Perşembe 4 Haziran 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 20 - 39 dakika)
Bunu okudun 0%

orhun yazitlariBugün büyük bölümü Moğolistan Halk Cumhuriyeti sınırları içinde kalan topraklar, Türk tarihi, Türk dili, Türk kültür ve medeniyeti açısından büyük önem taşımaktadır. Zira bu topraklar, tarihte pek çok Türk boyunun ortaya çıktığı, kader birliği yaptığı, zamanla millet şuuruna erip devletler kurduğu ve gök kadar engin ülkelere sahip olduğu "kutlu geçmiş"in eşsiz mirasını üzerinde barındırmaktadır. Bu mirası oluşturan çoğu Saka, Hun, Avar, Köktürk (Göktürk), Uygur dönemlerine ait mezarlar, kurganlar, kaleler, surlar, barklar, şehir kalıntıları, petroglifler, dikili ve yazılı taşlar, heykeller, balballar, süs ve kullanım eşyaları, hem Türk milletinin hem de Türk milletiyle tarihte sosyal, kültürel, siyasî, askerî, iktisadî ve ticarî ilişkide bulunan milletlerin pek çok bilinmezine ışık tutacak "hazineler"dir.

Söz konusu hazinelerin en önemli olanlarının başında da hiç şüphesiz Yazıtlar gelmektedir. Eski Türk kültür ve medeniyetinin âdeta açık hava müzesi olma özelliği taşıyan Moğolistan Halk Cumhuriyeti'nde dikili taşlara, kayalara, paralara, mühürlere, heykellere, saksılara kazınmış/yazılmış seksene yakın irili ufaklı Yazıt bulunmaktadır. Bir kısmı Köktürk öncesine, bir kısmı Köktürk Dönemi'ne, bir kısmı ise Köktürk sonrasına ait Yazıtların en dikkate değer olanları arasında Açit Nuur Yazıtları, Ar Hanan Yazıtı, Baga Oygor Yazıtı, Beger Yazıtları, Bilge Kağan Yazıtı, Bilge Tonyukuk Yazıtları, Bugut Yazıtı, Çahirın Yazıtı, Çenher Mandal Yazıtı, Çoyr Yazıtı, Darviyn Yazıtı, Del Uul Yazıtları, Deluun Sum (Ortalık) Yazıtı, Doloodoyn Yazıtı, Ereenharganat (HatuuUs) Yazıtı, Gurban Mandal Yazıtı, Gurvaljin Uul Yazıtı, Hangiday Yazıtı, Har Magnayn Yazıtı, Hentey Yazıtları, Hoytu Tamir (Tayhar Çuluu) Yazıtları, Höl Asgat (Eh Asgat/Tekeş Köl Todun İnisi Altun Tamgan Tarkan) Yazıtları, İh Biçigt Yazıtları, İh Hanuy Nuur Yazıtı, Karabalgasun Yazıtları, KölİçÇor (Küliçor) Yazıtı, Köl Tigin (Költigin) Yazıtı, Moyun Çor (Bayan Çor/Şine Usu) Yazıtı, Mutrın Temdeg Yazıtı (Kutlug'un Mührü), Ongi Yazıtı, ÖvörDörölji Yazıtı, Övörhangay Yazıtı, Sevrey Yazıtı, Somon Tes (Zuriyn Ovoo), Terh (Taryat) Yazıtı, Tes Yazıtı, Tevşiyn Yazıtı, Tövş Yazıtları, Zooson Deeh Yazıtı, Zurh Uul Yazıtı, Zuun Oroy Kışlak yazıtı bulunmaktadır. Bu yazıtlardan Köl Tigin, Bilge Kağan ve Bilge Tonyukuk Yazıtları, hem bilim adamları hem de konunun ilgilileri tarafından Orhun Yazıtları/Orhun Abideleri adlarıyla anılmaktadır.

Moğolistan'daki eski Türk yazıtları içinde en fazla tanınan ve üzerlerinde en fazla araştırma ve inceleme yapılmış olan1 Orhun Yazıtlarından Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, KoçoSaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Tonyukuk Yazıtları ise, BaynTsokto (Bayn Çokto) bölgesinde, Tola (Tuul) Irmağı yakınlarındadır. Bilge Tonyukuk yazıtlarının, Orhun Irmağı'ndan 366 km uzakta olmalarına rağmen, Orhun Yazıtları içinde değerlendirilmesi, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları ile aynı döneme ait olmaları ve aynı konuları içermelerindendir.

II. Köktürk Kağanlığı Dönemi'nin kağan ve kumandanları tarafından diktirilen ve Türk Milleti'nin tarihi, yaşayışı ve inanışı hakkında değerli bilgileri içeren Orhun Yazıtları, Türk dilinin tarihlendirilmesi söz konusu olduğunda, genelde araştırmacılar tarafından en eski yazılı belgeler olarak gösterilir. Öncelikle şunu açıkça belirtmek gerekir ki: Türk yaşayışının, inanışının ve dehasının mahsulü olan Orhun Yazıtları, Türk dilinin, Türk kültür ve medeniyetinin ilk eserleri değildir. Yazıtlarda vericilerin (Türk kağan ve kumandanlarının) alıcıya (Türk milletine) mesajlarını iletirken edebî dilin bütün imkânlarından yararlandıkları; deyim, vecize, atasözü seviyesindeki kalıplaşmış dil ögelerini ve bunların yapımında kullanılan edebî dile ait kavram işaretlerini ustaca kullandıkları görülür.2 Bir dilin iletişim dili olmasının ötesinde, deyim, vecize, ata sözü seviyesinde anlamlı dil ögeleri üretebilmesi, edebiyat ve sanat dili olabilmesi için en az 23 bin yıllık bir geçmişe ve birikime sahip olması gerekir. Bu düşünceden hareketle 732735 yılları arasında vücuda getirilen Orhun Yazıtlarının Türkçenin ilk eserleri olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Ayrıca Orhun Yazıtlarındaki metinlerin yazılışında belirli bir imlânın uygulandığı3 dikkati çekmektedir. Alfabenin belirginleşmesinin, yazıda kuralların ortaya çıkmasının ve uygulanmasının arkasında da binlerce yıllık bir geçmişin olduğu inkâr edilemez bir gerçektir.

Orhun Yazıtları, yerleşik hayata geçmiş olan Türk milletinin en kapsamlı ve en mükemmel yazılı belgeleridir. Kıpçak ve Oğuz grubu4 dil özelliklerini bünyesinde barındıran "Ortak Türkçe"yle yazılmışlardır. Dolayısıyla bu yazıtların öncesi mutlaka olmalıdır. Zira sayıları yüz elliyi bulan Yenisey Yazıtlarının ve I. Köktürk Kağanlığı Dönemi'ne ait bazı yazıtların (Bugut Yazıtı, Açit Nuur Yazıtları başta olmak üzere) Orhun Yazıtlarından daha önceki dönemlere ait oldukları bilim dünyasınca da kabul edilen bir gerçektir. Ancak Orhun Yazıtlarının vücuda getirildikleri tarihten daha öncesine ait yazıtların varlığı, Orhun Yazıtlarının önemini hiçbir şekilde azaltmaz.

Bu genel ifadelerden sonra Orhun Yazıtlarının her biri hakkında ayrıntılı bilgi vermenin faydalı olacağı kanaatindeyiz.

1. Köl Tigin Yazıtı

Kutlug İlteriş Kağan'ın küçük oğlu, Bilge Kağan'ın kardeşi Köl Tigin, yazıtlarda zeki, atılgan, kahraman, gözü pek, savaşçı, fedakâr ve yardımsever kişiliğiyle ön plâna çıkarılmaktadır. Onun bu özellikleri hem Bilge Kağan hem de T'ang İmparatoru Hiuan Tsong tarafından Köl Tigin Yazıtı'nın muhtelif satırlarında açıkça belirtilir:

...umay teg ögüm katun kutınga inim köl tigin er at boltı altı yigirmi yaşınga eçim kagan ilin törüsin ança kazgantı:. (Köl Tigin) Umay'a benzeyen annem Hatun'un kutu sayesinde erkeklik/yiğitlik adını elde etti. (Henüz) on altı yaşında (iken) amcam kağanın devleti için şöyle başarılar kazandı.5 KT 3132.

köl tigin yadagın oplayu tegdi ong totok yurçın yaraklıg eligin tutdı yaraklıgdı kaganka ançuladı: Köl Tigin yaya olarak atılıp hücum etti. Vali Ong'un kayınbiraderini silahlı iken eliyle yakaladı ve silahlı olarak Kağan'a takdim etti. KT D 32.

üçünç yigen silig beging kedimlig torug binip tegdi ol at anta ölti yarıkınta yalmasınta yüz artuk okın urtı yüzinge başınga bir tegmedi.. tegdükin türük begler koop bilirsiz: Üçüncü olarak Yigen Silig Bey'in zırhlı doru atına binip hücum etti. O at (da) orada öldü. (Köl Tigin'i) zırhından ve kaftanından yüzden fazla okla vurdular (ama) yüzüne (ve) başına bir (ok bile) değmedi. (Onun nasıl) hücum ettiğini (ey) Türk beyleri, hepiniz iyi bilirsiniz. KT D 3334.

alp er bizinge tegmiş erti antag ödke ökünüp köl tiginig az erin ıttımız ulug süngüş süngüşmiş alp şalçı akın binip tegmiş kara türgiş bodunug anta ölürmiş almış:. cesur erler bize hücum etmişlerdi. (Bütün kötü şartların bir araya toplandığı) böyle zamana kahredip, Köl Tigin'i az (sayıda) askerle (savaşması için) gönderdik. O, Alp Şalçı'nın kır atına binip hücum etmiş. Türgiş avam halkını orada öldürmüş, (tutsak) almış. KT D 40.

ögüm katun ulayu öglerim ekelerim kuunçuylarım bunça yime tirigi küng boltaçı erti yurtda yolta yatu kaltaçı ertigiz köl tigin yok erser koop ölteçi ertigiz: Annem Hatun başta olma üzere (diğer) annelerim, ablalarım, prenseslerim, bunca hayatta kalanlar cariye olacak idi, ölenler (de) yazıda yabanda yata kalacak idiniz; Köl Tigin olmasaydı hep ölecektiniz. KT K 910.

... Bu övgüye konu olan kişi Köl Tigin adıyla bilinmekteydi. O, Kutlug Kağan'ın küçük oğlu, hâlen hüküm sürmekte olan Bilge Kağan'ın da kardeşi idi. Onun adı, dört bir yana korku verirken; babasına, ağabeyine olan saygısı ve bağlılığı da en uzak ülkelerde bile çok iyi biliniyordu. Köl Tigin'in böyle tanınması, öncelikle onun kendi şahsında toplayıp geliştirdiği büyük babasının babası Beg İtimiş'in sonraki nesillere de geçmiş olan meziyetlerine; ikinci olarak da büyük babası Ghekin Kutlug'un alışkın olduğu ve haleflerinin birbirleriyle yarışırcasına taklit ettikleri çalışkanlığına ve yardımseverliğine bağlılıktan başka neydi? Zira bu kadar değerli bir adamın başardığı bunca işler için başka ne sebep gösterilebilir? (Hayır hiç şüphe yok ki, gerçek sebep budur). O, işlerinde sevgi ve kardeşlik duygularıyla hareket ettiğinden ve ağabeyinin askerî alandaki amaçlarının gerçekleşmesi için onunla birlikte çalıştığından başarıya ulaştı. T'ang İmparatoru Hiuan Tsong'ın Köl Tigin hakkındaki sözleri. KT B 1115.

Yukarıdaki cümlelerden de anlaşılacağı üzere, Köl Tigin, ağabeyi Bilge Kağan'ın sırdaşı, silah arkadaşı ve en büyük yardımcısıdır. Bilge Kağan ve (onu tahta oturtan) Köl Tigin arasındaki (kağan ve tigin arasındaki) saygı, sevgi, bağlılık ve dayanışma bütün devlet adamlarına örnek teşkil edecek niteliktedir.

Köl Tigin, 731 yılında, 47 yaşında iken ölür. Onun ölümü ağabeyi Bilge Kağan'ı derinden etkiler. Köl Tigin'i, (kağan olmadığı hâlde) kağanlara yakışır bir törenle defneder. Çin'den seçkin ustalar getirterek onun adına olağanüstü güzellikte anıt mezar yaptırır ve yazıt diktirir. Bu yazıtta da söyleyeceği bütün sözleri söyler:

inim köl tigin kergek boltı özüm sakıntım körür közüm körmez teg bilir biligim bilmez teg boltı özüm sakıntım öd tengri ısar kişi oglı koop ölgeli törimiş ança sakıntım közde yaş kelser tıda köngülte sıgıt kelser yanturu sakıntım katıgdı sakıntım: Kardeşim Köl Tigin vefat etti. Kendim yas tuttum. Gören gözlerim görmez (oldu), eren aklım ermez oldu. Kendim düşünceye daldım. Zamanı Tanrı tayin eder.

İnsanoğlu hep ölmek için yaratılmış. Öyle düşündüm. Gözlerimden yaş gelse engel olarak, gönülden feryat gelse geri çevirerek yas tuttum. Çok yas tuttum. KT K 1011.

bengü taş tikdim tabgaç kaganta bedizçi kelürtüm bedizettim mening sabımın sımadı tabgaç kaganıng içreki bedizçig ıttı angar adınçıg bark yaraturtum için taşın adınçıg bediz urturtum taş tokıtdım köngülteki sabımın urturtum: Ben ebedî taş diktim, Çin hakanından ressam ve heykeltraşlar getirttim, (Köl Tigin'in türbesini) süslettim. (Çinliler) benim sözümü kırmadılar (ve) Çin hakanının has sanatçılarını gönderdiler. Onlara olağanüstü bir türbe yaptırttım; içine (ve) dışına olağanüstü resim ve heykeller koydurttum. Ebedî taş hâkettirdim. Gönlümdeki sözlerimi (buraya) kazıttım. KT G 1112.

Köl Tigin anıt mezarı ve yazıtı, bugün Arhangay Aymag sınırları içinde kalan ve devrinin en kutlu mekânlarından biri olan KoçoSaydam (Koşo Çaydam) bölgesinde (1373 m, 48T 336905, UTM 5270113)6 bulunmaktadır. Söz konusu bölgenin 28 km. güneybatısında Uygur Kağanlığı'nın başşehri Karabalgasun; 32 km. güneyinde Cengiz Han'ın başşehri Karakurum; 2 km. batısında Orhun Irmağı'nın Hangay Dağlarının eteklerinden gelen küçük bir kolu; 4 km. doğusunda ise, bugün neredeyse kurumak üzere olan KoçoSaydam Gölü yer almaktadır.

Bilge Kağan, Köl Tigin Anıt Mezar Külliyesi'ni ve Yazıtı'nı herkesin görebilmesi için devrin merkezî yerlerinden biri üzerine inşa ettirmiştir:

on ok oglınga tatınga tegi bunı körü biling bengü taş tokıtdım yaguk el erser ança takı erig yerte irser ança erig yerte bengü taş tokıtdım bititdim anı körüp ança biling: OnOk oğullarına ve yabancılarına kadar (herkes) şunu iyice görün bilin: (Burası) yakın (bir) mevki olduğundan, ayrıca kolay erişilir (bir) yer olduğundan, böyle kolay erişilir (bir) yerde ebedî taş hâkettirdim, yazdırttım. Onu görüp öylece bilin (ve öğrenin). KT G 1213.

Köl Tigin Yazıtı dört cepheli, gri bir mermer blok üzerine yazılmıştır. Yazıt'ın yüksekliği 335 cm.; genişliği ise (doğu ve batı yüzleri) 132 cm.(güney ve kuzey yüzleri) 46 cm'dir. Yazıt 70 cm. yüksekliğinde, kaplumbağa şeklinde bir kaide üzerine oturtulmuştur. Orijinalinde kaplumbağa kaide üzerinde bulunan yazıt, bu kaidenin parçalanması üzerine 1911 yılında, sunak taşından kesilen granit bir blok üzerine yerleştirilmiştir.

Köl Tigin Yazıtı'nın doğu yüzünde 40; güney ve kuzey yüzlerinde 13'er satır Köktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Bu metinlerden güney yüzde bulunanlar yazıtın giriş, doğu yüzde bulunanlar gelişme, kuzey yüzde bulunanlar ise, sonuç bölümünü oluşturmaktadır. Metnin hazırlayıcısı (mesajın ileticisi/vericisi/hatip) Bilge Kağan'dır. Yazıtta Köktürk tarihine ait olaylar, bütün çıplaklığıyla ve eleştirel bir bakış açısıyla Bilge Kağan'ın ağzından nakledilir:

altun kümüş işgiti kuutay bungsuz ança birür tabgaç bodun sabı süçig agısı yımşak ermiş süçig sabın yımşak agın arıp ırak bodunug ança yagutır ermiş yagru koontukda kisre anyıg bilig anta öyür ermiş edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş bir kişi yangılsar oguşı bodunı bişükinge tegi kıdmaz ermiş süçig sabınga yımşak agısınga arturup öküş türük bodun öltüg: Altını, gümüşü, ipeği, ipekli kumaşları sıkıntısızca (karşılıksız) veren Çin milletinin sözü tatlı; ipekli kumaşları (da) yumuşak imiş. Tatlı sözlerle ve yumuşak ipekli kumaşlarla kandırıp (uzaklarda yaşayan) milletleri böylece kendilerine yaklaştırırlar imiş. (Bu milletler) yaklaştıktan sonra da (Çinliler) fesatlıklarını/kötülüklerini işte o zaman yaparlar imiş. Çok akıllı (bilge) kimseleri ve çok yiğit (alp) kimseleri ilerletmezler imiş. Bir kişi suç işlediğinde onun soyunu sopunu (eşiğinden) beşiğine kadar öldürürler imiş. (Çinlilerin) tatlı sözlerine ve yumuşak ipekli kumaşlarına aldanıp (ey) Türk Milleti, çok öldün. KT G 56.

anta anyıg kişi ança boşgurur ermiş ırak erser yablak agı birür yaguk ersek edgü agı birür tip ança boşgurur ermiş bilig bilmez kişi ol sabıg alıp yagru barıp öküş kişi öltüg: Orada kötü niyetli kimseler şöyle akıl verirler imiş: " (Çinliler bir halk kendilerine) uzak ise kötü hediyeler verir; yakın ise iyi hediyeler verir" deyip öyle akıl verirler imiş. (Ey) cahil kişi (sen de) o sözlere kanıp (Çinlilere) yaklaştın ve çok kişi (nle/adamınla birlikte) öldün. KT G 56. türük bodun tok arkuk sen açsık tosık ömez sen bir todsar açsık ömez sen an tagıngın üçün igidmiş kaganıngın sabın almatın yir sayu bardıg koop anta alkıntıg arıltıg anta kalmışı yir sayu koop toru ölü yorıyur ertig: Türk milleti, tokluğa alışıksın. Açlık tokluk düşünmezsin. Bir kez karnın doydu mu (artık) açlığı düşünmezsin. Böyle olduğun için seni besleyen kağanının sözünü dinlemeden her yere gittin. (Gittiğin yerlerde de) hep öldün, mahv oldun; geride kalanlar (bir şekilde sağ kalanlar) (sizler de) hep ölüp biterek oraya buraya gidiyordunuz. KT G 89.

küregüngin üçün igidmiş bilge kaganıngın ermiş barmış edgü ilinge kentü yangıltıg yablak kigürtüg yaraklıg kantan kelip yanya iltdi süngüglüg kantan kelipen süre iltdi ıduk ötüken yış bodun bardıg ilgerü barıgma bardıg kuurıgaru barıgma bardıg barduk yirde edgüg ol erinç kanıng subça yügürti süngüküng tagça yatdı beglik urı oglung kuul boltı işilik kıız oglung küng boltı bilmedük üçün yablakıngın üçün eçim kagan uça bardı: İtaatsizliğin yüzünden seni besleyip büyütmüş olan bilgili kağanın ile bağımsız ve zenginleşmiş kalkınmış devletine (karşı) hata ettin; kötülük getirdin. Silahlı düşmanlar nereden gelip (seni) bozguna uğrattı; mızraklılar nereden gelip (seni) sürdüler? (Ey) Kutsal Ötüken Ormanı'nın milleti, (başını alıp her yere) gittin. Gittiğin yerlerde kazancın şu oldu: Kanın sular gibi aktı; kemiklerin dağlar gibi yığıldı. Bey olacak erkek çocuğun kul oldu; hanım olacak kız çocuğun cariye oldu. Bilgisizliğin ve kötülüğün yüzünden amcam kağan uçup gitti (vefat etti). KT D 2324.

Bilge Kağan Yazıt'ta ayrıca Çin'in yalancı, aldatıcı, kardeşi kardeşe düşürücü, beylerle milletin arasını açıcı politikaları yüzünden Türk milletinin neredeyse yok olup bittiği bir dönemde, "Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye" Tanrı'nın lütfuyla iş başına geçtiğini belirtir. Ona göre: Türk milleti Kutsal Ötüken topraklarında oturup ticaretle uğraştığı ve tarihî olaylardan ders alıp birlik beraberlik içinde yaşadığı taktirde güçlü devletler kuracak ve (kıyamet kopmadıkça) kimsenin de onu yok etmeye gücü yetmeyecektir. Bilge Kağan'ın Köl Tigin Yazıtı'nın başından sonuna kadar vermek istediği mesajın özünde de bu düşünce yatmaktadır:

türük bodunug atı küsi yok bolmazun tiyin kangım kaganıg ögüm katunug kötürmiş tengri il birigme tengri türük bodun atı küsi yok bolmazun tiyin özümin ol tengri kagan olurtdı erinç: Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, babam kağanı ve annem katunu yüceltmiş olan Tanrı, devlet veren Tanrı, Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye beni o Tanrı tahta oturttu. KT D 2526.

tengri yarlıkadukın üçün özüm kuutum bar üçün kagan olurtum: Tanrı lütfettiği için, ben de kutlu (talihli) olduğum için tahta geçtim. KT G 9.

türük bodun. ötüken yir olurup arkış tirkiş ısar neng bungug yok ötüken yış olursar benggü il tuta olurtaçı sen: (Ey) Türk milleti (Kutsal) Ötüken topraklarında oturup, buradan kervanlar gönderirsen (ticaretle uğraşırsan) hiçbir sıkıntın olmayacak. Ötüken Ormanı'nda oturursan sonsuza kadar devlet sahibi olarak hükmedeceksin. KT G 8.

türük oguz begleri bodun eşiding üze tengri basmasar asra yir telinmeser türük bodun ilingin törüngin kim artatı udaçı erti türk bodun ertin ökün: Türk Oğuz beyleri milleti işitin: Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, ey Türk milleti, senin ilini töreni (devletini düzenini) kim bozabilir? Türk milleti aklını başına topla, aslına dön! KT D 2223.

türük begler bodun bunı eşiding türük bodun tirip il tutsıkıngın bunta urtum yangılıp ölsikingin yime bunta urtum: Türk beyleri ve milleti bunu işitin: Türk milletinin derlenip toparlandığında (birlik olduğunda) (güçlü) devlet olacağını buraya kazıdım; yanıldığında (birlik beraberlik içinde olmadığında) öleceğini de yine buraya kazıdım. KT G 1011.

Köl Tigin Yazıtı'nın kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı yüzlerinde de (yani pahlarda da) Köktürk harfli Türkçe metinler mevcuttur. Kuzeydoğuya bakan pahta Köl Tigin'in ölümüne, yoğ törenine anıt mezarının ve yazıtının tamamlanmasına ait tarih kayıtları yer almaktadır:

köl tigin koony yılka yiti yigirmike uçdı tokuzunç ay yiti otuzka yog ertürtimiz barkın bedizin bitig taşın biçin yılka yitinç ay yiti otuzka koop alkdımız: Köl Tigin Koyun yılının on yedinci gününde vefat etti. Dokuzuncu ayın yirmi yedisinde yas törenini tamamladık. Türbesini, resimlerini, heykellerini ve yazıtını da Maymun yılının yedinci ayının yirmi yedisinde tamamen bitirdik. KT KD.

Güneydoğuya ve güneybatıya bakan pahlarda ise, yazıtın Köktürk harfli yüzlerinin yazıcısı, Yollug Tigin'in ifadeleri bulunmaktadır:

bunça bitig bitigme köl tigin atısı yollug tigin bitidim yigirmi kün olurup bu taşka bu tamka koop yollug tigin bitidim: Bu yazıyı yazan (Köl Tigin'in) yeğeni (?) (olan) (ben) Yollug Tigin, yazdım. Yirmi gün oturup bu taşa, bu duvara hep Yollug Tigin (ben) yazdım.

Köl Tigin Yazıtı'nın batı yüzünde ise, devrin T'ang İmparatoru Hiuan Tsong'ın Köl Tigin'in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Yazıt'ın bu yüzünde T'ang İmparatoru'nun evrenin düzeninden, Çinliler ile Türkler arasındaki ilişkilerden, barışın öneminden, Köl Tigin'in saygın kişiliğinden ve onun ölümünden duyduğu üzüntüden bahseden mesajına yer verilmiş olması, Türk milletinin hoşgörüsünü yansıtması bakımından da son derece anlamlıdır. Yazıt'ın bu yüzündeki Çince metnin yazıcısı, Hiuan Tsong'ın yeğeni Çang Sengün (General Çang)'dür:

bark itgüçi bediz yaratıgma bitig taş itgüçi tabgaç kagan çıkanı çang sengün kelti: Türbe yapımcısı, süsleme sanatçısı, yazıt ustası/yazıcısı (olarak) Çin İmparatoru'nun yeğeni General Çang geldi. KT K 13.

Köl Tigin Yazıtı'nın batı yüzündeki orijinal Çince metin dışında yazıta sonradan eklenmiş iki satır Çince, iki satır da Köktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Çince metinlerden birincisi T'ang İmparatoru Hiuan Tsong adına külliyeyi ziyaret eden Çinli elçiler tarafından; ikincisi ise, 1911 yılında, yazıtı korumak amacıyla, yazıtın üzerine bina yaptıran Mançu Devlet Adamı Sandoo tarafından eklenmiştir. Bu yüzdeki Köktürk harfli Türkçe eklemelerin ise, anıt mezar külliyesini ziyaret eden Türk kağan ve kumandanları tarafından yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Köl Tigin Yazıtı'nın doğu ve batı yüzlerindeki "tepelik" kısımlarında, (birbirine paralel) kurttan süt emen çocuk tasvirlerine yer verilmiştir.7 Bugut ve Bilge Kağan Yazıtlarının tepeliklerinde de bulunan kurttan süt emen çocuk tasvirleri, Türk mitolojisindeki, destanlarındaki, efsanelerindeki "kurd"u çağrıştırmaları bakımından da son derece önemlidir.8

Yazıt'ın doğu yüzüne ait tepeliğin tam ortasında ise, dağ keçisi/teke damgası bulunmaktadır. Tekeler, yüksek dağlarda (Gök Tanrı'ya yakın mekânlarda) yaşadıklarından birçok Tük boyu tarafından kutsal sayılmış; Tanrı'nın elçisi, habercisi olarak kabul edilip "kök" (kök teke, kök erkeç, kök eçki, kök çebiç, kök koşot.) sıfatıyla anılmışlardır. Dağ keçisinin/tekenin yaşayışıyla kendi yaşayışları arasında bağ kuran ve kendilerini Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisi olarak gören Türk kağanları da dağ keçisini/tekeyi bu sebeple kendilerine damga olarak seçmişlerdir. Güneşi, ışığı, aydınlığı; erişilmez yerlere erişilebilirliği, yüceliği, bilgeliği; bağımsızlığı, özgürlüğü; kararlılığı; çevikliği, sürati; yazı, bolluğu, hareketi, bereketi, zenginliği; asaleti, cesareti ve hâkimiyeti temsil eden dağ keçisi/teke damgası, bu özelliklerinden dolayı hem Köktürk öncesi, hem Köktürk hem de Köktürk sonrası dönemlerde kullanılan en yaygın ve seçkin Türk damgalarından biri olmuştur. 9 Köl Tigin, Bilge Kağan, Ongi, Çoyr, Ar Hanan, Del Uul, HatuuUs, Hangiday, Höl Asgat, İh Biçigt, İh Hanuy Nuur, Karabalgasun II, Övörhangay Yazıtlarında; Moğolistan'daki, Kırgızistan'daki, Kazakistan'daki, Tuva'daki ve Azerbaycan'daki kaya üstü tasvirlerde (petrogliflerde); farklı Türk boylarına ait heykel, balbal, taşbaba ile süs ve kullanım eşyalarında bulunan dağ keçisi/teke damgaları, önceleri yalnızca kağanı simgelerken sonraki dönemlerde kağan sülalesini ve kağana bağlılığı bildirmek için de kullanılmıştır.

Köl Tigin Yazıtı'nın doğu yüzündeki söz konusu teke damgasının burun kısmına, 1911 yılında yazıtı ziyaret eden Çin devlet görevlisi Huan Po'lu Çin'i tarafından yukarıdan aşağıya doğru tek satırlık Çince bir cümle eklenmiştir. Bu cümle Çin'in ziyaretiyle ilgili tarih kaydını içermektedir. Köl Tigin Anıt Mezar Külliyesi'nde yazıtla birlikte, yazıta ait bazı parçalar, kaplumbağa kaide, sunak taşı, insan heykelleri, koç heykelleri, taşbabalar, balballar, döşemeler, kiremitler, tuğlalar ve künkler bulunmaktadır. Ancak hem yazıt hem de anılan kültür ve medeniyet eserleri geçen yaklaşık 1300 yıllık süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Bu tahribatta çetin doğa koşulları kadar Anıt Mezar Külliyesi'nde 1958 yılında Lumir Jisl başkanlığında yapılan kazının da rolü büyüktür.10 Zira Lumir Jisl başkanlığındaki arkeologlar heyeti, kazı sonrasında herhangi bir koruma önlemi almadıklarından Anıt Mezar Külliyesi harabeye dönmüş; Türk kültür ve medeniyetine ait pek çok eser de parçalanıp yok olmuştur.

Köl Tigin Yazıtı, tahribattan en fazla etkilenen eserler arasındadır. Yazıt'ın doğu ile kuzey yüzlerini birleştiren kısım, yıldırım düşmesi sonucunda (?) parçalanmıştır. Yazıt'a ait parçalar bugün farklı müze ve depolarda bulunmaktadır. Anılan bütün bu olumsuzlukların giderilmesi, Moğolistan'daki Türk anıtlarının korunması, restorasyonu, müzelerde teşhir edilmesi ve bu eserlerin bulundukları yerlerin turizme açılmasıyla ilgili olarak, Türkiye Cumhuriyeti IX. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in 1012 Eylül 1995 tarihleri arasında Moğolistan'ı ziyaretlerinden sonra, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) bünyesinde bir TürkMoğol bilim heyeti oluşturularak çalışmalara başlanmıştır. 2001 yılına gelindiğinde geride kalan 6 yıllık çalışmanın neticesinde, Orhun Yazıtlarının bulunduğu bölgelerde yüzey araştırmaları tamamlanmış; buralara çok amaçlı binalar (depomüzekazıevi) yapılmış ve anıt mezar külliyelerinde arkeolojik kazılara başlanmıştır. Köl Tigin Anıt Mezar Külliyesi'ndeki eski Türk kültür ve medeniyetine ait eserler ve yazıt da TİKA tarafından yürütülen proje11 kapsamında koruma altına alınmıştır.

2. Bilge Kağan Yazıtı

Bilge Kağan Anıt Mezar Külliyesi, Koço Saydam bölgesinde, Köl Tigin Anıt Mezar Külliyesi'nin 1 km. güneyinde (1091378, 48 T 0337319, UTM 5269389) bulunmaktadır.

Bilge Kağan'ın 25 Kasım 734 tarihinde12 ölümünün ardından (yaklaşık sekiz ay sonra) 22 Haziran 735 tarihinde oğlu Tengri Kağan, devrin en ileri gelen Türk boylarının temsilcilerinin de katılımıyla onun yoğ törenini yaptırır:

bunça kazganıp kangım kagan ıt yıl onunç ay altı otuzka uça bardı lagzın yıl bişinç ay yiti otuzka yog ertürtüm: Bu kadar çok (şeyi) kazanıp babam Kağan, Köpek yılının onuncu ayının yirmi altısında vefat etti. Domuz yılının beşinci ayının yirmi yedisinde yoğ törenini yaptırdım. BK G 10.

Tengri Kagan, babası için yalnız yoğ töreni düzenlemekle de kalmaz; onun adına 735 yılında, içinde kaplumbağa kaide üzerine oturtulmuş yazıt, bark, gözetleme kuleleri, koruma duvarları, ihtiram yolu, döşemeler, sunak taşı, insan ve hayvan (arslan, koç) heykelleri, taşbabalar, balballar bulunan muhteşem bir de anıt mezar külliyesi inşa ettirir.

Köl Tigin Anıt Mezar Külliyesi'yle aynı özelliklere sahip olan bu Külliye'de, Bilge Kağan adına diktirilen ve Köl Tigin Yazıtı'yla büyük benzerlikler gösteren (tepeliğinde kurttan süt emen çocuk tasvirleri ve teke damgası; altında kaplumbağa kaidesi bulunan) Yazıt'ın, Türk tarihi, Türk dili, Türk edebiyatı, Türk kültür ve medeniyeti açısından apayrı bir yeri ve önemi vardır. 369 cm. yüksekliğinde ve 122126 cm. genişliğinde olan yazıt, dört cephelidir. Yazıt'ın doğu yüzünde 41, kuzey ve güney yüzlerinde 15'er satır (son derece muntazam hâkkedilmiş) Köktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Bu metinlerin büyük bir kısmının hazırlayıcısı (mesajın ileticisi/vericisi/hatip) Köl Tigin Yazıtı'nda olduğu gibi Bilge Kağan'dır. Konu ve iletilen mesaj da Köl Tigin yazıtındakiyle aynıdır.

Bu sebeple de Bilge Kağan Yazıtı'nın metni, (bazı ayrıntılar ve Köl Tigin'in ölümünden sonraki olayların anlatıldığı cümleler bir tarafa bırakılırsa) Köl Tigin Yazıtı'nın metniyle ortaktır. Kutlug İlteriş Kağan'ın oğlu, Köl Tigin'in ağabeyi ve Bilge Tonyukuk'un da damadı olan Bilge Kağan'ın ölümünden önce, (daha sonra) adına diktirilecek yazıtın metnini hazırlamış olması kuvvetle muhtemeldir.

Yazıt'ta Bilge Kağan'ın (Köktürk tarihine ait olayları, eleştirel bakış açısıyla özet hâlinde naklettikten sonra) 19 yıl şad, 19 yıl da kağan olarak gerçekleştirdiği hizmetlerine ayrıntılı olarak yer verdiği görülür.

Bilge Kağan, ustaca hazırladığı metinde; önce, babası Kutlug İlteriş Kağan öldüğünde henüz sekiz yaşında olduğundan, tahta töre gereği amcası Kapgan Kağan'ın geçtiğini kaydeder:

kangım kagan uçdukda özüm sekiz yaşda kaltım ol törüde üze eçim kagan olurtı: Babam Kağan öldüğünde ben sekiz yaş(ım)da kaldım. O (zamanki) töre gereğince amcam kağan tahta geçti (kağan oldu). BK D 1314.

Sonra, on dört yaşına geldiğinde şad olarak işe başlamasından ve amcası Kapgan Kagan ile birlikte elde ettiği büyük başarılarından söz eder:

tengri yarlıkaduk üçün tört yigirmi yaşımka tarduş bodun üze şad olurtum: Tanrı lütfettiği için on dört yaşıma (geldiğimde) Tarduş boyu üzerine şad oldum BK D 1415.

eçim kagan birle ilgerü yaşıl ögüz şantung yazıka tegi süledimiz kuurıgaru temir kapıgka tegi süledimiz kögmen aşa kıırgız yiringe tegi süledimiz kamagı biş otuz süledimiz üç yigirmi süngüşdimiz illigig ilsiretdimiz kaganlıgıg kagansıratdımız tizligig sökürtimiz başlıgıg yüküntürtimiz: Amcam kağan ile birlikte doğuda Yeşil (Sarı) Irmak'a (ve) Şantung Ovası'na kadar sefer ettik. Batıda Demir Kapı'ya kadar sefer ettik. Kögmen'i aşarak Kırgız ülkesine kadar asker sevk ettik. Tamamı yirmi beş (kez) sefer ettik; on üç (kez) savaştık. Devletliyi devletsiz; kağanlıyı kağansız bıraktık. Dizlilere diz çöktürdük; başlılara baş eğdirdik. BK D 15.

men tokuz yigirmi yıl şad olurtum: Ben on dokuz yıl şad (olarak) hüküm sürdüm. BK G 9.

II. Köktürk Kağanlığı'nın uzun ömürlü kağanı Kapgan'ın bir Bayırku askeri tarafından öldürülmesi üzerine, oğlu Fuchü (İni İl Kağan) tahta geçer. Oysa taht "Küçük Şad"/ "Sağ Şad" Bilge (Kağan)'ın hakkıdır. Bu durumdan çok rahatsız olan Köl Tigin, darbe yaparak İni İl Kağan'ı ve bütün yakınlarını öldürür. Artık herkes, Köl Tigin'in kağan olmasını beklerken o, ağabeyi Bilge Kağanı tahta oturtur.13 Köl Tigin'in yaptığı darbeye ve İni İl Kağan'ın öldürülmesi hadisesine Köl Tigin Yazıtı'nda olduğu gibi Bilge Kağan Yazıtı'nda da yer verilmez. Üstelik İni İl Kağan'ın adı bu iki yazıtta hiçbir yerde geçmez.

Bilge Kağan, kendisinin tahta geçişini (tıpkı Köl Tigin Yazıtı'nda olduğu gibi) Tanrı'nın bir lütfu olarak değerlendirir. Tokken, aç ve çıplak; hakimken, kul ve cariye olmuş bir milletin daha fazla perişan olmaması için Tanrı'nın lütfuyla iş başına geçen Bilge Kağan, (Köl Tigin'in büyük gayretiyle) duruma hakim olur ve büyük başarılar kazanır:

neng yılsıg bodunta üze olurmadım içre aşsız taşra tonsuz yabız yablak bodunta üze olurtum tigin iki şad inim kööl tigin birle sözleşdimiz kangımız eçimiz kazganmış bodun atı küsi yok bolmazun tiyin türük bodun üçün tün udımadım küntüz olurmadım inim kööl tigin birle iki şad birle ölü yitü kazgantım ança kazganıp biriki bodunug ot sub kılmadım: Zengin milletin üzerine kağan olmadım. (Tam aksine) karnı aç, sırtı çıplak kötü ve perişan (durumdaki) milletin üzerine kağan oldum. Prens iki şad (ve) kardeşim Köl Tigin ile konuşup anlaştık. Babamızın (ve) amcamızın kazanmış oldukları miletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyumadım; gündüz oturmadım; kardeşim Köl Tigin ve iki şad ile birlikte ölesiye yitesiye (çalışıp) kazandım. Böyle kazandığım için birleşik milleti ateş (ile) su (gibi birbirlerine düşman) etmedim. BK D 2122.

tengri yarlıkaduk üçün kuutum ülügüm bar üçün ölteçi bodunug tirgürü igittim yalang bodunug tonlug kıltım çıgany bodunug bay kıltım az bodunug üküş kıltım ıgar illigde ıgar kaganlıgda yig kıltım tört bulungdakı bodunug koop baz kıltım yagısız kıltım koop manga körti: Tanrı lütfettiği için (ve ben de) kutlu ve bahtlı olduğum için ölmek üzere olan milleti diriltip doyurdum. Çıplak milleti giyimli kıldım; yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım; güçlü devleti olandan ve güçlü kağanı olandan daha iyi kıldım. Dört (bir) yandaki millet(ler)i hep (kendime) bağımlı kıldım. (Türk milletini) düşmansız kıldım. (Bu milletler) hep bana bağımlı oldular. BK D 2324.

tengri yarlıkaduk üçün men kazgantuk üçün türük bodun ança kazganmış erinç men iniligü bunça başlayu kazganmasar türük bodun ölteçi erti yok boltaçı erti türük begler bodun ança sakınıng ança biling: Tanrı lütfettiği için (ve ben de) kazandığım için Türk milleti böylece kazanmış oldu. Ben kardeşimle birlikte bu kadar önderlik edip kazanmasaydık Türk milleti ölecekti, yok olacaktı. (Ey) Türk beyleri (ve) milleti, bunu böyle kavrayın ve böyle bilin! BK D 33.

Bilge Kağan'ın kağanlığı da tıpkı şadlığı gibi 19 yıl sürer:.

men tokuz yigirmi yıl kagan olurtum il tutdum: Ben on dokuz yıl (da) kağan olarak tahtta oturdum; devlet yönettim. BK G 9.

Bilge Kağan'ın hem Köl Tigin Yazıtı'nda hem de kendi adına dikilen yazıtta İlteriş Kağan, Kapgan Kağan ve kendi dönemindeki başarılardan söz ederken kayınpederi, büyük vezir, danışman, komutan, devlet adamı Boyla Baga Tarkan Tonyukuk'un adını hiçbir yerde anmaması son derece dikkat çekicidir. Bu durum Bilge Kağan ve Bilge Tonyukuk arasındaki yönetim anlayışından kaynaklanan anlaşmazlıklar yüzünden, Bilge Kağan'ın Bilge Tonyukuk'u yönetimden uzaklaştırmasının bir sonucu olarak izah edilebilir. 14

Yazıt'ın güney yüzünün 10. satırının ortalarına kadar Bilge Kağan'ın sözleri devam eder. Bundan sonraki satırlarda (1015. satırlar) ise, Yazıt'ı diktiren Tengri Kağan'ın sözleri yer alır. Tengri Kağan anılan satırlarda, babasının ölüm tarihi, yoğ töreni tarihi ve yoğ törenine katılanlar hakkında bilgi verir. (Törene katılanlar arasında Boyla Baga Tarkan Tonyukuk'un adının da anılması ilgi çekicidir).

Bilge Kağan yazıtının pahlarında da Köktürk harfli Türkçe cümlelere yer verilmiştir. Güneydoğuya bakan pahta Bilge Kağan'ın yaptığı savaşlarla ilgili cümleler; güneybatıya bakan pahta ise, yazıtın yazıcısı Yollug Tigin'e ait ifadeler bulunmaktadır:

bilge kagan bitigin yollug tigin bitidim bunça barkıg bedizig uzug. kagan atısı yollug tigin men ay artukı tört kün olurup bitidim bedizettim yaratdım: Bilge Kağan Yazıtını (ben) Yollug Tigin yazdım. Bunca binayı, resim ve heykelleri, süslemeleri. Kağan'ın yeğeni (?) olan (ben) Yollug Tigin bir ay dört gün oturup yazdım, süsledim, vücuda getirdim.

Köl Tigin Yazıtı'nın batı yüzünde olduğu gibi, Bilge Kağan Yazıtı'nın batı yüzünde de Çince bir taziye metnine yer verilmiştir. Ancak bu yüzdeki Çince satırlar, Köl Tigin Yazıtı'ndakilere oranla daha azdır. Çince metnin yazıcısı (hâkkedicisi de) Köl Tigin Yazıtı'ndaki kadar usta değildir.

Bilge Kağan Yazıtı'nın batı yüzünün tepeliğinde, (kurttan süt emen çocuk tasvirlerinin hemen altındaki kısımda) Köktürk harfli Türkçe manzum bir metne yer verilmiştir. Metinde, Tengri Kağan, babası Bilge Kağan'ın ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirmektedir. Bu satırların yazıcısı da (yazıtın diğer yüzlerindeki Köktürk harfli metinlerin yazıcısı olan) Yollug Tigin'dir:

...üz...

bilge kagan uçdı. yay bolsar üze tengri. köbürgesi eterçe ança. tagda sıgun etser ança. sakınur men kangım kagan. taşın özüm kagan.

Bilge Kağan vefat etti. İlkbahar gelince, yukarıda gök. Davulu nasıl gümbürdüyorsa, işte öyle, Dağlarda geyikler nasıl böğürüyorsa, işte öyle, (Ağalayıp sızlayarak) yas tutuyorum; Babam Kağan'ın. (Bengü) taşını bizzat (ben) Kağan.

Bilge Kağan Yazıtı da tıpkı Köl Tigin Yazıtı gibi aradan geçen yaklaşık 1300 yıllık süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Bu tahribatta geçen tarihî süreç, çetin doğa koşulları, herhangi bir koruma ve örtünün olmayışının rolü ne kadar büyükse, külliyenin özellikle doğu tarafında (yazıtın ve heykellerin bulunduğu bölümde) 1891 yılında Friedrich Wilhelm (Vasiliy Vasiliyeviç) Radloff tarafından yapılan kazının rolü de o kadar büyüktür. Yazıt'ın yerinin 18 Temmuz 1889 tarihinde Nikolay Mihayloviç Yadrintsev tarafından keşfedilmesinden sonra bölgeye akın eden bilim heyetleri içinde en ciddî çalışmaları hiç şüphe yok ki, Rus bilim adamları yapmışlardır. Ancak bu bilim adamlarının yaptıkları çalışmalar sırasında yazıtları ve anıtları gerektiği gibi korudukları söylenemez. Zira yazıtın batı yüzündeki yazılı yüzeyleri okuyabilmek ve görüntüleyebilmek için yazıtı halat vb. kullanarak çevirmeye çalışan Radloff ve ekibi, yazıtın parçalanmasına sebebiyet vermiştir.

Bilge Kağan Yazıtı, 2000 yılının Ağustos ayına kadar ait olduğu mezar külliyesinde 5 ayrı parça hâlinde her türlü tahribata maruz kalmış; bu yüzden de yazılı yüzeylerin büyük bölümü tabakalar hâlinde dökülmüştür. Hem yazıta ait söz konusu parçalar hem de külliyede bulunan Türk kültür ve medeniyetine ait diğer eserler, 2000 yılının Ağustos ayında, Moğolistan'daki Türk Anıtları Projesi kapsamında TürkMoğol bilim heyeti tarafından Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı'nın Koço Saydam bölgesinde yaptırdığı DMK binasına (1378 m, 48T 0337319, UTM 5269389) taşınarak koruma altına alınmıştır. Bilge Kağan Yazıtı, TürkMoğol bilim heyetinin 2001 yılı çalışmaları sırasında DMK binasında yeniden dikilmiştir.

Bilge Kağan Anıt Mezar Külliyesi'nde 2001 yılında TürkMoğol bilim heyeti tarafından kapsamlı bir kazı yapılmış; kazıda sunak taşının kuzeyinde anonim bir mezar ortaya çıkarılmıştır. Bu anonim mezar külliyesinde sunak masasına ait işlemeli taşlar, altın, gümüş, bakır, demir ve değerli taşlardan oluşan süs ve kullanım eşyaları ortaya çıkarılmıştır. Bugün Ulaanbaatar'daki Tarih Müzesi'nde muhafaza altında tutulan ve yaklaşık 3000 parçadan oluşan kıymetli eserler arasında üzerinde umay kuşu tasviri bulunan bir soğduç, ibrikler, ritüel kaplar, heykeller, kemer tokaları, küpeler, altın ve gümüş plâkalar, değerli taşlar ve kumaş parçaları yer almaktadır.

III. Bilge Tonyukuk Yazıtları

Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtları ile aynı dönemde vücuda getirilmiş olmaları ve aynı konuları içermelerinden dolayı Orhun Yazıtları içinde anılan Bilge Tonyukuk Yazıtları, Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtlarından yaklaşık 360 km. uzakta; Tola (Tuul) Irmağı'nın yukarı yatağındaki BaynTsokto (Bayn Çokto)15 bölgesindeki bir anıt mezar külliyesinde (1528 m, 48T 0685770, UTM 5285348) bulunmaktadır.16

Bilge Tonyukuk Yazıtları, II. Köktürk Kağanlığı Dönemi'ne damgasını vuran şahsiyetlerden büyük vezir, danışman, komutan, teorisyen, devlet adamı Boyla Baga Tarkan Bilge Tonyukuk'un bizzat kendisi tarafından diktirilmiş dört cepheli iki yazıttan ibarettir. (Ufak dişli) granit blok üzerine hâkkedilmiş birinci yazıt, 243 cm.; (iri dişli) granit blok üzerine hâkkedilmiş ikinci yazıt ise, 217 cm. yüksekliğindedir. Yazıtların ikisinin de altında (şu anki görünümleri itibarıyla) kaide yoktur.

Bilge Tonyukuk Yazıtlarının birincisinde 35; ikincisinde 27 satır (yukarıdan aşağıya doğru yazılmış) Köktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Harf boyları, I. yazıtın ilk satırında (Bilge Tonyukuk'un kendisini tanıttığı satırda) 77. 5 cm.; diğer satırlarda ise, 34. 2 cm. arasında değişmektedir.

Birinci yazıtın batı yüzünde (yazıtın başlangıç/giriş cümlelerinin bulunduğu yüzde) Bilge Tonyukuk'un mensup olduğu boyun damgası kazılıdır. Söz konusu damga 12.5 x 12.5 x 12.5 cm. ölçülerinde bir üçgen ile onun altında bulunan 14 cm. uzunluğunda düz bir çizgiden oluşmaktadır. Bu damga, İh Gaziiriyn Çolo17 ve İh Biçigt18 bölgelerindeki kayalıklarda da mevcuttur.

Bilge Tonyukuk Yazıtlarının yazılış/dikiliş tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Konu ile ilgili araştırma ve inceleme yapan bilim adamlarından "A. N. Kononov, 712716 yıllarını; A. B. Ercilasun, 724726 yıllarını; S. G. Klyaştornıy, 716 yılını; M. Mori ve Sir G. Clauson, 716 veya sonrasını; V. Thomsen, 720 civarını; T. Tekin, 720725 yıllarını; H. N. Orkun, 725 yılını; L. Bazın, 726 veya biraz sonrasını; N. N. Kozmin ve Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya ise, 732734 arasını" yazıtların dikilme tarihi olarak kabul etmektedirler.19 Bilge Tonyukuk Yazıtlarının 732734 yılları arasında (Köl Tigin Yazıtı'ndan sonraki Bilge Kağan yazıtından önceki bir dönemde) dikilmiş olabileceğini ileri süren N. N. Kozmin ve Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya, bu yazıtların Köl Tigin Yazıtı'na cevap olarak yazıldığını belirtmektedirler.20 Nitekim Bilge Tonyukuk Yazıtları, bu tarihlendirmeyi destekler ve doğrular nitelikte bilgileri içermektedir.

Bilge Tonyukuk Yazıtlarında da tıpkı Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtlarında olduğu gibi Köktürk Dönemi'ne ait tarihî hadiseler anlatılır. Kutlug İlteriş Kağan, Kapgan (Bögü) Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde gerçekleşen tarihî hadiselerin anlatıcısı (mesajın ileticisi/vericisi, hatip) bu sefer Bilge Tonyukuk'tur. Bilge Tonyukuk işe önce kendini tanıtmakla başlar:

bilge tonyukuk ben özüm tabgaç ilinge kılıntım türk bodun tabgaçka körür erti: (Ben) Bilge Tonyukuk'um; Çin ülkesinde doğdum. (Ben doğduğumda) Türk milleti Çin'in egemenliği altında idi.21

Sonra, bağımsızlık ve özgürlük yolunda çekilen sıkıntıları, verilen mücadeleleri, elde edilen başarıları ve kendisinin bu başarılardaki rolünü "kahraman bakış açısı"yla bir bir dile getirir:

yeti yüz kişig uduzugma ulugı şad erti aygıl tidi ayıgması ben ertim bilge tonyukuk kagan mu kıışayın tedim sakıntım toruk buukalı semiz buukalı ırakda bülser semiz buuka toruk buka teyin bilmez ermiş teyin ança sakıntım anta kisre tengri bilig bertük üçün özüm ök kagan kışdım: Yedi yüz kişiyi sevk eden üstleri "şad" idi. "(Kağanlık hususunda, fikrini) söyle!" dedi; (şu sözlerin) söyleyeni ben idim, Bilge Tonyukuk. "(Bunu) kağan mı yapayım?" dedim. Düşündüm: (İnsan) zayıf boğalarla semiz boğaları uzaktan bilmek zorunda kalsa, hangilerinin semiz boğa, hangilerinin zayıf boğa olduğunu bilmez imiş diye öylece düşündüm. Ondan sonra Tanrı akıl verdiği için (onu) bizzat kendim kağan yaptım. T 46.

bilge tonyukuk boyla baga tarkan birle ilteriş kagan boluyın biriye tabgaçıg öngre kıtanyıg yırya oguzug öküş ök ölürti bilgesi çabışı ben ök ertim: Boyla Baga Tarkan Bilge Tonyukuk ile İlteriş Kağan (birlikte) olunca, güneyde Çinlileri, doğuda Kıtayları, kuzeyde Oğuzları çok öldürdü(ler). (İşte o zamanlar İlteriş Kağan'ın) danışmanı ve komutanı bizzat ben idim. T 67.

Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtları hakkında bilgi verirken, bu Yazıtlarda Kutlug İlteriş Kağan'ın ve Kapgan Kağan'ın başarılarını tek tek sayan Bilge Kağan'ın, Bilge Tonyukuk'tan hiçbir şekilde bahsetmediğini belirtmiştik. Oysa Bilge Tonyukuk, adına diktirdiği her iki yazıtta da, hem İlteriş Kağan'ı hem de Kapgan Kağan'ı kendisinin tahta oturttuğunu, onlarla birlikte Türk milleti için o güne kadar görülmemiş, duyulmamış başarılar kazandıklarını, elde edilen başarıların merkezinde de (danışman ve komutan) olarak bizzat kendisinin bulunduğunu açık ve kesin bir dille ifade eder:

türk bodun kılıngalı türk kagan olurgalı şantung balıkka taluy ögüzke tegmiş yok ermiş kaganıma ötünüp sü eletdim şantung balıkka taluy ögüzke tegürtüm: Türk milleti yaratılalı, Türk kağan(lar)ı tahta oturalı Şantung şehir(ler)ine, Sarı Irmağa ulaşan yok imiş. Kağanıma (durumu) arz edip ordu sevk ettim. (Kağanımı) Şantung şehir(ler)ine, Sarı Irmak'a kadar götürdüm. (T 1819).

türük bodun temir kapıgka tinsi oglı tinsi oglı aytıgma tagka tegmiş idi yok ermiş ol yerke ben bilge tonyukuk tegürtük üçün sarıg altun örüng küümüş kıız kooduz egri tebi agı bungsız kelürti:. Türk milletinin Demir Kapı'ya "Göğün Oğlu" "Göğün Oğlu" denilen dağlara ulaşmışlığı hiç yok imiş. O topraklara (Türk milletini) ben Bilge Tonyukuk ulaştırdığım için sarı altınları, beyaz gümüşleri, kızları kadınları, hörgüçlü develeri ve ipekli kumaşları fazlasıyla (önümüze) getirdiler. T 4648.

kapgan kagan olurtdum tün udımatı küüntüz olurmatı kıızıl kanım töküti kara terim yügürti işig küçüg bertim: (Onu ben) Kapgan Kağan (olarak) tahta oturttum. Geceleri uyumadan, gündüzleri oturmadan, kızıl kanımı akıtarak, kara terimi döktürerek hizmet ettim. T 5152. tengri yarlıkazu bu türük bodun ara yarıklıg yagıg yeltürmedim tügünlüg atıg yügürtmedim ilteriş kagan kazganmasar udu ben özüm kazganmasar il yeme bodun yeme yok erteçi erti kazgantukın üçün udu özüm kazgantukum üçün il yeme il boltı bodun yeme bodun boltı özüm karı boltum ulug boltum neng yerdeki kaganlıg bodunka bintegi bar erser ne bungı bar erteçi ermiş: Tanrı esirgesin, bu Türk milleti içinde zırhlı düşmanların akınına imkân vermedim; kuyruğu düğümlü (düşman) atlarını koşturtmadım. İlteriş Kağan kazanmasa (idi) ve ben kendim kazanmasa (idim) devlet de millet de olmayacak idi. (İlteriş Kağan) kazandığı için ve ben kendim kazandığım için devlet de devlet oldu, millet de millet oldu. (Şimdi) ben kocaldım, yaşlı oldum. Herhangi bir ülkede kağanlı (yani "bağımsız") bir milletin benim gibi bir devlet adamı var ise, (o milletin) ne (gibi) bir sıkıntısı olacak imiş. T 5357.

ilteriş kagan kazganmasar yok erti erser ben özüm bilge tonyukuk kazganmasar ben yok ertim erser kapgan kagan türük sir bodun yirinte bod yeme bodun yeme kişi yeme idi yok erteçi erti ilteriş kagan bilge tonyukuk kazgantuk üçün kapgan kagan türük sir bodun yorıdukı bu: İlteriş Kağan kazanmasa (idi) (ya da hiç) olmasa idi, ben kendim Bilge Tonyukuk kazanmasa (idim), (ya da) ben (hiç) olmasa idim, Kapgan Kağan (da) Türk Sir milleti ülkesinde (ki) boy da millet de fert de hiç olmayacak idi. İlteriş Kağan (ve) Bilge Tonyukuk kazandığı için, Kapgan Kağan'ın Türk Sir milletinin gelişmesi bu (şekildedir). T 5961.

Bilge Tonyukuk'un yukarıdaki cümleleri, (Köl Tigin ve kendi adına diktirilen yazıtlarda) ondan hiç söz etmeyen damadı Bilge Kağan'a âdeta cevap niteliğindedir:

Bilge Tonyukuk'un yaşanan tarihî hadiselerle ilgili duygu ve düşüncelerini ifade ederken, edebî dilin bütün imkânlarından yararlandığı görülür. Kısa ve bilgi yüklü cümleler, deyimler, vecizeler, atasözleri, benzetmeler, anımsatmalar, yinelemeler, vurgulamalar, alıntılar mesajın her seviyedeki okuyucuya/alıcıya ulaşmasında büyük rol oynar. Bilge Tonyukuk da mesajını iletirken bunları ustaca kullanmıştır:

yagımız tegre oçuk teg biz aş teg ertimiz: Düşmanlarımız etrafımızda ocak gibi; biz (de bu ocağın üzerinde) aş gibi idik. T 8.

yuyka erkli topulgalı uçuz ermiş yinçge erklig üzgeli uçuz yuyka kalın bolsar topulguluk alp ermiş yinçge yogan bolsar üzgülük alp ermiş: Bir şey yufka iken onu delmek kolay imiş; ince olanı da kırmak kolay; yufka kalın olursa onu delmek zor imiş; ince yoğun olursa onu koparmak zor imiş. T 1314.

arıg ubutı yig tidi: "Temizin (yani savaşıp yenilmemişin) utancı (savaşıp yenileninkinden daha)

iyidir" dedi(ler). T 37.

Bilge Tonyukuk Yazıtları da tıpkı Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtları gibi bir anıt mezar külliyesi içinde bulunmaktadır. Bilge Tonyukuk adına inşa olunan bu külliyede yazıtlar dışında insan heykelleri, sunak masasına ait işlemeli taşlar, üst tarafı parçalanmış taşbabalar, balballar, gözetleme kuleleri, barka ait tuğla ve kiremit parçaları, künkler, döşemeler bulunmaktadır. Ancak külliyedeki eserlerin tamamı, açık alanda korumasız ve örtüsüz bırakıldıkları için ciddî şekilde tahrip olmuşlardır. Bilge Tonyukuk Yazıtları bu tahribat sonucunda neredeyse tamamen aşınmış; yazılı yüzeyler tabakalar hâlinde dökülmeye başlamıştır. Çetin doğa koşullarına (ısı farkı vd.) bazı bilim adamlarının güzel görüntü alabilmek amacıyla harflerin içlerini boyamaları, gölgelenmek için hayvanların yazıtların diplerine yatmaları ve yazıtlara sürtünmeleri, kuş dışkılarının meydana getirdiği asitlenmeler de eklenince söz konusu tahribat daha da artmış ve hızlanmıştır. Külliye içindeki diğer eserler de külliye de 1897, 1909, 1925 ve 1957 yıllarında yapılan kazılar yüzünden ciddî şekilde tahrip olmuştur.

Bilge Tonyukuk Yazıtları ve Anıt Mezar Külliyesi, 1997 yılından itibaren Moğolistan'daki Türk Anıtları Projesi kapsamında TürkMoğol bilim heyeti tarafından koruma altına alınmış; Anıt Mezar Külliyesi'ndeki eserlerin büyük bir kısmı Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı'nın BaynTsokto bölgesinde yaptırdığı DMK binasına taşınmıştır. Paraloit B 72 ile kısmen korunan ve kavitron âletiyle de temizlenen yazıtların ise, 2002 yılında DMK binasına taşınması plânlanmaktadır.

1 Orhun Yazıtlarının bulunuşu ve sonrasındaki gelişmeler için bk.: Alyılmaz, Cengiz, Orhun Yazıtlarının Çözümlenmesinden Sonra Türkolojinin Gelişimi, Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, sayı: 596, Ankara Ağustos 2001, s. 136139.

2 Orhun Yazıtlarında kullanılan edebî dil, deyimler, vecizeler, atasözleri, cümle paralelizmi, eşanlamlılık, çokanlamlılık, yinelemeler, karşıtlamalar, benzetmeler, aktarmalar... hakkında ayrıntılı bilgi için bk.: Aksan, Doğan, Türkçenin Sözvarlığı, Ankara 1996; Aksan, Doğan, Anlambilim Anlambilim Konuları ve Türkçenin Anlambilimi, Ankara 1998; Aksan, Doğan, Eski Türkçe'nin İzlerinde Orhun ve Yenisey Yazıtları Üzerinde Sözcükbilim, Anlambilim ve Biçembilim İncelemelerinin Aydınlattığı Gerçekler, İstanbul 2000; Alyılmaz, Cengiz, Orhun Yazıtlarının Söz Dizimi, Erzurum 1994; CAFEROĞLU, Ahmet, Orhon Abidelerinde Atalarsözü, Halk Bilgisi Haberleri, 1930, sayı: 3, s. 4345; Ercilasun, Ahmet Bican, Köl Tigin Yazıtı Bir Nutuk Metni midir?, TDAY Belleten 1990, Ankara 1994, s. 3139; Stebleva, İ. V., Poeziya Tyurkov (VIVIII Vekov), Moskova 1965; Tekin, Talat, Köktürk Yazıtlarındaki Deyimler Üzerine III, Türk Dili, Ankara 1957, C. 6 s. 372374 ve 423426; Uzun, Leyla Subaşı, Orhon Yazıtlarının Metindilbilimsel Yapısı, Ankara 1995.

3 Tuna, Osman Nedim, Bazı İmla Gelenekleri Bunların Metin İncelemelerindeki Önemi ve Orhon Yazıtlarında Birkaç Açıklama, TDAY Belleten 1957, s. 4181.

4 Korkmaz, Zeynep, Eski Türkçedeki Oğuzca Belirtiler, Bilimsel Bildiriler 1972, s. 433446.

5 Okuma ve anlamlandırmalar yapılırken başta Prof. Dr. Talat Tekin'in Orhon Yazıtları Kül Tigin Bilge Kağan Tunyukuk (İstanbul 1998) adlı eseri olmak üzere konuyla ilgili mevcut yayınların birçoğundan yararlanılmıştır.

6 Koordinatların tespitinde "EL GPS'i kullanılmıştır.

7 Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtlarının tepelik kısımlarının doğu ve batı yüzlerinde bulunan tasvirler, konuyla ilgili çalışma yapan bilim adamları tarafından, bugüne kadar, "birbirine paralel ejder tasvirleri" olarak kabul edilmiştir. Moğolistan'daki kurt ve ejder tepelikli eski Türk yazıtları üzerinde tarafımızdan yapılan karşılaştırmalı araştırma ve incelemelerde, söz konusu tasvirlerin "ejder tasvirleri" değil; "kurttan süt emen çocuk" tasvirleri olduğu sonucuna varıldı. Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtlarının tepeliklerinin, (Bugut Yazıtı'nda olduğu gibi) "kurttan süt emen çocuk tasvirli tepelik" şeklinde düzeltilmesi, Türk kültür ve medeniyeti açısından yararlı olacaktır. Bu kanuda ayrıca bk.: Alyılmaz, Cengiz, Köl Tigin Yazıtı'na Sonradan Yapılan Eklemeler, Uluslararası IV. Türk Dili Kurultayı'nda Sunulan Bildiri, İzmirÇeşme 2529 Eylül 2000.

8 Türk köken mitolojisi ve "kurt" motifi hakkında bk.: Ögel, Bahaeddin, Türk Mitolojisi (Kaynakları ve Açıklamaları İle Destanlar), Ankara 1989, s. 1371; ÖzönderBarutçu, F. Sema, Türkler Ne Zaman Bir "Millet" İdi?, KÖK Araştırmalar, c. I, sayı: 2, Ankara 1999, s. 6592; Roux, JeanPaul, Türklerin ve Moğolların Eski Dini, İstanbul 1998, s. 151156; (Çev.: Aykut Kazancıgil).

9 Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için bk.: Alyılmaz, Cengiz, Bir Asparagas Haber ve Kurt, Dağ Keçisi Damga ve Sembolleri Üzerine, Orkun Dergisi, sayı: 37, Mart 2001, İstanbul 2001, s. 1417; Eliyev, Veli, Gemigaya Abideleri, Bakü, 1992; Esin, Emel, İslamiyet'ten Önceki Türk Kültür Târîhi ve İslâma Giriş, İstanbul 1978, s. 9498; Graç, A. D., Voprosı Datirovki i Semantiki Drevnetyurkskih Tamgoobraznıh İzobrajeniy Gornogo Kozla, Tyurkologiçeskiy Sbornik 1972, Moskova 1973, s. 316333; Gülensoy, Tuncer, Orhun'dan Anadolu'ya Türk Damgaları, İstanbul 1989, s. 2526; MannayOol, M. H., Drevnee İzobrajenie Gornogo Kozla v Tuve, Sovetskaya Arheologiya, C. I, Moskova 1967, s. 140146; Radloff, V. V., Atlas Drevnostey Mongolii, Trudı Orhonskoy Ekspeditsii, C. 1, tablo: XVI, St. Petesburg 1892; Seyidoğlu, Bilge, Kültür Hayatımızda Nevruz, İlkyaz Bayramı Nevruz Bildiriler, Erzurum 1998, s. 110; Seyidov, Mireli, Azerbaycan Halgının Soykökünü Düşünerken, Bakü 1989; Seyidov, Mireli, Yaz Bayramı, Bakü 1990.

10 Lumir JISL başkanlığında yapılan kazı ve sonuçları hakkında bk.: Jısl, Lumir, KülTegin Anıtı'nda Yapılan Arkeoloji Araştırmalarının Sonuçları, TTK Belleten XXVII (1963), s. 387409.

11 Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yurt dışındaki en kapsamlı porjesi MOTAP (Moğolistandaki Türk Anıtları Projesi) hakkında ayrıntılı bilgi için bk.: Alyılmaz, Cengiz, Dünü ve Bugünü İle Moğolistandaki Türk Anıtları Projesi (IIIIII), Orkun Dergisi, sayı: 40, Haziran 2001, İstanbul 2001, s. 4043; sayı: 41, Temmuz 2001, İstanbul 2001, s. 3135; sayı: 42, Ağustos 2001, İstanbul 2001, s. 3944. uis, Les Systemes Chronologıiques Dans Le Monde Turc Ancien, BudapeşteParis 1991, s. 147150; Sertkaya, Osman Fikri (Prof. Dr), "İnel Kağan" mı "İni İl Kağan" mı?, Göktürk Tarihinin Meseleleri, Ankara 1995, s. 9697; Tekin, Talat Orhon Yazıtları, Ankara 1988, s. 111.

13 Ayrıntılı bilgi için bk.: Chang, Jent'ang, Tang Devrindeki Doğu Göktürkleri Hakkında Yeni Belgeler (Tsefuyüankuei ve Tzuchih T'ungchien'e göre618745), Taipei 1968; LİU, MaoTsai, Chinesischen Nachrichten zur Geschichte der OstTürken (T'uküe), Wiesbaden 1958; Sertkaya, Osman Fikri, Göktürk İmparatorluğu, Göktürk Tarihinin Meseleleri, Ankara 1995, s. 1017.

14 Sertkaya, Osman Fikri, Göktürk İmparatorluğu, Göktürk Tarihinin Meseleleri, Ankara 1995, s. 1617.

15 Bilge Tonyukuk yazıtları BaynTsokto (Bayn Çokto) bölgesinde bulundukları için "BaynTsokto (Bayn Çokto) Yazıtları" olarak da adlandırılmışlardır. Ayrıntılı bilgi için bk.: Alyılmaz, Cengiz, Bilge Tonyukuk Yazıtları Üzerine Bir Kaç Düzeltme, Türk Dilleri AraştırmalarıGyörgy KARA Özel sayısı, C. 10, İstanbulBerlin 2000, s. 103112.

16 Moğolistan'nın başkenti Ulaanbaatar'ın 47 km. güneydoğusunda bulunan Bilge Tonyukuk Yazıtlarının yerleri, ünlü Türkolog D. A. Klementz'in hanımı Y. N. Klementz tarafından 1897 yılında tespit edilmiştir.

17 Moğolistan Halk Cumhuriyeti, Dundgovi Aymag, Gurban Saihan Sum'un 29 km. kuzeyi Buurin Tolgoyn Had (Buğra Başı Kayalığı), (1387 m, 48T 0673136, UTM 5065616).

18 Dundgovi Aymag, Ugtaal Sum Bölgesi, İh Biçigt Had, (1409 m, 48T 0709023, UTM 5088070).

19 Bilge Tonyukuk yazıtlarının yazılış/dikiliş tarihleri hakkındaki farklı görüşler ve yayınlar için bk.: Rybatzki, Volker, Dıe TonyuquqInschrift, HungarySzeged 1997; Sertkaya, Osman F. Bilge Tonyukuk Âbidelerinin Tarihlendirilmesi Üzerine, Göktürk Tarihinin Meseleleri, Ankara 1995, s. 113128.

20 Sertkaya, Osman F. a.g.m.

21 Okuma ve anlamlandırmalar yapılırken, (Prof. Dr. Talat Tekin'in Tunyukuk Yazıtı, (Ankara 1994) ve Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya'nın Göktürk Tarihinin Meseleleri, (Ankara 1995) adlı eserleri başta olmak üzere) konuyla ilgili mevcut eserlerin büyük bölümünden yararlanılmıştır.

AALTO, Pentti, Materialien zu den alttürkischen Inschriften der Mongolei, Helsinki 1958.

AYDAROV, Gubaydulla, Yazık Orhonskih Pamyatnikov Drevnetyurkskoy Pis'mennosti VIII Veka, AlmaAta 1971.

BARUTÇU, Sema, Kül Tigin mi? Köl Tigin mi, Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, sayı: 22, İstanbul 1983, s. 101104.

BAYKARA, Tuncer, Kültegin Anıtı'na Dair Bazı Notlar, İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, V/14, İstanbul 1973, s. 221228.

BOLD, L., Bnmauın Nutag Dah' Hadnı Biçes (Tureg Biçgiin Dursgal), Ulaanbaatar 1990.

CLAUSON, Sir Gerard, Some Notes on the Inscription of Tonyuquq, Studia Turcica, Budapest 1971, 125132.

DİVİTÇİOĞLU, Sencer, Kök Türkler (Kut, Küç ve Ülüg), İstanbul 1987.

DİYARBEKİRLİ, Nejat, Orhun'dan Geliyorum, Türk Kültürü, sayı: 198199, Ankara 1979, s. 321384.

ERCİLASUN, Ahmet Bican, Bengütaş Edebiyatı, Büyük Türk Klasikleri, C. I, İstanbul 1985, s. 5678.

ERGİN, Muhharrem, Orhun Abideleri, İstanbul 1997. GIRAUD, Rene, L'empire des Turcs Celestes, Paris 1960. GIRAUD, Rene, L'inscription de BaTn Tsokto, Paris 1961. GÖMEÇ, Saadettin, Kök Türk Tarihi, Ankara 1999.

GUMİLYEV, Lev N., Eski Türkler, İstanbul 1999, (Çeviren: Ahsen BATUR). KLYAŞTORNIY, S. G., TonyukukAşide Yuan'çjen, TS, 1966, s. 201205.

KLYAŞTORNIY, Sergey G., LİVSİÇ, Vladimir A., Buguttaki Sogtça Kitabeye Yeni Bir Bakış, TDAY Belleten 1987, s. 201241, (Çev.: E. Gürsoy Naskali).

KONONOV, Andrey N., Grammatika Yazıka Tyurkskih Runiçeskih Pamyatnikov VIIIX vv., Leningrad 1980.

KURAT, Akdes Nimet, Gök Türk Kağanlığı, DTCF Dergisi, X/12, Ankara 1952, s. 1456. MALOV, S. Y., Pamyatniki Drevnetyurkskoy Pis'mennosti, MoskovaLeningrad 1951.

RADLOFF, V. V., Atlas' Drevnostey Mongoli IIV, St. Petersburg 18921899.

RİNÇEN, Emhetgev, Les Dessigns Pictographiques Et Les Inscriptions Sur Les Rochers Et Sur Les Steles En Mongolıe (Mongol Nutag Dahı' Hadnı Biçees Gerelt Höşööhiy Züyl), Ulaanbaatar 1968.

SCHLEGEL, G., La Stel Funeraire du Teghin Giogh Et ses Copites Et Traducteurs Chinois, Russes Et Allemands, Journal de la Societe FinnoOugrienne, III, Helsinki 1892.

SHIRATORI, K., Dıe Chinesische Inschrift Auf Dem Gedenkstein Des K'üet'ek'in Am Orkhon Übersetzt Und Erlautert, Tokyo 1899, s. 4549.

ŞÜKÜROV, E. C., MEHERREMOV, A. M., Gedim Türk Yazılı Abidelerinin Dili, Bakü 1976.

TAŞAĞIL, Ahmet, GökTürkler, C. I, Ankara, 1995; C. II, Ankara 1999.

TEZCAN, Semih, "Tonyukuk Yazıtında Birkaç Düzeltme", Türk Dili Araştırmaları YıllığıBelleten 19751976, Ankara 1976, s. 173181.

THOMSEN, Vilhelm, Orhon ve Yenisey Yazıtlarının Çözümü İlk Bildiri Çözülmüş Orhon Yazıtları, Ankara 1993, (Çeviren: Vedat Köken).

THOMSEN, Vilhelm, Moğolistandaki Türkçe Kitabeler, Türkiyat Mecmuası, C. III, İstanbul 1935, s. 81118, (Çeviren: Ragıp Hulûsi).

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EBEDİYETE İRTİHALİNİN 12. SENESİNDE TÜRKİYEM'İN ŞAİRİ'NE
Kitabın ortasından girelim. Kelâmımızı eğip bükmeden gönlümüzden geldiği gibi aktaralım..  Şükür ki muvaffak olamayan, halkın sağlam irâdesine takılan 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 27 gün boyunca Demokrasi nöbetlerinin favori parçası olan "TÜRKİYEM" meydanları inletti ve heyecanına...
İNSANIN TAŞRASI-IX
Uzak çağlardan o güne kadar günler kum gibi akmış; yıllar, yüzyıllar, kervanlar gibi uzak ufuklarda kaybolup gitmişti. Dünya kurulalı beri mavi dalgaların koşuştuğu o yerlerde şimdi çorak topraklar belirmiş, derin vadiler oluşmuştu. Neresi miydi burası? Deveören Köyü, bizim köyden bahsediyorum....
ŞİİRDE İMGESEL GÖSTERGE
 İmgesiz sanat olamayacağı gibi imgesiz şiirin de ortaya konulamayacağı bir gerçektir. İmgesel anlatım en çok da şiirde kullanılmıştır. İm kelimesi; işaret, alâmet anlamına gelmektedir. Anlam yüklenen her şey, gösterge, iz, belirti… birer im’dir. Türkçe’de sık kullandığımız, ‘’imi, timi...
AYRILIK YOKUŞU
Babamdan kalan o eski evin önündeki somyanın üzerinde kollarımı bağladım oturuyorum. Değişik duygular içerisindeyim. Bir duygudan çıkmadan diğerine yatay geçiş yapıyorum. Halimden memnunluk derecem değişkenlik gösteriyor.  Buraları hayal meyal hatırlıyorum. Ayrılık yokuşu… Zamanında...
FİN(CAN)LA GELEN MEKTUP
“Değerli Hocam; Öncelikle selam eder ellerinizden öperim. Beni hatırlayamamış olabilirsiniz, ama ben sizi hatırlıyorum. Sizin yüzlerce öğrenciniz olmuştur, benimse bir tane Muharrem Hocam oldu. Ben hep arka sıralarda oturan sessiz bir öğrenci oldum ama söyledikleriniz ve yaptıklarınız kafamda mıh...
İNSANIN TAŞRASI-VIII
Bir gün Bilecik Vali Yardımcısı, Aziz Dost Abdurrahman Bey,-İlgen Hocam, sana bir şey danışacağım.-Hayhay, buyurun. Vilayet merkezinde kendi başkanlığında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı olarak toplanmışlar. Toplanma nedeni ihtiyaç sahibi öğrencilere burs vermek. Tabii, konuşmuşlar,...
prev
next

SEBEP

Özcan TÜRKMEN

‘Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey, durum, kimse…’, sebep demek...‘Bir şeyin yapılmasını gerektiren şey, gerekçe’, sebep demek...‘Bir amaca ulaşmak için kullanılan, bir amaca ulaştıran şey’...

ÜÇ TARZ-I SİYASET'İN (OSMANLICILIK, İSLA…

Sinan SUNAR

18.srın son çeyreğiyle birlikte Osmanlı, yüzyıllardır Batı karşısında süren üstünlüğünü kaybetmiş, geri kalmış ve Batı'daki iktisadi, siyasi, sosyal ve askeri alanda yaşanan gelişmeleri takip etmemişti. Üst üste alınan askeri yenilgiler...

TÜRK EDEBİYATINDA GOTİK TÜRÜNÜN ORTAYA …

V. ÖZGE YÜCESOY

Gotik edebiyat cadılar, cinler, periler, hortlaklar, vampirler gibi doğaüstü yaratıklardan ve rasyonel-irrasyonel çatışmasının ortaya konulmasında etkili bir araç olan spiritüalizm gibi akımlardan beslenerek okurda korku hissi uyandıran; olayları, olguları ve...

ZİYA GÖKALP'İN TURAN ŞİİRİ TAHLİLİ

Edebiyat Dunyamız

Türklüğü Türkün Bedeninde Aramanın Şiiri: Turan Nabızlarımda vuran duygular ki, târihin Birer derin sesidir, ben sahîfelerde değil, Güzide, şanlı, necîb ırkımın uzak ve yakın Bütün zaferlerini kalbimin tanîninde, Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcil. Sahîfelerde değil, çünki...

SAYI - 14 TARİHÎ MEZAR TAŞLARINDA…

Edward Norton’un başrolde olduğu Sihirbaz (The Illusionist) filminde, seyircilerine sahneden şöyle...

MERİÇ GİBİ OLMAK

Cemil Meriç, yirminci yüzyılın yetiştirdiği eşine ender rastlanan mütefekkirlerden. ‘‘Okumak’’ denildiğindeyse...

Ruh Adam Romanındaki Uygur Masalın…

Türk edebiyatının kült romanlarından Ruh Adam’ın başlangıç bölümünde bir Uygur masalı...

KÖROĞLU HİKAYESİ KOLLARI VE YEN…

Türk Edebiyatında önemli bir bölümü işgal eden sözlü ürünler içerisinde masallar...

İDEOLOJİLERDEN KİMLİĞE; YENİ S…

16 yaşındaki İsveçli Greta Thunberg, çevre sorunları ve geleceğine olan etkisini...

Mehmet Emin YURDAKUL

Türk Milli Edebiyat akımının öncü şairleri arasında yer almıştır. Milliyetçi, halkçı görüşleri...

BAYRAM GEÇİNCE

Milletçe sevinç içinde kutladığımız milli ve dini günlerimiz, bayramlarımız … Bayramlarımız...

TANZİMAT ROMANI ZÜPPE TİPİNİN …

GİRİŞ Türk romanına Tanzimat Dönemi‟yle birlikte girmeye başlayan “alafranga züppe” tipi...

GÖNLÜN BİR YÖRÜKTÜR KUTLU ÜLK…

Göçerlik bir hayat tarzıdır, zordur, meşakkatlidir.  Yörüklüğün ruh yapısını bilmeden çözülemez bu...

Ahmet Yılmaz SOYYER

Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla...

YOKSUN SEN...—Ömer Lütfi Mete’…

Yağmurlu bir günde tanımıştım seni. Sokaklar sırılsıklam bir hüzünle ıslanmış, martılar...

SILA-YI RAHİM

Gurbet, insanın sılasından ayrılmasıdır.Gurbet diyarındaki insan açısından doğulan ve sürekli yaşanılan...

YAPI, ANLAM VE KÖKENLERİ BAKIMINDA…

Söz varlığını oluşturan unsurlardan renk adlarını incelemeyi ve değerlendirmeyi amaçlayan bu...

EDEB ve HAYÂ

‘İnsanın hataya düşüp utanılacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve ölçülü davranmasını...

Aşık Murat Çobanoğlu

 Aşık Murat Çobanoğlu 1940 yılında Kars'ın Arpaçay ilçesinin Koçköyü beldesinde çiftçi bir...

NEYZEN TEVFİK

Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan...

ECEL TUTMUŞ ELİNDE BİR ULU CÂM- …

Ecel tutmuş elinde bir ulu câmKi ol câmın içi dolu ser-encâm Kime...

DİVAN EDEBİYATI VE KAVRAMLAR - 4 (…

a. Biçimlerine göre • Divan şiiri, nazım biçimleri bakımından zengindir...

NEV’Î EFENDİ'NİN SADRAZAM SİNA…

Özel mektup konusu bazı istisnalar dışında Eski Türk Edebiyatı alanında araştırılması...

HÜSEYİN YURDABAK

Anadolu’nun saf ve temiz rüzgârlarıyla uyanıp filiz veren tohumlar gibi, daha...

HALİL NİHAT’IN, MEHMET AKİF’…

Giriş veya tipleştirme furyası Kökleri Lale Devri’ne kadar inen ve daha çok...

GAZETECİ-YAZAR EMİNE TAŞTEPE İLE…

Emine Hanım, sohbetimize editörlüğünü yaptığınız edebiyat ve sanat sayfası BEYAZ FIRTINA’dan...

GÖÇERLERİN SIRRI

Göçerlik bir hayat tarzı, yaşama biçimi ise, yılkı ve sürü için...

İŞ

“Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve herkes birisinin bu işi...

BAŞPARMAK

“İnsanın en asil uzvu hangisidir?” diye sorsalar hepimizin vereceği cevap budur:...

PROF.DR. MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ

Prof.Dr. Mehmet Fuat KÖPRÜLÜ Türk tarihi ve Türk Edebiyatı tarihi yanında Türkiye’de...

TÜRKÇENİN UYANIŞI-1

Bugün akademik düzeyde bile dilin imkânlarını, maalesef şuuraltında yürüyen bir değerlendirmeyle...

NİHAL ATSIZ

Türkçülük ülküsünün büyük önderi, kudretli şâir ve tarihçi Nihal Atsız’ı 11...

ALFABE MÜELLİFİ AHMET HİLMİ GÜ…

Küçüklüğümden beri en büyük idealim olan "Gazetecilik" mesleğine atılmam "Alfabe Müellifi...

SÜLEYMAN ULUÇAMGİL’İN ŞİİRL…

Erenköy şehidi Süleyman Uluçamgil (1944-1964), daha 20 yaşındayken hayata veda etmiş...

PARLAK LEVHALAR

Kadrinoserya'nın gündüzü gecesinden pek farklı değildir. Kadrinoserya.. Buraya, yani gözümün önünde -ve...

NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU İ…

Soru : Eski şairlerden ve yaşayanlardan sevdikleriniz kimlerdir? Cevap : Bu soru...

DOST

Dost kelimesi dilimize, Farsça, ‘’düst’’ sözcüğünden dilimize geçmiş olup ‘’sevilen, güvenilen...

İbrahim SAĞIR

1936 yılında Balıkesir, Gönen İlçesi Paşaçiftlik Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu...

REFİK HALİD KARAY - ZİNCİR

İşsiz, güçsüz kaldığım gurbet ellerinde köşe pencerem, kendimce Abdülhak Hâmid'in "Kürsü-i...

GURBET

“Şu uzun gecenin gecesi olsam Sılada bir evin bacası olsam Dediler ki nazlı...

ANADOLU’YU KONUŞTURAN USTA BİR Y…

Ahmed Hamdi Tanpınar’ın en önemli denemelerinden biri olan Beş Şehir adlı...

SEMAH AŞKA DOĞRUDUR - A.YILMAZ SOY…

Semah Aşka DoğrudurA.Yılmaz SOYYERPost Yayıncılık Bu roman kendilerine Alevî de denilen Kızılbaşların...

“KOZA” ŞİİRLERİNE GÖRE HAR…

1.Giriş Şiir, her şeyden önce “dil” sanatıdır. İnsanların hafızalarında roman-hikâye cümleleri yerine...

TÜRK TÖRESİ

“Yerleşik insan, bir ailenin sınırlı menfaatleri dışında herhangi bir hak davası...

GAZELİN ANLAM-YAPI İLİŞKİSİNDE…

Divan Edebiyatı gazellerinin şekil özellikleri hakkındaki bilgiler hemen hemen bütün el...

EDEBİYAT VE RÜYA

Her sanat eseri bir rüyadır. Britanyalı edebiyat eleştirmeni ve düşünür Terry Eagleton...

TANZİMAT EDEBİYATI -II (Birinci D…

ŞİNASİ (1826-1871)*Yeniliğin öncüsüdür. *Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar gazetelerini çıkarmıştır. *İlk...

ANLAMAK SAADET Mİ, HÜZÜN MÜ?

Önümde her zamanki gibi kitaplar... okuyorum... Kedim İncir Can ara sıra...

MUSTAFA ŞEKİP TUNÇ

Çok yönlü bir aydın olarak pek çok eseri ve çevirisi bulunan...

TÜRKÇE'DEKİ VATAN - 5

Geçen yazımızda Prof.Dr.Nurullah Çetin beyin “Tek millet davası, tek dile bağlıdır” isimli makalesi...

ANADOLU’YA GÖNÜL VERMİŞ BİR B…

Remzi Oğuz Arık, bir ömür boyu Anadolu’yu karış karış gezerek, kültür...

SAYI - 8 HALİL HALİD BEY, MÖSYÖ …

Osmanlı Devleti’nin son elli yılına damgasını vuran en önemli sorunlardan biri...

TÜRKÇE'NİN KÖKLERİ

Türkçe, kö– sesinden türetilmiş sözcükler açısından çok zengin bir içeriğe sahiptir. Çalışmamızda...

TÜRK KÜLTÜRÜNÜN EDEBİ UNSURLAR…

Kültür, bir millet veya topluluğa özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütü-...

GÜZİDE TARANOĞLU

Örnek bir Türk kadını, mutlu bir ana, velüt bir şair, vefakar...

Prof. Dr. Milay KÖKTÜRK İle Tür…

Sayın Prof.Dr. Milay Köktürk hocamızla, bugünlerde önemli bir tartışma zeminini oluşturan, bazı...

ARAŞTIRMA RAPORUNUN BİÇİMİ VE K…

Bir araştırma raporunun içeriğinin zenginliği kadar sunuluş biçimi de önemlidir. Tüm...

ÖMER SEYFETTİN

“Mademki Türk’üz, o halde Türk gibi yürür, Türk gibi düşünür, Türk...

BİR TÜKENMEZ HAZİNE OLARAK ATATÜ…

Kimi sanat yapıtları vardır ki tükenmez hazine gibidirler. Örnek olarak, Dostoyevski’nin...

MEHMED ÂKİF’E DAİR-1: DÜNYA G…

Abdürreşid İbrahim'in fikir ve aksiyon çerçevesini Eşref Edip şöyle belirlemektedir:  "Takip ettiği...

500 Yılın Ardından Piri Reis

Nazan Karakaş Özür YEDİTEPE YAYINEVİ UNESCO 2013 yılını, Piri Reis Haritasının...

HOCAM HALÎL LÜTFÎ DÖRDÜNCÜ

Halil Lütfî Dördüncü... İstanbul "Bab-ı âli'sinin ve Türk basının en renkli...

Namık Kemal'in Şiirleri Hakkında

Cemiyete yön veren ve tesir eden şahsiyetler, mısralarıyla hafızalarda yaşarlar ve...

Kamuran ÖZMEN

Kamuran Özmen 1946 Çanakkale-Lapseki doğumlu ve İlkokul mezunu. Biri Piyade Albay, diğeri Tabip...

ÇANAKKALE’DE MUSTAFA KEMAL

Dönmeyi düşün(e)emediler. Gidenlerin çoğu dön(e)medi, dönenlerin pek azı da geride bıraktığını...

İNSAN,RUH VE SONSUZLUK

Teoloji, metafizik ve felsefe yaradılış konusunu farklı bakış açılarıyla açıklamışlardır. Kur’an-ı...

BEYAZ KÜRK- FÜSUN MENŞURE

Küçük adımlarımla sabahın çiği düşmüş çimenlerin üzerinde yürüyorum. Bir, iki, üç...

ÂLİM VE ŞÂİR BİR DEVLET ADAMI:…

Kadı Burhaneddin, Oğuz Türkçesinin yanında Doğu Türkçesine de hâkimdir. Şiirlerinde, eski...

GÖNLÜMDE AÇAN LALELER

Arif Nihat Asya "Lâle" için diyor ki; "Eskiler lâleyi mukaddes sayarlardı. Gerçekten...

YERLİLİK, DEĞİŞİM VE KÜRESELL…

Yerlilik, Değişim ve Küreselleşme BağlamındaSaatleri Ayarlama Enstitüsü            Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama...

ANADOLU KORKU ÖYKÜLERI / 3 - YILGA…

Anadolu Korku Öyküleri III – Yılgayak, serinin yepyeni, genç ve güçlü...

GÖÇMENLER SIĞINAĞI ANADOLU

Kanadı kırık güvercinler gelir sana sığınmaya. Özgür yaylalarında tedavi olmaya koşar yaralı...

SANAT, SANAT İÇİN MİDİR? YOKSA …

Ne güzel der Faruk Nafiz, ilk defa gurbete çıkmanın heyecanıyla kaleme...

ANADOLU’NUN YİĞİT SESİ: DADALO…

Ali Alper ÇETİN Toros dağlarının başı dumanlandı mı bir kez, Avşar Türkmenlerinde...

NEDEN "SERİN" SERVİ?

Edebiyat sanatının vazgeçilmez temel taşlarından biri eser, diğeri de yazardır. Eser kendi kendine var...

TÜRKÇÜ FİKİR VE SANAT DERGİSİ…

Halk Fırkasından olmayan insan sayılmadı Bir tehlikeydi millete hürüm demek bile...

YUNUS EMRE'yi YENİDEN OKUMAK

Türkolog Anna Masala; ‘’Yunus Emre Türk ruhudur, sonsuz-tarihsiz Anadolu’dur.’’ diyerek bir...

SEVMEK VE SEVİLMEK İÇİN

Sevecek ve sevilecek çok şey var. Sevmek ve sevilmek için o kadar...

HALİL SOYUER

Benim şiir ve edebiyata karşı merak sarmamda, Behçet Kemal Çağlar’m 1949...

AYNEN

Kelimeler kadar onları konuşan ağız önemliydi. ‘Gönüle yumuşak sözle gir!’ prensibine...

Şiir Hakkında

Bugün sanat meseleleriyle yakından alakadar olmuş birr zeka için artık münakaşasına...

KADINLAR GÜNÜ YİNE GEÇTİ

Her gün gibi, her zamanki gibi geldi geçti yine kadınlar günü...

İNSANLAĞIN EVİ - TÜRKLÜĞÜN OT…

Hür yaşamanın timsalidir topakev.   Geniş Orta Asya bozkırlarının ve göçebe hayatının kullanışlı...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak...

Gültekin SAMANOĞLU

2 Kasım 1927 yılında Konya’da doğdu. Asıl soyadı Samancı’dır. Ortaöğrenimin ilk...

DÜNYA DENEN ÇUKUR

Dünya denen çukur kaç kere doldu boşaldı. Dini kaynaklar Nuh tufanından hareketle...

Füsun Menşure

Füsun Menşure, Hamburg'ta doğdu. İnşaat mühendisliği eğitiminin ardından yurt dışında iç...

BİLGİ VE ZENGİNLİK

Doğu’nun büyük bilgesi Sadi Şirazi, Gülistan isimli eserinde bilgi bahsini anlatırken...

DİLAVER CEBECİ

15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin...

TANPINAR’IN HUZUR ADLI ROMANINDAN …

MACİDE Huzur’un ilk bölümü, romanın bilge karakteri İhsan’ın hastalığı çerçevesinde, geriye dönüşlerle...

SU GİBİ AZİZ OLMAK

‘’Su hayattır.’’ diye başlanır söze. Su hayrı yaptıranlar , ‘’Su gibi...

SERBEST VEZİN

Bilindiği üzere gerçek şiir; mısralardaki kelimelerin anlamlarından sıyrılarak âdetâ sese, mûsikîye...

ÖMER SEYFETTİN - ZEYTİN EKMEK

Genç, beyaz, gürbüz kadın, tıpkı zalim âşığının hışmına uğramış evvel zaman...

NEFHA ŞEYH SADREDDİN KONEVİ ESİN…

13.yüzyıldan günümüze huzur, muhabbet nefesleri. Bir Hazine'ye Şeyh Sadreddin Konevî'ye yaklaşım...

HOŞ SOHBET OLABİLİR MİYİZ?

Söz sultanlarının yanında söz söylemek baş yarardı. İki dinleyip bir konuşmayınca...

KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...

Köyümden... Gönlümden... Annem seksen beş yaşında, evde işini zar zor görüyor ama...

TANZİMAT EDEBİYATINDA TİYATRO

Tanzimat Osmanlı toplumunda büyük değişikliklerin olduğu, Osmanlı aydınının yüzünü tamamen Batı’ya...

YİNE TASAVVUF

Kelam, Allah tarafından kulu ve elçisi vasıtasıyla gönderilen kitabın, zamanlarının ihtiyaç...

BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR

Edebiyatımızın ve cemiyetimizin renkli ve hareketli simalarından biri olan Behçet Kemal...

GÜZEL SÖYLENEN SÖZ : ŞİİR

  Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: “Sözü gönül alıcı bir biçimde...

SAYI -13 1909’DA ODESSA SEMALARI V…

1909 Eylül ayı… Odessa şehri… Sıcak havalar terk etmedi buraları daha...

GÖNLÜMDEN...

Mehmet Niyazi Ağabey...11 Mayıs 2020 Mehmet Niyazi Ağabey'in vefatının ikinci yılı...

GÜZELLİK DE ÖLDÜRÜR!

İnsan güzellik karşısında ölüm isteği duyar mı!? Duyuyor efendim duyuyor... Üstelik, İnsanı güzellik de...

ANLATI SANATLARINDA ARKETİPLER

Kurgu sanatının en önemli unsurlarından biri olan arketip kavramının ne olduğunun hem nitelikli...

MÜSLÜMAN SAATİ

İstanbul’u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istilaların en gizlisi ve en tesirlisi...

SHAKESPEARE MÜSLÜMANDI NEYLEYİM…

İznik; asırların imbiğinden süzülen bir medeniyet tezgâhı. Tezgâhında insanı ve eşyâyı işlemiş...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEME…

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar...

ŞİİR(NAZIM) TÜRLERİ

Şiir: Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir...

“AKADEMİK BİLGİYİ EKONOMİK B…

Doç. Dr. Figen Çalışkan ile bir sohbet gerçekleştirdik       Figen Hanım, ...

MUSTAFA KUTLU’NUN BİSİKLETİ

-Bayram Kök Bey’e ithafen-Çok değil şöyle elli altmış sene geçmişe gidildiğinde...

Metin SAVAŞ

"Türkiye'de şeytan giderek güçleniyor Size Türkiye'nin en iyi romancılarından birinin lise mezunu...

BİR VATANSEVERLİK ÖLÇÜSÜ OLARA…

Nefer şehîd ordu gazi olacakVatan bugün bizden razı olacak Giriş Yıktılar kal’amızıSürdüler balamızıDaha...

DEĞİRMEN - 1

Doğduğunuz yer bir köyse, yaşadığınız coğrafyanın birçok güzelliğiyle birlikte zorluklarıyla da...

GEL ŞİMDİ TANIMINI YENİDEN YAPAL…

“Yürek yangınına ateş gerekmiyorsa / Gel şimdi tanımını yeniden yapalım ateşin”...

TÜRK'ÜN ÜLKÜSÜ

Gizli arzuların ifadesidir rüya. Şuuraltı isteklerin dışa vurumudur. Karışık hayallerdir. Rüya...

MEDYANIN SOSYALİ

Niyet ettim kul rızası için kendimi pazarlamaya. “Bir gün herkes 15 dakikalığına...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE MEZARI…

Roman, kendini her türden inancı sorgulayan ve tuhaflıklara tapan bir genç...

PROF.DR. AHMET KARTAL’IN TÜRK-FAR…

Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof...

KIRMIZI YAZILAR

Açıklama"Ben tarihçi değilim, akademisyen hiç değilim; roman yazarıyım sadece. Uzun veya...

Cengiz DAĞCI

Cengiz DAĞCI Kırım'ın Gurzuf kasabasında 9 Mart 1919’da dünyaya geldi. Çocukluğu...

"ÇENGİZ HAN" VE " A…

"Türkler, Türk tarihinin birinci sınıf insanlarından bazılarını tenkit etmek, beğenmemek, sevmemek...

'ÇOK DEĞERLİ' ŞAİR VE YAZAR ARK…

a) Unvan kullanmaya pek itibar etmeyin. Özelikle 'eğitimci yazar', 'yazar /...

PARNASİZM

*Romantik şiir anlayışına tepki ile Fransa’da ortaya çıkmıştır. *Doğal güzelliğe ve...

TARIK BUĞRA - HAVUÇLU PİLAV MESEL…

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey...

OKUMA ENGELLERİ

Okumanın bittiği yerde şiddet başlar. Okumayı hiçbir şey engellememelidir. Okumayı engelleyen...

FUZÛLÎ VE BÂKÎ DİVÂNI’NDA BE…

Kur’ân ve hadislerde sıklıkla geçen ve Divan şiirinde de hayli fazla geçen...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE CADI

Garâ’ib Faturası serisinin ikinci kitabı Cadı, tıpkı serinin ilk örneği Gulyabani gibi, doğaüstü unsurlardan...

SELAM SÖYLE

Selam esenliktir.Selam vermek esenlik dilemektir.Selam almak esenlik duaları almak ve iade...

SEZAİ KARAKOÇ’UN “EDEBİYAT YA…

Sezai Karakoç, verdiği eserlerle Türk edebiyatının son 60 senesinde mühim bir...

METİN SAVAŞ’IN ERLİK ROMANI HAK…

Eskiler çok yazan, çok üreten verimli yazarlara doğurgan anlamına gelen ‘’velut’’...

HOCAM HAKKI TARIK BEY

Üstad Necip Fazıla göre, Hakkı Tarık Us: "Her işte kılı kırk...

DİŞİ KURT OLARAK EV

Ahmet Hamdi Tanpınar “Huzur” romanında şöyle der: “İnsanın sevdiği bir ev...

KÜRSÎ-İ İSTİĞRAK (TAHLİL) - …

Kenâr-ı bahrde hoş bir mahaldir, nâzır-ı âlem, Tahaccür eylemiş bir mevcdir; üstünde...

ÇAĞATAY EDEBİYATI

Timurlular devrinde İslâm medeniyetinin tesiri altında oluşmuş, Hârizm Türkçesi'nin devamı mahiyetinde...

TEDBİR

‘Düşüne düşüne görmeli işi / Sonradan pişman olmamalı kişi’, ‘Eşeğini sağlam...

ÖMER KAPLAN KOZANOĞLU

1973 yılında Adana Feke’de doğdu. Köy ilkokulundan sonraki eğitim hayatını parasız...

AŞKSIZLARA VERME ÖĞÜT!

Muhatabının bileğini bükmek derdindeki dinleyiciye bir şey anlatmak imkansızdır. Öğrenme iştiyakı...

FÂTİHNÂME - TURGUT GÜLER

Cihângîr Tûğlar -Selîmnâme- kitabıyla edebiyat ve târîh severlere büyük bir şölen...

ÖĞRETMEN OLABİLMEK

Öğretmen tarihsel süreç içinde; muallim, hoca ve ata kelimeleriyle de karşılanmıştır...

İNSANI YETİŞTİRMEK

En büyük problemlerimizden biri, insan ilişkileri. Birbirimizi tanımıyoruz, tanımaya da pek...

ÇAM KOZALAĞININ İSYANI - ÖYKÜ

Çam ağacı mutluluk içinde yemyeşil ormanda, sarı yıldızların altında huzurlu yaşıyordu...

ŞİİR HAKKINDA BAZI DÜŞÜNCELER

Biz bu satırlarda, şiirde anlam ve açıklığın ne değerde şeyler olduğu...

İÇİMİZDEKİ ÇOCUK SUSTU MU?

Cahit Sıtkı Tarancı(1910-1956)’nın  ‘Yaş otuz beş yolun yarısı eder Dante gibi ortasındayız ömrün Delikanlı...

ZİYA GÖKALP - ÖTÜKEN ÜLKESİ (…

"Türk gençleri yalvardılar Hakan'a:Boru çaldır, ruhlarımız uyana...Cenk edelim, yayılalım cihana: -Yayılmaktır Türk...

AŞK GELİNCE CÜMLE EKSİKLER BİTE…

İnsan denilen canlı evrimsel olarak hayvanlar alemine mensup olup diğer hayvanlar...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAF…

Küçük Mustafa Kemal, Topçu Kolağası Mehmet Tevfik ve Yüzbaşı Mustafa Beyler...

TÜRKÇE'NİN MİSAFİRLERİ (İÇTE…

İçimdeki kelime ırmağı kuruyunca, hayallerim hayatın gerçeklerine galebe çalar. Konuşmaktan çok...

BİR SES ve MEDENİYET MİMARI; YAHY…

Kostantiniyye, Estefanya, Gulgule-i Rûm, Dersaadet, İslâmbol yâni İstanbul. Ne vakit Rûmeli Hisarı’na...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

BİYOGRAFİ

İsmail Hami Danişmend

Edebiyat Dunyamız

Anadolu Danişmendli Beyliğini kuran Melik Danişmend neslinden  olduğu bilinen  İsmail Hami Danişmend, 1889 yılında Merzifon’da doğmuştur. Babası Cebel-i Garbî mutasarrıflarından Emir Mehmet Kâmil Bey, annesi Melek Hanım’dır. Babasının Emir Danişmend...

Erkin VAHİDOV

Edebiyat Dunyamız

Erkin VAHİDOV   Günümüz Özbek şairlerinden Abdulla Âripov’un Söz Sehri (Söz Sihri) adlı yazısında, “İşte birkaç on yıldan beridir müstesna bir şiir bahçesinin çiçek kokulu havasından nasibimizi alıyoruz. Bu Erkin Vâhidov’dur. Ana...

DEDE KORKUT'U TANIYALIM

Edebiyat Dunyamız

Tüm Türk topluluklarının, milletlerinin ortak kültürüdür. Dede Korkut; Dedem Korkut, Korkut Ata, Atam Korkut olarak da bilinir. Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan ve diğer Türk illeri, Dede Korkut’u farklı adlarla ama...

Osman Olcay YAZICI

Edebiyat Dunyamız

Şair, Yazar ve Gazeteci. Gazeteci yazar Osman Olcay Yazıcı 1953 Trabzon Sürmene doğumluydu. Osman Olcay Yazıcı, 1953’te Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Küçükdere Nahiyesinin Yukarıovalı köyünde, Molla Temel’in oğlu Ahmet ile Ali...

Ali Akbaş

Edebiyat Dunyamız

1942 yılında Kahramanmaraş’ın Elbistan kazasında doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde okudu. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde yaptı. Çeşitli lise ve Yüksek okullarda öğretmenlik ve idarecilik yaptıktan...

Feridüddin-i Attar

Edebiyat Dunyamız

Ferîdüddin Attâr veya tam adıyla Ebu Hamid Ferîdüddin Muhammed bin Ebu Bekr İbrahim Nişaburî, İranlı mutasavvıf, şair. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attâr olarak anılır. Horasanın en önemli dört şehrinden...

Aşık Pervani

Edebiyat Dunyamız

Aşık Pervani (İsmail ÇELİK)Mehmet Ali Kalkan'ın Gönlünden... Aşık Pervani (İsmail Çelik) ve Mehmet Ali Kalkan Aşık Pervani Ağabey yaşayan, geleneğin içinden gelen, en güçlü halk aşıklarımızdan birisi, Artvin Yusufeli'nden. Yıllar önce gelip...

BİR MİSTİK EDA ŞAİRİ OLARAK AHMET MUHİ…

Edebiyat Dunyamız

Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri edebiyatımızda bu üç şairle zirveye ulaşmış ve de...

PEYAMİ SAFA-3

Edebiyat Dunyamız

Yirminci asır Fransa'sının en büyük romancısı Marcel Proust der ki: «Dünya bir kerede halkedilmedi. yeryüzüne orijinal san’atkârlar geldiği nisbette çok defalar da halkedildi.» Proust bu sözlerile hakiki san’atkâra bir halik...

ÖYKÜ / ROMAN

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL …

Küçük Mustafa Kemal, Topçu Kolağası Mehmet Tevfik ve Yüzbaşı Mustafa Beyler Ak Hocanın vaaz verdiği camiye vardıklarında cami dolmaya başlamıştı. Ak Hoca, Seyyid Hoca’nın talebesi idi. Seyyid Hoca’yı Balkanlarda bilmeyen...

ANKARA’LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂ…

Batı Cephesinden yeni dönmüştü. İşler iyiye gitmiyor canı sıkkındı. Akşamları dostları ile eski Ziraat Mektebinin binasında toplanıyorlar bazen sabahlara kadar konuşuyorlardı. Meclis tartışmaları da onu çok yoruyor, sağlığı da kötüye...

ÖMER SEYFETTİN - DİYET

Dar kapısından başka aydınlık girecek hiçbir yeri olmayan dükkânında tek başına, gece gündüz kıvılcımlar saçarak çalışan Koca Ali, tıpkı kafese konmuş terbiyeli bir arslanı andırıyordu. Uzun boylu, iri pençeli, kalın...

NASRETTİN HOCA’DAN BİR FIKRA

Fıkraları sevmeyen var mıdır, sanmam. Çünkü fıkralarda her insana hitap eden bir taraf mutlaka bulunur. Kimini güldürür fıkralar, neşelendirir; kimini hüzünlendirir, uyarır, eleştirir, düşündürür. Herkes nasibine düşeni alır latifeden/nükteden. Mutluyken...

HATIRALAR IŞIĞINDA MEHMET AKIF ERSOY’UN K…

 Mehmet Akif, çok yönlü ve aktif kişiliği ile hiç kuşkusuz hem II. Meşrutiyet hem de Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen simalarından birisidir. Akif, her şeyden önce içinde yaşadığı dönemi...

Könçek Dönderme

 —Hadi hazırlan da gideli.  —Tamam deyip fırladım. Birkaç gün önceden sözleşmiştik. Hazırlanıp Seyfi’yle yola düştük. Bugün akşama şenlik var:  Güneydeliktaş’ la Kuzeydeliktaş köyleri arasında güreş olacakmış. İki köyün ağaları anlaşmışlar. Başpehlivanlığı kim alırsa ona...

BEYAZ KÜRK- FÜSUN MENŞURE

Küçük adımlarımla sabahın çiği düşmüş çimenlerin üzerinde yürüyorum. Bir, iki, üç, dört... Dört ahenkli adımı öyle zarif bırakıyorum ki yere, âdeta toprağı incitmekten korkarmış gibi, parmak uçlarımda dolaşıyorum. Beni uzaktan...

SULTAN SENCER (ÖYKÜ)

Rüzgârın hırıltısıyla yankılanan kalın paslı demir pencere, kapı ve taş duvarlar; bağrından akan gözyaşlarıyla tutsak olmanın mâteminde yapayalnız, prangalı, çökmüş, uzun dağınık kirli saç sakal yüzünü kaplamış, başı önünde, yırtık...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Yüzbaşı Nakiyüddin Bey öğrencilerinin Fransızcasının ilerlemesi için elinden geleni yapıyordu. Onlara edebiyat eserlerini sevdirerek bu işi çözebileceğini biliyordu. Fransız yazarları tanıtıyor ve eserlerini okutuyordu. O gün romantizm akımından bahsedecekti: “Çocuklar”...

ŞAİR ve ŞİİR

İSTANBUL’UN EDEBİYAT MAHFELLERİ

Pera’da, Cadde-i Kebir çevresine dağılmış yüzlerce meyhaneden çoğu sanat erbabı tarafından mahfel olarak kullanılmış, mekân sahipleri de bu unvanla anılmaktan memnun, bir hay-huydur gitmiştir. Bunlardan birinde kümelenmiş olan şair takımı, çekişmeler, kıskançlıklar ve hazımsızlıklar ile...

GAZEL - ZİYA PAŞA

GAZEL Diyâr-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm Dolaştım mülk-i İslâm bütün virâneler gördüm Bulundum ben dahi dârü’ş-şifâ-yı Bâb-ı Âli’de Felâtun’u beğenmez anda çok dîvâneler gördüm Huzûr-ı kûşe-i meyhâneyi ben görmedim...

A. YAĞMUR TUNALI

Yağmur Tunalı,1955 yılında, Kayseri Yahyalı’da doğdu. Orta öğrenimini, Niğde, Kayseri ve Samsun’da; Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde başladığı yüksek öğrenimini, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Fransız Filolojisi’nde tamamladı.  Yazı ve sanat hayatına...

NAMIK KEMAL MİLLİYETÇİLİĞİNİN ESERLER…

1.Namık Kemal Kimdir? Avrupai Türk edebiyatına kesin zafer sağlayan edip, Namık Kemal’dir. Türkiye’de ilk defa, vatan şairi diye şöhret kazanan şair de odur. Namık Kemal, Tanzimat devri Türkiye’sinde bir fikir ve...

ARİF NİHAT ASYA - ONLAR ŞİİRİ TAHLİLİ

ONLARNerde kaldı o anlar ki,Analar kurt doğururdu,Hilkat insan çamurunuDestanlarla yoğururdu.Nerde o yiğitler ki gürSesleri ülkeyi bürür,"Yürü!" dese dağlar yürür,"Dur!" dese kalpler dururdu?Yurda, baş dedikleri birAğır adakla geldilerVe şu bayraksız dünyaya,Bayrakla...

ZİYA GÖKALP'İN TURAN ŞİİRİ TAHLİLİ

Türklüğü Türkün Bedeninde Aramanın Şiiri: Turan Nabızlarımda vuran duygular ki, târihin Birer derin sesidir, ben sahîfelerde değil, Güzide, şanlı, necîb ırkımın uzak ve yakın Bütün zaferlerini kalbimin tanîninde, Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcil. Sahîfelerde değil, çünki...

Namık Kemal'in Şiirleri Hakkında

Cemiyete yön veren ve tesir eden şahsiyetler, mısralarıyla hafızalarda yaşarlar ve ölümsüzleşirler. Onları canlı kılan şey, faaliyet ve fikirlerini manzum ve veciz bir şekilde ifade etmeleridir. Ziya Gökalp şiirin rolü...

GAZEL - YENİŞEHİRLİ AVNİ

1- Âteş i âhımla yandı bâğlar gülzârlar Gömgök oldu dûd-ı feryadımla sünbülzâr2 2.Hey ne kâfirsin ki mekrinle nâ-bûd oldu hep Tevbeler teşbihler tâ’atlar istiğfarlar 3- Öyle bir mecnûn-ı zâr ol vâdi-i hasretde kim...

NEV’Î EFENDİ'NİN SADRAZAM SİNAN PAŞA'Y…

Özel mektup konusu bazı istisnalar dışında Eski Türk Edebiyatı alanında araştırılması ihmal edilmiş konulardandır. Öyle ki bu konuda, bildiğimiz kadarı ile herhangi bir akademik çalışma yapılmadığı gibi, derli toplu bilgi...

OLDUĞU KADAR OLMADIĞI KADER

Ayla Coşkun CEREN

“Askıya almak” bir deyim. Birkaç anlamı var. Geciktirmek, belirsiz olarak ertelemek, işi zamanında yapmamak savsaklamak. Ya da bir yapıyı dikmelerle tutturarak...

TÜRKÇESİZ BİR HAYAT

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

2000’li yılların başı. Eskişehir’e geleli birkaç yıl olmuş. Haftada altmış saat derse giriyorum. Hem de gıkım çıkmadan. Hiçbir maddi beklentiye girmeden....

ÇANAKKALE’DE MUSTAFA KEMAL

Özcan TÜRKMEN

Dönmeyi düşün(e)emediler. Gidenlerin çoğu dön(e)medi, dönenlerin pek azı da geride bıraktığını göremedi elinde, obasında, yurdunda… Vatanımızın menfaatini kendi...

KISKANÇLIK

Özcan TÜRKMEN

Hikmet Münir Ebcioğlu(1927-1989)’nın sözleri, Teoman Alpay(1932-2005)’ın bestesi hüzzam makamındaki “Kıskanırım” şarkısını bilirsiniz: “Saçın yüzüne değse...

MERİÇ GİBİ OLMAK

Eyüp Ersegün KAHRAMAN

Cemil Meriç, yirminci yüzyılın yetiştirdiği eşine ender rastlanan mütefekkirlerden. ‘‘Okumak’’ denildiğindeyse benim aklıma ilk gelenlerden. Hayatının ileriki...

KAFA KONFORU

Coşkun KAN

Dikkat ! Bu yazı ziyadesiyle öznellik içerir. Söze başlarken başlığın kaynağını zikretmeden edemeyeceğim. Ötüken Neşriyat’ın kurucularından, uçaklar ve...

AHMET CEVDET PAŞA’DA DİL TASAVVURU

İclal ARSLAN

İnsanoğlunun anlam dünyasını şekillendiren dil, düşünce ve mantık kurgusudur. Bu noktada bizim Türkçe’ye olan vukufiyetimiz, hem ilmi hem de insani bakımdan...

digertumyazilar