Cumartesi 30 Mayıs 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 7 - 14 dakika)
Bunu okudun 0%

ahmetkutsitecerAhmet Kutsi Tecer, Türk edebiyat tarihi içerisinde şairliğinin yanında, tiyatro yazarlığı ile de ön plana çıkmış bir yazarımızdır. Tiyatro eserlerinde geleneksel kültür unsurları ile, modern sahne tekniklerini birleştiren, bunu eserlerine başarıyla uygulayan Tecer, tiyatro edebiyatına önemli oranda malzeme sağlamıştır. Yazmış olduğu tiyatro eserleri incelendiğinde, Türkiye’nin geçirmiş olduğu kültürel değişim açıkça kendini gösterir.

Sanatçı içinden çıktığı toplumun aynasıdır. O toplumundan aldıklarını, sanat teknesinde yoğurup, sanat fırınında pişirerek yine toplumuna sunar. Bu sunumda kullandığı dil ve üslup onun sanatçı kimliğini belirleyen en önemli unsur olarak karşımıza çıkar.

Türk tiyatrosuna özgün bir kimlik kazandırma konusunda öteden beri yapılan çalışmalar içerisinde, Ahmet Kutsi Tecer’inkileri ayrı bir başlık altında değerlendirmek gerekmektedir. Özellikle, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'nda Ahmet Kutsi Tecer farklı bir konumda ele alınmalıdır. Çünkü Tecer, kendi dönemine kadar üzerinde pek durulmamış, hatta çoğu zaman hakir görülmüş halk kültürü unsurlarından yola çıkarak, yeni bir sentez oluşturmaya çabalayan bir sanatçımızdır.

Folklor ve halk edebiyatı çalışmalarına büyük önem vermiş, Sivas'ta ilk defa halk şairleri derneğini kurmuş, Âşık Veysel'i yine ilk defa o bize tanıtmıştır.

Tecer'in halk kültürü ve edebiyatı üzerine yaptığı araştırmalar ve bu konuda ileri sürdüğü düşünceler, aydınlarımızın üzerinde de olumlu etkiler yapmış, çağdaş kültür unsurları ile halk kültürü unsurları arasında bir köprü olmuştur. “Köylü Temsilleri” adlı çalışması ile, tiyatromuzun halk arasında yaşayan ve gelişen cephesine farklı bir açıdan bakan Tecer, bu alanın ne kadar göz ardı edildiğine hayıflanarak, o dönemde popüler olan tuluat tiyatrosundan farklı olmakla birlikte, ondan daha zengin bir sanat örgüsüne sahip köy temsillerini gündeme getirir.

Tiyatro anlayışımızla ilgili öteden beri yaşanan çelişkiler, tiyatro yazarlarını da etkilemiş, birçok tiyatro eserinde bu çelişkiler kendini hissettirmiştir. Yaşanan çelişkilerden en önemlisi, tiyatromuzun kaynağı ile ilgili olanıdır. Genellikle tiyatromuzun kaynağı konusunda Batıyı görme alışkanlığının yaygın bir kanaattir. Halbuki, Türklerin de kendine özgü bir tiyatrosunun olduğu ve bu tiyatronun geçmişinin de birçok milletinkinden daha eskilere dayandığı bilinmektedir. Bunu görmezlikten gelen tiyatro yazarları ve yönetmenleri, uzun müddet yerli kaynakları görmezlikten gelmişlerdir. Ahmet Kutsi Tecer, kaynağını yerli ve milli unsurlarımızdan alan tiyatro eserlerini, batılı bir anlayışla yorumlayarak, bu alanda öncü olmuştur.

Kültürün en önemli aktarım vasıtalarından biri olan dil, edebi eserler yoluyla varlığını devam ettirir. Kaşgarlı Mahmut’tan bu yana dil ve kültür bilincini oluşturmaya çalışan aydınlarımız, Türkçe’nin kaybolup gitmesine engel olmuş, dilimizin yaşamasını sağlamışlardır. Uzun bir süre yabancı dillerin boyunduruğu altında varlığını sürdürmeye çalışan Türkçe, Milli Edebiyat sanatçılarının başlattıkları Yeni Lisan hareketi ile kendi kimliğine yeniden kavuşmaya başlar. Bu hareketin bir başka yönü de, milli değerlere yeniden dönüşü ve bununla birlikte uzun müddettir unutulmuş olan Anadolu coğrafyasının yeniden keşfedilişine zemin hazırlamış olmasıdır. Özellikle Cumhuriyetten sonra Anadolu şiire, romana, tiyatroya konu olmaya başladı.

Tecer’in tiyatro ile olan ilgisinin daha ilköğretim yıllarında başladığı, hatta lise yıllarında bu ilginin git gide geliştiği, bu yıllarda tiyatro eseri yazma denemelerine giriştiğini öğreniyoruz. Tiyatronun, Tecer’in hayatında çok önceden başlayın bir tutku olduğunu öğreniyoruz.

Tiyatro, metin, oyuncu, yönetmen, sahne ve izleyici unsurlarından oluşan sanat dalına verilen addır. En geniş anlamıyla tiyatro, aksiyona dayalı bütün sanat dallarını içine alan faaliyettir. Bu açıdan bakıldığında dans ve müzikle yapılan törenler, maskeli oyunlar, taklide dayanan bütün gösterileri tiyatro sanatı içinde değerlendirebiliriz.

Ahmet Kutsi Tecer’in toplam on bir tiyatro eserinin olduğunu görüyoruz. Bunlar sırasıyla:

  1. Yazılan Bozulmaz, 1946 yılında Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesinde oynanan bu oyun, kitap haline getirilmemiş tek perdelik bir trajedidir.

  2. Köşebaşı, Ahmet Kutsi Tecer’in en tanınmış tiyatro eserlerinden biridir. 1947 yılında basılan bu eser, bir mahallenin 24 saatlik bir dilimini canlı tablolar halinde ele almaktadır.

  3. Koçyiğit Köroğlu, konusunu ünlü halk hikayelerimizden olan bu eser, Köroğlu’nu bilinen kimliğinin dışında ele alarak, onu farklı bir kimlik ve kişilikle yansıtan önemli bir eserdir. 1 Ekim 1941- 1 Mart 1942 tarihleri arasında ülkü Mecmuasında tefrika edilen eser, ilk defa 1949 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir.

  4. Bir Pazar Günü, ortaoyununundun ilham alınarak kaleme alınan bu eserde, değer çatışmaları üzerinde durulur. 1959’da basılan eser, ilk defa İstanbul Teknik Üniversitesi Gümüşsuyu Sahnesi’nde temsil edilmiştir.

  5. Satılık Evüç perdelik bu eser, tiyatro tekniği bakımından Tecer’in en başarılı eserlerinden biridir. 29 Eylül 1961 tarihinde İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen bu eser, kitap haline getirilmemiştir.

  6. Hakikat yahut Yüzük Oyunu, folklordan yararlanarak kaleme aldığı bir diğer basılmamış tek perdelik eseridir. UNESCO’nun isteği üzerine yazarı tarafından Fransızca’ya çevrilmiştir.

  7. Didonlar, müsvedde halinde olan bu beş perdelik komedi, kitap haline getirilmemiştir.

  8. Avşarlar, altı tablodan ibaret bu manzum tiyatro, kitap haline getirilmediği gibi, oynanmamıştır.

  9. Arkadaş Hatırı, komedi tarzında ve dört tablodan ibaret olan bir radyo oyunudur. Kitap halinde basılmamıştır.

  10. Ömür Yolu, iki bölüm halinde kaleme alınan bu eser de, yazarın tamamlanmamış tiyatrolarından bir diğeridir.

  11. Sunalar, eski harflerle müsvedde halinde olan bu eser, bir perdelik bir dramdır.

Tecer, “Köylü Temsilleri” adlı çalışması ile, tiyatromuzun halk arasında yaşayan ve gelişen cephesine bakar. Asırlardır unutulan, kendi aydını tarafından göz ardı edilen Türk köylüsünün, aslında hiç de yabana atılmayacak bir dram zenginliğine sahip olduğuna dikkat çeken Tecer, bu kaynağın modern Türk tiyatrosunu besleyecek bir zenginliğe sahip olduğuna işaret eder.

Tecer’in köy gerçeğini dile getirdiği ilk tiyatro eseri, 1946’da Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesi’nde sahnelenen “Yazılan Bozulmaz” isimli tek perdelik trajedisidir. Türk halkının kader karşısında mutlak teslimiyetini temel unsur olarak ele alan yazar, bu mutlak teslimiyetin doğurduğu trajediyi yansıtır.

İnsan kimi zaman çaresizlik karşısında ne yapacağını şaşırır. “Ölenle ölünmez”, “kaderden kaçılmaz”, “başa gelen çekilir”, “ölüm Allah’ın emri” insanımızın çaresini bulamadığı durumlarda söylediği genel sözlerdir. Bu kelimeler gibi “Yazılan Bozulmaz” da inancın beslediği bir şuuraltının esere yansımasıdır.

Eserin konusu, bir gözleme dayalı olarak seçilmiştir. İyilerle kötüler mücadelesi içinde, cehaletin ve yanlış anlamaların doğurduğu sonuçları ele alır. Kadını hesaba katmayan köylü, onun başında bir erkeğin mutlaka bulunması gerektiği inancındadır. Köy yerinde en büyük sorunlardan biri kadının yalnızlığıdır. Emine, sekiz yıl önce kocasını kaybetmiş, oğlu evden kaçmış, sağır ve huysuz kayınvalidesi ile tek başına yaşamaktadır. Bu zamanda yanlarında olması gereken oğlu İsmail de köye sığamaz olmuş, kasabaya kaçmıştır. Emine’nin çaresizliği, kimsesizliği canına tak etmiştir. İsmail bir kadına gönül vermiştir. Ancak, gönül verdiği kadın, köyün belalılarından Musa’nın kapatmasıdır.

Emine, bu çaresizliğine çare bulmak için, kasabada gardiyan olarak görev yapan kaynı Ali’yi çağırır. Onunla bir müddet dertleşir, İsmail’in içine düştüğü çıkmazdan kurtulması için ne gibi tedbir alınması gerektiğini konuşurlar. Dışarıdan silah sesleri gelir, Emine bu durumdan oldukça tedirgin olur. Ali ne olup bittiğini öğrenmek için dışarı çıkar. Eve İsmail’in peşinde olan adamlar gelir ve Emine’yi tehdit ederler. Bir müddet sonra Ali’nin cesedi getirilir. Ali bir yanlış anlama sonucu yeğeni tarafından vurulmuştur. Emine ise, bu yaşadıkları sonucunda yarı delirmiş bir haldedir. Köylüler onun acısını paylaşmak için gelmişler, ancak Emine’nin gözü kimseyi görmez İsmail tutuklanmıştır. Son sözü Sadık Emmi söyler:

“Kaderimizde ne varsa o olur. Kim ölecek, kim kalacak, onu Allah bilir. Kimin hatırına gelirdi, bak adamcağız sapasağlam... bir kurşunla gitti...” (s. 16)

Bu trajedide, köy hayatı içerisinde olup biten her türlü ayrıntıya dikkat edilmeye çalışılmıştır. Anadolu köylüsünün acıya ortak oluşu, onu paylaşma arzusu gözler önüne serilir. Eserde, kişilerin kendi kültür ve eğitim durumuna özen gösterilmiştir. Yazar, gösterme unsurları yerine anlatma unsurlarını daha çok kullanmıştır.

Tecer’in köy ve köy hayatına temas ettiği bu eserinin dışındaki diğer eserleri, teknik olarak daha olgunlaşmış ve usta çizgiler taşıdığı görülmektedir.

Batılılaşmanın getirdiği olumsuzluklar, Tanzimat’tan bu yana birçok sanatçımız tarafından eleştiri konusu olmuştur. TecerSatılık Ev piyesinde, yozlaşmanın doğurduğu sonuçların insanları ne hale getirdiğine dikkat çeker. Şehirleşme ve göçle birlikte başlayan değişimin doğurduğu uyumsuzlukları çarpıcı şekilde ortaya koyan eser, her türlü zenginlik içinde bulunan Fatin Kaya’nın ani düşüşü karşısında ailesinin yaşadıklarını irdeler. Önceleri, hizmetçiler, özel hocalar, eğlence partileri, kumar, içki gibi alışkanlıkları olan aile, birden bire sıkıntıya düşünce büyük bir panik yaşarlar. Alışkanlıklarından birden bire uzak kalmak zorunda kalan ailenin durumu, eserde ele alınan temel düşünceyi destekler bir kurgunun başlangıcıdır.

Hayatın değişen çizgisi içerisinde çeşitli tuzakların bulunabileceğine dikkat çekilen eserde, özentilerin insanı ne hale getirdiğine de eleştirel bir şekilde bakılır. Önceleri her istediklerini elde etmeye alışmış Fatin Kaya’nın eşi Ferhinde Hanım, oğlu Orhan ve kızı Selma bu duruma farklı farklı tepki verirler. Mutfak nedir bilmeyen Ferhunde Hanım, hizmetçilerin ayrılmasından sonra mutfağa girmeye, Selma ise daha tasarruflu davranmak, hatta iş bularak ailenin geçimine katkı sağlamak arzusundadır. Orhan ise, eski alışkanlıklarından kurtulmak niyetinde değildir. Tek hayali, Amerika’ya gitmek.

Ferhunde Hanım, eşinin hastalığı üzerine evin bütün sorumluluğunu üzerine almış, evini geçindirmeye çalışmaktadır. Çok zorda kalan aile, evin üst katını Amerikalılara kiraya vermek mecburiyetinde kalır. Biraz olsun aile sıkıntıdan kurtulmuş gibidir.

Herşey hızla değişmiş, Fatin Bey’in siyasi ikbali gibi itibarı da sönmüştür. Büyük bir borç içine girmiş, bu yüzden evin satılması söz konusu olmuştur. Ferhunde Hanım, gelen bir mektuptan, bu borçlanmanın, kocasının bir kadınla olan ilişkisinden kaynaklandığı düşüncesindedir.

Selma işe başlamış, işyerinde biriyle nişanlanmıştır. Düğün hazırlıkları başlamıştır. Ferhunde Hanım, kendisi için her türlü fedakarlığa katlandığı kocasının, bir kadın yüzünden kendilerini bu hale getirmiş olmasına tepki göstermek için, evi ipotek ettirerek aldığı paralarla, istediği gibi yaşamaya ve har vurup harman savurmaya başlamıştır. Bu durum Fatin’in dikkatini çeker. Karısı ile bu durumu konuşmaya çalışır. Sonunda bütün gerçekler anlaşılır. Fatin, zorda bulunan bir kadına yardım etmiştir. Ferhunde yaptıklarından pişman olur, dağılmak üzere olan aile yeniden toparlanır. Selma nişanlısı ile evlilik hazırlıklarına girişirken, Orhan hoppalılıklarından vazgeçmiş, Amerika sevdasını bile, okulunu bitirdikten sonra gitmek üzere askıya almıştır.

Bir aile dramı şeklinde ele alınan bu eserin, tiyatro tekniği açısından oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Özentinin insanı ne hale getirdiğini bir ev mekanı içinde ele alan yazarın, aile gerçeğinden toplumsal gerçeğe açılmaya çalışır.

Bir Pazar Günü”: Modern ortaoyunu olarak da adlandırabileceğimiz bu eserde, kültürel yozlaşmanın getirdiği olumsuzluklara dikkat çekilir. Birbirinden farklı üç ailenin, bütün dertleri yemek, içmek, gezmek ve birbirlerine hava atmaktır. Eserin bir başka özelliği ise, insanların ikiyüzlülüğü ve değerlerinden kopuşlarına dikkat çekmesidir.

Eserde üç aile söz konusu edilir. Avukat Sabri ve karısı Vezan, bankacı Tevfik karısı Selvi ve tüccar Meftun, metresi Nazlı, Nazlı’nın sevgilisi İzzet. Bir pazar günü, Sabri Beylerle Tevfik Beyler bir araya gelerek eğlenmeyi düşünürler. Kadınlar, ne giyecekleri konusunda tereddütler geçirir, hatta biri gitmemek, diğeri gelmemeleri için çeşitli bahaneler bile uydurmaya çalışırlar. Sabri Beyler tam çıkmak üzereyken Meftun ve metresi Nazlı çıkagelirler.

Yanlış anlamalar, riyakarlıklar ve traji komik olaylar üzerine kurgulanan eser, sahne düzenlemesi ve tiyatro teknikleri açısından başarısız olmakla birlikte, diyaloglarındaki başarı oldukça üst düzeydedir.

Ahmet Kutsi Tecer’in Paris’e gidişi onun sanat ve edebiyat anlayışında yeni bir ufuk açmış, tıpkı Yahya Kemal gibi, kendi kültürüne ve tarihine olan hasret ve düşkünlükle ülkesine geri dönmüştür. Genellikle Batıya giden sanatçılarımızın, geriye döndüklerinde oraya büyük bir hayranlık duyduklarını görürüz. Ahmet Kutsi Tecer, bunların aksine, Paris’ten döndükten sonra kendi kültür ve edebiyatına karşı daha büyük bir hayranlık duymuş, özellikle tiyatro eserlerinde, geleneksel tiyatromuz içerisinde çok önemli yere sahip olan köy tiyatrosunun gündeme getirilmesinde öncü olmuştur.

Sanatçı içinden çıktığı toplumun gerçekleriyle yüzleştikçe, onunla bütünleşir ve kalıcı olur. Tecer, Türk halkının zengin kültür mirasını keşfederek, bu mirası tiyatro eserleri ile aktarma başarısını gösteren bir sanatçımız olmanın yanında, kendinden sonra bu alanda çalışma yapacakları da cesaretlendirmiş olur.

Konusunu ünlü Köroğlu hikâyesinden aldığı Koçyiğit Köroğlu adlı eserinde, bütün Türk dünyası için çok önemli olan bu halk kahramanına bilinen kimliğinin dışında farklı bir rol yüklemiştir. Tecer’in Köroğlu ile Oğuz destanını özdeşleştirir. Bu halk kahramanının etrafında oluşan motifleri bir mekana bağlı kalmaksızın, üslubundaki zindelik, anlatımındaki ustalık ile, esere destansı bir hava katar. Eserin iki asli kahramanından biri olan Köroğlu, Gök Tanrı tarafından gönderilmiştir. Bolubeyi ise, halkına zulüm eden, kendi çıkarları için düşmanla işbirliği yapmaktan bile çekinmeyen biridir.

Altı tablodan meydana gelen eserde, zaman belli belirsizdir. Yazar, Türklüğün çok eski dönemlerine giderek, Türklerin Müslümanlığı kabul etmedikleri dönemlere kadar gider. Bu gidişin özel bir nedeni olduğu muhakkak. Bu nedenlerden en önemlisi, Türklüğün geçmişinde derin izler bırakan Tarihi dönemleri ve bu dönemlerin içinde bulunan zamanla kesişmesini sağlamaktır. Aralarında çok uzun bir zaman olmakla birlikte, Oğuzla Köroğlu’nun aynı zamanda kesişmeleri, ortak idealler ve beklentiler karşısında geçmişte olduğu gibi, şimdi de aynı duyarlılığın gösterilmesidir.

Yazar Köroğlu’nu bir halk arasında bilinenin dışında, sadece maceraperest, kavgadan kavgaya koşan biri olmaktan çıkararak, ona dengeli düşünen, gerektiğinde zafer için en sevdiğini bile feda etmekten çekinmeyen biri olarak takdim eder. Çünkü onun idealleri ve beklentileri vardır. O kutsal bir görev için özel olarak gönderilmiştir.

Eserdeki Köroğlu, Bolubeyi, Demircioğlu, Ayvaz gibi isimler, Köroğlu hikayesinin gerçek kahramanlarıdır. Kırat ise, Köroğlu gibi kutsanmış ve olağanüstü bir kimliğe bürünmüştür. Bu olağanüstü güce sahip olmak için, Bolubeyi kızını feda etmekten bile çekinmemiştir.

Zulüm altında inleyen Oğuz obaları Köroğlu’ndan yardım isterler. Bolu Beyi sadece zulümle ayakta durmaya çalışırken, zulüm altında inlese de kurtarıcısına inanan ve onun çağrısını (okunu) bekleyen halkın umudu arasındaki çatışma, hakkın ve iyinin zaferiyle biter. Görevini yerine getiren Köroğlu da kaybolur. O, adeta Oğuz'un içindeki mücadele ve güç timsalidir.

İ1k temsilinde şiir yönüne ağırlık verilen, eserin ikinci temsilinde «toplumsal» yönüne ağırlık verildiği görülür. Eser, Adnan Saygun tarafından opera olarak bestelenmiş oynanmış (1973), ve kitap olarak da basılmıştır (1969).

Hayatımız köşe başlarında kesişir çoğu zaman. Orada buluşur, orada konuşur, orada dertleşiriz. Köşe başı bir yerde hayatın kesiştiği yerdir. Esnaf dükkanını köşe başına açar, köşe başında bir ev hali kurar insan. Kimi zaman adresleri, köşe başını esas alarak tarif ederiz.

Ahmet Kutsi Tecer, konusu İstanbul'un eski bir mahallesinde geçen Köşebaşı’nda Bir Pazar Günü adlı tiyatro eserinde olduğu gibi ortaoyunu unsurlarından yararlanmıştır. Olay, klasik tiyatro anlayışında olduğu gibi, 24 saatte biter. Seçilen mekanın köşebaşı olmasının da özel bir nedeni vardır. Çünkü, burası mahallenin mahallelinin gelip geçtiği ve mahalle dışıyla da bağlantı kurduğu bir yerdir.

Yazar bu mekanda iki unsura daha yer verir. Bunlardan biri, bütün mahallenin uğrak yeri olan bakkal, diğeri de kahvehane. Mahalleli günde bir defa mutlaka bakkala ve kahvehaneye uğrar. Burada mahallede olup bitenlerden haberdar olur, birbirleri ile burada haberleşirler.

Oyun, mahalle bekçisinin konuşması ile başlar. Mahalleli uykuda olduğu bir sırada, her şeyden o sorumludur. Kapalı perdeler arkasında olup bitenleri kimse bilmez, ama mahalle bekçisi onları hisseder. Mahalleli, gündüz ise hareket halindedir.

Eserde ele alınan konu ve konunun anlatımı sürükleyici olmamakla birlikte, tiyatro için başarısız sayılan anlatma unsurunun, gösterme unsurundan çok fazla kullanıldığı görülmektedir. Mahallede olup bitenler hep anlatma unsuru içerisinde verilir. Yazar, belli başlı bir konu etrafında kurgulamadığı eserde, süreklilik arz eden iki karakter merkezde tutmaya çalışır. Bunlar bakkal ve kahveci. Eser boyunca devam eden bir diğer mesele de Macit Bey’in ölümü ve onunla ilgili anlatılanlardır.

Vakanın anlatımında mahallenin yaşadığı büyük endişeler, günlük hayatın keşmekeşi içinde akıp gider. Emekli Macit Bey'in ölümü, onunla ilgili dedikoduları uyandırır. Macit Bey’in genç karısı ile, ilk evliliğinden olan oğlu arasındaki bir dedikodu meydana gelmiş, bunun üzerine Macit Bey de oğlunu evden kovmuştur. Oğul babasının ölümü üzerine mahalleye gelir, ama onu kimse tanımaz. Onun gelişi mahalleliyi çeşitli ihtimaller üzerinde düşündürür. Mahallenin dış dünya ile münasebetleri de bu vesileyle verilir.

Macit Bey'in ölümü herkesi farklı bir şekilde ilgilendirmektedir. Bakkalı ise, borç bırakarak ölmüş olması endişelendirmektedir. Ölümün hüznü, Saffet Hanım'ın kızının düğünü ile hafifler. Fakat Saffet Hanım'ın kızı da Macit Bey'in oğlundandır. Yazar bu düğünü daha etkili kılsaydı, eserin canlılığı bir kat daha artmış olacaktı.

Mahalle çok eskidir. Bir yol meselesi söz konusu olmuş, bakkal veya kahvenin bu yol yüzünden yıkılması gerekecektir. Bakkal ve kahveci, bu yüzden diken üstündedir. Bu arada eski eserleri incelemek üzere gelen genç müzecileri görevli sanan bakkal ve kahvecinin düştüğü gülünç durum, eserin en canlı bölümlerindendir.

Tecer, yozlaşma ve yanlış batılılaşmaya karşı eleştirel bakışını bu eserinde de ortaya koyar. Bir genç kızın, Beybaba diye anılan muhterem bir ihtiyarın kızla konuşma ha- reketleri ve Fransızca kelimeler katılan konuşmasıyla verilir.

Tecer’in tiyatroculuğu, şimdiye kadar maalesef üzerinde çok fazla durulmamış. Aslında, onun şairliğinin yanında çok iyi bir tiyatro yazarlığı da söz konusudur. Her ne kadar tiyatro eserleri, tiyatro tekniği açısında çok başarılı olmasa bile, eserlerinde ele aldığı konuların özgünlüğü ve bu özgünlüğü yansıtmadaki cesareti, tiyatro yazarlığı alanında yol açıcı olmuştur.

Gıyasettin AYTAŞ

G. Ü. Gazi Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi ABD. Ankara-TÜRKİYE

G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt 23, Sayı 2 (2003) 87-97

Kaynaklar

And. M. (1967). Ahmet Kutsi Tecer ve Tiyatro. Hisar, 7, 45.

Atila, Ö. (1967)Oyun Yazarı Tecer’in Ardında. Dormen Tiyatrsu, 8, 20. Gökdemir, S. (1987). Ahmet Kutsi Tecer. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Güvemli, Z. (1967). Tecer ve Tiyatro. Kent Oyuncuları, 34, 28.

Necdet, A. (1993). Modern Türk Şiiri Yönelimler, Tanıklıklar, Örnekler. Broy Yayınevi.

Şener, S. (1974). Ahmet Kutsi Tecer'in Köşebaşı Adlı Oyunu ve Türk Tiyatrosunun Ayırıcı Özellikleri, Ankara: Ankara Basım ve Ciltevi.

Tecer, A.K. (1962). Ahmet Kutsi Tecer’le Tiyatro Üstüne Konuşma. Ataç, 1, 3.

Tecer, L. (2001). Ahmet Kutsi Tecer’in Bütün Şiirleri. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.

Timuroğlu, V. (1980). Ahmet Kutsi Tecer : Kişiliği, Sanat Anlayışı ve Tüm Şiirleri.

Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

KAHRAMAN TÜRK KADINLARI
Hayme Ana'nın -hem kan bağı hem de can bağı ile- torunlarından olan kızım Meryem Ülkü'ye ithaf ederim. -Ödül Töreni Konuşması- Kayı Boyu Derneği ve Dergisinin Değerli Mensupları, Kıymetli Hâzirûn, Hanımefendiler, Beyefendiler,  Bu akşam böylesine nezih ve anlamlı bir toplantıda...
BASAT'IN TEPEGÖZ'Ü ÖLDÜRMESİ
Meğer Hanım bir gün Oğuz otururken üstüne düşman geldi. Gece içinde ürktü göçtü. Kaçıp giderken Aruz Koca'nın oğlancığı düşmüş. Bir aslan bulup götürmüş, beslemiş. Oğuz yine zamanla gelip yurduna kondu. Oğuz Han’ın at çobanı gelip haber getirdi, der: Hanım sazdan bir aslan çıkıyor, at vuruyor,...
ZİYA GÖKALP - ÖTÜKEN ÜLKESİ (İNCELEME)
"Türk gençleri yalvardılar Hakan'a:Boru çaldır, ruhlarımız uyana...Cenk edelim, yayılalım cihana: -Yayılmaktır Türk soyunun turası!Böyle diyor Oğuz Han'ın yasası! Hakan dedi: "Anayurt'tan bıkılmaz,Boş bulunup eve düşman tıkılmazYabancılar çıkarılır, çıkılmaz." -Toplanınız: vatanınız...
 İSLÂM VE ŞİİR
Cahiliye döneminde Arap şiiri çok gelişmiş, belli bir yetkinliğe ulaşmıştı. Arap şairler güzel söz söylemek için birbirleriyle çeşitli ortamlarda yarışırlardı.  Övgü ve yergide sınır tanımayan şairlere gaipten haber veren kâhin gözüyle bakılıyordu. Uygun olandan uzaklaşma anlamına gelen ifrat...
İHANET - ZEYNEP ÖZKİŞİ
İçimdeki yenilmesi,engellenmesi imkansız öfke halimle alakam yokmuş gibi.... Vakur, gururlu olgun bir hanım duruşuyla sanki kızgın, kırgın değilmiş,dayanabiliyormuş, canım acımıyormuş, gibi, etkilenmemiş, defalarca ölmemiş gibi dimdik ayakta duruyorum.   Karşımda ki yeni yetme sayılan,...
HÜRRİYET
Hürriyet, havalı Hürriyet. Yürüdüğü zaman yeri göğü titreten, belediye reisinin karısı Hürriyet. Deniz kenarındaki muhteşem köyümüzün  belediyelik olduğu zamanlardı. Çok göç verdik. Kıymete bineceğini bilselerdi kimse göçmezdi. Sonraları muhtarlık oldu. İlçeye bağlandık. Haritadan da...
prev
next

VATAN

Prof.DR.Hilmi ÖZDEN

Vatan mefhumu bazı araştırmacılarımıza göre Fransız ihtilalinden sonra hudutlarımızdan girmiştir. Vatan Şairimiz Namık Kemal ile Osmanlı Türkiye’si tanışmıştır. O’nda bile vatan kavramının netleşmediğini söylerler. Kısaca Türk her ne hikmetse Vatanı...

İSTANBUL'UN ORTA YERİ YÜREĞİM

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

Bir şekilde yolu İstanbul’dan geçmeyen, şair, yazar, düşünür, eleştirmen, devlet adamı var mıdır? Sanmam. Varsa bile çok azdır, çünkü bu toprakların Roma’sıdır İstanbul, oradan geçmeden Nirvana’ya ulaşılmaz. Yine çok az şehrin...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Prof.DR.Hilmi ÖZDEN

O zamanlar askeri okullar yaşlı imparatorluğun en çağdaş eğitim kurumları arasındaydı. Genç adam, aradığı bilgiye ve tecrübeye ancak böyle bir okulda ulaşabilirdi; çünkü bu okullar öğrencilerine sadece askeri konularda değil;...

BİR TÜKENMEZ HAZİNE OLARAK ATATÜRK - UMAY…

Metin SAVAŞ

Kimi sanat yapıtları vardır ki tükenmez hazine gibidirler. Örnek olarak, Dostoyevski’nin ve Tanpınar’ın romanları böyledirler. Onların yapıtlarını her defasında farklı bir algılamayla okuruz, her keresinde farklı yorumlarız. Onların yapıtlarına edebiyat...

HÜRRİYET

Hürriyet, havalı Hürriyet. Yürüdüğü zaman yeri göğü titreten, belediye reisinin karısı...

CEMİL MERİÇ - AŞK

Münakaşada zafer mağlup olanındır. Yenilmek zenginleşmektir. Bilmediğinizi öğreneceksiniz ve ego denen...

SÖZLÜKLERDEKİ TEMEL DUYGU KAVRAML…

TDK Türkçe Sözlük’te (2011:729) duygu, “1. Duyularla algılama, his. 2.Belirli nesne, olay veya...

BAĞLAMAM VAR ÜÇ TELLİ

Bağlama, Türk’ün gönül dünyasının aynasıdır. Telli tezeneli bağlamanın sesiyle önce titrer...

NÎGÂRIM DİLBERİM YÂRİM NEDÎM…

(XIV. YÜZYIL) Nîgârım dilberim yârim nedîmim mûnisim cânım Refîkim hem-demim ömrüm revânım derde...

ŞAİR MEHMET ALİ KALKAN İLE BİR …

 MEHMET ALİ KALKAN ÖZGEÇMİŞ  1958 yılında Eskişehir’de doğdu. Gazi İlk Okulu,Tunalı Orta...

EPİK ŞİİRE KAVRAMSAL YAKLAŞIM, …

Destan türünün incelenmesi ve yorumlanmasındaki zorluklar öncelikle kavramın, literatür içerisinde sağlam...

TAŞRADAN GÜLŞENE BOZKIRDAN TAHTA:…

Çiçek sevgisi ve merakı Türk kültür tarihinde önemli bir yer tutar...

"Uysal Bir Kız"'ı Nasıl…

Bu öykümü son derece gerçekçi saymama karşın,ona “fantastik bir öykü” diyorum...

ZİYA GÖKALP’İN MİLLİYETÇİL…

1-ZİYA GÖKALP’İN HAYATI             Ziya Gökalp 23 Mart 1986 yılında Diyarbakır’da doğmuştur...

YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY)

Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o, şiirlerinde kullandığı Yetik...

MANZUME VE ŞİİR

Bugün şiir için "kuvvetli heyecanlar ve yoğun duygularla örülü söz" veya...

KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...

Mehmet Ragıp Karcı Ağabey dün emanetini teslim etti. Yıllar önceydi. Rahmetli Rasim Köroğlu...

TÜRK ŞİİRİNDE NAZIM BİÇİMLER…

Nazım Birimi Şiirde iki temel unsur vardır.Bunlar “biçimsel(dış)” ve “içeriksel(iç)” olarak...

AYRILIK

“Üç derdim var birbirinden seçilmezBir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm” diyor...

OKUMADAN LİM YAZMADAN MUALLİM

Bir cümleden veya metinden yeni ve değişik bir anlam(lar) çıkarırdık. Bir...

Edebice/5.sayı

Edebice dergimizin 5. sayısı çıktı. “Umut” temasının işlendiği 5. sayımızda yine...

TÜRKİYE CUMHURİYETİ KURULUŞ DÖ…

4. Muhafazakâr, Anadoluculuğun Türkçülük Eleştirisi Tutarlı mı?Bu müzakereleri anahatlarıyla hatırlamak, tarihsiz...

BALKON VE KADIN

Ev… Evler… Dört duvar, dışarıya açılan bir kapı ya da içeriye...

Osman Bey Babasına Göre Atak Bir B…

Araştırmacı Yazar Dt. Recep Aydoğdu ile bir sohbet gerçekleştirdik.      ...

ŞEHİTLERİMİZ İÇİN

Ben Yemen ağıtlarıyla büyüdüm. Dedem Yemen gazisiydi, gidip de dönebilenlerdendi. Dedemin...

GÜVENİLİR OLMAK

‘Güvenme dostuna saman doldurur postuna,’, ‘Güvenme varlığa düşersin darlığa’ sözlerini günlük...

İRFAN ORGA - BİR TÜRK AİLESİNİ…

Kitapta savaş öncesi, savaş dönemi ve savaş sonrasında bir Türk ailesinde...

PARLAK LEVHALAR

Kadrinoserya'nın gündüzü gecesinden pek farklı değildir. Kadrinoserya.. Buraya, yani gözümün önünde -ve...

SÜRÜ ADAMI

Bir adam vardır ki, hiçbir düşüncesinde, hiçbir hareketinde "kendi kendisi" olamaz...

KUTADGU BİLİG-1 TANRI AZZE VE CELL…

Teŋri Azze Ve Celle Ögdisin Ayur Bayat atı birle sözüg başladım,törütgen egidgen...

KÜFRÎ-İ BAHÂYÎ’NİN HAYATI ve…

Küfrî-i Bahâyî’nin hayatı hakkında kaynaklardaki bilgiler, oldukça sınırlı olup birbirinin tekrarından...

DR. Alî RIDVAN UNAR

Yeni Sabah Gazetesinin 2 Ocak 1946 tarihli nüshasından kestiğim ve çok...

KALO KÖYÜ GERÇEKLERİ

Ermeniler, 12 Mart 1918’de Sarıkamış – Arpaçayı arasında bulunan 52 Türk...

GILDOLAK (Bir Türkünün Hikâyesi)

Sabaha karşı Sarı İbik’in sesi ile uyandı herkes.  Tarlaya gidilecek, bostan...

İDİL ÇELİKER İLE SOHBET (AHMET …

       İdil Hanım, sizce müzik nedir? Müziği ne olarak...

BİRLİKTEN CUMHURİYET DOĞAR

Milletçe, coşku ile, Türkiye’de ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutluyoruz/kutladık Cumhuriyet Bayramımızı...

EDEBİYAT SANATI

   ‘’Dil; insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta, kendine mahsus kanunları...

YOLLAR TÜRKÜYDÜ

Yolumuz Mudanya üzerinden Balıkesir'e idi. Metin Savaş Bey'i aradım oradaymış. Yollar kıvrıla...

HECE ÖLÇÜSÜ TARİHİ VE ÖZELLİ…

Şiirde her dizedeki hece sayısının eşit olmasına göre düzenlenen ölçü [parmak...

CENGİZ DAĞCI'DA VATAN - 4

“Bismillahirrahmanirrahim... Bizim Savaşçı'nın-İhtiyar Savaşçı-(1) öyküsü de burada başlıyor işte: Silahsızdı gayrı. Uzak savaşlardan...

Şiirde İmge -2 (Örnekler)

Şiirin temel ögelerinden biri olan imge, şairin duygularını kendi sosyal şartları...

KÖTÜCÜL KADIN - ŞAHİKA KARACA

Kötücül kadın üzerine bu araştırma edebiyat, felsefe ve psikanaliz etrafında disiplinlerarası...

Bilimdili.com

Bilimdili.com ülkemizde ve dünyada geliştirilmekte ve keşfedilmekte olan yeni bilgilerin toplumumuza...

BEDEN VE HUY

Bir yemişin biçiminden ve renginden, içine gizlediği tadın derecesini kestirmek mümkün...

SABAHATTİN ALİ _ SIRÇA KÖŞK

Bir zamanlar boş gezmeyi iş yapmaktan çok seven üç arkadaş varmış...

Bukağı

Nevi şahsına münhasır hal ve tavırları ile Hacı Bayram Veli, Yunus...

’ÇİFTE VAV’IN İZİNDE

Sosyolog şair A. Yılmaz Soyyer’in şiir kitabı Çifte Vav’ın İzinde Post...

İsmail Hami Danişmend

Anadolu Danişmendli Beyliğini kuran Melik Danişmend neslinden  olduğu bilinen  İsmail Hami...

SAYI 6 - HOCANIZI SIKI TUTUNUZ

Bazı insanların sizi sevmemesi nimettendir. Hatta gıyabınızda kötü konuşmaları, hakkınızda olumlu...

DİVAN EDEBİYATI VE KAVRAMLAR - 4 (…

a. Biçimlerine göre • Divan şiiri, nazım biçimleri bakımından zengindir...

PRUSA'DA AŞK OKUMALARI

(’Ey oğul, beni şu şol gümüşlü kümbete koyasın.) Takvimden bir sayfa daha...

ACIKAN KURT

Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş. Çok söylemesi günahmış; hikâye...

TÜRK DİASPORASI

Diaspora kavramı ermeni diasporası ifadesinden dolayı zihnimizde hoş bir imge yaratmamaktadır. ...

DÜNYA DENEN ÇUKUR

Dünya denen çukur kaç kere doldu boşaldı. Dini kaynaklar Nuh tufanından hareketle...

HALK HİKÂYELERİNDE BİR İMAJ OLA…

Her edebî ürün belirli bir zamanın ve sosyal şartların neticesi olarak...

DİJİTAL DÖNÜŞÜM: SANAYİİ VE …

Dijital Dönüşüm Nedir? Ne Değildir? Dijital teknolojilerle birlikte rekabetin artması, fiyatların şeffaflaşması...

YEMEN (BÜYÜK TÜRK MEZARLIĞI)

 - Yemen’e gidip de dönebilen dedem Gazi Ahmet ÇAVUŞ’un aziz hatırasına- Yemen...

NEDEN "SERİN" SERVİ?

Edebiyat sanatının vazgeçilmez temel taşlarından biri eser, diğeri de yazardır. Eser kendi kendine var...

Gök Aradık Tuğlara

Üstad Yavuz Bülent Bâkiler diyor ki: “Bu güne kadar,  bir takım...

KANONİK ANLATILAR VE MİLLÎ TÖREN…

Şimdiki insandan farklı olarak, arkaik insan, dünyevi zamanla mitik zamanı beraberce...

ALİ AKBAŞTA SILA HASRETİ

Sıla hasreti, şiirimizin en eski ve zengin temalarındandır. Gurbetimiz bitmedikçe dâüssılamız...

İnsanlığın Dirilişi

Sezai Karakoç'un hayatı boyunca ideal bir uygarlık şekli olarak sunduğu ve...

OYUNDAN FELSEFE ÇIKARMAK

   Her çağın kendine ait bir dili vardır. Bu dille konuşur...

“OKU” BUYRUĞUNA YÖNELİK FARKL…

Arjantin edebiyatının şöhretli ismi Alberto Manguel “kitap çok şeydir; anıların ambarı...

KÜLTÜRLÜ BİR YAZAR-USTA BİR ROM…

Altmış iki yıllık ömründe binlerce makale ve fıkra, 150’ye yakın eser...

Hüma Kuşu Yükseklerden Ses Verir

Efsanevi kuşlardır; anka, simurg, hüma ve kaknüs.. Anka Arapların, Simurg İranlıların, Hüma Türklerin kültürlerinden...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA…

Yunan ilerleyişi ve iç isyanlar sebebiyle Ankara Hükümeti bunalmıştı. Millî Kurtuluş...

CAMİ AVLUSUNA .....

Trafik kazası, bir kara yolu taşıtının diğer bir taşıta, yayaya, hayvana...

Hece Dergisi/Mart

Hece dergisi her ay güçlenerek yoluna devam ediyor. Rasim Özdenören’in önyazısının ardından Hece’nin...

MUM KİMİN YANAN KERKÜK

Benim mahzun bakışlı Kerkük’üm, Kanadı kırık güvercinim, Yaralı ceylanım… Sen zor günlerimde hep yanımda...

ZİYA GÖKALP’TE KÜLTÜR – MEDE…

Osmanlı ve erken Türkiye döneminde ilk Türk toplum bilimcisi olarak anılan...

ARİF NİHAT'TA MİLLİYETÇİ TAVIR

Türk milliyetçiliğinin en önemli beslenme kaynaklarından birisi, hiç şüphesiz, edebiyattır. Sözlü...

SESSİZTANBUL

İstanbul’daydım bugün yine… Biliyorum sana haber vermeliydim gelirken. Bana kendine bir...

ŞİİR(NAZIM) TÜRLERİ

Şiir: Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir...

İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK DESTANLA…

Çağdaş fizikçilerden Michael Talbot Yeni Fizik ve Mistisizm adlı çalışmasında, sübjektif gerçeklik ile...

MÜSLÜMAN SAATİ

İstanbul’u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istilaların en gizlisi ve en tesirlisi...

BAYRAM GEÇİNCE

Milletçe sevinç içinde kutladığımız milli ve dini günlerimiz, bayramlarımız … Bayramlarımız...

BEŞİR GÜNER’İN BOZGUNU

Mustafa Miyasoğlu’nun ilk romanı olan Kaybolmuş Günler’deki Beşir Güner herhalde Türk edebiyatının...

KONUŞURKEN BAŞARI İÇİN

Ağzının içine baktıklarımız gibi, ağzından bal akanlar gibi konuşamadık bir türlü…...

RAMAZAN DUYGULARI

Unutulmaya yüz tutan Ramazan Manilerinden birini hatırlatıp öyle başlayalım istedim. "Bu...

NECİP FAZIL KISAKÜREK

Türk milletinin XX. yüzyılda yetiştirdiği en önemli ve çok yönlü fikir...

BİR VATANSEVERLİK ÖLÇÜSÜ OLARA…

Nefer şehîd ordu gazi olacakVatan bugün bizden razı olacak Giriş Yıktılar kal’amızıSürdüler balamızıDaha...

BABA OCAĞI

Dışarıda ince ince kar yağıyor. Kar, yağmur gibi olmuyor. Temizlendiğini hissediyor...

SEBEP

‘Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey...

ŞİİR ÖLÜYOR MU? - AHMET HAMDİ …

Bir müddetten beri Ulus gazetesinde mühim bir anket devam ediyor. Anketin...

FÂTİHNÂME - TURGUT GÜLER

Cihângîr Tûğlar -Selîmnâme- kitabıyla edebiyat ve târîh severlere büyük bir şölen...

USÛLÎ’NİN DİLİNDE AHENGİ SA…

Usûlî XVI. yüzyıl divan şairlerin en tanınmışlarından biridir. Her divan şairinin...

ANADOLUYU AYDINLATAN GÖÇ

Büyük insanlar, yüksek kültürlü milletlerin içinden çıkar.Yüksek kültür; inançta, törede, adalet düşüncesinde...

MODERN DÜNYANIN KENDİ KLÂSİKLER…

Yazılarınızda Eski Türk Edebiyatı sahasındaki çalışmalarda metot eksikliğine ve teori sahasındaki...

MİTOSLAR RÜYA MIDIR YOKSA GERÇEKL…

Mitler, modern insanın akılcılığı nazarında, yani bizlerin kavrayışına göre, uyanıkken görülen...

İHANET - ZEYNEP ÖZKİŞİ

İçimdeki yenilmesi,engellenmesi imkansız öfke halimle alakam yokmuş gibi.... Vakur, gururlu olgun...

BİRLİKTEN CUMHURİYET DOĞAR

Milletçe, coşku ile, Türkiye’de ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutluyoruz/kutladık Cumhuriyet Bayramımızı. Büyük...

MEHMED ÂKİF'E DAİR-4: HESABA ÇEK…

1.Giriş:  Safahat’ı inceleyenler, onun bir “tesbitler kitabı” olduğunu kolaylıkla görmüşlerdir. Sosyal bünyeyi...

Bozkır Kavimleri-Egemen Çağrı M…

Egemen Çağrı Mızrak Kimdir? 1978 yılında doğumdu. Orta ve Lise öğrenimini Hüseyin...

ANADOLU MASALLARINDAN DERLEMELER - N…

Kültürümüzün çok uzun bir geçmişi ve muazzam bir derinliği bulunmaktadır. Dolayısıyla...

KİŞİSEL GELİŞİM SAÇMALIKLARI

Sürekli kişisel gelişim geyikleriyle konuşan, davranan insan tiplerinin ortaya çıkıp çoğalması...

TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1896) -I

Tanzimat ve ondan sonra gelen yeniliklerle edebi ve fikir hayatımız, Batı...

İstanbul'da Mimar Sinan Eserleri …

Erdem Yücel , Belkıs İbrahimhakkıoğlu , Fatih Dalgalı İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ...

ZİYA GÖKALP - TÜRKÇÜLÜĞÜN ES…

Kitap “Nazari Kısım” ve “Ameli Kısım” diye ayrılmıştır. Nazarı kısım, Türkçülüğün...

ŞEKİLLER-2

(Şekil 12 ) Şekil Mimari parça Osman Eravşar, Haşim Karpuz, İbrahim...

TÜRK TÖRESİ

“Yerleşik insan, bir ailenin sınırlı menfaatleri dışında herhangi bir hak davası...

DOĞA, İNSAN, BİLİM ADAMI, BAKŞI…

Bu yazımızda doğa ile insan ilişkisine kısaca değineceğiz. İlk önce şunu...

MECNUN 'UN KÖPEG İ ÖPMESİ - MEVL…

Mecnun bir gün, Leyla'nın mahallesinde yaşayan bir köpeği görünce onu yakaladı...

NİYE OKUSUN Kİ?

Yakın tarihi Kurtlar Vadisi’nden uzak tarihi Muhteşem Yüzyıl’dan öğreniyor. Niye okusun? Spor...

BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR

Edebiyatımızın ve cemiyetimizin renkli ve hareketli simalarından biri olan Behçet Kemal...

ANKARA’LI ARABACI İSMAİL VE MUST…

Batı Cephesinden yeni dönmüştü. İşler iyiye gitmiyor canı sıkkındı. Akşamları dostları...

CENNET’İN ZAMANI VE CENNET’İN …

Felsefecilere göre, insan ve şuur birer zamanî varlıktır. Hem hayatımız hem...

BELÂ RÂHINDA BEN

Belâ Râhında BenNe yerden kârbân-ı gam geçer olsa konar bendeBelâ râhında...

İNSANIN TAŞRASI-II

Hayata geldiğim yer, bir çocuk için hiç de fena sayılmayacak bir...

500 Yılın Ardından Piri Reis

Nazan Karakaş Özür YEDİTEPE YAYINEVİ UNESCO 2013 yılını, Piri Reis Haritasının...

TÜRK KÜLTÜRÜNÜN EDEBİ UNSURLAR…

Kültür, bir millet veya topluluğa özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütü-...

Arif Nihat Asya'da Vatan Sevgisi ve …

Bizde "vatan" kavramı çok eskidir. Tarihin derinliklerinden gelen  Kök  tengrige men ötedim...

ŞAHİTLER DERGİSİNİN 23. SAYISI …

Şahitler Dergisinin 23. sayısı da dopdolu ve gündemi yakalayan içerikleriyle yayımlandı...

Metin SAVAŞ

"Türkiye'de şeytan giderek güçleniyor Size Türkiye'nin en iyi romancılarından birinin lise mezunu...

TÜRKÇE'DEKİ VATAN - 5

Geçen yazımızda Prof.Dr.Nurullah Çetin beyin “Tek millet davası, tek dile bağlıdır” isimli makalesi...

ÖĞRETMENİN VE ÖĞRETMENE ETKİYE…

Eğitim öğretim sürecinin yürütülmesinde maddi ve insani değişkenlerin başında kuşkusuz öğretmen...

ARİF NİHAT ASYA

Son elli yılın, gerçek Türk şâirleri arasında, gönülleri fethederek, dalga dalga...

DİVAN EDEBİYATI VE KAVRAMLAR - 3

• Divan şiiri konu bakımından çok çeşitlidir. Genel tanımdan da anlaşılacağı...

CÖMERTLİK

Kendine ait şeyleri kolaylıkla verebilen, ikram edebilen, vermekten kaçınmayan eli açık...

SEFERÎ’NİN “DÜŞ DE GÖR” …

Kaç bucaktır kahbe dünyâ çeşm-i yârdan düş de görDostla düşman nerdedir...

SOYLU ÇEHRELER - DOKTOR HALİL SERT

"İyi insanlar güzel atlara binip önden gittiler..." Teselli babında gönül hoşlayan, gidenin...

DİLİMİZDEKİ GÖNÜL GÖNLÜMÜZD…

‘Gönül’, Kubbealtı Lügatı’nda şöyle kullanılıyor: 1. İman, sevgi ve nefretin; iyi...

NEYSE

Hani bunalırsınız ya bazen. Düğüm düğümdür özünüz, boğum boğumdur diliniz, ardı...

Osmanlı Kitap Koleksiyonerleri semp…

Sabancı Üniversitesi, İstanbul Şehir Üniversitesi ve Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma...

AZERBAYCANLI YAZAR SABİR ŞAHTAHTI…

Sabir Şahtahtı, gazeteciliğinin yanında siyaset bilimi doktoru olarak Türk dünyasının önemli...

ÇANAKKALE’DE MUSTAFA KEMAL

Dönmeyi düşün(e)emediler. Gidenlerin çoğu dön(e)medi, dönenlerin pek azı da geride bıraktığını...

GAZELİN ANLAM-YAPI İLİŞKİSİNDE…

Divan Edebiyatı gazellerinin şekil özellikleri hakkmdaki bilgiler hemen hemen bütün el...

SANATIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ

 Sanat; ‘’bir duygunun, tasarımın, güzelliğin vb. dışa vurumunda, anlatımında kullanılan  yöntemlerin...

ATATÜRKÇÜLÜK

Türk milletinin ve Türk gençliğinin yolu, ancak, Atatürk’ün çizdiği yoldur. Ondan sapmış...

BURHANETTİN ÇİL İLE SOHBET - BER…

Burhanettin Çil, şiirde ulaştığı başarıyı düz yazıda da yakalayarak  hayatının arşivinden...

ANADOLU’DA İLK TÜRKÇECİ: AHMED…

Büyük Selçuklu Devleti’nin ünlü sultanı Alparslan’ın Anadolu’da hüküm süren Bizans’ı, 1071...

PROF. DR. TAMİLLA ABBASHANLI ALİYE…

Sizdeki edebiyat ve kültür merakı nasıl başladı? Nasıl bir kültür ortamında...

Kutsal İkona

250 yıl süren krizalit dönemi… Sır dolu hayatlar… Gizli kimliğin öne...

Bilim Adamlarımız Sözlüğü Bil…

Ali Kuzu PAROLA YAYINLARI Bilim ve teknoloji, yaşadığımız yüzyılda dünya tarihini etkileyecek...

KİM KİME/NEYE EMANET

Sözlüklerde ‘emanet’ kavramına “Güvenilir birine saklanması veya birine teslim etmesi için...

Yedi İklim Dergisi

Hasan Aycın, Alim Kahraman, İbrahim Usul, Mustafa Çelik, İlhan Kutluer, Ali...

ÖLÜMÜN KIYISINDA

Saatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum...

TANPINAR’LA SANAL SOHBET

Tanpınar’la bahar mevsiminin herhangi bir hafta sonunda, herhangi bir İstanbul köşesinde...

TALÎBÎ COŞKUN

Halk Edebiyatımızda, nasıl ki “Kerem” denince hemen “Aslı”yı, “Mecnûn” denilince “Leylâ”yı...

ŞİNASİ'DEN BİR KASİDE TAHLİLİ

MUSTAFA REŞİD PAŞA İÇİN KASİDE1. Gelelim zât-ı Reşid'in şerefi mebhasineSöz mü...

PEYAMİ SAFA-3

Yirminci asır Fransa'sının en büyük romancısı Marcel Proust der ki: «Dünya...

ANADOLU MECMUASI

Cumhuriyet'in ilk yıllarında yayımlanan fikrî, ilmî ve edebî muhtevalı aylık dergi Nisan...

ŞARKI - ŞEYH GÂLİP

1. Ey Nihâl-i işve bir nevres fidânımsın benimGördüğüm günden beri hâtır-nişânımsın...

PİŞMANLIK(LARIMIZ)

Ne yaparsan yap pişman öleceksin,Belki yaptıklarından , belki yapmadıklarından...Dostoyevski Müslüm Gürses’i ‘Son...

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ

Milli Edebiyat Dönemi (1911-1923) II. Meşrutiyet (1908)'ten sonra başlayan ulusçuluk akımı her...

TÜRKÜLER SATICISI

Geçmiş günlerin birinde, hareketli Aydın Pazarı’nda dolaşırken, saz nağmeleri ile kucaklaşan...

ABUM RABUM: BİR HZ. İBRAHİM ROMAN…

Bir (Hz.) İbrahim Romanı İskender Pala Kapı Yayınları, 2018 1958 Uşak doğumlu, İstanbul Üniversitesi...

MEVLÂNA’NIN MESNEVİ’SİNDE TOP…

Giriş İslam kültür ve medeniyetinin yetiştirdiği büyük şahsiyetlerden biri olan Mevlâna...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

BİYOGRAFİ

CENGİZ AYTMATOV

Edebiyat Dunyamız

(d. 12 Aralık 1928, SSCB - ö. 10 Haziran 2008, Almanya). Türk Dünyası'nın ünlü yazarlarından.[1]. Dünya edebiyatında tartışılmaz bir yere sahip kitaplarıyla Türk kültür zenginliğini bütün dünyaya tanıtan yazar, edebiyatçı12...

Ahmet Yılmaz SOYYER

Edebiyat Dunyamız

Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz bebekken ayrıldıkları için annesinin yanında...

PROF. DR. TAMİLLA ABBASHANLI ALİYEVA

Edebiyat Dunyamız

Öykücü, edebiyat araştırmacısı. 1951, Beylekan bölgesi / Azerbaycan doğumlu. Tam adı Tamilla Abbashanlı-Aliyeva. 1951 yılı Temmuz ayının 20.günü Azerbaycan Aran Karabağ bölgesinde Beylegan şehrinde dünyaya geldi. Anne ve babasını erken kayıp etmiş, teyzesinin...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR

Edebiyat Dunyamız

1962 Eskişehir doğumlu. İlk, Orta ve Lise tahsilimi Eskişehir’de tamamladı. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl mezun olduğum Bölümün Eski Türk Dili Anabilim...

Feridüddin-i Attar

Edebiyat Dunyamız

Ferîdüddin Attâr veya tam adıyla Ebu Hamid Ferîdüddin Muhammed bin Ebu Bekr İbrahim Nişaburî, İranlı mutasavvıf, şair. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attâr olarak anılır. Horasanın en önemli dört şehrinden...

Mehmet Zeki Akdağ

Edebiyat Dunyamız

 Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında doğdu. Göktepe İlkokulu 1943...

Ahmet Tevfik OZAN

Edebiyat Dunyamız

Şairimiz Harput’ta dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimi’ni Elazığ’da yaptıktan sonra; 1971 yılında Hacettepe Üniversitesi’ne girdi. Bir süre okulundan uzak kalan Ahmet Tevfik Ozan, öğrenimini Erzurum ve Kayseri’de tamamlayarak 1986...

Dilaver Cebeci

Edebiyat Dunyamız

15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi üzerine ilkokulu orada tamamladı. Ortaokulu Merzifon ve Mersin askeri okullarında, Kınkkale'de başladığı lise öğrenimini Erzincan'da tamamladı(1966). Ankara Üniversitesi...

Nigar Refibeyli

Edebiyat Dunyamız

Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve...

ÖYKÜ / ROMAN

ŞEHREKÜSTÜ DURAĞI - SARVAL ULFANOV

Kemal, yaşadıkları; eski bir Rum evi olan binanın ikinci katındaki salonun penceresinden  uzanan yolu ve yoldaki durakta, şiddetli yağmur ve rüzgardan  korunmaya çalışan   insanları, gözlerini ayırmadan izliyordu. Pencerenin camı sanki...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli kullanılabilmesi için, öncelikle ‘zaman yönetimi’nin öğrenilmesi gerekiyor. Başarılı bir zaman...

Ahmet Mithat Efendi ve Ölüm Allah’ın Emr…

Şimdiye kadar pek çok hikâyeler okudum. Elbette siz de okumuşsunuzdur.Ben hem birçok hikâyeler okudum hem birkaç tanesini yazdım. İhtimal ki siz de yazmışsınızdır.Sanki siz de hikâye okumuş yazmış, iseniz ben...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Mustafa Kemâl’in sabah ilk işi kendi maaşından yahut gerekirse borç alarak Arabacı İsmail Efendiye bir at alıp hediye etmekti[1]. Sabah ona zor olmuştu. Saman pazarında atların satıldığı bir hana gitmiş...

Yazmanın Hazzı

Eğer şevk, zevk, sevgi, eğlence olmadan yazıyorsan yarım bir yazarsındır. Yani bir gözün piyasada, bir kulağın avangart zümrelerdeyken kendin olamıyorsun demektir. Hatta kendini bile tanımıyorsun. Çünkü bir yazarın hissetmesi gereken...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

"Ankara’nın taşına bak Gözlerimin yaşına bak Düşman bizi esir etmiş Şu feleğin işine bak" Mustafa Kemal puslu bir Ankara günü gözlerini hafif kısmış alabildiğine  uzaklara bakıyordu. Alçak tepelerin kuzeyden çevrelediği şehir paşaya güven veriyordu...

ÖLÜMÜN KIYISINDA

Saatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum. Rüzgârın uğultusu kulaklarıma kadar geliyor. Bir an bu saatte derste olmam gerektiğini hatırlıyorum. Gözlerim kararmaya, ellerim titremeye başlıyor. Göğsümün...

HALK HİKÂYELERİNDE MİTOLOJİK SAYILAR VE …

Mitolojinin zengin dünyası içinde yer bulan sayılar ve renklerin görünümleri halk hikâyelerine de yansımıstır. Böylece hikâyelerde islenen sayılar ve renkler, mitolojik kökenli olmalarından dolayı, hikâyelere zenginlik katmıstır. Sayılar ve renkler...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE MEZARINDAN KALK…

Roman, kendini her türden inancı sorgulayan ve tuhaflıklara tapan bir genç olarak tanımlayan Şevki Bey’in eski dostlarından Kadri Bey’le karşılaşması ile başlar. Ayaküstü yaptıkları sohbette Kadri Bey, şehir hayatından sıkıldığını...

ŞAİR ve ŞİİR

AHMET YILMAZ SOYYER

Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz bebekken ayrıldıkları için annesinin yanında büyüdü ve dedesi 1924...

ÖMER KAPLAN KOZANOĞLU

1973 yılında Adana Feke’de doğdu. Köy ilkokulundan sonraki eğitim hayatını parasız yatılı, Fen Lisesi, Tıp ve Tıp’ta uzmanlık olarak sürdürdü. Çocukluk yıllarından beri şiirle ilgilendi. Bir çok dergide şiirleri yer...

NAMIK KEMAL MİLLİYETÇİLİĞİNİN ESERLER…

1.Namık Kemal Kimdir? Avrupai Türk edebiyatına kesin zafer sağlayan edip, Namık Kemal’dir. Türkiye’de ilk defa, vatan şairi diye şöhret kazanan şair de odur. Namık Kemal, Tanzimat devri Türkiye’sinde bir fikir ve...

KÜFRÎ-İ BAHÂYÎ’NİN HAYATI ve EDEBÎ …

Küfrî-i Bahâyî’nin hayatı hakkında kaynaklardaki bilgiler, oldukça sınırlı olup birbirinin tekrarından öteye geçmemektedir.Asıl ismi Hasan Çelebi olan şair, İstanbul’da doğmuştur. Ne zaman doğduğu hakkında kayıt bulunmayan şairin doğum tarihi, divanında yer alan...

Ezelden şâh-i aşkın (Bâki)

GAZEL Ezelden şâh-i aşkın bende-i fermânıyüz cânâ Muhabbet mülkünün sultân-i âlî-şânıyüz cânâ  Sehâb-i lütfün âbm teşne-dillerden dirîğ^etme Bu deştin bağrı yanmış lâle-i Nu’mânıyüz cânâ

HÜRRİYET KASİDESİ - NAMIK KEMAL

        1.      Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten         Çekildik izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükümetten

ZİYA GÖKALP'İN TURAN ŞİİRİ TAHLİLİ

Türklüğü Türkün Bedeninde Aramanın Şiiri: Turan Nabızlarımda vuran duygular ki, târihin Birer derin sesidir, ben sahîfelerde değil, Güzide, şanlı, necîb ırkımın uzak ve yakın Bütün zaferlerini kalbimin tanîninde, Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcil. Sahîfelerde değil, çünki...

KÜRSÎ-İ İSTİĞRAK (TAHLİL) - ABDÜLHAK…

Kenâr-ı bahrde hoş bir mahaldir, nâzır-ı âlem, Tahaccür eylemiş bir mevcdir; üstünde bir âdem, Hayâlettir, oturmuş, fikr ile meşguldür her dem; Giyinmiştir beyaz amma, bakarsın arz eder mâtem, Bulutlar, dalgalar, yıldızlar etrafımda hep mahrem; Ağaçlar...

İSTİKLȂL MARŞI’NIN ANLAM DÜNYASI

İstiklâl Marşı, 10 kıta ve 41 mısradan oluşan bir şiir. Bu, özellikleri onun dış yapısını ifade ediyor. Bir edebi metinde esas olan ise iç yapı yani muhteva başka bir deyişle...

TANPINAR’LA SANAL SOHBET

Metin SAVAŞ

Tanpınar’la bahar mevsiminin herhangi bir hafta sonunda, herhangi bir İstanbul köşesinde, diyelim ki Fatih itfaiyesinin önündeki parkta buluşmak için...

KALBE YÜK DEĞİL BİR MENDİL

Feride Turan

-Kudüs’e- Ömürlüktü mendiller; yıkanırdı bıkmadan, usanmadan ve itinayla katlanırdı her zaman. Kâğıttan değildi çünkü dostluklar, işi bitince bir kenara...

MERAK

Özcan TÜRKMEN

Her bir dörtlüğünde bin bir anlam yüklü Emirdağ Türkülerini derleme çalışmalarımda ‘merak’ konusu/kavramı, diğerlerine göre dikkatimi biraz fazlaca çekmişti. “Barda(ğ)ı...

SANMA ŞAHIM HERKESİ SEN SÂDIKANE YÂR

Feride Turan

“Aşk ikliminde Selim kimdir, dedin. Kim olacak! Bir biçare, bir hakîr, bir bela-keş.” Demiştim gerçekten de, onun Farsça divanını elime alır almaz. Yani tam...

GÜLDÜREN GERÇEK: NASREDDİN HOCA

Ali_Alper ÇETİN

Ali Alper ÇETİN (Türk edebiyatında mizah kültürümüzün dünyaca ünlü halk bilgesi)Türk esprisinin büyük zekâsı, tanınmış halk filozofomuzNasreddin Hoca’yı,...

TÜRK MİTOLOJİSİNDEKİ ANA TANRIÇA:

Metin SAVAŞ

Her toplumun mitolojisinde bir Ana Tanrıça muhakkak vardır. Ana Tanrıça kültü esas itibarıyla Doğa Ana’dır. Arkaik insanlar doğayı gözlemlediklerinde ve doğanın...

AZMİ GÜLEÇ

Abdullah SATOĞLU

Türk sanat hayatına: Fetih Yıldızı, Kapısız Sokaklar, Zamanların Ötesi, Ağustos Güneşi-Malazgirt Destanı ve Azmî’den Rübaîler gibi güçlü eserler kazandıran...

digertumyazilar