Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

egitim bakani hasan ali yucelBölümümüzde Farsça dersleri veren İranlı bir hoca vardı: Prof. Dr. Ebulkasım İçtihadi. Tarih profesörü. Humeyni devriminden sonra ülkesini terk etmek zorunda kalmış. İkbali de idbarı da tatmış. Çelebi bir insan. Türk dostu. Asistanlık yıllarında Türkiye’ye gelmiş, Ankara İlahiyat’ta Farsça derslerine girmiş. Mehmet Maksudoğlu ile birlikte Farsça Dilbilgisi yayımlamışlar (Ankara İlahiyat Fakültesi Yayını, 1963).

O yıllarda Hasan Âli Yücel ile de tanışmışlar, Farsça çalışmışlar. Muhtemelen 1958-1960 yılları. Ailecek görüşürler imiş. 

Hoca, Hasan Âli’nin Farsçasının ne kadar iyi olduğunu anlatmak için Sadi’nin bir beytini irticalen ve nazmen tercüme ettiğini söylemişti. Oğlu Can Yücel’i eğitim için Londra’ya uğurlarken, dilinden dökülen şu mısralar Sadi’den çeviridir: 

Can bedenden edince güzer

Her biri ayrı bir şey söyler

Ben gözlerimle gördüm dostlar

Canım gider canım gider

İçtihadi Hoca’yla ortak dostlarımızdan birisi Dr. Nazmi Özalp’tı. İkisini ne zaman tanıştırdık hatırlamıyorum. Nazmi Abi, Türk Müziği nazariyatına dair Safiyüddin’in Farsça Edvâr’ı hakkında bizden yardım istemiş olabilir. Hemen kaynaştılar. Her ikisi de Hasan Âli’yi ve ailesini tanıyorlardı. Ortak dostları, ortak hatıraları ortaya çıktı. Hatta Nazmi Abi bir keresinde Hocayla bizi evinde yemeğe davet etti. Eşi Aysen Hanım ne kadar zarif bir insandı. Hoca’nın ve benim eşlerimiz de vardı.

İçtihadi Hoca günün birinde İran’a dönmeye karar verdi. Demek ki rejim biraz yumuşamıştı ve yurt dışındakilerin dönüşüne uygun bir ortam vardı. Biricik oğlu Türkiye’den evliydi ve Ankara’da çalışıyordu. Zaman zaman gidip geldiler.

Döneceği günlerde benimle bir bilgi paylaştı. Hasan Âli’nin el yazısıyla eski harfli bir divanı vardı. Babasının hatırasına ve kitaplarına bağlı olan kızı Canan Eronat Hanım (1926-2013) bu eseri güvendiği birisine hazırlatmak istiyordu. Hoca İran’a döneceği için bunu benim hazırlayıp hazırlayamayacağımı sordu. Bu, yeni bir bilgiydi. Dedim ki, “Ben gençliğimde Hasan Âli’ye çok sövdüm, belki günahlarımın kefareti olur, hazırlarım” dedim. “Bir ücret talep etmem ama bir şartım var, yayınlandığında Hazırlayan Cemal Kurnaz diye yazılsın isterim" dedim. Canan Hanıma söylemiş, kabul etmiş. 

Canan Hanım, Can Yücel ve diğer kız kardeşi ile mirası paylaşırlarken babasının kütüphanesini ve bazı eşyalarını almayı tercih etmiş. Ben tanıdığımda (1994 olabilir) yetmiş yaşında, konservatuardan emekli zarif bir hanımefendi idi. Eski yazıyı bilmiyordu. Babasının neler yazdığını merak ediyordu. 

Canan Hanım bir akşam bizi yemeğe davet etti. ORAN taraflarında bir ev. Nazmi Abi ve İçtihadi Bey ve ben eşlerimizle birlikte. Osmanlı döneminden kalma mutfak eşyaları ile yemek ikram etmişti. Kendi elleriyle yaptığı su muhallebisi ve muhallebi kaşıkları ilgimizi çekmişti. 

Böylece tanıştık ve Divanın fotokopisini aldım. 

Divanı kısa sürede yeni harflere çevirip baskıya hazır halde ulaştırdım. 

Divan inci gibi bir rik’a yazısıyla özenle yazılmıştı. Dibacesinden başlayarak tamamı Fuzuli Divanına nazire idi. Daha çok Hasan Âli’nin bakanlıktan ayrıldıktan sonra yaşadığı sıkıntıları ve o döneme dair düşüncelerini, savunmalarını dile getirdiği şiirlerdi bunlar.

Aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen Divan yayımlanmadı. Bunun üzerine, kamuoyunu bu eserden haberdar etmek amacıyla Fuzuli’nin ölümünün 500. Yılı dolayısıyla İstanbul’da düzenlenen uluslararası sempozyumda bir bildiri sundum. Sonra da konuyu ciddiye alacağını düşündüğün sol çevrelerin belki yayını konusunda baskı yaparlar düşüncesiyle Tarih ve Toplum’a gönderdim, orada yayımlandı ("Cumhuriyet Döneminde Fuzûlî Divanı'na Bir Nazire: Âlî Divanı", 500. Yılında Fuzûlî Sempozyumu (24-26 Ekim 1996, İstanbul)'na sunulan bildiri. Fuzûlî Kitabı, İstanbul 1996, s.283-292. "Hasan Âli Yücel'in Bilinmeyen Bir Eseri: Âli Divanı", Tarih ve Toplum, XXVI/155 (Kasım 1996), s.4-8).

Canan Hanım Tarih ve Toplum’daki makaleden haberdar olunca telefon etti, “Sen ne hakla bu eseri ifşa edersin?” diye azarladı. Ben de dedim ki, “Canan Hanım, siz Hasan Âli’nin kızı iseniz biz de evladı sayılırız. O kamuoyuna mal olmuş bir kişidir. Onun Türk milletinden gizlenecek, sakınılacak, sansürlenecek hiçbir eseri ve düşüncesi olamaz. Onun Divanı eski harflerle yazılmış olsa da, onun kişiliğini ve aydınlık düşüncelerini içeren bir eserdir. Size teessüf ederim.” dedim. 

Ondan sonra bir daha da görüşmedik. Divan da yayımlanmadı.

Bu olaydan dolayı çok üzüldüğümü gören Nazmi Abi şöyle bir olay anlattı:

Hasan Âli, kalb krizinden aniden ölünce aile çok sarsılır. Canan Hanım, babasının çalışma masasında özenle daktilo edilmiş ve kırmızı kurdele ile bağlanmış yayına hazır bir şiir kitabı bulur. Babasının bastırma fırsatı bulamadığı bu eseri bastırarak onun ruhunu şad etmek ister. Allah Bir adındaki bu şiir kitabını kendi imkânlarıyla az sayıda bastırır ve cenaze törenine gelen dostlarına teşekkür amacıyla gönderir (Ankara 1961). Fakat hiç beklemediği bir tepki ile karşılaşır. Tepki gösterenler şaşırtıcı bir bağnazlıkla, bu kitabın Hasan Âli’nin aydın imajını bozduğunu söylerler. 

Bunları öğrenince, Canan Hanımın Hasan Âli’nin Divanı’nın da, aynı endişeyle, mahalle baskısından çekindiği için bastıramadığını anladım. Beylerimiz, Köy Enstitülerini kuran, Batı klasiklerini tercüme ettiren, aydınlık fikirli Hasan Âli’nin bir Divan sahibi olmasını ona yakıştıramamışlardır.

-------------------------------------------------------

Cemal KURNAZ

Prof.Dr., Gazi Eğitim Fakültesi Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümü Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi ABD Öğretim Üyesi

Comments powered by CComment

More articles from this author

OKYANUSTAN GELEN SES
Bir pazartesi  günüydü. Dersteydim. Planlamış olduğum konser repertuarımın eserlerinden  birini  seslendiriyorduk. Makam Rast idi . 
BURSA’DA BEN: ÇOCUK NARKİSSOS ve YAŞLIı DİONYSOS
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni sürüyordum. Bütün bir İkinci Dünya Savaşı boyunca orada kaldığımız için, evin ‘dışarısı’ olarak tanıdığım ilk mekân,...
KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN... (Aşık Cemal Divani)
Aşık Cemal Divani. Cemal Divani Erzurum'lu. Oltu'nun Duralar Köyünden. Köylüsü Aşık Mevlüt İhsani'nin çırağı. Cemal Divani günümüzün en iyi aşıklarından birisi. Aşıklar için şöyle diyor;
DERYÂYI SİM İÇİNDE ZÜMRÜT GERDANLIK
Bâb-ı Hümâyun… Sultan Üçüncü Ahmet Hân, güzel yüzünü ve mercan mevceli gözlerini annesi Râbia Gülnûş Emetullah Sultan’dan mı almış? Öyle olmasa ikindi güneşinin bu solgun saatinde varlığın orta yerinde dehrin gözleri gibi parlar mı bu çeşme? Asırlardır ebediyete akan bu sebil,...
SUYUN LİSANI
Suyun lisanı vardır. Hatta lehçelere de ayrılır su, zaman zaman…Büründüğü renge göre anlayabilirsiniz kullandığı dili. Dalgalarına da bakınca ruh dünyasını tahlil edebilirsiniz. Su…Hayatın çözülemeyen sırlarından birisi. Yerine başka bir varlığın asla tercih edilemeyeceği baş tacımız. Olmazsa...
İnstagram Hesabımıza Bekliyoruz
https://www.instagram.com/edebiyatdunyamizcom/
prev
next

Destan, sözlü bir edebiyat verimi olarak kadim milletlerin en eski dönemlerinde ortaya çıkmıştır. Destan, milletlerin hayatlarında derin izler bırakmış, büyük yankılar uyandırmış savaş, göç, felaket gibi tarihi bir ortak acıya dayanmakla beraber bir tarih metni değildir. Manzum olarak ozanlar tarafından dillendirilen ve birer edebi özellik taşıyan bu metinler, zaman içerisinde mitolojik, efsanevi, hayali, olağandışı unsurların katılmasıyla bambaşka bir kimlik kazanır. Destan, bir milletin...

Serin ve karanlık eylül gecesinin yıldızsız seması altında Selanik, sanki gündüzkü heyecanlardan, gürültülerden yorulmuş gibi, baygın ve sakin uyumaktadır. Rıhtım tenhadır. Olimpos Palas’ın, Kristal’in, Splandit Palas’ın, diğer küçük gazinoların lambaları çoktan sönmüştür. Tramvay yolunu tamir için yığılmış parke taşlarının ilersinde, denize inen küçük merdivenin başında, hareketsiz bir gölge dimdik durmaktadır. Gölgenin sahibi tahsilini Paris’te bitirip daha sonra dolgun bir maaşla İzmir’e...

İşsiz, güçsüz kaldığım gurbet ellerinde köşe pencerem, kendimce Abdülhak Hâmid'in "Kürsü-i temaşa *"sı yerine geçerdi. Yabancı memleketlerde bir kasabaya sokulup uzun süre yaşamaktaki ezginliğin ne olduğunu bilir misiniz? Beş, on gün çarşı sokak gezdikten sonra, tanıdık yüz, alışabileceğiniz yer bulamamaktan bezer, odanıza girer, yalnızlığın içine sinersiniz. Çam dallarında sallanan bir tırtıl torbası gibi kafanızın içi, durmadan, gece gündüz kıvrılıp bükülen soğuk uyarımlı düşüncelerle dolu,...

Edebiyat, duygu, düşünce ve hayâl anlatımların yazılı veya sözlü olarak bedii/estetik ölçülere uygun biçimde ifade edilmesidir. Bu tanımla ilgili olarak karşomıza iki kavram çıkmaktadır, sözlü ve yazılı kültür.. Gerek sözlü kütür gerekse yazılı kültür dil ile oluşturulur. Prof. Dr. Muharrem, dili : “Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabi bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli...

Kime kim aşk işi olur pîşe Okumak yazmak olmaz endîşe Şem’î1 Divan şairlerinin şiirlerini (gazel, mesnevi, kaside vb.) nasıl yazdıklarına ilişkin tarihi belgeler, vesikalar, günlükler, notlar, ayrıntılı tutulmuş yazma pratikleri, bu konuyu işleyen şiirler var mıdır? Bu sorunun cevabı her zaman merakımızı mucip olmuştur. Soruya olumlu bir cevap vermek pek zordur.

Egemenlik, TDK sözlüğünde; ‘’Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet.’’ anlamında kullanılmaktadır. Başka sözlüklere de bakıldığında aynı ifadeyle karşılaşmak mümkündür: ‘’ Egemenlik (hâkimiyet), bir toprak parçası ya da mekân üzerindeki kural koyma gücü ve hukuk yaratma kudretidir. Bu güç siyasi erkin dayattığı yasallaşmış bir üst iradeyi ifade etmektedir.’’ Egemenlik, devlet kudretinin bir vasfıdır, iç hukukta en üstün kudret, milletlerarası...

Türkülerimizde gurbet bir başka işleniyor. Çorumlu Âşık Şekip Şahadoğru “Bâd-ı sabahta benden yâre haberi Vahdetine daldı diye söyleyin Hatırlayıp da yâr beni sorarsa Can cananda kaldı diye söyleyin ” derken sözleri anonim bir Musa Eroğlu türküsü “

Tanzimat Fermanının ilanından sonra bu edebiyatın tohumları serpilmeye başlamıştır. Batılı tarzda ilk eserler bu dönemde verilmeye başlanmıştır. Hak, adalet, özgürlük, vatan kelimeleri b u dönemde ilk defa kullanılmaya başlanmıştır. Tanzimat edebiyatı kendi arasında ikiye ayrılır.(Birinci-ikinci dönem) Yazı dilini halkın anlayacağı dile yakınlaştırmaya çalışmışlardır. Tiyatroyu halkı aydınlatma aracı olarak görmüşlerdir. Toplumcu bir çizgi tutmaya çalışmışlardır. Divan edebiyatındaki “bölüm...

Yunus Emre, düşünceleri ve kendisinden sonra gelen takipçileri itibarıyla Türk tefekkür ve edebiyat dünyasında yeni bir çığır açmıştır. Bu çığır; Yunus Tarzı, Yunus Ekolü, Yunus Okulu gibi aynı anlama gelebilecek adlarla açıklanmıştır. Bu fikir ve ülkü, Ahmet Yesevi’den başlayarak Türk hakimiyetinin kurulduğu bütün coğrafyalarda fidandan ulu ağaçlar hâlinde dal budak salmış, güzellikleriyle farklı toplum ve insanların gönüllerinde yer edinmiştir.

1. GİRİŞ Mehmet Akif: "Bir de hiç bir şey gökten inmez yerden taşar Kendi ahlakıyla bir millet ölür yahut yaşar" mısraları ile milletlerin kendine özgü değerlerinin de var olduğunu ifade etmektedir. Evrensel gerçeklerin milletler içinde ve tarih seyrinde ki farklılıkları, kavramlara yüklenen değerleri zenginleştirir. Türk kültürünün bir üst kültür (ideal kültür) sistemi olması itibariyle klasiklerimizin tanınmasında, yorumlanmasında nesillere büyük vazifeler düşmektedir. Bu millî şuurumuzu bir...

Akademisyen, fikir adamı, araştırmacı, yazar. Son yıllarda Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli ve verimli münevverlerden birisidir. 4 Aralık 1957 tarihinde Isparta-Yalvaç’ın İleği köyünde doğdu. İstanbul Sağmalcılar Lisesini bitirdi. Üç yıl Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde yüksek öğrenimini tamamladı(1982). “Yahya Kemal’e Göre Türk Kimliği ve Görüşlerinin Kamuoyundaki Yansımaları” konulu teziyle doktor oldu(1996). Sakarya...

Ben Yemen ağıtlarıyla büyüdüm. Dedem Yemen gazisiydi, gidip de dönebilenlerdendi. Dedemin ağabeyi de Yemen’de şehit olmuştu. Dedem her gün makamıyla Yemen ağıtlarını havalandırırdı: Aman ana… Canım ana Sütün emdim kana kana Ben Yemen’e gidiyorum Helal eyle sütün bana Dedeme sorardım: - Sen de helallik aldın mı? Elbette almıştı. Dedemin helallik aldığını bildiğim hâlde niçin sorardım? Onu bilemiyorum. Evimizin önünde çifte pınarlar İçerler suyunu beni anarlar Yemen’e gideni ölü sayarlar Yemen...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

TÜRK EDEBİYATINDA ANLAMIN MERTEBELERİ KAVRAMLAR-EDEBÎ TÜRLER-BAZI ESERLER Bu araştırmanın en önemli amaçlarından biri edebî eserin dünyasına girmeye mâni olan endişelerden mümkün olduğu kadar uzak bir şekilde onların günümüze taşıdığı mesajı anlamaya çalışmaktır.
Gönlümden... Ufuklar Ardı Bizim Babamın ezberinde bir çok şiir vardı. Okuduğu güzel sözleri, şiirleri, kıssaları hemen kısa kısa not ederdi. Bir...
Şeyh Edebâlî’nin Osman Gâzî Beğ’in Düşünü Yormasıdır:  “Kara Osman Beğ’imizin atası hörmetli Ertuğrul Gâzî, geçen gün yanına Dursun Fakı ile Samsa...
Yazar         : Prof. Dr. Emine YENİTERZİ Yayınevi        : Selçuklu Belediyesi...
e – KİTAP Yazar : Suzan ÇATALOLUK Sayfa sayısı :139Yayın Numarası: 20e - Yayın Numarası: 6Hikaye serisi : 3Yayın Tarihi: Kasım...
Avrupa Birliği çerçevesi içinde oluşturulmaya çalışılan “Avrupalı kimliği” bir inşa çalışmasıdır. Kuzeydoğuda Ruslar Avrasyacılık ile başat iradenin Ruslardan...

Biyografi

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin halifelerindendir. Kendilerinin doğum tarihi bilinmemektedir. Mezarında H. 1276 (M. 1859) senesinde vefat ettiği kayıtlıdır. Bugün...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta...

Şiir

Geçen ay, kitabevlerinin raflarında kendine has kokusuyla, rengiyle, sesiyle arzı endam eden bir şiir kitabı; baharın kelebekleri, portakal çiçekleri, Arap bülbülleri gibi Çukurova’ya inip bizim fakirhânenin de kapısını çalıverdi. “Ufuklar Ardı Bizim” diyerek gelen Ötüken menşeli bu kitabın...
Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri...
Bekir Sıtkı Erdoğan (d. 1936), Karaman doğumludur. Asker olmanın şi­irine kattığı zengin bir doğa kültürüne sahiptir. Cumhuriyetimizin 50. Yıl...
Behçet Necatigil'in kısacık uzun hayatına bakanlar, onun okuldan eve, evden şiire gittiğini görürler. Yaşamına, ailesinin tanıklığına, mektuplarına,...
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?             Şâir! Hangi şâir? “Şâir değildir” diye...
Mehmet İsmail’in “Ağaçdelen” Şiirini Yeniden Yazma Denemesi: Göy Gapımı Ağaçdelen Döy De Bax! -Türk Dünyasının gururu Prof. Dr. Mehmet İsmail’e sekseninci...

Öykü Roman Masal

“(…) kendime erkek ve kadın hizmetkârlar edindim,  kendi evimde doğan hizmetkârlarım oldu, ayrıca                                                      ...
Kültür kelimesi insan faaliyetlerinin en incelikli olanlarına verilen ad olarak ifade edilmektedir (Eagleton, 2016, s. 9). Bu kavram, Klemm tarafından...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak...
1. EDEBÎ METİNLERİN FİLME AKTARILMA SÜRECİ İlk edebi eserler bilindiği gibi çok eskiye dayanmaktadır. Buna örnek olarak taş üzerine oyularak yazılan...
Balkanlarda 500 yıldan fazla hüküm sürüp bünyesinde onlarca etnik azınlığı barındıran Osmanlı Devleti, batılı sömürgeci devletlerin de çabalarıyla...
Sevinç Çokum, ilk romanlarında ‘millî kültür ve millî bilinç’ etrafında çeşitli meseleleri konu alır. Son romanlarında ise ferdin etrafındaki kültürel dünyayı...

Mülâkat/Söyleşi

Önünüzde tarihi bir kapı var ve siz bu kapıyı elinizde avuç alanınızı aşan bir usta elinde düğülmüş bir açar ile sözün kapısını açtığınızda gelenek ve şiir üzerine döşediğiniz, ruh ve gönül işçiliği ile süslediğiniz şiir otağı nasıl meydana geldi? Soruyu daha çok şiir ve gelenek bağlamında...
Kadıköy'deki Gençlik Kitabevi'nde 11 Nisan 1987 günü düzenlenen toplantıda konuk Necati Cumalı'ydı. Soruları yanıtlayan Cumalı, kadınların daha gerçekçi ve...
Şair Figen Özer, İstanbul Yazarlar Birliği Salonunda Şiirseverlerle Buluştu:  "Kalemin Ucundan Gönül Burcuna" Dr. Özlem Güngör Haberi: Yazarlar...
Türk edebiyatına en iyi romanlarını vermiş olan Halide Edip, şimdi de yurt dışından mecmualarımıza ara sıra yazdığı fıkralar ve yaptığı yeni neşriyatla yeni...
Konya’nın Seydişehir ilçesinde ressam olarak tanınan Fatma Kırdar’ın ünü gün geçtikçe yaşadığı şehrin dışına taşarak Ülke geneline yayılmış. Genç yaşta eşini...
Konuşan: Selçuk KARAKILIÇ Öncelikle, morfolojik özellikleri incelendiğinde türkünün yüzyıllar öncesinden toplayıp getirdiği anlam yekûnunu nasıl bir...
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası

digertumyazilar

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech