Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

malikalkanİsmet Atlı Ağabey vefat etti, duydunuz mu?

Benimki de lâf mı yani, elbette duymuşsunuzdur.

Günlerce başta TRT olmak üzere bütün televizyon kanalları verdi, İsmet Atlı ile ilgili özel programlar yaptılar, tanıyanlar konuştu, hayatını anlattılar.

İsmet Atlı aynı zamanda gazeteci idi, bu yüzden hemen hemen bütün gazeteler haber yaptılar, köşe yazarları köşelerinden yazdılar.
Sporcu olduğu için ilgili bakandan spor camiasına kadar spor otoriteleri konuştu.
Meselâ dediler ki;
"Çok büyük bir güreşçiydi, defalarca dünya ve olimpiyat şampiyonu olmuştu, ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırdı, şeref kürsülerinden inmedi, Türk Milleti'nin göğsünü kabarttı."

Şah zamanında İran'lıların efsanevî, sırtı yere gelmeyen, sağlığında heykeli dikilen, dünyaca ünlü pehlivanları Tahti'yi yendi. Bunun üzerine İran'da heykelin üzeri örtüldü ve üç günlük yas ilân edildi."
"TRT tarihinde ilk defa bozlağı İsmet Atlı okudu."
"İyi bir yazardı, iyi bir şairdi, iyi bir insandı, ömrünü güreşe vermişti."
"Yaşar Doğu'nun antrenörlüğünü yaptığı Güreş Millî Takımı'nın kaptanı idi."
"Atları çok sever ve çok iyi bilirdi."
Günlerdir gazeteler, televizyonlar İsmet Atlı'yı anlatıp duruyorlar.
Vefa bu işte...
Liseli yıllarda şiir yazmaya çalışırdım, Eskişehir'den Adana'ya üniversite okumaya gidince hele 1975-1980 yılları arasında talebelik yapınca şiire vakit kalmadı. Daha sonra da iş, güç, dünya telaşesi...Ta 1998 yılına kadar.
Bir gazetede Adana'da Güreş Şiiri Yarışması yapılacağını okudum.Adana'yı da özlemiştim.Belki dereceye girersek Adana'ya gideriz diye düşündüm bir şiir yazmaya çalıştım.

GÜREŞE DAİR

Kimimiz yün kazağız, kimimiz merserize,
İçimden geçenleri söyleyeceğim size,
Kimi bulgur kaynata, kimi ipe un dize.

Şimdi minderde değil piyanodadır tuşlar,
Eşek desen adama eşip ekmeye başlar.

Öyle kafalar var ki zemheride yaz arar,
El değmemiş ne desek? Genelevde kız arar,
Kaz kanadını sorsak, kümes arar, kaz arar.

Düşünmek yok, fikir yok, ne imiş adam olmak?
Aklından geçirdiği yolunacak kaz bulmak.

Çift dalmak moda oldu, gaye kurtarmak günü,
Eski böyleydi desen, zaten bilmiyor dünü,
Çivi yukarı desen, aklındaki İnönü.

Gencecik fidanlarda bırakmadılar dalı,
Adalı'yı bilmez ki tam Hayırsızadalı.

Suyu aramak için çöl bulup da eştiler,
Gölge yapıyor diye çayırları biçtiler,
Doğruya sünger çekip eğrilip su içtiler.

Denizaltı olanlar balıklamada dalar,
Her kamışı ney sanan zurnayla peşrev çalar.

Her yer kral sofrası, ama lâkin doyan yok,
Çil çil altın versen de üşenirler, sayan yok,
Son Hamza’yı saymazsak Hamza ismi koyan yok.

Sığınacak yer arar babasız kalan öksüz,
Yalnız kavak yetişir, yere sokarsan köksüz.

Şimdi her şey normal, ne kalpak var, ne fes var,
Paris var, Washington var, Uzakdoğu, Cannes var,
Nemrut, Perge, Sümele, Kapadokya, Efes var.

Onun için pehlivan doğurmuyor analar,
Pehlivanlar yok diye delileşti danalar.

Eşkıya masalarda kesmek ister yolumu,
İş yaptırmak istemez, bırakmaz sağ kolumu,
Sade vücutlar değil, beyin de yağ tulumu.

Yağlanmak yağ çekmektir, deste, para onlara,
Konuşurlar her şeye bakarak neonlara.

Neonlar galip geldi, ışıklar şimdi nursuz,
Kaleler ağ bağladı, hem direkli, hem sursuz,
Ayılar bağ arıyor, girmek için destursuz.

Taşları bağlamışlar, salmışlar köpekleri,
Sevinçten dört köşeler, çan çalar etekleri.

Biz Everest peşinde, onlar zaten düzdüler,
Kini elek yaptılar, kötülüğü süzdüler,
Ellerinde giyotin derimizi yüzdüler.

Bize meze yap diye et de gitti kasaba,
Akıllar Kaf dağında, gelmiyor hiç hesaba.

Bunlar biraz gerçek de, biraz şaka elbette,
Ama elimde değil, suç bendeki hasrette,
Güreşin aşıkları biliyorum nöbette.

Nöbetten kaçanların var git yüzüne tükür,
Sarhoşluk uzundu ya, Ayık’ıyoruz şükür.

Müsabakada rakip karşımızda erirdi,
Sonunda da göndere bayrağım çekilirdi,
Bayram Doğu’dan Akar, Atlı’larla gelirdi.

Eskiden bayram çoktu, düştüler zürriyetten,
Şimdi yılda iki kez, o da mecburiyetten.

Yiyip içtiklerimiz kola, pizza, pastaydı,
Salgın kafalardaydı, doktorlar da hastaydı,
Epeyce bir süredir tarlalar nadastaydı.

Üstte gök çökmedi bak, altta yer delinmedi,
Titreyip kendimize dönme zamanı şimdi.

Bir müddet sonra İsmet Atlı Ağabey telefon etti.Bir dünya şampiyonu ile konuşmak ne kadar zor ve hoş idi.Güzel sözler söyledikten sonra şiir jürisinde devlet memurları olduğundan bahisle bu şiiri önlerine koymayalım dedi. "Ama sizin orada Rasim Köroğlu var, onunla tanış" diye de ekledi.(Rasim Köroğlu bu yarışmada birinci oldu, bir başka vesile ile bizde Adana'ya gittik.Rasim ödül alırken fotoğrafını çekmemi istemişti. Rasim hariç, tavan dahil her yerin fotoğrafını çekmişim, oh olsun)
Benim şiire yeniden başlamam da İsmet Ağabey sayesinde oldu...
Muhtelif zamanlarda konuşmak, bir araya gelmek nasip oldu. Gençlerle yaptığımız toplantılarda telefonla da olsa hatıralarını dinlerdik, bize şiir okurdu, "atı Türkiye'de en iyi bilen üç kişi varsa biri benim" demişti, at ile yaptığı güreşi anlatırdı.
İsmet Ağabey geçen Cuma günü defnedildi, tam bir hafta oldu, Allah rahmet eylesin.
İsmet Abi sen gani gönüllüsün, kusurumuza bakma..
Bu toprağı vatan yapanlara, geçmişimize rahmetlerle...

Mehmet Ali KALKAN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

KARAMSARLIK (MI DEDİNİZ)

Hemen her güne yeni bir acı ve elemle uyanır olduk. Kaygılarımız arttı. Demokrat...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE MEZARINDAN KALKAN Ş…

Roman, kendini her türden inancı sorgulayan ve tuhaflıklara tapan bir genç olara...

YUNUS EMRE’NİN NUR-I MUHAMMEDİ ANLATIMININ TÜ…

Yunus Emre’nin bir manzumesinde, kuş, göl ve su sembolleri kullanılarak Hz. Mu...

YOLLAR TÜRKÜYDÜ

Yolumuz Mudanya üzerinden Balıkesir'e idi. Metin Savaş Bey'i aradım oradaymış...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE CADI

Garâ’ib Faturası serisinin ikinci kitabı Cadı, tıpkı serinin ilk örneği&nbs...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE GÜLYABANİ

Gulyabani, romancıya yaşlı bir hanım okuyucusu tarafından cinlerle, perilerle il...

TÜRK EDEBİYATINDA GOTİK TÜRÜNÜN ORTAYA ÇIKIŞI…

Gotik edebiyat cadılar, cinler, periler, hortlaklar, vampirler gibi doğaüstü yar...

GÂVURDAĞI ÂŞIKLIK GELENEĞİ- BOZLAK VE BARAK …

Bölgedeki Türkmen topluluklarının konargöçer yaşama biçimleri, tarihi süreçleri ...

YENİ BİR YILA GİRERKEN

İnsanî ve ahlakî erdemlerle düzenlenmiş hayata ömür diyoruz. Ömrümüz, inşallah...

Bir Darbenin Anatomisi

Türk tarihçiliğinin en verimli kalemlerinden Yılmaz Öztuna, artık bir klasik s...

MÜNAZARA İLMİNİN TARİHÇESİ

Tahlil ve tenkide dayalı tartışma geleneğinin İslâm, ilim ve kültür tarihinde ön...

"NE İÇİNDEYİM ZAMANIN"

Şiirimizde, zor yazan ve kendi yazdıklarını zor beğenen şairler arasında Tanpına...

HARP EDEBİYATI ÜRÜNÜ OLARAK İSTİKLÂL MARŞI VE DİĞER ALT…

1.GİRİŞ  1.1.Harp edebiyatı ve harp edebiyatı ürünleri Türk tarihinin kur...

TÜRK İDEALCİLİĞİ

Dünkü yazımda, hayata verdikleri mânâ bakımından, insanı dört tipe ayırdım: Keyi...

BU SEVDADAN US(L)ANMAYIZ

Sevda için, yürekte bulunan siyah bir lekedir, derler. Peki, türlü türlü sevdada...

VİYANA İZLENİMLERİ

 Viyana’daydım.      Sevdiklerimizin yaşadıkları yerle...

Bu kategorideki Diğer Yazılar...

Kırmızı Kitaplar

GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Şair ve Şiir

TÜRK ŞİİRİNDE NAZIM BİÇİMLERİ VE TÜRLERİ

Nazım Birimi Şiirde iki temel unsur vardır.Bunlar “biçimsel(dış)” ve “içeriksel(iç)” olarak sınıflanabilir. Biçimsel unsurların başında nazım birimi gelir. Şiiri oluşturan dize kümelerin “nazım birimi” denir...

Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri

GAZEL: Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka kendi arasında uyaklı...

BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR

Edebiyatımızın ve cemiyetimizin renkli ve hareketli simalarından biri olan Behçet Kemal Çağlar, 14 Ekim 1969 günü İstanbul’da vefat etti. Ben, Behçet Kemal’i ilk olarak İstanbul’da, 1954...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ (ALİ AKBAŞ)

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı...

Bu kategorideki Diğer Yazılar...

Yazarlarımızdan Seçtiklerimiz

KAYIPLARIMIZHER DEM YENİDEN DOĞARIZBİR YOLCULUK HİKÂYESİTÜRK DİLİNE FERMAN: KARAMANOĞLU MEHMED BEYNİYE OKUSUN Kİ?SILA-YI RAHİMHAYALLER DE HÂTIRALARA DÂHİLDİRBARTIN'DAN BATUM’A GİDEN YOL RİZE'DEN GEÇERVEFA DUYGUSUNELERE ZAMAN AYIRALIMTÜRKÇESİZ BİR HAYATKELE BACIMOKUMADAN  LİM YAZMADAN MUALLİMGÖZLERİMDE BİRİKEN ŞİİRZEYNEP’İN DEDESİŞİMDİ UZAKLARDASIN, HAYALLERDESİN, RÜYALARDASIN...ROMAN SANATI NEDİR VE NİÇİN ROMAN OKUMALIDIR?OKUMA ÇALIŞMALARITÜRKÇESİZ BİR HAYATUYANIKLAR DÜNYASININ BAŞI DERTTE

digertumyazilar