Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
Bunu okudun 0%

levent bayraktar1

levent bayraktar1
Ahlak ve hukuk, insan-insan ilişkisinden doğar. Sağlıklı her ilişki biçimi bir değeri gerçekleştirmeye yöneliktir.

İnsanın, bütün anlamlı eylemleri de değerlerden kaynaklanır.

Birlikte yaşamanın temelinde çoğulculuk yatar. Zira insani-kültürel alan değerlerin şekillendirdiği bir alandır. Burada tek tip bir insan ve toplum tasarımı birlikte yaşamanın önündeki en büyük engeldir. İnsanoğlu yaratılıştan bir imkânlar bütünü olarak var olagelmektedir. Her insanın kendisini gerçekleştirmek gibi bir ödevi ve sorumluluğu vardır. Ve her insan kendisi olabilmek için, özgür bir maddi-manevi çevreye ihtiyaç duyar.

Özgürlük, sadece bedenen yaşanabilecek bir değer değildir. İnsanın zihnen ve ruhen de özgür olması gerekir. Böylece özgürlük, insanoğlunun kendisini gerçekleştirebilmek için olmazsa olmaz bir değerdir. Fakat bunu bir değer olarak keşfetmek ve yaşamak bir bilinç düzeyi ile alakalıdır.

İnsan kendisini seçerken ötekini de seçer. Yani kendi başına bir varoluş anlamlı değildir. İnsan, öteki ile beraber varolmaya mahkûm bir varlıktır. Bu öteki ile birlikte varolma hem hukuken hem de ahlaken temellendirilmeye muhtaçtır.

Hukuk, insanlar arasında sağlıklı ilişkiler kurabilmek için haklar ve hürriyetlerin çerçevesini çizer. Haklar ve hürriyetlerin ihlal edilmesi bir yaptırımı gerektirir. Böylece hukuk objektif yaptırımlar yoluyla toplumsal hayatı düzenleme aracıdır. Fakat ahlak bu düzenlemeyi dış bir yaptırımla değil, kişinin bir değer varlığı olarak kendisine kendisi için yakışanı seçmesi ve yaşaması esasına dayalı olarak yapar.

Böylece felsefe yoluyla birlikte yaşama kültüründen bahsedebilmek için, temeldeki etik öznenin, ahlak kişisinin yetiştirilmesi gerekir.

Felsefece tanımlanan bir özne ve şahsiyet, demokratik toplum modelinin ihtiyaç duyduğu temel unsurdur. Felsefe, insanın reşit olmasının kendisine, toplumuna ve bütün bir insanlığa kazandırılmasının kısaca evrensel bir şahsiyete dönüşmesinin düşünsel temellerini atar. Ortak yaşama kültürü böylece felsefi tutum kazandırılmış bireyler ile kurulur ve yaşatılır.

Öyleyse insanoğlunun daha yakından tanınması ve bir değer varlığı olarak inşa edilmesi kaçınılmazdır. İnsanoğlu doğada tek başına varlığını sürdürebilecek bir varlık değildir. İlk bakışta büyük bir çaresizlik, zayıflık ve eksiklik gibi görünen bu durum, aslında insan için büyük bir şans ve imkândır. Zira insanoğlu birlikte varolmak ve değer üretmek gibi bir türsel yeti sayesinde hem tabiatta varlığını koruyup idame ettirmeyi hem de kültür ve medeniyeti yaratmayı başarmıştır. Fakat bu başarı da onu kırılgan bir zeminde yaşamaktan uzak tutamamıştır. Çünkü insanoğlunun kendi türüyle de birlikte yaşaması bazı ilkeler ve kurallar çerçevesinde mümkün olabilmiştir. Tabiatta, tabiat kanunları çerçevesinde bir süreklilik varken insan söz konusu olduğunda konu daha da karmaşıklaşmakta ve insan soyunun devamı sadece tabiat kanunları ile betimlenip tüketilememektedir.

İnsanoğlu bir yanıyla tabiata ait olsa da diğer yanıyla adına kültür denilen ve insan eliyle tabiata eklenmiş olan ikinci bir dünyaya da aittir. Bu yüzden insanın mutlaka başarması gereken en önemli imtihanı; tabiatta varlığını sürdürmekten çok, insan toplumunda birlikte ve ortak bir hayatı idame ettirebilmesidir.

İnsanoğlunun ortak bir hayatı başarabilmesi değerler yoluyla mümkündür. İnsandan değerleri çıkarıldığında geriye tabiatın hem en acımasız hem de güçsüz varlığı kalacaktır.

 Değerlerden tecrit edilen/yalıtılan insan biyolojik bir organizmaya dönüşür. Tek gayesi hayatta kalmak ve gücü yettiği kadar hâkimiyet kurmak, tahakküm etmek olur. Bu hâkimiyet ve tahakküm de kendinden daha kuvvetli bir tehditle karşılaşana kadar devam edebilir. Mukadder son; sürekli daha kuvvetli ve acımasız olanın hayatta kaldığı bir yıkım ve yok oluş sürecidir.

İnsanoğlunun yeryüzündeki varoluş macerası/ mücadelesi güce ve hâkimiyete dayalı olarak kurgulandığı sürece hep yıkım ve hüsranla neticelenecektir. Şüphesiz çizdiğimiz bu manzara abartılı görünmekle beraber dünya tarihinin pek de yabancısı olduğu bir tablo değildir. Öyleyse insan varlığına bakış açımızı değiştirmek ve onu tabiatta türsel varlığını devam ettirmek için güç ve hâkimiyet mücadelesinin ötesinde bir varlık olarak düşünmek ve eğitmek gibi bir zorunluluk bulunmaktadır.

İnsanoğlu eğitilmeye mahkûm bir varlıktır. Eğitimin temeli de insanın ulvi bir varlık yani bir değer varlığı olduğunun bilincinin kazandırılmasıdır. Zira insan, beden varlığı olmak bakımından tabiattaki herhangi bir “tür’den ibarettir. Onu özel kılan husus; sahip olduğu üstün taraflarının bilincine vararak kültür ve uygarlığı yaratma becerisidir. Dolayısıyla insanoğlunun ortak bir yaşama formuna neredeyse mahkûm edilmiş olduğu rahatlıkla söylenebilir. İnsanoğlu, insanî bir varoluş formu geliştirmeden varlığını devam ettirememektedir. “İnsanî varoluş formu’ndannekastedilmektedir? Öncelikle insanın ayırt edici özelliği olarak onun dil ve düşünce sahibi olduğu söylenir. İnsan düşünen sonra karşısındaki diğer insanları tanımak ve iletişim kurmak yoluyla kendisi gibi “ben’ler olarak tasdik eder. İşte bu noktada adına ben-sen ilişkisi veya “ben ve öteki ben’ ilişkisi denilebilecek etik ilişki formu oluşmaya başlar.

Ben-sen ilişkisi değerlerin fark edildiği ve yaşandığı en temel ilişki formudur. Toplumsal hayat, bu iki farklı ben’in bir arada yaşamayı başarmaları ile kurulabilecek bir hayattır. Zira “insanî varoluş formu’, ben’in diğer insanları da “diğer ben’ler olarak kavrayıp kabul etmesi ile kurulur ve yaşatılabilir.

Ben’in oluşumu aynı zamanda özne-varlı-ğın oluşumudur. Özne olmak, bir yanıyla “ben bilinci’ne dayanmakla beraber öte yandan “ben’le eşit ve hatta kutsal olarak diğer benleri de tasdik etmeyi gerektirir. Çünkü özne olmak, özneler arasında mümkündür. Bu yüzden insanoğlu kendisini seçip fark ederken, diğer benleri, diğer özneleri de seçmek durumundadır.

Böylece bir değer varlığı olarak inşa edilen özne-varlık; değerlerin yaşanması ve paylaşılması yoluyla bir ortak varoluş alanı inşa eder. İşte “insanî varoluş formu’nun temelinde, birbirini özne olarak tasdik eden özne-varlıkların oluşturdukları, insanî değerler kümesi bulunur.

Kaynak: K ü l l i y e   D e r g i s i / 1 5

Comments powered by CComment

İRFANİ DÜŞÜNCEDE ZAMAN KAVRAMI
  Zaman insanoğlu tarafından çok farklı anlamlarda tanımlamaya çalışılmıştır. Bu çalışma, yorum ve değerlendirmeler varsayımlardan öteye geçememiştir. Zaman; gece-gündüz, sabah-akşam, dün-bugün-yarın, mazi-hâl-istikbal, gün-an, vakit-vade-ömür-süre, müddet-ölüm, çağ-mevsim,...
HAYALLERİMİZE NE OLDU?
Kanuni (1499-1576) ve Mimar Sinan (1489-1588) arasında yaşandığı anlatılan kıssayı duymuşsunuzdur. Şöyle: “Kanuni Sultan Süleyman, adını taşıyacak olan Süleymaniye Camii’nin yapımı için şu anki arsanın bulunduğu yeri beğenir. Mimar Sinan’ı da yanına alır; arazinin uygun olup olmadığını görmeye...
KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN... (Erdoğan Çakıcı)
Zaman aşımına uğramış hatıralar. Erdoğan Çakıcı. Erdoğan Ağabey Eskişehir'in renkli simalarından birisiydi, 1927 doğumlu idi, 2017 yılında rahmetli oldu... Boksörlük yapmış, basketbol oynamış, bu dalların milli hakemliğini yapmış. Ağabeyi ile bir film şirketi kurmuşlar. Hapushane...
“TÜRKÇENİN KAPISI”: BİZİM YÛNUS
XIII. asrın ortaları ile XIV. asrın başlarında yaşadığı tahmin edilen, ilk Türkçe Dîvân’ı tertip edip Risâletü’n-nushiyye adında bir de Türkçe mesnevî kaleme alan Yûnus Emre, hem Türk tasavvuf hem de Türk edebiyatı tarihinde müstesna bir yere ve konuma sahiptir. O, Türkün...
BENDE MECNUN'DAN FÜZUN AŞIKLIK İSTİDATI VAR - FUZULİ
Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı varÂşık-ı sâdık benim Mecnûn’un ancak adı var N’ola kan dökmekte mâhir olsa çeşmin merdümüNutfe-i Kabildir ü gamzen gibi üstâdı var
BETİMLEME VE ÇEŞİTLERİ
Betimlemede temel amaç, okuyucunun duyularıyla algılayabileceği bir nesne, kişi ya da mekanı duyu organlarını kullanmadan algılamasını; bu nesne, kişi ya da mekanları hayal gücüyle zihninde canlandırabilmesi sağlamaktır.(roman kahramanları) Anlatmaya bağlı edebi metinlerde öyküleyici anlatımla...
prev
next
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi

Mehmet Ali Kalkan

İbrahim Sağır Ağabey'in yeni aldığı bilgisayarıyla mücadelesi devam ediyor hâlâ. Geçen gün sabah bilgisayarı açmış, şifre istemiş. "Ben şifre koymadım ki, bu da nereden çıktı, ilk defa oldu bu da"...

Hilmi YAVUZ

Felsefeye ilişkin söylem rejiminin Batı’da da, özellikle 20.yüzyılda, radikal dönüşümlere tanıklık ettiğini biliyoruz. Richard Rorty, ‘Essays on Heidegger and Others’da ,’Felsefe nasıl bir etkinlik...

Hilmi YAVUZ

Sezai Karakoç üzerine kuşatıcı bir yorum, Prof.Dr.Walter G..Andrews’ün, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Merkezi’nce çıkarılan Journal of Turkish Literature Dergisi’nin 1.sayısında yayımlanan...

Hilmi YAVUZ

Ahmet Cevdet Paşa’nın ‘kriz’ karşılığında ‘buhran’ kelimesini uydurmasından önce de Osmanlı’da, adına ‘kriz’ denilmeyen birtakım buhranlar yaşanmaktaydı. Sabri Ülgener hocanın deyişiyle, ‘darlık...

Ahmet URFALI

Yunus Emre; ‘’Dil söyler, kulak dinler. Kalp söyler, kâinat dinler.’’ derken kalbin önem ve değerini ortaya koymaktadır. Zira kalp; insan vücudunun bir organı olmanın ötesinde sevgi, hoşgörü,...

Saliha MALHUN

Hiç sizi yaralayanı, öldürmek isteyeni, elinin çamuruna, yüzünün karasına bakmadan affettiğiniz oldu mu? Hayır mı? “Sevgiyi senden öğrendim…” diyor şarkılar… Yalan! Gerçekte bir sevgi ve aşk varsa...

Özcan TÜRKMEN

‘ Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım !’ diyor Mehmed Âkif Ersoy. Belli dönemlerde hepimiz gibi ben de bunu diyorum. Belli dönemlerde de hepimiz...

Abdülkadir DAĞLAR

Dîvân şiiri geleneği içinde şâirlerin zaman zaman kendilerini çeşitli yönleriyle övdükleri görülmektedir. Şâirlerin genellikle şâirlik yönlerini ön plâna çıkararak övünmeleri tefahhur / fahriyye...

Edebiyat Dunyamız

İNTAK (KONUŞTURMA) SANATI Cansız varlıkları ve insan dışındaki canlıları insan konuşturmaya intak denir. Mor menekşe: ’’Bana dokunma ;’’diye bağırdı. Minik kuş: ’’Anne beni rüyalar ülkesine götür...

Edebiyat Dunyamız

GAZEL Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var Âşık-ı sâdık benim Mecnûn’un ancak adı var N’ola kan dökmekte mâhir olsa çeşmin merdümü Nutfe-i Kabildir ü gamzen gibi üstâdı var

Dilek ÜNLÜ

İnsanoğlunun geçmişine olan merâkı, yaratılışından bu yana devam etmiş olup bu merâk ve ilgi birçok araştırma sahasının oluşmasına da öncülük etmiştir. Cumhûriyet’in îlânından sonra yapılan harf...

Özcan TÜRKMEN

Dilimizde sır; ‘ Gizli, gizlenilen şey’ ‘gizlilik’, ‘anlama ve açıklamada aklın aciz kaldığı şeyler’, ‘amaca/ideale erişmeyi sağlayan yol, yöntem’, ‘insanda ilahî hakikatleri idrak ve müşâhade eden...

Turgut GÜLER

Ne zaman, sosyal muhtevâlı bir tehlike ile karşılaşsak, Türk âile yapısının çok sağlam olduğuna dâir kanaate sığınıp tesellî arıyoruz. Hiç farkında değiliz, güvendiğimiz o dağa da kar yağmış. Her...

Mehmet Ali Kalkan

Hasan Karababa'dan bahsediyorum ara sıra. 12 yaşında bizim köyün dağlarında çoban çıraklığı yapmıştı yetmişli yılların başında. Hasan Karababa çocukluğunu, hatıralarını, çobanlık yaptığı hatta daha...

Edebiyat Dunyamız

Avrupa’da edebi akımlar başlamadan önce, iki önemli düşünce ve sanat anlayışı vardı: Hümanizm ve Rönesansçılık HÜMANİZM: İnsana değer vermek esastır. Tabiatı Tanrı yaratmıştır düşüncesi kabul...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

Avrupa Birliği çerçevesi içinde oluşturulmaya çalışılan “Avrupalı kimliği” bir inşa çalışmasıdır. Kuzeydoğuda Ruslar Avrasyacılık ile başat iradenin Ruslardan oluştuğu bir “Avrasya kimliği”nin teorik temellerini kurmuş, pratik hayata aktarmaya çalışmaktadır. Kuzey Amerika’da bir “Amerikalı”...
Gönlümden... Dikene Su Vermek Cemal Kurnaz Bey'in yeni kitabının adı. Prof. Dr. Cemal Kurnaz'ın çalışmalarının çoğu Eski Türk Edebiyatı üzerine....
İkinci Meşrutiyet’in ilan edilmesinin beş ay öncesiydi. Askerî Tıbbiye-i Şâhâne talebelerinden birkaçı geceleyin üst kattaki yatakhanelerinden usulca, uyku...
Adını Azîz İstanbul’un şâiri Yahya Kemâl Beyatlı’nın “İstanbul’u Fetheden Yeniçeri’ye Gazel” şiirindeki satırların mânâ süzgecinden süzülerek alan “Şehsüvâr-ı...
Son yüz yılda en çok dile getirilen yakınmalardan biri, Türkiye’nin milli burjuvazisini geliştiremediği, sermaye birikimini yapamadığı, sanayi devrimine...
Türk edebiyatının önemli isimlerinden Metin Savaş'ın şanına yakışır bir eser olduğu kanaatini taşıdığımız "Vatandaşlık Ofisi" adlı yeni romanı Ötüken...

Biyografi

  Mehmet Âkif’in Ailesi Mehmed Âkif, ana tarafından Buhâralı bir aileye mensuptur; şeceresini, bir buçuk – iki asır önce, Buhâra’dan Anadolu'ya göç eden Hekim Hacı Baba'ya kadar götürebiliyoruz. Boy-âbâd'da evlenen, oradan Tokat'a gelen Hekim Hacı Baba'nın, Tokat'ta bir çocuğu doğuyor;...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişlarinda Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet...
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar,...
(1873 - 1936)1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi....
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini...

Şiir

Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı varÂşık-ı sâdık benim Mecnûn’un ancak adı var N’ola kan dökmekte mâhir olsa çeşmin merdümüNutfe-i Kabildir ü gamzen gibi üstâdı var
Felsefeye ilişkin söylem rejiminin Batı’da da, özellikle 20.yüzyılda, radikal dönüşümlere tanıklık ettiğini biliyoruz. Richard Rorty, ‘Essays on Heidegger...
Dîvân şiiri geleneği içinde şâirlerin zaman zaman kendilerini çeşitli yönleriyle övdükleri görülmektedir. Şâirlerin genellikle şâirlik yönlerini ön plâna...
GAZEL Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı varÂşık-ı sâdık benim Mecnûn’un ancak adı var N’ola kan dökmekte mâhir olsa çeşmin merdümüNutfe-i Kabildir ü...
(D. Bilimiyor- Ö.1568) Âşıkıñ bir çâresi var zâr u giryândur yanar Yâr elinden yarası var yüregi kandur yanar 2 Tudagı çat çat yarılup sararup...
Klasik şiirin en büyük temsilcilerinden biri olan Fuzûlî, "güzel" ve "aşk" kavramlarına meftun bir şahsiyettir. Dolayısıyla varlığındaki bu temayül, şairi...

Öykü Roman Masal

Büyük Türk Imparatorlugunu, 840 yilindan itibaren devralmaga baslayan Karahanlilarin 1212 (1240) yillarina kadar devam eden hanedanligi esnasinda en önemli ve muhakkak ki dünya tarihinin seyrini degistiren büyük hadise Türklerin Islam dinini kabul etmis olmasidir. 940 yili civarinda Karahanli...
Yağız al atını çektirdi, sıçrayıp bindi. Alnı beyaz aygırına Dündar bindi. Kazan Bey’in kardeşi Kara Göne bindi. Beyaz büyük cins atım çektirdi. Bayındır...
Finten, Kanadalı güzel bir kadındır. Avustralya’da yaşayan Cross adında yaşlı; fakat çok zengin bir adamın karısıdır. Genç Finten, asıl sayılmadığı için...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur.M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan...
Metafor Metafor geleneksel olarak istiare, teşbih, telmih başlıkları altında edebî metinlere has bir sanat olarak anlatılırken, bugün sosyal, siyasî,...

Mülâkat/Söyleşi

Şair Figen Özer, İstanbul Yazarlar Birliği Salonunda Şiirseverlerle Buluştu:  "Kalemin Ucundan Gönül Burcuna" Dr. Özlem Güngör Haberi: Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde 21 Ağustos 2021 Cumartesi günü şiir ve tasavvuf rüzgârı esti. Hattat-Şair-Ressam Figen Özer’in Akıl Fikir...
Türk edebiyatına en iyi romanlarını vermiş olan Halide Edip, şimdi de yurt dışından mecmualarımıza ara sıra yazdığı fıkralar ve yaptığı yeni neşriyatla yeni...
Konya’nın Seydişehir ilçesinde ressam olarak tanınan Fatma Kırdar’ın ünü gün geçtikçe yaşadığı şehrin dışına taşarak Ülke geneline yayılmış. Genç yaşta eşini...
Konuşan: Selçuk KARAKILIÇ Öncelikle, morfolojik özellikleri incelendiğinde türkünün yüzyıllar öncesinden toplayıp getirdiği anlam yekûnunu nasıl bir...
Merhabalar Sevgili hocam. Öncelikle Ali Nihat Tarlan hoca için hazırladığımız bu özel sayıda, bize eşlik ettiğiniz için teşekkür ederiz. Hocam, sizin...
(Öykücü Abdullah Harmancı ile Söyleşi: ) Sorular: Ahmet Melih Karauğuz Hocam Yalova'dayız... Gençlere hitap ediyoruz. Edebiyatçı gençlere... Onlara...

digertumyazilar

×

Hata

There was a problem loading image aivmk.jpg

Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Mehmet Âkif’in Ailesi Mehmed Âkif, ana tarafından Buhâralı bir aileye mensuptur; şeceresini, bir buçuk – iki asır önce, Buhâra’dan Anadolu'ya göç eden Hekim Hacı Baba'ya kadar...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Sezai Karakoç üzerine kuşatıcı bir yorum, Prof.Dr.Walter G..Andrews’ün, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Merkezi’nce çıkarılan Journal of Turkish Literature Dergisi’nin...
İnsanoğlunun geçmişine olan merâkı, yaratılışından bu yana devam etmiş olup bu merâk ve ilgi birçok araştırma sahasının oluşmasına da öncülük etmiştir. Cumhûriyet’in îlânından...
Ahmet Cevdet Paşa’nın ‘kriz’ karşılığında ‘buhran’ kelimesini uydurmasından önce de Osmanlı’da, adına ‘kriz’ denilmeyen birtakım buhranlar yaşanmaktaydı. Sabri Ülgener hocanın...
Bu iddialı sözün altında “Nâşir ve Muharrir İsmail Gasprinski” imzası var. Yani Türk dünyasının “dilde, fikirde, işte” birliğine hayatını vakfetmiş Gaspıralı İsmail Bey’in imzası…
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
Kamuran Özmen 1946 Çanakkale-Lapseki doğumlu ve İlkokul mezunu. Biri Piyade Albay, diğeri Tabip Binbaşı olmak üzere evli iki oğul, üç torun sahibi. Eşi Jandarma Astsubayı olduğu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech