Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 7 - 13 dakika)
Bunu okudun 0%
  1. harflerSemantics ve pragmatics alanlarına bakış

    Anlam konusudilbilimde semantics (anlambilim) ve pragmatics (edimbilim) alt başlıkları ile ele alınır. Anlambilimin bazı tanımlarında bağlam dikkate alınmaz ve onun bağlamdan bağımsız olarak salt cümlenin, kelime topluluklarının ve kelimelerin anlamı ile ilgili olduğu belirtilir. Bu tanımlarda dil kullanıcıları, kullanım ortamları, ve amaçları dikkate alınmaz. Anlamın soyut bir biçimde zihinde oluşumu ve nesne ile onun simgesel tasarımı arasındaki ilişki üzerinde durulur. Edimbilime ise bağlamdaki ya da kullanımdaki anlam şeklinde yaklaşılır, ve bir bağlamda kullanılmış dilin anlamıyla uğraştığı vurgulanır (Hofmann, 1993; Palmer, 1981; Finegan and Besnier, 1989; Lyons, 1977; Leech, 1988; Morris, 1938, 1946; Carnap, 1942; ve Ullmann, 1962, Yule, 2000). van Dijk (1981), anlambilimin bir ifadenin anlamına odaklandığını, edimbilimin ise onun işlevini ele aldığını vurgular. Biraz farklı bir bakışla, Jackson (1988) edimbilimi anlambilimin bir parçası olarak görür.

    Morris, işaret sistemleri açısından syntax, semantics ve pragmatics üçlüsünü şöyle ilişkilendirir: Syntax, işaretler arasındaki düzen ilişkisini; semantics, işaret ile onun anlamı arasındaki ilişkiyi; ve pragmatics, işaret ile onu algılayan ve yorumlayan arasındaki ilişkiyi inceler (Nöth, 1990: 50). Trafik lambaları örneğiyle açıklayalım. Üç rengin sırasını ve düzenini syntax (kırmızı > sarı > yeşil); her bir rengin anlamını semantics (kırmızı “dur”, sarı “hazır ol”, ve yeşil “geç”); ve kişinin her bir rengi gördüğünde sergilediği davranışı pragmatics (kırmızıda durur ya da başka bir şey yapar, sarıda hazır olur ya da başka bir şey yapar ve yeşilde geçer ya da başka bir şey yapar) inceler. Bir işaret çeşidi olan simge yoluyla işleyen dile bu mantıkla bakılırsa, dil simgelerinin diziliş, düzen ve sıralarını syntax’in, dil simgelerinin anlamlarını semantics’in, ve dil simgelerinin kullanıcılarla ilişkisini pragmatics’in ele aldığı görülür. Bu bakış, bağlam ve kullanımdaki anlamı hep pragmatics’le ilişkilendirirken, semantics’i bağlamı kapsam dışına alarak tanımlar. Bu çalışmada, semantics ve pragmatics kavramları bağlam merkezli olarak yeniden tanımlanacak.

  2. Anlambilim: Kökanlambilim ve artanlambilim

    Öncelikle bu iki kavramın Türkçe karşılıklarını ele alalım. Hem semantics hem de pragmatics anlama dair olduklarına göre, semantics’in anlam alanının genel terimi olabilecek anlambilim terimiyle, diğerinin ise edimbilimle (ya da kullanımbilim)

    karşılanması mantıksal bir sorun yaratabilir (Aksan, 1999: 19). Aynen fen genel teriminin fizik, kimya, ve biyoloji alt dallarından birinin adı olması gibi. Gerçekte, semantics ve pragmatics anlambilim alanının alt birimleridir. Dolayısıyla, semantics ifadesinin Türkçe çevirisi olarak, onun analambilimin bir alt birimi olduğunu belirtecek bir terimin kullanılması daha uygun olabilir. Bu çalışmada önerilen terimler şunlardır: kökanlambilim (semantics) ve artanlambilim (pragmatics). Bu iki terimi geliştirmede temel alınan mantık ileride irdelenecektir. Şekil-1, anlambilimin alt birimlerini göstermektedir.

    Piaget’ye göre insan önce düşünceyi oluşturur ve daha sonra dil yoluyla onu açıklar. Kişi, çevresindeki nesnelerden, nesneler arasındaki ilişkilerden ve bu ilişkilerden doğan düzenliliklerden bir düşünce altyapısı kurar. Dil, bu altyapının bir sonucu veya uzantısı biçimindedir (Owens, 1988) . Öyleyse, anlam doğadaki olaylardan türer. Başka bir deyişle, anlam kuramının merkezinde fiziki bağlam, ortam, doğa ve gerçeklik olmak durumundadır. Bu sebeple, bağlam işin içine katılmadan oluşturulacak bir anlam kuramı, sağlam zemine oturamaz. Doğadaki düzenliliklerin soyut bir izdüşüm olarak kabaca beyne yansımasını/yansıtılmasını sözdiziminin (syntax); nesnelerin ve eylemlerin dil simgelerine dönüşümünü/dönüştürülmesini de semantics’in konusu yapmak, ve bunları yaparken o izdüşüme kaynaklık eden somut bağlamı göz ardı ederek sadece izdüşümlerden anlam kuramı çıkarmaya çalışmak pek sorunlu bir bakış açısı olarak kabul edilebilir. Nasıl ki bir haritaya bakıp gerçek coğrafyadan farklı yeryüzeysel anlamlar çıkarmanın kişiyi yanlış noktalara götürebilme tehlikesi var ise, doğanın düzenini cümle ve öbek yapı kuralları ile nesne ve eylem adlandırmaları olarak soyutlayarak gerçeklikten bağımsız bir anlam dizgesi oluşturmak da sakıncalı olabilir. Bu çalışma bağlamında bir gruba “Rusya Türkiye’nin neresinde?” diye bir soru yöneltildiğinde şu karşılıklar verilmiştir: “Yukarısında”, “Üstünde”, “Kuzeyinde. O kişiler haritaya göre düşünüp dogal gerçekliğe aykırı bir yorum yapmış olabilir. Harita fizikî coğrafyanın kaba bir yansımasıdır; cümle ve öbek yapı kalıpları da doğadaki düzenliliklerin kaba bir temsilidir.

    Image_001.png

    Anlambilim                 Kökanlambilim Artanlambilim

    Şekil-1: Anlambilimin alt birimleri

    Anlam ancak ve ancak bir bağlamda var olabilir. Anlamın ortaya çıktığı ya da çıkarıldığı bağlama kökbağlam denilebilr. Kökanlamsal bağlam o kadar eski ve kanıksanmış olabilir ki, bağlamsız (semantik) açıdan bakanların onu yokmuş gibi kabul etmeleri muhtemeldir. Bir insanın yürümesini, nefes almasını, görmesini vs. fark edememesi gibi. Bu bağlama ilkbağlam, kökbağlam, özbağlam, anabağlam, temel bağlam, semantik bağlam vs. adları verilebilir. Bir ifadenin (kelimenin, öbeğin, cümleciğin, cümlenin ya da bunların dışında kalan kelime topluluklarının) ilk olarak kullanıldığı bağlama denir. Bu bağlamdaki anlam, kökanlamdır (özanlamdır).

    Nesneler ve nesneler arasındaki ilişkiler anlamlara kaynaklık ederler. Temel bağlamlarda algılayan ve yorumlayan kişilerce nesnelere dönüştürülmüş şeyler, o nesnelerin zihinlerdeki kavram hâlleri, ve o kavramların sese veya imgeye dönüştürülmesi süreci yaşanır. Temel bağlamlar şeylerin nesnelere dönüştürüldüğü ilişkiler ve işlemler toplamıdır. Toplumsal iletişimi mümkün kılan boyutlar aslında dilsel olmayıp, ortak dilsel biçimlere kaynaklık eden bağlamsal ortaklıklardır. Varlıklar arasındaki ilişkilerin anlamlı bağlamlarda sürdüğü ve bağlamlarası geçişlerin olduğu fark edilebilir. İnsanların dil yoluyla yansıttığı gerçeklikler, bu bağlamların ve bağlam şebekelerinin ifadesidir. Yani, hâlihazırda doğada bulunan bağlamlar, ana hatlarıyla dilin sözdizimine, anlam içeriklerine, ve söz eylemlerin izdüşürülür (Çakır, 2004).

    Kökbağlamdan türe(til)miş, sap(tırıl)mış, evrilmiş, dönüş(türül)müş, geliş(tiril)miş, başkalaş(tırıl)mış, uza(tıl)mış, kısal(tıl)mış ve tersel(til)miş bağlam ise artbağlamdır (pragmatik bağlam). Tabii ki bu bağlamdaki anlam ise artanlamdır. Artanlamın oluşabilmesi için mutlaka kökanlama dayanması lazımdır. Kökanlam kendi başına her zaman mevcut olabilecekken, artanlam daima kökanlamla göreceli bir ilişki içindedir. Kullanımdaki anlam olarak yorumlanan pragmatics, kullanımdaki artanlam biçiminde

    yeniden tarif edilebilir, çünkü kökanlam da kullanımda hayat bulur. Kullanımı olmayan hiçbir ifadenin anlamından da söz edilemez zaten (Kecskes, 2004). Trafik lambalarına bir daha bakalım. Üç rengin dizilişini, düzenini ve sırasını syntax (dizinbilim), kökbağlamda üç rengin kişiler (kavşaktaki özel taşıt sürücüleri ve yayalar) için anlamlarını ve onlara etkilerini semantics (kökanlambilim), ve artbağlamda üç rengin kişiler (kavşaktaki ambulans veya itfaiye sürücüleri ve trafik kurallarından habersiz kişiler) için anlamlarını ve onlara etkilerini pragmatics (artanlambilim) inceler. Burada getirilen yeni boyut, kökanlambilimin içine de bağlamın katılmasıdır.

    İletişimin olabilmesinin temel şartı, bağlamdır. En basit bağlam en az kişiyi kapsar. Her iki taraf bu bağlamın temel değişkenlerinin bilgisine belirli oranda sahiptirler. Bazı bakımlardan kişiye özel durumlar olabilir. En az iki kişi arasında geçen ve kökanlama dayalı iletişime kökanlamsal (özanlamsal) iletişim denilebilir. Artanlamlar yoluyla geliştirilene ise artanlamsal iletişim adı verilebilir. Doğal iletişimde, tarafların durumlarına bağlı olarak her iki iletişim türü değişik sıra ve miktarda gerçekleşebilir. İkisinin kesin bir dağılımı ve önceden kestirilebilecek bir sırası yoktur. İletişimin sanatsallığı da burada yatmaktadır. Aslında, bir kişinin dil ve iletişim becerilerine sahip olması demek, onun, kökbağlam ve artbağlam bilgilerine, bunlara uygun dilsel ve iletişimsel simgelere, simge dizgelerine ve değişkenlerine hakim olması demektir. Dil bilmek, bağlam bilmektir şeklinde bir önerme üretilebilir.

    Kökanlambilim, bir dilin tarihinde ilk ortaya çıkmış veya üretilmiş bağlamdaki anlam ile, yani tarihi anlam ile ilgilenir. Artanlam(lar)ın mutlaka bir kökanlamla ilişkili ve ona dayalı bir şekilde gelişmiş olması gerekir. Aşağıdaki ifadeyi ele alalım:

    (1) “Sök (de) göreyim”

    Bu ifadenin belirli bağlamlarda şu anlamları ortaya çıkar:

    (1a) Kökanlam (KA) -“Sen önce sök ve ben sonra göreceğim.” (talimat)

    (1b) Artanlam (AA) -“Sökersen seni cezalandırırım.” (meydan okuma, tehdit, uyarı)

    Bu ikisinden hangisi kökbağlamdır, hangisi artbağlam? Bir grup insana bu soru sorulduğunda, istisnasız hepsi talimat işlevinin önce geldiğini belirtmiştir. Tabii ki, talimat işlevini yerine getiren (1a) kökbağlamsal anlamdır. Diğeri ise, bir artbağlamda ortaya çıkmıştır. İddia edilebilir ki, “Sök de göreyim” ifadesi dil tarihinde ilk kez kullanıldığında talimat işlevini gerçekleştirmek üzere üretilmiştir. Daha sonra insanlar ona meydan okuma işlevini de yüklemiş olmalılar. İfade öncelikle kökbağlamda kullanılıyor ve daha sonra bir şekilde meydana gelen artbağlamda yeni bir işlev için anlam değişimine uğruyor.

    Her ifadenin mutlaka kökanlamdan başka artanlamının veya anlamlarının olması gerekmiyor. Bunu ancak dili kullanan halk belirliyor. Örneğin, çok bireysel kullanımlar dışında, (2)“Adınız nedir?” ifadesinin kökanlamının dışında yaygın bir artanlamını bulmak zordur. Tersine, (3) “Gelse ne olur?” ifadesi, şu anlamları verebilir:

    (3a) KA- “Eğer gelirse ne olma ihtimali var?” (ihtimal sorgulama) (3b) AA1a- “Gelmesini diliyorum.” (serzeniş yüklü istek, dilek)

    [serzeniş muhataba yönelik olmayıp, gelmesi istenilen üçüncü şahsa dönük]

    AA1b-“Gelmesini diliyorum.” (serzeniş yüklü istek, dilek)

    [serzeniş gelmesi istenilen üçüncü şahsa yönelik olmayıp, bir şekilde üçüncü şahsın gelmesine mani olan muhataba dönük]

    (3c) AA2 - “Geleceği varsa göreceği de var.” (meydan okuma)

    Kökanlamın artanlama dönüşebilmesini dilsel yapılar sağlayabilir; ayrıca, ses tonu, ve vücut dili de kullanılabilir. İfade (3)’te dilek kipi ve geniş zaman yapısı uygun vücut hareketleri ve ses tonu ile birleşince üç değişik anlamı aktarmayı mümkün kılıyor. Tabii ki olayın gelişimi artanlamın oluşmasındaki en temel kaynaktır. Aslında, bir kişinin dili edinim sürecinde, dilsel simgelerin ve belki de onlardan daha önemli olarak, o simgelerin etkinlik kazanmasını sağlayan olay gelişim hikâyelerinin, ve kurgularının belleğe yerleştirmesinin gerçekleştiği söylenebilir. Kişi bir dizi film yazarı gibi çok sayıda olayı genel hatlarıyla kafasına kazır ve bir olayın genel hatları belirdiğinde,

    iradesiyle her an biricik ifadeler ve tutumlar geliştirme imkânını saklı tutsa da, olaya uygun ve genelleşmiş dilsel ve iletişimsel unsurları devreye sokar. Bu devreye sokuş, doğaldır ki, bütün kişilerde ve değişik zamanlarda aynı kişide tamamen aynı olmayabilir. Ancak ana hatlar kökanlama ve eğer var ise artanlama çıkar. Dilin toplumsallığı da böyle doğar. Aksi takdirde dilsel iletişimden söz edilemez.

    Bir kelimenin ilk akla gelen anlamı, onun kökanlamıdır. Birden fazla anlama sahip ise, bunlardan yalnızca birisi kökbağlamdan türemedir, ya da en eski bağlamın veya ilkbağlam olmadığı hâlde değişik sebeplerle kök konumuna gelmiş bir bağlamın anlamıdır. Onun dışında kalan bütün anlamlar artanlamlardır. Aynı mantık; öbek, cümlecik, cümle ve bunların sınıfına girmeyen kelime toplulukları için de geçerlidir. Bu arada, her bir kişinin yalnızca kendine özgü üretimleri konumuzun kapsamı dışındadır. Onlara kişiye özel anlamlar ve kullanımlar denilebilir.

  3. Kökanlam-artanlam işleticileri

    Kökbağlamdaki anlamın artbağlamdaki anlama dönüşmesini sağlayan dil yapıları kökanlam-artanlam işleticileri (KAİ) olarak adlandırılabilir (Çakır, 1997). Bunlar bir kelimeden ibaret olabileceği gibi, birkaç kelime veya ifadenin tamamı bu işlevi yerine getirebilir. Örneğin:

    1. Aman uyandırma!




      [KA: Bırak uyusun; AA: Sen onun uyandırılmamasını istiyorsun ama senin bu isteğine katılmıyorum, hatta protesto ediyorum ]

    2. Gel de şimdi kitap oku.




      [KA: Şimdi gelmeni ve kitap okumanı istiyorum; AA: (Konuşmacıyı rahatsız eden bir durum ertesinde)Bu durumda kitap okuyabileceğimi sanmıyorum YA DA Bu durumdan sonra kitap okuma hevesim kalmadı]

    3. Nereye gidiyorsun?




      [KA: Bana gitmekte olduğun yeri söyle; AA: Dur!]




    4. Aferin!




      [KA: Yaptığın hareketi iyi buluyorum; AA: Yaptığın hareketi iyi bulmuyorum ]




    5. Bir piyano eksikti.




      [KA: Piyano dışında bütün sazlar vardı; AA: Piyanonun da olmasını onaylamıyorum ]




    6. Hepsini içseydin.




      [KA: İçeceğin tamamını tüketseydin bir mahsuru olmazdı; AA: İçecekten bizim için yeterli miktarı bırakmamışsın ve bu durumu eleştiriyorum]

    7. Evi yönetmek sana mı kaldı?

    [KA: Evi yönetme işi senin üzerine mi kaldı?; AA: Evi yönetme işini yerine getirecek başkaları var, sen karışma!]

    KAİ koyu harflerle verilmiştir ve sabittirler. Bağlamın hikâyesine koşut olarak, KAİ dışındaki unsurlar değişebilir. Altı çizili ifadelerin yerine değişen durumlara bağlı olarak başka ifadeler gelebilir. Örneğin, (8)’de ‘piyano’ ifadesinin yerine, ‘Ahmet, Mehmet, Ali vb.’ özel isimler gelebileceği gibi, başka cins isimler de kullanılabilir. (9)’da “içseydin” yerine “yeseydin”, “alsaydın”, “götürseydin” vs., (10)’da “Evi yönetmek” yerine “Akıl vermek”, “Karar vermek”, “Ders vermek” vs. gelebilir. (9)’da ikinci tekil şahıs yerine, üçüncü tekil şahıs, ikinci çoğul şahıs ve üçüncü çoğul şahıs gelebilir. Birinci tekil ve çoğul şahıslar kullanılamaz. Aynı durum (10) için de geçerlidir.

  4. Anlambilim açısından yabancı dil eğitimi

    Her dil kendine özgü dizinbilim, kökanlambilim ve artanlambilim özelliklerine sahiptir. Değişik dil ailelerine üye diller arasında bu özellikler bakımından farklılıklar daha da derindir. Tarihsel, kültürel, toplumsal ve coğrafî özgünlükler dilleri birbirinden fazlaca uzaklaştırabilir. Çok genel kökbağlamlar dışında ortaklıklar az sayıda olabilir. Dahası, artanlamların oluşumu tamamen göreceli şartlarda gerçekleşebilir. Eğer yabancı dil

    öğrenen kişinin o dili konuşan toplumun içinde belirli bir süre yaşaması imkânı yok ise, yabancı dilin anlambilimini, özellikle artanlamları, yeterince öğrenmesi güç olabilir.

    Dolayısıyla, yabancı dil öğretiminde anlambilim açısından gerçekçi hedefler ortaya konulmalıdır. Yabancı dilin bütün anlamları öğrenilemeyeceğine göre, kökanlamsal iletişim ve artanlamsal iletişim için anlama ait bilgi ve beceri eşikleri belirlenebilir. Günlük hayatta sık kullanılan kökanlamlar ve artanlamlar ile bunlara ait kökbağlam ve artbağlam hikâyeleri ders içi etkinliklerin genel çerçevesini oluşturabilir. Müfredat dizinbilimden daha çok, anlambilimi merkeze koyabilir. Bağlamların olabildiğince gerçeğine uygun bir şekilde sunulabilmesi için, etkinlikler iyi seçilmiş görsel-işitsel- devinimsel malzemelerle desteklenebilir. KAİ örnek konuşma parçaları seçilirken ana ölçütlerden biri olabilir. Yabancı dil öğretim yöntemleri arasında bağlam konusuna vurgu yapanlar İletişimsel Dil Öğretim Yöntemi (Communicative Language Teaching Method), Anlambirimsel Yaklaşım (Lexical Approach), ve Doğrudan Öğretim Yöntemidir (Direct Method) (Larsen-Freeman, 1986; Lewis 1993). Bu yöntemler anlamı ve bağlamı vurgulasalar da kapsamlı ve ayrıntılı bir bağlam bakışına sahip bulunmamaktadırlar.

  5. Sonuç

Anlam semantics ve pragmatics olarak iki temel alanda ele alınırken, bağlam ve kullanıcı genellikle ikinci alanın kapsamına alınmaktadır. Birinci alanda kullanıcıdan soyutlanmış bir bakış söz konusudur. Kecskes (2004)’in vurguladığı gibi, bağlam olmadan anlam gerçekleşemeyeceği için bu bakışın yeniden ele alınıp bağlamın işin içine katılması gerekmektedir. Ayrıca, iki terimin Türkçe karşılıklarında da mantıksal sorunlar bulunmaktadır. Anlambilim ve edimbilim terimlerinin yerine, anlambilim genel teriminin alt birimleri olarak kökanlambilim ve artanlambilim ifadelerinin daha kabul edilebilir olabilecekleri gözükmektedir.

Kullanım boyutunu sadece pragmatics’le ilişkilendirmek yerine, hem semantics hem de pragmatics’in bağlam içinde değerlendirilmesi daha doğru olabilir. Buna koşut olarak, bağlama kök bağlam ve art bağlam olarak iki açıdan yaklaşılabilir. İletişimin

kökanlamsal ve artanlamsal yönleri üzerinde durulabilir. Kökanlamların artanlamlara dönüşmesini sağlayan KAİ incelenebilir ve dillerin KAİ dökümleri yapılabilir.

Yabancı dil öğretiminde bağlam bilgisi öne çıkarılabilir ve böylelikle iletişim daha özgün ve doğal bir biçime kavuşturulabilir. Yabancı dilin günlük iletişimindeki temel bağlamlar tespit edilebilir, derecelendirilebilir, ve müfredata yayılabilir. KAİ fazlaca tekrarlanarak otomatik olarak kullanılır hâle getirilebilir. Anlam ve bağlam boyutlarına diğerlerinden daha fazla yer veren yöntemlerin eksikliklerini gidermek amacıyla bir Bağlamcı Dil Öğretim Yöntemi (ProContext Language Teaching Method) uygulanabilir.

Cemal ÇAKIR

GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 24, Sayı 3 (2004) 245-255

Kaynaklar

Aksan, D. (1999). Anlambilim. Ankara: Engin Yayınevi

Carnap, R. (1942). Introduction to Semantics. Cambridge, Massachusetts: the MIT Press.

Çakır, C. (1997). Factors That Lead Intermediate and Advanced English Learners in Turkey into Semantic Interlanguage. Doctoral Thesis. Gazi University, Ankara.

Çakır, C. (2004). Bağlam. Felsefe Ansiklopedisi 2. Etik Yayınları.

Finegan, E. & Besnier, N. (1989). Language: Its Structure and Use. San Diego: Harcourt Brace Jovanovich, Publishers.

Hofmann, T. R. (1993). Realms of Meaning. London: Longman. Jackson, H. (1988). Words and Their Meaning. New York: Longman.

Kecskes, I. Editorial: Lexical Merging, Conceptual Blending, and Cultural Crossing,

Intercultural Pragmatics, 2004, Volume 1-1, 1–26.

Larsen-Freeman, D. (1986). Techniques and Principles in Language Teaching. OUP. Lewis, M. (1993). The Lexical Approach. Hove: Language Teaching Publications.

Leech, G. (1988). The Principles of Pragmatics. London: Longman. Lyons, J. (1977). Semantics. Cambridge: Cambridge University Press.

Morris, C.W. (1938). Foundations of the Theory of Signs. Chicago: Chicago University Press.

Morris, C.W. (1942). Signs, Language, and Behavior. Englewood Cliffs, New Jersey: Prentice Hall.

Nöth, W. (1990). Handbook of Semiotics. Bloomington: Indianapolis University Press. Owens, R. E. (1988). Language Development: An Introduction. Columbus: Merrill

Publishing Company.

Palmer, F. R. (1981). Semantics. Cambridge: Cambridge University Press.

Ullmann, S. (1962). Semantics: An Introduction to the Study of Meaning. Oxford:Basil Blackwell.

van Dijk, T. A. (1981). Studies in the Pragmatics of Discourse. The Hague: Mouton Publishers.

Yule, G. (2000). Pragmatics. Oxford: Oxford University Press.

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

DİVAN ŞİİRİNDE BAYRAMİYE
 Bayram; sevinç eğlence günü, yeme içme meclisi anlamlarındadır. Her milletin inanç ve kültüründe bayram bulunmaktadır.    Atalarımız Müslüman olmadan önce de belli zamanlarda bir araya gelerek Gök Tanrı için kurban kestikleri, nevruz adıyla baharı karşıladıkları, ‘’attan...
NAZIMIN MEKTUBU
Nâzım Hikmet'in 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından Atatürk'e gönderdiği mektup Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde bulundu. Şair Ata'dan tek bir şey istiyor Usta şair Nâzım Hikmet’in ve annesi Celile Hanım’ın Atatürk’e yazdığı mektuplar ortaya çıktı. Aslında Nâzım Hikmet’in Atatürk’e yazdığı...
ŞİİR OKUMA SANATI
Şiir söylemek yahut yazmak gibi, şiir okumak (inşat) da bir sanattır. Özel bir yaratılış ister. Nasıl her insan güzel şiir yazamazsa, yine her insan güzel şiir okuyamaz. Merak eden, çalışan herkes zamanla doğru ve kusursuz şiir okuyabilir. Demek ki doğru ve kusursuz şiir okumak başka şeydir,...
Prof.Dr. ORHAN OKAY'LA TANPINAR HAKKINDA MÜLÂKAT
Prof. Dr. Orhan Okay, Tanpınar okurlarının ve edebiyat dünyasının uzun süredir beklediği Bir Hülya Adamının Romanı: Ahmet Hamdi Tanpınar adlı monografisini yayımladı.  Tanpınar'ın çevresindeki esrar perdelerini bir bir aralayan Okay, Tanpınar okurlarına rehber niteliğinde bir başucu kitabı...
BAŞA BELA PABUÇLAR
Türkçemizde pabuçla ilgili çok sayıda atasözü ve deyim var. Meselâ bir işi ısrarla takip ettiğimizi dile getirmek için "Pabuç eskitti" deriz. "Pabuç pahalı" sözü ise, durumun tehlikeli oldu­ğunu, kişinin sonunda zararlı çıkabileceğini anlatır. "Pabucu da­ma atıldı" diye bir lâf duyduğumuz...
PİR-İ TÜRKİSTAN AHMET YESEVİ
“Sevmiyorlar bilginler sizin Türkçe dilini, Bilginlerden işitsen açar gönül ilini, Ayet-Hadis anlamı Türkçe olsa duyarlar, Anlamına erenler, başı eğip uyarlar. Miskin, Kul Hoca Ahmet, yedi atana rahmet Fars dilini bilir de sevip söyler Türkçe’yi..”
prev
next
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları

ANADOLU MECMUASI

Edebiyat Dunyamız

Cumhuriyet'in ilk yıllarında yayımlanan fikrî, ilmî ve edebî muhtevalı aylık dergi Nisan 1340-Mart 1341 (1924-1925) tarihleri arasında on iki sayı çıkan der­ginin imtiyaz sahibi Mehmed Halid (Bay­rı), mesul müdürü ise Haydar...

ANNE BABA ÇOCUK İLİŞKİLERİNDE BAKIŞ A…

Özcan TÜRKMEN

‘Aslında hiçbir şey, iyi veya kötü değildir. Her şey, bizim onlar hakkında neler düşündüğümüze bağlıdır.’ Öncelikle buna inanmalı; işe öyle başlamalıyız. İşe başlamalı ve kendimize güvenmeliyiz. Güvenmeliyiz ama birbirimizi de takip...

NE BAYRAMLAR GÖRDÜM

Prof.Dr. Muharrem DAYANÇ

Hiç düşündünüz mü bilmem, normal bir insan ömrüne kaç bayram sığar? Hemen aklınıza yaşadığınız yıllar gelecek, onları ikiyle, dörtle çarpacaksınız, ortaya bir sayı çıkacak, hayır hayır, kastım böyle bir bayram hesabı...

DEVLET-İ EBED-MÜDDET

Ahmet URFALI

Devlet-i ebed-müddet tabiri; sonsuza kadar sürecek devlet demek olup tarih boyunca kurulan "Türk Devleti"ni ifade eder. Bu konuda H. Nihal Atsız; "Türkiye Cumhuriyeti gökten zembille inmemiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun devamıdır. Osmanlı...

BİR NEFS-İ SÂFİYE HİKÂYESİDİ…

Yeşil Câmi.. Hacı İvaz Paşa’nın gözleri enfüsîler dünyasına kapanmadan evvel inşâ edilmiş...

NÎGÂRIM DİLBERİM YÂRİM NEDÎM…

(XIV. YÜZYIL) Nîgârım dilberim yârim nedîmim mûnisim cânım Refîkim hem-demim ömrüm revânım derde...

Hakan İlhan KURT

1976 yılında Tarsus’ta doğdu.2002 yılında Niğde Üniversitesi’nden mezûn oldu.Töre, Kurgan Edebiyat...

KÜFRÎ-İ BAHÂYÎ’NİN HAYATI ve…

Küfrî-i Bahâyî’nin hayatı hakkında kaynaklardaki bilgiler, oldukça sınırlı olup birbirinin tekrarından...

YOLLAR TÜRKÜYDÜ

Yolumuz Mudanya üzerinden Balıkesir'e idi. Metin Savaş Bey'i aradım oradaymış. Yollar kıvrıla...

EBEM

“Kaynana çaydanlık gibidir fokur fokur kaynar. Gelin demlik gibidir sinsi sinsi...

SAYI - 5 PARİS’TE BİR CENAZE TÖ…

Sayı: 5Paris, Paris olalı böyle kalabalık görmedi. Caddeler insan seliyle dolup...

ŞİİRE VE SÖZ SANATLARINA DÂİR …

HASAN YÂVER’İN “KİTÂB-I FENNİYYE-İ ES‛ÂR” İSİMLİ ESERİ Belâgatin beyan ve bedi‛ bölümlerinin...

ANADOLU MASALLARINDAN DERLEMELER - N…

Kültürümüzün çok uzun bir geçmişi ve muazzam bir derinliği bulunmaktadır. Dolayısıyla...

FUZULİ - LEYLA İLE MECNUN

KONUSU VE HAKKINDA GENEL BİLGİLER     Önce Arap Halk Edebiyatında ortaya çıkan...

SABAHATTİN ALİ _ SIRÇA KÖŞK

Bir zamanlar boş gezmeyi iş yapmaktan çok seven üç arkadaş varmış...

YUNUS EMRE BELGRAD'DA

Son dönemde başarılarıyla en çok dikkatimi çeken kurumlardan biri Yunus Emre Enstitüsü...

SELİM PUSAT VE CARL GUSTAV JUNG

Hüseyin Nihal Atsız’ın eserlerine dair yapmakta olduğumuz çözümleme çalışmalarımızın bu bölümünde...

EYVALLAH

“İnsanlar vardır ki dünyaları, böyle, hep kelimelerle örülmüştür. Onlar, kelimelerle duyar...

TANRI DAĞLARININ TÜRKÜSÜ: BOZKUR…

TANRI DAĞLARININ TÜRKÜSÜ BOZKURTLAR Hüseyin Nihal Atsız Ötüken Yayınlar Hazırlayan: Burcu SESLİ Tarih, edebiyat, mitoloji...

SEVGİLERLE YÜKLÜ GERÇEK BİR ŞA…

Bir dostuna yazdığı mektupta: “Elimde Türkçe gibi güzel bir silâhım var. Bu...

HATIRINIZ VAR OLSUN

‘Sökdü(ğ)üm pancarı çekmedi motur / Geçdi eski zaman galmadı hatır’ diyordu...

AHMET CEVDET PAŞA’DA DİL TASAVVU…

İnsanoğlunun anlam dünyasını şekillendiren dil, düşünce ve mantık kurgusudur. Bu noktada...

SEVGİ DİLİ

Ahmet URFALI “Ben gelmedim dava için, Benim işim sevi için” Yunus Emre, bütün insanlığa...

GÖNÜL NEDİR BİLİR MİSİNİZ?

Eğer cevabınız “hayır” ise yazıyı okumayı bırakın. Bu gönül yolculuğu başlamadan...

BİR ATATÜRK ROMANI

Hilmi Özden; "Ankaralı Arabacı İsmail ve Mustafa Kemal" adlı belgesel romanının...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE GÜLYA…

Gulyabani, romancıya yaşlı bir hanım okuyucusu tarafından cinlerle, perilerle ilgili giz...

TÜRKÇENİN KAYBOLAN SESLERİ

Ünlü (vokal) bakımından çok fakir olan Arap alfabesiyle ünlüsü bol Türkçenin...

Edebice/5.sayı

Edebice dergimizin 5. sayısı çıktı. “Umut” temasının işlendiği 5. sayımızda yine...

ANNE BABA ÇOCUK İLİŞKİLERİNDE …

‘Aslında hiçbir şey, iyi veya kötü değildir. Her şey, bizim onlar...

ZAMAN, DİL VE EĞİTİM

Zaman acımasızdır. Kendine ayak uyduramayanı affetmez. Zamanın gerekliliklerini yerine getiremeyen hemen...

NİYE TEBESSÜM

İnsanımızın yüzü, maalesef, hep asık... Caddede sokakta gülen insanların sayısı gittikçe...

CENGİZ DAĞCI'DA VATAN - 2

Cengiz Dağcı’nın eserleri ile tanıştığım lise yıllarında (1970'li ) okuduğum ikinci muhteşem romanı...

BATILILAŞMA MACERAMIZDA TÜRK ROMAN…

GİRİŞ Yazar çağının aynasıdır. Eserleri aracılığıyla içinde yaşadığı toplumun sosyal, kültürel ve...

TÜRKMEN KADIN GİYSİSİ: SAYA

Saya kelimesi anlam olarak; ayakkabının yumuşak olan üst bölümü, koyunların karnındaki...

TÜRK DİVAN ŞİİRİNDE ELEŞTİR…

 Türk divan şiiri 13. ve 19. yüzyıllar arasında varlığını sürdürerek nazım...

DOSTLUK, KARDEŞLİK VE SEVGİYE AÇ…

  Onüçüncü yüzyıl Anadolusu, tasavvuf ve düşünce tarihimizde önemli bir aşama, bir...

ŞİİR(NAZIM) TÜRLERİ

Şiir: Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir...

MEHMET ÇAKIRTAŞ

“Aşık tarzı söyleyişe hakikî bir aşkla sarılarak, bu tarza yeni bir...

GÖNLÜMDEN...

Eski defterleri karıştırırken bu dosya kâğıdı elime geçti.Aşık Reyhani Ağabey'i rahmetli...

MUALLİM NACİ’NİN ISTILAH T-I ED…

Türk edebiyatında retorik ve poetikayla ilgili olarak pek çok eser yazılmış...

HİKÂYELERİNİN GÖZÜNDEN BALKANL…

Ömer Seyfeddin, Edirne Askerî İdâdîsi, 1899 Yanya Kalesi’nin savunması sırasında esir düştüğü...

TARİHTE FÜTÜVVET VE AHİLİK - UM…

Ahilik, bir Ortaçağ esnaf teşkilâtıydı. Batı’daki lonca teşkilâtının, Türkleştirilmiş ve İslamlaştırılmış...

GIDA “KÖK”TEN GELİR: EDEBİYAT…

Edebiyatta gelenek, ruh beraberliğinin, her türlü edebi verimde ortaya koyduğu bir alışkanlıklar...

İNSANIN TAŞRASI-IX

Uzak çağlardan o güne kadar günler kum gibi akmış; yıllar, yüzyıllar...

İSTANBUL'UN ORTA YERİ YÜREĞİM

Bir şekilde yolu İstanbul’dan geçmeyen, şair, yazar, düşünür, eleştirmen, devlet adamı...

HU DİYEN KARGA

Misli Baydoğan, uzman bir psikolog. Ancak biz kendisini, pek çok dergide...

Dilaver Cebeci

15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin...

Meni cândan usandurdı

Fuzûlî'den  Meni cândan usandurdı cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhumdan murâdum şem’i...

Türk Edebiyatı Karşılaştırmal…

Türk Edebiyatında dönemler, nazım şekilleri, nazım birimleri, kafiye şemaları, ölçü ve...

SANMA ŞAHIM HERKESİ SEN SÂDIKANE …

“Aşk ikliminde Selim kimdir, dedin. Kim olacak! Bir biçare, bir hakîr...

PEYAMİ SAFA-3

Yirminci asır Fransa'sının en büyük romancısı Marcel Proust der ki: «Dünya...

FARAH YURDÖZÜ VE MADRİT'TE METAF…

1980 sonrası dönemde Farah Yurdözü’nün Madrit’te Metafizik Aşk, ve Yaşam Bir...

GÖNLÜMDE AÇAN LALELER

Arif Nihat Asya "Lâle" için diyor ki; "Eskiler lâleyi mukaddes sayarlardı. Gerçekten...

Muhakemetü'l Lügateyn Nedir?

Ali Şir Nevai’nin yazdığı, kelime anlamıyla “İki dilin kıyaslanması” anlamına gelen...

Ayarsız/Mart

Mart 2016 da yayın hayatına başlayan Ayarsız Dergisi, fikir, kültür, sanat...

Ruh Adam Romanında Otobiyografik Un…

Metin SAVAŞ Kurmaca anlatı dallarından biri olan roman sanatının hiçbir ürünü hiçbir...

İZ BIRAKANLAR

Milli Eğitim Bakanlığı ile TRT'nin işbirliğinde hazırlanmış iz bırakan öğretmenler serlevhalı...

ALİ HASANOV’UN ‘’HOCALI SOYK…

Bülten ve ajansların geçtiği haber, Türk dünyası ile dünya kamuoyunda şok...

KIZILELMA: TÜRK’ÜN YÜCE ÜLKÜS…

Gizli arzuların ifadesidir rüya. Şuuraltı isteklerin dışa vurumudur. Karışık hayâllerdir. Rüya...

YAPI, ANLAM VE KÖKENLERİ BAKIMINDA…

Söz varlığını oluşturan unsurlardan renk adlarını incelemeyi ve değerlendirmeyi amaçlayan bu...

RUKİYE ÖZDEMİR İLE SOHBET : “T…

Rukiye Özdemir öyküleri ‘’Kırmızı Ruj’’ adıyla kitap hâlinde yayımlanarak okuyucusunun beğenisine...

KARAR / KARASIZLIK

Hayatın her anı, bir karar zamanıdır. Her yer, her şey biz...

TÜKKÇENİN TARİHÇESİ ve ZENGİN…

DİLLERDE ZENGİNLİK. — Bugün konuşulan dillerin sayısı binlere varır. XIX. yüzyılda dil...

TURGUT GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçesine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu...

SAYI - 18 ŞİMDİ BÖYLE KALIP BATA…

Sürgünde muhalefet eden bir gazetenin adının “Hürriyet” olması çok manidar… Ama...

BURSA’NIN ROMANTİK SULTANI CEM SU…

1499 Yılından beri Muradiye türbelerinin en büyük ve en görkemlisinde kardeşi...

İHANET - ZEYNEP ÖZKİŞİ

İçimdeki yenilmesi,engellenmesi imkansız öfke halimle alakam yokmuş gibi.... Vakur, gururlu olgun...

Ahmet Tevfik OZAN

Şairimiz Harput’ta dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimi’ni Elazığ’da yaptıktan sonra;...

ÇAKIRCI HAMZA BEY KAZIKLI VOYVODA…

1461 Yılında Eflak tahtında Türklerin Kazıklı Voyvoda, Macarların Şeytan, Eflaklıların Cellat...

KENDİMİZLE KONUŞTUK MU HİÇ ?

Kendinizle konuşur musunuz hiç? Kendi kendinizi dinlediğiniz olur mu hiç? Hoşlanmadığınız...

ANADOLU TÜRKÇE’SİNİN OLUŞUMU

Türk kültür havzası, çok geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. Bu coğrafya; Türkistan’dan...

KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...

Yolumuz gurbete düştü,Hazin hazin ağlar gönül,Araya hasretlik girdi,Hazin hazin ağlar gönül, Radyoda...

NİHAD SÂMİ BANARLI

Şeyma GÜNGÖR1 NÎHAD SÂMİ Banarlı Cumhuriyet devrinin yetiştirdiği en önemli edebiyat öğretmeni...

KÜLTÜR – MEDENİYET - AYDINLAR

Kültür ve medeniyet millî ruhun yansımasıdır. Eğer bir millet yaşama üslûbunu...

REFİK HALİD KARAY - ZİNCİR

İşsiz, güçsüz kaldığım gurbet ellerinde köşe pencerem, kendimce Abdülhak Hâmid'in "Kürsü-i...

ANKARA’LI ARABACI İSMAİL VE MUST…

Batı Cephesinden yeni dönmüştü. İşler iyiye gitmiyor canı sıkkındı. Akşamları dostları...

EDEBİYAT SANATI

   ‘’Dil; insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta, kendine mahsus kanunları...

Bukağı

Nevi şahsına münhasır hal ve tavırları ile Hacı Bayram Veli, Yunus...

HACI BEKTAŞ VELİ'NİN HAYATI VE ES…

Hacı Bektaş Veli, Ahmed Yesevi'nin halifesi Lokman Perende'nin bizzat talebesidir. Kendisi...

KÜRSÎ-İ İSTİĞRAK (TAHLİL) - …

Kenâr-ı bahrde hoş bir mahaldir, nâzır-ı âlem, Tahaccür eylemiş bir mevcdir; üstünde...

NAMIK KEMAL'İN EDEBİ KİŞİLİĞ…

Namık Kemal’in edebiyat anlamında düşünsel gelişmesi üçlü bir etkinin sonucuna bağlanabilir...

BURHANETTİN ÇİL İLE SOHBET - BER…

Burhanettin Çil, şiirde ulaştığı başarıyı düz yazıda da yakalayarak  hayatının arşivinden...

POSTMODERN HAYAT NEDİR?

Metin SAVAŞ Biz insanlar hazır bulduğumuz bir hayatın içine doğarız. Ve fakat...

KERİM AYDIN ERDEM

Vaktiyle “Hisar” dergisinin bir sayısında Sabahattin Teoman, kendisiyle yapılan bir konuşmada...

CENGİZ AYTMATOV

(d. 12 Aralık 1928, SSCB - ö. 10 Haziran 2008, Almanya)...

ZİYA GÖKALP’İN MİLLİYETÇİL…

1-ZİYA GÖKALP’İN HAYATI             Ziya Gökalp 23 Mart 1986 yılında Diyarbakır’da doğmuştur...

OKUMAK

Kültürü çok geniş değerli bir dostum geçen gün bana diyordu ki; ...

ZOR COĞRAFYA : BALKANLAR

 Balkanlar veya Balkan Yarımadası, Avrupa kıtasının güneydoğu kesiminde, İtalya Yarımadası’nın doğusu, Anadolu’nun batısı...

ÖLÜMÜN KIYISINDA

Saatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum...

Aşık Pervani

Aşık Pervani (İsmail ÇELİK)Mehmet Ali Kalkan'ın Gönlünden... Aşık Pervani (İsmail Çelik) ve Mehmet...

Mehmet Zeki Akdağ

 Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman...

BİR KÜLTÜR UNSURU OLARAK ÂŞIK E…

Kalıp sözler bir dilin en dikkat çekici yönlerinden biridir. Toplumsal hayata...

GÜZİDE TARANOĞLU

Örnek bir Türk kadını, mutlu bir ana, velüt bir şair, vefakar...

NİSAN HÜZNÜ

‘Fikir, iman, ülkü aşk … İnsanları güçlü yapan bunlardır.’ Nisan, baharı müjdeler...

İŞ

“Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve herkes birisinin bu işi...

SABIR ÜZERİNE

Hayâ zinettir. Takva da keremdir. En hayırlı binek de sabırdır. –...

AŞIK EDEBİYATI TEMSİLCİLERİNİN…

Aşık edebiyatı temsilcilerinin yetiştikleri sosyal çevre ile ilgili araştırmalarda farklı tasniflerle...

TÜRKÇE'NİN KÖKLERİ

Türkçe, kö– sesinden türetilmiş sözcükler açısından çok zengin bir içeriğe sahiptir. Çalışmamızda...

MEDYANIN SOSYALİ

Niyet ettim kul rızası için kendimi pazarlamaya. “Bir gün herkes 15 dakikalığına...

ÖĞRETMEN: BOZKIRI YEŞERTEN ADANMI…

Öğretmen ; öğrencisinin sevincine tebessüm,hüznüne gözyaşı  olur.Öğretmen çorak topraklarda  gül bahçeleri...

İSKENDER PALA’NIN ŞAH VE SULTAN …

Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin...

REŞAT NURİ GÜNTEKİN ve YAPRAK D…

Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir...

PİŞMANLIK(LARIMIZ)

Ne yaparsan yap pişman öleceksin,Belki yaptıklarından , belki yapmadıklarından...Dostoyevski Müslüm Gürses’i ‘Son...

GURBET

“Şu uzun gecenin gecesi olsam Sılada bir evin bacası olsam Dediler ki nazlı...

ŞARKI - ŞEYH GÂLİP

1. Ey Nihâl-i işve bir nevres fidânımsın benimGördüğüm günden beri hâtır-nişânımsın...

YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY)

Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o, şiirlerinde kullandığı Yetik...

DÜRÜSTLÜK

Değer, ‘sosyal hayatta bir varlık, bir nesne, bir faaliyet vb’ne tanınan...

FAZE BAYRAKTAR

Zengin folkloru ile, mimarisi ile, gelenek ve görenekleri ile hepsinin üstünde...

HALK HİKÂYELERİNDE BİR İMAJ OLA…

Her edebî ürün belirli bir zamanın ve sosyal şartların neticesi olarak...

KAOSTAN KOZMOSA

 ‘’Evvel ahir dünya Türk'ün olacak.’’Zelimhan Yakup Kaos ve kozmos kelimeleri daha çok...

SULTAN I. KILIÇ ARSLAN’IN NEHİRD…

Sultan I. Kılıç Arslan’ın nehirde boğularak gelen hazin şahadeti (Sultan I. Kılıç...

ZİYA GÖKALP'İN TURAN ŞİİRİ TA…

Türklüğü Türkün Bedeninde Aramanın Şiiri: Turan Nabızlarımda vuran duygular ki, târihin Birer derin...

ARİF NİHAT ASYA’NIN ŞİİRLERİ…

 1.Giriş Kıbrıs, eskiden beri Türk’ün ilgi alanı içinde önemli bir yere sahip...

ÇUKUROVA LOBİSİ DERGİSİ TEMMUZ-…

Çukurova Lobisi İmtiyaz Sahibi Ali Alper Çetin’in öncülüğünde, Temmuz-Ağustos 2017 Say:...

SAYI 2 - AH GÜZEL İSTANBUL!

Sayı: 2 Vapur sesi, martı sesi, denizin sesi, ardından Sadri Alışık’ın güzelim...

ENVER PAŞA'NIN ANILARI - HALİL ERD…

Kitap Enver Paşanın anılarını üzerine ekleme yapmadan olduğu gibi aktarıyor. Tarihimizde...

İLHAN GEÇER

Sanat ve edebiyat dünyamızın en renkli şairlerinden biri İlhan Geçer, bir...

RIZA ÜMİT

Değerli Edebiyat Tarihçisi Nihad Sami Banarlı’nın. 1949’larda “San’at Sayfası'nı yönettiği YEDİGÜN dergisinde şiirlerini zevkle okuduğumuz...

TREN-KAPI-MELEK

Cevabında kaybolduğum sorular, eşiğinde kalakaldığım hayaller içindeyim.Dışımda akan bir dünya, içimde...

Sezai KARAKOÇ

22 Ocak 1933 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Şair, yazar, düşünür...

NASRETTİN HOCA’DAN BİR FIKRA

Fıkraları sevmeyen var mıdır, sanmam. Çünkü fıkralarda her insana hitap eden...

FUZÛLÎ VE BÂKÎ DİVÂNI’NDA BE…

Kur’ân ve hadislerde sıklıkla geçen ve Divan şiirinde de hayli fazla geçen...

HAYALİN ÖLÜMÜ

W. Shakespeare’in Macbeth dramından yükselen bir feryad hatırlıyorum. Macbeth, dünya “cinâyet...

HARP EDEBİYATI ÜRÜNÜ OLARAK İST…

1.GİRİŞ  1.1.Harp edebiyatı ve harp edebiyatı ürünleri Türk tarihinin kurucu unsurları içinde -hiç...

AHMET TUFAN ŞENTÜRK

Ahmet Tufan Şentürk’ü, ta 1950’li yıllarda tanıdığımdan beri, onu hep sanat...

TANZİMAT EDEBİYATI -III (İkinci D…

       II.Dönem Tanzimat Edebiyatı (1878-1896) Özellikleri:  1-Sanat sanat içindir görüşü benimsenmiştir. 2-Bu dönem...

TEDBİR

‘Düşüne düşüne görmeli işi / Sonradan pişman olmamalı kişi’, ‘Eşeğini sağlam...

DİŞİ KURT OLARAK EV

Ahmet Hamdi Tanpınar “Huzur” romanında şöyle der: “İnsanın sevdiği bir ev...

Feyzi HALICI

Şair ve yazar olan Feyzi Halıcı, Erzurumlu bir ailenin çocuğudur. Konya'da...

TÜRK ROMANINDA MODERNIST ETKININ BO…

Modernist Romanın Altyapısı Bir edebi tür olarak roman, Türk edebiyatına Tanzimat dönemiyle...

MİLLİ EGEMENLİK

Egemenlik, TDK sözlüğünde; ‘’Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin...

YOKSUN SEN...—Ömer Lütfi Mete’…

Yağmurlu bir günde tanımıştım seni. Sokaklar sırılsıklam bir hüzünle ıslanmış, martılar...

PARNASİZM

*Romantik şiir anlayışına tepki ile Fransa’da ortaya çıkmıştır. *Doğal güzelliğe ve...

ZİYA OSMAN SABA

Edebiyatımıza “ Yedi Meş’aleciler” grubu ile giren değerli şair Ziya Osman Sabayı...

Dr. Halil ATILGAN

1946 yılında Adana'nın Karaisalı ilçesinin İncirgediği köyünde doğdu. İlkokulu köyünde bitirdikten...

YAZAR- ARAŞTIRMACI SAIT BAŞER: “…

Sakarya Üniversitesi Felsefe Blm. em. öğretim üyesi Sait Başer ile bir...

AHMET HAMDİ TANPINAR’I EDEBİYAT …

“…Tanpınar’da beni büyüleyen şairliğinden, romancılığından çok memlekete bakış tarzı, zihniyeti olmuştur...

NAMIK KEMAL’E DAİR ÜÇ DİKKAT

Tanzimat döneminin topluma ve dünyaya en açık kalemlerinden biri Namık Kemal’dir...

BABA OCAĞI

Dışarıda ince ince kar yağıyor. Kar, yağmur gibi olmuyor. Temizlendiğini hissediyor...

ARAŞTIRMA RAPORUNUN BİÇİMİ VE K…

Bir araştırma raporunun içeriğinin zenginliği kadar sunuluş biçimi de önemlidir. Tüm...

ATİNA 1458

İstanbul’un Türkler tarafından fethinin ardından Bizans imparatorluğunun Yunanistan ve adalarda kalan...

TÜRKİYE CUMHURİYETİ KURULUŞ DÖ…

4. Muhafazakâr, Anadoluculuğun Türkçülük Eleştirisi Tutarlı mı?Bu müzakereleri anahatlarıyla hatırlamak, tarihsiz...

DİL ÜZERİNE

Var oluşumuz, sınır bekçimiz durumunda olan din, tarih ve her çeşit...

YERLİLİK, DEĞİŞİM VE KÜRESELL…

Yerlilik, Değişim ve Küreselleşme BağlamındaSaatleri Ayarlama Enstitüsü            Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama...

TÜRKÇENİN MİSAFİRLERİ (DIŞTAN…

-Zaim Hajdarevic’e ithaf- Siyasi sınırlarının dışında kendi dilini, kültürünü, edebiyatını anlatma-öğretme çabası...

TANZİMAT EDEBİYATI -II (Birinci D…

ŞİNASİ (1826-1871)*Yeniliğin öncüsüdür. *Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar gazetelerini çıkarmıştır. *İlk...

DİVAN EDEBİYATINDA VE YENİ TÜRK …

Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak...

Prof. HİLMİ ZİYA ÜLKEN

Felsefeye dair seçkin eserleri, makaleleri ve konferanslarıyla fikir ve sanat hayatımıza...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

BİYOGRAFİ

HOCAM HALÎL LÜTFÎ DÖRDÜNCÜ

Abdullah SATOĞLU

Halil Lütfî Dördüncü... İstanbul "Bab-ı âli'sinin ve Türk basının en renkli simalarından biri... 1953-54 yıllarında, İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulunda, Basın Tekniği ve İncelemeleri dersimize gelirdi. O dönemde, diğer hocalarımız Burhan Toprak...

DR. Alî RIDVAN UNAR

Abdullah SATOĞLU

Yeni Sabah Gazetesinin 2 Ocak 1946 tarihli nüshasından kestiğim ve çok sevdiğim “Gürcü Tarih Bilginlerine” isimli bir şiiri, o günden beri not defterimin köşesinde saklarım. Yıl 1966... Aylardan Ekim... İstanbul Saint Benoit...

Orhan Seyfi Orhun

Edebiyat Dunyamız

Orhan Seyfi Orhon (d. 23 Ekim 1890, İstanbul - ö. 22 Ağustos 1972, İstanbul), Türk şair, gazeteci, yazar, yayımcı, siyaset adamı.Türk edebiyatı tarihine Beş Hececiler olarak geçmiş edebi topluluğun şairlerinden...

Suzan ÇATALOLUK

Edebiyat Dunyamız

Tokat’ta doğan Suzan Çataloluk ilk ve orta Okulu İstanbul’da, liseyi Erzurum’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Çocuk Suçluluğu” konusunda master yaptı. Uludağ Üniversitesi Eğitim...

NİHAL ATSIZ

Abdullah SATOĞLU

Türkçülük ülküsünün büyük önderi, kudretli şâir ve tarihçi Nihal Atsız’ı 11 Aralık 1975 günü, beklenmedik bir anda kaybettik. 1975 yılı içinde Arif Nihat Asya, Necdet Sançar ve Nurettin Topçu ile...

Gültekin SAMANOĞLU

Edebiyat Dunyamız

2 Kasım 1927 yılında Konya’da doğdu. Asıl soyadı Samancı’dır. Ortaöğrenimin ilk yılını Konya'da ikincisini ise İstanbul'da tamamladı. Orta öğretim üçüncü sınıftan itibaren Konya Askeri Ortaokulu'na devam etti. 1947'de Kuleli Askeri Lisesi'nden...

Feyzi HALICI

Edebiyat Dunyamız

Şair ve yazar olan Feyzi Halıcı, Erzurumlu bir ailenin çocuğudur. Konya'da Mevlâna Türbesinin yanındaki Celâl sokağında doğdu. Çocuk¬luğunu ney sesleri ve tennureler doldurdu. İlkokuldayken babasının halı mağazasına devamlı gelen ve...

TURGUT GÜLER

Edebiyat Dunyamız

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçesine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Lisesi’ne devâm ettikten...

Âşık Seyrâni

Edebiyat Dunyamız

 19. yüzyılın en önde gelenâşıklarından biri olan Seyrânî Develilidir (eski adı Everek). Develi’nin Oruza Mahallesi’nde dünyaya gelmiştir. Asıl adı Mehmet olan Seyrânî’nin babası Oruza Cami- si’nde imamlık yapan Cafer Efendi, annesi ise Emine...

ÖYKÜ / ROMAN

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL …

Yüzbaşı Mustafa ve küçük Mustafa Kemál birlikte Selânik'e dönüyorlardı. Bu arada tren yolunun yanındaki ağaçları gözü yakalamaya çalışıyor, fakat mümkün olmuyordu. Aile büyüklerinden ve özellikle annesinden dinledikleri ile kendi yaşadıkları...

ÖMER SEYFETTİN - PRİMO TÜRK ÇOCUĞU

Serin ve karanlık eylül gecesinin yıldızsız seması altında Selanik, sanki gündüzkü heyecanlardan, gürültülerden yorulmuş gibi, baygın ve sakin uyumaktadır. Rıhtım tenhadır. Olimpos Palas’ın, Kristal’in, Splandit Palas’ın, diğer küçük gazinoların lambaları...

ÖMER SEYFETTİN - İLK CİNAYET

Ben hep acı içinde yaşayan bir adamım! Bu sıkıntı âdeta kendimi bildiğim anda başladı. Belki daha dört yaşında yoktum. Ondan sonra yaptığım değil, hattâ düşündüğüm kötülüklerin bile vicdanımda tutuşturduğu sonsuz...

Peyamî Safa

Milletimizin, son yarım asırda emsalini pek az yetiştirebil-diği değerli fikir ve sanat adamlarımızdan biri de Peyami Sa-fa'dır. Basın mesleğinin hemen her sahasında zirveye ulaşan Üstad Peyami Safa, gerçekten bir "Elem...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Matematik hocası Yüzbaşı Mustafa’nın nasihatleri ile Mustafa Kemâl’in annesine dargınlığı kalmamıştı. Artık Selanik’teki çocukluk günleri güzel geçmekteydi.  Ara verdiği kitap okumalarına devam ediyor, yaşına uygun hemen hemen her eseri ister...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli kullanılabilmesi için, öncelikle ‘zaman yönetimi’nin öğrenilmesi gerekiyor. Başarılı bir zaman...

ÜCRETSİZ AİLE MEZARLIĞI

Mustafa Helvacıoğlu altmışdokuz yaşındaydı. Hiç evlenmemişti. Akrabası yoktu. Babası, kendisi doğmadan evvel ölmüştü. Annesini kaybettiğinde ondokuz yaşındaydı. Yirmibir yıl önce nüfus müdürlüğünden emekli olmuştu. Emeklilik ikramiyesinin üzerine daha önceki yıllardan kalan...

ÖMER SEYFETTİN - DİYET

Dar kapısından başka aydınlık girecek hiçbir yeri olmayan dükkânında tek başına, gece gündüz kıvılcımlar saçarak çalışan Koca Ali, tıpkı kafese konmuş terbiyeli bir arslanı andırıyordu. Uzun boylu, iri pençeli, kalın...

SULTAN SENCER (ÖYKÜ)

Rüzgârın hırıltısıyla yankılanan kalın paslı demir pencere, kapı ve taş duvarlar; bağrından akan gözyaşlarıyla tutsak olmanın mâteminde yapayalnız, prangalı, çökmüş, uzun dağınık kirli saç sakal yüzünü kaplamış, başı önünde, yırtık...

ŞAİR ve ŞİİR

Gazel / Muhibbî

1. Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi. 2. Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdur, Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi 3. Ko bu...

Gülce

Uçurumun kenarındayım Hızır Ulu dilber kalesinin burcunda Muhteşem belaya nazır Topuklarım boşluğun avcunda Derin yar adımı çağırır Dikildim parmaklarımın ucunda Bir gamzelik rüzgâr yetecek Ha itti beni, ha itecek Uçurumun...

AHMET YILMAZ SOYYER

Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz bebekken ayrıldıkları için annesinin yanında büyüdü ve dedesi 1924...

ZİYA PAŞA - DİYAR-I KÜFRÜ GEZDİM

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm     Dolaştım mülk-i İslâmî bütün virâneler gördüm  Bulundum ben dahi darüş-şifâ-yı Bâb-ı Âli’de   Felatun’u beğenmez anda çok divaneler gördümHuzur-ı gûşe-yi meyhaneyi ben görmedim gitti Ne...

ÖMER KAPLAN KOZANOĞLU

1973 yılında Adana Feke’de doğdu. Köy ilkokulundan sonraki eğitim hayatını parasız yatılı, Fen Lisesi, Tıp ve Tıp’ta uzmanlık olarak sürdürdü. Çocukluk yıllarından beri şiirle ilgilendi. Bir çok dergide şiirleri yer...

ÂŞIK GUFRÂNÎ’NİN CİHÂD-I EKBER DESTA…

Halk şairleri asırlar boyunca toplumlarının gözü, kulağı ve dili olmuşlar, ortaya koydukları ürünlerle kendi duygu ve düşüncelerinin yanı sıra içinde bulundukları toplumun zevklerini, beğenilerini, arzu ve isteklerini, tepkilerini, acılarını, sevinçlerini...

EDİB AHMED YÜKNEKÎ VE ATABETÜ'L HAKAAYIK

Atabet ül-Hakaayık 12. asrın ilk yarısında, Yüknekli Edîb Ahmed bin Mahmud tarafından ya-zılmış manzum bir ahlâk kitabıdır. Türk ve Acem ülkelerinin meliği- emîr-i âzam Muhammed Dâd İspehsâlâr Beg'e sunulmuştur. Edîb Ahmed...

USÛLÎ’NİN DİLİNDE AHENGİ SAĞLAYAN UN…

Usûlî XVI. yüzyıl divan şairlerin en tanınmışlarından biridir. Her divan şairinin olduğu gibi Usûlî’nin de kendine has bir dili bulunmaktadır. Usûlî dilini ahenk unsurlarıyla yoğurarak etkili bir şekilde duygularını, hayallerini...

TERCİ-İ BEND'LER - ŞEYH GALİP

Terci-i BendTâ be key arşa çıka âh-ı dil-î nâ şadımGökleri ağlata hasretle giden feryadımNice bir canı yaka nâle-i âteş-zâdımMüstaid kıl yoğısa lûtfuna isti´dâdımSana güçlük mü var ey şâh-ı kerem-mu´tâdımMûr isem...

İNSANI YETİŞTİRMEK -II

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

Geçmişe Bir Yolculuk: Babam, Nuri Dayım, Okul Müdürü ve BenGeçmişe kısa bir yolculuk yaptığımda, yarım asır öncesinden üç kişi yeniden karşıma çıkıyor. Babam, Nuri Dayım,...

MUASIR MEDENİYET SEVİYESİNİ YAKALAMI

Metin SAVAŞ

Ahmet Mithat Efendi’nin tam tekmil külliyatını titiz ve kapsamlı bir projeyle Dergâh Yayınlarının neşretmeye başlamasının akabinde, 2015 senesinde, tam da...

CEMİL MERİÇ - AŞK

Edebiyat Dunyamız

Münakaşada zafer mağlup olanındır. Yenilmek zenginleşmektir. Bilmediğinizi öğreneceksiniz ve ego denen köpek havlamayacak. Münakaşa hakikati birlikte...

ÇAYIMDA YAR DEMLENİR

Mahmut TOPBAŞLI

“Hatay'daki yiğitler” dediğimde yüreğim başka bir hazla çarpıyor. Hasbi duruşlarıyla, Anadolu safiyetiyle taşıyan üsluplarıyla, vatan millet yolundaki karınca kararınca...

ŞİİR SOHBETİ

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

(Bu bir konuşma / sohbet metni. 10 Ağustos 2007 tarihinde GAÜ FM radyosunda yapmıştım. Paylaşılmaya değer hususlar varmış gibi geldi. Eskişehir “şairler şehri”dir aynı...

SÂMİHA ANNE’Yİ ‘KENDİ SEMBOLÜ

Edebiyat Dunyamız

Kelimelerin bir ümmet olduğu öğretilmedi bize. Bunu ilk defa Sâmiha Anne'yi okumaya başladıktan sonra fark ettim. Çünkü o güne dek bize yalnız “oku!” denilmişti, hiç...

GURBET GARİPLİĞİ

Ahmet URFALI

Türk’ün tarih seyrinde göç, gurbet olagelmiştir hep. Türk’ün dinamik yapısı biraz da bununla ilgili olsa gerek.                        Efsanesinde göç,                        türküsünde gurbet,                                 ağıdında hüzün...

digertumyazilar

Şiir söylemek yahut yazmak gibi, şiir okumak (inşat) da bir sanattır. Özel bir yaratılış ister. Nasıl her insan güzel şiir yazamazsa, yine her insan güzel şiir okuyamaz. Merak...
Nâzım Hikmet'in 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından Atatürk'e gönderdiği mektup Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde bulundu. Şair Ata'dan tek bir şey istiyor Usta şair Nâzım...
Tokat’ta doğan Suzan Çataloluk ilk ve orta Okulu İstanbul’da, liseyi Erzurum’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal...
Aşık Pervani (İsmail ÇELİK) Mehmet Ali Kalkan'ın Gönlünden... Aşık Pervani (İsmail Çelik) ve Mehmet Ali Kalkan Aşık Pervani Ağabey yaşayan, geleneğin içinden gelen, en güçlü halk...
1932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğan Reyhanî’nin asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars’a, daha sonra Erzurum'a yerleşir. Okuma yazmayı okula...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
(d. 16 Nisan 1916, İstanbul - ö. 13 Aralık 1979, İstanbul), Türk şair, öğretmen, çevirmen. Modern Türk şiirinin önde gelen şairlerindendir. Herhangi bir edebi akıma katılmamış;...
(1 2 Temmuz 1891, İstanbul - 23 Şubat 1971, İstanbul ),Şair, gazeteci, oyun yazarıdır. Aynı zamanda 40 yıl edebiyat öğretmenliği yapan Halit Fahri hece ölçüsünün beş şairi...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Füsun Menşure, Hamburg'ta doğdu. İnşaat mühendisliği eğitiminin ardından yurt dışında iç mimarlık mekan ve çevre tasarımı bölümünü bitirdi. Daha sonra işletme fakültesindeki...
1976 yılında Tarsus’ta doğdu. 2002 yılında Niğde Üniversitesi’nden mezûn oldu. Töre, Kurgan Edebiyat, Siyah-Beyaz Kültür, İnziva, Herfene, Yeni Düşünce, Başarı Edebiyat,...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...
Aşık Sefil Selimi, Asıl adı Ahmet Günbulut (d. 26 Ağustos 1933, Şarkışla - ö. 30 Aralık 2003, Sivas), yazar, türkü yazarı. İlkokul'dan sonra iki yıl ortaokula devam ettikten...