Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 5 - 9 dakika)
Bunu okudun 0%

turkmenbozlakBoz toprakta rızkını arayan insanın hüzünlü bir haykırışıdır bozlak. Bozlak, dayanılmaz hasretlerin, akıl almaz kahramanlıkların, kılıç zoruyla sağlanan iskânların, sürüp giden aşiret kavgalarının, kerem yanığı sevdaların, göç eden Türkmenlerin türküsüdür.

Umudunu yitirmeyen yoksulların ortak bir yakarış dilidir bozlak. Bozlakta isyan yoktur, ıstırap iniltilerinin ince bir sızısı vardır, hüznü gözlerden yaş olup damlayan. Anadolu semasının altında bir akşam vakti, kerpiç duvara yaslanıp Tanrı’ya meramını açmak, içini dökmektir bozlak.

Bozlak, boz toprağın sesidir, yel tozunu kaldırdığında, önüne alıp götürdüğünde gevenleri. Acısı yüreğe düşen bir bıçak yarasıdır bozlak, Ağlaması göze düşen, Üzüntüsü yüze düşen, Uğunması dize düşen…

Bozlak, Avşar ellerinin ağır ağır gitmesi, kalkıp göç etmesidir. Feryadını dinleyenlerin fetholunması ve feryadır. İçindeki derdin anlaşılmasıdır bozlak.Bozlak, Lokman Hekim’in tedavi için verdiği ilacın yaraları azdırmasıdır.

Yaylada yazıda bir göç çığlığıdır bozlak, mayası naralarla yoğrulmuş. Alnı akıtmalı tayların kişnemesi, karagöz kuzuların melemesi, bozca potukların bozulaması ile çiğdem kokulu dağ rüzgârlarının uğultularının Türkmence söylenmesidir bozlak. Senin ellerine çisil çisil iner yağmur, Sarar bir anne merhametiyle nasır aralarını. Sen Anadolu toprağı gibi cömertsin Vefalısın, Yaralısın.

Bu yüzden türkülerin bozlaktır, ilhamını asırlık bekleyişlerden alan, tabiatın sesidir, boran uğultusudur, sel gürleyişidir. Sarı buğdayın boyun büküşüdür hasretlere… Düşmana karşı koyuştur;

“Aşağıda Aslan Paşam geliyor 
Düşmanına göğüs geren mert olur 
Şahin kocasa da vermez avını 
Aslı kurttur kurt eniği kurt olur” 
Öğüttür; “Kötülerin dalı gölgesi olmaz.”

Sevgiliye hitaptır bozlak;
“Çok çıkarma zülüflerin dışarı 
Yel değer de saçlarından tel alır.”

Yaradan’ın bağışlamasına sığınmaktır; 
“Kul kusur işler de Sultan bağışlar.”

Dadaloğlu’dur Çukurova’dan Gâvur Dağları’na seslenen; 
“Arkını yaptım da suyu akmıyor 
Kahpe felek hiç yüzüme bakmıyor 
Çok yuva bekledim cücük çıkmıyor 
Boş yuva bekleyen yoz kuşa döndüm.”

Bozlak, Oğuz’un duygu yumağıdır, söylendiğinde ağlatan, duyulduğunda sızlatan…

Kıraç bozkır toprağının ürününü hasat ederken koparılan feryattır bozlak.

Aşkını söyleyemeyecek kadar utangaç, inkara yönelmeyecek kadar edepli, acısını yüreğine gömecek kadar erdemli olan kavruk insanların iniltisidir bozlak.

Boz toprağın üstünde Tanrı’ya yakarıştır.

Ay ile halleşmek,

Karayel ile dertleşmektir.

Ahları göğü sarsan bir çığlıktır.

Bozlak, ümitlerine ayaz değen insanın sızısını içine ılgıt ılgıt akıtmasıdır.

Kerpiç evlerin hicranı, gurbetlerin ağıtıdır.

Dayanılmaz hasretlerin, zamansız gidişlerin hüzünlü sesidir.

Eylem ve kederle yoğrulmuş gözyaşıdır bozlak.

Göçüdür, zorla göçürülmüşlerin.

            Kalktı göç eyledi Avşar elleri
            Ağır ağır giden eller bizimdir
            Arap atlar yakın eder ırağı
            Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

            Belimizde kılıcımız Kirmani
            Taşı deler mızrağımın termeni
            Hakkımızda devlet etmiş fermanı
            Ferman padişahın, dağlar bizimdir

             Dadaloğlu’m bir gün kavga kurulur
            Öter tüfek davlumbazlar vurulur
            Nice Koçyiğitler yere serilir
            Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.

Felekle hesaplaşmaktır bozlak ve her seferinde yenilmektir.

Oğullara öğüttür, asırların birikiminden cömertçe dağıtılan.

            Yeni geldim Dinek Dağı gurbetten
            Başım halas olmaz kazadan dertten 
            Adama kemlik mi gelir mert oğlu mertten
            Yiğit olan ata biner atlanır
            Yiğit olan her cefaya katlanır
            Yiğit gölgesinde yiğit saklanır
            Kötülerin dalı gölgesi olmaz (*)

Uzak yola gönderilmiş yiğitlerin ardından anaların iç çekişidir, gözyaşlarıyla.

            Dertli anam benim için ağlasın
            Oğul hasretiyle ciğer dağlasın
            Körpe kuzum ile gönül eğlesin
            Yemen çöllerinde kaldım ağlarım

 Yüzü küskün olsa da kalbi barışık olanların ezgisidir Çukurova’dan ünlenen.

            Karac’oğlan bunu böyle söyledi
            İndi aşkın deryasını boyladı.
            Kızlar gitti diye pınar ağladı
            Acıştım yüreğim yandı pınara

 Bizim de yüreğimiz kavrulmuştur bozlağın ateşinde ve bir şiir olmuştur gönül buğumuz.

            Eski çağlardan kalma bir acının yüzü
            Kerpiç duvara yaslanmış oturur öylece
            Irmak ırmak derin çizgileriyle ağlar yalnızlık

             Uzun yola gönderilmiş oğulların kederi gözlerde büyür 
            Haber getirmez göçmen kuşlar çiçek açınca ağaçlar
            Yakup’un çilesini artırır ancak Yusuf’un hasreti

             Haneler gurbet ocağına döndü kapılar kapandı bir bir
            Uğursuz baykuşlar tünedi viran oldu yuvalar
            Hüzünler dolaştı sokaklarında boynu bükük ağıtlarla

                         Ufuklar yasta umutlar tükeniyor günle beraber
                        Yüreğe düşüyor yüksekten ve derinden göğün buğusu
                        Yorgun bakıyor hayata ikindi güneşi dertler içinde

                         Bir gönül sızısıdır hatırası yitik aşiretin
                        Yaylalarda izi kalmamış oğulların ses yok seda yok
                        Bu fetrete bakıp maveradan yasını tutuyor mezar taşları

Sonra Oğuz’un güzel çocuklarının son hicranlı sesiyle yankılanır Orta Anadolu’dan.

 *  Deli Boran

             Kırık Telin Bozlak Havası

             Ey abdallar ağası,

            En uzun havası “Çiçek dağı” diyarının,

            Yüreğimin Muharremertaş babası…

            “Telim kırık yiyenim,” deme bana boşuna,

            Çünkü ben ırahmatlık babamdan da bilirim ki,

            Kırık tellerde çalar bozlak havası…

           

             Mevsimlerden son bozlaktayım,

            Bu yüzden boz alaca yağmur ağlarım türkü ayında,

            Ve sevda üstüne kozalaklar döker iğne yapraklı kalbim.

            İçindeki “Aydooos!” tandırına yansın diye,

            Eminim, kız göğüslü bıldırcınlar da benimle aynı düşüncede.

  

            Ey Başı al valalı abdal Türkmen ağası,

            En uzun havası “Kırık Soku” diyarının,

            Unuttuğum aşklarımın Muharremertaş babası…

            “Tezenem kırık yiyenim,” deme bana boşuna,

            Çünkü ben ırahmatlık babamdan da bilirim ki,

            Kırık tezeneler de çalar bozlak havası…

             

            Mevsimlerden son uzun havadayım,

            Uğrunu uğrunu dolanır bağlamanın yaylalarında,

            Ve sırf aşksız bir bayıra konar çayır kuşlarım.

            Zamanlardan en kötü olanı göçmektedir üzerimizden,

            Issız şakaklarda baykuşlar, bu sebeple iç geçirir,

            Ve saatler telek döker yüreğinin bununa daldırarak,

Baba sen de bilirsin ki tüm stepler çıtlık otu yurdudur,

Onun için süprülür aşka dair yüreklerde ne varsa…

Kalırsa geride altımızdaki kühelan, sevdanın koşusunda,

Hırsını alır çelik de olsa katarmasından.

Ya çal son koşudan tekne kazıntılarını Muharrem baba,

Ya da…

Hırsımı almayım elindeki plastik kantarmadan…

 

Ey ağzı kenger sakızlı abdal Türkmenlerin en son ağası,

Yalın ayağımızın türabı,

Issız gönüllerimizin itirazsız “hızmatkarı”

Unuttuğumuz aşklarımızın Neşetertaş babası…

“Tezenem kırık yiyenim, telim kopuk” deme bize boşuna,

Çünkü biz ırahmatlık babandan da biliriz ki,

Kırık tezenelerde ağlar gibi çalar bozlak havası…(**)

                                

(**)        Ahmet Yozgat

Ahmet URFALI

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

OKYANUSTAN GELEN SES
Bir pazartesi  günüydü. Dersteydim. Planlamış olduğum konser repertuarımın eserlerinden  birini  seslendiriyorduk. Makam Rast idi . 
BURSA’DA BEN: ÇOCUK NARKİSSOS ve YAŞLIı DİONYSOS
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni sürüyordum. Bütün bir İkinci Dünya Savaşı boyunca orada kaldığımız için, evin ‘dışarısı’ olarak tanıdığım ilk mekân,...
KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN... (Aşık Cemal Divani)
Aşık Cemal Divani. Cemal Divani Erzurum'lu. Oltu'nun Duralar Köyünden. Köylüsü Aşık Mevlüt İhsani'nin çırağı. Cemal Divani günümüzün en iyi aşıklarından birisi. Aşıklar için şöyle diyor;
DERYÂYI SİM İÇİNDE ZÜMRÜT GERDANLIK
Bâb-ı Hümâyun… Sultan Üçüncü Ahmet Hân, güzel yüzünü ve mercan mevceli gözlerini annesi Râbia Gülnûş Emetullah Sultan’dan mı almış? Öyle olmasa ikindi güneşinin bu solgun saatinde varlığın orta yerinde dehrin gözleri gibi parlar mı bu çeşme? Asırlardır ebediyete akan bu sebil,...
SUYUN LİSANI
Suyun lisanı vardır. Hatta lehçelere de ayrılır su, zaman zaman…Büründüğü renge göre anlayabilirsiniz kullandığı dili. Dalgalarına da bakınca ruh dünyasını tahlil edebilirsiniz. Su…Hayatın çözülemeyen sırlarından birisi. Yerine başka bir varlığın asla tercih edilemeyeceği baş tacımız. Olmazsa...
İnstagram Hesabımıza Bekliyoruz
https://www.instagram.com/edebiyatdunyamizcom/
prev
next

Çukurova Lobisi İmtiyaz Sahibi Ali Alper Çetin’in öncülüğünde, Temmuz-Ağustos 2017 Say: 51 ile tekrar okuyucusuyla buluştu. Artık okuyucu özlemine kavuştu… Dergi içeriğinde; Başyazı Çukurova Lobisi Tekrar okuyucusuyla…-Ali Alper Çetin, Bahçemizin Gülü/ Gönlümüzün Bülbülü Karacaoğlan- Dr. Halil Atılgan, Zaferlerin Ayı Ağustos…30 Ağustos Zafer Bayramınız Kutlu Olsun!- Ali Ateş, Memleket Hastanesi’nden Kimler Geldi Kimler Geçti?- Cezmi Yurtsever, İçel Mersin Meselesi İçel’den Mersin’e Neden...

“Sizi ekmeksiz bıraktık ama babasız bırakmadık.” sözü Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki duruşunu, tavrını, politikasını, öngörüsünü özetler. İki seçenek sunsalar ve deseler ki, “Aç kalmak mı istersiniz, babasız kalmak mı?” herhâlde hepimizin ilk tercihi hiç düşünmeden “aç kalmak” olur. Bütün acımasızlığıyla savaşı göz önüne getirdiğimizde, bir ülkeyi böyle bir felâketten koruyanlara medyûn-u şükrân olmaktan daha doğal bir yaklaşım düşünülemez.

İstiklâl Marşı, 10 kıta ve 41 mısradan oluşan bir şiir. Bu, özellikleri onun dış yapısını ifade ediyor. Bir edebi metinde esas olan ise iç yapı yani muhteva başka bir deyişle eserin ruhudur. Biçimsel özellikleriyle de muhteşem bir eser olan İstiklâl marşının asıl önemi ve özelliği ise içinde gizlidir. Bu önemi anlam ve bu güzelliği görmek için ise onun ruhuna nüfuz etmekle mümkün olabilir ancak. Bu da bu marşı farklı bakış açılarıyla okumak ve anlamakla mümkün olabilecek bir hadisedir....

Bu ülke, 1914 Ağustosu’nda bir mukadderat anına varmış olarak, kaçınamayacağı bir ölüm kalım mücadelesine çağrılmıştı. Türkiye, Avrupa tarihindeki bu en şekillendirici ve büyük mücadelenin altı ana muharip taraflarından biri olmakla kalmamış, savaşın sonuçlarına da çok önemli bir etki icra etmiştir. O noktaya nasıl ve nerelerden geldiğimizi unutup da, bugün için anlamlı bir konuşma yapamayız. Geçmişin ve göçüp gitmiş o nesillerin acılarını hissedemez, içinden çıkamadıkları ikilemlerini de...

Fıkra, kısa ve öz bir anlatıma sahip bir düşünceyi veya toplumdaki bir yanlışı ortaya çıkarmayı hedefleyen, ironi yüklü dille iletisini sunan halk anlatılarıdır. Halk edebiyatı kültürü içinde dilden dile aktarılarak yayılan fıkralarda her toplum kendi mührünü fıkraya vurarak onun yeniden doğmasını sağlar. Toplumlar, kendi kültürünü kendine özgü bir anlatım tarzıyla bölgenin değerlerini, dünyaya bakışını fıkraya giydirerek onları toplumun aynası durumuna getirirler. Fıkra, yaşanılan toplumun...

SEN; Yağmurun damlalarını yere kavuşturduğu bir anda gözyaşını karıştırdın mı onla? Bir çocuğun parlayan ve mahsun gözlerinde o uçsuz bucaksız mutluluğu hissettin mi hiç? Bir çiçeğin rengi sana yaradılış sırrını hatırlattı mı? Hiç olmayacak bir anda, sokağa fırlayıp ,yıldızların raksında O’ nu düşündün mü? Yaşlı bir geçmişin, tarih kokan yıpranmış ve emek okunası elini öpüp sarıldın mı? Sırf nefsine zulüm olsun diye, ”en sevdiğin bilmem ne varsa” ,fırlattın mı çöpün dehlizlerine? Bir dertli...

Timurîler İmparatorluğunun dağılmasından sonra, Azerbaycan’ın güneyinde meydana çıkan Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletleri, daha sonra ise bütün Azerbaycan topraklarını kendi idaresi altında birleştiren Safeviler hanedanının hükümdarları, Fars etkisinden tam uzaklaşarak Azerbaycan Türkçesi’ne büyük önem verir, onun tam bir sanat ve edebiyat dili, aynı amanda devlet dili olarak kabul edilmesi ve kullanılmasına çalışırlar. Bu devletlerin temelini oluşturan terekeme soyluları millî geleneklere...

Yahya Kemal Beyatlı, 2 Aralık 1884'te anneannesi Adile Hanım'ın Üsküp'teki konağında doğar. Asıl adı Ahmet Agâh'tır. O doğduğunda daha on dokuz yaşında olan babası İbrahim Naci Bey, onun doğumunu eşi Nakiye Hanım'ın Kur'an-ı Kerîm'inin son sayfasına tarihi ve saatiyla kaydeder. Yahya Kemal'in annesi ve babası, hem mizaç olarak hem de hayata bakış tarzı bakımından birbirinden bir hayli farklıdır.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan NESİL YAYINLARI • Evliliğe hazır mıyım? • Niçin evlenmeliyim? • Flörtsüz evlilik olur mu? • Aşk olmadan evlilik yürür mü? • Eşimi tanımak için ne yapmalıyım?

Prof. Dr. Can Özgür’le yaptığımız bir söyleşide şiiri ve şairliği konusunda şunları söylemişti: ‘’Şiirin yarısı bence aşktır. Diğer yarısı, duygu, coşku, düşünce, bilinçaltı, heyecan vs. demektedir. Şiirlerimde söz oyunlarına önem vermekteyim. Söz oyunlarını, felsefe ve mant ıkla yoğurarak içsel bir yapıya kavuşturmak isterim. Şiir özelliklerim arasında, şiir dizelerimdeki cümleler kırık ve kısa cümlelerden oluşur. Kısa şiirlerimde öze inmeye çalışırım. Gizli, suskun bir şiir dilini...

"...Türkler az söyler, çok yapar." Maktûl İbrahim Paşa Bosna Beyi ile Semendire Beyi'nin askerleri işte kaç haftadır "Yayçe"'yi sarmışlar, kumandanlarının gelmesini bekliyorlardı. Dinmez yağmurların, çılgın fırtınaların döve döve yosunlattığı tekir duvarlı büyük kale, kuvvetine emindi. Ne kapısında, ne bedenlerinde kimse görünmüyordu. Burçlarında sallanan bayraklar olmasa, bomboş bir kaya yığını sanılacaktı. İki ot atımı ötede kurulu beyaz çadırların önünde, yere serili siyah kebelere oturmuş...

Ziya Gökalp 48 yıllık kısa yaşamında fikirleriyle sosyoloji1, tarih, hukuk, siyaset gibi alanlara ve Türk düşünce dünyasına damga vurmuş; vatansever, düşünmeye ve bilime inanan, milletinin harsına ve tarihine bağlı bir aydındır (İnalcık, 2000, s. 9). Meşrutiyetin ilanı ile 1908’de İttihat ve Terakki Cemiyeti(İTC)’nin Diyarbakır şubesini kurarak fiilen siyasete adım atan Gökalp, cemiyetin Diyarbakır, Van ve Bitlis heyetlerinin müfettişliğine atanmıştır. 1909’da İTC’nin kongresine katılarak...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

TÜRK EDEBİYATINDA ANLAMIN MERTEBELERİ KAVRAMLAR-EDEBÎ TÜRLER-BAZI ESERLER Bu araştırmanın en önemli amaçlarından biri edebî eserin dünyasına girmeye mâni olan endişelerden mümkün olduğu kadar uzak bir şekilde onların günümüze taşıdığı mesajı anlamaya çalışmaktır.
Gönlümden... Ufuklar Ardı Bizim Babamın ezberinde bir çok şiir vardı. Okuduğu güzel sözleri, şiirleri, kıssaları hemen kısa kısa not ederdi. Bir...
Şeyh Edebâlî’nin Osman Gâzî Beğ’in Düşünü Yormasıdır:  “Kara Osman Beğ’imizin atası hörmetli Ertuğrul Gâzî, geçen gün yanına Dursun Fakı ile Samsa...
Yazar         : Prof. Dr. Emine YENİTERZİ Yayınevi        : Selçuklu Belediyesi...
e – KİTAP Yazar : Suzan ÇATALOLUK Sayfa sayısı :139Yayın Numarası: 20e - Yayın Numarası: 6Hikaye serisi : 3Yayın Tarihi: Kasım...
Avrupa Birliği çerçevesi içinde oluşturulmaya çalışılan “Avrupalı kimliği” bir inşa çalışmasıdır. Kuzeydoğuda Ruslar Avrasyacılık ile başat iradenin Ruslardan...

Biyografi

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin halifelerindendir. Kendilerinin doğum tarihi bilinmemektedir. Mezarında H. 1276 (M. 1859) senesinde vefat ettiği kayıtlıdır. Bugün...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta...

Şiir

Geçen ay, kitabevlerinin raflarında kendine has kokusuyla, rengiyle, sesiyle arzı endam eden bir şiir kitabı; baharın kelebekleri, portakal çiçekleri, Arap bülbülleri gibi Çukurova’ya inip bizim fakirhânenin de kapısını çalıverdi. “Ufuklar Ardı Bizim” diyerek gelen Ötüken menşeli bu kitabın...
Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri...
Bekir Sıtkı Erdoğan (d. 1936), Karaman doğumludur. Asker olmanın şi­irine kattığı zengin bir doğa kültürüne sahiptir. Cumhuriyetimizin 50. Yıl...
Behçet Necatigil'in kısacık uzun hayatına bakanlar, onun okuldan eve, evden şiire gittiğini görürler. Yaşamına, ailesinin tanıklığına, mektuplarına,...
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?             Şâir! Hangi şâir? “Şâir değildir” diye...
Mehmet İsmail’in “Ağaçdelen” Şiirini Yeniden Yazma Denemesi: Göy Gapımı Ağaçdelen Döy De Bax! -Türk Dünyasının gururu Prof. Dr. Mehmet İsmail’e sekseninci...

Öykü Roman Masal

“(…) kendime erkek ve kadın hizmetkârlar edindim,  kendi evimde doğan hizmetkârlarım oldu, ayrıca                                                      ...
Kültür kelimesi insan faaliyetlerinin en incelikli olanlarına verilen ad olarak ifade edilmektedir (Eagleton, 2016, s. 9). Bu kavram, Klemm tarafından...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak...
1. EDEBÎ METİNLERİN FİLME AKTARILMA SÜRECİ İlk edebi eserler bilindiği gibi çok eskiye dayanmaktadır. Buna örnek olarak taş üzerine oyularak yazılan...
Balkanlarda 500 yıldan fazla hüküm sürüp bünyesinde onlarca etnik azınlığı barındıran Osmanlı Devleti, batılı sömürgeci devletlerin de çabalarıyla...
Sevinç Çokum, ilk romanlarında ‘millî kültür ve millî bilinç’ etrafında çeşitli meseleleri konu alır. Son romanlarında ise ferdin etrafındaki kültürel dünyayı...

Mülâkat/Söyleşi

Önünüzde tarihi bir kapı var ve siz bu kapıyı elinizde avuç alanınızı aşan bir usta elinde düğülmüş bir açar ile sözün kapısını açtığınızda gelenek ve şiir üzerine döşediğiniz, ruh ve gönül işçiliği ile süslediğiniz şiir otağı nasıl meydana geldi? Soruyu daha çok şiir ve gelenek bağlamında...
Kadıköy'deki Gençlik Kitabevi'nde 11 Nisan 1987 günü düzenlenen toplantıda konuk Necati Cumalı'ydı. Soruları yanıtlayan Cumalı, kadınların daha gerçekçi ve...
Şair Figen Özer, İstanbul Yazarlar Birliği Salonunda Şiirseverlerle Buluştu:  "Kalemin Ucundan Gönül Burcuna" Dr. Özlem Güngör Haberi: Yazarlar...
Türk edebiyatına en iyi romanlarını vermiş olan Halide Edip, şimdi de yurt dışından mecmualarımıza ara sıra yazdığı fıkralar ve yaptığı yeni neşriyatla yeni...
Konya’nın Seydişehir ilçesinde ressam olarak tanınan Fatma Kırdar’ın ünü gün geçtikçe yaşadığı şehrin dışına taşarak Ülke geneline yayılmış. Genç yaşta eşini...
Konuşan: Selçuk KARAKILIÇ Öncelikle, morfolojik özellikleri incelendiğinde türkünün yüzyıllar öncesinden toplayıp getirdiği anlam yekûnunu nasıl bir...
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası

digertumyazilar

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech