Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  
macitsayinTürkçe, kö– sesinden türetilmiş sözcükler açısından çok zengin bir içeriğe sahiptir. Çalışmamızda kadim Türk varlık anlayışının temel ipuçlarının dilimizdeki kö– sesinde saklı olan bölümlerini, Türkçe anlambilim açısından incelemeye çalışacağız.

Türkçenin bilinen ilk klasik metinleri Orhun Yazıtları ile Kutadgu Bilig, Divân-ü Lûgâti-t Türk, Atabet’ü-l Hakayık ve Divân-ı Hikmet üzerinde yapılan araştırmalarda kö– sesi ile başlayan 16 kök sözcüğe rastlanır. Bunlar sırasıyla köç-, köd-, köf-, kög-, kök-, köl-, köm-, kön-, köñ-(köng), köp-, kör-, kös-, köt-, köv-, köy- ve köz– sözleridir. Türk dilinde oluşan ses değişimleri sonucu zamanla k/g ve ö/ü dönüşmelerine sıkça rastlanır. Dilin değişmesi ve gelişmesiyle beraber günümüzde  ve  sesleriyle başlayan çok zengin bir kelime öbeğiyle karşılaşırız.

Bu yazıda Orhun Yazıtları bağlamında kö- sesi ve türevi sözcüklere yüklenen anlamlar üzerine odaklanamaya çalışacağız. Dilin doğası gereği zamanla oluşan anlam sapmaları olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu sapmaları istisnalar hanesine yazarak sözünü ettiğimiz ses üzerine bina edilen ağırlıklı anlam örgüsüne sadık kalacağız.

Orhun Yazıtlarında Türkçenin “Kö:k”leri

Orhun Yazıtları Bilge Kağan Doğu Yüzü 21’de geçen kötürügme sözü, konumuz açısından dikkat çekicidir. “ögüm katunuğ kötürügme Tengri il birig[me Tengri Türk budun atı küsi yok bolmazun tiyin özümün ol Tengri kağan olurtdı”

(Annem kağanı yücelten Tanrı, (onlara) devlet veren Tanrı, Türk halkının adı sanı yok olmasın diye beni o Tanrı, Hakan (olarak) tahta oturttu.)  (Tekin, 1998 s. 68)

Kötürügme sözcüğü yüceltme anlamında aktarılırken Köl Tegin Doğu 11’de geçen ‘…İlteriş Kağanığ öğüm İlbilge Katunuğ Tengri töpüsinte tutup yüğeri kötürmiş…’ (…babam İlteriş Hakanı (ve annem İlbilge Hatunu göğün tepesinden tutup (daha) yükseğe kaldırmış…) (Tekin, 1998 s. 40) ibaresinde yine yüceltme ve Tanrı katında yüksek bir makamdan söz edildiği açıkça görülmektedir. Ayrıca Bilge Kağan Doğu 10’da geçen kötürti kelimesi de aynı bağlamdan hareketle yine Tanrı’nın yüce bir makama yükseltmesi (kaldırması) anlamında kullanılır.

Türkçede Uçmak yazımızda ele aldığımız gibi Orhun Yazıtları’nda düşmanların imhası için “yok ittik” gaflet, ihanet halindeyken ve zulmederken gerçekleşen ölümler için “ölti” sözü kullanılır. Oysa Töre’yi kuran ve millete bağlılıkla vefat edenler için “uça bardı” ve “uçdı” ifadelerinin özellikle tercih edildiğini görüyoruz. Burada da devleti yeniden kurup Töre’yi ayağa kaldıran İlteriş Kağan ve İlbilge Hatun için Kötür– ve türevi sözcüklerin tercih edildiği görülüyor. Metinlerde aynı sesle başlayan kök, köz (göz) kör (görmek, bakmak) ve kölek (gölcük) vd. sözcükler ve türevleri doksan yerde geçer. Bağlamına göre bir özne ya da nesnenin kendisinden büyük ve üstün bir güç tarafından yüceltilmesi, (yukarı) kaldırılması, yükseltilmesi, kuşatılması ve gözetilmesi anlamında kullanılır.

Kül Tigin yok erser, kop ölteçi ertigiz. İnim Kül Tigin kergek boldı. Özüm sakındım. Körür közüm körmez teg, bilir biligim bilmez teg boldı. Özüm sakındım.1 Öd Tengri yaşar. Kişi oğlı kopölgeli törümiş.

Kül Tigin olmasa hep ölecektiniz. Küçük kardeşim Kül Tigin vefat etti. Kendim düşünceye daldım.1 Görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu. Kendim düşünceye daldım. Zamanı Tanrı yaşar. İnsanoğlu hep ölmek için türemiş. KK 10

Bu satırlarda Bilge Kağan’a atıfla kardeşi Köl Tegin’nin vefatından kaynaklanan derin üzüntü, hayranlık verici ve hikmetli bir bakışla değerlendirilir. “körür közüm körmez teg” ifadesine satırlardaki anlam bütünlüğünü dikkate alarak baktığımızda iki katmanlı bir anlatım karşımıza çıkmaktadır. Bilge Kağan ağzından bir taraftan Köl Tegin’i adeta kendi aklı ve gözü gibi gördüğünü ima ile en hayati organlarını kaybettiği ifade edilirken diğer anlam katmanında “zamanı Tanrı yaşar insanoğlu hep ölmek için türemiş” diyerek Kağan’ın görüş ve aklının, Tanrı’nın bekası ve kudreti içinde eridiği ifade edilir.

Yazıtlarda körür ifadesine ise üç ayrı yerde rastlanır. Yukardaki satırda görülen körür sözü, ölüm karşısındaki acziyetin farkına varmakla körmez olurken Tanrı’nın yüceliği, bekası ve kudretine itaati dile getirir. Diğer körür sözü, BKK 2. satırda dört bir taraftaki milletin Bilge Kağan’ın yüksek idaresini görüp ona tabi olunduğunu ifade için kullanılır. TBB 1. satırda ise körür sözcüğü, Türk milletinin dönemin Çin yönetimine tabi olmak zorunda kaldığını ifade için kullanılır.

Orhun Yazıtlarında yine kö– sesi başlayan Köñül (gönül) sözcüğü her üç bengü taşta toplam beş yerde kullanılır. Gönül sözü KG12 ve BKK14, Gönülden ağlamak KG11’de geçer.  Tonyukuk Birinci Taş Güney 8’de “Bu süg ilt tidi. Kıyınıg köñlüngce ay, Ben sanga ne ayayin tidi. Kelir erser körü kelür, kelmez erser tilig sabığ” (Bu orduyu sevk et dedi. Cezayı gönlünce söyle. Ben sana ne söyliyeyim dedi. Gelirse hile toparlanır, gelmezse haberciyi, sözü alarak otur dedi.) (Ergin, 2003) satırlarında İnel Kağan’nın Bilge Tonyukuk’a “cezayı gönlüncesöyle” hitabını yazıtlar toplamında kö– sesine ağırlıklı olarak yüklendiği anlaşılan yücelik çağrışımı ışığında değerlendirmek gerekiyor. Buna göre gönlünce sözünün satırların öncesi ve sonrası bağlamında “yüksek görüş, adilâne, vicdanlı ve Töre’ye uygun” anlamlarını da içerdiğini görüyoruz.

turkceninkokleri

Körti (Gördü) Sözüne Dair

Kesre Tengri yarlıkazu kutum bar üçün ülüğüm bar üçün ölteçi budunug tirgürü igittim. Yalang budunuğ tonluğ, çıgang budunuğ bay kıldım. Az budunug üküş kıltım. Igar İlliğde [ıgar kağanlıgda yig kıldım. Tört bulungdakı] KD29

budunug kop baz kıldım, yağısız kıldım. Kop manga körti. İşig küçüğ birür. Bunca törüg kazganıp inim Köl Tiğin özi ança kergek boldı. Kangim kağan uçdukda inim Köl Tiğin yi[ti yaşda kaltı … ] KD30 (Aydın, 2018 s. 60)

Sonra, Tanrı bağışlasın, devletim var olduğu için, kısmetim var olduğu için, ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli, fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Değerli illiden, degerli kağanlıdan daha iyi kıldım. Dört taraftaki

milleti hep tabii kıldım, düşmansız kıldım. Hep bana itaat etti. İş gücü veriyor. Bunca Töre’yi kazanıp küçük kardeşim Köl Tiğin kendisi öyle vefat etti. Babam kağan uçtugunda küçük kardeşim Köl Tiğin yedi yaşında kaldı … (Ergin, 2003)

Yukardaki satırlarda körti sözü yine “itaat etti, tâbi oldu” anlamındadır.  Clauson “kop manga körti” ibaresini (everyone looked to obeyed me) “herkes bana baktı ve itaat etti” olarak çevirir ki konuyu anlamamız için daha açık bir üslûptur. Burada itaat edilenin yüksek gücü, anlam olarak körti kelimesinin kökünde kendiliğinden bulunur. Sözü edilen yüceliği, metindeki anlam akışına sadık kalarak değerlendirirsek millete hizmet etmenin niteliğine vurgu yapıldığı apaçık görülür. Bu yüksek niteliğin adı, metnin devamında Töre olarak açıklanır. Kadim gelenek, yöneticilerin yüksek itibarlarını iyi Töre kurarak millete hizmet etme koşuluna bağlarken körti ifadesi ile ayrıca failler açısından Töreli yönetime tabi olmanın da bir yüksek kavrayış göstergesi olduğu teslim edilir. Ayrıca buradaki körti sözünün itaat ve bağlılıkla nihai anlamını kazanması, bir büyüklenme ifadesi değildir. Çünkü metnin devamında “iş gücü veriyor” şeklinde aktarılan cümleyi, bugün daha iyi anlaşılması için “emek verdi” şeklinde anlamamız gerekir ki verilen emeğin “Töre kazanmak” uğruna olduğu zaten açıklanmaktadır. Böylece körti ifadesi, emeklerin boşa çıkmadığı ve millet tarafından takdir gördüğü anlamını da özellikle içerir. Sözcük, günümüz Türkçesinde “gördü” şeklinde söylenmeye ve yazılmaya devam etmektedir. Kelimeyi, yazıtlardaki aynı sesle başlayan diğer sözlerde yüklü olduğunu gördüğümüz anlam örgüsü içinde değerlendirirsek körti / gördü sözcüğü “karşılaştığı ‘şey’in yüksek manası ve gücünü anladı, takdir etti, inandı ve bağlandı” anlamlarını da içeren kavramsal bir yapıya sahip olduğu görülür.

Körti sözcüğüne odaklandığımız yukardaki değerlendirme, bize özgün ontoloji çerçevesinde tanık, tanıklık ve tanımak kavramlarını hatırlatır. Kutadgu Bilig’de tanıklık kavramı, Arapça şehadet karşılığı olarak kullanılır. Değişik dönemler Türkçe eserlerde gerek doğrudan gerekse eğretileme yoluyla sıkça kullanılan görmeksözcüğü, duyu organlarının duygu bütünlüğü içinde tanıklığını ifade eder. Yusuf Has Hacib’in; “köñülüg bezedi yarukluk bile, tilimni bezedi tanukluk bile” dizeleri bunun en güzel örneklerindendir. Bu açıdan bakıldığına Müslümanlık öncesi ve sonrası Türkçe metinlerde varoluş anlayışının muhteşem bir tutarlılıkla yürüdüğü ve zenginleştiği gözlemlenebilir. Tanıklık, dil yoluyla ifade imkânı bulmakla beraber esasen gönül gözünün aydınlanması ve görüş mesafesinin aşkınlığına işaret eder. Kanaatimizce Türk düşüncesinin insanlığı aydınlatacak yeni ürünler verebilmesi, sözünü ettiğimiz dil ahenginin sürdürülebilmesiyle mümkün olacaktır.

Yazıtlarda kök kelimesi Tanrı’nın hakikati, yüceliği, kuşatıcılığı ve yüksekliği anlamında sıfat olarak kullanılırken aynı zamanda gökyüzü ve gök rengi manasında da geçer. TBG9, TBD4 ve TBK6’da geçen köksözcüğü bugün kullandığımız “hep, hepsihepten” sözlerini de içermektedir. Ayrıca körüg; casus, gözetleyici; köl; göl (yargun költe-yargun gölünde) kögmen; Tannu ola dağları,  körügme; itaat eden (gördüğü gücün yüceliği karşısında) körmiş; itaat etmiş anlamlarında kullanılırken, köz kelimesi altı ayrı yerde bilindiğimiz göz manasında geçer. Abidelerideki kö– sesiyle başlayan körüp, közi, közüm, körmedik ve közed kelimeleriyse k– g– ses dönüşümü dışında aktarıma bile gerek kalmayacak kadar güncelliğini korumaktadır.

Orhun Yazıtları bağlamında kö– sesiyle başlayan sözcüklerin anlam çözümlemesinde ele aldığımız sözcük öbeğinin, temelde yücelik ve yükseklik durumlarının soyut ve somut anlatımlarını içerdiği görülmektedir. Bir coğrafi tanım olarak kögmen ve költe sözcükleri de dâhil aynı sesle başlayan kelimelerin ortak anlam örgüsü içinde kullanıldığı görülmektedir. İnsan vücudunun en yüksek noktasındaki organın göz ve bu organın işlevinin görmekle ifade edilmesi kö– sesine nesnel bir yükseklik tanımı yüklendiğini ayrıca kanıtlar niteliktedir. Kök Tanrı, Kök Türk, köñül sözleri ise yücelik, hamiyet, hak ve adalet manalarını da ayrıca içerirken Töre çevresinde anlamı derinleşen Türk dilinin başat kavramları olarak öne çıktıklarını söyleyebiliriz.

Bugün götürmek fiili ve türevlerinin kökü olduğu anlaşılan kötür- sözünün ve türevlerinin, yazıtlarda diğer anlamlarının yanında yüksek bir makamla onurlandırılmayı ifade etmek amacıyla kullanıldığını da görüyoruz. Bu onura erişmenin temel gerekçesi, İlteriş Kağan örneğinde olduğu gibi iyi Töre kurma ve sadakatle son nefesini vermeye bağlanmaktadır. Günümüz Türkçesinde yer yer argo ve olumsuz çağrışımlarla kullanılıyor olsa da götürmek sözüyle ifadesini bulan eylemin, Türk dilinin temel anlam örgüsü içinde sıradan bir taşıma-kaldırma işlevi olmadığı anlaşılıyor. Yazıtlarda Kötür eylemi; bir “şey”in, kendisinden üstün bir güç tarafından bulunduğu yerden kaldırılarak daha yüksek bir yere kondurulması olarak anlaşıldığı görülüyor. Dolayısıyla bu sözcüğün günlük kullanımlarında bir yandan anlam genişlemesinden söz edebilirken diğer yandan bir anlam kayması ve sapması olduğunu da gözlemliyoruz.

Köl Tegin Hakkında

Prof. Dr. Erhan Aydın, Orhon Yazıtları çalışmasında F. Sema Barutçu, Mehmet Ölmez ve Ahmet Temir’in KölTegin adındaki Köl sözünü köñ- (yanmak) fiiliyle ilişkilendirdiklerini ve kendi kanaatinin de aynı yönde olduğunu belirtir. Ayrıca köñ fiilinin *– fiilinden yapılmış olabileceğini öne süren Barutçu, köl unvanını da –l+ ile yapılmış sayar. Sözcüğün bugün kül biçiminde kullanılmasını ise ön ünlülü k sesinin yuvarlak ünlüleri darlaştırıcı etkisine bağlar, görüşüne yer verir. (Aydın, 2018 s. 43,44) Oysa sözü edilen her üç yazıtta da kö– sesine bağlı yanmak fiili anlamına gelecek bir kelimeye rastlanmamaktadır. Yazıtlarda yanmak fiili anlamında; ot (ateş KTD27, BKD 22) ve otça (ateş gibi KTD 37, BKD 27) şeklinde iki sözcük görülmektedir. Ayrıca örtçe (ateş gibi TB40) ve isig (sıcak TBG1) sözlerinde de ateş ve sıcaklık sözlerinin metafor olarak kullanıldığı söylenebilir. Her ne kadar Orhun Yazıtları’ndan sonraki Türkçe metinlerde gönül kavramının içeriğine köynümek sözünden mülhem kaynamak anlamı yüklenmiş olsa da ele aldığımız yazıtlarında böyle bir manadan söz etmemiz mümkün görünmüyor. Kısaca Köl Tegin, Bilge Kağan, Tonyukuk, Ongi ve Küli Çor yazıtları bağlamında kö– sesinde ateş, yanma ve sıcaklık çağrıştıracak bir anlam yüklemesi olmadığı görülüyor.

Kâşgarlı Bilge maddesinde “Uygur Hanına Köl Bilge Han: Zekâsı göl gibi olan han ya ad bügü bilge: zeki adı verilir. Burada bereketini, bolluğunu göstermek için zekâ, su birikintilerine benzetilmiştir.” açıklamasını getirir. Kâşgarlı’nın açıklamasını en yakın tanıklık olarak kabul edersek Türk tahayyülünde bugün göl anlamında kullanılan köl kelimesinin enginlik ve derinlik çağrışımını dikkate almamız gerekecektir. Böylelikle kö– sesinde yüklü olduğunu düşündüğümüz yücelik-yükseklik anlamı ile köl sözündeki derinlik ve enginlik arasında simetrik bir anlam ilişkisi göze çarpar. Biz burada “Kül Tigin mi, Köl Tegin mi?” tartışmasına girmeden unvanın Köl Tegin şeklinde olduğu kanaatimizin ağır bastığını söyleyelim. Kö– ses kökünden yola çıkarak yaptığımız değerlendirmeye göre Köl Tegin sıfatında engin görüşlü, yüksek mukavemet gücüne sahip bir savaşçı ve bilge bir devlet adamı tanımıyla karşılaşıyoruz.

Yazının başlarında dilin doğası gereği zamanla oluşan anlam kayması ve sapmalarını istisnalar hanesinde göreceğimizi belirtmiştik. Fakat Orhun Yazıtları’na metinlerdeki anlam bütünlüğünü gözeterek baktığımızda kö- sesinden türeyen sözcüklerin aynı anlam merkezine odaklandıkları görülüyor. Dolayısıyla yazıtlarda ele aldığımız konu çerçevesinde istisna notu düşülecek bir madde göze çarpmamaktadır.

Kön – Köñ Anlamdaşlığına Dair

Yazıtların anlam bütünlüğü içerisinde köñül (gönül) sözü; insanın özünde bulunan ilahi, dolayısıyla yüksek bir makamın adı olarak kavramsallaşmaktadır. Orhun Yazıtları’ndan yüzlerce yıl sonra yazılmasına rağmen devam edecek yazımızda ayrıntılarıyla ele alacağımız Kutadgu Bilig ve diğer klasik metinlerde sıkça kullanılan kön– anlam köküne bağlı sözcüklerin; doğruluk, doğrultmak, adalet, gerçek, dik durmak ve benzeri anlamlarda kullanıldığını biliyoruz. Dolayısıyla köñ– ve kön– anlam köklerindeki yakınlığın ses benzerliğiyle sınırlı olmadığını gönlünce hitabında içkin olarak bulunduğunu düşündüğümüz hak, adalet, doğruluk ve vicdan vurgusunun sonraki Türkçe metinlerde de güçlenerek devam ettiğini görüyoruz. Zaten Türkçenin kökten türeyen bir dil olması aynı sesle başlayan sözcüklerin (istisnalar hariç) bir anlam merkezine odaklanması sonucunu doğurur. Fakat mânâ bütünlüğünün görülebilmesi dilin içinde yürüyen varoluşa dair ana fikrin kavranmasıyla mümkün olacaktır. Son olarak özellikle Türk dili içeriğinin; ona akıl ve bilgiyle birlikte gönülden yaklaşmayanlar için olanca müktesebat yoğunluğuna rağmen saklı kalacağını düşünüyoruz.

Gelecek yazımızda Kutadgu Bilig, Atabet’ü-l Hakayık ve Divân-ı Hikmet çerçevesinde “Türkçenin Kö:kleri”ni aramaya devam edeceğiz.

Yûnus imdi bunı gördi anı bize haber virdi

Aklum şaşdı ögüm dirdi nitekim bunları gördüm

Macit ŞAYİN

Kısaltmalar

KD: Köl Tegin Doğu yüzü

KK: Köl Tegin Kuzey yüzü

BKD: Bilge Kağan Doğu yüzü

BKK: Bilge Kağan kuzey

TBG: Tonyukuk birinci taş güney

TBD: Tonyukuk birinci taş doğu

TBK: Tonyukuk birinci taş kuzey

TBB: Tonyukuk birinci taş batı

Kaynaklar

Aydın Erhan ORHON YAZITLARI [Kitap]. – İSTANBUL : Bilge Kültür Sanat, 2018.

Bazin Louis KÜL TEGİN Mİ KÖL TEGİN Mİ? [Dergi]. – Çeviren: Ebru Kavakçı : Dil Araştırmaları, 2016. – 19: 209-214 : Cilt Güz 2016.

Clauson Gerard Etimology Dictionary Pre-Thirteenth Century Turkish [Kitap]. – [s.l.] : Oxford At The Clarendon Press, 1972.

Ergin Muharrem Orhun Abideleri [Kitap]. – [s.l.] : Hisar, 2003.

Ergin Muharrem Türkçe Dil Bilgisi [Kitap]. – [s.l.] : Bayrak Basın yayın Tanıtm, 2009.

Eyüboğlu İsmet Zeki Türk Dilinin Etimolojisi Sözlüğü [Kitap]. – [s.l.] : Say Yayınları, 2017.

Gömeç Saadettin Kök Türkçe Yazıtlarda Geçen Göller Ve Nehirler [Makale] // Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume. – 2007. – 4 : Cilt 2.

Gülensoy Tuncer Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcükler Köken Bilgisi Sözlüğü [Kitap]. – [s.l.] : Türk Dil Kurumu Yayınları.

Hacib Yusuf Has Kutadgu Bilig [Kitap]. – [s.l.] : Kültür Bakanlığı Yayınları.

Mahmud Kaşgarlı Divan-ü Lûgâti-t Türk [Kitap]. – [s.l.] : Kabalcı Yayınevi, 2005.

Mehmetali Nurcemal Kutadgu Bilig’in Söz Varlığı Açısından Açıklamalı Sözlüğü // YTÜ SBE Türk Dili ve Ede. Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. – 2013. – s. 1-840.

Şayin Macit Türkçe Uçmak : http://www.keyfiyetmahfili.com/2018/11/turkcede-ucmak/

Tekin Talat Orhun Yazıtları [Kitap]. – İstanbul : Simurg, 1998.

Kaynak : www.keyfiyetmahfili.com

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BİR YOLCULUK HİKÂYESİ

Sevdik birbirimizi, yakışmıştım ben sana. Gölgen gibiydim daima yanında, daima seninle. Yazın o kavurucu sıcaklarında, yollarda ahh!  o yollarda. Torosların kıvrım kıvrım inceliğinde, mis kokulu...

SAYI 2 - AH GÜZEL İSTANBUL!

Sayı: 2 Vapur sesi, martı sesi, denizin sesi, ardından Sadri Alışık’ın güzelim İstanbul Türkçesi… 1966 yapımı siyah beyaz filmde, rengârenk hayallere daldırır bizi Sadri Alışık ve...

ÖTELERDE ÖLÜM YOK DEMİŞTİN

Kafilemiz Bolu Dağı’nda mola verdiğinde ben şair bir abiyle köşedeki masaya oturmuştum. Sen suyu çok seven çocuklar gibi gümrah akan çeşmede elini yüzünü yıkadıktan sonra...

BİLGİ CEBİMDE, BİLGİSAYARIMDA, YANIMDA!...

Geçmişin hiçbir döneminde çağın bilgisine sırtını döndüğü hâlde rahat yaşamış, yükselmiş, ilerlemiş bir toplum yoktur; gelecekte de olmayacaktır. İnsanoğlu kendi devrini doğru okuduğu müddetçe geleceği...

BAYRAM GEÇİNCE

Milletçe sevinç içinde kutladığımız milli ve dini günlerimiz, bayramlarımız … Bayramlarımız, hüznün kederin, sevincin, mutluluğun paylaşıldığı günlerimiz. Sevenlerin ve sevilenlerin bir arada olduğu en tatlı...

VİYANA İZLENİMLERİ

 Viyana’daydım.      Sevdiklerimizin yaşadıkları yerler zihnimizin bir yerinde hep canlılıklarını korurlar. Benim için de Viyana böyledir. Her bahar Viyana’ya doğru akar durur duygularım. Adını kısaltarak ‘’Minik’’...

ZAMANIN DEĞERİ

Değişik kaynaklarda zamanın değişik tanımlarına rastlamak mümkündür. ‘Bugün, nakit; yarın, bono; dün, iptal edilmiş çektir.’, ‘İnsanlar mazinin hasretlisi, geleceğin umutlusu, içinde yaşadığı günlerin de şikâyetçisidir.’...

BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR

Edebiyatımızın ve cemiyetimizin renkli ve hareketli simalarından biri olan Behçet Kemal Çağlar, 14 Ekim 1969 günü İstanbul’da vefat etti. Ben, Behçet Kemal’i ilk olarak İstanbul’da, 1954...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL - 5

"Ankara’nın taşına bak Gözlerimin yaşına bak Düşman bizi esir etmiş Şu feleğin işine bak" Mustafa Kemal puslu bir Ankara günü gözlerini hafif kısmış alabildiğine  uzaklara bakıyordu. Alçak tepelerin kuzeyden...

TEVFİK FİKRET VE TÂRİH-İ KADÎM

Târih-i Kadîm Beşerin köhne sergüzeştinden  Bize efsâneler terennüm eden;Bizi, âbâ-i bî-vücûdumuzun  Cevf-i mâzîde bir siyah ve uzun  Gece teşkil eden hayâtından  Ninniler ihtira edip uyutan;

SANAT,EDEBİYAT VE SİYASET...

"Doğduğumuz memleket bütün taştı çakıldı;//Sert yoğrulmuş mayamız bizi dik başlı kıldı.//Yalana baş sallayıp susmasını bilmedik;//Huysuz, geçimsiz diye şöhretimiz yayıldı." mısralarıyla tanıdığımız Mehmet Çınarlı'ya (ö. 1999)...

BARTIN'DAN BATUM’A GİDEN YOL RİZE'DEN GEÇER

Ne güzel demiş şair, “Seher yola giren âşık gece Leylâ’da akşamlar”. Seher, Bartın’dan yola çıkan seyyah, gece Batum’da akşamlar mı bilmem ama ben akşamladım. Hayatımın...

Arif Nihat Asya'da Vatan Sevgisi ve Tarih Şuuru-2

Vatan sevgisinin ideolojik boyutuna bakıldığı zaman, Arif Nihat'ın samimi bir Turancı olduğu rahatça görülür. Ölümünden üç yıl önce kendisine sorulan bir mülâkat sorusuna verdiği şu...

SELİM İLERİ, ESKİŞEHİR, 13.12.2004

Selim İleri adı bende her zaman bir isimden daha fazlası olmuştur. Çağının tanığı özgün bir kalem, kendisiyle barışık ve yeri geldiğinde eksikleriyle yüzleşebilen güzel bir...

Gazel / Muhibbî

1. Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi. 2. Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdur, Olmaya baht ü saadet...

POSTMODERN TOPLUM VE TÜKETİM ÇILGINLIĞI

Anglosakson dünyasının çağdaş sosyologlarından Anthony Giddens Modernliğin Sonuçları adlı çalışmasında modernizmi şöyle tanımlar: “Modernlik, on yedinci yüzyılda Avrupa’da başlayan ve sonraları neredeyse bütün dünyayı etkisi altına alan...

MÜNAZARA İLMİNİN TARİHÇESİ

Tahlil ve tenkide dayalı tartışma geleneğinin İslâm, ilim ve kültür tarihinde önemli bir yeri vardır. Osmanlı medreselerinde ‘âdâbu’l-bahs ve’l-münâzara’ veya kısaca ‘âdâb’ adı altında okutulan...

AŞK GELİNCE CÜMLE EKSİKLER BİTER

İnsan denilen canlı evrimsel olarak hayvanlar alemine mensup olup diğer hayvanlar gibi doğar büyür ve ölür. İnsanı diğer hayvanlardan farklı kılan akla sahip olma, düşünebilme...

KİTAP GEZGİNİ

Kur’an okumayı hakkıyla bilmek… OKUMAK… Güzeldir… Okumak zordur… Okumak meşekkat ister, emek ister, öğrenmek ister… Öğrenmeden okuyamazsın ki…  Her okumanın bir kuralı vardır… Bu kuralları öğrenmeden, bilmeden...

HALK HİKÂYESİ ÜZERİNE

Halk Hikâyesi Tanımı Türk Halk Edebiyatı’nda anlatı esasına dayalı destan, masal, efsane, menkıbe anlatım türlerinden biri olan halk hikâyesinin, birçok edebiyat araştırmacısı tarafından ele alınıp incelenmiş...

İLHAN GEÇER

Sanat ve edebiyat dünyamızın en renkli şairlerinden biri İlhan Geçer, bir kitabına ismini verdiği “Bir Bulut Geçti” şiirinde: Bir bulut geçti gözlerimizden Dekoru değişti oyunumuzun. Ne verdi neler...

ŞİİR(NAZIM) TÜRLERİ

Şiir: Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasıdır. Şiiri düz yazıdan ayıran ölçü, mısra, ahenk gibi unsurlar...

Prof. Dr. Milay KÖKTÜRK İle Türk Felsefesi Üzerine Söy…

Sayın Prof.Dr. Milay Köktürk hocamızla, bugünlerde önemli bir tartışma zeminini oluşturan, bazı aydınlarımız tarafından bir medeniyet tasavvurunun ön  şartı olarak görülen "Felsefe" ve "Türk Felsefesi" konularını konuştuk...

HİKÂYEM DERİN SULARA DÜŞTÜ

-Deniz Yüzlüler ve Nun- " Bizi sevenler denizde boğulmasın!" -Hüdâî Kapısı'ndan saygı ile- "Kanadlar bite uçmağa Yedi deryayı geçmeye Eyü yavuzı seçmeğe Hidâyet eyleye Âllâh” Hz. Üftâde Yağmur sokaklara bir dua gibi indi...

BURSA’NIN ROMANTİK SULTANI CEM SULTAN (1)

1499 Yılından beri Muradiye türbelerinin en büyük ve en görkemlisinde kardeşi Şehzade Mustafa ile birlikte yan yana yatan Cem Sultan, şair sultanlar içinde yazdığı şiirlerle...

HAYAT TECRÜBEMİZ ARAF MIDIR?

S. Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan başlıklı kitabında üçlü bir tasnif yapar: “İnsanlığın hayatında ilim adamı, sanatkâr ve peygamber üç ana temel renk gibidirler. İnsanoğlu ilim adamı...

İNCE HACI’NIN AĞITI (CERİT -AVŞAR AŞİRETLERİ ÖYKÜSÜ)

Toros Dağlarının başı dumanlandı mı bir kez, Cerit,  Avşar Türkmenlerinde bir telâş başlardı. Kışı zorlu olurdu Torosların… O geçit vermez bayırlar karla dolar, Toroslar yaşanmaz...

ANLAŞILMAK NE GÜZEL ŞEY

‘Ne olduğu bilinmek, kavranılmak; belli olmak, ortaya çıkmak; kıymeti takdir edilmek; bir mesele üzerinde anlaşmaya varılmak, mutabık kalınmak …’ ne güzel şey. İşin iç yüzünü tarafların...

CAHİT ÖZTELLİ

Halk Edebiyatı tarihçisi ve değerli folklorcu Cahit Öztelli ile, şahsen tanışmadan yıllar öncesi mektuplaşmaya başlamıştık. 1962’de ilk baskısını yaptığım “Başlangıçtan Bugüne ka-dar-Kayseri Şairleri” isimli kitabımdan sitayişle bahseden...

K KONAK ROMANINDA “GÜNDELİK HAYAT”IN İZLERİ ÜZERİNE BİR…

İnsanlık tarihiyle var olan “gündelik hayat”, tekrar eden işlerin, alışkanlıkların oluşturduğu rutin ve sıradan bir düzendir. Sosyal bilimlerin dolaylı olarak işlediği kavram; moda, üslupsuzluk, bireysellik,yabancılaşma...

'ÇOK DEĞERLİ' ŞAİR VE YAZAR ARKADAŞLARIMA ÖNERİLERİM

a) Unvan kullanmaya pek itibar etmeyin. Özelikle 'eğitimci yazar', 'yazar / şair' ibarelerinden titizlikle kaçınınız... Hele, 'yedi dağın çiçeği', 'Torosların Gülü' gibi tanımlamalar sizin mezar...

SERBEST VEZİN VE TOPLUMCU ŞİİR

Serbest Vezin Nedir?  Vezni ve kafiyesi serbest olan, önceden belirlenmiş bir kalıbı olmayan serbest nazım şiirleridir. Tanzimat’tan sonra seyrekçe ve yirminci asırdan itibaren sıkça görmeye başladığımız...

BİR ARKETİP OLARAK MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Arketip kavramının ne olduğunu kısaca izah ederek başlamak gerekiyor bu yazıya. Arketip teriminin Türkçedeki karşılığı ilk-örnek şeklindedir ki evrenimizdeki veyahut kendi dünyevi hayatımızdaki herhangi bir...

TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER

1- GÖKTÜRK ALFABESİ Türkçe'nin yazıldığı il alfabe, bugünkü bilgilere göre Batı'da "runik" diye tanınan Göktürk alfabesidir. Bu alfabenin eski Türk damgalarından doğduğu, dolayısıyla Türkler tarafından icat...

AHMET KUTSİ TECER VE TİYATRO EDEBİYATIMIZA KATKISI

Ahmet Kutsi Tecer, Türk edebiyat tarihi içerisinde şairliğinin yanında, tiyatro yazarlığı ile de ön plana çıkmış bir yazarımızdır. Tiyatro eserlerinde geleneksel kültür unsurları ile, modern...

AHMET CEVDET PAŞA VE HAYATI

Ailesi ve Medrese tahsili Osmanlı Devleti’nin ilim ve devlet adamlarından olan Ahmet Cevdet Paşa; milâdî 26-27 Mart 1823 (Hicrî 13-14 Recep 1283) yılında şimdiki adı Loveç...

BEN İÇİMİN MAĞARASINDAYIM SEN ELİF MİSÂLİ

Bu ağacı tanıyorum ben…  Belki de hatırlıyorum… Tıpkı kitâbesiz şehirlerin toprağın katmanlarına sırlanmış hâtıraları gibi hatırlıyorum bu mekânı, bu ağacı ve ağaç altında bir elif misâli duran...

SABIR

Teknolojik gelişmelerle bağlı olarak insanın hırsı tahrik ediliyor. Hırs, zamanla tamaha dönüşüyor. Tamahın tabii sonucu da sabırsızlık…Sabır her şeye rağmen susmak değil asla… Ama Sabır...

POSTMODERN ROMAN VE HAZ

Yirmi birinci yüzyılın çetrefilli yaşam şartlarına ayak uydurma çabasındaki roman sanatı şimdi artık estetik ve didaktik yapısını değiştirmiş ve hatta dönüştürmüştür. Klasik roman, bilindiği üzere...

HOCAM HAKKI TARIK BEY

Üstad Necip Fazıla göre, Hakkı Tarık Us: "Her işte kılı kırk yarıcı, gayet ciddi, temkinli herşeyden evvel lisan âlimi ve hastalık derecesinde mantık düşkünü, yalçın bir...

KAYI’NIN KUTLU GÖÇÜ -AHLAT-SÖĞÜT VE DOMANİÇ’İN YÂDIYLA-

Mahan durağından kalktı göçleri Dua içre yedileri üçleri İslam’ın özünden gelir güçleri Bulunmaz yürekte niza ay ana Türk milleti, devletinin devlet-i ebed-müddet olduğuna inanır her zaman. Ve kendi varlığını devletine...

OSMANLI - TÜRK KLASİK ŞİİRİNİN BEHÇET NECATİGİL’DEKİ DÖ…

Osmanlı Türk şiiri ile modern Türk şiiri arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiği sorusu modernleşme sürecindeki Türk Edebiyatı'nm önemli tartışma alanlarından birisini ortaya çıkarmıştır. Osmanlı-Türk klasik...

KALBİN KALBE SECDESİDİR AŞK!

Hiç sizi yaralayanı, öldürmek isteyeni, elinin çamuruna, yüzünün karasına bakmadan affettiğiniz oldu mu? Hayır mı?“Sevgiyi senden öğrendim…” diyor şarkılar… Yalan! Gerçekte bir sevgi ve aşk varsa o, dünyanın...

RAUF DENKTAŞ'TA VATAN

Mustafa Necati Sepetçioğlu “Kıbrıs” la ilgili yayınladığı eserlere “Sabır Ağacı” ismini verdi. İlk sekiz kitap, müstakil olarak Kıbrıs’ın kadim tarihinden başlayıp, 1974 Kıbrıs barış Harekâtı...

Bu kategorideki Diğer Yazılar...

HAYY DEDİM VE DİRİLDİM - SALİHA MAL

"Hani Ahmed er-Rüfaî Hazretleri'nin 'aşk, aşk, aşk' diyerek sema ederken kaybolması gibi… Hani Geylan Hazretleri'nin elindeki güldân gibi, kâinatın ortasında...

Bukağı

Nevi şahsına münhasır hal ve tavırları ile Hacı Bayram Veli, Yunus Emre ve Niyazi Mısri'nin tasavvuf geleneğindeki yerleri ve etkileri kuşkusuz çok büyük ve...

ADİL HAFIZANIN IŞIĞINDA, BİRİNCİ D

Adil Hafızanın Işığında, Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu Altay Cengizer Doğan Kitap, 2. Baskı, 2014, ISBN:...

Gök Aradık Tuğlara

Üstad Yavuz Bülent Bâkiler diyor ki: “Bu güne kadar,  bir takım şiirleri -farklı zamanlarda- kırk defa okuduğum çok olmuştur. Ama bir şiir kitabının bütün...

Şiir Hakkında

Edebiyat Dunyamız

Bugün sanat meseleleriyle yakından alakadar olmuş birr zeka için artık münakaşasına imkan görülmeyen hakikatlerden biri de şiirin her türlü menfaat...

SÖZ VERELİM Mİ?

Özcan TÜRKMEN

Bize verilen sözün tutulmadığındaki ruh hâlimizi düşünelim bir. ‘Şöyle de…’, ‘Böyle de…’ ‘Neden yapmadı da…’, ‘Olur mu, da…’, ‘Beni adam yerine koymadı da…’...

SEFERÎ’NİN “DÜŞ DE GÖR” Şİ

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

Kaç bucaktır kahbe dünyâ çeşm-i yârdan düş de görDostla düşman nerdedir sen îtibardan düş de görMaddenin ardında âlem sanma sohbet dostçadırKim kalır çevrende bir an...

TÜRKÇENİN MİSAFİRLERİ (GÜN OLUR D

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

Yaşamak başlı başına bir öğrenme sürecidir. Öğretirken de öğreniriz. Hele bir dili başka kültürden gelenlere aktarıyorsanız öğretme ve öğrenme bahisleri iç...

TÜRK ROMANINDA MODERNIST ETKININ BOYUTL

Modernist Romanın Altyapısı Bir edebi tür olarak roman, Türk edebiyatına Tanzimat dönemiyle birlikte girmiştir. Her açıdan batılı değerlerin örnek alınmaya...

KÖROĞLU HİKAYESİ KOLLARI VE YENİ VA

Türk Edebiyatında önemli bir bölümü işgal eden sözlü ürünler içerisinde masallar, destanlar, efsaneler ve halk hikâyeleri kültürümüzün temelini...

BEYAZ KÜRK- FÜSUN MENŞURE

Küçük adımlarımla sabahın çiği düşmüş çimenlerin üzerinde yürüyorum. Bir, iki, üç, dört... Dört ahenkli adımı öyle zarif bırakıyorum ki yere, âdeta toprağı...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı...

digertumyazilar

TARİH GEZGİNİ
TARİH GEZGİNİ

Alfabetik

Abdullah SATOĞLU
Prof.DR.Hilmi ÖZDEN
Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ
Özcan TÜRKMEN
"âb-ı zülâl: l) berrak su; 2) billur; 3) cam. "

Üye Girişi

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
2842445
Bugün
Dün
Geçen Ay
2504
8556
260070

Your IP: 172.68.245.114
16-06-2019

Kırmızı Kitaplar

Kırmızı Yazılar
Türk Felsefesi
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GÜN BATIMI
GURBET YOLU