Perşembe 27 Şubat 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Daha önce okudunuz 0%

ahmetkabakliGeçmiş günlerin birinde, hareketli Aydın Pazarı’nda dolaşırken, saz nağmeleri ile kucaklaşan bir türkü sesi işitmiştim. Çok dokunaklı bir şiiri besteye çekmiş söyliyorlardı. Bağrıyanık, üstü başı perişan bir adam, hem bağırıyor hem de çalıyordu. Çevresiyle ilgisini kesmişti. Meraklılarına dönüp bakmıyor, sanki birşeyler satmak için değil de sadece şakımak için, bu madde âlemine, bu hayat keşmekeşine bir parça şiir ve sanat karıştırmak için orada bulunuyordu. Ses, alaca karanlıktaki sabah ezanı gibi bütün o dağınık pazar manzarasının, alıcı ve satıcı yaygarasının üstüne yayılıyor, gürültüleri çdeta bir musiki nizamına sokuyordu.
«Ben ölürsem sazım sen -kal dünyada,
Gizli sırlarımı aşikâr etme...
Giyip kara donu yaslan duvara

...
Türkü satıcısının kendi malı gibi benimseyip söylediği bu şiir ve bu beste, Sıvaslı Âşık Veysel’indi. Daha üç ay önce, o bozkırlı âmâ şairin kendi ağzından ve kendi sazından dinlemiştim. O gün, Aydın Pazarı’nda bir isimsiz satıcının sesinden dinleyince, tâ şiir sanatının doğduğu karanlık çağlara kadar uzandım;


O zamanlar yeryüzünde yalnız şairler egemendi. Çiçeklerin dili onlara açılır, denizler türküsünü onlara söyler, tabiatın sırı onlara çözülürdü. Tanrıdağı veya  olimpos ilkin onlarla konuşurdu. Buğulu güzel kadınlarla misli gelmedik kahramanlar, kaza ve kaderin cilvesini şairlerden öğrenirdi. İstikbali haber veren aşamanlarla kâhinler, ozanların mısraını okuyarak geleceği ve olacağı haber verirlerdi. Hâkanlarla kırallar, onların kurduğu bir destan ve efsane düzenine saygı gösterirlerdi. Heykelcilerle mimarlar bile, onların ilhamı ve irşadı olmasa taşı yontamaz, mermeri konuşturamaz, naçar kalırlardı. Tapılan ve korkulan tanrıları
bile, bir bakıma, şairler yaratıyordu. Semanın güzelliği, hayatın lezzeti, denizin heybeti, gü zelliğin kudreti, insan gücünün kutsallığı ilkin şairlerden işitilmişti.


Şiirin dağılışı, kitapsız ve radyosuz, tıpkı bu satıcının Veysel’ i yayması şeklinde olurdu.  Bir Yunus Emre veya Homeros söyler, binbir ozan ve Rapsodos tekrar ederdi. Şiir sazın kanatlarına binip ülkelere ve gönüllere uçardı. Çarşılar, pazarlar ve kırlar, yeni bir güftenin bestesini duymaktan mesut olurdu. Güneşin aydınlığı nasıl saçılırsa, şiir de işte öyle yayılirdi.


Sazın hakkı herşeyden büyüktü. Saz şiirin beşiği ve yayığıydı. Karacaoğlan elinde kalem ile kağıt olurdu. Yayla kızlarına, göğüs kabartan iltifat, şehir meydanlarına nasihat, serhat akıncılarına arslan yüreği, hep bu sazdan gelirdi. En azından Kır at’ı kadar, Köroğlu’nun  cenk yoldaşı sazıydı. Nice efsaneler, destanlar,
güzel Heleııe’ler, örgülü Elifler onun tellerinden yaradılmıştı.

Veysel ile sazı, deniz ile kayık misali içice yaşıyordu. Sohbetlerimiz sırasında, kara donlu sazı, yanıbaşmda bir koltuğa yaslanıp dururdu. Koca Âşık, konuşulan kelimeleri duygusuna yetersiz bulunca sevgilisine uzanır: «Sazımın karnı acıktı, derdi, hele bir doyuralım...» Son ve sadık sevgilisi sazı idi. Ona ne kadar minnettar
olduğunu belli ederdi. Onu, bir bağrına basıp okşayışı bebek gibi dizlerinde sallayışı vardı ki... Âdem, Havva’yı işte böyle kucaklamıştır, dersem belki anlaşılır...


Saz, denince ben, Harput dolayındaki bahçemizde, akşam üstlerini hatırlarım. Çevre yanımızdaki ağaçsız dağlar hayal hayal olur, uzağımızdan geçen ulu kervanların çıngırağı işitilirdi.  Anam, içeride aş pişirirdi. Kardeşlerimle biz, açık havada serili olan şiltelerimize- uzanır, hem semanın yıldızlama bakar hem de bir
sazın nağmelerini dinlerdik. On altı yaşındaki ağabeyim, bütün akranlarını toplar, havuzun başındaki cevizin dibinde, maya söyler saz çalarlardı. Çocuk hafızamın bir türlü unutamadığı bir beste varki, o zamandan kalmıştır;


«Yeşil yaprak arasında kırmızı gül goncası
Nerelerde mesken kurmuş gönlümün eğlencesi
»
O gün Aydın Pazarı’nda, Veysel’in şiirlerini çalıp çağıran ve alış veriş yaygarasını bir senfoni intizamına büriyen adam gerçi bir türkü kitapları satıcısıydı. Ama ufacık kazancını, çoluk çocuğun, rızkım unutmuş, kendisini Veysel’in ve sazın büyüsüne kaptırmış olduğundan kimse şüphe edemezdi. 

Ey Anadolunun zengin gönüllü şiir satıcısı!
Bana yaşattığın misilsiz rüyadan haberin var mı acaba? Sazına, sözüne ve kesene, Tanrım, Halil İbrahim bereketi ihsan eylesin...

Ahmet KABAKLI Pınar Dergisi/1960

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ALİ HASANOV’UN  ‘’HOCALI SOYKIRIMI’’ KİTABI
Bülten ve ajansların geçtiği haber, Türk dünyası ile dünya kamuoyunda şok etkisi yaptı. Haber metni;’’Ermeni kuvvetleri 25 Şubat’ı 26 Şubat'a bağlayan gecede Hocalı kasabasında, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 kişiyi katletti. Yaşanan sadece insanların...
MAHMUT TOPBAŞLI - HOCALI’YA AĞIT
 Gül hüzünle titrerken karanfiller yaş döker, Yürek coğrafyamıza kanlı bir matem çöker.     Korkarım takvimlerden yine şubat mı diye, Katmerlenir acılar dönüp baksam geriye. Dokuz yüz doksan iki yılının şubatında, Yıldızları karartan zulmün saltanatında Ermeni’nin...
SANATIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
 Sanat; ‘’bir duygunun, tasarımın, güzelliğin vb. dışa vurumunda, anlatımında kullanılan  yöntemlerin tümü. Bu yöntemlerle ortaya konulan üstün yaratıcılık. Hüner, marifet’’ anlamına gelmektedir.      Sanat, uzun süre bilim ve teknik sınıflandırmasının içinde...
SAYI - 16 OSMANLI DÖNEMİ’NDE ESKİŞEHİR FARMASON CEMİYETİ VE BİR TELGRAF
Yıl 1912… Temmuz sıcağında Eskişehir’deyiz. Elimizde -bu sefer- Nimet gazetesi var. Bir gölgeye sığınmak, okumak için sabırsızlanıyoruz. Gazetenin serlevhasına yani başlığının bulunduğu bölüme göz gezdiriyoruz önce. Başlığın hemen altında “Şimdilik haftada 3 defa neşrolunur.” yazıyor. Haftada 3...
GÜVENİLİR OLMAK
‘Güvenme dostuna saman doldurur postuna,’, ‘Güvenme varlığa düşersin darlığa’ sözlerini günlük hayatta sık duymuşsunuzdur. Bu mevzudan bahisle güven ve güvenilir olmak konusunu açalım biraz hele:  Elinden ve dilinden herkesin emin olduğu insanlarla bir arada yaşayabilmek hepimizin ortak...
DESTAN ŞAİRİ
Abdullah Satoğlu, bir destan şairidir. O’nun “Nerede” isimli nefis bir şiiri yar ki, geçmişi ve geleceği ile, asil milletimizin serüvenini mısra mısra, ilmik ilmik bir Türkmen halısı gibi dokumaktadır... Şiirlerindeki, bütün dörtlük, beyit ve mısralar arsında, birbiriyle uyumlu bir diziliş...
prev
next

ALIMLAMA ESTETİĞİ KURAMI ÇERÇEVESİNDE: …

Edebiyat Dunyamız

Edebiyat, Platon ve Aristo’dan bu yana toplum üzerinden tesirler yaratan bir sanat dalı olarak kabul görmüştür. Söz konusu etki toplumun en küçük birimi olan bireyleri birleştirmiş ya da ayırmıştır. Edebiyatın...

TÜRK’ÜN ATEŞLE İMTİHANI

Ahmet URFALI

Türk vatanının İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesinden Cumhuriyet’in ilanını kadar kendisi de Milli Mücadele’nin içinde bulunan Halide Edip Adıvar, anılarını Türk’ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde kaleme almıştır. Eser, Milli Mücadele’de...

GEL ŞİMDİ TANIMINI YENİDEN YAPALIM ATEŞ…

Feride Turan

“Yürek yangınına ateş gerekmiyorsa / Gel şimdi tanımını yeniden yapalım ateşin” diyor şair. Hani görür görmez ellerimizin, ayaklarımızın geri geri gittiği ateş… Hani hiçbir aklı başında insanın ona doğru koşmadığı...

Şerife Gündoğdu'nun Vuslatı

Edebiyat Dunyamız

Vuslat; ulaşma, erişme, kavuşma, buluşma, beraber olma anlamlarına gelmektedir. Vuslatın zıt manası ise hicran, firkat, ayrılık demektir. Vuslat, sevgiliye kavuşma anlamıyla Allah'a ulaşarak onunla birlikte olma hâli anlamını da taşımaktadır...

HAMDULLAH SUPHİ TANRIÖVER’İN HAYATI, Mİ…

Melike METİNTAŞ

Hamdullah Suphi Tanrıöver, Devletine, Türk Ocaklarına ve Türk Milliyetçiliği fikrine ömrünün sonuna kadar büyük hizmetler etmiş bir Türk düşünürü ve siyasetçisidir. Tanrıöver, diplomatlık, Türk Ocağı başkanlığı, milletvekilliği ve öğretmenlik gibi...

DİVAN EDEBİYATI VE KAVRAMLAR - 2 (SANATLAR)

Edebiyat Dunyamız

Teşbih • Sözü daha etkili kılmak amacıyla ortak nitelikleri bulunan nesne ya da kavramlar arasında benzerlik kurma sanatıdır. Örneğin, "Tilki gibi kurnaz adam" bir teşpihtir. İnsan kurnazlığıyla bilinen tilkiye benzetilmektedir...

HALK HİKÂYESİ ÜZERİNE

Edebiyat Dunyamız

Halk Hikâyesi Tanımı Türk Halk Edebiyatı’nda anlatı esasına dayalı destan, masal, efsane, menkıbe anlatım türlerinden biri olan halk hikâyesinin, birçok edebiyat araştırmacısı tarafından ele alınıp incelenmiş ve çeşitli tanımlamaları yapılmıştır. Bu tanımlamalardan...

SANATTAN BİLİME, RUHTAN HÜCREYE PARÇALANM…

Metin SAVAŞ

Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan adlı eserinde akıl-zekâ-vahiy konusunu işlerken şöyle der: “İnsan zihni, oluşu parçalayarak ve tasnif ederek gözlemektedir.”[1] Kozmik dünyamızdaki canlı-cansız, soyut ve somut tüm varlıkları/oluşları bütüncül bir yaklaşımla gözlemleyip kavramamız...

NE BAYRAMLAR GÖRDÜM

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

Hiç düşündünüz mü bilmem, normal bir insan ömrüne kaç bayram sığar? Hemen aklınıza yaşadığınız yıllar gelecek, onları ikiyle, dörtle çarpacaksınız, ortaya bir sayı çıkacak, hayır hayır, kastım böyle bir bayram hesabı...

MÜLAKATLAR

Osman Bey Babasına Göre Atak Bir Beylik Yap…

Ahmet URFALI

Araştırmacı Yazar Dt. Recep Aydoğdu ile bir sohbet gerçekleştirdik.        Recep Bey,  Osmanlı’nın kuruluş dönemini sadece  tarihsel olarak değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım yönlerinden  de araştırarak...

SAADETTİN YILDIZ”LA MÜLAKAT - 2

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

1-Ne zaman, nerede doğdunuz? Nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Demirköprü (eski adı: Kızılton) köyünde doğdum. 1947 yazında ( Haziran veya Temmuz) doğmuşum. Doğum tarihim, askere zamanında gidip işime...

GAZETECİ-YAZAR EMİNE TAŞTEPE İLE BİR SOH…

Ahmet URFALI

Emine Hanım, sohbetimize editörlüğünü yaptığınız edebiyat ve sanat sayfası BEYAZ FIRTINA’dan başlayalım. Beyaz Fırtına’nın konusu, amacı, etkinlik alanı nedir? Bu düşünce hangi kaygıdan doğdu? Hangi etkinlikleri gerçekleştirdiniz? Amacınıza ne oranda...

“AKADEMİK BİLGİYİ EKONOMİK BİR DEĞER…

Ahmet URFALI

Doç. Dr. Figen Çalışkan ile bir sohbet gerçekleştirdik       Figen Hanım,  bize bu sohbet imkânını verdiğiniz için öncelikle teşekkür ederim. Bir bilim insanı olmanızın yanında, sosyal ve kültürel projelerle çok...

ŞAİR GÜLDEN YALÇIN İLE SOHBET

Ahmet URFALI

Gülden Hanım, şiire nasıl başladınız? Nasıl bir kültürel ortamda yetiştiniz? Çocukluk ve gençlik dönemim SHÇEK yurdunda geçti. Şiir benim için bir mecburiyetti. Şiir, sığınağımdı, huzur bulduğum evimdi.Ben yurdun sağır duvarlarıyla dertleştim...

LALE ŞAİRİ VE YAZAR ABDULLAH SATOĞLU İL…

Bekir OĞUZBAŞARAN

Aslında siz meçhul biri değilsiniz, fakat bu sohbet münasebetiyle, özgeçmişinizi, bir kere de kendi ifadenizle anlatmanızı rica edeceğim:15 Mayıs 1934’te Kayseri’de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Kayseri’de yaptıktan sonra, İstanbul...

PROF. DR. TAMİLLA ABBASHANLI ALİYEVA BİR S…

Ahmet URFALI

Sizdeki edebiyat ve kültür merakı nasıl başladı? Nasıl bir kültür ortamında yetiştiniz? Türk Dili ve Edebiyatı alanını seçmenizin ana sebebi nedir? Güzel bir soru. Sayın Ahmet Hocam, her şeyi dobro-dobro anlatayım...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR İLE SOHBET- KIPÇAKLAR

Ahmet URFALI

Kıpçaklar, diğer adıyla Kumanlar, Ötüken'den başladıkları göç yolculukları ile Karadeniz'in kuzeyine ulaşmış, Kıpçakların (Desti Kıpçak) Doğu Avrupa hakimiyetleri 1256 yılına kadar devam etmiştir. Kıpçaklar, tarihte Kuman-Kıpçak ortak adı ile anılan toplum, iki...

ŞAİR MEHMET ALİ KALKAN İLE BİR SOHBET : …

Ahmet URFALI

 MEHMET ALİ KALKAN ÖZGEÇMİŞ  1958 yılında Eskişehir’de doğdu. Gazi İlk Okulu,Tunalı Orta Okulu ve Motor Sanat Enstitüsünü bitirdi.Üniversiteyi Adana’da okudu. 1980 yılında Adana Mühendislik Bilimleri Fakültesinden İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu...

Kırmızı Kitaplar

GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

BİYOGRAFİ

NECİP FAZIL KISAKÜREK

Abdullah SATOĞLU

Türk milletinin XX. yüzyılda yetiştirdiği en önemli ve çok yönlü fikir adamı ve şairlerinden biri de hiç şüphe yok ki, üstad Necip Fazıl Kısakürek’tir. O, seksen yıllık ömrü içinde, kaleme aldığı nesir...

Feridüddin-i Attar

Edebiyat Dunyamız

Ferîdüddin Attâr veya tam adıyla Ebu Hamid Ferîdüddin Muhammed bin Ebu Bekr İbrahim Nişaburî, İranlı mutasavvıf, şair. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attâr olarak anılır. Horasanın en önemli dört şehrinden...

Mehmet Çınarlı

Edebiyat Dunyamız

Mehmet Çınarlı(d. 1925 - ö. 19 Ağustos 1999), Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Türk yazar, şair, denemeci, eleştirmen. Hisarcılar akımının kurucusu.1925 yılında Karaman’ın Ermenek İlçesinde doğdu. 1999 yılında Yalova depreminden iki...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR

Edebiyat Dunyamız

1962 Eskişehir doğumlu. İlk, Orta ve Lise tahsilimi Eskişehir’de tamamladı. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl mezun olduğum Bölümün Eski Türk Dili Anabilim...

PEYAMİ SAFA-2

Edebiyat Dunyamız

Bir Dante'nin La Divinc Comedie'sini hakkiie anlamak ve tatmak istiyen bir kari. Dante'nin içinde yaşadığı muhit ve İtalya’nın o zamanki iktisadı, siyasi ve İçtimaî ve dinî havası kadar. Beatrice'e olan...

HACI BEKTAŞ VELİ'NİN HAYATI VE ESERLERİ

Prof. Dr. Abdurrahman GÜZEL

Hacı Bektaş Veli, Ahmed Yesevi'nin halifesi Lokman Perende'nin bizzat talebesidir. Kendisi mükemmel bir dini-milli kültür formasyonu almıştır. Bu sebeple O, Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması için Türkistan illerinden vazifeli olarak gönderilmiştir. Böylesine...

İDEALİST BİR MUALLİM: NURETTİN TOPÇU

Edebiyat Dunyamız

Cumhuriyet devri fikir hayatımızın en önemli simalarından birisi de hiç şüphesiz ki Nurettin Topçu’dur. O, daha çok bir fikir adamı, felsefeci ve ahlakçı olarak tanınmakla beraber aynı zamanda bir hoca...

ARİF NİHAT ASYA

Abdullah SATOĞLU

Son elli yılın, gerçek Türk şâirleri arasında, gönülleri fethederek, dalga dalga bayraklaşan Arif Nihat Asya, uzun yıllar görev yaparak, bir irfan ordusu yetiştirdiği Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunu belirten ( 5...

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

Edebiyat Dunyamız

12 Ocak 1905 İstanbul’da dünyaya gelen Hüseyin Nihal Gümüşhane’nin Çiftçioğlu ailesine mensuptur. Babası, deniz makine önyüzbaşısı Hüseyin efendi oğlu deniz güverte binbaşısı Mehmed Nail bey, Annesi deniz yarbayı Osman Fevzi...

ÖYKÜ / ROMAN

REFİK HALİD KARAY - AYŞEGÜL

Çam ağaçlarının sesi nasıl tarif edilmelidir? Hem buna ses demek doğru mudur? Ne fısıltıya benzer, ne de bir din nağmesi veya sevda sözleşmesidir. Çamların sesi değil, nefesi vardır. Bana, kendi...

ÖLÜMÜN KIYISINDA

Saatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum. Rüzgârın uğultusu kulaklarıma kadar geliyor. Bir an bu saatte derste olmam gerektiğini hatırlıyorum. Gözlerim kararmaya, ellerim titremeye başlıyor. Göğsümün...

SABAHATTİN ALİ _ SIRÇA KÖŞK

Bir zamanlar boş gezmeyi iş yapmaktan çok seven üç arkadaş varmış. Bugünden yarına geçinmek, gittikleri yerlerin birinden yüz bulsalar, beşinden kovulmak canlarına tak demiş. Alın teriyle kazanıp gönül rahatlığıyla yemeyi...

"Uysal Bir Kız"'ı Nasıl yazdım?…

Bu öykümü son derece gerçekçi saymama karşın,ona “fantastik bir öykü” diyorum. Doğrusunu isterseniz, gerçekten de fantastik bir şeyler var içinde. Özellikle öykünün biçiminde. Başlarken, özellikle bu durumu açıklamamın zorunlu olduğu...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Mustafa Kemal’in anlatacakları daha bitmemişti. Fakat tren yavaş yavaş, kavurucu sıcak içinde bozkırdaki Ankara’ya yaklaşmıştı. Ağustos ayında boncuk boncuk terleyen Paşalar ve genç subaylar Mustafa Kemal’in anlattıkları ile daha da...

Könçek Dönderme

 —Hadi hazırlan da gideli.  —Tamam deyip fırladım. Birkaç gün önceden sözleşmiştik. Hazırlanıp Seyfi’yle yola düştük. Bugün akşama şenlik var:  Güneydeliktaş’ la Kuzeydeliktaş köyleri arasında güreş olacakmış. İki köyün ağaları anlaşmışlar. Başpehlivanlığı kim alırsa ona...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

O zamanlar askeri okullar yaşlı imparatorluğun en çağdaş eğitim kurumları arasındaydı. Genç adam, aradığı bilgiye ve tecrübeye ancak böyle bir okulda ulaşabilirdi; çünkü bu okullar öğrencilerine sadece askeri konularda değil;...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Yunan ilerleyişi ve iç isyanlar sebebiyle Ankara Hükümeti bunalmıştı. Millî Kurtuluş Savaşı dönemindeki isyanlar tarih itibariyle, Mustafa Kemâl’in Samsun’a çıkışından sonraki zamana rastlamakta ve ünlü Dürrizâde[1] fetvasının yayımlanması ile Kuva-yı Milliyeyi...

KERİME NADİR VE DEHŞET GECESİ

5 Şubat 1917’de İstanbul’da doğan Kerime Nadir (Azrak) 1935 yılında Saint Joseph Lisesi’ni bitirmiştir. Yazı hayatına dönemin edebiyat dergilerinde şiir ve öykü çalışmalarını yayımlayarak başlayan Nadir, sayıları kırka yaklaşan ve...

ŞAİR ve ŞİİR

XIX. ASIR ÂŞIKLARINDAN BEŞİKTAŞLI (TOKAT…

Başlangıcı XVI. asra dayanan ve tarih sahnesinde kesintisiz süreklilik göstermek kaydı ile günümüze kadar ulaşan âşık edebiyatı ve geleneği Türk edebiyatı ve kültürünün en verimli alanlarından biridir. İçinden geçtiği her...

GENÇ ŞAİRDEN BEKLENEN (ORHAN VELİ /PİŞM…

Yirmi yaşımızı dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı; beylik kalıplar, beylik oyunlar, beylik dünyâlar içinde bunalmış kalmış olan şiire yeni imkânlar arayalım dedik. Şiire yeni dünyâlar, yeni insanlar sokarak, yeni söyleyişler...

NÎGÂRIM DİLBERİM YÂRİM NEDÎMİM MÛNİ…

(XIV. YÜZYIL) Nîgârım dilberim yârim nedîmim mûnisim cânım Refîkim hem-demim ömrüm revânım derde dermânım Sevgilim, dilberim, yârim, alışığım, canım; Yoldaşım, ayrılmazım, ömrüm, ruhum, derde dermanım

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ (ALİ…

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı Yavaş yavaş araladı perdeyi Gönlüm...

AHMET YILMAZ SOYYER

Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz bebekken ayrıldıkları için annesinin yanında büyüdü ve dedesi 1924...

SİS (TAHLİL) - TEVFİK FİKRET

Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı munannid, Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid. Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh, Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh; Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar Dikkatle nüfûz eyleyemez gavrine, korkar! Lâkin...

ÖMER KAPLAN KOZANOĞLU

1973 yılında Adana Feke’de doğdu. Köy ilkokulundan sonraki eğitim hayatını parasız yatılı, Fen Lisesi, Tıp ve Tıp’ta uzmanlık olarak sürdürdü. Çocukluk yıllarından beri şiirle ilgilendi. Bir çok dergide şiirleri yer...

BIRAK BENİ HAYKIRAYIM ŞİİRİNİN TAHLİL…

Millî Bir Figür Olarak Şairin Sesi: Bırak Beni Haykırayım Ben en hakîr bir insanı kardeş sayan bir rûhum;Bende esîr yaratmayan bir Tanrıya îman var;Paçavralar altındaki yoksul beni yaralar; Mazlumların intikamı olmak için...

MEHMET AKİF ERSOY’DA HÜZÜN

Tabut Eller Üstünde Dostu da düşmanı da onun çok yüksek bir karaktere sahip olduğuna inanıyor. Bir ahlâk nümunesi, bir fazilet âbidesi.... İnancını sonuna kadar yaşayan, ilkelerini ardına kadar savunan, doğru...

TÜRKÜ(LERİMİZ) BİZİ SÖYLÜYOR MU(

Özcan TÜRKMEN

Türkünün konusu insan... İnsanın başından geçenler, insanın başına gelenler, insanların gönül ve ülkü dünyaları... Bunların dile ve tele gelişi......

ŞEYH HAMİD-İ VELİ (SOMUNCU BABA)

Abdullah SATOĞLU

(1331-1412)Tevazûda tekti, şandan şöhrettenEderdi nefret, Şeyh Hâmid-i Velî.Şehr-i Kayseri’den yeşil Bursa’yaEyledi hicret, Şeyh Hâmid-i Velî.Nesl-i pâki...

YORGUN KELİMELER

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

Ses duymak ister insan, kendinde ve çevresinde. Fıtrattandır bu. Yaprakların hışırtısını dinlemesi bundandır, bundandır denizlerin dalgalarına, derelerin...

EYVALLAH

Özcan TÜRKMEN

“İnsanlar vardır ki dünyaları, böyle, hep kelimelerle örülmüştür. Onlar, kelimelerle duyar, kelimelerle düşünür; kelimeleri birer mücevher dizisi gibi, her...

BAYRAM ŞİİRLERİ - NİHAD SÂMİ BANA

Edebiyat Dunyamız

Millî sanatımızın köklerinden o kadar koparılmış bulunuyoruz ki bayramlarda olsun, eski bayram şiirlerini anlayarak hatırlayabilenler, şimdi kim bilir ne...

OKUMA ENGELLERİ

Özcan TÜRKMEN

Okumanın bittiği yerde şiddet başlar. Okumayı hiçbir şey engellememelidir. Okumayı engelleyen fiziksel engeller(düzensiz ortam/televizyon/bilgisayar …) ve psikolojik...

YUNUS EMRE’NİN NUR-I MUHAMMEDİ ANLAT

ZÜLFİ GÜLER

Yunus Emre’nin bir manzumesinde, kuş, göl ve su sembolleri kullanılarak Hz. Muhammed’in ve diğer peygamberlerin yaratılışı anlatılmıştır. Kuş, göl ve su motifleri, Türk...

NASRETTİN HOCA’DAN BİR FIKRA

Fıkraları sevmeyen var mıdır, sanmam. Çünkü fıkralarda her insana hitap eden bir taraf mutlaka bulunur. Kimini güldürür fıkralar, neşelendirir; kimini...

ÖMER SEYFETTİN’İN HİKÂYELERİNDE

Eski Yunanca olan arketip sözcüğü Türkçe’de ilk imge, ilk örnek gibi anlamlara gelir. Arketipler, insanlığın ortak mirasıdır. Sanat eserlerinde arketiplerin...

MEHMET AKİF ERSOY’DA HÜZÜN

Tabut Eller Üstünde Dostu da düşmanı da onun çok yüksek bir karaktere sahip olduğuna inanıyor. Bir ahlâk nümunesi, bir fazilet âbidesi.... İnancını sonuna kadar...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KE

Küçük Mustafa Kemal, Topçu Kolağası Mehmet Tevfik ve Yüzbaşı Mustafa Beyler Ak Hocanın vaaz verdiği camiye vardıklarında cami dolmaya başlamıştı. Ak Hoca, Seyyid...

İBRAHİM SAĞIR

   Rahmetli Rasim Köroğlu sık sık şöyle derdi; ‘’Bir küçük salon kiralayacağım, dernekteki arkadaşları, eşlerini, dostlarını arkadaşlarını çağıracağım. Herkesi tek tek...

digertumyazilar