Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

gıldolakSabaha karşı Sarı İbik’in sesi ile uyandı herkes.  Tarlaya gidilecek, bostan çapalanacak. Toprak içinde ayrık otları temizlenecek. Bugün çok iş var. Ege Bölgesi’nin bu küçük kasabasında küçücük bir köydü burası. Haşhaşın morumsu eflatun, beyaz çiçekleri dalların ucundan tek tek sarkıyordu. Bu güzel çiçeklerden gelişen meyveler, içinde çok sayıda tohum bulunan birer fıçı gibiydi. Rüzgâr vurdukça sallanan bu fıçıların delikli kısmından çıkan küçük kara tohumlar çevreye saçılacaktı. Sonra anaların ellerinde haşhaşlı ekmeğe dönüşecek, yemesine tadım olmayacaktı. Gengerin, katırtırnağının, aslanoğlanlarının, papatyaların, gelinciklerin renkleri, etrafa yaydığı kokuları insanı coşturuyordu. Bu güzellikler arasında kalmış küçük bir cennetti bu köy.

Mehmet’in küçük iken ölmüştü babası. Artık büyümüş annesinin dayanağı olmuştu. Oldukça uzun,  iri yapılı, atletik bir gençti Mehmet. Annesi seslendi:

“Hadi oğul, öğlen oldu.”

“Yettim ana geldim.”

Ana oğul küçücük tarlalarının yolunu tuttular. “Bugün planlanan işleri bitirmeli” diye geçirdi aklından Mehmet.

Başında yine keçi kılından yapılmış ince dolaması vardı. Onu bir türlü çıkarmaz ayrı bir muhabbet duyardı. Bundan ötürü köylüler ona gıldolak ismini vermişlerdi. Köyün öbür ucundan Fadime’ye sevdalıydı. Sevdalarını bilmeyen yoktu. Köyde herkes severdi Gıldolağı. Yiğitti, cesurdu, mertti, sözünün eriydi.

Güzel türküler yakardı Fadime’ye.  Türküleri dilden dile kasabaya kadar gider olmuştu. Küçük kaçamaklar, gizli buluşmalar hoşuna gidiyordu ikisinin de. Fadime köyün en güzel kızıydı.

Sonunda köy muhtarının da araya girmesi ile bu genç sevdalılar evlendiler. Artık köy daha bir güzeldi Gıldolak’ın gözünde. Gökyüzü daha mavi, buğdaylar daha başaklı, kuşlar daha güzel ötüyordu.

Kurtuluş Savaşı yıllarıydı. Vatanın her karışı düşman çizmesi altında inliyordu. Yunanlılar buralara kadar sokulmuştu. Seferberlik başladı. Eli silah tutan herkes cepheye gidiyordu. Gıldolak’ın yaşı askerlik yaşıydı, birliğine teslim olacaktı ama bir yandan da düşünüyordu. Karısının hasretine dayanmak zordu. Anasına kim bakar, ekmek parasını kim kazanırdı? Bu düşünceler arasında Gıldolak, tümenine teslim oldu. Aradan aylar geçti.

İlk Yunan tümeni 19 Ağustos 1921 sabahı Sakarya’ya doğru ilerliyordu. Türk Birliklerinden 61.Tümenin 174. Alay komutanı ve yakın taburları kilit noktalarda mevzilenmişlerdi. Bu akşamki yemekleri bulgur pilavı ve yoğurttu. Yunanlılar gittikçe Ankara’ya yaklaşıyorlardı. Yunan Kolordusu Emirdağ Kasabasında dinleniyordu. Kasabadaki fırınları ve pek çok evi ele geçirdiler. Evler erzak deposu olacak, fırınlar Ankara’ya ilerleyen orduya ekmek çıkartacaktı. Kasaba halkına etmedikleri zulüm kalmamıştı. Kasabada yaşayan Rumlar bunlara engel olmaya çalışmışsa da kimseyi dinlemiyorlardı. Tarlaları yangın yerine çevirdiler.

174.alay o sabah mürettep tümen oluşturdu. Keşif birliği yapıldı. Mehmet zaten oraları iyi bilirdi. Kendi memleketiydi. Keşif birliği köylü kıyafeti ile kasabaya girdi. Gıldolak keşif birliğine rehber oldu. Yunan taburlarının hareket noktalarını öğrendiler. Taburlar ileriye doğru hareketteydi. Kasabada kalanlar rehavet içerisindeydi. Türk askerleri sabaha karşı Yunan karargâhını bastılar. Bir avuç Türk askeri bu küçük kasabadaki Yunanlıları kahramanca dağıttılar. Yunan askerinin karınlarını doyurdukları fırınları yaktılar, yiyecek stoklarını kasabalılara dağıttılar. Bir ambar ağzına kadar kuru yiyeceklerle doluydu. Ayşe teyze teğmeni çağırdı. Ambarı gösterdi. İçerisi tıka basa yiyeceklerle doluydu. Yunanlılar yiyecek sevkiyatını buradan yapıyordu, belliydi. Teğmen bu kadar yiyeceği taşımak ya da imha etmek zor ne yapsak diye düşünürken Ayşe Teyze “ Gam çekme oğul bina benim dök gazı, yak gitsin.” dedi.

Kötü haber Yunan Kolordusuna çabuk ulaştı.

“Bir Türk birliği Emirdağ ‘ı basmış! Fırınları yakmış! Bütün yiyecek stoklarımız gitti.”

Yunanlılar Emirdağ’ına geri asker sevkiyatı yaptılar ama Türk Birliği gece Emir Dağları’nı aşmıştı bile çemberden sıyrılmıştı.

Mürettep tümendeki kişiler ayrı noktalardan kaçarak alayın mevzilendiği yerde buluştular. Mehmet ortada yoktu. Kasabada çok işe yaramıştı, onun sayesinde Yunanlılar büyük yara almışlardı. Tümen yerine ulaştığında Mehmet’ten hala haber yoktu.

Gıldolak o gece kimseye haber vermeden köyüne inmişti. Karısı çok hasta idi. Annesi elden ayaktan düşmüştü. Bir gün, iki gün derken günler geçti. Asıl maksadı sadece onları görmekti. Bir türlü tümenine gidip teslim olamadı. Ne yapacağını bilmiyordu, iyice şaşırmıştı. Gıldolak artık asker kaçağıydı. Karısı iyileşmiyordu bir türlü. Geceleri gelir onun tedavisiyle uğraşırım düşüncesi ile dağa çıktı. O vakitler dağa çıkan eşkıyalarla bir oldu.

Dağlar Gıldolak oldu. Yaylalarda geziyordu, bütün dağları köşe bucak ezberlemişti. Akşamları gizlice köye iniyor, karısına bakıyor, sabahın ilk ışıkları ile yeniden dağlara kaçıyordu. Binlerce kez birliğine gidip teslim olmak düşüncesi geçti kafasından ama iş işten geçmişti artık.

O bölgenin Kuvayı Milliye Reisi Arif Bey bir efsane isimdi. Cesurdu, yiğitti, mertti. Dağa çıkmış eşkıyaları askere çağırıyordu. Gıldolak diğerleri ile beraber bir türlü gidip teslim olmadı. Upuzun bir kovalamaca başladı sonra. Arif Bey eşkıya avına çıktı. Arif Bey Kara Seyit’i de yanına alarak iz sürdü. Kara Seyit aynı köyden dağları, ovaları iyi bilen iyi bir iz sürücüydü. Köyde herkes şaşkındı. Herkesin tanıdığı o yiğit, o mert kişi Gıldolak olamazdı. Gıldolak’ın kahramanlığını anlatıyordu köylü. Arif Bey pek çok haber gönderdi dağdakilere. Teslim olurlarsa hiç birine zarar verilmeyecekti. Günlerce sürdü bu takip. Bir sabah kara haber köye ulaştı. Arif Bey eşkıyaları bir inde(Karataş’ta) bastırmıştı. Hepsi ölmüştü.

Gıldolak’ın evi yangın yeriydi şimdi.  Sonra karısı şu türküyü yaktı Gıldolak’ın ardından.

Gıldolağın eğlencesi Karataş
Ne anam var ne babam var ne gardaş
Beşli mavzer olsun bana arkadaş
Alınan avlandım ona yanarım

Buldu da gidiyo şu Gara Seyit
Var mı sülalende böyle bir yiğit
Böyüt Macaroğlu Hasan'ı böyüt
Alınan avlandım ona yanarım

Arabaya binmiş ayağı yerde
Kanlı cepkeni de yüzüne perde
Kınaman komşular gençlik var serde
Alınan avlandım ona yanarım

Ayla coşkun Ceren

Yazar Hakkında

Ayla Coşkun CEREN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

TEDBİR

‘Düşüne düşüne görmeli işi / Sonradan pişman olmamalı kişi’, ‘Eşeğini sağlam kazığa bağla da…’ ifadelerini, eminim, sık duymuşsunuzdur. Tedbiri ve tedbirli olmayı anlatır bunlar ve...

KADİM LİTERATÜRDE DİLİN “İLÂHİ CİHETİ” ve ANTİK TABLET…

İnsanlık sadece bu çağda değil, târihin her devrinde kadim literatüre aynı suali sormuştur; İnsanın ve dilin kökeni ne? Dilin ilâhi ve beşerî ciheti târihçilerden ziyâde, kadim...

HAYY DEDİN ve DİRİLDİM!

Efendim! Hayy dedin ve dirildim! Hayy dedin! Ben bir zemberekteydim… Hayy dedin ve ben çark ettim! Meğer bir cezbe hâlinde yıllarca dönerken kelimelerim, etrafında çark ettiğimin farkında bile değilmişim. Öylesine...

ALİ AKBAŞTA SILA HASRETİ

Ali Akbaş, Türkiye’de hayli zamandır işleyeduran entellektüelleştirme mekanizmasının -tepeden tırnağa- içinden geçtiği halde, Anadolu insanının sıcak, sade, yumuşak yönlerini mizâcının aslî unsurları olarak saklamayı becerebilen...

ŞEHZÂDE MUSTAFA HADİSESİ

Bir şehzadenin, hem de devrin padişahı olan babası tarafından öldürülüşü ve bu hadisenin akabinde bir çok şairin bunu şiirlerinde işlemesi edebiyat tarihimiz açısından olduğu kadar...

SOSYAL MEDYANIN KAYPAK ZEMİNİ

Twitter ve Facebook şeklinde muhtelif ortamları bulunan sosyal medya bir iletişim ağı olarak bütün insanlığın gündelik hayatına derinlemesine nüfuz etmiş yeni bir olgudur. Sosyal medyayı...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR

1962 Eskişehir doğumlu. İlk, Orta ve Lise tahsilimi Eskişehir’de tamamladı. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl mezun olduğum...

YAPI, ANLAM VE KÖKENLERİ BAKIMINDAN AZERBAYCAN TÜRKÇESİ…

Söz varlığını oluşturan unsurlardan renk adlarını incelemeyi ve değerlendirmeyi amaçlayan bu çalışmada yapı, anlam ve köken bakımından Azerbaycan Türkçesindeki renk adlarının oluşum şekilleri ve özellikleri...

NUREDDİN YILDIZ HOCA'NIN YILDIZI ITRÎ İLE NEDEN BARIŞMA…

Tabloda bir hoca…Arkasındaki kütüphanede hadis, siyer, fıkıh ve tefsir gibi okunmayan, okunsa da anlaşılmayan, ezberlense de unutulan cilt cilt kitapların maşerî bekçisi... Hatta otoritesi… Yıllardır...

TÜRK ŞİİRİNDE NAZIM BİÇİMLERİ VE TÜRLERİ

Nazım Birimi Şiirde iki temel unsur vardır.Bunlar “biçimsel(dış)” ve “içeriksel(iç)” olarak sınıflanabilir. Biçimsel unsurların başında nazım birimi gelir. Şiiri oluşturan dize kümelerin “nazım birimi” denir...

OYSA CEMİYET HAYÂTI DENİLEN BU ÇAĞDAŞ ÇÖLDE KALBİN KALB…

Hiç sizi yaralayanı, öldürmek isteyeni, elinin çamuruna, yüzünün karasına bakmadan affettiğiniz oldu mu? Hayır mı?  “Sevgiyi senden öğrendim…” diyor şarkılar… Yalan! Gerçekte bir sevgi ve aşk varsa o, dünyanın...

TÜRKLÜK KAVRAMI VE SÖZLÜĞE BAKMAK

Herhangi bir sözün anlamını öğrenmek istediğimiz veya sözün ne anlama geldiği konusunda tereddüde düştüğümüz zaman sözlüğe bakarız. Sözlükler bunun için vardır. Çok iyi bildiğimizi sandığımız...

ZAMAN, DİL VE EĞİTİM

Zaman acımasızdır. Kendine ayak uyduramayanı affetmez. Zamanın gerekliliklerini yerine getiremeyen hemen her kurum yok olmaya mahkûmdur. Değişen şartlara uyum sağlamak isteyenler bünyesine her gün fikri ve maddi...

BİR YOLCULUK HİKÂYESİ

Sevdik birbirimizi, yakışmıştım ben sana. Gölgen gibiydim daima yanında, daima seninle. Yazın o kavurucu sıcaklarında, yollarda ahh!  o yollarda. Torosların kıvrım kıvrım inceliğinde, mis kokulu...

HALK HİKÂYELERİNDE MİTOLOJİK SAYILAR VE RENKLER

Mitolojinin zengin dünyası içinde yer bulan sayılar ve renklerin görünümleri halk hikâyelerine de yansımıstır. Böylece hikâyelerde islenen sayılar ve renkler, mitolojik kökenli olmalarından dolayı, hikâyelere...

PEYAMİ SAFA-1

Şair İsmail Safa'nın oğlu ve «Mahşer», «Bir Akşamdı», «Şimşek», «Fatih - Harbiye», «Dokuzuncu Hariciye Koğuşu». "Bir Tereddüdün Romanı», «Biz İnsanlar" romanlarının müellifi Peyami Safa'ya otuz...

BIRAKIN OYNASIN ÇOCUKLAR

Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim...

SANAT NİÇİN GEREKLİDİR?

“Sanatı olmayan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Mustafa Kemal Atatürk Çağdaş estetikçilerden Suzanne Langer “sanatçının dile getirdikleri kendi duyguları olmayıp, insan duyguları hakkında bildikleridir,” diyor...

İKİ KAVRAM: MİLLİ EGEMENLİK VE CUMHURİYET

Her millet, bugününü kendi iradesi doğrultusunda yaşamak, geleceğini de aynı iradeyle kurmak ister. Eğer bir toplum bu iradeyi kullanma bilincine ulaşmamışsa, hele hele onu başka...

KIZDIRAMAZSIN BENİ!

Doğrusunu söylemek gerekirse şimdiye kadar hiç duymadığım bir cümle: “Kızdıramazsın beni”. Bilakis sabır törpüsü olduğum durumları hatırlıyorum. Oysa Nasreddin Hoca fıkraları yakından baktığımızda kulağımıza fısıldar...

ÖĞRETMENE MEKTUP

SEVGİLİ ÖĞRETMENİM, Beni tanıdığını, beni anladığını biliyorum. Sana güvenerek içimden geleni seslendirmek istedim: Hayat bu, kimi ağlar kimi güler; sen gülümse öğretmenim. Özün güldükçe yüzün gülüyor. Her...

MİLLÎ EDEBİYATIN ÖNCÜSÜ: MEHMET EMİN YURDAKUL

1921 yılında, Türkiye bir ölüm-kalım savaşı içindedir. Milletin tek umudu Mustafa Kemal Atatürk’tür…Anadolu’nun dişini tırnağına takıp Kurtuluş Savaşı’na “Ya istiklâl, ya ölüm!” parolasıyla katıldığı günler, Ankara’ya bir...

OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ

“Volkan gibi lâv atmış, ne susmuş ne sönmüşüm Ben bir fikir uğruna çılgınlara dönmüşüm!... ”Hacmi küçük olmasına rağmen, gerçekten büyük bir dâvayı, mazisini kaybeden bir...

MİLLİ EGEMENLİK

Egemenlik, TDK sözlüğünde; ‘’Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet.’’ anlamında kullanılmaktadır. Başka sözlüklere de bakıldığında aynı ifadeyle karşılaşmak mümkündür: ‘’...

AZERBAYCAN, İRAN VE TÜRKİYE TÜRK HALK HİKÂYELERİNDE ERZ…

Türk halk hikâyelerinde mekân unsuru olarak şehirlerin, bu cümleden olarak Erzurum şehrinin önemli bir yeri vardır. Bazı halk hikâyelerinde ad, sıfat olarak görev alan Erzurum...

İRFAN ORGA - BİR TÜRK AİLESİNİN ÖYKÜSÜ

Kitapta savaş öncesi, savaş dönemi ve savaş sonrasında bir Türk ailesinde yaşanan değişmeler ve çektikleri ızdıraplar anlatılmaktadır. Yazar ve ailesi Sultanahmet Camisinin arkasında bir çıkmaz sokakta...

ÂŞIK PAŞA’NIN TORUNU, ÜLKÜCÜ BİR AYDIN: ÂŞIK PAŞAZADE

Ali Alper ÇETİN Onbeşinci yüzyılda Fatih Sultan Mehmed’le birlikte İstanbul’un fethini yaşayan, o günlerin hatıralarını yalın bir Türkçeyle yazdığı “Tevarih-i Âl-i Osman- Osmanoğulları Tarihi” adlı eseriyle bize...

CENGİZ AYTMATOV

(d. 12 Aralık 1928, SSCB - ö. 10 Haziran 2008, Almanya). Türk Dünyası'nın ünlü yazarlarından.[1]. Dünya edebiyatında tartışılmaz bir yere sahip kitaplarıyla Türk kültür zenginliğini...

PROF.DR. RAHMİ KARAKUŞ İLE FELSEFE VE TÜRK FELSEFESİ ÜZ…

Değerli Hocamız Prof.Dr. Rahmi Karakuş ile “Felsefe, dünya görüşü, ideoloji, Türk düşüncesi, bir Türk felsefesi ortaya konulabilir mi, imkânlar, prensipler, değerler…” üzerine konuştuk. Hocamız geleceğe...

NÎGÂRIM DİLBERİM YÂRİM NEDÎMİM MÛNİSİM CÂNIM - NESİMÎ

(XIV. YÜZYIL) Nîgârım dilberim yârim nedîmim mûnisim cânım Refîkim hem-demim ömrüm revânım derde dermânım Sevgilim, dilberim, yârim, alışığım, canım; Yoldaşım, ayrılmazım, ömrüm, ruhum, derde dermanım

ÇAM KOZALAĞININ İSYANI - ÖYKÜ

Çam ağacı mutluluk içinde yemyeşil ormanda, sarı yıldızların altında huzurlu yaşıyordu. Çalışan diğer ana baba çam ağaçları gibi; --Huzur dolu günler gelip geçti. Ne zaman mı? Elbette bu...

KİMİ (NİÇİN) AFFEDELİM

Nefret ve intikam hissi, bize büyük zarar(lar) verir. Affetmek, geçmişteki olumsuzlukların tesirinden kurtulmak, onların hayatımızı kontrol altında tutmasına son vermektir. Nefretin gittikçe arttığı günümüzde affetmeye her zamankinden...

Muhakemetü'l Lügateyn Nedir?

Ali Şir Nevai’nin yazdığı, kelime anlamıyla “İki dilin kıyaslanması” anlamına gelen Muhakemetü'l Lügateyn’i inceleyeceğiz bu yazımızda.. Muhakemetü'l Lügateyn Nedir? Muhakemetü'l Lügateyn, Orta Asya edebiyatının Çağatay sahasının en...

PROF.DR. Saadettin Yıldız ile Türk Dili,Dil, Kültür ve …

Hocamız saygıdeğer Prof.Dr. Saadettin Yıldız ile "Dil" ve "Edebiyat" üzerine konuştuk. Sorularımıza öyle cevaplar verdi ki ufkumuz açıldı, pek çok şey öğrendik. Bu keyifli sohbeti mutlaka okuyunuz...

NİHAL ATSIZ

Türkçülük ülküsünün büyük önderi, kudretli şâir ve tarihçi Nihal Atsız’ı 11 Aralık 1975 günü, beklenmedik bir anda kaybettik. 1975 yılı içinde Arif Nihat Asya, Necdet...

TÜRKÜ(LERİMİZ) BİZİ SÖYLÜYOR MU(YDU)

Türkünün konusu insan ... İnsanın başından geçenler, insanın başına gelenler, insanların gönül ve ülkü dünyaları ... Bunların dile ve tele gelişi... Türkülerimiz köy köy, oba oba, burcu burcu...

MUSTAFA KUTLU’NUN BİSİKLETİ

-Bayram Kök Bey’e ithafen-Çok değil şöyle elli altmış sene geçmişe gidildiğinde Anadolu çocuklarının en büyük hayallerinden birinin “bisiklet” olduğu görülür. Sizinki gerçekleşti mi bilmiyorum ama...

DEMİRPERDE TOPLUMUNUN İRONİK VE TRAJİK ANLATISI: ÖLÜM H…

Azerbaycan’ın çağdaş yazarlarından Elçin Efendiyev’in (doğumu 1943) büyük romanı Ölüm Hükmü (1989)[1] yalnızca Azerbaycan’ın değil, Türk ve Dünya edebiyatlarının, özellikle de Batı Türkçesinin konuşulduğu coğrafyanın en önemli romanlarından...

TÜRK DİLİNİN GERÇEK SAVUNUCUSU: ÂŞIK PAŞA

Türk dilinin gelişmesi ve yayılmasında büyük hizmetleri bulunan, bu uğurda ölümsüz eserler yazan ilk Türkçeci şairlerimizden Âşık Paşa’nın kimliğini oluşturan başlıca öğe, onun Türk diline...

ŞEHİTLERİMİZ İÇİN

Ben Yemen ağıtlarıyla büyüdüm. Dedem Yemen gazisiydi, gidip de dönebilenlerdendi. Dedemin ağabeyi de Yemen’de şehit olmuştu. Dedem her gün makamıyla Yemen ağıtlarını havalandırırdı:Aman ana… Canım...

İSKENDER PALA’NIN ŞAH VE SULTAN ADLI ROMANINDA HALK BİL…

Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin en önemli vakalarından olan mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın ortaya koyduğu siyasi mücadeleler ile...

FAZE BAYRAKTAR

Zengin folkloru ile, mimarisi ile, gelenek ve görenekleri ile hepsinin üstünde bozulmayan insan karakteri ile otantik Türk kültürünü yaşayan ve yaşatan güzel beldelerimizden biri olan “Kastamonu”da, çeşitli...

GÖNÜL NEDİR BİLİR MİSİNİZ?

Eğer cevabınız “hayır” ise yazıyı okumayı bırakın. Bu gönül yolculuğu başlamadan bitsin. Bu yazı, gönül nedir bilenler içindir. Yalnız burada “bilen” derken Yunus Emre’nin “kuru...

ALİ AKBAŞTA SILA HASRETİ

Ali Akbaş, Türkiye’de hayli zamandır işleyeduran entellektüelleştirme mekanizmasının -tepeden tırnağa- içinden geçtiği halde, Anadolu insanının sıcak, sade, yumuşak yönlerini mizâcının aslî unsurları olarak saklamayı becerebilen...

Bu kategorideki Diğer Yazılar...

Error in function loadImage: The image could not be loaded.

Error in function redimToSize: The original image has not been loaded.

Error in function saveImage: There is no processed image to save.

DEDE KORKUT'U TANIYALIM

Tüm Türk topluluklarının, milletlerinin ortak kültürüdür. Dede Korkut; Dedem Korkut, Korkut Ata, Atam Korkut olarak da bilinir. Kazakistan, Türkmenistan,...

Bir Darbenin Anatomisi

Türk tarihçiliğinin en verimli kalemlerinden Yılmaz Öztuna, artık bir klasik sayılan Bir Darbenin Anatomisi kitabında Sultan Abdülaziz Hân’ın devletin önde gelen...

Sürgünden Soykırıma Ermeni İddialar

Ermeni soykırımı iddiaları değerlendirilirken, söz konusu dönemde Osmanlı Devleti'yle savaş halinde olan devletlerin arşivlerinden alınan belgeleri kullanarak araştırma...

Osman Yüksel Serdengeçti

Osman Yüksel SERDENGEÇTİ1917 yılında Antalya'nın Akseki ilçesinde doğdu. Asıl adı Osman Zeki Yüksel’dır. Serdengeçti dergisinde bu imzayla çıkan yazılarından dolayı bu...

Ruh Adam Romanındaki Uygur Masalını

Metin SAVAŞ

Türk edebiyatının kült romanlarından Ruh Adam’ın başlangıç bölümünde bir Uygur masalı yer alır. Roman kurgusunun bütününün arkaik zeminini teşkil eden bu Uygur...

KALBİN KALBE SECDESİDİR AŞK

Saliha MALHUN

Hiç sizi yaralayanı, öldürmek isteyeni, elinin çamuruna, yüzünün karasına bakmadan affettiğiniz oldu mu? Hayır mı?“Sevgiyi senden öğrendim…” diyor şarkılar… Yalan!...

BAĞLAMAM VAR ÜÇ TELLİ

Ahmet URFALI

Bağlama, Türk’ün gönül dünyasının aynasıdır. Telli tezeneli bağlamanın sesiyle önce titrer kalpler. Adı; yörelere ve boyutlarına göre kopuz, cura, saz, çöğür, dombra,...

BÜYÜK BESTEKÂR, BİR SANAT ANITI: DED

Ali_Alper ÇETİN

Çağların ötesinden billur billur süzülüp gelen bir sanat müziğimiz var. Türk sanatının, Türk zevkinin incelikleriyle bezeli bu müziğin tarihi gelişimi içinde, ölümsüz...

Türk Edebiyatı Karşılaştırmalı Na

Türk Edebiyatında dönemler, nazım şekilleri, nazım birimleri, kafiye şemaları, ölçü ve konu içeren karşılaştırmalı tablo

Âşık Tarzı Türk Halk Şiiri Tablosu

ÂŞIK TARZI TÜRK HALK ŞİİRİ (Âşıklar, ozanlar tarafında saz eşliğinde söylenen şiirlerdir.) (Şair son dörtlükte mahlasını söyler)(Halk şairlerinin şiirlerini topladıkları...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Mustafa Kemal’in anlatacakları daha bitmemişti. Fakat tren yavaş yavaş, kavurucu sıcak içinde bozkırdaki Ankara’ya yaklaşmıştı. Ağustos ayında boncuk boncuk terleyen...

Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri

GAZEL: Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka...

digertumyazilar

TARİH GEZGİNİ
TARİH GEZGİNİ

Alfabetik

Abdullah SATOĞLU
Ali_Alper ÇETİN
Prof.DR.Hilmi ÖZDEN
Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ
Özcan TÜRKMEN
Prof.Dr. Saadettin YILDIZ
"ekâbir : rütbece, görgü ve faziletçe büyük olanlar, devlet ricali, (bkz. büzür-gân). "

Üye Girişi

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
3153902
Bugün
Dün
Geçen Ay
2729
7696
277047

Your IP: 108.162.245.123
19-07-2019