Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
Bunu okudun 0%

saitbaser

Çevremizde ne var ne yok, ayırdına varmak güzel;

Dağa taşa, kurda kuşa, hal ve hatır sormak güzel;

Bizimle konuşmak için can atan tüm varlıklarla

Evren-dil sohbet eyleyip iletişim kurmak güzel…

Yusuf BİLGE

Yusuf Bilge ağabeyin bu dörtlüğünü ne zaman okusam Sait Başer Hocam aklıma gelir. Yıllardır “ayırdına varma, anlama, anlamlandırma, ezberleri bozma, Türk aklı, Töre, hikmet, ontoloji, Türk toplumunun nüvesi, halden hale dönüşme, kul ile rabbin buluşması, tevhidi büyütmek ve özellikle canlı ve diri olarak anlamayı sürdürme, her tecelliyi öznel ve özgün tefekkürle anlama” üzerine düşünme çilesi çeker. Çilesini sever, paylaşır, anlatır, ışık tutar, aydınlatır. Kitapları, makaleleri hele de sohbetleri ile fikir dünyasına tamgasını vurur, çağa Türk’ün aklıyla mühür basar.

Kendisini uzun yıllardır tanıyor, takip ediyor ve okuyoruz. Birkaç yıl önce Yüzakı Dergimizin yazı işleri Müdürü M. Asım Küçükaşçı ile sohbet ederken Sait Başer Hocamın da adını zikretmiştik. Bir konuda “fikrine müracaat edebileceğimiz kişi” ifadesi geçer gibi olmuştu. “Bir konuyu onun yazılarında bulabileceğimiz” gibi bir tespit dile gelmişti.

O konuşmadan sadece bir gün sonra, bir Facebook paylaşımında Sait hocamın sohbet programlarından birinin afişi vardı. Dün adını zikrettik, bu gün nazar ediyordu bana. Yani rabbim bizi buluşturmayı nasip ediyordu. Ben böyle tevafukları seviyorum. Kültür sanat faaliyetlerini takip ederken böyle karşılaşmalar normal olabiliyor. Ama bu başkaydı. Program afişi yüzüme yüzüme gülümsüyordu.

Böyle gülümsemeleri birkaç kez yaşadım. “Mübareklerin gülümsemesi olmasa, kendilerini gülümsemeyle göstermeseler senin bakışın nafile” derim kendi kendime… Göztepe/Merdivenköy çevresinden geçerek her gün gittiğim okul yolum üzerindeki Mübarek Gül Baba’yı tam iki yıl görmemiştim. Günde iki defa oradan geçiyorum, hem de hemen yanı başından… İki yıl boyunca yaklaşık üç yüz kere o yoldan geçip, Gül Baba’yla selamlaşamamak benim gafletimle ve dikkatsizliğimle mi açıklanır? Kendimi savunma sadedinde değil ama Rabbimizin izni olmadan yaprak kımıldamaz, vakti gelmeden hiçbir tanışma gerçekleşmeze sığınmak zorundayım. Mübarek bana gülümsemedi, kendini göstermedi. Vakti gelince de(iki yıl sonra) gözümdeki perde kalktı. Üç yıl daha o yoldan geçtim, görev yaptığım okuluma gidip geldim. Her gün selamlaştım. Huzura ve sükûna kavuştuğum hissiyle okuluma ve evime ulaştım. Ben o gülümsemeleri tanıyorum.

Sait Başer Hocamın sohbet programı afişine iliştirilen tanıtım spotu idi bana gülümseyen. Kısa bir biyografi konmuştu. “…… yılında, Isparta İlinin, Yalvaç İlçesi’nin, İleği (İl eki) köyünde dünyaya geldi……” diyordu. Ne var bunda diyeceksiniz. Daha ne olsun. Kökü var, kökeni var. Sıla-i Rahim için adres var. Koca çınarın en ince damarına, kılcal köklerine, köyüne vurgu var. Çıktığı kabuğu beğenmeyenlere, ata yurdunu ihmal edenlere (başta bana) ironiyle sitem var. Hele aynı kentten bir profesörümüzün ilçeye geldiği yıllarda, “Bir Cuma günü vaaz verebilir mi” ricasını, “yahu burada beni kaç kişi dinler ki. 50 – 60 cemaat olur. Isparta camilerinden birine gitsem en az 300 kişi beni dinler” diye dudak büktüğü hatıralarla yaralanmış iken, İleği köyüne varana kadar şeceresini Türk aklıyla ve gururla taşıyan birini görseniz, bu bana gülümsüyor hissine kapılmaz mısınız.? İyi ki bu hisse kapılmışım. Hemen gittim sohbet programının mekânına. Kendimi tanıtıp, duygularımı paylaştım. Bütün sıcaklığıyla sarıldı. Toprağına sarılır gibi. Koca çınara sarılır gibi. Divan Edebiyatı Vakfının bütün taşları ısındı. Yüreğim ısındı. Kasım ayının soğumaya yüz tutmuş günleri ısındı birden.

Soylu Çehreler listeme eklediğim yeni bir rehberim olmuştu. Dergilerden makaleleriyle, kitaplarından fikir yapısıyla tanıdığım Sait Başer Hocamla el sıkışmıştım. Sohbetlerinin seyrek müdavimi olmuştum. Çevresindeki çok değerli genç kadro ile hemhal olmuştum.

Listesini sunduğum eserlerin sahibi Sait Başer Hoca kendi kozasını örerek tarihin, Türk Tarihinin, inanç ve kültürün kendisine yüklediği vazifeyi deruhte ediyor. Şu eserlere bakar mısınız? (Belki çoktan baktınız da ben fazladan yükleme yapıyorum) Ekrem Hakkı Ayverdi – Makaleler (1984)

Türk Münevverinin Müşterek Fikir ve İman Zemini (1988)

Gök Tanrı’nın Sıfatlarına Esmaü’l-Hüsna Açısından Bakış (1991) 2011 yılında yeniden basıldı)

Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre (1995) 2011 yılında yeniden basıldı)

Yahya Kemal’de Türk Müslümanlığı (1998) 2011 yılında yeniden basıldı)

Toplumsal Aklı Anlamak (2006) 2011 yılında yeniden basıldı)

Türk İnanma ve Anlama Modeline Dair (2011)

Anlama Krizi Yitik Yurdun İçinde Selam Söyle Bütün bunlara ilaveten sayısız makale ve sohbet…

Yusuf Bilge ağabeyin şiirinden mülhem bu yazının asıl vesilesi ve tetikleyicisi ise (yazmayı çoktan planlamıştım ama ihmal ede ede nasip bu günmüş... Yani bu gün bana gülümsedi.) TRT HABER Kanalında bu gece yayınlanan İNSANLIK HALİ Programı oldu. Erol Göka Hocanın yazısında görmüştüm. Saatini bekledim ve televizyonun karşısına kuruldum. Bir fikrin sistematiği nasıl kurulur, anlama ve hikmeti bulma nasıl canlı ve özgün ifadelerle gönüllere nakşedilir keyifle takip ettim. Gülen yüzüyle Türk tarihinin ve kültürünün güler yüzü; İslâmı ve kültürü anlamanın nasıl bir dirilişe ve mutluluğa götüreceğinin müjdesi olarak karşımızdaydı. En özgün ifadeleri (kendine has sohbet üslubuyla) zihinlere nakşetti. Dedi ki; “Anlamanın sürekli canlı ve diri olması gereklidir. Hikmet içindeki tecelliyi fark eden yeni bir isim koymak zorundadır. Çağa uygun, nas’a uygun… Çünkü her türlü metin insanın anlaması ile değer kazanır. Buna vahiy de dahil. Anlamamız gereken rabbin hitabındaki hikmet sistematiğidir. Türk Müslümanlığı Yesevilerin izinde bunu tevarüs etmiş ve adının Töre olduğunu kayıtlarına almıştır. Töre Türklüğün anlama değeriyle ezeli hikmet sisteminin adıdır. Şimdi bir ezber peşinde gitme kolaylığı var. Kendi yetenek ve imkânlarını küçümseyen insan mutlu olamaz. Kendiyle barışmak mutluluğun ilk şartıdır. İlk ölçümüz kendimiziz. Kendinle barış, insanlarla, toplumla, tabiatla barış ve tevhîdini büyüt.”

İşte İNSANLIK HALİ Programından aldığım notlar ile müsaade ve müsamahasına sığındığım Sait BAŞER Hocamın benim gözümden portresi…

Mahmut TOPBAŞLI

Comments powered by CComment

More articles from this author

OKYANUSTAN GELEN SES
Bir pazartesi  günüydü. Dersteydim. Planlamış olduğum konser repertuarımın eserlerinden  birini  seslendiriyorduk. Makam Rast idi . 
BURSA’DA BEN: ÇOCUK NARKİSSOS ve YAŞLIı DİONYSOS
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni sürüyordum. Bütün bir İkinci Dünya Savaşı boyunca orada kaldığımız için, evin ‘dışarısı’ olarak tanıdığım ilk mekân,...
KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN... (Aşık Cemal Divani)
Aşık Cemal Divani. Cemal Divani Erzurum'lu. Oltu'nun Duralar Köyünden. Köylüsü Aşık Mevlüt İhsani'nin çırağı. Cemal Divani günümüzün en iyi aşıklarından birisi. Aşıklar için şöyle diyor;
DERYÂYI SİM İÇİNDE ZÜMRÜT GERDANLIK
Bâb-ı Hümâyun… Sultan Üçüncü Ahmet Hân, güzel yüzünü ve mercan mevceli gözlerini annesi Râbia Gülnûş Emetullah Sultan’dan mı almış? Öyle olmasa ikindi güneşinin bu solgun saatinde varlığın orta yerinde dehrin gözleri gibi parlar mı bu çeşme? Asırlardır ebediyete akan bu sebil,...
SUYUN LİSANI
Suyun lisanı vardır. Hatta lehçelere de ayrılır su, zaman zaman…Büründüğü renge göre anlayabilirsiniz kullandığı dili. Dalgalarına da bakınca ruh dünyasını tahlil edebilirsiniz. Su…Hayatın çözülemeyen sırlarından birisi. Yerine başka bir varlığın asla tercih edilemeyeceği baş tacımız. Olmazsa...
İnstagram Hesabımıza Bekliyoruz
https://www.instagram.com/edebiyatdunyamizcom/
prev
next

Destan, sözlü bir edebiyat verimi olarak kadim milletlerin en eski dönemlerinde ortaya çıkmıştır. Destan, milletlerin hayatlarında derin izler bırakmış, büyük yankılar uyandırmış savaş, göç, felaket gibi tarihi bir ortak acıya dayanmakla beraber bir tarih metni değildir. Manzum olarak ozanlar tarafından dillendirilen ve birer edebi özellik taşıyan bu metinler, zaman içerisinde mitolojik, efsanevi, hayali, olağandışı unsurların katılmasıyla bambaşka bir kimlik kazanır. Destan, bir milletin...

Serin ve karanlık eylül gecesinin yıldızsız seması altında Selanik, sanki gündüzkü heyecanlardan, gürültülerden yorulmuş gibi, baygın ve sakin uyumaktadır. Rıhtım tenhadır. Olimpos Palas’ın, Kristal’in, Splandit Palas’ın, diğer küçük gazinoların lambaları çoktan sönmüştür. Tramvay yolunu tamir için yığılmış parke taşlarının ilersinde, denize inen küçük merdivenin başında, hareketsiz bir gölge dimdik durmaktadır. Gölgenin sahibi tahsilini Paris’te bitirip daha sonra dolgun bir maaşla İzmir’e...

İşsiz, güçsüz kaldığım gurbet ellerinde köşe pencerem, kendimce Abdülhak Hâmid'in "Kürsü-i temaşa *"sı yerine geçerdi. Yabancı memleketlerde bir kasabaya sokulup uzun süre yaşamaktaki ezginliğin ne olduğunu bilir misiniz? Beş, on gün çarşı sokak gezdikten sonra, tanıdık yüz, alışabileceğiniz yer bulamamaktan bezer, odanıza girer, yalnızlığın içine sinersiniz. Çam dallarında sallanan bir tırtıl torbası gibi kafanızın içi, durmadan, gece gündüz kıvrılıp bükülen soğuk uyarımlı düşüncelerle dolu,...

Edebiyat, duygu, düşünce ve hayâl anlatımların yazılı veya sözlü olarak bedii/estetik ölçülere uygun biçimde ifade edilmesidir. Bu tanımla ilgili olarak karşomıza iki kavram çıkmaktadır, sözlü ve yazılı kültür.. Gerek sözlü kütür gerekse yazılı kültür dil ile oluşturulur. Prof. Dr. Muharrem, dili : “Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabi bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli...

Kime kim aşk işi olur pîşe Okumak yazmak olmaz endîşe Şem’î1 Divan şairlerinin şiirlerini (gazel, mesnevi, kaside vb.) nasıl yazdıklarına ilişkin tarihi belgeler, vesikalar, günlükler, notlar, ayrıntılı tutulmuş yazma pratikleri, bu konuyu işleyen şiirler var mıdır? Bu sorunun cevabı her zaman merakımızı mucip olmuştur. Soruya olumlu bir cevap vermek pek zordur.

Egemenlik, TDK sözlüğünde; ‘’Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet.’’ anlamında kullanılmaktadır. Başka sözlüklere de bakıldığında aynı ifadeyle karşılaşmak mümkündür: ‘’ Egemenlik (hâkimiyet), bir toprak parçası ya da mekân üzerindeki kural koyma gücü ve hukuk yaratma kudretidir. Bu güç siyasi erkin dayattığı yasallaşmış bir üst iradeyi ifade etmektedir.’’ Egemenlik, devlet kudretinin bir vasfıdır, iç hukukta en üstün kudret, milletlerarası...

Türkülerimizde gurbet bir başka işleniyor. Çorumlu Âşık Şekip Şahadoğru “Bâd-ı sabahta benden yâre haberi Vahdetine daldı diye söyleyin Hatırlayıp da yâr beni sorarsa Can cananda kaldı diye söyleyin ” derken sözleri anonim bir Musa Eroğlu türküsü “

Tanzimat Fermanının ilanından sonra bu edebiyatın tohumları serpilmeye başlamıştır. Batılı tarzda ilk eserler bu dönemde verilmeye başlanmıştır. Hak, adalet, özgürlük, vatan kelimeleri b u dönemde ilk defa kullanılmaya başlanmıştır. Tanzimat edebiyatı kendi arasında ikiye ayrılır.(Birinci-ikinci dönem) Yazı dilini halkın anlayacağı dile yakınlaştırmaya çalışmışlardır. Tiyatroyu halkı aydınlatma aracı olarak görmüşlerdir. Toplumcu bir çizgi tutmaya çalışmışlardır. Divan edebiyatındaki “bölüm...

Yunus Emre, düşünceleri ve kendisinden sonra gelen takipçileri itibarıyla Türk tefekkür ve edebiyat dünyasında yeni bir çığır açmıştır. Bu çığır; Yunus Tarzı, Yunus Ekolü, Yunus Okulu gibi aynı anlama gelebilecek adlarla açıklanmıştır. Bu fikir ve ülkü, Ahmet Yesevi’den başlayarak Türk hakimiyetinin kurulduğu bütün coğrafyalarda fidandan ulu ağaçlar hâlinde dal budak salmış, güzellikleriyle farklı toplum ve insanların gönüllerinde yer edinmiştir.

1. GİRİŞ Mehmet Akif: "Bir de hiç bir şey gökten inmez yerden taşar Kendi ahlakıyla bir millet ölür yahut yaşar" mısraları ile milletlerin kendine özgü değerlerinin de var olduğunu ifade etmektedir. Evrensel gerçeklerin milletler içinde ve tarih seyrinde ki farklılıkları, kavramlara yüklenen değerleri zenginleştirir. Türk kültürünün bir üst kültür (ideal kültür) sistemi olması itibariyle klasiklerimizin tanınmasında, yorumlanmasında nesillere büyük vazifeler düşmektedir. Bu millî şuurumuzu bir...

Akademisyen, fikir adamı, araştırmacı, yazar. Son yıllarda Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli ve verimli münevverlerden birisidir. 4 Aralık 1957 tarihinde Isparta-Yalvaç’ın İleği köyünde doğdu. İstanbul Sağmalcılar Lisesini bitirdi. Üç yıl Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde yüksek öğrenimini tamamladı(1982). “Yahya Kemal’e Göre Türk Kimliği ve Görüşlerinin Kamuoyundaki Yansımaları” konulu teziyle doktor oldu(1996). Sakarya...

Ben Yemen ağıtlarıyla büyüdüm. Dedem Yemen gazisiydi, gidip de dönebilenlerdendi. Dedemin ağabeyi de Yemen’de şehit olmuştu. Dedem her gün makamıyla Yemen ağıtlarını havalandırırdı: Aman ana… Canım ana Sütün emdim kana kana Ben Yemen’e gidiyorum Helal eyle sütün bana Dedeme sorardım: - Sen de helallik aldın mı? Elbette almıştı. Dedemin helallik aldığını bildiğim hâlde niçin sorardım? Onu bilemiyorum. Evimizin önünde çifte pınarlar İçerler suyunu beni anarlar Yemen’e gideni ölü sayarlar Yemen...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

TÜRK EDEBİYATINDA ANLAMIN MERTEBELERİ KAVRAMLAR-EDEBÎ TÜRLER-BAZI ESERLER Bu araştırmanın en önemli amaçlarından biri edebî eserin dünyasına girmeye mâni olan endişelerden mümkün olduğu kadar uzak bir şekilde onların günümüze taşıdığı mesajı anlamaya çalışmaktır.
Gönlümden... Ufuklar Ardı Bizim Babamın ezberinde bir çok şiir vardı. Okuduğu güzel sözleri, şiirleri, kıssaları hemen kısa kısa not ederdi. Bir...
Şeyh Edebâlî’nin Osman Gâzî Beğ’in Düşünü Yormasıdır:  “Kara Osman Beğ’imizin atası hörmetli Ertuğrul Gâzî, geçen gün yanına Dursun Fakı ile Samsa...
Yazar         : Prof. Dr. Emine YENİTERZİ Yayınevi        : Selçuklu Belediyesi...
e – KİTAP Yazar : Suzan ÇATALOLUK Sayfa sayısı :139Yayın Numarası: 20e - Yayın Numarası: 6Hikaye serisi : 3Yayın Tarihi: Kasım...
Avrupa Birliği çerçevesi içinde oluşturulmaya çalışılan “Avrupalı kimliği” bir inşa çalışmasıdır. Kuzeydoğuda Ruslar Avrasyacılık ile başat iradenin Ruslardan...

Biyografi

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin halifelerindendir. Kendilerinin doğum tarihi bilinmemektedir. Mezarında H. 1276 (M. 1859) senesinde vefat ettiği kayıtlıdır. Bugün...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta...

Şiir

Geçen ay, kitabevlerinin raflarında kendine has kokusuyla, rengiyle, sesiyle arzı endam eden bir şiir kitabı; baharın kelebekleri, portakal çiçekleri, Arap bülbülleri gibi Çukurova’ya inip bizim fakirhânenin de kapısını çalıverdi. “Ufuklar Ardı Bizim” diyerek gelen Ötüken menşeli bu kitabın...
Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri...
Bekir Sıtkı Erdoğan (d. 1936), Karaman doğumludur. Asker olmanın şi­irine kattığı zengin bir doğa kültürüne sahiptir. Cumhuriyetimizin 50. Yıl...
Behçet Necatigil'in kısacık uzun hayatına bakanlar, onun okuldan eve, evden şiire gittiğini görürler. Yaşamına, ailesinin tanıklığına, mektuplarına,...
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?             Şâir! Hangi şâir? “Şâir değildir” diye...
Mehmet İsmail’in “Ağaçdelen” Şiirini Yeniden Yazma Denemesi: Göy Gapımı Ağaçdelen Döy De Bax! -Türk Dünyasının gururu Prof. Dr. Mehmet İsmail’e sekseninci...

Öykü Roman Masal

“(…) kendime erkek ve kadın hizmetkârlar edindim,  kendi evimde doğan hizmetkârlarım oldu, ayrıca                                                      ...
Kültür kelimesi insan faaliyetlerinin en incelikli olanlarına verilen ad olarak ifade edilmektedir (Eagleton, 2016, s. 9). Bu kavram, Klemm tarafından...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak...
1. EDEBÎ METİNLERİN FİLME AKTARILMA SÜRECİ İlk edebi eserler bilindiği gibi çok eskiye dayanmaktadır. Buna örnek olarak taş üzerine oyularak yazılan...
Balkanlarda 500 yıldan fazla hüküm sürüp bünyesinde onlarca etnik azınlığı barındıran Osmanlı Devleti, batılı sömürgeci devletlerin de çabalarıyla...
Sevinç Çokum, ilk romanlarında ‘millî kültür ve millî bilinç’ etrafında çeşitli meseleleri konu alır. Son romanlarında ise ferdin etrafındaki kültürel dünyayı...

Mülâkat/Söyleşi

Önünüzde tarihi bir kapı var ve siz bu kapıyı elinizde avuç alanınızı aşan bir usta elinde düğülmüş bir açar ile sözün kapısını açtığınızda gelenek ve şiir üzerine döşediğiniz, ruh ve gönül işçiliği ile süslediğiniz şiir otağı nasıl meydana geldi? Soruyu daha çok şiir ve gelenek bağlamında...
Kadıköy'deki Gençlik Kitabevi'nde 11 Nisan 1987 günü düzenlenen toplantıda konuk Necati Cumalı'ydı. Soruları yanıtlayan Cumalı, kadınların daha gerçekçi ve...
Şair Figen Özer, İstanbul Yazarlar Birliği Salonunda Şiirseverlerle Buluştu:  "Kalemin Ucundan Gönül Burcuna" Dr. Özlem Güngör Haberi: Yazarlar...
Türk edebiyatına en iyi romanlarını vermiş olan Halide Edip, şimdi de yurt dışından mecmualarımıza ara sıra yazdığı fıkralar ve yaptığı yeni neşriyatla yeni...
Konya’nın Seydişehir ilçesinde ressam olarak tanınan Fatma Kırdar’ın ünü gün geçtikçe yaşadığı şehrin dışına taşarak Ülke geneline yayılmış. Genç yaşta eşini...
Konuşan: Selçuk KARAKILIÇ Öncelikle, morfolojik özellikleri incelendiğinde türkünün yüzyıllar öncesinden toplayıp getirdiği anlam yekûnunu nasıl bir...
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası

digertumyazilar

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech