Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

ahmetercilasunHerhangi bir sözün anlamını öğrenmek istediğimiz veya sözün ne anlama geldiği konusunda tereddüde düştüğümüz zaman sözlüğe bakarız. Sözlükler bunun için vardır. Çok iyi bildiğimizi sandığımız kelimeler için de sık sık sözlüklere bakmalıyız.

Çok iyi bildiğimizi sandığımız sözlerden biri de Türk sözüdür. Bence kendi bilgimizden emin olmadan, başkalarının bilgilerini eleştirmeden önce sözlüğe baksak iyi olur. Türkçe Sözlük'ün 11. baskısında Türk sözünün tanımı şöyledir:

"1. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse. 2. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse."

Acaba ikinci anlam, Cumhuriyet döneminde özel olarak mı çıkarılmıştır? Bunu anlamak için de Şemsettin Sami'nin, Cumhuriyet'ten yirmi küsur yıl önce basılmış Kamûs-ı Türkî'sine bakmak gerekir. Oradaki Türk maddesini sadeleştirerek veriyorum:

"Esas olarak Asya kıtasının kuzeybatı yönünde yayılmış bulunan büyük bir millettir ki oradan çeşitli tarihlerde cihangirlik ve ülkeler fethetmek yoluyla güneye ve batıya doğru yayılarak Avrupa'nın dahi güneydoğu yönlerine sokulmuşlardır. Çeşitli şubelere bölünmüş olup İslam'dan önce 'Uygur' ve günümüzde (20. yüzyılın başında - ABE) 'Çağatay' ve 'Osmanlı' şubeleri edebî dile nail olmuşlardır."

Demek ki Türkiye Türkçesinde Türk sözü, bir yandan dar anlamıyla Türkiye Türklerini ifade ederken, bir yandan da geniş anlamıyla bütün dünya Türklerini ifade ediyormuş.

Böyle şey olur mu? Yani bir sözün böyle iki anlamı olur mu? Elbette olur. Çok anlamlılık, evrensel bir olgudur ve dil biliminin önemli bir konusudur.

11. yüzyılda da Türk sözünün dar ve geniş olmak üzere iki anlamı vardı. 11. yüzyıl deyince Dîvânu Lugâti't-Türk'e bakmamız gerektiği anlaşılmış olmalı. Kâşgarlı Mahmud Türk maddesinde aynen şöyle söylüyor: "Nuh'un oğlu Türk'ün oğullarına yüce Allah tarafından verilmiş bir isimdir."

Burada Türk'ün geniş anlamı verilmiştir. Kâşgarlı Mahmud, Türk adının Allah tarafından verildiğini anlatan kutsi hadisi aktardıktan ve Türklerin meziyetlerini saydıktan sonra şöyle devam eder: "Onlardan 'biri' için de Türk denir; hepsi için de. 'Kimsin' anlamında Kim sen denir; 'Türküm' anlamında Türk men diye cevap verilir." Burada da tek kişi söz konusu olunca "dar anlam", Türklerin "hepsi" söz konusu olunca "geniş anlam" verilmektedir.

Kâşgarlı Mahmud eserinin giriş kısmında da "Türk"ü geniş anlamda kullanır. "Türkler aslında yirmi boydur." der ve batıdan doğuya o zamanki Türk boylarını sayar: Beçenek, Kıfçak, Oğuz, Yemek, Başgırt, Basmıl, Kay, Yabaku, Tatar, Kırkız, Çigil, Tohsı, Yağma, Uğrak, Çaruk, Çomul, Uygur, Tangut. Kâşgarlı burada 18 boyu sıralamıştır. Birkaç sayfa sonra dillerinden söz ettiği Bulgar ve Suvar boylarıyla sayı 20'ye ulaşır.

Dîvânu Lugâti't-Türk'te lehçeler arasındaki farklar anlatılırken "Türk" kelimesi dar anlamda kullanılır: "Gidilecek yere Türkler bargu yir derler; Oğuzlar onu barası yir'e çevirirler." Kâşgarlı, "inci"ye Türklerin yinçü, Oğuz ve Kıpçaklarınsa cinçü dediklerini de kaydeder.

Bu durumda Kâşgarlı Mahmud çelişkiye mi düşüyor? Kıpçakları ve Oğuzları "Türk" kavramının dışına mı çıkarıyor? Hayır. Yirmi boyun içinde Kıpçak ve Oğuzları da saydığına göre onları da Türk kabul ettiği muhakkak. Ama "Türklerde böyle, Kıpçaklarda, Oğuzlarda böyle" derken "Türk"ü dar anlamda kullanıyor ve o zamanın ölçünlü (standart) Türkçesini konuşan Kâşgar ve çevresindeki Türkleri kastediyor.

Dîvânu Lugâti't-Türk'te "Türk"ün bir anlamı daha var. Bunu da çok anlamlılığın başka bir örneği olarak kaydedelim: "Meyvelerin olgunlaşma zamanının ortasını bildiren bir edat. Türk üzüm ödi üzümün olgunlaşma vaktinin ortası, Türk kuyaş ödi gün ortası, Türk yigit gençlik çağının ortasına gelmiş genç."

Kaynak Yeniçağ: Türk kavramı ve sözlüğe bakmak - Ahmet B. ERCİLASUN 

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BİR YOLCULUK HİKÂYESİ

Sevdik birbirimizi, yakışmıştım ben sana. Gölgen gibiydim daima yanında, daima seninle. Yazın o kavurucu sıcaklarında, yollarda ahh!  o yollarda. Torosların kıvrım kıvrım inceliğinde, mis kokulu...

SAYI 2 - AH GÜZEL İSTANBUL!

Sayı: 2 Vapur sesi, martı sesi, denizin sesi, ardından Sadri Alışık’ın güzelim İstanbul Türkçesi… 1966 yapımı siyah beyaz filmde, rengârenk hayallere daldırır bizi Sadri Alışık ve...

ÖTELERDE ÖLÜM YOK DEMİŞTİN

Kafilemiz Bolu Dağı’nda mola verdiğinde ben şair bir abiyle köşedeki masaya oturmuştum. Sen suyu çok seven çocuklar gibi gümrah akan çeşmede elini yüzünü yıkadıktan sonra...

BİLGİ CEBİMDE, BİLGİSAYARIMDA, YANIMDA!...

Geçmişin hiçbir döneminde çağın bilgisine sırtını döndüğü hâlde rahat yaşamış, yükselmiş, ilerlemiş bir toplum yoktur; gelecekte de olmayacaktır. İnsanoğlu kendi devrini doğru okuduğu müddetçe geleceği...

BAYRAM GEÇİNCE

Milletçe sevinç içinde kutladığımız milli ve dini günlerimiz, bayramlarımız … Bayramlarımız, hüznün kederin, sevincin, mutluluğun paylaşıldığı günlerimiz. Sevenlerin ve sevilenlerin bir arada olduğu en tatlı...

VİYANA İZLENİMLERİ

 Viyana’daydım.      Sevdiklerimizin yaşadıkları yerler zihnimizin bir yerinde hep canlılıklarını korurlar. Benim için de Viyana böyledir. Her bahar Viyana’ya doğru akar durur duygularım. Adını kısaltarak ‘’Minik’’...

ZAMANIN DEĞERİ

Değişik kaynaklarda zamanın değişik tanımlarına rastlamak mümkündür. ‘Bugün, nakit; yarın, bono; dün, iptal edilmiş çektir.’, ‘İnsanlar mazinin hasretlisi, geleceğin umutlusu, içinde yaşadığı günlerin de şikâyetçisidir.’...

BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR

Edebiyatımızın ve cemiyetimizin renkli ve hareketli simalarından biri olan Behçet Kemal Çağlar, 14 Ekim 1969 günü İstanbul’da vefat etti. Ben, Behçet Kemal’i ilk olarak İstanbul’da, 1954...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL - 5

"Ankara’nın taşına bak Gözlerimin yaşına bak Düşman bizi esir etmiş Şu feleğin işine bak" Mustafa Kemal puslu bir Ankara günü gözlerini hafif kısmış alabildiğine  uzaklara bakıyordu. Alçak tepelerin kuzeyden...

TEVFİK FİKRET VE TÂRİH-İ KADÎM

Târih-i Kadîm Beşerin köhne sergüzeştinden  Bize efsâneler terennüm eden;Bizi, âbâ-i bî-vücûdumuzun  Cevf-i mâzîde bir siyah ve uzun  Gece teşkil eden hayâtından  Ninniler ihtira edip uyutan;

SANAT,EDEBİYAT VE SİYASET...

"Doğduğumuz memleket bütün taştı çakıldı;//Sert yoğrulmuş mayamız bizi dik başlı kıldı.//Yalana baş sallayıp susmasını bilmedik;//Huysuz, geçimsiz diye şöhretimiz yayıldı." mısralarıyla tanıdığımız Mehmet Çınarlı'ya (ö. 1999)...

BARTIN'DAN BATUM’A GİDEN YOL RİZE'DEN GEÇER

Ne güzel demiş şair, “Seher yola giren âşık gece Leylâ’da akşamlar”. Seher, Bartın’dan yola çıkan seyyah, gece Batum’da akşamlar mı bilmem ama ben akşamladım. Hayatımın...

Arif Nihat Asya'da Vatan Sevgisi ve Tarih Şuuru-2

Vatan sevgisinin ideolojik boyutuna bakıldığı zaman, Arif Nihat'ın samimi bir Turancı olduğu rahatça görülür. Ölümünden üç yıl önce kendisine sorulan bir mülâkat sorusuna verdiği şu...

SELİM İLERİ, ESKİŞEHİR, 13.12.2004

Selim İleri adı bende her zaman bir isimden daha fazlası olmuştur. Çağının tanığı özgün bir kalem, kendisiyle barışık ve yeri geldiğinde eksikleriyle yüzleşebilen güzel bir...

Gazel / Muhibbî

1. Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi. 2. Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdur, Olmaya baht ü saadet...

POSTMODERN TOPLUM VE TÜKETİM ÇILGINLIĞI

Anglosakson dünyasının çağdaş sosyologlarından Anthony Giddens Modernliğin Sonuçları adlı çalışmasında modernizmi şöyle tanımlar: “Modernlik, on yedinci yüzyılda Avrupa’da başlayan ve sonraları neredeyse bütün dünyayı etkisi altına alan...

MÜNAZARA İLMİNİN TARİHÇESİ

Tahlil ve tenkide dayalı tartışma geleneğinin İslâm, ilim ve kültür tarihinde önemli bir yeri vardır. Osmanlı medreselerinde ‘âdâbu’l-bahs ve’l-münâzara’ veya kısaca ‘âdâb’ adı altında okutulan...

AŞK GELİNCE CÜMLE EKSİKLER BİTER

İnsan denilen canlı evrimsel olarak hayvanlar alemine mensup olup diğer hayvanlar gibi doğar büyür ve ölür. İnsanı diğer hayvanlardan farklı kılan akla sahip olma, düşünebilme...

KİTAP GEZGİNİ

Kur’an okumayı hakkıyla bilmek… OKUMAK… Güzeldir… Okumak zordur… Okumak meşekkat ister, emek ister, öğrenmek ister… Öğrenmeden okuyamazsın ki…  Her okumanın bir kuralı vardır… Bu kuralları öğrenmeden, bilmeden...

HALK HİKÂYESİ ÜZERİNE

Halk Hikâyesi Tanımı Türk Halk Edebiyatı’nda anlatı esasına dayalı destan, masal, efsane, menkıbe anlatım türlerinden biri olan halk hikâyesinin, birçok edebiyat araştırmacısı tarafından ele alınıp incelenmiş...

İLHAN GEÇER

Sanat ve edebiyat dünyamızın en renkli şairlerinden biri İlhan Geçer, bir kitabına ismini verdiği “Bir Bulut Geçti” şiirinde: Bir bulut geçti gözlerimizden Dekoru değişti oyunumuzun. Ne verdi neler...

ŞİİR(NAZIM) TÜRLERİ

Şiir: Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasıdır. Şiiri düz yazıdan ayıran ölçü, mısra, ahenk gibi unsurlar...

Prof. Dr. Milay KÖKTÜRK İle Türk Felsefesi Üzerine Söy…

Sayın Prof.Dr. Milay Köktürk hocamızla, bugünlerde önemli bir tartışma zeminini oluşturan, bazı aydınlarımız tarafından bir medeniyet tasavvurunun ön  şartı olarak görülen "Felsefe" ve "Türk Felsefesi" konularını konuştuk...

HİKÂYEM DERİN SULARA DÜŞTÜ

-Deniz Yüzlüler ve Nun- " Bizi sevenler denizde boğulmasın!" -Hüdâî Kapısı'ndan saygı ile- "Kanadlar bite uçmağa Yedi deryayı geçmeye Eyü yavuzı seçmeğe Hidâyet eyleye Âllâh” Hz. Üftâde Yağmur sokaklara bir dua gibi indi...

BURSA’NIN ROMANTİK SULTANI CEM SULTAN (1)

1499 Yılından beri Muradiye türbelerinin en büyük ve en görkemlisinde kardeşi Şehzade Mustafa ile birlikte yan yana yatan Cem Sultan, şair sultanlar içinde yazdığı şiirlerle...

HAYAT TECRÜBEMİZ ARAF MIDIR?

S. Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan başlıklı kitabında üçlü bir tasnif yapar: “İnsanlığın hayatında ilim adamı, sanatkâr ve peygamber üç ana temel renk gibidirler. İnsanoğlu ilim adamı...

İNCE HACI’NIN AĞITI (CERİT -AVŞAR AŞİRETLERİ ÖYKÜSÜ)

Toros Dağlarının başı dumanlandı mı bir kez, Cerit,  Avşar Türkmenlerinde bir telâş başlardı. Kışı zorlu olurdu Torosların… O geçit vermez bayırlar karla dolar, Toroslar yaşanmaz...

ANLAŞILMAK NE GÜZEL ŞEY

‘Ne olduğu bilinmek, kavranılmak; belli olmak, ortaya çıkmak; kıymeti takdir edilmek; bir mesele üzerinde anlaşmaya varılmak, mutabık kalınmak …’ ne güzel şey. İşin iç yüzünü tarafların...

CAHİT ÖZTELLİ

Halk Edebiyatı tarihçisi ve değerli folklorcu Cahit Öztelli ile, şahsen tanışmadan yıllar öncesi mektuplaşmaya başlamıştık. 1962’de ilk baskısını yaptığım “Başlangıçtan Bugüne ka-dar-Kayseri Şairleri” isimli kitabımdan sitayişle bahseden...

K KONAK ROMANINDA “GÜNDELİK HAYAT”IN İZLERİ ÜZERİNE BİR…

İnsanlık tarihiyle var olan “gündelik hayat”, tekrar eden işlerin, alışkanlıkların oluşturduğu rutin ve sıradan bir düzendir. Sosyal bilimlerin dolaylı olarak işlediği kavram; moda, üslupsuzluk, bireysellik,yabancılaşma...

'ÇOK DEĞERLİ' ŞAİR VE YAZAR ARKADAŞLARIMA ÖNERİLERİM

a) Unvan kullanmaya pek itibar etmeyin. Özelikle 'eğitimci yazar', 'yazar / şair' ibarelerinden titizlikle kaçınınız... Hele, 'yedi dağın çiçeği', 'Torosların Gülü' gibi tanımlamalar sizin mezar...

SERBEST VEZİN VE TOPLUMCU ŞİİR

Serbest Vezin Nedir?  Vezni ve kafiyesi serbest olan, önceden belirlenmiş bir kalıbı olmayan serbest nazım şiirleridir. Tanzimat’tan sonra seyrekçe ve yirminci asırdan itibaren sıkça görmeye başladığımız...

BİR ARKETİP OLARAK MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Arketip kavramının ne olduğunu kısaca izah ederek başlamak gerekiyor bu yazıya. Arketip teriminin Türkçedeki karşılığı ilk-örnek şeklindedir ki evrenimizdeki veyahut kendi dünyevi hayatımızdaki herhangi bir...

TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER

1- GÖKTÜRK ALFABESİ Türkçe'nin yazıldığı il alfabe, bugünkü bilgilere göre Batı'da "runik" diye tanınan Göktürk alfabesidir. Bu alfabenin eski Türk damgalarından doğduğu, dolayısıyla Türkler tarafından icat...

AHMET KUTSİ TECER VE TİYATRO EDEBİYATIMIZA KATKISI

Ahmet Kutsi Tecer, Türk edebiyat tarihi içerisinde şairliğinin yanında, tiyatro yazarlığı ile de ön plana çıkmış bir yazarımızdır. Tiyatro eserlerinde geleneksel kültür unsurları ile, modern...

AHMET CEVDET PAŞA VE HAYATI

Ailesi ve Medrese tahsili Osmanlı Devleti’nin ilim ve devlet adamlarından olan Ahmet Cevdet Paşa; milâdî 26-27 Mart 1823 (Hicrî 13-14 Recep 1283) yılında şimdiki adı Loveç...

BEN İÇİMİN MAĞARASINDAYIM SEN ELİF MİSÂLİ

Bu ağacı tanıyorum ben…  Belki de hatırlıyorum… Tıpkı kitâbesiz şehirlerin toprağın katmanlarına sırlanmış hâtıraları gibi hatırlıyorum bu mekânı, bu ağacı ve ağaç altında bir elif misâli duran...

SABIR

Teknolojik gelişmelerle bağlı olarak insanın hırsı tahrik ediliyor. Hırs, zamanla tamaha dönüşüyor. Tamahın tabii sonucu da sabırsızlık…Sabır her şeye rağmen susmak değil asla… Ama Sabır...

POSTMODERN ROMAN VE HAZ

Yirmi birinci yüzyılın çetrefilli yaşam şartlarına ayak uydurma çabasındaki roman sanatı şimdi artık estetik ve didaktik yapısını değiştirmiş ve hatta dönüştürmüştür. Klasik roman, bilindiği üzere...

HOCAM HAKKI TARIK BEY

Üstad Necip Fazıla göre, Hakkı Tarık Us: "Her işte kılı kırk yarıcı, gayet ciddi, temkinli herşeyden evvel lisan âlimi ve hastalık derecesinde mantık düşkünü, yalçın bir...

KAYI’NIN KUTLU GÖÇÜ -AHLAT-SÖĞÜT VE DOMANİÇ’İN YÂDIYLA-

Mahan durağından kalktı göçleri Dua içre yedileri üçleri İslam’ın özünden gelir güçleri Bulunmaz yürekte niza ay ana Türk milleti, devletinin devlet-i ebed-müddet olduğuna inanır her zaman. Ve kendi varlığını devletine...

OSMANLI - TÜRK KLASİK ŞİİRİNİN BEHÇET NECATİGİL’DEKİ DÖ…

Osmanlı Türk şiiri ile modern Türk şiiri arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiği sorusu modernleşme sürecindeki Türk Edebiyatı'nm önemli tartışma alanlarından birisini ortaya çıkarmıştır. Osmanlı-Türk klasik...

KALBİN KALBE SECDESİDİR AŞK!

Hiç sizi yaralayanı, öldürmek isteyeni, elinin çamuruna, yüzünün karasına bakmadan affettiğiniz oldu mu? Hayır mı?“Sevgiyi senden öğrendim…” diyor şarkılar… Yalan! Gerçekte bir sevgi ve aşk varsa o, dünyanın...

RAUF DENKTAŞ'TA VATAN

Mustafa Necati Sepetçioğlu “Kıbrıs” la ilgili yayınladığı eserlere “Sabır Ağacı” ismini verdi. İlk sekiz kitap, müstakil olarak Kıbrıs’ın kadim tarihinden başlayıp, 1974 Kıbrıs barış Harekâtı...

Bu kategorideki Diğer Yazılar...

HAYY DEDİM VE DİRİLDİM - SALİHA MAL

"Hani Ahmed er-Rüfaî Hazretleri'nin 'aşk, aşk, aşk' diyerek sema ederken kaybolması gibi… Hani Geylan Hazretleri'nin elindeki güldân gibi, kâinatın ortasında...

Bukağı

Nevi şahsına münhasır hal ve tavırları ile Hacı Bayram Veli, Yunus Emre ve Niyazi Mısri'nin tasavvuf geleneğindeki yerleri ve etkileri kuşkusuz çok büyük ve...

ADİL HAFIZANIN IŞIĞINDA, BİRİNCİ D

Adil Hafızanın Işığında, Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu Altay Cengizer Doğan Kitap, 2. Baskı, 2014, ISBN:...

Gök Aradık Tuğlara

Üstad Yavuz Bülent Bâkiler diyor ki: “Bu güne kadar,  bir takım şiirleri -farklı zamanlarda- kırk defa okuduğum çok olmuştur. Ama bir şiir kitabının bütün...

YENİ BİR YILA GİRERKEN

Özcan TÜRKMEN

İnsanî ve ahlakî erdemlerle düzenlenmiş hayata ömür diyoruz. Ömrümüz, inşallah, iyilik ve güzelliklerle geçer. Ömrümüzü yaratılış ve varlığımızın gayesine...

ÂLİM VE ŞÂİR BİR DEVLET ADAMI: KAD

Ali_Alper ÇETİN

Kadı Burhaneddin, Oğuz Türkçesinin yanında Doğu Türkçesine de hâkimdir. Şiirlerinde, eski Anadolu Türkçesiyle birlikte Azeri ve Doğu Türkçesinin özellikleri...

MEKANİK HAYAT – MEKANİK ZAMAN

Metin SAVAŞ

Şu an yaşamakta olduğumuz modern veya postmodern çağı en belirgin şekilde eski zamanlardan farklı kılan şey nedir? Ahmet Haşim pek meşhur Müslüman Saati başlıklı...

CÖMERTLİK

Edebiyat Dunyamız

Kendine ait şeyleri kolaylıkla verebilen, ikram edebilen, vermekten kaçınmayan eli açık kimselere; verimli, bol bol veren kimselere ‘cömert’, bu duyguya ‘cömertlik’,...

TÜRK ROMANINDA MODERNIST ETKININ BOYUTL

Modernist Romanın Altyapısı Bir edebi tür olarak roman, Türk edebiyatına Tanzimat dönemiyle birlikte girmiştir. Her açıdan batılı değerlerin örnek alınmaya...

KÖROĞLU HİKAYESİ KOLLARI VE YENİ VA

Türk Edebiyatında önemli bir bölümü işgal eden sözlü ürünler içerisinde masallar, destanlar, efsaneler ve halk hikâyeleri kültürümüzün temelini...

BEYAZ KÜRK- FÜSUN MENŞURE

Küçük adımlarımla sabahın çiği düşmüş çimenlerin üzerinde yürüyorum. Bir, iki, üç, dört... Dört ahenkli adımı öyle zarif bırakıyorum ki yere, âdeta toprağı...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı...

digertumyazilar

TARİH GEZGİNİ
TARİH GEZGİNİ

Alfabetik

Abdullah SATOĞLU
Prof.DR.Hilmi ÖZDEN
Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ
Özcan TÜRKMEN
"âb-ı zülâl: l) berrak su; 2) billur; 3) cam. "

Üye Girişi

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
2842445
Bugün
Dün
Geçen Ay
2504
8556
260070

Your IP: 172.68.245.114
16-06-2019

Kırmızı Kitaplar

Kırmızı Yazılar
Türk Felsefesi
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GÜN BATIMI
GURBET YOLU