Cumartesi 7 Aralık 2019
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

kilimdokuyanlarEller ne çok işe yararlar. Hayata tutunduğumuz, hayatı kavradığımız, işlediğimiz, ördüğümüz, inşa ettiğimiz, meydana getirdiğimiz, sevdiğimiz, hatta yok ettiğimiz her şeyi, her şeyi ellerimizle yaparız.

Bütün uzuvlarımız gibi ellerimiz de değerlidir. Ne çok işe yarar ellerimiz. Yazmayı sever, yoğurmayı sever, yıkamayı sever, dokunmayı sever, dokumayı sever, halı dokur kilim dokur ellerimiz.

Bir kadının elleri değerlidir. Kadın demek aile demektir biraz da. Aile bütün toplumlar için önemli bir kavramdır. Türk destanlarında ve Dede Korkut hikâyelerinde gördüğümüz aile yaşayışında, gelenekler ve töre hâkimdir. Soyun devamlılığı, sadakat, çalışkanlık, fedakârlık ondadır. Gerektiğinde evin reisidir, kadın ata biner, ok atar, ava çıkar, uyanıktır. Bozkır kültürünün elleri, Yaratılış destanındaki Ak-Anadır onlar.




İşte bu kutsal eller, motif diğer adı ile Örge denen ve yan yana gelince bir bezek, süs oluşturan süsleme öğelerini kilimlerinde halılarında nakış nakış kullanırlar.



İlk halı yapımının yeri ve zamanı tarihçiler tarafından kesin olarak belirtilemese de ilk halı örneklerinin M.Ö. 500'lü yıllardan bu yana Orta Asya, Anadolu, Türkmenistan, İran ve Çin'de üretildiği yaygın olarak doğrulanan bir bilgi. Halıcılık sanatı Türklerle gelişim göstermiş bugünlere kadar gelmiştir. Halıcılık Türklerin dünyaya bir armağanıdır. Göçebe yaşayan halk çadırını rutubetten, nemden korumak için tenteneleri dokumuş keçi yünü koyun yünü kullanarak “Kilim” adını verdiği zemin örtüsünü üretmiştir. Kilim dünya edebiyatına Türkçe bir kelime olarak girmiştir.

Bu kınalı eller yüzyıllar boyunca özen, emek, sabırla ilmek ilmek, dokumaktan hiç vazgeçmemiş nice aşklarını, sevdalarını, hasretlerini, dertlerini, kederlerini, ümitlerini anlatmışlardır eserlerinde. Dokudukları kilimlerde kullandıkları her motife bir anlam yüklemişler. Kilimin renginde, desenlerinde yüreklerinin gizli sesini dile getirmişlerdir.


       Zaman zaman, anlamlı, içsel, bir hikâye anlatılır.                               

“Bir gün Yörük beyi obasını gezerken bir çadırın önündeki halı tezgâhına uzun uzun bakmış.
“Bu kilimi dokuyan kızın babasını çağırın bana” demiş.

Kızın babası Yörük beyinin yanına gelmiş. Yörük beyi adama,

“Efendi, kızı gönlündekine ver” demiş.
“Fakirlik cana tak etti beyim, daha zengin bir talibi var.” diye cevap vermiş adam.
Yörük Beyi,

“Sevenleri ayırma efendi, kızın gönlü kimdeyse kızını ona ver” demiş ve eklemiş,

“Kızına da söyle bundan böyle bunca al vurmasın yeşile”  

.   

“Anadolu kilimleri renk ve motifleri ile dokunduğu bölgenin karakterini taşır. Bu karakter renklerde başlar motif ve desenlerde dile gelir. Dokundukları yerlere göre isimlendiren Antep, Afyonkarahisar-Emirdağ, Çorum-Bayat, Gümüşhane–Kelkit, Isparta, İzmir Bergama, Kayseri-Sarız-Hereke, Kırşehir, Karaman, Siirt, Silifke, Sivas, Emirdağ, Uşak-Eşme kilimleri gibi bölgelerin kilimleri en ünlü kilimlerimizdendir.” 1

Yöreden yöreye değişiklik gösterse de Türk halılarında gelenekselleşmiş bazı motifler vardır ki yüzyıllardır anlamlarını yitirmemiş ve bugün hala kullanılmaktalar. Bu motiflerin dört ana teması vardır; Doğum, hayat, ölüm ve ölümsüzlük. Halıya doğum motifleriyle başlanır hayat ve ölüm motifleriyle bitirilir.

“Eli Belinde Motifi dişiliğin simgesidir. Sadece doğurganlığı değil uğur, bereket, kısmet mutluluğu da simgeler. Erkekliği, gücü temsil eden “koçboynuzu” halıyı dokuyan kızın evlilik istediğini dile getiren “küpe”  ve “saç bağı”motifi, hayatın güzelliğini anlatan “akan su motifi” Dut, karpuz, kavun, nar, incir, üzüm, bitki ve  yılan, ejder, koç, boğa, geyik, kelebek, balık gibi, hayvanlardan oluşan formda bereket motifleri sonsuz mutluluğu ifade eder. Bukağı” motifi aşk ve birleşmeyi simgeler. Pıtrak motifi üzerindeki dikenlerin kötü gözü uzaklaştırdığına inanılır. Ayrıca meyve bolluğunu da simgeler. El, parmak, tarak motifi,

kuvvet, kudret ve hükmetme gücünü simgeler. Yaşamın korunması için işlenen motiflerden bazıları "muska", "nazar boncuğu", "dulavratotu", "ejderha" ve "kurt ağzıdır.

Kuş motifi birçok anlamı birden barındırmasına rağmen yaygın olarak ölümü simgelemek için kullanılır. Son tema olarak, ölümsüzlüğü anlatmak için ise "yaşam ağacı" ve genelde bu ağacın üzerinde uçarken temsil edilen "can kuşu" motifleri kullanılır. Yılan en eski tanrılardandır. Yılan motifi hayatın güçlerinin efendisidir. Ejder motifi havanın ve suyun hâkimidir. Ejder ile Zümrüdü Anka’nın kavgası bereketli yağmurlar getirir. Selçuklu kervansarayları ve çeşmelerinde ejder ebedi hayat, sonsuzluk ve mutluluk sembolü olmuştur.  Akrep motifi korunma amaçlı motiflerden biridir. Bu motif şeytanın ruhunu temsil eder.  Her an pusuda öldürmek üzere bekleyen akrep, kötü niyetin ve nedensiz kavganın bir simgesidir Nasıl kendisini nazardan korumak için göz işaretli nazarlıklar kullanıyorsa, zararlı mahlûkata karşı da kilimlerinde, dokumalarında akrep motifini kullanmaktadır.” 2


Sadece figüratif desenler değil, halı, kilim sanatında renkler de anlam yüklüdür. Kırmızı dostluk ve sevgiyi, sarı nazarı, mavi umudu ve yeşil ise ayrılığı simgeler.

Bu motiflerin her birinin bir hikâyesi var elbet ve tabi ki renklerin de. “Kök boyalarla yapıldığı için renkleri yıllarca solmadan kalabilir. Kilimlerin renklerinin yıllarca bozulmadan kalabilmesinin sırrı tamamen doğal olmalarıdır. Sarı kimyon ve hardal otundan, unutma beni çiçeği ile dağ lavantasının demir kazanlarda günlerce kaynatılmasıyla oluşan yeşil, taze ceviz kabuğundan kızıl kahverengi, sumak otundan alınmış morumsu kahverengiler, pelit ile servi kozalaklarının kaynatılmasıyla bulunmuş parlak siyahlar, kırmızı, kızılçam kabuğundan; sarı ve tonları sumak, gence, sütleğen, katır tırnağı ve safran gibi bitkilerin kök dal ve çiçeklerinden; kahve rengi, ceviz, mazı ve meşenin yaprak ve meyvelerinden; yeşil yabani naneden; siyah sumaktan, mavi, Hint bitkisi otundan kaynatmak suretiyle elde edilir. Renkler, bitkilerden, bir başka deyişle topraktan elde edilen, ama toprak olana kadar solmayan, güneşe dayanıklı renkler olup, bitki köklerinden, yapraklarından veya meyvelerinden yapılan kök boyalardır. İplikler çoğunlukla koyun yünü ve pamuk olup, yerine göre öküz, deve ve at tüyü ve keçi kılı da kullanılır.” 3

Evet bunların hepsinin nasıl yapıldığını, nasıl emek verildiğini, Istarın(Dokuma tezgahı) balkona nasıl kurulduğunu, Kulaçların (iplerin) nasıl hazırlandığını, Bu iplerin menik (küçük ipler şeklinde) hazırlanışını, Girgeneleri elime alışımı (kilimi dokuyan demirden aletler) Kirkitle acemi acemi iplere vuruşumu, annemlerin biz çocukları nasıl kovaladıklarını,sonra seleser, oymalı, koçboynozu, aynalı, çomçalı hepsinin nasıl dokuduklarını hatırlıyorum. Şimdi kilim dokuyan bizim oralarda (Emirdağ) da kalmadı. . Benim evimde altmış  yıllık dokuma kilimim var seccadem var, annemin, teyzelerimin halalarımın göz nuru ile dokunmuş kilimler. Değerleri o kadar yüksek ki. Sanat eserleri onlar. Ve dokumacılık yok olmaya devam ettiği sürece yenileri olmayacak ne yazık ki…


Peki bugün dokuma sanatı yok mu oluyor? Daha önceleri taşrada ve kırsal kesimlerde dokunan halıların ve kilimlerin yerini makine halıları,  sentetik halılar, ithal suni halılar aldı. Onlar da ruhsuz, estetikten uzaklar maalesef. Bizim motifleri yaşatmamız lazım. Türkiye’de dokumacılık sanatı bazı yerlerde yapılıyor ama sayıları yetersiz. Meslek Yüksek okullarında dokuma bölümleri gibi ya da küçük yerlerde kadınların çalışarak ev ekonomisine katkı sağlayacağı küçük atölyeler, Belediyeler ve Halk Eğitim merkezleri dokumacılığı canlandırabilir.

Bunun yanında motifleri başka şekillerde yaşatan sanatçılarımız var. Onlardan bir tanesi de Zeynep Balkanal. O Kaati sanatıyla motifleri önce yapraklara oydu yapraklarda motifleri dans ettirdi sonra da keçeye sihirli dokunuşlarda bulundu. Motiflerin keçe üzerindeki uçuşları, duruşları harikaydı. Onun sanatında motifler gerçekten dans ediyorlar. Tıpkı dokuma kilimlerde dans eden motifler gibi.

AYLA COŞKUN CEREN


Kaynakça:

1- trend.mynet.com/motiflerin-gizli-dili-1037356

2-Çatalhöyük’ten Bugüne Anadolu Motifleri. Mine Erbek.

3-Ahmet Urfalı. Emirdağ Kilimleri Tarihe mi karışıyor?

Yazar Hakkında

Ayla Coşkun CEREN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

SHAKESPEARE MÜSLÜMANDI NEYLEYİM...

İznik; asırların imbiğinden süzülen bir medeniyet tezgâhı. Tezgâhında insanı ve...

AYRILIK

“Üç derdim var birbirinden seçilmezBir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm” diyor Kar...

BALKAN TAŞRASININ GÖZBEBEĞİ "ZENİCA…

Bir ülke veya bir şehir sizi önce terminalleriyle karşılar. Sonra ticari taksile...

DİŞİ KURT OLARAK EV

Ahmet Hamdi Tanpınar “Huzur” romanında şöyle der: “İnsanın sevdiği bir ev olunca...

SANMA ŞAHIM HERKESİ SEN SÂDIKANE YÂR OLUR

“Aşk ikliminde Selim kimdir, dedin. Kim olacak! Bir biçare, bir hakîr, bir bela-...

TÜRKMEN KADIN GİYSİSİ: SAYA

Saya kelimesi anlam olarak; ayakkabının yumuşak olan üst bölümü, koyunların ka...

SOSYAL SERMAYE

İnsanlar güce tabi olmak isterler. Bu, içinde bulunulan toplumun ahlaki nor...

KARŞITLIK FELSEFESİ VE MİLLİ ENTELEKTÜEL SORU…

Çin kültüründe Ying Yang olarak bilinen karşıtlık felsefesini genel hatlarıyla a...

OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ

“Volkan gibi lâv atmış, ne susmuş ne sönmüşüm Ben bir fikir uğruna çılgınlara dö...

PEYAMİ SAFA-3

Yirminci asır Fransa'sının en büyük romancısı Marcel Proust der ki: «Dünya bir k...

İNSAN, TANRI’NIN MUCİZELERİNİN SONA ERDİĞİ YER

Oldum olası sanatçıların yetişmesinde kültürel bir ortam olarak mekânın ayrı bir...

ÂLİM VE ŞÂİR BİR DEVLET ADAMI: KADI BURHANEDDİN

Kadı Burhaneddin, Oğuz Türkçesinin yanında Doğu Türkçesine de hâkimdir. Şiirle...

PROF. DR. FERRUH AĞCA’NIN UYGUR HARFLİ OĞUZ KAĞAN DESTA…

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim üyesi P...

ANADOLU'NUN DİLİ GÜÇLÜ OZANI : ÂŞIK VEYSEL

Dost dost diye nicesine sarıldım Benim sadık yârim kara topraktır. Beyhude d...

YEMEN (BÜYÜK TÜRK MEZARLIĞI)

 - Yemen’e gidip de dönebilen dedem Gazi Ahmet ÇAVUŞ’un aziz hatırasına- Y...

GÂVURDAĞI ÂŞIKLIK GELENEĞİ- BOZLAK VE BARAK HAVALARI

Bölgedeki Türkmen topluluklarının konargöçer yaşama biçimleri, tarihi süreçleri ...

Bu kategorideki Diğer Yazılar...

Kırmızı Kitaplar

GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Şair ve Şiir

ŞİNASİ'DEN BİR KASİDE TAHLİLİ

MUSTAFA REŞİD PAŞA İÇİN KASİDE1. Gelelim zât-ı Reşid'in şerefi mebhasineSöz mü var devleti ihyâya olan meb'asine2. Şensin ol fahr-ı cihân-ı medeniyet ki hemânAhdini vakt-i saâdet...

FUZÛLÎ VE BÂKÎ DİVÂNI’NDA BELÂ KAVRAMININ KARŞILAŞTIRIL…

Kur’ân ve hadislerde sıklıkla geçen ve Divan şiirinde de hayli fazla geçen kavramlardan biri olan belâ kavramı, divan şairleri tarafından farklı anlam ve mazmunlarla ifade edilmiştir. Belâ kavramı Türkçe sözlükte iki...

DİVAN EDEBİYATINDAN SEÇMELER

Baki’den Kadrini sengi musallada bilüp ey Baki Durup el bağlayalar karşında yaran saf saf   Fuzuli’den Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb Kılma dermân kim helâkim zehri dermandadır   Bende Mecnûn'dan füzûn...

TEVFİK FİKRET VE TÂRİH-İ KADÎM

Târih-i Kadîm Beşerin köhne sergüzeştinden  Bize efsâneler terennüm eden;Bizi, âbâ-i bî-vücûdumuzun  Cevf-i mâzîde bir siyah ve uzun  Gece teşkil eden hayâtından  Ninniler ihtira edip uyutan;

Bu kategorideki Diğer Yazılar...

Yazarlarımızdan Seçtiklerimiz

KADIKÖYÜ’NÜN ROMANIBİZE BİR HÂL OLDUSosyal Medyada Anlam/AnlayışSÖZÜMÜZE NE(LER) OLUYOR (1)CENAB ŞAHABEDDİN’İN “SENİ DİNLERKEN” ŞİİRİ ÜZERİNE NOTLARMEHMETÇİKKIRIM: SÜRGÜNDE YEŞEREN VATANVEFA DUYGUSUDENK(LİK)KUTADGU BİLİG’DE AHLÂK KAVRAMIGÖNÜL NEDİR BİLİR MİSİNİZ?ÇANAKKALE’DE MUSTAFA KEMALKÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...SÖZÜMÜZ BİZİ SÖYLÜYORBÜYÜK TÜRK BİLGİNİ, AYAKLI KÜTÜPHANE: KÂTİP ÇELEBİMUM KİMİN YANAN KERKÜKKİM KİME/NEYE EMANETKARAR / KARASIZLIKANADOLU’YU AYDINLATANLAR- GÖNÜLLER SULTANI: MEVLÂNÂKOCA BİR ALEM İÇİNDE YALNIZIM NAZİF

digertumyazilar