Perşembe 4 Haziran 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 5 - 9 dakika)
Bunu okudun 0%

suurFelsefecilere göre, insan ve şuur birer zamanî varlıktır. Hem hayatımız hem de şuurumuz zamana bağlıdırlar. Hilmi Ziya Ülken şuuru ikiye ayırıyor: Organik şuur ve sosyal şuur. Organik şuurda geri dönmeyecek olan sürekli bir değişme vardır. Sosyal şuur ise daima tekrarlanan bir değişmeye bağlıdır. Bu iki şuur zamansal şuurdur. Fakat üçüncü bir şuur daha vardır ki Ülken buna zamandışı şuur demektedir. Zamandışı şuur hiçbir değişmeye ve oluşa bağlı değildir; geçmişe ve geleceğe ait bütün hatırlamalar, hasretler, esefler, beklemeler, ümitler, tasa ve ürküntülerin dışında devamlı bir hal içinde yaşamak ve hatta sadece hali yaşamaktan başka bir şey olmayan ezelî an şuuru’dur bu zamandışı şuur. Zamanı parantez içine almış bir şuurdur bu. Her türden değişmenin ve her türden bağlılığın dışında kalmış öz-şuurdur.

Zamandışı şuur bütün varlıklarla beraber yaşadığımız, muayyen bir âleme kayıtlı kalmayan asıl şuurdur. Varlığın sonsuzluğunu, başlangıçsızlığını ve bitimsizliğini, daima var ve hazır oluşunu kendimizde hissettiğimiz, varlıkla kendi varoluşumuzu ezelilik içinde gördüğümüz andaki şuurdur. Orada biz ve âlem aynı şeydir. Her şey bizdedir ve biz her şeydeyizdir. Ülken buna mutlak şuur da demektedir.[1] Zamansal varlık olmaları itibarıyla organik şuur ve sosyal şuurun işleyişi işte bu zamandışı (veya zamanüstü) şuurun varlığı sayesinde mümkün olabilmektedir. İbn Arabî buna ezelî ankuramıyla iştirak ediyor. Zamandışı şuur mekanik olmadığı için zamanı parçalamaz; geçmiş ve gelecek yoktur burada; yalnızca an vardır. Zamansız şuuru zamanın dışına çıkarak kavramamız gerekiyor. Zamansız şuur insanî varlığın ilk krizinde görülür.  Bu ilk kriz müphemliktir ve başlangıç şuurudur. Kişinin henüz kendisiyle başkasını (objeyle süjeyi) ayıramadığı andır. Kişi müphem şuurdan çıktıkça dünyaya bakmaya ve aktüel şuur edinmeye yönelir. Aktüel şuuru edinme nispetinde zamansal şuur da kesifleşecektir.[2]

İnsanî varlığın ilk krizi nedir? Bize göre elest bezmidir; kâlû belâ’dır. Süleyman Uludağ’ın sözlüğünde kâlû belâ kısaca şöyle izah ediliyor: “Hak Teâlâ insanlardan çok evvel onların ruhlarını yaratmış ve sormuş: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ (Elestü bi-Rabbiküm) Onlar da: ‘Evet öyledir’ demişler. (bakınız Araf, 172) Böylece Allah’la kulları arasında bir sözleşme yapılmış, kullar Allah’a ahid ve söz vermişler. Buna bezm-i elest veya bezm-i ezel denir.”[3]

Zamana bağlı bulunan organik ve sosyal şuurların ötesindeki mutlak şuur –zamandışı olması hasebiyle– ilk krizle patlak vermiş bir şuurdur ki, biz buna bütün ruhların ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ sorusuna muhatap kaldıkları bezm-i elest şuuru da diyebiliriz. İşbu zamansız şuurun başlangıcı kâlû belâ’dır. Geçmişin veya geleceğin şuuru değil, an dediğimiz bütünlüğün şuurudur. Âdem ile Havva’nın ilk cennetteki yasak ağaca uzanmasıyla uyanan nefislerindeki şuurdan ayrı bir şuurdur bu. Kabaca bir benzetmeyle ifade edecek olursak, yasak ağaca uzanma neticesinde insanlık cennetten dünyaya düşerken bir kırılma yaşanmıştır ve bu kırılmayla birlikte bir nevi mekanik zaman başlamıştır. Bezm-i elest şuuru ruhsal şuurdur ve fakat cennetten dünyaya düşüşe sebebiyet vermiş olan yasak ağaca uzanış ise organik ve sosyal şuurun oluşumudur diyebiliriz.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ı çalışan Zeynep Bayramoğlu yine Tanpınar’ı çalışan Oğuz Demiralp’tan Tanpınar’a dair şöyle bir alıntı yapıyor: “Geçmiş, ancak zihindedir; gelecek, boyuna akar ve ona erişilmez. Hal ise durmayan zamandır.”[4] Tanpınar işte bu durmayan/kesintisiz zamana yekpare zaman demektedir:

Ne içindeyim zamanın

Ne de büsbütün dışında;

Yekpare geniş bir ânın

Parçalanmaz akışında.[5]

Geçmiş hüzün vericidir, gelecekse endişe yüklüdür; bu ikisi arasındaki an ise yine tekinsizdir çünkü buradaki geçmiş-an-gelecek üçlüsü yekpare zamanın değil de parçalanmış zamanın ürünleridirler. Hâlbuki mutlak şuurun zamanı olan mutlak zaman –yekpareliğinden ötürü– her hâliyle bütüncüldür ve dolayısıyla kesintisiz bir akış hâlindedir. Elest bezmindeki öz an’dır bu. Değişmezdir ve bitimsizdir. Bergsoncu zaman anlayışına çok yakındır veya aynı şeydir. Bergson buna herkesin bildiği üzere saf süre (durée) demektedir. Yine Bergson’a göre saf süre hakiki hürriyettir.[6] Öyledir çünkü hem geçmiş hem de gelecek ve bu ikisi arasındaki yekpare olmayan an (mekanik zamanın ân’ı) kısıtlayıcıdır. Oysaki mutlak zamanın kendisi salt an’dan ibaret olduğu için her türlü kısıtlamalardan münezzehtir. İşte hakiki hürriyet buradadır. Öz şuurun ve yekpare zamanın genişliği ve parçalanmazlığı nedeniyle hürriyet de burada mutlaktır dememiz gerekiyor.

İbn Arabî’nin ezelî an (insant eternel) dediği bu yekpareliğin hususiyetlerini Hilmi Ziya Ülken şöyle tarif ediyor: “Orada her türlü değişme, bir hedefe doğru ilerleme, yıpranma, bir sonda bitme tasası yoktur. Yine orada toplumun mekân-zaman şemaları ile ilişik de kesilmiştir. Vakıa insan daima organik ve sosyal ilgiler içinde yaşar. Fakat sanki bu ilgilerden hiçbirine bağlı değilmiş gibi kendini boşlukta duyduğu bir an vardır… Orada her şeyi unutmuş ve hiçbir şeyi beklemiyor gibiyiz.”[7] İşte bu kayıtsızlıktır ki böylesi bir anda zamanın ne içindeyizdir ne de büsbütün dışındayızdır. Fakat tabiatıyla kozmik/mekanik zamanın sonsuzluğa açıldığı anlık bir penceredir bu. Tanpınar örneğinde görüldüğü üzere bizim asıl aradığımız zaman ve şuur ise her türlü değişmeden, bir hedefe doğru ilerlemekten, yıpranmaktan ve bir sonda bitme tasasından arınmışlığın zamanıdır. Ülken buna ezelî hal şuuru ve başlangıç noktası diyor. Kâinatın büyük patlamasına eşdeğer bir şeydir bu.

İslâm mistisizmine göre, yaratılan ilk ruh Hazret-i Muhammed’in ruhudur ki tasavvufta buna rûh-i muhammedî denmektedir. Diğer bütün beşerî ruhlar bundan türemiştir. Kâinatın tek bir çekirdekten büyük patlamayla oluşmasına benzemektedir bu türeyiş. “Rûh-i Muhammedî akl-ı küll’ün suretidir ki, o da Âdem’in hakikatidir. Havva nefs-i küll’ün suretidir. Çeşit çeşit suretlerin meydana gelişi akl-ı küll ile nefs-i küll’ün izdivacındandır. Kur’an-ı Kerim’de; ‘Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden sakının,’ buyrulmuştur. Bu taayyünat (meydana çıkma) içinden pek çok fail ve münfail (etken ve edilgen) suretler gelmiştir. Fail suretler erkekler, münfail de kadınlardır.”[8] Yasak ağaç, insandaki şuurun uyanmasına sebebiyet verdiği için hem aklı-küll’e hem de nefs-i küll’e tekabül etmektedir. Zira akıl olmasaydı nefs harekete geçmeyecekti ve nefs olmasaydı akıl yürütmekte âciz kalacaktık. Buradan anlıyoruz ki, insanın parçalanmışlığının kökeninde yasak ağaç vardır.[9] İşte organik şuur ve sosyal şuurun büyük patlaması yasak ağaca uzanıştır. Zamandışı şuurun büyük patlaması ise elest bezmidir. Organik ve sosyal şuurların mekanik/parçalanmış zamana bağlı kalmalarına paralel biçimde zamandışı şuur da saf süreye rabıtalıdır. Burada yıpranma ve bir sonda bitme kaygısı yoktur. Burada sonsuzluk vardır. İşte bu sonsuzluk Cehennem’in veya Araf’ın değil de doğrudan doğruya Cennet’in sonsuzluğudur. Dünya hayatı bir yanılsamadır. Pek meşhur hadis-i şerif uyarınca, dünya hayatı bir rüyadır. Sanal bir evrende yaşamakta olduğumuzu söyleyebiliriz:

“Ey Habibim! Şu vakti hatırla ki, biz sana, muhakkak senin Rabbin insanları zât-ı uluhiyeti ile kaplamıştır. (Yani onların gerçek vücutları yoktur, onların hepsi isimlerinin gölgesinden ibarettir.) Ve zılâl ise hayaldir. Ve bizim sana gösterdiğimiz rüya ve Kur’an’da olan şecere-i mel’ûne insanlara fitnedir. (Yani sana gösterdiğimiz bu maddî âlem rüyadır demektir.) Nitekim sen de bu hakikati anladın da: ‘İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar’ buyurdun. Biz onları (ruh ile nefisten meydana gelen insanları) ‘ikiniz şu ağaca yaklaşmayın’ diyerek her an korkutuyoruz.”[10] Âyet-i kerimedeki zılâl sözcüğü gölgelerdemektir. Aslında olup biten her şey bir rüyadır, bir vehimdir. Amerikalı yeni fizikçi Michael Talbot şöyle diyor: “Toplu tevehhüm olgusunu gözden geçirdim ve şu neticeye vardım: Dünyayı düşlemekteyiz.”[11]

Kim bilir belki de dünya hayatının bir rüya/yanılsama olması gibi Araf ve Cehennem hayatları da birer rüyadırlar. Cennet hayatı ise mutlak zamanın yaşandığı hakiki hayattır.

Mekanik zaman, Bergson’a göre, mekânlaştırılmış zamandır. Kâinatın zamanıdır. Kozmik zamandır. Saf süre (durée) içsel zamanken, mekanik zamansa dışsal zamandır. Bergson’a göre, “Dışımızda, yani mekânda tasarladığımız zaman, gerçek zaman değildir.”[12] Türk felsefeci Ali Osman Gündoğan Bergson’un zaman kuramını şöyle açıklıyor: “Bu daha çok matematik bir zamandır yani gerçekte bir mekân biçimidir. Demek ki mekânın araya girmesiyle oluşan zaman fikri, gerçek zamanı ifade etmez. Zaten Bergson’a göre insan ruhu ve şuuru için söz konusu olan zaman ile insanın dışında ortaya çıkan zaman diye bir ayrım vardır ve bu ayrım, süre ile zaman ayrımına da denk düşer. Süre kavramı, insan ruhu ve şuurunda cereyan eden zaman kavramı için kullanılırken; insan dışında maddî evrende geçen zaman için kullanılmamaktadır. Çünkü maddî evrendeki zamanın işleyişi ile ruhumuzda geçen zamanın işleyişi arasında fark vardır. Maddî evrende zaman, çizilmiş bir çizginin noktalarını takip ederek tekdüze bir şekilde ilerlerken hiçbir yaratma, hareketlilik ve oluş ifade etmez. Oysa asıl zaman dinamiktir ve sürekli bir yaratmadır.”[13]Görüldüğü üzere Bergson zaman ile süreyi ayırmaktadır ve ilkinin maddî evrendeki zaman olduğunu belirtirken ikincisin ise ruhumuzda geçen süre olduğunu vurgulamaktadır. İşte bu süre bizce elest bezmiyle başladığını varsaydığımız (veya iman ettiğimiz) yekpare/kesintisiz mutlak zamandır. Bu aslında an’dır. Geçmişi ve geleceği bulunmayan cennetin saf süresidir.

Ülken’in sorguladığı zamandışı şuura mukabil olarak mistisizmi alt-şuur olarak tanımlayan Amerikalı filozof ve psikolog William James’in teorisini irdelerken Erol Güngör şöyle bir yargıya varmaktadır: “Alt-şuur’un hakiki muhtevasının ne olduğunu bilmiyoruz. William James orada sadece ferdî hatıraların değil, aynı zamanda ırka, yani insan cinsine ait hatıraların da bulunduğunu söylüyor. Çağdaş bir yazar (E. Aegerter), buradan hareketle şöyle bir ihtimalden bahsetmektedir: Ferdî alt-şuurların ulûhiyetin birer parçası olduğu söylenemez mi? Eğer öyleyse Eflâtun’un ‘bilgi hatırlamadır’ teorisinden tutun da İslâm tasavvufunda çok kullanılan ‘elest’ misâkına kadar pek çok şey alt-şuurun muhtevasına dâhil demektir.”[14] Son söz: Erol Güngör’ün William James’ten naklettiği “insan cinsine ait alt-şuur hatıraları” olsa olsa elest bezmine kadar inen zamandışı şuurun anılarıdır.      

Metin SAVAŞ

KAYNAKLAR


[1] Hilmi Ziya Ülken, Varlık ve Oluş, sayfa 282, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları 1968

[2] Varlık ve Oluş, sayfa 281-287

[3] Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, kâlû belâ maddesi, Marifet Yayınları, İstanbul 1991

[4] Zeynep Bayramoğlu, Huzursuz Huzur ve Tekinsiz Saatler, sayfa 55, YKY, İstanbul 2007

[5] Ahmet Hamdi Tanpınar, Bütün Şiirleri, sayfa 19, Dergâh Yayınları, İstanbul 1998

[6] Mustafa Kök, Mistik Dünya Görüşü ve Bergson, sayfa 12, Dergâh Yayınları, İstanbul 2001

[7] Varlık ve Oluş, sayfa 281-282

[8] Selçuk Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatlar, sayfa 231, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, İstanbul 1997

[9] Metin Savaş, Açığma-Kün, Kırmızılar Dergisi, Ağustos 2016

[10] Selçuk Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatlar, sayfa 232, Marmara Ünv. İlahiyat Fak. Vakfı Yay. İstanbul 1997

[11] Michael Talbot, Yeni Fizik, sayfa 7, İnsan Yayınları, İstanbul 1997

[12] Ali Osman Gündoğan, Bergson, sayfa 74, Say Yayınları, İstanbul 2010

[13] Ali Osman Gündoğan, sayfa 74-75

[14] Erol Güngör, İslâm Tasavvufunun Meseleleri, sayfa 135, Ötüken Neşriyat, İstanbul 1996

About the Author

Metin SAVAŞ

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EBEDİYETE İRTİHALİNİN 12. SENESİNDE TÜRKİYEM'İN ŞAİRİ'NE
Kitabın ortasından girelim. Kelâmımızı eğip bükmeden gönlümüzden geldiği gibi aktaralım..  Şükür ki muvaffak olamayan, halkın sağlam irâdesine takılan 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 27 gün boyunca Demokrasi nöbetlerinin favori parçası olan "TÜRKİYEM" meydanları inletti ve heyecanına...
İNSANIN TAŞRASI-IX
Uzak çağlardan o güne kadar günler kum gibi akmış; yıllar, yüzyıllar, kervanlar gibi uzak ufuklarda kaybolup gitmişti. Dünya kurulalı beri mavi dalgaların koşuştuğu o yerlerde şimdi çorak topraklar belirmiş, derin vadiler oluşmuştu. Neresi miydi burası? Deveören Köyü, bizim köyden bahsediyorum....
ŞİİRDE İMGESEL GÖSTERGE
 İmgesiz sanat olamayacağı gibi imgesiz şiirin de ortaya konulamayacağı bir gerçektir. İmgesel anlatım en çok da şiirde kullanılmıştır. İm kelimesi; işaret, alâmet anlamına gelmektedir. Anlam yüklenen her şey, gösterge, iz, belirti… birer im’dir. Türkçe’de sık kullandığımız, ‘’imi, timi...
AYRILIK YOKUŞU
Babamdan kalan o eski evin önündeki somyanın üzerinde kollarımı bağladım oturuyorum. Değişik duygular içerisindeyim. Bir duygudan çıkmadan diğerine yatay geçiş yapıyorum. Halimden memnunluk derecem değişkenlik gösteriyor.  Buraları hayal meyal hatırlıyorum. Ayrılık yokuşu… Zamanında...
FİN(CAN)LA GELEN MEKTUP
“Değerli Hocam; Öncelikle selam eder ellerinizden öperim. Beni hatırlayamamış olabilirsiniz, ama ben sizi hatırlıyorum. Sizin yüzlerce öğrenciniz olmuştur, benimse bir tane Muharrem Hocam oldu. Ben hep arka sıralarda oturan sessiz bir öğrenci oldum ama söyledikleriniz ve yaptıklarınız kafamda mıh...
İNSANIN TAŞRASI-VIII
Bir gün Bilecik Vali Yardımcısı, Aziz Dost Abdurrahman Bey,-İlgen Hocam, sana bir şey danışacağım.-Hayhay, buyurun. Vilayet merkezinde kendi başkanlığında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı olarak toplanmışlar. Toplanma nedeni ihtiyaç sahibi öğrencilere burs vermek. Tabii, konuşmuşlar,...
prev
next

MEVLÂNA’NIN MESNEVİ’SİNDE TOPLUMSAL EL…

Edebiyat Dunyamız

Giriş İslam kültür ve medeniyetinin yetiştirdiği büyük şahsiyetlerden biri olan Mevlâna Celâleddin Rûmî, pek çok önemli vasfı kendi şahsında bir araya getirmiş olması nedeniyle vefatından yüzyıllar sonra bile yol göstermeyi...

Milli Kültür Mes'eleleri ve Maarif Davamız

Edebiyat Dunyamız

Samiha Ayverdi KUBBEALTI NEŞRİYAT Yazar, bu eserinde Türk gençliğinin, millî ve mânevî değerlerine kıymet vererek eğitilmesi gerektiği; dününü unutan gençliğin bugününü bilemeyeceği gerçeği üzerinde ısrarla durur. Eğitim ve öğretim politikamızın...

AZ ZAMAN ÇOK EDİRNE

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

Edirne’deki bir yılım bir ömre mal oldu. Şimdi anlıyorum ki üniversite hayatımın ilk yılını Edirne’de geçirmemiş olsaydım, genel anlamda edebiyata, özel anlamda şiire bakışımda ciddi farklılıklar olacaktı. Ne mi eksik...

REFİK HALİD KARAY - AYŞEGÜL

Edebiyat Dunyamız

Çam ağaçlarının sesi nasıl tarif edilmelidir? Hem buna ses demek doğru mudur? Ne fısıltıya benzer, ne de bir din nağmesi veya sevda sözleşmesidir. Çamların sesi değil, nefesi vardır. Bana, kendi...

AYNEN

Kelimeler kadar onları konuşan ağız önemliydi. ‘Gönüle yumuşak sözle gir!’ prensibine...

OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ

“Volkan gibi lâv atmış, ne susmuş ne sönmüşüm Ben bir fikir...

MEKANİK HAYAT – MEKANİK ZAMAN

Şu an yaşamakta olduğumuz modern veya postmodern çağı en belirgin şekilde...

MEHMED ÂKİF’E DAİR-1: DÜNYA G…

Abdürreşid İbrahim'in fikir ve aksiyon çerçevesini Eşref Edip şöyle belirlemektedir:  "Takip ettiği...

YUNUS EMRE BELGRAD'DA

Son dönemde başarılarıyla en çok dikkatimi çeken kurumlardan biri Yunus Emre Enstitüsü...

ANTİK TANRI; UNESCO

  Unesco.United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization.Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve...

ZAMAN, DİL VE EĞİTİM

Zaman acımasızdır. Kendine ayak uyduramayanı affetmez. Zamanın gerekliliklerini yerine getiremeyen hemen...

TÜRKÜLER SATICISI

Geçmiş günlerin birinde, hareketli Aydın Pazarı’nda dolaşırken, saz nağmeleri ile kucaklaşan...

ALMAN VE FRANSIZ YAPIMI BİR GEZİ Y…

Şehirler medeniyetlerin açık hava müzeleridir. Ne zaman yeni bir şehir görsem...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA…

Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Bey o akşam Mustafa Kemâl’i de dostlar...

TÜRK DÜNYASI VE DEVLET POLİTİKAS…

Türkiye'nin, 1991-1992'ye. dek Türk Dünyası'na yönelik resmi bir politikası yoktu. Bunun...

AŞK GELİNCE CÜMLE EKSİKLER BİTE…

İnsan denilen canlı evrimsel olarak hayvanlar alemine mensup olup diğer hayvanlar...

YAPI, ANLAM VE KÖKENLERİ BAKIMINDA…

Söz varlığını oluşturan unsurlardan renk adlarını incelemeyi ve değerlendirmeyi amaçlayan bu...

GURBET GARİPLİĞİ

Türk’ün tarih seyrinde göç, gurbet olagelmiştir hep. Türk’ün dinamik yapısı biraz...

GÖZLERİMDE BİRİKEN ŞİİR

Hayat bana durmayı, düşünmeyi, tartmayı, gerekiyorsa ondan sonra konuşmayı öğretti.Sonra dostluğu...

ABUM RABUM: BİR HZ. İBRAHİM ROMAN…

Bir (Hz.) İbrahim Romanı İskender Pala Kapı Yayınları, 2018 1958 Uşak doğumlu, İstanbul Üniversitesi...

SAYI - 18 ŞİMDİ BÖYLE KALIP BATA…

Sürgünde muhalefet eden bir gazetenin adının “Hürriyet” olması çok manidar… Ama...

Ahmet Yılmaz SOYYER

Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla...

’ÇİFTE VAV’IN İZİNDE

Sosyolog şair A. Yılmaz Soyyer’in şiir kitabı Çifte Vav’ın İzinde Post...

BAYRAK'TAKİ VATAN

“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son...

KARAGÖZ’ÜN HAKİKAT PERDESİ

Baklavaydı, kahveydi, lokumdu, yoğurttu derken komşumuz Yunanistan, Karagöz’e de sahip çıkıyor...

ŞAİRLER SULTANI: NECİP FAZIL KISA…

Cumhuriyet dönemi Çağdaş Türk Edebiyatı’nın en dikkate değer şahsiyeti, şüphesiz Necip...

KAHRAMAN TÜRK KADINLARI

Hayme Ana'nın -hem kan bağı hem de can bağı ile- torunlarından...

SERBEST VEZİN

Bilindiği üzere gerçek şiir; mısralardaki kelimelerin anlamlarından sıyrılarak âdetâ sese, mûsikîye...

KALAYCI HİLMİ DESTANI - TURGAY BOS…

Ayşe Filiz Yavuz AVŞAR Anadolu’nun kaybolan sözlü kültürünün ve hafif meczup kişilerinin...

ARİF NİHAT ASYA BAYRAK ŞAİRİ

(Bayrak Şairi) Hani bir şiir vardı, şöyle başlardı: “ Ey mavi göklerin beyaz...

SEBEP

‘Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey...

MEHMET EMİN ALPKAN

İstanbul’a ilk defa 1951 yılında gitmiştim... O zaman, Yıldız Teknik Okulu’nun...

İNSANLAĞIN EVİ - TÜRKLÜĞÜN OT…

Hür yaşamanın timsalidir topakev.   Geniş Orta Asya bozkırlarının ve göçebe hayatının kullanışlı...

TOTEMLERE BİR BAKIŞ DENEMESİ

Totem dediğimiz şey çoğuncası bir hayvandır. Nadiren bir bitkidir ve kimi...

MEHMET AKİF ERSOY’DA HÜZÜN

Tabut Eller Üstünde Dostu da düşmanı da onun çok yüksek bir...

SABIR

Teknolojik gelişmelerle bağlı olarak insanın hırsı tahrik ediliyor. Hırs, zamanla tamaha...

İÇİMDEKİ GÖÇ

Geçmişinde imparatorluk tecrübesi olan milletlerin ortak kaderidir göç. İnsan, kendi isteğiyle...

HALK HİKÂYELERİNDE MİTOLOJİK SA…

Mitolojinin zengin dünyası içinde yer bulan sayılar ve renklerin görünümleri halk...

SABIR

Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir. -Bakara Suresi, 153- Hayâ zînettir. Takva da keremdir...

TÜRK’ÜN ATEŞLE İMTİHANI

Türk vatanının İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesinden Cumhuriyet’in ilanını kadar kendisi...

ABDURRAHİM KARAKOÇ’DA VATAN

“Dağ ile Sohbet Beyaz karlı, kara çamlı iri dağHeybet nedir, ne değildir?...

Mehmet Ali Kalkan

 Mehmet Ali KALKAN, Eskişehir Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor...

TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1896) -I

Tanzimat ve ondan sonra gelen yeniliklerle edebi ve fikir hayatımız, Batı...

ZAMANIN DEĞERİ

Değişik kaynaklarda zamanın değişik tanımlarına rastlamak mümkündür. ‘Bugün, nakit; yarın, bono;...

Aşık Sefil Selimi

Aşık Sefil Selimi, Asıl adı Ahmet Günbulut (d. 26 Ağustos 1933...

NASRETTİN HOCA’DAN BİR FIKRA

Fıkraları sevmeyen var mıdır, sanmam. Çünkü fıkralarda her insana hitap eden...

Cengiz Aytmatov ve Kızıl Elma

Aytmatov ,Cengiz (d. 12 Aralık 1928 , Şeker Kırgız ÖSSC) ...

ZİYA GÖKALP DÜŞÜNCESİNİN TÜR…

Ziya Gökalp 48 yıllık kısa yaşamında fikirleriyle sosyoloji1, tarih, hukuk, siyaset...

ROMAN SANATI NEDİR VE NİÇİN ROMA…

Bu yazıyı kaleme almamın sebebi açıktan açığa bir zaruretin beni sıkıştırıp...

BİR TÜKENMEZ HAZİNE OLARAK ATATÜ…

Kimi sanat yapıtları vardır ki tükenmez hazine gibidirler. Örnek olarak, Dostoyevski’nin...

BU SEVDADAN US(L)ANMAYIZ

Sevda için, yürekte bulunan siyah bir lekedir, derler. Peki, türlü türlü...

ÖLÜMÜN KIYISINDA

Saatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum...

SAYI - 17 TÜRK DÜNYASINDA KAKAONUN…

Kakaonun lezzet yolculuğu 1828’de Van Houten tarafından kakao presinin icat edilmesiyle...

ANADOLU’NUN YİĞİT SESİ: DADALO…

Ali Alper ÇETİN Toros dağlarının başı dumanlandı mı bir kez, Avşar Türkmenlerinde...

KAHRAMANLIK RUHU

Orhan Şaik Gökyay. ‘’Bu Vatan Kimin? ‘’ adlı şiirinde; "Tarihin dilinden düşmez...

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ

Milli Edebiyat Dönemi (1911-1923) II. Meşrutiyet (1908)'ten sonra başlayan ulusçuluk akımı her...

MANKURT

“Adını hatırla, kim olduğunu hatırla” bir annenin kimliğini, kişiliğini yitiren çocuğuna...

GÜVENİLİR OLMAK

‘Güvenme dostuna saman doldurur postuna,’, ‘Güvenme varlığa düşersin darlığa’ sözlerini günlük...

AHMET HAMDİ TANPINAR VE YAZ GECESİ

(23.6.1901 - 24.1.1962) Doğ. ve Ölm.: İstanbul Çeşitli ortaokul ve liselerde okuduktan...

kirmizilar.com

Mutlaka ziyaret etmeniz gereken zengin içerikli bir site. Kırmızı, Dilimizden hiç düşmeyen şiirce...

AYLA COŞKUN CEREN'LE SOHBET

Ayla Hanım öykü ve denemeler yazıyorsunuz. Sizdeki yazma yeteneği nasıl gelişti?...

ANADOLU’NUN SESİ: KARACAOĞLAN

Üçyüz yıl önce Karacaoğlan derler bir ozan, ses olmuş telden, söz...

YAZAR- ARAŞTIRMACI SAIT BAŞER: “…

Sakarya Üniversitesi Felsefe Blm. em. öğretim üyesi Sait Başer ile bir...

İNSAN, TANRI’NIN MUCİZELERİNİN…

Oldum olası sanatçıların yetişmesinde kültürel bir ortam olarak mekânın ayrı bir...

HARP EDEBİYATI ÜRÜNÜ OLARAK İST…

1.GİRİŞ  1.1.Harp edebiyatı ve harp edebiyatı ürünleri Türk tarihinin kurucu unsurları içinde -hiç...

ANADOLU’YA GÖNÜL VERMİŞ BİR B…

Remzi Oğuz Arık, bir ömür boyu Anadolu’yu karış karış gezerek, kültür...

TÜRKÇESİZ BİR HAYAT

2000’li yılların başı. Eskişehir’e geleli birkaç yıl olmuş. Haftada altmış saat derse...

BURSA'DA BİR AKTAB DÜKKANI

Arap Şükrü Sokağı, sabah akşam değiştirmediğim güzergâhımdır. Eskiden kışları yerler biraz...

NE BAYRAMLAR GÖRDÜM

Hiç düşündünüz mü bilmem, normal bir insan ömrüne kaç bayram sığar? Hemen...

NEFİSLE MÜCADELE(MİZ)

Nefis mücadelesinde neredeyim, sorusunu kendinize sormuşsunuzdur eminim. Nefsinizle uğraşırken, çekişirken, didişirken...

DİLAVER CEBECİ KALBİME DÜŞÜNCE

Dilaver Cebeci Ağabey, bir şiiri ve aklıma gelenler        ...

EDEBÎ METİNLERLE ZENGİNLEŞEN TÜ…

Geçmişten günümüze değin insanoğlunun varoluşunda rol oynayan en önemli ögelerden biri...

İK(İNCİ) KÖY İLİMBEY

Bir insanın kendi köyü dışında ikinci köyü olsaydı benim ikinci köyüm...

ZİYA GÖKALP - ÖTÜKEN ÜLKESİ (…

"Türk gençleri yalvardılar Hakan'a:Boru çaldır, ruhlarımız uyana...Cenk edelim, yayılalım cihana: -Yayılmaktır Türk...

CUMHURİYET GÜNEŞİ

Sıtma, verem, frengi, trahom ve benzeri bulaşıcı hastalıklarla uğraşan bir halk...

KADINI “ADAM”DAN SAYMADILAR

Özellikle son yıllarda “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramının gündeme gelmesi kadın hakları...

BİR NEFS-İ SÂFİYE HİKÂYESİDİ…

Yeşil Câmi.. Hacı İvaz Paşa’nın gözleri enfüsîler dünyasına kapanmadan evvel inşâ edilmiş...

TARİHTEN GÜNÜMÜZE IRAK TÜRKMENL…

Irak'ta yüzyıllardan beri varlık gösteren Türkmen toplumu, köklü geçmişine, ülkede bıraktığı...

BİR HOŞGÖRÜ, GÜVEN, SEVGİ VE S…

Merhamet, insan ve insanlık için belki de en önemli duygu, en...

SANATTAN BİLİME, RUHTAN HÜCREYE P…

Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan adlı eserinde akıl-zekâ-vahiy konusunu işlerken şöyle der: “İnsan...

YABANCILAŞMA OLGUSUNA YÖNELİK Bİ…

Yabancılaşmanın iki yönü Yabancılaşma olgusunu bizler çoğu zaman tek yönlü algılarız, tek...

ŞEHSÜVÂR-I CİHÂNGÎR-FÂTİHNÂ…

ŞEHSÜVÂR-I CİHÂNGÎR-FÂTİHNÂME Turgut GÜLER Ötüken Yayınları, 2015 Cihângîr Tûğlar -Selîmnâme- kitabıyla edebiyat ve târîh...

RIZA ÜMİT

Değerli Edebiyat Tarihçisi Nihad Sami Banarlı’nın. 1949’larda “San’at Sayfası'nı yönettiği YEDİGÜN dergisinde şiirlerini zevkle okuduğumuz...

EDEBİYAT ESERİNDE AKTÜEL ZAMAN VE…

Edebiyat eserindeki sosyolojik zeminin iki ayrı zamansal zemin boyutu vardır: Mevcut...

POSTMODERN ÇAĞDA AHİLİK

Kitabın birinci kısmında Ahiliğin oluşumu, kapsamı ve etkileri, Ahiliğin kökeni, Bacıyan-ı Rum...

AYRILIK YOKUŞU

Babamdan kalan o eski evin önündeki somyanın üzerinde kollarımı bağladım oturuyorum...

Bahtiyar VAHAPZÂDE

Türk dünyasının görkemli şairi 20. yy. Azerbaycan edebiyatının şiirinin muhteşem siması...

KADIKÖYÜ’NÜN ROMANI

Safiye Erol edebiyatımızın hayli zaman ihmal edilmiş kalemlerinden. Neden sonra hatırladık...

SU GİBİ AZİZ OLMAK

‘’Su hayattır.’’ diye başlanır söze. Su hayrı yaptıranlar , ‘’Su gibi...

İNCE HACI’NIN AĞITI (CERİT -AV…

Toros Dağlarının başı dumanlandı mı bir kez, Cerit,  Avşar Türkmenlerinde bir...

YOKSUN SEN...—Ömer Lütfi Mete’…

Yağmurlu bir günde tanımıştım seni. Sokaklar sırılsıklam bir hüzünle ıslanmış, martılar...

“EDEBİYATTA GELENEK” ÜSTÜNE B…

Edebiyatta gelenek, ruh beraberliğinin, her türlü edebi verimde ortaya koyduğu bir alışkanlıklar bütünü ve değerler...

HİKÂYECİDE SEÇME VE AYIKLAMA KÜ…

-Hikâye Üzerine Gençlerle Sohbet- Hangi işi yaparsak yapalım, onunla ilgili temel alan...

EDEBİYAT SANATI

   ‘’Dil; insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta, kendine mahsus kanunları...

“AKADEMİK BİLGİYİ EKONOMİK B…

Doç. Dr. Figen Çalışkan ile bir sohbet gerçekleştirdik       Figen Hanım, ...

EDEBİYATIMIZDA BİR DEV: YAHYA KEMA…

Rü’yâ gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle,       Her ânını, her rengini, her...

TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR ORTAK PAYDAS…

Asırlar süren Türk göçleri ve bunların siyasî birlikteliklere, devletlere dönüşmesi sebebiyle...

GÖNÜL DAĞI BELKİ BİR KAF DAĞID…

Gönül Dağı belki bir Kaf Dağıdır, aşk ise Anka Kuşu. Kimin...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA…

Matematik hocası Yüzbaşı Mustafa’nın nasihatleri ile Mustafa Kemâl’in annesine dargınlığı kalmamıştı...

ACIKAN KURT

Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş. Çok söylemesi günahmış; hikâye...

DR. Alî RIDVAN UNAR

Yeni Sabah Gazetesinin 2 Ocak 1946 tarihli nüshasından kestiğim ve çok...

ANLA(ŞA)MIYORUZ

‘Aya giden insan ile iletişim kurabilecek sistemleri buluyoruz. Buna rağmen çoğu...

Çukurova Lobisi Dergisinin Mayıs-H…

Çukurova Lobisi Dergimiz, İmtiyaz Sahibi Ali Alper Çetin’in önderliğinde, Mayıs-Haziran 2018 Sayı: 56 okuyucusuyla buluştu...

SOSYAL MEDYADAKİ YALNIZLIK

Bir kimse, bir hâl veya nesnenin başka bir kişi veya şey...

ARİF NİHAT ASYA - ONLAR ŞİİRİ …

ONLARNerde kaldı o anlar ki,Analar kurt doğururdu,Hilkat insan çamurunuDestanlarla yoğururdu.Nerde o...

TÜRKİYE CUMHURİYETİ KURULUŞ DÖ…

4. Muhafazakâr, Anadoluculuğun Türkçülük Eleştirisi Tutarlı mı?Bu müzakereleri anahatlarıyla hatırlamak, tarihsiz...

KÖTÜCÜL KADIN - ŞAHİKA KARACA

Kötücül kadın üzerine bu araştırma edebiyat, felsefe ve psikanaliz etrafında disiplinlerarası...

Şekiller-1

(Şekil 1) M. Ö. V-III. Yy Pazırık'ta V. Kurgan'dan çıkan, duvara...

RAUF DENKTAŞ'TA VATAN

Mustafa Necati Sepetçioğlu “Kıbrıs” la ilgili yayınladığı eserlere “Sabır Ağacı” ismini...

HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVDİM

Bir insanın anavatanı çocukluğudur, der psikologlar. Ne kadar doğru. Nereye gidersek...

Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri

GAZEL: Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere...

YAZMAYA NERDEN BAŞLAMALIYIM?

Yazmaya başlamadan önce ne yaptığımızı ve ne amaçla yaptığımızı bilmek gerekir...

GECEYE KASİDE

Seni görmeseydik yıldızlar hakkında fikrimiz olabilir miydi? Yıldızlar ki tarhlarının papatyalarıdır, ay...

Saadettin KAPLAN

 Sadettin Kaplan, 1944 senesinde Ağrı‘nın Patnos ilçesinde dünyaya gelmiştir. İlkokulu Patnos’da okudu...

OSMANLI DÖNEMİ ŞİİRİNDE EDİRN…

Müberra Gürgendereli, Osmanlı Dönemi Şiirinde Edirne, Çantay Kitabevi, İstanbul 2016. Edirne’nin I...

LÂ EDRÎ

Yolculuğa çıkmıştı. Uzun bir yolculuğa... Yolda her karşılaştığı insan ona şöyle...

ilk sözlük

Meşrutiyet inkılâbından sonra, 1910 yılının soğuk bir kış günü… İstanbul’da dönemin...

Yavuz Bülent Bakiler

Yavuz Bülent Bâkiler 23 Nisan 1936, Sivas’ta doğdu. Şair, yazar, gazeteci, yönetici, avukat. Aslen Azerbaycan...

TÜRK ŞİİRİNDE ÖLÇÜ

Hecelerin sayılarının yada uzunluk ve kısalıklarının düzenli bir biçimde sıralanması temeline...

GÜVEN

Güven ‘Bir şeye inanmaktan, dayanmaktan, bel bağlamaktan gelen rahat ettirici duygu...

SEMAH AŞKA DOĞRUDUR - A.YILMAZ SOY…

Semah Aşka DoğrudurA.Yılmaz SOYYERPost Yayıncılık Bu roman kendilerine Alevî de denilen Kızılbaşların...

Osmanlı Kitap Koleksiyonerleri semp…

Sabancı Üniversitesi, İstanbul Şehir Üniversitesi ve Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma...

Aşık Murat Çobanoğlu

 Aşık Murat Çobanoğlu 1940 yılında Kars'ın Arpaçay ilçesinin Koçköyü beldesinde çiftçi bir...

HAK SÛRETİDİR İNSÂN!

İnsân!Gündüz yürürken diri, uykuda ölü...İnsan!Nefsiyle ölü, gönlüyle diri...İnsan!Bir elinde aklı, diğerinde...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAF…

Paşa[1], yorgunluk kahvesini içmişti. Şöyle yalnız başına Ankara’da dolaşmak istiyordu. Çankaya’daki...

TÜRK EDEBİYATI TARİHİNDE MÜHİM…

(1922–1977) (...) Yusuf Ziya Ortaç, Bizim Yokuş adlı hâtırâtında Akbaba’nın çıkışı ile ilgili...

DOST

Dost kelimesi dilimize, Farsça, ‘’düst’’ sözcüğünden dilimize geçmiş olup ‘’sevilen, güvenilen...

SAĞIM SOLUM SOBE, SAKLANMAYAN EBE

Kim ebe kim sobe belli idi. Yağ satardık, bal satardık; ancak...

TÜRKLÜK KAVRAMI VE SÖZLÜĞE BAKM…

Herhangi bir sözün anlamını öğrenmek istediğimiz veya sözün ne anlama geldiği...

MEHMED ÂKİF'E DAİR- 2: MİLLÎ M…

1.Giriş:             1.1.Millî Mücadele’nin Ana Karakteri      Millî Mücadele, Türk...

Vazife, Mesuliyet, Had ve Hak

Hür olarak yaşamak üzere yaratılmış olan insanoğlu, kendi seçimi ile haklarının...

EDEBİYATIMIZDA ÇANAKKALE MUHAREBEL…

Çanakkale, Türk milletinin tâlihsiz bir şekilde dahil olduğu büyük harp içinde...

ANADOLU’YU AYDINLATANLAR- GÖNÜLL…

Anadolu’yu aydınlatanlar- Gönüller Sultanı: MEVLÂNÂ 744. Şeb-i Arûs törenine doğru¹                                        Ölümünden bu yana...

BABA, BU KİTAPLARIN HEPSİNİ OKUDU…

 Herkes ekmeğini taştan, topraktan çıkarır biz kitaptan çıkarıyoruz. Önümüz arkamız, sağımız...

KELIME HAZINESI ÇALIŞMALARI AÇISI…

“Kelime” için bir çok tanımlama yapılmıştır. Ancak kelime tanımları ortak bir...

HAYÂL ÜLKE

Hayâl; zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya demektir...

DİL ÜZERİNE

Önce söz var. Eşyanın yaratılışı sonradan. Adem'e önce isimler öğretiliyor. İsmin...

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

Türk Edebiyatının en asil ve en zarif kadın şairlerinden biri olan...

KAOSTAN KOZMOSA

 ‘’Evvel ahir dünya Türk'ün olacak.’’Zelimhan Yakup Kaos ve kozmos kelimeleri daha çok...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA…

Mustafa Kemâl’in sabah ilk işi kendi maaşından yahut gerekirse borç alarak...

YUNUS EMRE VE DANTE NIN LA VITA NUOV…

Bu çalışmanın amacı 13. yüzyılda yaşamış biri Türk diğeri İtalyan iki...

ALMANYA'NIN DİRİLİŞİ

“Sizi ekmeksiz bıraktık ama babasız bırakmadık.” sözü Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki...

NAMIK KEMAL MİLLİYETÇİLİĞİNİ…

1.Namık Kemal Kimdir? Avrupai Türk edebiyatına kesin zafer sağlayan edip, Namık Kemal’dir...

TANZİMAT EDEBİYATI (1860 - 1896)

Tanzimat Edebiyatı, bir kültür ve siyasi hareketin sonucu olarak ortaya çıkmış...

HALK HİKÂYELERİNDE BİR İMAJ OLA…

Her edebî ürün belirli bir zamanın ve sosyal şartların neticesi olarak...

DÜNYA ŞİİR GÜNÜ

 İnsanın belirgin vasıflarından olan duygu; bazen  iç dünyamızda kopan fırtınaların sesi...

Ömer Lütfi METE

Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere...

ANLAMAK SAADET Mİ, HÜZÜN MÜ?

Önümde her zamanki gibi kitaplar... okuyorum... Kedim İncir Can ara sıra...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

BİYOGRAFİ

Necmettin Halil ONAN

Edebiyat Dunyamız

Necmettin Halil Onan (1902, Çatalca, Kocaeli - 17 Ağustos 1968, İstanbul), Türk  şair, öğretmen, akademisyen, edebiyat tarihçisi. Türk edebiyatının artık klasikleşmiş eseri olan ve Türk ordusunun Çanakkale Savaşı'ndaki savunmasını anan "Bir...

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

Edebiyat Dunyamız

12 Ocak 1905 İstanbul’da dünyaya gelen Hüseyin Nihal Gümüşhane’nin Çiftçioğlu ailesine mensuptur. Babası, deniz makine önyüzbaşısı Hüseyin efendi oğlu deniz güverte binbaşısı Mehmed Nail bey, Annesi deniz yarbayı Osman Fevzi...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR

Edebiyat Dunyamız

1962 Eskişehir doğumlu. İlk, Orta ve Lise tahsilimi Eskişehir’de tamamladı. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl mezun olduğum Bölümün Eski Türk Dili Anabilim...

Suzan ÇATALOLUK

Edebiyat Dunyamız

Tokat’ta doğan Suzan Çataloluk ilk ve orta Okulu İstanbul’da, liseyi Erzurum’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Çocuk Suçluluğu” konusunda master yaptı. Uludağ Üniversitesi Eğitim...

Sezai KARAKOÇ

Edebiyat Dunyamız

22 Ocak 1933 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Şair, yazar, düşünür, siyasetçi. Çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçen ve 1938 yılında Ergani’de 3 ay ilkokul öncesi ihtiyat sınıfına devam...

NİHAD SÂMİ BANARLI

Edebiyat Dunyamız

Şeyma GÜNGÖR1 NÎHAD SÂMİ Banarlı Cumhuriyet devrinin yetiştirdiği en önemli edebiyat öğretmeni, edebiyat tarihçisi ve yazarlardandır. Şiir, tiyatro, hikâye, roman alanlarında da eserleri olan Nihad Sâmi Banarlı özellikle lise edebiyat ders...

CENGİZ AYTMATOV

Edebiyat Dunyamız

(d. 12 Aralık 1928, SSCB - ö. 10 Haziran 2008, Almanya). Türk Dünyası'nın ünlü yazarlarından.[1]. Dünya edebiyatında tartışılmaz bir yere sahip kitaplarıyla Türk kültür zenginliğini bütün dünyaya tanıtan yazar, edebiyatçı12...

Osman Olcay YAZICI

Edebiyat Dunyamız

Şair, Yazar ve Gazeteci. Gazeteci yazar Osman Olcay Yazıcı 1953 Trabzon Sürmene doğumluydu. Osman Olcay Yazıcı, 1953’te Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Küçükdere Nahiyesinin Yukarıovalı köyünde, Molla Temel’in oğlu Ahmet ile Ali...

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

Edebiyat Dunyamız

Adını Türk edebiyatına “Destan Şairi” olarak yazdırmış bir büyük ismi: Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nu, 21 Ağustos 1992 günü kaybetmiştik. Çok yetenekli bir şair, çok kıymetli bir insandı, Gençosmanoğlu… 1919 yılında, Elazığ’ın Ağın İlçesi’nin...

ÖYKÜ / ROMAN

HATIRALAR IŞIĞINDA MEHMET AKIF ERSOY’UN K…

 Mehmet Akif, çok yönlü ve aktif kişiliği ile hiç kuşkusuz hem II. Meşrutiyet hem de Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen simalarından birisidir. Akif, her şeyden önce içinde yaşadığı dönemi...

GRİ - (ÖYKÜ)

Hazırlıksız yakalanmışlardı. Şimşek, ansızın sessizliği delip geçiyor, tıpkı bir yabancının sofraya aniden oturması gibi kalabalığı afallatıyordu. Belki bu, sadece kuvvetli bir yağmurun habercisi, belki de küçük bir hayatın dönüm noktasıydı. Artık daha...

ÖMER SEYFETTİN - ANTİSEPTİK

Mini mini, güzel, şeytan Bedia’yı ailesi büyük bir adama vermek istiyordu. Halbuki o iki senedir, tıbbiye talebesinden olan kuzeni Namık’la işi pişirmişti. Kendini almayı arzu eden bu büyük adam tek...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Mustafa Kemâl’in sabah ilk işi kendi maaşından yahut gerekirse borç alarak Arabacı İsmail Efendiye bir at alıp hediye etmekti[1]. Sabah ona zor olmuştu. Saman pazarında atların satıldığı bir hana gitmiş...

DEDE KORKUT KİTABINDA ALKIŞLAR VE KARGIŞLA…

Türkiye Türkçesinde "bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpmak"2 anlamında kullanılan alkış kelimesi, ulaşabildiği en eski Türkçe metinlerde "dua etme, övme, birinin iyiliklerini sayma" manaları ile karşımıza çıkmaktadır. Divanü...

Ahmet Mithat Efendi ve Ölüm Allah’ın Emr…

Şimdiye kadar pek çok hikâyeler okudum. Elbette siz de okumuşsunuzdur.Ben hem birçok hikâyeler okudum hem birkaç tanesini yazdım. İhtimal ki siz de yazmışsınızdır.Sanki siz de hikâye okumuş yazmış, iseniz ben...

ÖMER SEYFETTİN - PRİMO TÜRK ÇOCUĞU

Serin ve karanlık eylül gecesinin yıldızsız seması altında Selanik, sanki gündüzkü heyecanlardan, gürültülerden yorulmuş gibi, baygın ve sakin uyumaktadır. Rıhtım tenhadır. Olimpos Palas’ın, Kristal’in, Splandit Palas’ın, diğer küçük gazinoların lambaları...

KERİME NADİR VE DEHŞET GECESİ

5 Şubat 1917’de İstanbul’da doğan Kerime Nadir (Azrak) 1935 yılında Saint Joseph Lisesi’ni bitirmiştir. Yazı hayatına dönemin edebiyat dergilerinde şiir ve öykü çalışmalarını yayımlayarak başlayan Nadir, sayıları kırka yaklaşan ve...

İSKENDER PALA’NIN ŞAH VE SULTAN ADLI ROMA…

Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin en önemli vakalarından olan mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın ortaya koyduğu siyasi mücadeleler ile bu siyasi olayların Osmanlı-İran ilişkileri...

ŞAİR ve ŞİİR

Meni cândan usandurdı

Fuzûlî'den  Meni cândan usandurdı cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhumdan murâdum şem’i yanmaz mı   

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL - HAN DUVARLARI TAHLİ…

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı, Bir dakika araba yerinde durakladı. Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, ...

NESÎMİ'DEN GAZELLER

GAZEL 1 Gerçek hadîs imiş bu ki hûbun vefâsı yoh Kim sevdi hûbı kim didi hûbun cefâsı yoh   Aşkun belâsı yoh diyüben aşka düşme kim Kim âşık oldı kim didi aşkun belâsı yoh   Anun ki...

ÂŞIK GUFRÂNÎ’NİN CİHÂD-I EKBER DESTA…

Halk şairleri asırlar boyunca toplumlarının gözü, kulağı ve dili olmuşlar, ortaya koydukları ürünlerle kendi duygu ve düşüncelerinin yanı sıra içinde bulundukları toplumun zevklerini, beğenilerini, arzu ve isteklerini, tepkilerini, acılarını, sevinçlerini...

SAFÎ MUSTAFA EFENDİ’NİN “GÜLŞEN-İ P…

Öğüt verme, okuyucuyu bilinçlendirme amacını taşıyan ve birçok Divan edebiyatı şâirinde örneğine rastlanılan Nasihat-nâme (Pend-nâme), Divan edebiyatının en önemli nazım türlerinden biridir. Bu türde şiir yazan Divan edebiyatı şairleri, fikirleriyle kendi...

HOCAM HAKKI TARIK BEY

Üstad Necip Fazıla göre, Hakkı Tarık Us: "Her işte kılı kırk yarıcı, gayet ciddi, temkinli herşeyden evvel lisan âlimi ve hastalık derecesinde mantık düşkünü, yalçın bir bekâr hayatı sürmekte bir zat... Bâb-ı...

Gazel / Muhibbî

1. Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi. 2. Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdur, Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi 3. Ko bu...

ZİYA GÖKALP'İN TURAN ŞİİRİ TAHLİLİ

Türklüğü Türkün Bedeninde Aramanın Şiiri: Turan Nabızlarımda vuran duygular ki, târihin Birer derin sesidir, ben sahîfelerde değil, Güzide, şanlı, necîb ırkımın uzak ve yakın Bütün zaferlerini kalbimin tanîninde, Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcil. Sahîfelerde değil, çünki...

NEV’Î EFENDİ'NİN SADRAZAM SİNAN PAŞA'Y…

Özel mektup konusu bazı istisnalar dışında Eski Türk Edebiyatı alanında araştırılması ihmal edilmiş konulardandır. Öyle ki bu konuda, bildiğimiz kadarı ile herhangi bir akademik çalışma yapılmadığı gibi, derli toplu bilgi...

KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN

Mehmet Ali Kalkan

Gece ağrı, ateş, titreme, bulantı... Sabaha kadar uyuyamadım. Sabah ilk defa halsizlikten kalkamadım. Neredeyse saat ona kadar sürdü bu. Sonra zar zor iş yerine...

ÂLİM VE ŞÂİR BİR DEVLET ADAMI: KAD

Ali_Alper ÇETİN

Kadı Burhaneddin, Oğuz Türkçesinin yanında Doğu Türkçesine de hâkimdir. Şiirlerinde, eski Anadolu Türkçesiyle birlikte Azeri ve Doğu Türkçesinin özellikleri...

MEHMED ÂKİF'E DAİR- 2: MİLLÎ MÜCAD

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

   2.2. Gazeteci Âkif ve Millî Mücadele          27 Ağustos 1908’de, Ebülûlâ Mardin ve Eşref Edip Fergan’ın sahibi bulundukları Sırât-ı Müstakîm  dergisi yayına...

ROMANTİZM

Edebiyat Dunyamız

*Fransa’da 1830 yıllarında klasizme tepki olarak gelişmiş bir edebiyat akımıdır. *Klasik edebiyatın kural ve şekilleri bırakılır. *Konular eski Yunan ve Latin...

TANZİMAT’IN İZZET-İ NEFSİNE YOLCUL

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

Tanzimat’ın İzzet-İ Nefsine Yolculuk-Sezai Ve Musurus Paşa’dan Hareketle Tanzimat döneminin doğum tarihi olarak biri başına diğeri sonuna yerleştirilebilecek en...

NEYİ BEKLEYELİM?

Özcan TÜRKMEN

Faruk Nafız Çamlıbel’in Yolcu ile Arabacı şirinin bestelenmişini, ‘Bekleyenim olsun da razıyım kavuşmasam’ şarkısını, ‘Düştüğüm yollar gibi sonsuzdur benim...

SÂMİHA ANNE’Yİ ‘KENDİ SEMBOLÜ

Edebiyat Dunyamız

Kelimelerin bir ümmet olduğu öğretilmedi bize. Bunu ilk defa Sâmiha Anne'yi okumaya başladıktan sonra fark ettim. Çünkü o güne dek bize yalnız “oku!” denilmişti,...

digertumyazilar