Cumartesi 6 Haziran 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 13 - 25 dakika)
Bunu okudun 0%

mevlut uyanik 24. Muhafazakâr, Anadoluculuğun Türkçülük Eleştirisi Tutarlı mı?

Bu müzakereleri anahatlarıyla hatırlamak, tarihsiz okumanın talihsizliğine düşmemek için şarttır. Ancak böylece Muhafazakar ve milliyetçi Anadolucu öğretinin Türkçülük eleştirisinin tutarlı olup olmadığını anlayabiliriz.

Bu bağlamda Topçu’nun Anadoluculuk söylemi, Ziya Gökalp’in dizelerinde özetlenen “Vatan ne Türkiyedir Türklere, ne Türkistan/ Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir.”57 dizelerinde belirtilen Turan fikrinin yerine gerçek vatana (Anadolu) dönüşümün anahtarı olarak tarihsel bilincin oluşumuna dönük kültürel bir harekettir.

Anadolu’nun vatan olarak tanımlanması ideal ve ütopya yerine reel politik gereği yapılır. Toprağa dayalı bir millet ve milliyetçilik tasavvvurunu benimser. Bu bağlamda Nurettin Topçu, Gökalp’e oldukça sert bir eleştiri yönelterek, son nesillerin ideal yaratmaktan aciz bitkin ruhunun sorumlularından olarak görür. Turancılığı muhtevası olmayan, kalbimizle kafamızdan kuvvet dileyen, bireye fedakârlıklar teklif eden gerçek meseleler bulunmadığı için çocuk rüyası halinde zihinlere sunulan bir muhayyile davası olarak görür.58 Dolayıyısla bu Anadoluculuk fikri “Türk Tarih Tezinden Türk-İslâm Sentezine Geçiş” olarak yorumlanmıştır.

Bu aslında Namık Kemal ile başlayan coğrafyayı vatanlaşlaştırma çabasının Remzi Oğuz Arık’ın Coğrafya’dan Vatana adlı eserinde somutlaşan “realist ve dindar milliyetçilik” savunulmasıdır. Rönesans yani dirilişin kaynağı Kur’an olacaktır, diyerek Anadoluculuğun ruhçu ve ahlakçı olduğunu dolayısıyla İslâmsız olamayacağını belirtir. Potivizmin/olguculuğun yerine ruhçuluk, mekanist evrim teorisi yerine Bergoncu yaratıcı evrim ve zamanı, gelecekte somutlatıran mekanik zaman anlayışına karşı Bergson’un zamanının üç halizini sentezleyen ve tarihsel sürekliliği savunan “süre” kavramını geçirir.59 Bu nedenle olsa gerek, Arık’ı veli, mürşid olarak görür. Çünkü 9 asır önce dalgalar halinde Asya’dan Anadolu’ya gelip yerleşen Oğuz Türkleri burada Anadolu’nun coğrasıyla adını ve karekterini tayin eden bir millete hayat vermiştir.60 Bu anlamda Anadoluculuk, Memleketçilik ve/ya Türkiyecilik, Osmanlılık fikrinin yeni reel şartlara göre okunması olara görülebilir. Çünkü yukarıda verdiğimiz üzere Osmanlılık, “Anadolu milliyetçiliğini içerisine almış, tarihi kaderin planı içinde bundan tam manasıyla insani değer taşıyan bir imparatorluk çıkarmış, ruhuna sahip bir milliyetçiliilk davası idi”61

Milli coğrayamız olan vatan, milletin en yakın mülkdür, şahsiyetimizin bir parçasıdır. Bu toprak aynı zamanda ırkı tayin eder. Vatan hudutları dışında ve toprak şartlarından tamamen müstakil ırk diye bir şey yoktur. Irklar, belli fizyolojik şartlarda belirli topraklarda oluşurlar. Bu açıdan ırklar evrim geçirir ve bunu da idare eden toprağın şartlardır. Milliyeti girift ve zengin hakikati içinde tanımak için onu meydana getiren unsurların bir terkibini aramak gerekir.62

Bu fikri arayış, ‘‘İslâmi’’ ya da ‘‘Muhafazakâr ’’ Anadoluculuk olarak adlandırılacak kolu savunan Nurettin Topçu’nun Anadoluculuğu milliyetçi-muhafazakâr eğilimlerle eklemlenerek yakın döneme kadar taşınacaktır.63 Fakat burada bir itirazi kayıt düşmek gerekir, çünkü eğitimde yakın ve uzak hedefler planlandığı gibi Gökalp’in Turan fikri bize göre uzak hedeftir. Kültürel ve ekonomik alanda Atayurttaki kardeş devletlerle başlatılan birlikteliklerin bir çerçeve kuruluş altında devam etmesini hedef olarak konulabilir. Yakın hedef olarak yeni kurulan devletin Türk ve Müslüman kimliğini koruyarak muasır medeniyet seviyesini aşması reel politik gereği ortaya konulmuştur. Nitekim Ziya Gökalp daha sonraki yazılarında ve şiirlerinde reel politik gereği Türkiyeci olmuştur.64 Bu uzak hedeften vazgeçme anlamına gelmez, çünkü ona göre, Türk Birliğini simgeleyen ülkünün adıdır; Turan. Bunun diğer nitelendirilmesi de Kızılelma’dır. “Türk, Kızılelma‟yı tahayyül ederken, gözünün önüne Türk ilhanlıkları (imparatorluk) gelir. Dolayısıyla burada söz konusu olan ülkülerin milletlere ilham veren dinamikler olarak işlevselliğidir. 65

Bunlara ilaveten Turan’dan kasıt, Türk milletinin tarihi ülküsünün simgesi olarak “Kızılelma” tasavvuru olup, belirli ve sabit bir yer anlamına gelmez. Her dönemin kültürü onu yeniden ve somut bir hedefle belirler. O hedefe ulaşıldığında Kızılelma yeniden konumlandırılır. Bunun sürekli olmasından kasıt da budur, yani her daim yeni ülküler çerçevesinde toplumu ilerletir. Bu aslında Türk Cihan Hâkimiyetinin uzak hedeflerini belirlemektir. İstanbul, Viyana, Roma, Paris ve Moskova özellikle Osmanlı yeniçerilerinin Kızılelma hedefleridir.66 Ayrıca Topçu, Gökalp’in Türkçü ve pozitivist eğilimlerini eleştirirken aslında onun solidarist/dayanışmacı korporatist67 çizgisinin68 aslında kendi bakış açısıyla örtüştüğü de belirtilmektedir. Öyle görünüyor ki, “II. Mesrutiyet döneminde milliyetçi düşünüş bir yol ayrımına gelmişti. Birinci yol “millî uyanısı imparatorluk devrinde ihmale uğramıs olan ana vatanın köklerine nüfuz ederek canlandırmak” düsüncesini savunan “Memleketçilik”; diğeri ise “imparatorluk ruhundan mülhem olan yeni bir millî imparatorluk fikri uyandırmak” olan “Turancılık”tı”. Ama bu iki öğreti temelde aynı kaygılardan hareket ediyor ve birbirleriyle çekişerek gelişiyordu. Nitekim Türk Ocağı bünyesinde “Büyük Türkçülüge” karşı “Küçük Türkçülük” veya “Türkiyecilik” seklinde 1917/8 yılında ciddi müzakereler yapılması da bunu göstermetedir.69 Dolayısıyla bana göre bu iki söylem, aynı ve/ya benzer gayeleri gerçekleştirmek için öncelikleri ve hedefe ulaşmak için yöntem farklıllığa sahiptir

Taha Parla’nın “Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye’de Korporotizm” adlı kitabını değerlendirirken Şensuvaroğlu benzer bir durumun Kemalistler tarafından yapıldığını şöyle vurgulamaktadır: “Gökalp, devrinin maşeri vicdanında zaten olgunlaşmış olan düşüncesine idrak kazandırmış ve gerçekten ilk defa metodolijik düşünmeyi, Türk aydınına kazandırmış bir cehttir.” O, Parla’ya atfen, “Kemalistler, Gökalp’teki dini temellerine uzak durduklarını, hürriyetçi solidarist-korporatist milliyetçiliğini anlayamadıklarını, dincilerin (dindar teknisyen ve dindar pozivistlerin) ona haksız suçlamalar yaptıklarını” vurgular.70 Aslında Gökalp ve Topçu’nun dindarlık adı altında dincilik yapan zihniyet tarafından ciddi eleştirilere uğradığı görülmektedir. İşte bu nedenle “Bir Anadolu terkibi için Namık Kemal, Mehmet Akif, Ziya Gökalp, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Mümtaz Turhan, Hüseyin Kazım Kadri, Mustafa Şekip Tunç, Remzi Oğuz Arık ve Nurettin Topçu’nun daha çok incelenerek ayrışma notlarından fazla buluşma noktaları bulunduğu gerçeği ortaya çıkarılmalıdır.”71

5. Muhafazakâr, Anadoluculuğun Değerlendirilmesi


Tekrar Topçu Anadoluculuğu tahliline dönecek olursak, ilk dönem resmi tasavvurunun CHP ilkelerinden milliyetçiliği (altı oklu Türk inkılâbı) geçmişi dikkate almamış, bu dönemde Fransız pozitivizmi Amerikan pragmatizmiyle desteklenmiştir. Geçmişle irtibatı olmayan bir milliyetçiliğin olamayacağını söyleyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin Selçuklu ve Osmanlı’yı yok saymasının bir anlamı olmadığını belirtir. Milliyetçiliği devletin ideali olarak görür, maddi boyutunu Oğuzlar, manevi boyutunun da İslâm olduğunu söyler. Dolayısıyla Ona göre millet, “kökleri mazide, gövdesi halde bulunan, dalları ve yaprakları istikbale uzanan, geçmişte, halde ve gelecekte hatıraları, temayülleri ve tasavvurlarıyla birleşmiş bir varlıktır. ”72

Burada Topçu, aslında dindar bir varoluşçuluğu öne sürer. Maurice Blondel (v.1944)’in derin maneviyatçı/ruhçu aksiyon felsefesiyle Henri Bergson’un (v.1940) mistik hayat atılımcı (elan vitalist) dünya görüşünden etkilenerek, Auguste Comte’nin Gökalp kanalıyla Türkiye getirdiği pozitivizmin sıkıntılarına işaret eder. Tabii bunda Batılı fikirleri Abdülaziz Bekkine ile tanıştıktan sonra yerli/milli ve dini açıdan sünni bir anlayışla yeniden yorumladığı ve vahdet-i vucud öğretisinin de etkisi vardır. Tanrı birdir ama çoklukta barınır. Doğaya bakışta bu çokluk vehmi uzaklaşınca Birlik kendini gösterir. Bergson’dan aldığı asrın iman arayan ruhunun mistik deneyim karşısında diz çökmüş felsefe ile tatmin olacağını vurgulaması bu açıdan önemlidir. Aslında ona göre, sırtını ilme dayayan felsefi sezginin derinleştirilmesi, mistik sezgi ile mümkün olabilir. Bu açıdan statik dinin insanı hayata beşikte uyutulan çocuklara yapıldığı gibi masallar söylemekle cemiyete bağlanmasından kurtulması ancak dinamik ve açık din ile olabilir. Bütün insanlığın dini olan dinamik din mistizm esasına dayanır. Bu anlamda mistizm pek bulunan bir cevherdir ve gerçek mistizm müstesna bir haldir.73 Çünkü millet de bir insan gibidir, bir bedeni/vücudu ve ruhu vardır, ruh bedene hayat verir. Bedenin ideali de ruhu kuvvetlendirmektir. Bu milletin vücudu da çoğrafya, tarih ve güzel sanatlardan oluşur. Milli coğrafya’ya vatan denilir. En esaslı realite olup, milli vucudün belkemiğidir. 74

İşte tam bu noktada bu öğriteden ayrılan Mavi Anadoluculuk diye adlandırılan akım ise Halikarnas Balıkçısı, Sabahattin Eyuboğlu, Azra Erhat ve Vedat Günyol gibi aydınların öncülüğünde Hititler ve İyonya kültürüne kadar uzanan bir Anadolu kimliğini ön plana çıkararak, Türk kimliğinin Batı ile olan ilişkisine ‘‘yeni’’ bir boyut kazandırılacaktır. Mavi Anadolucuların, bir Akdenizlilik bilinci ve Anadolu kimliği içerisinde Anadolu’ya özgü yeni bir hümanizma ve Rönesans kavrayışı benimsedikleri ve bu temeller üzerine kurulu bir milli kimlik tanımlamasına gittikleri görülmektedir.”75

Topçu’nun Anadoluculuk tasavvurunda, “Üç Anadoluculuk Tasavvuru”nun da ciddi eleştirileri vardır. O, fikirlerle hadiselerin irtibatı bağlamında düşündüğümüz zaman o dönemlerde Türkiye’de etkili sosyal pozitivist karakterli sosyolojizmin ortaya çıkardığı risklere işaret eder. Aslında “Osmanlı devletinin çöküşü pozitivisit sosyolojinin çöküşü anlamına geliyordu ve mütareke yıllarında ilk tepki birbirlerinden farklı kaynaklara sahip olan iki akımdan geldi. Devletin enkazını kaldırmaya çalışan birisi tarihi maddecilik, diğeri ise Bergson felsefesidir.”76

Topçu işte bu nedenle olsa gerek, Sosyolojizm “konformist bir ahlâka neden olduğu için ferdi ve onun yaratıcılığını yok edip, ferdi sosyal organizasyonun bir ürünü olarak görür. “Ferdin kendinde ve kendi kendisiyle birlikte olan varlığını yok eden, kendisine yabancı bir varlık olmasına neden olan bu sosyolojizm karşısında en etkili mücadele argümanlarını Maurice Blondel ‘in (1861– 1949) Hareket Felsefesi ve Bergson’un sezgi kavramından77 yola çıkarak ahlâkî bir varlık olma”nın gereklerini açıklar. “Esasen Bergson’un felsefesi, pozitivizm ile çeşitli izafiyeci (relativiste) felsefe sistemlerinni yıkıcı etkileri altında, mutlak hakikatı elde etmenin ümit ve imanını kaybeden 19.yüzyıl insanlığına, bu asrın sonlarında sezgi metodunu ortaya koymakla, bu ümit ve imanı getirmişti. Bu anlamda “Bergonsculuk, insanlık vicdanının ümit cephesinin adeta bekçisi oldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında Doğunun metafizik dünya görüşüne karşı bir panzehir olarak görülen Pozitivizm ve Amerikan Pragmatizmine karşı alternatif oluşturan bir felsefi öğretidir. Onda Allah’ına kavuşmak isteyen inanmış bir ruhun hamlelerini hissediyoruz. Her bakımdan bedbaht asrımızda mutlakı arama yolunda belki bir ümitsizliğin ifadesi olan varoluş (existentialisme) felsefesi hala Bergsonculuğun tesir sahasını doldurmuş sayılmaz”78

Bu anlamda bir ahlak filozofu olan Topçu, yabancılaşan insana yeni bir ahlâkî perspektifi isyan ahlakıyla sunmak ister.79 Topçu’nun Türk Düşünce hayatına getirdiği özgün tezlerden biri, İsyan ahlakı’nın tasavvufla sentezlenmiş bir yorumudur. Bu tasavvuf, Kur’an’dan “Kalb İlmi”ni80 çıkaran felsefe olup, hakikatlerin kapısıdır. Özellikle günümüz açısından söyleyecek olursak, İslâmcı formalizmi ve şeriat adı altında yapılanları, “entelektüel tasavvufçu” boyutundan yeniden okunması önemlidir.81 Çünkü hem sekuler pozitivizmin hem de dini pozitivizimden yani dindar materyalizmin kıskacından kurtulmak ve özgürleşmek ancak bir “İsyan Ahlakı” ile mümkün olabilir.82 Bu nedenle olsa gerek Poyraz, Türk Felsefesi bağlamında bu öğretiyi inceler, çünkü ait olduğumuz medeniyet çevresi içinde bu kültere özgü bakış açısı ve değerler sistematiği içinde üretilen düşünce ürünlerine dayanmaktadır. 83

6. Nurettin Topçu ve Aksiyon Felsefesi


19. yüzyılın baskın felsefeleri olan pozitivizm, sosyolojizm ve pragmatizmin hakikat, ahlâk ve metafizik düşmanı felsefeler olarak gören Topçu, dindar bir varoluşcuk öğretisini Gabriel Marcel’den, aksiyon felsefesini ise Blondel’den hareketle geliştirir. M.Blondel’in ifadesiyle “Hareket, insanla Allah’ın bir terkibidir.” Bundan kasıt, hareket insanı Allah’a ulaştıran bir köprü, “insan ile Allah’ın bir sentezidir.”84 Bu aynı zamanda “İsyan Ahlakı” kavramsallaştırmasının da özüdür. Cihanşümul bir merhametten doğan sonsuzluğa ulaşmak iradesiyle hareket eden bir kişinin isyanı anarşi değildir.85 Nefsiyle alakası yoktur, sorumluluk yükleyen bir merhametten oluştuğu için isyan irademizin ilahi kuvvetidir. Bu açıdan ebedi ve alemşumul merhamet nizamına bağlılıktır. Burada sonsuz bir kuvvete itaat olup, en mükemmel bir teslimiyeti gösterir.86

Bu anlamda hareket’i bir fikir veya hareket projesinden doğan nazari bir ilke olarak görmekten öte, insanın hayatın önüne koyduğu bir mesele olarak görmektedir. Çünkü “iradenin eseri olan her hareket, mükemmele bir özlemdir. Hareket içimizden dışımıza doğru bir çıkış gayreti, bir başkaldırıdır. Hareket isteyerek yapıldığında ahlaka; başkaldırı da ahlak ile yapıldığında isyana dönüşür. Böylece isyan ahlakı, iradeyi dışarıdan çevreleyen, tutsak eden dış şartlara başkaldırıdır. Bu isyan, Ene’l-Hak söylemi içerisinde Allah’ın insandaki hareketi, bu hareket Allah’ın insandaki isyanıdır. Böylece hareket, evrensel nizama katılmakla evrenselleşiyor.“87 İşte bu nedenle olsa gerek, her isyan bir harekettir ama her hareket bir isyan değildir. Bir hareket ancak kendinde yeni bir düzenin tutkun iradesini taşırsa o zaman isyan adını alabilir. Bu düzen, isyanın yöneldiği düzenden daha üstün kabul edilir. İşte bu nedenle “isyan için isyan” ya da “sırf inkâr”, “köklü yahut kısmen anarşizm” isyan olamaz, bilakis bunlar isyanın inkârıdır.88
Bu bir fikri tecdit projesidir, çünkü fikri tecdit olmadan fıkhi ve siyasi tecdit/rönesans olamaz.89 Eğer dini bir takım kesin emirlerin bütün gibi sunan, hırka ve sakal öptüren nakilci ve nascı hocalar ile dini anlamayan pozitivistin aynı gaflette birleşmesinden kurtulmak istiyorsak, bu dindar varoluşçu tutumu geliştirmeliyiz. Topçu, bir ihyacı/ıslahatçı olarak yalnız İslâm dünyasının değil, tüm dünyanın ruhsuzluk, maddiyat ve kaidecilikle tahrip olduğnu düşünür. Yeni bir nizam, ahlakta, hukukta, sanatta, dinde ve devlette insanlığa dayanak yeni temeller bulma zaruretinden bahseder. İslâm dünyasında bir Rönesans teşkil edilmesi için kültürümüzün kaynaklarına inerek, yeni bir vecd, yeni bir neşve hızının hayatımıza yön vermesi gerektiğini belirtir. 90

Bu noktada “ruhlarını kaybetmiş, din ve ahiret maddecileri” diye nitelendirdiği din adamları, dönemin maddeci yıkımını göstererek kendilerini Allah yolcusu oldukları vehmini halka sunuyorlar. Mevlidhanlık, duacılık, mukabelecilik ve kasidecilikten öte geçmeyen bu dindarlık, kin, tekfir, tehdi ve ruh karartıcılığıdır. Bunların ilahi yolculuğa yoldaşlığı olamaz. Kalbe karşı gelen kaideleri İslâm çerçevesi içinde insan ruhunun esaret zinciri yapmakla geçinenler, kendilerine din adamı dedirttikçe ve halkın bunlara hürmet ve itibarı devam ettiği müddetçe İslâm dünyasının içinde bulunduğu sefaletten kurtulması imkânsızdır. Her türlü şer ve fitne kendini mübarek gösterecek başka bir şerre işaretle onu yerdikçe kendini yükseltme ve hayr maskesine bürünme fırsatını elde edebiliyor. Bütün dini kutsalları (Cennet, Miraç vb) materyalist ve pozitivisit bir şekilde açıklayan zihniyetin kıskacından kurtulmak gerekir. Topçu bu tür insanlara “din materyalistleri” demektedir. Bu zihniyetin kaynağı hakikat düşmanı olarak nitelediği pozitivizm ve sosyolizm vardır, bunlar pragmatizm ve emprizmle yakın akrabadırlar. 91 Bu öğretilerin sultasından kurtulduğumuz zaman Anadolu’nun İstiklâl savaşını ruh cephesinde de gerçekleştirmiş olacağız.92 Bunu yapmalıyız çünkü biz “güya hayatı kazanılırken ruhu şehid edilmiş bir neslin çocuklarıyız” der. 93

Bu travmaların üstesinden gelmek ancak dini iradenin bizi sonsuz kudretin iradesine iştirak ettirmesiyle gerçekleşebilir. Bu irade fertten başlayar, aile ve devleti/otoriteyi isteyen, millet ve insanlık basamalarından geçerek Allah’a ulaştıran iradedir.94 Bu ancak bir isyan ahlakına sahip olmakla mümkün olur. “Bizim anlatmak isteğimiz isyan ne benliğimize ve nefsimize ait arzulara, ne içtiami gayelere, ne de merhametten başka duygulara bağlı isyan değildir. Bizim isyanımız ancak sonsuzlukta gayesini arayıcı olduğnu ve alemşumul merhamet kaynağından doğar.”der. 95

Bu yeniden diriliş/rönesans için bir üniversite kurulmalıdır. Topçu’ya göre bu üniversitenin ilk ilkesi hür düşünce olacaktır. “Hangi çağın ve hangi devrin olursa olsun, düşüncemizi tenkitsiz, havasız bir darlığa hapseden karanlıktan kurtulmalıyız. Cemiyetin, ailenin, sanatın, ahlakın ve dinin bütün meselelerni hiçbir ithamdan çekinmeden serbestçe ele almalıyız. Bu günün savaş yeri, bu cesaretin sahasıdır.”96 Hakikatlara doğru ilerliyebilmek için kim olurlarsa olsunlark, eskilerin fikirlerini tenkid ve münaşaka etmemiz şarttır. Bu onu tahkir veya reddetmek demek değildir, bilakis onu tamamlamaktır, ilme ve insanlığa hizmet ve hayrıdır. Tenkid, herkes için hak, alimler içinse bir vazifedir; üstelik de ahlaki bir vazifedir.”97

Bu sert eleştirilerinden dolayı olsa gerek, Topçu muhafazakâr kesim tarafından da çok rahatsız edilmiş ve yalnızlık durumu yaşamıştır. Siyaseti duruşlara yönelttiği eleştirilerden dolayı “entelektüel bir yalnızlık” içinde kalmıştır diyen Mollaer, onu Oğuz Atay’dan hareketle bir “tutanamayan” olarak nitelendirir. Ona göre, Topçu bu metafizik rekabeti ve siyasal oyunu farkeden bürokratik ve gelenekçi Muhafazakâr, ilkeleri birlikte sorunlaştıran, çatışma maddesini ekonomiye kaydıran tutumuyla “tutunamayanlar”dan olmuştur.”98 Şehsuvaroğlu’da “Onun yalnızlığı Cemil Meriç’in, M.Ali Aybar’ın Keamal Tahir’in Attila İlhan’ın düşünce yalnızlığı gibidir, demektedir. 99



Sonuç



Anadolu’da yeni bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyet’i kuruldu. Farklı içerikleriyle ortaya çıkan bütün fikirler ve akımlar, kuruluş aşamasındaki mahiyet ve hüviyet ilişkisindeki sorunları çözmeye yönelikti. Eğer bu çözüm önerilerini ve aralarındaki farkları analiz edersek, günümüzdeki çatışmaların ve ayrışmaların da nedenlerini bulabiliriz. Böylece farklılıkların aykırılığa dönüşmesine müsaade etmeyen bir “eşik” oluşturabilir ve bir arada yaşama motivasyonumuzu güçlendirebiliriz.

Bunun içinde bize düşen Mevlana’nın dediği gibi, bir ayağımız Anadolu’da diğer ayağımız Dünya’nın temel değerlerinde olması, yerli ve milli/dini değerlerimizi yerelleşemeden yani onurlu yalnızlık gibi tuhaf söylemlerle içe kapanmadan evrenselleştirmenin yollarına bakmaktır. Nurettin Topçu’nun yaptığı tam da budur, iki yüzyılı aşkın fikri ve siyasi hesaplaşma içinde olduğumuz Batı düşüncesinin evrimlerini, geldiği noktayı ve açmazlarını aşma projelerini görmüş ve Anadolu’ya özgün bir Aksiyon Felsefesi geliştirmeye çalışmıştır

Prof.Dr. Mevlüt UYANIK



Kaynakça



Aktar, Cengiz, Osmanlı Kozmopolitizminden Avrupa Kozmopolitizmine Giden Yolda Ulus Parantezi, İletişim Yayınları, İstanbul, 2002.

Baykara, Tuncer, “Türklüğün En Eski Zamanları”, Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye Yayını, cilt. 2, Ankara, 2002.

Mollaer, Fırat, Liberal Muhafazakârlık Karşısında Nurettin Topçu, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2016.

Piriçci, Nihat, Felsefeyi Anadolu’da Yeniden Yurtlandırmak: Mavi Anadoluculuk (Basılmamış Master Semineri), Çorum, 2015.

Somuncu, Selim, Modernist İdeolojinin Karşısında Gelenekçi Bir Reformist: Nurettin Topçu, Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, Ankara,2005.

Şakar, Cemal, Topçu’da Türk-İslâm Harikası Olarak Millet ve Milliyetçilik, Hece Dergisi, (Nurettin Topçu Özel Sayısı), Ankara,2005.

Şehsuvaroğlu, Lütfi, Türk Sosyalizmi ve Nurettin Topçu, Elips Yayınları, Ankara, 2011. Topçu, Nurettin, İradenin Davası, Hareket Yayınları, İstanbul, 1968.

Topçu, Nurettin, Türkiye’nin Maarif Davası, Hareket Yayınları, İstanbul, 1970. Topçu, Nurettin, İslâm ve İnsan, Hareket Yayınları, İstanbul, 1969.

Topçu, Nurettin, Yarınki Türkiye, Yağmur Yayınları, İstanbul, 1961. Topçu, Nurettin, Millet Mistikleri, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2001.

Topçu, Nurettin, Felsefe, Mantık, Sosyoloji, İnkilap Yayınevi, İstanbul, 1952. Topçu, Nurettin, Büyük Fetih, Dergâh Yayınları, İstanbul,1962.

Topçu, Nurettin, Ahlâk Nizamı, Dergâh Yayınları, İstanbul, 1997.

Topçu, Nurettin, Bütün Eserleri 14: Varoluş Felsefesi, Hareket Felsefesi, Dergâh Yayınları, İstanbul,1999. Topçu, Nurettin, İslâm ve İnsan, Hareket Yayınları, İstanbul, 1969.

image

Uyanık, Mevlüt, Küreselleşme Olgusu ve İpek Yolu Medeniyetinin Yeniden Dirilişi, (Oş Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi), 2013.

Uyanık, Mevlüt, Bilginin İslâmileştirilmesi ve Çağdaş İslâm Düşüncesi (Doktora tezi) Ankara Okulu yayınları,

Ankara

Uyanık, Mevlüt, Üç Tarz-ı Siyaset: Bir Üst Kimlik Tasarımı Olarak Türkiyelilik, Metropol Yayınevi, İstanbul, 2003.

Uyanık, Mevlüt, Sivil İtaatsizlik ve Dini Değerler, Elis Yayınevi, Ankara 2010.

Uyanık, Mevlüt, Yeni Bir Türk-İslâm Medeniyeti Tasavvuru İçin Hoca Ahmed-i Yesevi ve Yönteminin Önemi, Diyanet İlmi Dergi, Araştırma Yayınları, Ankara, 2016.

Yıldırım, Emre, Modern Cumhuriyetin Kimlik Arayışları: Kayıp Kimliğin Peşinde Mavi Anadoluculuk Hareketi, (İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Anabilim Dalı Basılmamış Doktora Tezi) İstanbul, 2012.

Yıldırım, Ercan, Mistizme Koşut Şeriata Karşı Bir İhyacı Olarak Nurettin Topçu’da İslâm Düşüncesi, (Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı), Ankara,2005.



İnternet Kaynakları



http://aliosmangundogan.com/PDF/Makale/Ali-Osman-Gundogan-Nurettin-Topcu-Hayati.pdf?i=1a.mlf, http://www.star.com.tr/acik-gorus/sunn-eelik-ile-hashas-eelik-arasinda-İslâmcilik-haber-1044534/18.07.2015 http://www.star.com.tr/acik-gorus/hatlar-ve-saflar-ayrilirken-haber-1045944/ http://www.anahaberyorum.com/turkiye-cumhuriyetinin-kurulus-felsefesi-kemalizm-ve-İslâm-catismasiyla- aciklanabilir-mi-haberi-0



http://www.haberlotus.com/2015/08/31/turkiye-cumhuriyetinin-kurulus-felsefesi-kemalizm-ve-İslâm- catismasiyla-aciklanabilir-mi/#.Verb6yXtmko

https://www.antoloji.com/turan-2-siiri/

https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/70982/tek-millet-tek-bayrak-tek-vatan-tek-devlet-icin-evet.html Http://Www.Kirmizilar.Com/Tr/İndex.Php/Guncel-Yazilar3/2541-Malazgirt-Ve-Buyuk-Taaruz-Zaferlerini- Anadolu-Nun-Yurtlandirilmasi-Ve-Anadolu-Ronesansi-Baglaminda-Okumak Http://Www.Haberlotus.Com/Malazgirt-Ve-Buyuk-Taarruz-Zaferlerini-Anadolunun-Yurtlandirilmasi-Ve- Anadolu-Ronesansi-Baglaminda-Okumak/#.Wz6dut5jydu

Http://Www.Anahabergazete.Com/Malazgirt-Ve-Buyuk-Taarruz-Zaferlerini-Anadolunun-Yurtlandirilmasi-Ve-

Anadolu-Ronesansi-Baglaminda https://www.sondakika.com/hulusi-akar/

http://www.internethaber.com/hulusi-akar-iranda-konustu-iki-konuda-mutabakata-vardik-foto-galerisi- 1811668.htm?page=6 http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&view=bts&kategori1=veritbn&kelimesec=204807 http://www.akademi-haber.com/yazarlar/prof-dr-mevlut-uyanik/aksiyon-felsefesi-olarak-anadoluculuk-ve- nurettin-topcu

http://www.haberlotus.com/aksiyon-felsefesi-olarak-anadoluculuk-ve-nurettin-topcu/#.WWMq2ITygdU http://www.anahabergazete.com/aksiyon-felsefesi-olarak-anadoluculuk-ve-nurettin-topcu-haberi

57 Tuncer Baykara, “Türklüğün En Eski Zamanları”, Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye Yayını, cilt. 2, Ankara. 2002, I-287, https://www.antoloji.com/turan-2-siiri/

image

58 Topçu, İradenin Davası, s.19

59 Fırat Mollaer, Liberal Muhafazakârlık Karşısında Nurettin Topçu, Dergâh yay. İstanbul.2016, s.87. Alver, Anadoluculuk ve Nurettin Topçu, Hece dergisi, s. 258-259; Nurettin Topçu, Felsefe, Mantık, Sosyoloji, İnkilap yayınevi. İstanbul.1952, s.79’den alıntılayan Sadettin Elibol, “Nurettin Topçu’nun Ders Kitabı Yazarlığı” Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara. 2005, s. 357

60 Nurettin Topçu, “Millet Mistikleri”, (Bütün Eserleri 15) Dergâh yay. İstanbul.2001, s.69, 73

61 Topçu, “Millet Mistikleri”, s. 110

62 Topçu, İradenin Davası, s.30; Topçu, Yarınki Türkiye, s.144

63 Ali Osman Gündoğan, Nurettin Topcu: Hayatı, s.4. http://aliosmangundogan.com/PDF/Makale/Ali-Osman- Gundogan-Nurettin-Topcu-Hayati.pdf?i=1

64 Lütfi Şehsuvaroğlu, Türk Sosyalizmi ve Nurettin Topçu, Elips. Yay. Ankara. 2011, s.79

65 Gökalp bu hususu şiirinde şöyle anlatır: Kızılelma yok mu? Şüphesiz vardır;/Fakat, onun semti başka diyardır…/Zemini mefkure, seması hayal,/ Bir gün gerçek; fakat şimdilik masal…

Gökalp bir diğer şiirinde ise, her türlüž zorluğa göğüs gererek Kızılelma‟ya giden Türkž anlatır: Demez taş, kaya/Yürürüz yaya!/Türküz, gideriz/Kızılelma‟ya! Nevzat Kösoğlu, “Kızılelma” Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye Yayını, cilt. 2, Ankara. 2002, s.858
66 Nitekim İstanbul’un fethedilmesinden sonra Kızılelma, Roma ve Viyana olarak belirlendiği Katip Çelebi kayıtlarında vardır. Gedik Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Otranto‟ya Yahya Kemal bunu şöyle anlatır: Çktı Otranto‟ya pür-velvele Ahmed Paşa/Tuğlar varsa gerektir Kızılelma‟ya kadar…

Kızılelma Yeniçeriler arasında, bir Ocak geleneği oluşturacak kadar güncel bir žülküž olarak yaşatılmıştır. “Testiye kurşun atar, keçeye kılıç çalar, Kızılelma‟ya dek gideriz” derler. Nevzat Kösoğlu, “Kızılelma” Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye Yayını, cilt. 2, Ankara. 2002, s.857

67 Fransız devriminden sonra Orta Avrupa’da düşünce olarak ortaya çıkan, daha sonra yeni korporatizm adını alan, ilk kez İtalya’da Mussolini’nin iktidara gelmesiyle uygulanan ve ardından Almanya ve İspanya’daki diktatör rejimlerce de benimsenen, sınıfların loncalar biçiminde tanımlandığı ve devletin loncaları temsil eden bir organ olarak iktisadi hayata sınırsız bir biçimde müdahale ettiği, iş çevreleriyle sendikalar arasındaki sınıf çatışmasını dengelenmeye çalıştığı ve özünde kapitalist sistemin korunduğu, sosyalizm ve sendikalizm karşıtı olan iktisadi sistem. http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&view=bts&kategori1=veritbn&kelimesec=204807

68 Ziya Gökalp’in iktisat ve İktisadî politika ile ilgili düşünceleri Fransız solidarizmi ve Friedrich List’in “Milliyetçi iktisat sistemi” ne dayanır. Buiki akım, Ziya Gökalp’te ülkenin gerçekleri ile ilişkilendirilerek yeniden yorumlamıştır. Bu akımların her birinin O’nun gözünde bir tek ortak paydası vardı; “Milletleşme”. Serdar Sağlam, Ziya Gökalp’te “Solidarizm” Ve “Millî İktisat” Hacettepe Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Güz 2004, Sayı 1. http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/ss_gokalp/ss_gokalp.htm Solidarist Korporatizm, imtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitle tahayyül eden öğreti olup, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye için ön gördüğü ekonomik ve sosyal sistemdir. Özel sektör devletin tekeline alınır. Böylelikle yeni zenginlerin ve tefeci, mafya sınıfının çıkması önlenir. Bu durum emek verenlerin alınterinin sömürülmesini de önler. Bkz. Emir Yetiş, “solidarist Korporatizm, https://otukendergi.com/solidarist-korporatizm-emir-yetis/ Ötüken Dergisi. Sayı.3. 27 MART 2016

69Mevlüt Uyanık, Türk Ocağı’nda Anadoluculuk, Türkiyecilik, Memleketcilik Tartışmaları” http://www.Yaylahaber.Com/Turk-Ocaginda-Anadoluculuk-Turkiyecilik-Memleketcilik-Tartismalari- Makale,3165.Html 30 Ağustos 2017, http://Anahabergazete.Com/Turk-Ocaginda-Anadoluculuk-Turkiyecilik- Memleketcilik-Tartismalalarii-Haberi-0 31 Ağustos 2017. http://Www.Haberlotus.Com/Turk-Ocaginda- Anadoluculuk-Turkiyecilik-Memleketcilik-Tartismalari/#.Wapglfnjbmw Ağu 31, 2017. Çınar, agt, s. 33-34
70 Lütfi Şehsuvaroğlu, Türk Sosyalizmi ve Nurettin Topçu, Elips. Yay. Ankara. 2011, s.106. krş. Mollaer, Liberal Muhafazakârlık Karşısında Nurettin Topçu, s.162-163, Çetin, agt, s.42 vd

71 Şehsuvaroğlu, Türk Sosyalizmi, s.154. Fırat Mollaer, Liberal Muhafazakârlık Karşısında Nurettin Topçu, Dergâh yay. İstanbul.2016, s.92-95

72 Nurettin Topçu, Ahlâk Nizamı, Dergâh Yayınları, İstanbul, 1997, s.150, Büyük Fetih, Dergâh Yayınları, İstanbul 1998, s.16–17 krş. Gündoğan, agm, s.4-5

73 Nurettin Topçu Bütün Eserleri 14: Varoluş Felsefesi, Hareket Felsefesi, Dergâh yay. İstanbul.1999, s.13-14, 17 vd, İradenin Davası, s. 18 vd, Bergson, (Bütün Eserleri 8) Dergâh Yay. İstanbul.2002, s. 13. 120,126-127.134. Mollaer, Liberal Muhafazakârlık Karşısında Nurettin Topçu, s.152-153. Mustafa Kök, “Nurettin Topçu’nun Felsefesi Bağlamında İsyan Ahlakı”, Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.

127. Y. Turan Günaydın, “Bağlanma: Abdülaziz Bekkine ve Nurettin Topçu İlişisi”, Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.93 vd. Topçu’ya Blondel ve Bergson’a ilaveten Louis Massignon (v.1962) önemli etkide bulunmuştur. Mustafa Kara, “Farklı bir Münzevi Sıradışı Bir Muallim: Nurettin Topçu” Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.149, Mehmed Temelli, “Hareket, Mistizm ve Topçu”, Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.175; Necip Tosun, “Nurettin Topçu ve Sezai Karakoç’ta Mevlana, Yunus Emre ve Mehmet Akif Algısı”, Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara. 2005, s. 200; Sadettin Elibol, “Nurettin Topçu’nun Ders Kitabı Yazarlığı” Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.357

74 Topçu, İradenin Davası, s.29-30; Topçu, Yarınki Türkiye, s.135. Mollaer, Liberal Muhafazakârlık Karşısında Nurettin Topçu, s.135

75 Yıldırım, agt, s. 20, 160

76 Fırat Mollaer, Liberal Muhafazakârlık Karşısında Nurettin Topçu, Dergâh yay. İstanbul. 2016, s. 83-84

77 Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Nurettin Topçu’yu etkilemesinin nedeni, Batı felsefesinde pozitivizme eleştiriler yöneltimesi, sezgi kavramının da bir anlama yetisi olarak görmesinden kaynaklanır. “Bergsonculuk’ta ‘sezgi’, rasyonalist düşüncenin ‘yöntem’ dediği şeye karşılık gelerek onun alternatifini oluşturur. Aydınlanma düşüncesinin, ‘hakikat’e akıl yoluyla ulaşılmasını bir yöntem olarak ortaya koymasına karşılık Bergson, hakikate sezgi yoluyla ulaşılacağını savunur.” Aslında Bergson’u da “ruhçu pozitivist” olarak tanımlar, ama ondaki içsel deney kavramının kendisini ruhçu pozitivist kıldığını, hatta bu yaklaşımın insanlık için bir imkân olduğunu öner sürerek, onun görüşlerini olumlar. Bu bir anlamda ‘Diğer Batı’dır. Bu “doğru”ya bağlı ilim, güzel’e bağlı sanat ve iyi’ye bağlı din ve ahlak anlayışının savunucusu olan meşhur aydınlanmacı Kant ile başlayarak, Alman düşüncesi içinde olgunlaşarak Fransa’da yayılır ve Fransız düşüncesinde Renouvir’dan başlayarak bilim ve aklın, sanat ve ahlak üzerindeki hegemonyasına karşı çıkan ve 20. yüzyılda da Bergson’a kadar ulaşan isyankâr bir Batı’dır”.
Yıldırım, agt, s. 180-181; Nurettin Topçu, Felsefe, Mantık, Sosyoloji, İnkilap yayınevi. İstanbul.1952, s.31’den alıntılayan Sadettin Elibol, “Nurettin Topçu’nun Ders Kitabı Yazarlığı” Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.357. Kant ve diğer filozofları eleştirisi için bkz. Topçu, “Bergson”, (Bütün Eserleri

8) Dergâh yay. İstanbul.2002, s.18-28

78 Nurettin Topçu, “Bergson”, (Bütün Eserleri 8) Dergâh yay. İstanbul.2002, s. 13. Mollaer, Liberal Muhafazakârlık Karşısında Nurettin Topçu, s.160

79 Topçu, İradenin Davası, s. 72-77, krş. Ali Osman Gündoğan, Topçu ve Hareket Felsefesi, s.2-3; aynı maale, Hece Dergisi Özel sayı, s.18, http://aliosmangundogan.com/PDF/Makale/Ali-Osman-Gundogan-Nurettin-Topcu- ve-Hareket-Felsefesi.pdf; M Saadettin Öktem, Nurettin Topçu, Maarifimiz Ve Medeniyetimiz” Medeniyet Tasavvuru, Sayı: 1, Ekim-2014’den alıntılayan http://www.kirmizilar.com/tr/index.php/konuk-yazarlar2/1512- nurettin-topcu-maarifimiz-ve-medeniyetimiz

80 Kalbin Anlaması ifadesi için bkz. Mevlüt Uyanık, İslâm Bilgi Felsefesinde Kalbin Anlaması: Gazzali ve Mevlana Örneği, Elis yay. Ankara. 2016

81 Fırat Mollaer, “Türk Sosyalizmine Bir Katkı: Türk Düşünce Dünyasında Anadolu Sosyalizmi” Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.24, 26. A.mlf, Liberal Muhfazakarlık, s.236. Mustafa Kara, “Farklı bir Münzevi Sıradışı Bir Muallim: Nurettin Topçu” Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.155

82 Hilmi Uçan, “Nurettin Topçu’nun Düşlediği Ahlak ve Toplum” Hakan Poyraz, “Ahlakın isyanı, İsyanın Ahlakı”, Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.88

83 Hakan Poyraz, “Ahlakın isyanı, İsyanın Ahlakı”, Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.49. Mevlüt Uyanık, “Aksiyon Felsefesi Olarak Anadoluculuk ve Nurettin Topçu” http://www.akademi-haber.com/yazarlar/prof-dr-mevlut-uyanik/aksiyon-felsefesi-olarak-anadoluculuk-ve- nurettin-topcu/27/ 06 Eylül 2015; http://www.haberlotus.com/aksiyon-felsefesi-olarak-anadoluculuk-ve-nurettin-topcu/#.WWMq2ITygdU Eyl 7, 2015, http://www.anahabergazete.com/aksiyon-felsefesi-olarak-anadoluculuk-

ve-nurettin-topcu-haberi 7 Eylül 2015

84 Nurettin Topçu, Hareket Felsefesi, s.45, İradenin Davası, s.18-19, Kültür ve Medeniyet, Hareket yay. İstanbul.1970, s. 87, Gündoğan, Topçu ve Hareket Felsefesi, Hece dergisi, s.18

85 İsyan ve anarşi farkı için bkz. Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, Hareket yay. İstanbul.1970, s. 84-89

86 Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, Hareket yay. İstanbul.1970, s. 43-44, Topçu, İradenin Davası, s.75. “Her isyanda bu manada hem bir isyan, hem de bir itaat vardır denilebilir. Her isyan hareketinde sanki bir anarşist ve bir uysal bulunmaktadır. İsyandaki anarşist insanda alemşul mesuliyet haline gelen merhametin hareketinde barınıyor. İsyandaki uysal ise bizdeki bin türül esaretten sıyrılarak mesuliyet şekilned gözüken ilahi iradeye sukun ile tesilm olan bemengilin sevimli simasında barınıyor. Allah’a iştirakimiz, bizdeki bu anarşistle bu uysalın birleşmesiyle hakikat olmaktadır. Ahlaki vasfınıtaşıyah her hareket, bizim tarafımızdan bir anarşizm hareketidir, ilahi irade karşısında ise bir itaattir. İlahi iradenin lütfu, bize hem hareketten evvel, hem de hareket esanısında hem de hareketten sonra gelmektedir. Hareket halinde ne yalnız başına insanlığımız, ne de yalnız uluhiyet var; belki insanın Allah’a iştiraki vardır. Böylelikle Allah meselesi ahlak meselesiyle birleşmiş oluyor ve Allah iştiraki tercübesini nefsinde en muvaffakiyetle yapabilen mistik, isyan edenlerin başında bulunuyor. “Topçu, İradenin Davası, s.76

87 Topçu, Hareket Felsefesi, s.47-57, ; “Bergson, s.72; Hakan Poyraz, “Ahlakın isyanı, İsyanın Ahlakı”, Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.51. İsyan Ahlakı 25-27. Şehsuvaroğlu, Türk Sosyalizmi, s.226

88 Kök, “Nurettin Topçu’nun Felsefesi Bağlamında İsyan Ahlakı”,s.134
89 Mevlüt Uyanık, “Aksiyon Felsefesi Olarak Anadoluculu ve Nurettin Topçu”. http://www.akademi- haber.com/aksiyon-felsefesi-olarak-anadoluculuk-ve-nurettin-topcu- 27yy.htm?utm_medium=twitter&utm_source=twitterfeed http://www.yaylahaber.com/aksiyon-felsefesi-olarak- anadoluculuk-ve-nurettin-topcu-makale,2660.html

90 Ercan Yıldırım, “Mistizme Koşut Şeriata Karşı Bir İhyacı Olarak Nurettin Topçu’da İslâm Düşüncesi”, Hece Dergisi, Nurettin Topçu Özel Sayısı, yıl.10, sayı:109, Ankara.2005, s.183-186,196

91 Mollaer, Liberal Muhafazakârlık Karşısında Nurettin Topçu, s.228

92 Topçu, İslâm ve İnsan, Hareket yay. İstanbul.1969, s.5, Kültür ve Medeniyet, s.73-74. Yarınki Türkiye, Yağmur yay. İstanbul. 1961, s.7 vd. Şehsuvaroğlu, Türk Sosyalizmi, s. 121-124.Bunlar Hac emrinden Cennet vaadına, Miraç olayından Kur’an’ın kutsallığına kadar bütün İslâm inançlarını, tüyler ürpertici bir geri anlayışla, mana aleminden ayırıp madde dünyasına aktardılar. Onların din imateryalizmi, Cenneti de Mirac’ı daKur’an’ı da elle tutulan gözle görülen olaylar ve varlıklar halinede kabu edici bayağı bir pozitivizm ile el ele vermiş bulunuyordu. İslâm ve İnsan, s. 9

93 Nurettin Topçu, “Millet Mistikleri”, (Bütün Eserleri 15) Dergâh yay. İstanbul.2001, s. 9

94 Topçu, İradenin Davası, Hareket yay. İstanbul.1968, Önsöz, s.10
95 Topçu, İradenin Davası, s.72-74

96 Topçu, Büyük Fetih, s.47, Maarif Davası, s.112-116; Yarınki Türkiye, s.222

97 Topçu, İslâm ve İnsan, s.24

98 Fırat Mollaer, Liberal Muhafazakârlık Karşısında Nurettin Topçu, Dergâh yay. İstanbul.2016, s.18

99 Lütfi Şehsuvaroğlu, Türk Sosyalizmi ve Nurettin Topçu, Elips. Yay. Ankara. 2011, s.94, 116

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EBEDİYETE İRTİHALİNİN 12. SENESİNDE TÜRKİYEM'İN ŞAİRİ'NE
Kitabın ortasından girelim. Kelâmımızı eğip bükmeden gönlümüzden geldiği gibi aktaralım..  Şükür ki muvaffak olamayan, halkın sağlam irâdesine takılan 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 27 gün boyunca Demokrasi nöbetlerinin favori parçası olan "TÜRKİYEM" meydanları inletti ve heyecanına...
İNSANIN TAŞRASI-IX
Uzak çağlardan o güne kadar günler kum gibi akmış; yıllar, yüzyıllar, kervanlar gibi uzak ufuklarda kaybolup gitmişti. Dünya kurulalı beri mavi dalgaların koşuştuğu o yerlerde şimdi çorak topraklar belirmiş, derin vadiler oluşmuştu. Neresi miydi burası? Deveören Köyü, bizim köyden bahsediyorum....
ŞİİRDE İMGESEL GÖSTERGE
 İmgesiz sanat olamayacağı gibi imgesiz şiirin de ortaya konulamayacağı bir gerçektir. İmgesel anlatım en çok da şiirde kullanılmıştır. İm kelimesi; işaret, alâmet anlamına gelmektedir. Anlam yüklenen her şey, gösterge, iz, belirti… birer im’dir. Türkçe’de sık kullandığımız, ‘’imi, timi...
AYRILIK YOKUŞU
Babamdan kalan o eski evin önündeki somyanın üzerinde kollarımı bağladım oturuyorum. Değişik duygular içerisindeyim. Bir duygudan çıkmadan diğerine yatay geçiş yapıyorum. Halimden memnunluk derecem değişkenlik gösteriyor.  Buraları hayal meyal hatırlıyorum. Ayrılık yokuşu… Zamanında...
FİN(CAN)LA GELEN MEKTUP
“Değerli Hocam; Öncelikle selam eder ellerinizden öperim. Beni hatırlayamamış olabilirsiniz, ama ben sizi hatırlıyorum. Sizin yüzlerce öğrenciniz olmuştur, benimse bir tane Muharrem Hocam oldu. Ben hep arka sıralarda oturan sessiz bir öğrenci oldum ama söyledikleriniz ve yaptıklarınız kafamda mıh...
İNSANIN TAŞRASI-VIII
Bir gün Bilecik Vali Yardımcısı, Aziz Dost Abdurrahman Bey,-İlgen Hocam, sana bir şey danışacağım.-Hayhay, buyurun. Vilayet merkezinde kendi başkanlığında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı olarak toplanmışlar. Toplanma nedeni ihtiyaç sahibi öğrencilere burs vermek. Tabii, konuşmuşlar,...
prev
next

YUNUS EMRE’Yİ ANLAMAK

Ahmet URFALI

13.yüzyıl Anadolu’nun gerçek bir aydınlanma dönemidir . Hacı Bektaş Veli, Mevlana, Ahi Evran ve Yunus Emre bilge ve ulu kişilikleri ile zorluğun mengenesine sıkıştırılan Anadolu Türk insanına ümit ve müjdeler...

SULTAN I. KILIÇ ARSLAN’IN NEHİRDE BOĞULA…

Ali_Alper ÇETİN

Sultan I. Kılıç Arslan’ın nehirde boğularak gelen hazin şahadeti (Sultan I. Kılıç Aslan, 600.000 kişilik Haçlı ordusunun 500.000 kişisini Anadolu yaylalarına gömen Sultan) Malazgirt’den sonra Kutalmışoğlu Süleyman Şâh, Türklerin ikinci Anayurdu olmak üzere Anadolu’yu...

DEVLET-İ EBED-MÜDDET

Ahmet URFALI

Devlet-i ebed-müddet tabiri; sonsuza kadar sürecek devlet demek olup tarih boyunca kurulan "Türk Devleti"ni ifade eder. Bu konuda H. Nihal Atsız; "Türkiye Cumhuriyeti gökten zembille inmemiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun devamıdır. Osmanlı...

BAHAEDDİN ÖZKİŞİ'NİN "SOKAKTA…

Tuğba ÖZCAN

Uçtaki Adam ve Köse Kadı isimli, çok severek okuduğum tarihi romanları ile tanıdığım Bahaeddin Özkişi'nin okuduğum üçüncü kitabı olan, 1975 Peyami Safa Roman yarışmasında başarı ödülü alan SOKAKTA. İlk sayfalarda beni fazlaca sıkan...

MUHARREM DAYANÇ - KENDİMİ KAZDIM …

KENDİMİ KAZDIM Sizde nihayet bulmayan veya sizde başlamayan hiçbir sözün, işin, hayalin...

Osman Bey Babasına Göre Atak Bir B…

Araştırmacı Yazar Dt. Recep Aydoğdu ile bir sohbet gerçekleştirdik.      ...

ŞEHİRDEKİ VATAN

Şehrin ve onun ifade ettiği medeniyetin; Vatanımızın kimliğindeki önemini en güzel...

SULTAN I. KILIÇ ARSLAN’IN NEHİRD…

Sultan I. Kılıç Arslan’ın nehirde boğularak gelen hazin şahadeti (Sultan I. Kılıç...

ZİYA GÖKALP'E GÖRE MİLLİYET MEF…

Ziya Gökalp, "Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak" isimli eserinin 10. makalesi olan "Milliyet...

SANATTAN BİLİME, RUHTAN HÜCREYE P…

Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan adlı eserinde akıl-zekâ-vahiy konusunu işlerken şöyle der: “İnsan...

İSMAİL BEY GASPIRALI VE TÜRK BİR…

Türk milliyetçiliği düşüncesinin en önemli simalarından biri olan İsmail Bey Gaspıralı...

SOYLU ÇEHRELER - Bestami YAZGAN

"Şairleri haykırmayan bir millet;Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir...."Diyor Mehmet Emin...

KÖPRÜ

Kapılar ardı sıra kapandı. Arabaya en son binen şoför, aceleci tavrı...

SAYI - 12 TARİHÎ TURAN NUMÛNE MEK…

Birinci Dünya Savaşı devam ederken “Eğitimsiz olmaz, mektep isteriz” demiştiler yarınları...

Mehmet Ali Kalkan

 Mehmet Ali KALKAN, Eskişehir Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor...

NELER GEÇMEDİ Kİ?

Tercanlı İsmail Daimî(1932-1983)’nin  “Ne ağlarsın benim zülfü siyahım Bu da gelir bu da...

MEHMED AKİF'E DAİR-5: HESABA ÇEK…

(Geçen sayıdan devam)   c) Aile Bağlarının Zayıflaması, Maziye Saygısızlık, Ahlakî Zaaf:  Düşünce yapısı...

Bir Darbenin Anatomisi

Türk tarihçiliğinin en verimli kalemlerinden Yılmaz Öztuna, artık bir klasik sayılan...

ANLA(ŞA)MIYORUZ

‘Aya giden insan ile iletişim kurabilecek sistemleri buluyoruz. Buna rağmen çoğu...

Senaryo Nedir?

Senaryo  Anglosaksonların 'spec script' , Fransızların 'continuite dialoguee' adını verdiği, sayfası...

ATATÜRK İÇİN

10 Kasım, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunu kaybettiğimiz gündür. Bugün okullar, resmi kurumlar...

İSKENDER PALA’NIN ŞAH VE SULTAN …

Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin...

KORKMA SÖNMEZ

Anayasa’nın 3. Maddesinde Cumhuriyetimizin nitelikleri sayılırken, ‘’Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.’’ hükmüne...

NE OLUR BENDEN ÖNCE ÖLME ANNE!

Yıllar önceydi. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde çıkardığımız Üniversite Gazetesi’ndeki köşem için babaannem...

GECEYE KASİDE

Seni görmeseydik yıldızlar hakkında fikrimiz olabilir miydi? Yıldızlar ki tarhlarının papatyalarıdır, ay...

NATÜRALİZM

Determinizm anlayışını romana getiren bu akım 19. asrın ikinci yarısında Fransa’da...

LÂMELİF - SAHURA YAĞMUR ARICAN

“Varlığın bana yetmezken, yokluğunla avunmak zorundayım.” der Mevlâna… Ve ekler; “Ya al götür...

ECEL TUTMUŞ ELİNDE BİR ULU CÂM- …

Ecel tutmuş elinde bir ulu câmKi ol câmın içi dolu ser-encâm Kime...

İnsanlığın Dirilişi

Sezai Karakoç'un hayatı boyunca ideal bir uygarlık şekli olarak sunduğu ve...

PEYAMİ SAFA-2

Bir Dante'nin La Divinc Comedie'sini hakkiie anlamak ve tatmak istiyen bir...

NİYE TEBESSÜM

İnsanımızın yüzü, maalesef, hep asık... Caddede sokakta gülen insanların sayısı gittikçe...

SORALIM MI?

İyilik, insanın sadece kendi menfaati için çalışması demek değildi. Bir elin...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAF…

Paşa[1], yorgunluk kahvesini içmişti. Şöyle yalnız başına Ankara’da dolaşmak istiyordu. Çankaya’daki...

İNSANI YETİŞTİRMEK -II

Geçmişe Bir Yolculuk: Babam, Nuri Dayım, Okul Müdürü ve BenGeçmişe kısa...

AHMET HAMDİ TANPINAR’I EDEBİYAT …

“…Tanpınar’da beni büyüleyen şairliğinden, romancılığından çok memlekete bakış tarzı, zihniyeti olmuştur...

MUM KİMİN YANAN KERKÜK

Benim mahzun bakışlı Kerkük’üm, Kanadı kırık güvercinim, Yaralı ceylanım… Sen zor günlerimde hep yanımda...

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ

Milli Edebiyat Dönemi (1911-1923) II. Meşrutiyet (1908)'ten sonra başlayan ulusçuluk akımı her...

AZERBAYCANLI YAZAR SABİR ŞAHTAHTI…

Sabir Şahtahtı, gazeteciliğinin yanında siyaset bilimi doktoru olarak Türk dünyasının önemli...

CENGİZ DAĞCI'DA VATAN - 4

“Bismillahirrahmanirrahim... Bizim Savaşçı'nın-İhtiyar Savaşçı-(1) öyküsü de burada başlıyor işte: Silahsızdı gayrı. Uzak savaşlardan...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA…

Yunan ilerleyişi ve iç isyanlar sebebiyle Ankara Hükümeti bunalmıştı. Millî Kurtuluş...

SAYI - 9 TÜRK KAHVESİNİN TARİHİ…

“Kahvelerim pişti gelKöpükleri taştı gel İyi günün dostlarıKötü günüm geçti gel”Makine cezveler...

MÜSLÜMAN SAATİ

İstanbul’u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istilaların en gizlisi ve en tesirlisi...

Abdurrahim KARAKOÇ

1932 yılının Nisan ayında Kahramanmaraş ili, Ekinözü ilçesinde dünyaya geldi. Dedesi, babası ve kardeşleri de...

Ruh Adam Romanında Otobiyografik Un…

Metin SAVAŞ Kurmaca anlatı dallarından biri olan roman sanatının hiçbir ürünü hiçbir...

BİR ÖMÜR NASIL YAŞANIR? HAYATTA …

Hiç şüphe yok ki İlber ORTAYLI bilgisiyle, kahkahasıyla, muzipliğiyle ve kendinden...

ilk sözlük

Meşrutiyet inkılâbından sonra, 1910 yılının soğuk bir kış günü… İstanbul’da dönemin...

SEVMEK VE SEVİLMEK İÇİN

Sevecek ve sevilecek çok şey var. Sevmek ve sevilmek için o kadar...

RAUF DENKTAŞ'TA VATAN

Mustafa Necati Sepetçioğlu “Kıbrıs” la ilgili yayınladığı eserlere “Sabır Ağacı” ismini...

GÖZLERİN

Yârelerim göz göz oldu gören yokNeden fersiz kaldı neden gözlerim?Sis çöktü...

Âşık Reyhânî

1932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğan Reyhanî’nin asıl adı Yaşar Yılmaz'dır...

ŞEYH HAMİD-İ VELİ (SOMUNCU BABA)

(1331-1412)Tevazûda tekti, şandan şöhrettenEderdi nefret, Şeyh Hâmid-i Velî.Şehr-i Kayseri’den yeşil Bursa’yaEyledi...

ÖĞRETMENE MEKTUP

SEVGİLİ ÖĞRETMENİM, Beni tanıdığını, beni anladığını biliyorum. Sana güvenerek içimden geleni seslendirmek...

EDEBİYATTA RETORİK

 Söz; bir duyguyu, bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan sözcük ya da...

EDEBİYATIMIZIN BESMELESİ

Türk dilinin ifâde gücünün târihin her döneminde zengin bir muhtevaya sahip...

YENİ BİR YILA GİRERKEN

İnsanî ve ahlakî erdemlerle düzenlenmiş hayata ömür diyoruz. Ömrümüz, inşallah, iyilik...

DİVAN EDEBİYATI VE KAVRAMLAR - 5

Konularına göre nazım-nesir türleri Din dışı şiir türleri Bahariye • Baharın gelişini...

İNSAN,RUH VE SONSUZLUK

Teoloji, metafizik ve felsefe yaradılış konusunu farklı bakış açılarıyla açıklamışlardır. Kur’an-ı...

HALI'DAKİ VATAN

Köy hayatını yaşayanlarımızın çoğu “ıstar (mazman) tezgahında” dokunan nice halının ve...

DOĞU-BATI SENTEZİ MÜMKÜN MÜDÜR…

Türk Modernleşmesine Kısa Bir Giriş Osmanlı imparatorluğu yükselme döneminde kendisini her açıdan...

ATABETÜL HAKAYIK

XII. yüzyıl Türk şairlerinden Edib Ahmed Yüknekî'nin Doğu Türkçesiyle yazdığı ahlâk...

TÜRK İDEALCİLİĞİ

Dünkü yazımda, hayata verdikleri mânâ bakımından, insanı dört tipe ayırdım: Keyif...

BASRÎ GOCUL

Balkan Harbi sırasında, Çorlu'nun Muhittin mahallesinde, bozguna uğratılmış istilâcı düşmanın geri...

SÖĞÜT DERGİSİ

İçimizdeki umutları yeşerten haberler ardı ardına geliyor. “Dergiler acaba önemini ve...

Aşık Pervani

Aşık Pervani (İsmail ÇELİK)Mehmet Ali Kalkan'ın Gönlünden... Aşık Pervani (İsmail Çelik) ve Mehmet...

"Uysal Bir Kız"'ı Nasıl…

Bu öykümü son derece gerçekçi saymama karşın,ona “fantastik bir öykü” diyorum...

Gültekin SAMANOĞLU

2 Kasım 1927 yılında Konya’da doğdu. Asıl soyadı Samancı’dır. Ortaöğrenimin ilk...

GÖÇERLERİN SIRRI

Göçerlik bir hayat tarzı, yaşama biçimi ise, yılkı ve sürü için...

DEĞERLERİMİZ NİYE DEĞERSİZLEŞ…

Sosyal medyada rastlamıştım; süslü süslü yazılmıştı, epey bir dikkat çekiyordu. İlk...

XIX. ASIR ÂŞIKLARINDAN BEŞİKTAŞ…

Başlangıcı XVI. asra dayanan ve tarih sahnesinde kesintisiz süreklilik göstermek kaydı...

YUNUS EMRE’NİN NUR-I MUHAMMEDİ A…

Yunus Emre’nin bir manzumesinde, kuş, göl ve su sembolleri kullanılarak Hz...

İDİL ÇELİKER İLE SOHBET (AHMET …

       İdil Hanım, sizce müzik nedir? Müziği ne olarak...

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL - HAN DUVARLA…

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı, Bir dakika...

AZ ZAMAN ÇOK EDİRNE

Edirne’deki bir yılım bir ömre mal oldu. Şimdi anlıyorum ki üniversite...

ANLAMIN BAĞLAM AÇISINDAN İNCELENM…

Semantics ve pragmatics alanlarına bakış Anlam konusudilbilimde semantics (anlambilim) ve pragmatics (edimbilim) alt başlıkları ile ele...

DAĞDAKİ VATAN - 1

Türk’ün  mührü; Tanrı dağlarından, Kafkas dağlarına, Kafkaslardan  Allahuekber dağına, Süphan dağına kısaca...

GÖNÜL GÖÇLERİNİN DURAĞI

Hz.Mevlana şöyle der göçle ilgili;’’ “Kervan başının, kervanın kalkmak üzere olduğunu...

Yazmanın Hazzı

Eğer şevk, zevk, sevgi, eğlence olmadan yazıyorsan yarım bir yazarsındır. Yani...

500 Yılın Ardından Piri Reis

Nazan Karakaş Özür YEDİTEPE YAYINEVİ UNESCO 2013 yılını, Piri Reis Haritasının...

Cengiz DAĞCI

Cengiz DAĞCI Kırım'ın Gurzuf kasabasında 9 Mart 1919’da dünyaya geldi. Çocukluğu...

SAYI 6 - HOCANIZI SIKI TUTUNUZ

Bazı insanların sizi sevmemesi nimettendir. Hatta gıyabınızda kötü konuşmaları, hakkınızda olumlu...

ŞİİR:SÖZÜN SIRRI

 Sözlükler şiir terimi üzerinde farklı tanımlar yapmakla beraber; sezgiye dayanan duygu...

SU GİBİ AZİZ OLMAK

‘’Su hayattır.’’ diye başlanır söze. Su hayrı yaptıranlar , ‘’Su gibi...

HOCAM ÖMER FARUK AKÜN

On beş Temmuz şehitlerine ithaf… Önümde İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili...

GEL ŞİMDİ TANIMINI YENİDEN YAPAL…

“Yürek yangınına ateş gerekmiyorsa / Gel şimdi tanımını yeniden yapalım ateşin”...

Osmanlı'dan 21. Yüzyıla Ekonomik…

Tesbih taneleri gibi birbirinden bağımsız görünen fakat ip ve imameyle birbirine...

Aşık Murat Çobanoğlu

 Aşık Murat Çobanoğlu 1940 yılında Kars'ın Arpaçay ilçesinin Koçköyü beldesinde çiftçi bir...

SAYI - 4 BİR OSMANLI GAZETESİNDE K…

Daha ilk sayısında “Yanık bağırlardan kopup gelen acı acı Anadolu seslerine”...

SEVGİLERLE YÜKLÜ GERÇEK BİR ŞA…

Bir dostuna yazdığı mektupta: “Elimde Türkçe gibi güzel bir silâhım var. Bu...

ÂŞIK ŞİİRİNİN SİYASALLAŞMAS…

Bu bildirimizde söz konusu edeceğimiz siyasallaşmanın ne anlama geldiğini ya da...

KÜLTÜR DEĞİŞMESİ VE MİLLİYET…

Kitap, cemiyetler hayatının eski problemini ülkemize tatbik eden, yaşadığı dönemi gözlemleyen...

NAMIK KEMAL MİLLİYETÇİLİĞİNİ…

1.Namık Kemal Kimdir? Avrupai Türk edebiyatına kesin zafer sağlayan edip, Namık Kemal’dir...

KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...

Bunu geçen sene yazmışım. Yağmur, üç yaşını geçti şimdi. Allah bütün...

Arif Nihat Asya'da Vatan Sevgisi ve …

Vatan sevgisinin ideolojik boyutuna bakıldığı zaman, Arif Nihat'ın samimi bir Turancı...

Şerife Gündoğdu'nun Vuslatı

Vuslat; ulaşma, erişme, kavuşma, buluşma, beraber olma anlamlarına gelmektedir. Vuslatın zıt...

SABIR

Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir. -Bakara Suresi, 153- Hayâ zînettir. Takva da keremdir...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAF…

Yüzbaşı Mustafa ve küçük Mustafa Kemál birlikte Selânik'e dönüyorlardı. Bu arada...

DEDE KORKUT KİTABINDA ALKIŞLAR VE …

Türkiye Türkçesinde "bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpmak"2 anlamında...

BENİM TRENLERİM

Küçük dünyamın en gizemli aracıdır tren. Bazen oyuncağım olur oynadığım, bazen...

Hece Dergisi/Mart

Hece dergisi her ay güçlenerek yoluna devam ediyor. Rasim Özdenören’in önyazısının ardından Hece’nin...

TÜRK FIKRA TİPLERİNDEN ‘PALULU …

Fıkra, kısa ve öz bir anlatıma sahip bir düşünceyi veya toplumdaki...

ÖTELERDE ÖLÜM YOK DEMİŞTİN

Kafilemiz Bolu Dağı’nda mola verdiğinde ben şair bir abiyle köşedeki masaya...

OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ

“Volkan gibi lâv atmış, ne susmuş ne sönmüşüm Ben bir fikir...

ERLİK - METİN SAVAŞ

ErlikMetin SavaşÖtüken Neşriyat Edebi çalışmalarını rahat bir ortamda sürdürebilmek amacıyla İstanbul'u terk...

YENİ DÜNYA DÜZENİNE ALTERNATİF …

Ergenekon Destanı anlatısındaki eli ayağı budanmış son Türk aynı zamanda, tek...

Bahtiyar VAHAPZÂDE

Türk dünyasının görkemli şairi 20. yy. Azerbaycan edebiyatının şiirinin muhteşem siması...

YUNUS EMRE'yi YENİDEN OKUMAK

Türkolog Anna Masala; ‘’Yunus Emre Türk ruhudur, sonsuz-tarihsiz Anadolu’dur.’’ diyerek bir...

BİR KORE GAZİSİ : İBRAHİM ETHEM

 -Kore Gazisi İbrahim Ethem Güney’inferah ve güzel hatırasına- Yelkentepe’nin tam karşı yamacına...

Namık Kemal'in Şiirleri Hakkında

Cemiyete yön veren ve tesir eden şahsiyetler, mısralarıyla hafızalarda yaşarlar ve...

OSMANLI'NIN SON SAVAŞI - ALTAY CENG…

Bu ülke, 1914 Ağustosu’nda bir mukadderat anına varmış olarak, kaçınamayacağı bir...

SANAT FELSEFESİ

 Düşünürler ;’’Bir sanat eseri nasıl oluşur?  Sanatçı eserini nasıl ortaya koyar?...

Saadettin KAPLAN

 Sadettin Kaplan, 1944 senesinde Ağrı‘nın Patnos ilçesinde dünyaya gelmiştir. İlkokulu Patnos’da okudu...

AYLA COŞKUN CEREN'LE SOHBET

Ayla Hanım öykü ve denemeler yazıyorsunuz. Sizdeki yazma yeteneği nasıl gelişti?...

ABDURRAHİM KARAKOÇ’DA VATAN

“Dağ ile Sohbet Beyaz karlı, kara çamlı iri dağHeybet nedir, ne değildir?...

Ahmet Yılmaz SOYYER

Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla...

DİVAN EDEBİYATI VE KAVRAMLAR - 2 (…

Teşbih • Sözü daha etkili kılmak amacıyla ortak nitelikleri bulunan nesne...

ÖMER SEYFETTİN - PRİMO TÜRK ÇOC…

Serin ve karanlık eylül gecesinin yıldızsız seması altında Selanik, sanki gündüzkü...

TANPINAR’IN HUZUR ADLI ROMANINDAN …

MACİDE Huzur’un ilk bölümü, romanın bilge karakteri İhsan’ın hastalığı çerçevesinde, geriye dönüşlerle...

BİRLİKTEN CUMHURİYET DOĞAR

Milletçe, coşku ile, Türkiye’de ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutluyoruz/kutladık Cumhuriyet Bayramımızı...

SAĞIM SOLUM SOBE, SAKLANMAYAN EBE

Kim ebe kim sobe belli idi. Yağ satardık, bal satardık; ancak...

SEZAİ KARAKOÇ

22 Ocak 1933 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Şair, yazar, düşünür...

OKUMADAN LİM YAZMADAN MUALLİM

Bir cümleden veya metinden yeni ve değişik bir anlam(lar) çıkarırdık. Bir...

Muhakemetü'l Lügateyn Nedir?

Ali Şir Nevai’nin yazdığı, kelime anlamıyla “İki dilin kıyaslanması” anlamına gelen...

BAYRAM GEÇİNCE

Milletçe sevinç içinde kutladığımız milli ve dini günlerimiz, bayramlarımız … Bayramlarımız...

KÖTÜCÜL KADIN - ŞAHİKA KARACA

Kötücül kadın üzerine bu araştırma edebiyat, felsefe ve psikanaliz etrafında disiplinlerarası...

NİYE OKUSUN Kİ?

Yakın tarihi Kurtlar Vadisi’nden uzak tarihi Muhteşem Yüzyıl’dan öğreniyor. Niye okusun? Spor...

ARİF NİHAT ASYA’NIN ŞİİRLERİ…

 1.Giriş Kıbrıs, eskiden beri Türk’ün ilgi alanı içinde önemli bir yere sahip...

İK(İNCİ) KÖY İLİMBEY

Bir insanın kendi köyü dışında ikinci köyü olsaydı benim ikinci köyüm...

KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...

Benim çat kapı gidebileceğim, karnımı doyurabileceğim, çay içebileceğim, sohbet edebileceğim kişilerden...

KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...

Gece ağrı, ateş, titreme, bulantı... Sabaha kadar uyuyamadım. Sabah ilk defa...

KURULUŞTAN TANZİMAT’A KADAR OSMA…

Osmanlılarm kuruluş döneminde ortaya çıkan sözlü ve yazılı edebiyat ürünleri Anadolu...

CAHİT ÖZTELLİ

Halk Edebiyatı tarihçisi ve değerli folklorcu Cahit Öztelli ile, şahsen tanışmadan...

Kadir Yılmaz İle Kitaplar ve Yayı…

Kadir Yılmaz, Ötüken Yayıncılık Editörü, Sayın Kadir Yılmaz ile kitap yayıncılığını...

SUZAN ÇATALOLUK - AHENK

Parmağını uzattı, tam değecekti ki hemen vaz geçti. Derin bir hayranlıkla...

BURHAN TOPRAK

“Yunus Emre’yi bulmadan önce, Türk edebiyatının havasında bunalıyordum. Yunus Emre, Türk...

ŞAİR MEHMET ALİ KALKAN İLE BİR …

 MEHMET ALİ KALKAN ÖZGEÇMİŞ  1958 yılında Eskişehir’de doğdu. Gazi İlk Okulu,Tunalı Orta...

TARİHİN SESSİZ DİLİ DAMGALAR

“TARİHİN SESSİZ DİLİ DAMGALAR” ÜZERİNE Mustafa AKSOY ile Söyleşi Söyleşi: Ahmet VURGUN       ...

Behçet Necatigil (GÖNÜL)

(d. 16 Nisan 1916, İstanbul - ö. 13 Aralık 1979, İstanbul)...

RIZA TEVFİK

Filozof Rus Tevfik’in ölümüne iki yüzden acımalıyız: Birincisi, halk ş¡irinin her...

“KOZA” ŞİİRLERİNE GÖRE HAR…

   2.2.”Koza” şiirlerinde  ses yapısı   Harid Fedai’nin şiirlerinde ses zaman zaman ön plana...

NEYZEN TEVFİK

Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan...

ESKIŞEHIRLI EDEBIYATÇI-YAZAR FERID…

“Çocuklarımız ithal kahramanlarla yetişmemelidir” FERİDE TURAN ÖZGEÇMİŞİ Eskişehirli edebiyatçı-yazar. İstanbul Üniversitesi Türkoloji 1995...

HOCAM HAKKI TARIK BEY

Üstad Necip Fazıla göre, Hakkı Tarık Us: "Her işte kılı kırk...

KERKÜK'TEKİ VATAN - 3

Mehmed Sadık’ın ( 1891-1967) “EY KERKÜK” isimli şiiri “Kerkük’teki Vatan” yaramızın...

OĞUZ UYKUSU VE KUTADGU BİLİG!..

Oryantalist birikim ve mantığıyla kendisine kim olduğunu öğretmeye çalışan sosyal bilimlere...

RAMAZAN DUYGULARI

Cenab-ı Hakk'a şükürler olsun. Yine bir Ramazan'a sağ salim ulaştık. Bu...

TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE ÜNLEM

(Terim ve Tanım, Tasnif, Ünlem Olan Kelimeler, Söz Dizimi ile ilgili...

TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR ORTAK PAYDAS…

Asırlar süren Türk göçleri ve bunların siyasî birlikteliklere, devletlere dönüşmesi sebebiyle...

NAMIK KEMAL’E DAİR ÜÇ DİKKAT

Tanzimat döneminin topluma ve dünyaya en açık kalemlerinden biri Namık Kemal’dir...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

BİYOGRAFİ

İDEALİST BİR MUALLİM: NURETTİN TOPÇU

Edebiyat Dunyamız

Cumhuriyet devri fikir hayatımızın en önemli simalarından birisi de hiç şüphesiz ki Nurettin Topçu’dur. O, daha çok bir fikir adamı, felsefeci ve ahlakçı olarak tanınmakla beraber aynı zamanda bir hoca...

50. Yıl Marşı Şairi: Bekir Sıtkı Erdo…

Edebiyat Dunyamız

 Cumhuriyet devri Türk edebiyatının önemli şairlerinden Bekir Sıtkı Erdoğan 24 Ağustos 2014 tarihinde vefat etti. Erdoğan “Kışlada Bahar” ve “Hancı” şiirleriyle tanınıyor. Hatta denilebilir ki bu şiirlerin şöhreti şairini de...

BURHAN TOPRAK

Abdullah SATOĞLU

“Yunus Emre’yi bulmadan önce, Türk edebiyatının havasında bunalıyordum. Yunus Emre, Türk Orta Çağının zirvesidir. Onun divanı bizim divana commedia (ilahi kometya)’mızdır. O kitapta, ruhun büyüklüğü, vücudun fâniliği, kendi taliimizi yaratmamak felâketi...

Erkin VAHİDOV

Edebiyat Dunyamız

Erkin VAHİDOV   Günümüz Özbek şairlerinden Abdulla Âripov’un Söz Sehri (Söz Sihri) adlı yazısında, “İşte birkaç on yıldan beridir müstesna bir şiir bahçesinin çiçek kokulu havasından nasibimizi alıyoruz. Bu Erkin Vâhidov’dur. Ana...

Aşık Murat Çobanoğlu

Edebiyat Dunyamız

 Aşık Murat Çobanoğlu 1940 yılında Kars'ın Arpaçay ilçesinin Koçköyü beldesinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Karapapak (Azeri) Türkleri'nden ve asıl soyadı Çobanlar olan Çobanoğlu’nun annesi Lala (La'li) hanımdır ve...

Mehmet Zeki Akdağ

Edebiyat Dunyamız

 Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında doğdu. Göktepe İlkokulu 1943...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR

Edebiyat Dunyamız

1962 Eskişehir doğumlu. İlk, Orta ve Lise tahsilimi Eskişehir’de tamamladı. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl mezun olduğum Bölümün Eski Türk Dili Anabilim...

PEYAMİ SAFA-1

Edebiyat Dunyamız

Şair İsmail Safa'nın oğlu ve «Mahşer», «Bir Akşamdı», «Şimşek», «Fatih - Harbiye», «Dokuzuncu Hariciye Koğuşu». "Bir Tereddüdün Romanı», «Biz İnsanlar" romanlarının müellifi Peyami Safa'ya otuz dokuz senelik hayatından ve on...

Mehmet Ali KALKAN

Edebiyat Dunyamız

Mehmet Ali KALKAN, Eskişehir   Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde çalıştı. Sonra...

ÖYKÜ / ROMAN

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

O zamanlar askeri okullar yaşlı imparatorluğun en çağdaş eğitim kurumları arasındaydı. Genç adam, aradığı bilgiye ve tecrübeye ancak böyle bir okulda ulaşabilirdi; çünkü bu okullar öğrencilerine sadece askeri konularda değil;...

Yazmanın Hazzı

Eğer şevk, zevk, sevgi, eğlence olmadan yazıyorsan yarım bir yazarsındır. Yani bir gözün piyasada, bir kulağın avangart zümrelerdeyken kendin olamıyorsun demektir. Hatta kendini bile tanımıyorsun. Çünkü bir yazarın hissetmesi gereken...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Mustafa Kemâl’in sabah ilk işi kendi maaşından yahut gerekirse borç alarak Arabacı İsmail Efendiye bir at alıp hediye etmekti[1]. Sabah ona zor olmuştu. Saman pazarında atların satıldığı bir hana gitmiş...

KERİME NADİR VE DEHŞET GECESİ

5 Şubat 1917’de İstanbul’da doğan Kerime Nadir (Azrak) 1935 yılında Saint Joseph Lisesi’ni bitirmiştir. Yazı hayatına dönemin edebiyat dergilerinde şiir ve öykü çalışmalarını yayımlayarak başlayan Nadir, sayıları kırka yaklaşan ve...

TARIK BUĞRA - HAVUÇLU PİLAV MESELESİ

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bu kara gün pazar, başka türlü geçerdi. Karımı düşünmek...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE GÜLYABANİ

Gulyabani, romancıya yaşlı bir hanım okuyucusu tarafından cinlerle, perilerle ilgili giz dolu şaşırtıcı serüvenler anlatması ricasıyla gönderilmiş bir mektup ile başlar. Yazar bu mektuba o güne değin ne dev, ne...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

  Meclis kürsüsünün siyah örtüsü TBMM’in deki her konuşmasında Mustafa Kemâl Paşanın gözüne ilişmekteydi. Yeşil Bursa’nın işgal edildiği günden beri o örtü duruyordu. “Kalkacak” diyordu arkadaşlarına “Yeşil Bursa’da İzmir’de kurtulacak”. 1...

REŞAT NURİ GÜNTEKİN ve YAPRAK DÖKÜMÜ R…

Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar’daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Yunan ilerleyişi ve iç isyanlar sebebiyle Ankara Hükümeti bunalmıştı. Millî Kurtuluş Savaşı dönemindeki isyanlar tarih itibariyle, Mustafa Kemâl’in Samsun’a çıkışından sonraki zamana rastlamakta ve ünlü Dürrizâde[1] fetvasının yayımlanması ile Kuva-yı Milliyeyi...

ŞAİR ve ŞİİR

KUTADGU BİLİG-1 TANRI AZZE VE CELLENİN MED…

Teŋri Azze Ve Celle Ögdisin Ayur Bayat atı birle sözüg başladım,törütgen egidgen keçürgen idim Yaratan, yetiştiren ve göçüren rabbim olan Tanrının adı ile söze başladım.

GAZEL - KEÇECİZÂDE İZZET MOLLA

1. Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihan harâbEyler anı müdâhane-i âlimân harâb2. Bilmez ki iki kat yıkılur kendi halkdanİster cihân yıkıldığını hânüman-harâb3. A’mâl-i hayr süllemidir kasr-ı CennetinMümkin mi çıkma olsa...

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL - HAN DUVARLARI TAHLİ…

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı, Bir dakika araba yerinde durakladı. Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, ...

Mehmet Ali Kalkan

Mehmet Ali KALKAN, Eskişehir Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde çalıştı. Sonra...

ARİF NİHAT ASYA - ONLAR ŞİİRİ TAHLİLİ

ONLARNerde kaldı o anlar ki,Analar kurt doğururdu,Hilkat insan çamurunuDestanlarla yoğururdu.Nerde o yiğitler ki gürSesleri ülkeyi bürür,"Yürü!" dese dağlar yürür,"Dur!" dese kalpler dururdu?Yurda, baş dedikleri birAğır adakla geldilerVe şu bayraksız dünyaya,Bayrakla...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ (ALİ…

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı Yavaş yavaş araladı perdeyi Gönlüm...

XIX. ASIR ÂŞIKLARINDAN BEŞİKTAŞLI (TOKAT…

Başlangıcı XVI. asra dayanan ve tarih sahnesinde kesintisiz süreklilik göstermek kaydı ile günümüze kadar ulaşan âşık edebiyatı ve geleneği Türk edebiyatı ve kültürünün en verimli alanlarından biridir. İçinden geçtiği her...

NECİP FAZIL KISAKÜREK - SAKARYA TÜRKÜSÜ …

Şiir, yan anlamları çoğaldıkça, günlük dilden bambaşka bir mecraya geçtikçe, yeni söyleyişler buldukça değer kazanır. Aksi takdirde man­zume olmaktan ileri gidemez. "Şiirde önemli olan düz anlam değil, yan anlamdır. Şiir...

ZİYA GÖKALP’İN MİLLİYETÇİLİK DÜŞ…

1-ZİYA GÖKALP’İN HAYATI             Ziya Gökalp 23 Mart 1986 yılında Diyarbakır’da doğmuştur. Kendisine babasının isteği üzerine Mehmet Ziya adı verilmiştir. Babası, Vilayet Evrak Memuru Mehmet Tevfik Efendi, annesi Zeliha Hanım’dır. İlköğrenimini...

TÜRKÜDEKİ VATAN - 1

Prof.DR.Hilmi ÖZDEN

Bayram Bilge TOKEL diyor ki; “Türküler bizi söyler yüzlerce yıldır, biz türküleri... Türkü BİZİZ. Aslında, en sade en yalın, en insan halimizle biz.Sevdalarımız,...

MİLLÎ EDEBİYATIN ÖNCÜSÜ: MEHMET EM

Ali_Alper ÇETİN

1921 yılında, Türkiye bir ölüm-kalım savaşı içindedir. Milletin tek umudu Mustafa Kemal Atatürk’tür…Anadolu’nun dişini tırnağına takıp Kurtuluş Savaşı’na “Ya istiklâl, ya...

Arif Nihat Asya'da Vatan Sevgisi ve Tari

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

Bizde "vatan" kavramı çok eskidir. Tarihin derinliklerinden gelen  Kök  tengrige men ötedim / Senlerge biremen yurtum sözleri, en az Oğuz Kağan'dan beri, vatan kavramı...

MODERN DÜNYANIN KENDİ KLÂSİKLERİNE

Edebiyat Dunyamız

Yazılarınızda Eski Türk Edebiyatı sahasındaki çalışmalarda metot eksikliğine ve teori sahasındaki yetersizliğe vurgu yapıyorsunuz. Bu sahadaki metinlere hangi teori...

ZAMAN ÖLDÜRMEK

Özcan TÜRKMEN

Zamanı öldürmek mi, zamanı heder etmek mi, zamanı boşa geçirmek mi? Hangisini derseniz deyin zamanı verimli kullanmamaktan / kullanamamaktan bahsetmiş...

ANLA(ŞA)MIYORUZ

Özcan TÜRKMEN

‘Aya giden insan ile iletişim kurabilecek sistemleri buluyoruz. Buna rağmen çoğu kez anne kızıyla, baba oğluyla; zenci beyazla, işçi işverenle konuşamıyor.’ diyor....

KUYUYA MEKTUPLAR

Ayla Coşkun CEREN

Kitapların dünyası farklıdır. Edebiyat çevresi diye bir yer vardır. Uzun kısa, yaşlı genç, güzel çirkin, kadın erkek. Hepsi yazıyorlar. Hepsi yazar. Kitapları da...

digertumyazilar