak. Yaşadığının farkında...

İLHAN BERK’İN İCAT ETTİĞİ B…

Deneme, günlük, eleştiri, otobiyografi, hatıra, gezi yazısı gibi farklı türlerdeki kalem...

MELENGİCİN GÖLGESİNDE - METİN S…

Melendiç nedir? Gölgesinde neler olmaktadır? Metin Savaş "Zemheri Kuyusu etrafında kurduğu...

AYLAK KELİMELER

Aylak KelimelerNilgün DağYayınevi Yayınları1. Baskı, 2019Ankara, 127 sayfaEser, kelimelerin peşinde koşan...

ÂŞIK EDEBİYATINDA “BADE İÇME…

Türk Dil Kurumu‟nun Türkçe Sözlüğünde, “Şarap, içki” (TDK. 2005: 174) olarak...

DİVAN EDEBİYATI SANATÇILARI (KISA…

13.yy: Anadolu’da dini konularda yazan Sultan Velet, Ahmet Fakih ve Şeyyad...

CENGİZ DAĞCI'DA VATAN - 3

Cengiz Dağcı’nın “Onlar da İnsandı” ( Zaman: 1928-1932 ) ve “O...

TÜRKİSTAN’DA BULUNAN VE TARİHİ…

Sanat insanların ve sosyal grupların fiziki-sosyal dünyayı algılama ve yorumlama tarzıdır...

ZİYA GÖKALP’İN MİLLİYETÇİL…

1-ZİYA GÖKALP’İN HAYATI             Ziya Gökalp 23 Mart 1986 yılında Diyarbakır’da doğmuştur...

Celalettin Kurt

1960 Yılında Elbistan’da doğdu. İlk-Orta ve lise tahsilini Elbistan’da tamamladı. Yüksek...

DİL ÜZERİNE

Var oluşumuz, sınır bekçimiz durumunda olan din, tarih ve her çeşit...

KERKÜK'TEKİ VATAN - 2

1991 yılının Nisan ayı başlarında Bağdat yönetiminin Irak Türkleri'ne karşı giriştiği...

EDEB ve HAYÂ

‘İnsanın hataya düşüp utanılacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve ölçülü davranmasını...

DEDE KORKUT KİTABINDA ALKIŞLAR VE …

Türkiye Türkçesinde "bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpmak"2 anlamında...

TÜRK MİTOLOJİSİNİN NÜVESİ URA…

”Gılgamış Destanı ve Dede Korkut Hikâyeleri” başlıklı bir başka yazımızda Sümerli...

FAHRİ TUNA'NIN GÖLGESİNE BASMAK

-Kırk Şehir Portresi Kitabı Üzerine- (Fahri Tuna, Osmanlı Medeniyetinin İzinde 40 Şehir Portresi...

RAMAZAN’IN İKİ YAKASI

“… Ne babaannem, ne de ondan sonraki kuşaktan amcalarım, yengelerim, babam, annem...

KLASİSİZM(KURALCILIK)

17.yy ortalarında Fransa’da ortaya çıkan edebiyat akımıdır. Boileau bu akımın kurucusu...

HARP EDEBİYATI ÜRÜNÜ OLARAK İST…

1.GİRİŞ  1.1.Harp edebiyatı ve harp edebiyatı ürünleri Türk tarihinin kurucu unsurları içinde -hiç...

BİRLİKTEN CUMHURİYET DOĞAR

Milletçe, coşku ile, Türkiye’de ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutluyoruz/kutladık Cumhuriyet Bayramımızı...

DİLAVER CEBECİ

15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin...

SANATTAN HAFIZAYA TÜRKİSTANLILIK …

Fransız filozof Ernest Renan, “Bir devleti kurtaracak olan manevî uyanıştır, bunun...

SHAKESPEARE MÜSLÜMANDI NEYLEYİM…

İznik; asırların imbiğinden süzülen bir medeniyet tezgâhı. Tezgâhında insanı ve eşyâyı işlemiş...

HALK HİKÂYELERİNDE MİTOLOJİK SA…

Mitolojinin zengin dünyası içinde yer bulan sayılar ve renklerin görünümleri halk...

TÜRK BAHADIRLARININ ORTAK ADI: ALP

Göçebelik hareket ve canlılık ister. Göçebeliği hayat tarzı olarak seçen toplumlar...

KADINLAR GÜNÜ YİNE GEÇTİ

Her gün gibi, her zamanki gibi geldi geçti yine kadınlar günü...

TÜRKÇENİN MİSAFİRLERİ (DIŞTAN…

-Zaim Hajdarevic’e ithaf- Siyasi sınırlarının dışında kendi dilini, kültürünü, edebiyatını anlatma-öğretme çabası...

DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI

Bugün yeryüzünde kaç dil konuşulduğunu kesin bir sayı vererek söylemek güçtür...

ŞEHİTLERİMİZ İÇİN

Ben Yemen ağıtlarıyla büyüdüm. Dedem Yemen gazisiydi, gidip de dönebilenlerdendi. Dedemin...

TUVALDE AKIŞAN SULAR

Ahmet Yakupoğlu’nu ziyaretten mülhem M. Ali Kalkan ve Selahattin Turan’a ithafen Duvardaki bir...

ATİLLA'NIN KALKANI - HASAN ERDEM

Hasan ERDEM Ötüken Neşriyat Daha önce kaleme aldığı “Şar Dağının Kurtları”, “Argos Kalesi”...

TÜRK DİLİ İÇİN - Halid Ziya U…

Ben Türkçenin ezelî bir âşıkıyım. Hepimiz öyle değil miyiz? Türkçeyi muhtelif...

ÇOCUK EDEBIYATI VE EĞITIMI AÇISIN…

ÖZÇocuk edebiyatı ve çocuk eğitimiyle ilgili günümüzde dikkat çekici çalışmalar yapılmaktadır...

MEVLÂNA’NIN MESNEVİ’SİNDE TOP…

Giriş İslam kültür ve medeniyetinin yetiştirdiği büyük şahsiyetlerden biri olan Mevlâna...

ALIMLAMA ESTETİĞİ KURAMI ÇERÇEV…

Edebiyat, Platon ve Aristo’dan bu yana toplum üzerinden tesirler yaratan bir...

Mehmet Ali KALKAN

Mehmet Ali KALKAN, Eskişehir   Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor...

EBEM

“Kaynana çaydanlık gibidir fokur fokur kaynar. Gelin demlik gibidir sinsi sinsi...

KERİM AYDIN ERDEM

Vaktiyle “Hisar” dergisinin bir sayısında Sabahattin Teoman, kendisiyle yapılan bir konuşmada...

HU DİYEN KARGA

Misli Baydoğan, uzman bir psikolog. Ancak biz kendisini, pek çok dergide...

DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANI

Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Şami5otağını yer yüzüne diktirmişti...

ZEHRETME HAYÂTI BANA CÂNÂNIM...

İnsan, camdan bir fanus gibi çabucak kırılıyor en ince yerinden. Sahi...

ELÇİN’İN GÖLGE ADLI ÖYKÜSÜN…

Çağdaş Azerbaycan edebiyatının en güçlü kalemlerinden Elçin Efendiyev’in 2012 tarihinde kaleme...

RUKİYE ÖZDEMİR İLE SOHBET : “T…

Rukiye Özdemir öyküleri ‘’Kırmızı Ruj’’ adıyla kitap hâlinde yayımlanarak okuyucusunun beğenisine...

DR. SAİT BAŞER

Akademisyen, fikir adamı, araştırmacı, yazar.  Son yıllarda Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli ve...

MECNUN 'UN KÖPEG İ ÖPMESİ - MEVL…

Mecnun bir gün, Leyla'nın mahallesinde yaşayan bir köpeği görünce onu yakaladı...

ARİF NİHAT ASYA BAYRAK ŞAİRİ

(Bayrak Şairi) Hani bir şiir vardı, şöyle başlardı: “ Ey mavi göklerin beyaz...

ORHAN ŞAİK GÖKYAY

Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok...

BABA OCAĞI

Dışarıda ince ince kar yağıyor. Kar, yağmur gibi olmuyor. Temizlendiğini hissediyor...

ANA DİLE SAYGI

Ana diline saygı, önce onu bilerek sevmek, sonra da doğru ve...

Kutsal İkona

250 yıl süren krizalit dönemi… Sır dolu hayatlar… Gizli kimliğin öne...

ADİL HAFIZANIN IŞIĞINDA, BİRİNC…

Adil Hafızanın Işığında, Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu Altay...

Cemal SAFİ

Cemal Safi Cemal Safi, şaiɾ. 1938 yılında Samsun'da doğdu. Babası meɾhum...

Füsun Menşure

Füsun Menşure, Hamburg'ta doğdu. İnşaat mühendisliği eğitiminin ardından yurt dışında iç...

ANLAMAK SAADET Mİ, HÜZÜN MÜ?

Önümde her zamanki gibi kitaplar... okuyorum... Kedim İncir Can ara sıra...

TÜRK'ÜN ÜLKÜSÜ

Gizli arzuların ifadesidir rüya. Şuuraltı isteklerin dışa vurumudur. Karışık hayallerdir. Rüya...

Destanlar içinde: DEDE KORKUT

Anadolu’yu aydınlatanlar… Destanlar içinde: DEDE KORKUT (… Dirse Han kalkıp evine geldi. Çağırıp...

GÜZEL SÖYLENEN SÖZ : ŞİİR

  Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: “Sözü gönül alıcı bir biçimde...

TURGUT GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçesine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu...

Gazel / Muhibbî

1. Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet...

DR. Alî RIDVAN UNAR

Yeni Sabah Gazetesinin 2 Ocak 1946 tarihli nüshasından kestiğim ve çok...

İÇİMİZDEKİ ÇOCUK SUSTU MU?

Cahit Sıtkı Tarancı(1910-1956)’nın  ‘Yaş otuz beş yolun yarısı eder Dante gibi ortasındayız ömrün Delikanlı...

MANZUME VE ŞİİR

Bugün şiir için "kuvvetli heyecanlar ve yoğun duygularla örülü söz" veya...

SÖĞÜT DERGİSİ

İçimizdeki umutları yeşerten haberler ardı ardına geliyor. “Dergiler acaba önemini ve...

KALO KÖYÜ GERÇEKLERİ

Ermeniler, 12 Mart 1918’de Sarıkamış – Arpaçayı arasında bulunan 52 Türk...

ANADOLU’YU AYDINLATANLAR- GÖNÜLL…

Anadolu’yu aydınlatanlar- Gönüller Sultanı: MEVLÂNÂ 744. Şeb-i Arûs törenine doğru¹                                        Ölümünden bu yana...

SANATTAN BİLİME, RUHTAN HÜCREYE P…

Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan adlı eserinde akıl-zekâ-vahiy konusunu işlerken şöyle der: “İnsan...

ŞİİR SOHBETİ

(Bu bir konuşma / sohbet metni. 10 Ağustos 2007 tarihinde GAÜ...

KİM KİME/NEYE EMANET

Sözlüklerde ‘emanet’ kavramına “Güvenilir birine saklanması veya birine teslim etmesi için...

RIZA TEVFİK

Filozof Rus Tevfik’in ölümüne iki yüzden acımalıyız: Birincisi, halk ş¡irinin her...

GÖZLERİN

Yârelerim göz göz oldu gören yokNeden fersiz kaldı neden gözlerim?Sis çöktü...

SEYREKBASAN

SEYREKBASAN (1919 - 1984) Türkünün konusu insan... İnsanın başından geçenler, insanın başına gelenler...

ÖLÜMÜN KIYISINDA

Saatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum...

ÇANAKKALE`DE MEHMETÇİK

Anafartalar'a Türk mührünü vurmuş ırkım Yedi düvele karşı set gibi durmuş ırkım.  ...

ÇUKUROVA LOBİSİ DERGİSİ TEMMUZ-…

Çukurova Lobisi İmtiyaz Sahibi Ali Alper Çetin’in öncülüğünde, Temmuz-Ağustos 2017 Say:...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

BİYOGRAFİ

YILDIRIM GÜRSES

Edebiyat Dunyamız

Yıldırım GÜRSES Saygı ve rahmetle anıyoruz. Yıldırım Gürses, 21 Ocak 1938 tarihinde Bursa’da doğmuştur. Babası Ziraat Bankası memurlarından Nasuhi Bey ve annesi Müeyyet Cevriye hanımdır. Ablasının adı...

Erkin VAHİDOV

Edebiyat Dunyamız

Erkin VAHİDOV   Günümüz Özbek şairlerinden Abdulla Âripov’un Söz Sehri (Söz Sihri) adlı yazısında, “İşte birkaç on yıldan beridir müstesna bir şiir bahçesinin çiçek kokulu havasından nasibimizi alıyoruz. Bu Erkin Vâhidov’dur. Ana...

Aşık Murat Çobanoğlu

Edebiyat Dunyamız

 Aşık Murat Çobanoğlu 1940 yılında Kars'ın Arpaçay ilçesinin Koçköyü beldesinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Karapapak (Azeri) Türkleri'nden ve asıl soyadı Çobanlar olan Çobanoğlu’nun annesi Lala (La'li) hanımdır ve...

Celalettin Kurt

Edebiyat Dunyamız

1960 Yılında Elbistan’da doğdu. İlk-Orta ve lise tahsilini Elbistan’da tamamladı. Yüksek tahsilini İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsünde tamamlayarak, öğretmenliğe başladı. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde öğretmenlik ve idarecilik görevlerini sürdürdü. 2007 yılında, emekli...

Suzan ÇATALOLUK

Edebiyat Dunyamız

Tokat’ta doğan Suzan Çataloluk ilk ve orta Okulu İstanbul’da, liseyi Erzurum’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Çocuk Suçluluğu” konusunda master yaptı. Uludağ Üniversitesi Eğitim...

Süleyman Ağa Baydili

Edebiyat Dunyamız

11 Şubat 1959 tarihinde Elazığ'da doğdu. TRT Ankara Televizyonu Belgesel Programları Müdürlüğü'nde çalıştı. Bu sırada bir çok belgesele imza attı. TRT'de 'Bir Kitabın Hikayesi' isimli belgeseli ilgi çekti. TRT'den istifa...

Neyzen Tevfik

Edebiyat Dunyamız

Abdullah SATOĞLU Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan, mevkiden ve paradan hoşlanmamış; hiçbirşeye sadakada sarılmamış, istediği gibi, bildiği gibi yaşamış olsun. İşte Neyzen Tevfik budur...1879'da Bodrum'da...

Behzod FAZLIDDİN

Edebiyat Dunyamız

Behzod Falıddin, 1983 Özbekistan Cumhuriyeti Namangan bölgesi doğumlu olan Behzod Fazliddin lisans eğitimini Özbekistan Devlet Cihan Dilleri Üniversitesi’nde uluslararası gazetecilik Bölümü’nde tamamlamıştır. Yüksek lisans eğitimini Dünya Ekonomisi ve Diplomasi Üniversitesi’ninda ayni  bölümumde tamamlayıp, Özbekistan Cumhuriyeti...

Bahtiyar VAHAPZÂDE

Edebiyat Dunyamız

Türk dünyasının görkemli şairi 20. yy. Azerbaycan edebiyatının şiirinin muhteşem siması şanlı milletimizi büyük mütefekkiri Bahtiyar VAHAPZÂDE ister Azerbaycan Cumhuriyetinde isterse de onun sınırları dışında şiirleri ve eserleriyle tanınmış ve...

ÖYKÜ / ROMAN

REFİK HALİD KARAY - ZİNCİR

İşsiz, güçsüz kaldığım gurbet ellerinde köşe pencerem, kendimce Abdülhak Hâmid'in "Kürsü-i temaşa *"sı yerine geçerdi. Yabancı memleketlerde bir kasabaya sokulup uzun süre yaşamaktaki ezginliğin ne olduğunu bilir misiniz? Beş, on gün...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Yüzbaşı Nakiyüddin Bey öğrencilerinin Fransızcasının ilerlemesi için elinden geleni yapıyordu. Onlara edebiyat eserlerini sevdirerek bu işi çözebileceğini biliyordu. Fransız yazarları tanıtıyor ve eserlerini okutuyordu. O gün romantizm akımından bahsedecekti: “Çocuklar”...

TARIK BUĞRA - HAVUÇLU PİLAV MESELESİ

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bu kara gün pazar, başka türlü geçerdi. Karımı düşünmek...

SUZAN ÇATALOLUK - AHENK

Parmağını uzattı, tam değecekti ki hemen vaz geçti. Derin bir hayranlıkla seyre daldı. “Bu nasıl bir güzellik böyle,” diye düşündü elinde olmadan. “Bu nasıl bir ahenk? Şu renklere bak, şu derinliğe...

YAZMAYA NERDEN BAŞLAMALIYIM?

Yazmaya başlamadan önce ne yaptığımızı ve ne amaçla yaptığımızı bilmek gerekir. Yazmak nedir? Ne için yazıyoruz (ki bu son derece kişisel bir sorudur ve cevabı da kişiye mahsustur)? Ancak bu...

HALK HİKÂYELERİNDE BİR İMAJ OLARAK BAĞ …

Her edebî ürün belirli bir zamanın ve sosyal şartların neticesi olarak tezahür eder. Bu gerçek- lik sözlü kültür verimleri için çok daha fazla bir anlam ifade eder. Zira sözlü kültürün...

HÜRRİYET

Hürriyet, havalı Hürriyet. Yürüdüğü zaman yeri göğü titreten, belediye reisinin karısı Hürriyet. Deniz kenarındaki muhteşem köyümüzün  belediyelik olduğu zamanlardı. Çok göç verdik. Kıymete bineceğini bilselerdi kimse göçmezdi. Sonraları muhtarlık oldu. İlçeye...

ALFABE MÜELLİFİ AHMET HİLMİ GÜÇLÜ

Küçüklüğümden beri en büyük idealim olan "Gazetecilik" mesleğine atılmam "Alfabe Müellifi" Ahmet Hilmi Güçlü Hocanın tavassutu ile mümkün olmuştu. Hocanın o zaman "Hakimiyet" gazetesinde başyazı yazdığını biliyordum. 8 Kasım 1951 günü...

ÖMER SYEFETTİN - PERİLİ KÖŞK

Sermet Bey döndü, arkasındaki bekçiye, – İşte bir boş köşk daha! Dedi. Küçük bir çam ormanının önünde beyaz, şık bir bina, mermerdenmiş gibi göz kamaştıracak derecede parlıyordu. Tarhlarını yabani otlar bürümüş. Bahçesinin...

ŞAİR ve ŞİİR

AHMET YILMAZ SOYYER

Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz bebekken ayrıldıkları için annesinin yanında büyüdü ve dedesi 1924...

Sinün yüzün güneşdür yoksa aydur

SULTAN VELED'den Sinün yüzün güneşdür yoksa aydur Canum aldı gözün dakı ne eydür

BIRAK BENİ HAYKIRAYIM ŞİİRİNİN TAHLİL…

Millî Bir Figür Olarak Şairin Sesi: Bırak Beni Haykırayım Ben en hakîr bir insanı kardeş sayan bir rûhum;Bende esîr yaratmayan bir Tanrıya îman var;Paçavralar altındaki yoksul beni yaralar; Mazlumların intikamı olmak için...

NEDİM - TAHLİL- Bir safa bahşedelim gel ş…

ŞARKIBir safa bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâdaGidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’aİşte üç çifte kayık iskelede âmâdeGidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’aGülelim oynayalım kâm alalım dünyâdanMâ-i tesnîm içelim çeşme-i nev-peydâdanGörelim âb-ı hayât...

İBRAHİM SAĞIR

   Rahmetli Rasim Köroğlu sık sık şöyle derdi; ‘’Bir küçük salon kiralayacağım, dernekteki arkadaşları, eşlerini, dostlarını arkadaşlarını çağıracağım. Herkesi tek tek anlatacağım, bakalım nasıl olacak?’’           Eskişehir Şairler Derneği’nde her kişi...

DİVAN EDEBİYATINDAN SEÇMELER

Baki’den Kadrini sengi musallada bilüp ey Baki Durup el bağlayalar karşında yaran saf saf   Fuzuli’den Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb Kılma dermân kim helâkim zehri dermandadır   Bende Mecnûn'dan füzûn âşıklık istidâdı var. Aşık-ı sadık benem...

KALENDERİ BİR ŞAİRİN DİVANI‟NDAN YANS…

Kalender kelimesi sözlükte “dünyadan elini çekip başıboş dolaşan (derviş); dünyadan elini eteğini çekip her şeyi hoş gören (kimse).” (Devellioğlu 2013: 581). Bir başka sözlükte “dünya işlerini bir kenara bırakmış kendince başıboş dolaşan (derviş); kendi halince...

ÖMER KAPLAN KOZANOĞLU

1973 yılında Adana Feke’de doğdu. Köy ilkokulundan sonraki eğitim hayatını parasız yatılı, Fen Lisesi, Tıp ve Tıp’ta uzmanlık olarak sürdürdü. Çocukluk yıllarından beri şiirle ilgilendi. Bir çok dergide şiirleri yer...

XIX. ASIR ÂŞIKLARINDAN BEŞİKTAŞLI (TOKAT…

Başlangıcı XVI. asra dayanan ve tarih sahnesinde kesintisiz süreklilik göstermek kaydı ile günümüze kadar ulaşan âşık edebiyatı ve geleneği Türk edebiyatı ve kültürünün en verimli alanlarından biridir. İçinden geçtiği her...

SORULARA CEVAPLAR

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

Dâhilîdir sadme.. hâriçten değil.. aslâ değil! Sonra, olmaz ez-kazâ dünyâda bir şey, böyle bil! Nâgehânî lâfzının ma’nâsı yoktur, herzedir: En beyinsizler bu...

ARİF NİHAT ASYA’NIN ŞİİRLERİNDE

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

 1.Giriş Kıbrıs, eskiden beri Türk’ün ilgi alanı içinde önemli bir yere sahip olmuştur. Türkiye, askerî olsun, siyasî ve ticarî olsun, yaptığı her türlü planda,...

NAMIK KEMAL’E DAİR ÜÇ DİKKAT

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

Tanzimat döneminin topluma ve dünyaya en açık kalemlerinden biri Namık Kemal’dir (1840-1888). Onun hayatı bazen melodrama kaçan bir romana bazen de romantik bir şiire...

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI (

Edebiyat Dunyamız

Türklerin İslamiyet'e girmeden önce meydana getirdikleri edebiyattır. Başlangıçtan 11.yüzyıla kadar sürer. Sözlü ve yazılı olmak üzere ikiye ayrılır. 1) Sözlü Edebiyat...

GÖNÜL NEDİR BİLİR MİSİNİZ?

Feride Turan

Eğer cevabınız “hayır” ise yazıyı okumayı bırakın. Bu gönül yolculuğu başlamadan bitsin. Bu yazı, gönül nedir bilenler içindir. Yalnız burada “bilen” derken Yunus...

KAMLIĞIN ENTELEKTÜEL SAHNEDEKİ GÖRÜ

Metin SAVAŞ

Hüseyin Nihal Atsız (bariz bir şekilde) herhangi bir şöhret değildir. Gerek ideolojik kimliğiyle, gerekse Türk edebiyatındaki konumu itibarıyla Atsız pek çok meşhura...

EDEBİYAT SANATI

Ahmet URFALI

   ‘’Dil; insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta, kendine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli...

digertumyazilar