Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ali Alper ÇETİN">
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

Türk dilinin gelişmesi ve yayılmasında büyük hizmetleri bulunan, bu uğurda ölümsüz eserler yazan ilk Türkçeci şairlerimizden Âşık Paşa’nın kimliğini oluşturan başlıca öğe, onun Türk diline verdiği önem olmuştur.

1272 yılında Kırşehir’de doğan Âşık Paşa, tanınmış mutasavvıf Baba İlyas’ın torunudur. Baba İlyas onüçüncü yüzyılın başlarında, birçok Türk bilginleri gibi Ortaasya’daki Horasan Türk bölgesinden Anadolu’ya göçmüş, Kırşehir ve çevresindeki Türkmen oymaklarının şeyhi olmuş, onlarla birlikte Selçuklu Sultanı İkinci Keyhüsrev’e karşı yapılan Babaî ayaklanmasına katılmıştır. Anadolu’da doğan oğlu Muhlis Paşa, Osman Gazi’nin güvendiği ve saydığı adamları arasındadır. Kırşehir’e yerleşen Muhlis Paşa’nın üç oğlundan en büyüğü Alâeddin Ali’dir.  Alâeddin Ali, baş ağa, yani en büyük kardeş olarak tanınmış, başağa adı zamanla (Beşe), sonra da Paşa olarak söylenmiş, şiirlerinde (Âşık) mahlasını kullandığı için de, asıl adı unutularak (Âşık Paşa) adı, her tarafta ün yapmıştır.

Âşık Paşa, çocukluğunda babası Muhlis Paşa tarafından yetiştirilmiş,  din ve tasavvuf bilgilerini Kırşehir’li Şeyh Süleyman’dan öğrenmiştir. Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında babası ile birlikte Osman Gazi’nin yanında hizmet görmüş, Sultan Orhan’ın Osmanlı Beyliğinin başına geçtiği yıllarda Kırşehir’e gelerek baba ocağına yerleşmiştir.

Âşık Paşa, Kırşehir’de, Ahilik teşkilâtının büyük bir saygıyla bağlandığını “mürşidi” olmuş, çevresinde toplanan Oğuz Boylarına, dostluk ve kardeşlik ilkelerini aşılamış, onlara Türkçe seslenmiş, eserlerini katıksız öz Türkçe ile yazmıştır.

Âşık Paşa, çevresinde yalnız Türkçe ile konuşup bilişmemiş, eserlerini Türkçe yazmış, aynı zamanda, o güne dek moda olan Arapça ve Farsçaya karşı Türk dilinin güçlü bir savunucusu olmuştur. Onunkimliğini oluşturan başlıca öğe, Türk diline verdiği önem olmuştur. Arapça, Farsça, İbranice ve Ermenice dillerini iyi bilmesine karşın eserlerini katıksız öz Türkçe ile ortaya koymuştur. Arap ve Fars kültürlerine ve dillerine duyulan hayranlığı kınamış ve eserlerini Türk dilinde kaleme alarak bu eğilimlere karşı koymuştur. Türkçenin Anadolu’da bir edebiyat dili olarak yerleşmesinde önemli hizmetler görmüştür.

Bilindiği gibi, Anadolu Selçuklu sultanları, özbeöz Türk oldukları, Türk Oğuz Boylarıyla Anadolu’da ilk Türk devletini kurdukları halde, İslâmiyetin etkisiyle Arapçaya, İran kültürünün etkisiyle Farsçaya resmî dil gözüyle bakılmıştır. Türkçeyi savsaklar duruma geçmişlerdir. Buna karşı ilk tepki, Anadolu Oğuz Boylarından gelmiş, hatta, 1277 yılı Mayıs ayında Karamanoğlu Mehmed Bey, Selçuklu başkenti Konya’yı basarak, Türk dilinin devlet dili olduğunu duyurmuş, ferman çıkarmıştır.

Bu fermandan sonra, Türkçe yazan ve söyleyen şairlerin sayısı artmış, Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled, Şeyyad Hamza, Yunus Emre gibi şairlerimiz Türkçeye hakkını vermişler, vermeye devam etmişlerdir. Âşık Paşa da Türkçeci bu şairler arasındadır, hatta bu konuda yüreği çok daha yanık, çok titizdir. Garibnâmeadlı eserinde devrin aydınlarından şikâyet yollu şöyle demektedir:

Türk diline kimseler bakmaz idi,
Türklere hergiz gönül akmaz idi.
Türk dahi bilmez idi bu dilleri,
İnce yolu, ol ulu menzilleri.

Bu Garibnâme eğer geldi dile
Kim bu dil ehli dahi mânâ bile.

Yol içinde birbirini yermeye
Dile bakıp mânâyı hor görmeye
Ta ki mahrum kalmaya Türkler dahi
Türk dilinden anlıyanlar ol Hakk’ı .

Âşık Paşa, Türklük şuuruna varmış, Türkçe şiirlerinde Türk’ün Tanrı ve yurt sevgisini, barışçı dünya görüşünü, dostluk ve kardeşliği, tasavvufî bir anlatımla dile getirmiştir.

Âşık Paşa’nın en tanınmış eseri, 12 bin beyitlik Türkçe “Garibnâme” sidir. Bu eser, on bölüm içinde, dini ve tasavvufî öğütler veren bir ahlâk kitabıdır. Yıllar sonra, “ Mevlid” sahibi Süleyman Çelebi, Garibnâme’yi görecek ve bu eserden esinlenecektir.

Garibnâme’nin dışında, Fakrnâme, Vasf-ı Hâl, Hikâye ile kendisine ait olduğu şüpheli olan Kimya Risalesi ve Risâle fî beyâni’s-semâ isimli eserleri de bulunmaktadır. Mevlânâ ve hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerde Yunus Emre’nin etkisinde kalmıştır.

Âşık Paşa’nın aruz ve hece ölçüsüyle yazılmış şiirleri, gazelleri, ilâhileri vardır. Bir ilâhisinde şöyle der:

Benden mi bana bu elem,
Aşktan mı yoksa derd ü gam.
Bunca belâ, cevr ü sitem,
Bilsem nedendir, nedendir?

Candan olursa ger nihan,
Olmaya tende zerre can,
Buluben bu sözü iyan,
Bilsem nedendir, nedendir?

Âşık’ta bu hayret nedir,
Ma’şukta şevket nedir,
Derviş buna hikmet nedir?
Bilsem nedendir, nedendir?

Âşık Paşa, 3 Kasım 1333 tarihinde, Kırşehir’de hayata gözlerini kapamış, ölümünden sonra, mezarı üzerine, işlemeli sütbeyaz mermerlerle kaplı bir türbe yaptırılmıştır. Bugün, Kırşehir’in yüksek bir yamacında bir sanat anıtı olarak gözleri ve gönülleri doyuran Âşık Paşa Türbesini ziyaret edenler, okudukları Fâtiha ile birlikte, büyük şaire Türk dili adına şükran duygularını da dile getirmelidirler.

Onun, bugün en çok muhtaç olduğumuz birlik ve dirlik üzerine söylediği şu şiirdeki samimiyetine bakınız:

Cümle işin yekrehi birlikdürür
Birliğe yetmek bütün erlükdürür

Birliğe yetenler erdi menzile
İkilikle kimse gelmez hasile

Kanda kim iki gönül birliktedür
Göresin bunlar hangi dirliktedür

Birlik ehli hoş geçirir vaktını,
Birikenler tuttu dünya tahtını.

Ali Alper ÇETİN

Kaynakça

Wikipedia
www.antoloji.com
www.turkedebiyati.org
www.edebiyatogretmeni.org
Anadolu’yu Aydınlatanlar, Mehmet Önder, 1987

Comments powered by CComment

About the Author

Ali Alper ÇETİN

More articles from this author

OKYANUSTAN GELEN SES
Bir pazartesi  günüydü. Dersteydim. Planlamış olduğum konser repertuarımın eserlerinden  birini  seslendiriyorduk. Makam Rast idi . 
BURSA’DA BEN: ÇOCUK NARKİSSOS ve YAŞLIı DİONYSOS
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni sürüyordum. Bütün bir İkinci Dünya Savaşı boyunca orada kaldığımız için, evin ‘dışarısı’ olarak tanıdığım ilk mekân,...
KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN... (Aşık Cemal Divani)
Aşık Cemal Divani. Cemal Divani Erzurum'lu. Oltu'nun Duralar Köyünden. Köylüsü Aşık Mevlüt İhsani'nin çırağı. Cemal Divani günümüzün en iyi aşıklarından birisi. Aşıklar için şöyle diyor;
DERYÂYI SİM İÇİNDE ZÜMRÜT GERDANLIK
Bâb-ı Hümâyun… Sultan Üçüncü Ahmet Hân, güzel yüzünü ve mercan mevceli gözlerini annesi Râbia Gülnûş Emetullah Sultan’dan mı almış? Öyle olmasa ikindi güneşinin bu solgun saatinde varlığın orta yerinde dehrin gözleri gibi parlar mı bu çeşme? Asırlardır ebediyete akan bu sebil,...
SUYUN LİSANI
Suyun lisanı vardır. Hatta lehçelere de ayrılır su, zaman zaman…Büründüğü renge göre anlayabilirsiniz kullandığı dili. Dalgalarına da bakınca ruh dünyasını tahlil edebilirsiniz. Su…Hayatın çözülemeyen sırlarından birisi. Yerine başka bir varlığın asla tercih edilemeyeceği baş tacımız. Olmazsa...
İnstagram Hesabımıza Bekliyoruz
https://www.instagram.com/edebiyatdunyamizcom/
prev
next

Aktif Düşünce Yayıncılık Prof. Dr. Kenan Gürsoy ile yapılmış olan bir dizi sohbetten oluşan bu eser, on iki başlık altında çağın problemlerini, kültürel, entelektüel, manevi buhranları, insanın özne olmaklığına dair sıkıntıları ele almakta ve bunlar karşısında kendi düşünce geleneklerimizden hareketle çözüme yönelik imkânlar bulunabileceğine işaret etmektedir. Bu bağlamda tasavvufla bütünleşen bir tefekkürün ufukları, tasavvufa ilişkin olduğu düşünülen kavramların felsefî bir dikkatle yeniden...

Sert rüzgârın sesi kulaklarıma hoş bir zemheri türküsü söylüyor, tenimi delip geçen ayaz ise en acı gazellerini tenimin üzerine bırakıyordu. İliklerime kadar titriyordum. Biraz önce aniden çıkan kar fırtınası diner umuduyla saçağının altına sığındığım kahvehanenin kapısı rüzgâra inat uzun bir gıcırtıyla açıldı. - Aklıma Ninem gelmişti “Dizlerim artık akıp giden zamanla inatlaşmıyor, kapı gibi gıcırdıyor.” - İçerden, elleri boş çay bardaklarıyla dolu çıkan adam çocuk gözlerime bakarak :

Bülten ve ajansların geçtiği haber, Türk dünyası ile dünya kamuoyunda şok etkisi yaptı. Haber metni;’’Ermeni kuvvetleri 25 Şubat’ı 26 Şubat'a bağlayan gecede Hocalı kasabasında, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 kişiyi katletti. Yaşanan sadece insanların katledilmesi değildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde bir çoğunun yakılmış olduğu, gözlerinin oyulduğu tespit edildi. Hamile kadınlar ve çocukların da bu vahşete maruz kaldığı...

Yazıyı Sümerler icat etti. Ölümsüzlüğün ifadesi olan yazı, önce taş, kil tablet, tahta ve deri üzerine yazıldı. Mısırlılar papirüs yaprağından kâğıda benzer bir nesne buldular, Zaman, M.Ö 4000’di, insanlık yazıyı icat ettikten bin yıl sonra kâğıdın ilk atasıyla tanıştı. Çin’de bugünkü kâğıdın bir benzeri yapıldı. Ardından Semerkant ve Bağdat’ta imalathaneler açıldı. Batı, kâğıdı Doğu’dan alıp öğrendi.

Nefis mücadelesinde neredeyim, sorusunu kendinize sormuşsunuzdur eminim. Nefsinizle uğraşırken, çekişirken, didişirken siz de benim gibi şaşırıp kalmışsınızdır eminim. Eminim, sizin de mücadele azminiz, maalesef, çoğu zaman dumura uğramıştır. En zor mücadelenin nefisle yapıldığını bilmeyenimiz yoktur, kanaatindeyim. Bu zorluğu biraz açalım şöyle: Bir kimsenin kendi öz varlığına, öz benliğine, kişiliğine genel anlamda nefis diyoruz. Bedene ait yeme, içme vb ihtiyaçlarının bütünü de nefis...

Bir cümleden veya metinden yeni ve değişik bir anlam(lar) çıkarırdık. Bir işin özelliklerini, işleyişini, en ince ayrıntılarına kadar iyice öğrenenlere, o işin ilmini alanlara saygımız sonsuzdu. Bir kimsenin ne düşündüğünü anlar, düşüncesini okur; ona göre davranışımızı ayarlardık. Kelime hazinemiz olması gerekenden(!) fazlaydı. Bir şeyi anlata anlata bitiremezdik, bizleri de birileri dinlerdi. Bir şeyin ilminden anlayan insanları çevremizde sık görürdük. Duyduğumuzdan gördüğümüzden anlam...

Bölümümüzde Farsça dersleri veren İranlı bir hoca vardı: Prof. Dr. Ebulkasım İçtihadi. Tarih profesörü. Humeyni devriminden sonra ülkesini terk etmek zorunda kalmış. İkbali de idbarı da tatmış. Çelebi bir insan. Türk dostu. Asistanlık yıllarında Türkiye’ye gelmiş, Ankara İlahiyat’ta Farsça derslerine girmiş. Mehmet Maksudoğlu ile birlikte Farsça Dilbilgisi yayımlamışlar (Ankara İlahiyat Fakültesi Yayını, 1963).

Dilbilimci Steven Roger Fischer bugün için Çin dillerinin sekiz ana lehçesi bulunduğunu bildiriyor. Fakat aslında bu sekiz ana lehçe Türkçenin lehçeleri gibi birbirine yakın değildir. Bilindiği üzere Çuvaşça ile Sahaca (Yakutça) ilk bakışta tanınmayacak kertede Türkçeden ayrı görünümlü iki farklı dil gibidir. Türkçenin diğer bütün lehçeleriyse birbirlerine epeyce yakındırlar. Çuvaşça ile Sahacanın başka dillermiş gibi görünmesine benzetirsek Çincenin sekiz ana lehçesi de böyledirler. Çin...

Ne yaparsan yap pişman öleceksin, Belki yaptıklarından , belki yapmadıklarından... Dostoyevski Müslüm Gürses’i ‘Son pişmanlık neye yarar / Her şeyin bedeli var olmadı yâr / Son pişmanlık neye yarar / Her şeyin bedeli var buraya kadar’ şarkısıyla hatırlayanımız çoktur. ‘Pişmanlık, son pişmanlık...’ kavramları da zihnimizi sürekli meşgul eder. Bir gördüğünü bir daha göremiyorsun. Pişman olmanın da ısrar etmenin de anlamı pek yok gibi. Hayatın akışında her şey yan yana aslında. Tercih bizim…...

Hilmi Özden; "Ankaralı Arabacı İsmail ve Mustafa Kemal" adlı belgesel romanının "İthaf ve Teşekkür" bölümünde: "Romanımızın her hangi bir iddiası yoktur sadece istikameti vardır. Bölümler okundukça istikameti mutlaka anlaşılacaktır." On cilt olarak düşünülen serinin bu ilk kitabı, daha önce Muzaffer Metintaş yönetimindeki www.kırmızılar.com’da internetten yayımlanmış ve yoğun ilgi görmüştü. "Ankaralı Arabacı İsmail ve Mustafa Kemal" adlı belgesel roman şimdiye kadar Atatürk’le ilgili...

Değişim en sık telaffuz edilen kavramlardan biri olduğu gibi, aynı zamanda durumundan memnun ve mutlu ve tatmin olmayan insanların özlemidir de! Onu çok kolay kullanır ve âdeta harcarız. Kavramı diline dolayanlar ona aynı derinlikte bir anlam yüklemediklerinden, uluorta kullanılan kavramlar sığlaşır ve artık eski derinliklerini taşıyamaz olur. Lakin doğası ve yönü tartışılsa da, varoluşun akışı “değişim”dir. O akışta bir kesitin yerini hemen öbürü alır. Hiçbir şey aynı dilimde/anda kalmaz....

Teşbih • Sözü daha etkili kılmak amacıyla ortak nitelikleri bulunan nesne ya da kavramlar arasında benzerlik kurma sanatıdır. Örneğin, "Tilki gibi kurnaz adam" bir teşpihtir. İnsan kurnazlığıyla bilinen tilkiye benzetilmektedir. Bir teşbih'te dört öğe bulunur: Müşebbehün-bin (benzetilen): Kendisine benzetilen, birbirine benzetilen nesne ya da kavramlardan nitelikçe daha güçlü, daha üstün olan. Örneğimizde "tilki". Müşebbeh (benzeyen): Birbirine benzetilen nesne ya da kavramlardan nitelikçe...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

TÜRK EDEBİYATINDA ANLAMIN MERTEBELERİ KAVRAMLAR-EDEBÎ TÜRLER-BAZI ESERLER Bu araştırmanın en önemli amaçlarından biri edebî eserin dünyasına girmeye mâni olan endişelerden mümkün olduğu kadar uzak bir şekilde onların günümüze taşıdığı mesajı anlamaya çalışmaktır.
Gönlümden... Ufuklar Ardı Bizim Babamın ezberinde bir çok şiir vardı. Okuduğu güzel sözleri, şiirleri, kıssaları hemen kısa kısa not ederdi. Bir...
Şeyh Edebâlî’nin Osman Gâzî Beğ’in Düşünü Yormasıdır:  “Kara Osman Beğ’imizin atası hörmetli Ertuğrul Gâzî, geçen gün yanına Dursun Fakı ile Samsa...
Yazar         : Prof. Dr. Emine YENİTERZİ Yayınevi        : Selçuklu Belediyesi...
e – KİTAP Yazar : Suzan ÇATALOLUK Sayfa sayısı :139Yayın Numarası: 20e - Yayın Numarası: 6Hikaye serisi : 3Yayın Tarihi: Kasım...
Avrupa Birliği çerçevesi içinde oluşturulmaya çalışılan “Avrupalı kimliği” bir inşa çalışmasıdır. Kuzeydoğuda Ruslar Avrasyacılık ile başat iradenin Ruslardan...

Biyografi

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin halifelerindendir. Kendilerinin doğum tarihi bilinmemektedir. Mezarında H. 1276 (M. 1859) senesinde vefat ettiği kayıtlıdır. Bugün...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta...

Şiir

Geçen ay, kitabevlerinin raflarında kendine has kokusuyla, rengiyle, sesiyle arzı endam eden bir şiir kitabı; baharın kelebekleri, portakal çiçekleri, Arap bülbülleri gibi Çukurova’ya inip bizim fakirhânenin de kapısını çalıverdi. “Ufuklar Ardı Bizim” diyerek gelen Ötüken menşeli bu kitabın...
Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri...
Bekir Sıtkı Erdoğan (d. 1936), Karaman doğumludur. Asker olmanın şi­irine kattığı zengin bir doğa kültürüne sahiptir. Cumhuriyetimizin 50. Yıl...
Behçet Necatigil'in kısacık uzun hayatına bakanlar, onun okuldan eve, evden şiire gittiğini görürler. Yaşamına, ailesinin tanıklığına, mektuplarına,...
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?             Şâir! Hangi şâir? “Şâir değildir” diye...
Mehmet İsmail’in “Ağaçdelen” Şiirini Yeniden Yazma Denemesi: Göy Gapımı Ağaçdelen Döy De Bax! -Türk Dünyasının gururu Prof. Dr. Mehmet İsmail’e sekseninci...

Öykü Roman Masal

“(…) kendime erkek ve kadın hizmetkârlar edindim,  kendi evimde doğan hizmetkârlarım oldu, ayrıca                                                      ...
Kültür kelimesi insan faaliyetlerinin en incelikli olanlarına verilen ad olarak ifade edilmektedir (Eagleton, 2016, s. 9). Bu kavram, Klemm tarafından...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak...
1. EDEBÎ METİNLERİN FİLME AKTARILMA SÜRECİ İlk edebi eserler bilindiği gibi çok eskiye dayanmaktadır. Buna örnek olarak taş üzerine oyularak yazılan...
Balkanlarda 500 yıldan fazla hüküm sürüp bünyesinde onlarca etnik azınlığı barındıran Osmanlı Devleti, batılı sömürgeci devletlerin de çabalarıyla...
Sevinç Çokum, ilk romanlarında ‘millî kültür ve millî bilinç’ etrafında çeşitli meseleleri konu alır. Son romanlarında ise ferdin etrafındaki kültürel dünyayı...

Mülâkat/Söyleşi

Önünüzde tarihi bir kapı var ve siz bu kapıyı elinizde avuç alanınızı aşan bir usta elinde düğülmüş bir açar ile sözün kapısını açtığınızda gelenek ve şiir üzerine döşediğiniz, ruh ve gönül işçiliği ile süslediğiniz şiir otağı nasıl meydana geldi? Soruyu daha çok şiir ve gelenek bağlamında...
Kadıköy'deki Gençlik Kitabevi'nde 11 Nisan 1987 günü düzenlenen toplantıda konuk Necati Cumalı'ydı. Soruları yanıtlayan Cumalı, kadınların daha gerçekçi ve...
Şair Figen Özer, İstanbul Yazarlar Birliği Salonunda Şiirseverlerle Buluştu:  "Kalemin Ucundan Gönül Burcuna" Dr. Özlem Güngör Haberi: Yazarlar...
Türk edebiyatına en iyi romanlarını vermiş olan Halide Edip, şimdi de yurt dışından mecmualarımıza ara sıra yazdığı fıkralar ve yaptığı yeni neşriyatla yeni...
Konya’nın Seydişehir ilçesinde ressam olarak tanınan Fatma Kırdar’ın ünü gün geçtikçe yaşadığı şehrin dışına taşarak Ülke geneline yayılmış. Genç yaşta eşini...
Konuşan: Selçuk KARAKILIÇ Öncelikle, morfolojik özellikleri incelendiğinde türkünün yüzyıllar öncesinden toplayıp getirdiği anlam yekûnunu nasıl bir...
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası

digertumyazilar

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech