Perşembe 4 Haziran 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 5 - 10 dakika)
Bunu okudun 0%
turkbirligiCemil Meriç “Bu Ülke”de sağ ve sol kavramlarını o sert tavrıyla yererken şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrittirler diyor. Toplum yapımızla hiçbir ilgisi bulunmadığı gerekçesiyle sağı ve solu yabancı olarak gören Meriç “Hıristiyan Avrupa’nın bu habis kelimelerinden bize ne?” diyerek kendi gerçeklerimizi kendi kelimelerimizle kavrayıp anlatmamız gerektiğini söylüyor. Meriç’in bakış açısı muhakkak ki doğrudur. Her ne kadar dünyanın gerisinde kalmamak, dünyayla birlikte hareket etmek ve ezilmemek emeliyle oyunu kuralına göre oynamak zarureti vardırsa da, biz Türklerin kendimizi ille sağcı veya ille solcu şeklinde tanımlaması bir kader midir? Yeni bir medeniyet tasavvuru gayretiyle kendi kavramlarımızı da üretmemiz ve hatta mümkün mertebe bu kavramları kendimizin dışındakilere (dünyaya) dayatmamız olmayacak şey değildir. Cahit Tanyol “ferdin algısına toplum şekil verir” demektedir. Türk Birliği çerçevesinde kendimize has bir dünya kurabilmek uğrunda (sağcı ve solcu olmanın cazibesinden vazgeçemesek bile) Türkçe düşünmenin bizlere neler kazandıracağını idrak edebilmeliyiz. Türk Dünyası dediğimizde Sibirya’dan Balkanlara uzanan o geniş coğrafyanın bizlere katacağı psikolojik rahatlık paha biçilemezdir. Üsküp, Manastır, Drama, Filibe, Komrat, Kırımçak, Yalta, Kazan, Ufa, Bakü, Gence, Tebriz, Urmiye, Kerkük, Halep, Yesi, Semerkant, Taşkent, Bişkek, Urumçi, Kaşgar ve daha nice illerimizle o muazzam coğrafyanın sosyolojisinde Fransız Devrimi’nin insanlığa yaydığı sağcılığa ve solculuğa birinci dereceden ihtiyacımız bulunmayacaktır.
Cahit Tanyol şöyle yazmaktadır: “Toplum, kendi ortak kurallarını koyar.”[1]
Tanyol’un bununla ne demeye çalıştığı gayet açıktır. Bizim bu sözden Türklük için ne anlamamız gerektiği de apaçık ortadadır. Türk Dünyası toplumu yeni medeniyet tasavvurunu inşa etme yolunda kendi ortak kurallarını koyacaktır. Bu kuralların bir kısmı bilim, felsefe ve sanat çalışmalarıyla belirlenecek, bir kısmıysa ortak yaşantının içerisinde kendiliğinden türeyecektir. Hiçbir gelenek, hiçbir töre anlık bir kararla ortaya çıkmıyor. Toplumların oluş süreçlerinde gelenekler ve töreler peyderpey varlık kazanıyorlar. Tabii ki masa başında düşünce adamları da birtakım kararlar vereceklerdir. Bütün bu mesailer (oluş sürecinin doğal akışıyla beraber) ortak Türk toplumunun yeni zamanlardaki kurallarını ve biçimini belirleyecektir. Toplum içindeki kişilerin ve grup asabiyetlerinin zaaflarını törpüleyecek olan da erdemlerini pekiştirecek olan da yeni medeniyet tasavvurunun prensipleridir. Çünkü Tanyol’un da belirttiği üzere kişi ile toplum arasında birtakım çatışmalar, gerilimler ve uyuşmazlıklar bulunabiliyor. Şu halde Ortak Türk Kimliği bizim uzlaştırıcı yasamız ve hakemimiz olarak işlev görecektir: “Elbette, insan kendisini topluma karşı sorumlu hissettiği zaman, toplum, ona dışarıdan baskı yapıyor demektir ve ferd toplumun sorumluluğunu kendi içinde duyunca, toplum baskı ve otoritesini yitirir, daha doğrusu, ferde devreder. Böylece otorite, toplum otoritesi olmaktan çıkarak, vicdan otoritesi haline gelir.”[2]
Demek ki bireyler önce toplumla uyumlu hale getirileceklerdir; akabinde toplumun kuralları özümseneceği için toplumsal baskının yerini gönüllülük alacaktır. Kişilerin toplumla uyumlu hale getirilmeleri ilk bakışta despotça bir toplum mühendisliği çalışması gibi görülebilir. Şüphesiz ki, gerçekçi konuşursak, kişilerin toplumla uyumlu hale getirilmeleri bir dayatmadır. Yine gerçekçi konuşursak, bireylerin alabildiğine serbest bırakılmaları “özgürlük” değil “başıbozukluk”tur. Aşırı serbestlik de diyebileceğimiz başıbozukluk durumunda toplumsal birlik sağlanamaz ve haliyle de anarşi (kaos) baskın çıkar. Buna sıradan bir örnek verelim: Futbol maçlarında tribünler kimi tedbirler alınmaksızın futbolseverlere açılırsa maç sırasında kargaşa kaçınılmaz olacaktır. Doksan dakikalık bir futbol maçında bile tribünlerdeki birkaç bin taraftar tastamam serbest bırakılamıyorsa, koskoca bir toplumu oluşturan milyonlarca bireylerin pervasızca özgür bırakılmaları akla ve mantığa aykırıdır. Hiçbir toplumsal sözleşme, hiçbir insanlık hakkı kargaşaya göz yumamaz. Makul dayatmalar toplum içindeki bütün bireylerin çıkarlarını gözetir, ırz ve mal güvencesi verir. Suç işlendiğinde o makul dayatmalar suçluyu yakalar ve yargılar.
Hüseyin Nihal Atsız; Türk milleti üç bin yıldan beri vardır, onun var oluşu, büyüklüğü, gücü, tarihe damgasını vuruşu millî karakteriyle mümkün olabilmiştir, demektedir. Sibirya’dan Balkanlara yeni Türk toplumunu hazırlarken çimento maksatlı dayanaklarımız Türklüğün binlerce yıllık varoluş gerçeği üzerine çatılacaktır. Millî karakter elimizin altında zaten hazırdır. Bizler elimizin altındaki bütün değerlerimizi çağın şartlarına göre yeniden işleyeceğiz, güncelleyeceğiz ve nelerin ayıklanıp nelerin saklı tutulacağına karar vereceğiz. Bilhassa vurgulamalıyız ki, yeni bir millet inşa etmiyoruz; tam tersine, binlerce yıllık mazisi bulunan bir millete yeni bir hayat hazırlıyoruz. Mesaimiz budur.
Hilmi Ziya Ülken “Türk Milletinin Teşekkülü” bahsinde (bizim özetlememizle) şunları söylüyor: “Dünya yüzünde kültürler yaratarak meydana çıkan millet dediğimiz cemiyet çok yeni bir teşekküldür. Eski çağlarda millet yoktur, ancak onu hazırlayan başka içtimaî şekiller ve başka medeniyetler vardır. Aşiret imparatorlukları, siteler ve siteler imparatorluklarında görülen teknik ve manevi vasıflarla modern millî cemiyet arasında çok büyük farklar vardır. İmparatorluklarda hâkim birkaç aşiret veya birkaç site idaresi bulunurken milletlerde ise, milleti meydana getiren bütün kavmî unsurlar kaynaşır. Bundan dolayı milletlerin şuur kazanması birkaç asırlık bir hâdise ise de, bu şuurun uzandığı tarih oldukça derindir. Milletler eski kavimlerin bölünmesinden veya birkaç kavmin birleşmesinden doğar. Fakat onları ayırt eden en esaslı vasıf bütün bu ethnique, philologique, techniqueve dinî âmillerin belirli bir tarih zarfında çizilmiş, katî ve sarih bir vatana dayanmasıdır.”[3]
Her ne kadar Anadolucu tavrından ötürü Ülken’in bu sözlerinin Turancılarca tepki çekmesi muhtemelse de Atsız’ın yukarıda verdiğimiz sözleriyle uyuşan tarafları bulunduğu hemen fark ediliyor. Katî ve sarih vatan bizim buradaki hedefimiz olarak Turan’dır. Biz buna Türk Dünyası da diyoruz. Söz konusu büyük vatanın sarihliği Balkanlardan Sibirya’ya uzanmışlığıdır. Bu hedefe yek hamlede mi ulaşılır, peyderpey mi ulaşılır bunu zaman gösterecektir. Yine de görüyoruz ki hedeflediğimiz Büyük Türk Birliği adım adım gerçekleşebilecektir. Çünkü bütün Türk yurtları serbest değildirler. Kazakistan’dan Türkiye’ye bağımsız Türk cumhuriyetleri anlık bir kararla bütünleşseler bile Tuva, Hakas, Altay, Tataristan, Yakutistan gibi diğer Türk ülkeleri henüz müstakil olamadıkları için büyük hedefe peyderpey ulaşabileceğimiz gerçeğini su götürmüyor. Eski çağlarda modern anlamdaki milletlerin olmayışı fakat şimdiki modern milletleri hazırlayan içtimaî unsurların mevcudiyeti Atsız’ın “tarihe damgasını vuran millî karakter” söylemiyle epeyce bağdaşıyor. Ülken’in “milleti meydana getiren bütün kavmî unsurlar kaynaşır” söylemi ise bizim çağdaş Türk Birliği’ni kurmak yolundaki gayretlerimizin dayanaklarından biridir. Yakut (Saha/Saka) Türklerinden Rumeli Türklerine, Kaşgar’dan Üsküp’e bütün o Türk kavimlerini ve Türk yurtlarını Ortak Türk Kimliği ilkesiyle kaynaştırmamız tek çıkış yoludur. Söz konusu kaynaştırma tabii ki kadim zamanlara dek inen millî karakterimizi bütün boyutlarıyla beslemekle mümkün olabilecektir. Ülken’in “Türk milletinin teşekkülü” dediğinden bizler artık ve öteden beri “Büyük Türk milletinin teşekkülü”nü anlıyoruz. Malumdur ki Mustafa Kemal Atatürk’ün ileriyi düşünerek “Türkiye Büyük Millet Meclisi” adını ortaya attığında hemfikiriz. Tabii bu adı farklı yorumlayanlar da çıkabilecektir.
Her halükârda “toplum” bir otoritedir. Toplumu yöneten Devlet’in yasalarından ayrı olarak Toplum’un da kendine özgü kuralları vardır. Her yasa ve her kural, doğası gereği dayatır. Bundan ötürü de özgürlüklerin kısıtlanması olağandır. Cahit Tanyol insanlığın soyut bir kavram olduğunu belirtiyor. Toplum ise insanlığa kıyasla çok daha somut bir kavramdır. Bizler de Türk Birliği’ni ülkü olmaktan gerçek olmaya dönüştürdüğümüzde Büyük Türk Toplumu’nu somutlaştırmış (kuvveden fiile çekmiş) olacağız. Toplum otoritesi “Türk Ülküsü” kapsamında despotluğu değil (maddî ve manevî yönleriyle) uzlaşıyı, menfaat birliğini, güvenliği ve refahı temsil ediyor. Bu bağlamda toplum baskısı tümüyle insan haklarına aykırı sayılamaz. Galip Erdem “demokrasi” örneğinden yola çıkarak millî çıkarların her şeyin üzerinde durduğunu bakınız nasıl izah ediyor: “Atatürk çağında demokrasi ilkeleri uygulanmamıştır. Başlıca hedefleri Türk milletinin Muasır Medeniyet seviyesine ulaştırılması ve inkılâpların yerleşmesidir. Atatürk, demokrasi diye bir ülkü tanımamış ve onu bir vasıtadan ibaret görmüştür. Şartları uygun bulsaydı, demokratik bir düzen kurmayı elbette deneyecekti, olmadı. Serbest Fırka’nın kapatılması demokrasi ilkelerine hiç şüphesiz aykırıdır. Bin bir misalle ispatlanır ki Atatürk, Türk milletinin yaşaması ve yükselmesini demokrasi ilkelerine bağlılıktan üstün tutmuştur.”[4]Açıkça anlaşılıyor ki, mevcut şartlar nedeniyle, Cumhuriyet’in kuruluş döneminde, varlığımızı demokrasiyle tehlikeye atmaktansa Türklüğün derlenip toparlanması akılcı (ve hatta hayatî) bir tercih olmuştur. Bu demektir ki, çağımızın şartları uyarınca, Türk Birliği kurulurken demokrasi esas alınacaktır fakat Büyük Türk Toplumu’nun sağlıklı bir zemine kavuşması uğrunda toplum otoritesi de göz ardı edilmeyecektir.
Hilmi Ziya Ülken’i Hüseyin Nihal Atsız’dan kesinkes ayıran bir husus ise “bin yıllık vatan” söylemidir. Ülken, Türk milletinin teşekkülünü Turanî Oğuz kavmine, Anadolu ve Rumeli toprağına, İslam dinine ve modern milletler medeniyetine bağlıyor. Kuşkusuz ki onun bu ölçüleri Türk Dünyasını birleştirme ülküsüyle çelişiyor. Ülken, Turanî kavimlere mensup olanların imkânsız hayaller teklif ettiklerini söylüyor. Ülken’e göre Türk milleti bin yıllık süreçte bir vatan üzerinde kültür birliğinin kurulmasından doğmuştur.[5]Biz buradaki tezlerimizde Turan ile Türk Dünyası kavramlarını birbirine yakın bulmaktayız. Türk Birliği kurulduğunda –bu birlik yeni bir hayat anlamına geleceği için– cazibe merkezi haline de gelecektir. Böylesi bir durumda ise Macaristan ile Moğolistan’ın Türk Birliği şemsiyesi altına girmek istemesi muhtemeldir. Mağrib’deki Fas bile coğrafi yakınlığını öne sürerek Avrupa Birliği’ne göz kırpmıştır. Türkçe konuşan ülkelerin beraberliği Türk Birliği’dir ama Macaristan ile Moğolistan’ın katılması durumunda adı ne olursa olsun o birlik artık doğrudan doğruya Turan’dır diyebiliriz. Tabii ki Oğuz Birliği bir diğer seçenek veya ihtimaldir. Fakat biz burada Türk Birliği’ni değerlendirmeye çalışıyoruz.
Türk Birliği’nin yapısı gevşek mi olacaktır yoksa sıkı mı olacaktır? Avrupa Birliği dağılsa bile Fransa, Almanya, Polonya gibi ülkelerin tek başlarına ayakta kalmaları, varlıklarını sürdürmeleri mümkün görünüyor. Buradan yola çıkarak Türk Birliği’nin şart olmadığını, Özbekistan’ın kendi başına, Kazakistan’ın kendi başına yaşayarak kendi hikâyesini sürdürmeye hakkı bulunduğunu düşünebiliriz. Oysaki bu düşünce yanıltıcıdır. Yanıltıcıdır çünkü Türk Dünyası’nın şartlarıyla Avrupa kıtasının şartları aynı değildir. Doğu Türkistan bugün Çin tarafından yutulmaktadır. Uygur Türkçesini konuşan koskoca bir millet yok edilmeye çalışılmaktadır. Geçmiş zamanda da bütün kültürel unsurlarıyla Kırım Türk Tatar halkı dağıtılmıştır. Bizler yirmi birinci yüzyılın şu ilk çeyreğinde Türkiye’nin beka sorunundan söz edebiliyoruz. Dolayısıyla Özbekistan’ın veya Kazakistan’ın durumunu Almanya ve Fransa gibi ülkelerle eş tutamayız. Her Türk yurdu tek başınayken yutulma tehlikesi altındadır. Rusya topraklarıyla kuşatılmış Tataristan’ın, Başkurdistan’ın ve Çuvaşistan’ın hürriyet güvencesi bulunmamaktadır. Türk Birliği bu nedenlerle elzemdir.
Nihal Atsız “dünya bir devler memleketi olmaya doğru gidiyor” demektedir. Çin, Rusya, Hindistan, Brezilya, Kanada, AB ve ABD birer devdir. Dünyanın devler memleketi olmaya doğru gitmesi bizlere George Orwell’ın 1984 romanındaki karanlık kurguyu hatırlatıyor. Orwell’ın 1984 kurgusunda dünya üç devasa devlete taksim edilmiştir: Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya… Çin, Rusya, Hindistan, AB ve ABD ülkelerinin daha da devleşme niyetinde bulundukları sır değildir. Onlar, teolojik, ekonomik, psikolojik ve başka başka sebeplerle daha da büyümeyi saplantı derecesinde arzu etmektedirler. Onların bu niyetleri hepimizin az çok anlayabileceği niyetlerdir. Şimdi burada Atsız’a (yine bizim özetlememizle) kulak verelim: “Her milletin, yaşamak için, bir ülküye ihtiyacı vardır. Bu ülkü, milletlere göre ayrıntılarında değişse bile, ana çizgilerinde hemen hemen bir gibidir. Millî birlik ve millî birlikten sonra cihan hâkimiyeti, milletin şuuraltında yaşayan bir ülküdür. Şuuraltındaki bu istek zaman zaman şuura çıkar. Zaman iyi seçilmişse muzaffer olur. İyi seçilmemişse milletin başını derde sokabilir. Fakat bu ülkü, milletin hız ve ahlâk kaynağıdır. Ülkü yolunda yürüyen millet, kendisinde başka milletlere karşı mevcut aşağılık duygusunu atmıştır. Böylelikle millî ülkü bir gün gerçekleşiverir. Türkler vaktiyle birkaç kere birleşmişler ve mutlu olmuşlardır. Yeniden birleşeceklerdir. Millî ülkümüzün ilk maddesini ‘Bütün Türkler Birleşeceklerdir’ diye ifade edebiliriz.”[6]
Friedrich Nietzsche’nin meşhur söylemini hatırlayalım: “Über-mensch…”
Bunun anlamı “İnsanüstü” demektir. Üst-insan veya üstün insan dememiz gerekiyor. “Maymuna göre insan neyse, insana göre de insanüstü odur,” diyor Nietzsche… “Doktor Faust”un tasarımcısı Goethe ise şöyle söylüyor: “Büyük gerçeğe varabilmek uğrunda kötülüğü yardıma çağırmak gücünü gösterebilen insan, iyilik düşmanı değil, iyilik arayıcısıdır.” Bunun mantığı, hedefe ulaşmak için her yol mubahtır düşüncesine varıyor. Çin olsun, Rusya ya da Amerika olsun, kendilerindeki büyük hedeflerine ulaşma yolunda her kötülüğü meşru görmektedirler ve göreceklerdir. Şu halde “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi” bizim meşru ülkümüzdür. Her milletin yaşamak için bir ülküye ihtiyacı vardır.
DİPNOTLAR
[1]Cahit Tanyol, Din Ahlâk Lâiklik ve Politika, sayfa 126, Okat Yayınevi, İstanbul 1970
[2]Cahit Tanyol, sayfa 238
[3]Hilmi Ziya Ülken, Millet ve Tarih Şuuru, sayfa 347, Dergâh Yayınları, İstanbul 1976
[4]Galip Erdem, Suçlamalar 1. Cilt, sayfa 118, Töre-Devlet Yayınevi, Ankara 1974
[5]Hilmi Ziya Ülken, sayfa 349
[6]Atsız, Türk Ülküsü, sayfa 41-46, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2011

About the Author

Metin SAVAŞ

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EBEDİYETE İRTİHALİNİN 12. SENESİNDE TÜRKİYEM'İN ŞAİRİ'NE
Kitabın ortasından girelim. Kelâmımızı eğip bükmeden gönlümüzden geldiği gibi aktaralım..  Şükür ki muvaffak olamayan, halkın sağlam irâdesine takılan 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 27 gün boyunca Demokrasi nöbetlerinin favori parçası olan "TÜRKİYEM" meydanları inletti ve heyecanına...
İNSANIN TAŞRASI-IX
Uzak çağlardan o güne kadar günler kum gibi akmış; yıllar, yüzyıllar, kervanlar gibi uzak ufuklarda kaybolup gitmişti. Dünya kurulalı beri mavi dalgaların koşuştuğu o yerlerde şimdi çorak topraklar belirmiş, derin vadiler oluşmuştu. Neresi miydi burası? Deveören Köyü, bizim köyden bahsediyorum....
ŞİİRDE İMGESEL GÖSTERGE
 İmgesiz sanat olamayacağı gibi imgesiz şiirin de ortaya konulamayacağı bir gerçektir. İmgesel anlatım en çok da şiirde kullanılmıştır. İm kelimesi; işaret, alâmet anlamına gelmektedir. Anlam yüklenen her şey, gösterge, iz, belirti… birer im’dir. Türkçe’de sık kullandığımız, ‘’imi, timi...
AYRILIK YOKUŞU
Babamdan kalan o eski evin önündeki somyanın üzerinde kollarımı bağladım oturuyorum. Değişik duygular içerisindeyim. Bir duygudan çıkmadan diğerine yatay geçiş yapıyorum. Halimden memnunluk derecem değişkenlik gösteriyor.  Buraları hayal meyal hatırlıyorum. Ayrılık yokuşu… Zamanında...
FİN(CAN)LA GELEN MEKTUP
“Değerli Hocam; Öncelikle selam eder ellerinizden öperim. Beni hatırlayamamış olabilirsiniz, ama ben sizi hatırlıyorum. Sizin yüzlerce öğrenciniz olmuştur, benimse bir tane Muharrem Hocam oldu. Ben hep arka sıralarda oturan sessiz bir öğrenci oldum ama söyledikleriniz ve yaptıklarınız kafamda mıh...
İNSANIN TAŞRASI-VIII
Bir gün Bilecik Vali Yardımcısı, Aziz Dost Abdurrahman Bey,-İlgen Hocam, sana bir şey danışacağım.-Hayhay, buyurun. Vilayet merkezinde kendi başkanlığında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı olarak toplanmışlar. Toplanma nedeni ihtiyaç sahibi öğrencilere burs vermek. Tabii, konuşmuşlar,...
prev
next

TÜRKÇESİZ BİR HAYAT

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

2000’li yılların başı. Eskişehir’e geleli birkaç yıl olmuş. Haftada altmış saat derse giriyorum. Hem de gıkım çıkmadan. Hiçbir maddi beklentiye girmeden. “Mecburuz.” diyor Saadettin Yıldız hocam, “Yeterli elemanımız yok!” Böyle hasbî...

ŞAİR MEHMET ALİ KALKAN İLE BİR SOHBET : …

Ahmet URFALI

 MEHMET ALİ KALKAN ÖZGEÇMİŞ  1958 yılında Eskişehir’de doğdu. Gazi İlk Okulu,Tunalı Orta Okulu ve Motor Sanat Enstitüsünü bitirdi.Üniversiteyi Adana’da okudu. 1980 yılında Adana Mühendislik Bilimleri Fakültesinden İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu...

SOYLU ÇEHRELER - DOKTOR HALİL SERT

Mahmut TOPBAŞLI

"İyi insanlar güzel atlara binip önden gittiler..." Teselli babında gönül hoşlayan, gidenin ardından gönlümüzü ferahlatan bu sözün tam sırası diye düşünüyorum. Dünden beri kim bilir kaç dost meclisinde, Çınaraltının kaç köşesinde...

DAĞDAKİ VATAN - 1

Prof.DR.Hilmi ÖZDEN

Türk’ün  mührü; Tanrı dağlarından, Kafkas dağlarına, Kafkaslardan  Allahuekber dağına, Süphan dağına kısaca ; Sarı denizden Akdenize Tuna boylarına Alplerin Tepelerine kadar ilmek ilmek, nakış nakış işlenmiştir. Her dağın Türklerde bir kutsallığı, hatırası ve...

ZOR COĞRAFYA : BALKANLAR

 Balkanlar veya Balkan Yarımadası, Avrupa kıtasının güneydoğu kesiminde, İtalya Yarımadası’nın doğusu, Anadolu’nun batısı...

CENGİZ AYTMATOV ÜZERİNE

Aytmatov, 1928 yılında Bişkek’e bağlı Şeker Köyü’nde doğdu. Babası Törekul Aytmatov...

MEHMETÇİK

Eski Türk devletlerinde "ordu-millet" geleneği vardır. Hakan aynı zamanda ordunun komutanıdır...

İNSANIN TAŞRASI - VI

Ramazan bereketinin ayrı bir yeri vardı hayatımızda. Bilhassa İftar ve sahur...

KIZDIRAMAZSIN BENİ!

Doğrusunu söylemek gerekirse şimdiye kadar hiç duymadığım bir cümle: “Kızdıramazsın beni”...

NECİP FAZIL KISAKÜREK - SAKARYA T…

Şiir, yan anlamları çoğaldıkça, günlük dilden bambaşka bir mecraya geçtikçe, yeni...

Gazel / Muhibbî

1. Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet...

YÛNUS”TA İMAJ OLUŞTURMA TARZI v…

"İmaj oluşturma tarzı"ndan kastımız -mecaz, istiare, sembol, mit vb. kavramların hepsini...

HEDEFLERİMİZ VE BİZ

Her dağın boranı kendine göre olduğu gibi her insanın hedefi de...

KÖPRÜ

Kapılar ardı sıra kapandı. Arabaya en son binen şoför, aceleci tavrı...

HOŞGÖRÜ

“Hoş gör sen affet gitsin aldırma / Büyüklük sende kalsın sonunda...

TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE ÜNLEM

(Terim ve Tanım, Tasnif, Ünlem Olan Kelimeler, Söz Dizimi ile ilgili...

Hakan İlhan KURT

1976 yılında Tarsus’ta doğdu.2002 yılında Niğde Üniversitesi’nden mezûn oldu.Töre, Kurgan Edebiyat...

Şiir Hakkıında-2

Bundan birkaç sene evvel M. Bremond, saf siire dair Akademi'de söylediği bir nutukta...

YAZAR- ARAŞTIRMACI SAIT BAŞER: “…

Sakarya Üniversitesi Felsefe Blm. em. öğretim üyesi Sait Başer ile bir...

EMPERYALİZMİN VE KAPİTALİZMİN T…

Ortaçağ sonrası Batı uygarlığının teolojik ve düşünsel temellerini atan iki önemli...

Yedikuleli Mansur-Mehmet Berk Yaltı…

Yedikuleli Mansur”, ilk ortaya çıktığında bir öyküydü. Kayıp Dünya’da 28 Eylül...

GÖKDELEN VE MEKÂNIN POETİKASI

Bilimkurgu edebiyatında teknoloji tapınmacılığı karşıtı Yeni Dalga (New Wave) akımının en...

TÜRK İDEALCİLİĞİ

Dünkü yazımda, hayata verdikleri mânâ bakımından, insanı dört tipe ayırdım: Keyif...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA…

Mustafa Kemal’in anlatacakları daha bitmemişti. Fakat tren yavaş yavaş, kavurucu sıcak...

DOĞA, İNSAN, BİLİM ADAMI, BAKŞI…

Bu yazımızda doğa ile insan ilişkisine kısaca değineceğiz. İlk önce şunu...

KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE ‘AR VE …

Klasik Türk şiirinde birçok kavram, has kılındığı tiplere göre değerlendirilir ve...

Kadir Yılmaz İle Kitaplar ve Yayı…

Kadir Yılmaz, Ötüken Yayıncılık Editörü, Sayın Kadir Yılmaz ile kitap yayıncılığını...

“EDEBİYATTA GELENEK” ÜSTÜNE B…

Edebiyatta gelenek, ruh beraberliğinin, her türlü edebi verimde ortaya koyduğu bir alışkanlıklar bütünü ve değerler...

OSMANLI AYDINI

Garip bir hâlleri var son dönem Osmanlı aydınının.En çok da Jön...

AHMET TUFAN ŞENTÜRK

Ahmet Tufan Şentürk’ü, ta 1950’li yıllarda tanıdığımdan beri, onu hep sanat...

ŞEHİTLERİMİZ İÇİN

Ben Yemen ağıtlarıyla büyüdüm. Dedem Yemen gazisiydi, gidip de dönebilenlerdendi. Dedemin...

DİŞİ KURT OLARAK EV

Ahmet Hamdi Tanpınar “Huzur” romanında şöyle der: “İnsanın sevdiği bir ev...

TREN-KAPI-MELEK

Cevabında kaybolduğum sorular, eşiğinde kalakaldığım hayaller içindeyim.Dışımda akan bir dünya, içimde...

GEL ŞİMDİ TANIMINI YENİDEN YAPAL…

“Yürek yangınına ateş gerekmiyorsa / Gel şimdi tanımını yeniden yapalım ateşin”...

BASAT'IN TEPEGÖZ'Ü ÖLDÜRMESİ

Meğer Hanım bir gün Oğuz otururken üstüne düşman geldi. Gece içinde...

BALKON VE KADIN

Ev… Evler… Dört duvar, dışarıya açılan bir kapı ya da içeriye...

İÇİMDEKİ GÖÇ

Geçmişinde imparatorluk tecrübesi olan milletlerin ortak kaderidir göç. İnsan, kendi isteğiyle...

BABA OCAĞI

Dışarıda ince ince kar yağıyor. Kar, yağmur gibi olmuyor. Temizlendiğini hissediyor...

ANNE BABA ÇOCUK İLİŞKİLERİNDE …

‘Aslında hiçbir şey, iyi veya kötü değildir. Her şey, bizim onlar...

KENDİNİ ARAYAN İNSAN

Tasavvufi bir terim olan ‘’zübde-i âlem’’ kâinatın özü anlamında kullanılmakta ve...

ÖĞRETMEN: BOZKIRI YEŞERTEN ADANMI…

Öğretmen ; öğrencisinin sevincine tebessüm,hüznüne gözyaşı  olur.Öğretmen çorak topraklarda  gül bahçeleri...

BİR DÜNDAR TAŞER YAZISI : ARADIĞ…

İşit beni, dinle beni, duy beni! Eğlendirmez düğün, dernek, toy beni...

FUZULİ - LEYLA İLE MECNUN

KONUSU VE HAKKINDA GENEL BİLGİLER     Önce Arap Halk Edebiyatında ortaya çıkan...

Enis Behiç KORYÜREK

11 Mart 1891, İstanbul doğumludur.  Şairimiz Selanik ve Üsküp idadilerinde, İstanbul...

HASED/HASET

Kıskanmak, “Başkasında olan bir nimeti çekememe, kendisine faydası olmadığı halde kıskançlık...

UYUM

Olduydu, olmadıydı; uyduydu, uymadıydı; olacaktı, olabilirdi aslında, olmalıydı; şöyle/böyle yapsaydık; böyle...

TÜRK DİASPORASI

Diaspora kavramı ermeni diasporası ifadesinden dolayı zihnimizde hoş bir imge yaratmamaktadır. ...

Ayarsız Dergisi

Mart 2016 tarihinde yayın hayatına başlamış olan Ayarsız dergisi “hâlet-i ruhiyemiz...

MEHMET AKİF ERSOY’DA HÜZÜN

Tabut Eller Üstünde Dostu da düşmanı da onun çok yüksek bir...

İSTEME

‘İsteme benden soğurum senden’ ifadesini duymuşsunuzdur.  Bu sözü her duyduğumda ‘İnsan, insandan...

DEĞİŞİM

Son yıllarda değişimin üzerinde o kadar çok konuşuldu ki. Değişim, değişti...

YORGUN KELİMELER

Ses duymak ister insan, kendinde ve çevresinde. Fıtrattandır bu. Yaprakların hışırtısını...

Türk Edebiyatı Karşılaştırmal…

Türk Edebiyatında dönemler, nazım şekilleri, nazım birimleri, kafiye şemaları, ölçü ve...

ÜSLÛBUMUZ NEDEN SERTLEŞİYOR?

Üslûp; oluş, yapış/yapılış biçimi, tarz, tutulan yol ... demek. Bir sanatçının veya...

HACI BEKTAŞ VELİ'NİN HAYATI VE ES…

Hacı Bektaş Veli, Ahmed Yesevi'nin halifesi Lokman Perende'nin bizzat talebesidir. Kendisi...

TANZİMAT’IN İZZET-İ NEFSİNE YO…

Tanzimat’ın İzzet-İ Nefsine Yolculuk-Sezai Ve Musurus Paşa’dan Hareketle Tanzimat döneminin doğum tarihi...

BEN BİR GÜRGEN DALIYIM - HASAN AL…

Hasan Ali Toptaş’ın 2003 yılında yazdığı “Ben bir Gürgen Dalıyım” romanı...

GIDA “KÖK”TEN GELİR: EDEBİYAT…

Edebiyatta gelenek, ruh beraberliğinin, her türlü edebi verimde ortaya koyduğu bir alışkanlıklar...

CİVİLİZATİON KEŞİF Mİ MÜKÂ…

(ŞEHRİN SİVİLCELİ TENİ) Çok ilginç: " Şairler evrensel çevirmenlerdir, çünkü evrenin yıldızların...

GÖNÜL ZİYARETLERİ

Eskişehir'den çıkarken radyoda bir türkü çalınıyordu; "Kaleden iniş m'olur, Ham demir gümüş m'olur, Evvelden...

OKUMAK

Kültürü çok geniş değerli bir dostum geçen gün bana diyordu ki; ...

NEFHA ŞEYH SADREDDİN KONEVİ ESİN…

13.yüzyıldan günümüze huzur, muhabbet nefesleri. Bir Hazine'ye Şeyh Sadreddin Konevî'ye yaklaşım...

PRUSA'DA BİR BAYRAM SABAHI, MANGUEL…

Pınarbaşı’ndayım… Bursa’ya yüzyıllardır âbıhayat içirmiş en güzel köşeciğinin kuytusunda… Elimde uzun zamandır...

BİZE BİR HÂL OLDU

Bize bir nazar oldu Cumamız pazar oldu Her ne olduysa bize Hep azar...

ŞİİR ÖLÜYOR MU?

Bir müddetten beri Ulus gazetesinde mühim bir anket devam ediyor. An ketin mevzuu...

SAĞIM SOLUM SOBE, SAKLANMAYAN EBE

Kim ebe kim sobe belli idi. Yağ satardık, bal satardık; ancak...

ŞİİR ve ŞİİRDE DİL MESELESİ

Şiirin bir sanat dalı olarak kabul edilişinden bu yana gerek şairler...

PARÇA PARÇA DÜŞÜNCELER

Terkip İhtiyacı: Düşünmek ve Duymak Bizim medeniyetimizi yapan iki temel kavram var:...

AZLIK MESELESİ

Size, bir azlıktan bahsetmek istiyorum. Pek zavallı, pek yoksul, pek masul...

NİHAL ATSIZ

Türkçülük ülküsünün büyük önderi, kudretli şâir ve tarihçi Nihal Atsız’ı 11...

AZMİ GÜLEÇ

Türk sanat hayatına: Fetih Yıldızı, Kapısız Sokaklar, Zamanların Ötesi, Ağustos Güneşi-Malazgirt...

Sezai KARAKOÇ

22 Ocak 1933 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Şair, yazar, düşünür...

AZERBAYCAN, İRAN VE TÜRKİYE TÜRK…

Türk halk hikâyelerinde mekân unsuru olarak şehirlerin, bu cümleden olarak Erzurum...

SANATÇININ PSİKOLOJİSİ

Amerikalı teolog ve psikolog Rollo May “Yaratma Cesareti” adlı eserinde şöyle...

Necmettin Halil ONAN

Necmettin Halil Onan (1902, Çatalca, Kocaeli - 17 Ağustos 1968, İstanbul)...

"Kandil" Var mı? Yok mu?…

Her kandilde, “Kur’an’da "kandil" var mı yok mu?” tartışmalarının, “Niye kutluyorsunuz?” serzenişlerinin sonu...

KARAGÖZ’ÜN HAKİKAT PERDESİ

Baklavaydı, kahveydi, lokumdu, yoğurttu derken komşumuz Yunanistan, Karagöz’e de sahip çıkıyor...

Prof. Dr. Milay KÖKTÜRK İle Tür…

Sayın Prof.Dr. Milay Köktürk hocamızla, bugünlerde önemli bir tartışma zeminini oluşturan, bazı...

Behzod FAZLIDDİN

Behzod Falıddin, 1983 Özbekistan Cumhuriyeti Namangan bölgesi doğumlu olan Behzod Fazliddin...

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYAT…

Türklerin İslamiyet'i kabul etmelerinden önceki dönem, tamamen bir sözlü edebiyat karakteri...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR İLE SOHBET- KIP…

Kıpçaklar, diğer adıyla Kumanlar, Ötüken'den başladıkları göç yolculukları ile Karadeniz'in kuzeyine...

HALI'DAKİ VATAN

Köy hayatını yaşayanlarımızın çoğu “ıstar (mazman) tezgahında” dokunan nice halının ve...

TÜRKÇESİZ BİR HAYAT

2000’li yılların başı. Eskişehir’e geleli birkaç yıl olmuş. Haftada altmış saat derse...

BEDEN VE HUY

Bir yemişin biçiminden ve renginden, içine gizlediği tadın derecesini kestirmek mümkün...

Çok okunan büyük yazarımız: RE…

Çok okunan büyük yazarımız, Anadolu’yu şehirleri ve insanlarıyla çok iyi tanıyordu...

TURGUT GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçesine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu...

ALT AKIL: APTALLAR VE DİKTATÖRLER …

Türkiye OECD üyesidir. OECD, kuruluşundan bu yana üye ülkelerin kişi başına...

SEMAH AŞKA DOĞRUDUR - A.YILMAZ SOY…

Semah Aşka DoğrudurA.Yılmaz SOYYERPost Yayıncılık Bu roman kendilerine Alevî de denilen Kızılbaşların...

AŞKIN KENDİ HALİ

Aşkı bir de benden dinleyin. Bu giriş dört kelimeden meydana gelmiş...

TÜRK’ÜN KİTAPLA İMTİHANI

İhtiyaç listenizde kitap kaçıncı sırada, hiç düşündünüz mü? Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte...

KAHRAMANLIK RUHU

Orhan Şaik Gökyay. ‘’Bu Vatan Kimin? ‘’ adlı şiirinde; "Tarihin dilinden düşmez...

NEV’Î EFENDİ'NİN SADRAZAM SİNA…

Özel mektup konusu bazı istisnalar dışında Eski Türk Edebiyatı alanında araştırılması...

FUZÛLÎ VE BÂKÎ DİVÂNI’NDA BE…

Kur’ân ve hadislerde sıklıkla geçen ve Divan şiirinde de hayli fazla geçen...

KERİME NADİR VE DEHŞET GECESİ

5 Şubat 1917’de İstanbul’da doğan Kerime Nadir (Azrak) 1935 yılında Saint...

TÜRK’ÜN ATEŞLE İMTİHANI

Türk vatanının İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesinden Cumhuriyet’in ilanını kadar kendisi...

Ayşe YAZICI YAVUZ

Ayşe YAZICI YAVUZ 1980 Niksar doğumlu.  2003 yılı, Osmangazi Üniversitesi, Türk Dili ve...

HATIRINIZ VAR OLSUN

‘Sökdü(ğ)üm pancarı çekmedi motur / Geçdi eski zaman galmadı hatır’ diyordu...

ADAM ADAMLIK ADAM OLMAK

Ne oldu, nasıl oldu bilemedik. Sanki hepimiz her işimizi bırakıp şahsiyetlerin yerine...

KÜLTÜRÜ GÜNCELLEME ve YENİDEN M…

Kadim şehirler başlarını ulu dağlara, ovalara, denizlere ve nehirlere yasladıkları günden...

KALAYCI HİLMİ DESTANI - TURGAY BOS…

Ayşe Filiz Yavuz AVŞAR Anadolu’nun kaybolan sözlü kültürünün ve hafif meczup kişilerinin...

Hafıza Yanılmaları ve İki Ayrı …

Hafıza adlı kitabında, hatırlama süreciyle ilgili temel deneysel bilgileri veren Prof...

kirmizilar.com

Mutlaka ziyaret etmeniz gereken zengin içerikli bir site. Kırmızı, Dilimizden hiç düşmeyen şiirce...

MİLLİYETÇİLİĞİN İKİ İTİC…

Kamuoyunun daha ziyade kültür ve siyaset felsefesine yönelik çalışmalarıyla tanıdığı Milay...

LÂ EDRÎ

Yolculuğa çıkmıştı. Uzun bir yolculuğa... Yolda her karşılaştığı insan ona şöyle...

ÇAĞDAŞ KÜRESEL MEDENİYET

Sayfa Sayısı:  248 sayfaKağıt Cinsi:  2. hamurKapak Cinsi: Karton kapakEbat:  16.5x23.5Basım Tarihi:  08-2006Baskı:  3ISBN:  978-975-7032-92-2"Tarihte topyekûn insanlığa...

SAYI - 14 TARİHÎ MEZAR TAŞLARINDA…

Edward Norton’un başrolde olduğu Sihirbaz (The Illusionist) filminde, seyircilerine sahneden şöyle...

PEYAMİ SAFA-2

Bir Dante'nin La Divinc Comedie'sini hakkiie anlamak ve tatmak istiyen bir...

FEYZİ HALICI

Ben, dergicilik alanında ve Türk Edebiyatı Tarihinde mümtaz bir yeri olan...

DİLAVER CEBECİ

15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin...

ANADOLU KORKU ÖYKÜLERI / 3 - YILGA…

Anadolu Korku Öyküleri III – Yılgayak, serinin yepyeni, genç ve güçlü...

Gazel - Nesîmi -Gerçek hadîs imi…

1 Gerçek hadîs imiş bu ki hûbun vefâsı yohKim sevdi hûbı...

SANAT, SANAT İÇİN MİDİR? YOKSA …

Ne güzel der Faruk Nafiz, ilk defa gurbete çıkmanın heyecanıyla kaleme...

1940 SONRASI TÜRK EDEBİYATI

Bu dönemde farklı şiir anlayışlarının çıkmasının nedeni dönemin kültürel ve sosyal yapısındaki hareketliliktendir.1940...

TÜRKÜ(LERİMİZ) BİZİ SÖYLÜYOR…

Türkünün konusu insan ... İnsanın başından geçenler, insanın başına gelenler, insanların gönül...

KONUŞURKEN BAŞARI İÇİN

Ağzının içine baktıklarımız gibi, ağzından bal akanlar gibi konuşamadık bir türlü…...

SULTAN SENCER (ÖYKÜ)

Rüzgârın hırıltısıyla yankılanan kalın paslı demir pencere, kapı ve taş duvarlar;...

“KOZA” ŞİİRLERİNE GÖRE HAR…

1.Giriş Şiir, her şeyden önce “dil” sanatıdır. İnsanların hafızalarında roman-hikâye cümleleri yerine...

BİR SES ve MEDENİYET MİMARI; YAHY…

Kostantiniyye, Estefanya, Gulgule-i Rûm, Dersaadet, İslâmbol yâni İstanbul. Ne vakit Rûmeli Hisarı’na...

Süleyman Ağa Baydili

11 Şubat 1959 tarihinde Elazığ'da doğdu. TRT Ankara Televizyonu Belgesel Programları...

BİRLİKTEN CUMHURİYET DOĞAR

Milletçe, coşku ile, Türkiye’de ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutluyoruz/kutladık Cumhuriyet Bayramımızı. Büyük...

YERLİLİK, DEĞİŞİM VE KÜRESELL…

Yerlilik, Değişim ve Küreselleşme BağlamındaSaatleri Ayarlama Enstitüsü            Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama...

EY NAZLI HİLAL

Türk kozmogenisinde güneş, hilal ve yıldızın önemli bir yeri vardır.Bu yüzden...

ŞİİR(NAZIM) TÜRLERİ

Şiir: Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir...

BATILILAŞMA MACERAMIZDA TÜRK ROMAN…

GİRİŞ Tanzimat'ın ilânından sonra, Türk toplumunda siyasî olduğu kadar, toplumsal değişmelerin olduğunu...

YENİ BİR YILA GİRERKEN

İnsanî ve ahlakî erdemlerle düzenlenmiş hayata ömür diyoruz. Ömrümüz, inşallah, iyilik ve...

KAYI’NIN KUTLU GÖÇÜ -AHLAT-SÖ…

Mahan durağından kalktı göçleri Dua içre yedileri üçleri İslam’ın özünden gelir güçleri Bulunmaz yürekte...

ZİYA PAŞA - DİYAR-I KÜFRÜ GEZD…

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm     Dolaştım mülk-i İslâmî bütün...

İSMET ATLI'NIN ARDINDAN

İsmet Atlı Ağabey vefat etti, duydunuz mu? Benimki de lâf mı yani...

ÇAYIMDA YAR DEMLENİR

“Hatay'daki yiğitler” dediğimde yüreğim başka bir hazla çarpıyor. Hasbi duruşlarıyla, Anadolu...

NEYSE

Hani bunalırsınız ya bazen. Düğüm düğümdür özünüz, boğum boğumdur diliniz, ardı...

PİŞMANLIK(LARIMIZ)

Ne yaparsan yap pişman öleceksin,Belki yaptıklarından , belki yapmadıklarından...Dostoyevski Müslüm Gürses’i ‘Son...

MECNUN 'UN KÖPEG İ ÖPMESİ - MEVL…

Mecnun bir gün, Leyla'nın mahallesinde yaşayan bir köpeği görünce onu yakaladı...

ÖMER SEYFETTİN

“Mademki Türk’üz, o halde Türk gibi yürür, Türk gibi düşünür, Türk...

ANADOLU'NUN DİLİ GÜÇLÜ OZANI : …

Dost dost diye nicesine sarıldım Benim sadık yârim kara topraktır. Beyhude dolandım boşa...

AYNEN

Kelimeler kadar onları konuşan ağız önemliydi. ‘Gönüle yumuşak sözle gir!’ prensibine...

BABA, BU KİTAPLARIN HEPSİNİ OKUDU…

 Herkes ekmeğini taştan, topraktan çıkarır biz kitaptan çıkarıyoruz. Önümüz arkamız, sağımız...

KONUŞURKEN

Kendinizi konuşurken hiç kontrol ettiniz mi? Konuşanın siz değil de başkası...

HÜRRİYET KASİDESİ - NAMIK KEMAL

        1.      Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u...

DİLİMİZDEKİ GÖNÜL GÖNLÜMÜZD…

‘Gönül’, Kubbealtı Lügatı’nda şöyle kullanılıyor: 1. İman, sevgi ve nefretin; iyi...

YUNUS’UN İZİNDE BİR TEKKE ŞAİ…

Ondördüncü yüzyılın başlarında Yunus; coşan, köpüren bir aşk çağlayanıdır. Sebil sebil...

KUTADGU BİLİG

Kutadgu Bilig, hiç kuşku yok ki bir devlet felsefesi ve siyâsetnamesi...

İNSANIN TAŞRASI-IX

Uzak çağlardan o güne kadar günler kum gibi akmış; yıllar, yüzyıllar...

HALİL NİHAT’IN, MEHMET AKİF’…

Giriş veya tipleştirme furyası Kökleri Lale Devri’ne kadar inen ve daha çok...

Hüma Kuşu Yükseklerden Ses Verir

Efsanevi kuşlardır; anka, simurg, hüma ve kaknüs.. Anka Arapların, Simurg İranlıların, Hüma Türklerin kültürlerinden...

GÜZİDE TARANOĞLU

Örnek bir Türk kadını, mutlu bir ana, velüt bir şair, vefakar...

SANATTAN HAFIZAYA TÜRKİSTANLILIK …

Fransız filozof Ernest Renan, “Bir devleti kurtaracak olan manevî uyanıştır, bunun...

ANKARA – ENKARA

“Sağlığında köyden su kenarında bir tarla, bir ev, iki de inek...

NEYZEN TEVFİK

Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

BİYOGRAFİ

Suzan ÇATALOLUK

Edebiyat Dunyamız

Tokat’ta doğan Suzan Çataloluk ilk ve orta Okulu İstanbul’da, liseyi Erzurum’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Çocuk Suçluluğu” konusunda master yaptı. Uludağ Üniversitesi Eğitim...

Bahtiyar VAHAPZÂDE

Edebiyat Dunyamız

Türk dünyasının görkemli şairi 20. yy. Azerbaycan edebiyatının şiirinin muhteşem siması şanlı milletimizi büyük mütefekkiri Bahtiyar VAHAPZÂDE ister Azerbaycan Cumhuriyetinde isterse de onun sınırları dışında şiirleri ve eserleriyle tanınmış ve...

Mehmet Zeki Akdağ

Edebiyat Dunyamız

 Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında doğdu. Göktepe İlkokulu 1943...

Osman Olcay YAZICI

Edebiyat Dunyamız

Şair, Yazar ve Gazeteci. Gazeteci yazar Osman Olcay Yazıcı 1953 Trabzon Sürmene doğumluydu. Osman Olcay Yazıcı, 1953’te Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Küçükdere Nahiyesinin Yukarıovalı köyünde, Molla Temel’in oğlu Ahmet ile Ali...

İbrahim SAĞIR

Edebiyat Dunyamız

1936 yılında Balıkesir, Gönen İlçesi Paşaçiftlik Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Bandırma’da bitirdi 1955 de Hv. Asb. Tek. Okulu’na girdi. 1957 de Türk Hava Kuvvetleri’nde göreve başladı. İzmir, Eskişehir, Malatya...

NİHAL ATSIZ

Abdullah SATOĞLU

Türkçülük ülküsünün büyük önderi, kudretli şâir ve tarihçi Nihal Atsız’ı 11 Aralık 1975 günü, beklenmedik bir anda kaybettik. 1975 yılı içinde Arif Nihat Asya, Necdet Sançar ve Nurettin Topçu ile...

Faruk Nafîz Çamlibel

Edebiyat Dunyamız

Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak kucağadır" diye devam...

BURHAN TOPRAK

Abdullah SATOĞLU

“Yunus Emre’yi bulmadan önce, Türk edebiyatının havasında bunalıyordum. Yunus Emre, Türk Orta Çağının zirvesidir. Onun divanı bizim divana commedia (ilahi kometya)’mızdır. O kitapta, ruhun büyüklüğü, vücudun fâniliği, kendi taliimizi yaratmamak felâketi...

MUSTAFA ŞEKİP TUNÇ

Ayşe Sıdıka Oktay

Çok yönlü bir aydın olarak pek çok eseri ve çevirisi bulunan Mustafa Şekip Tunç Bir Din Felsefesine Doğru adıyla Türkiye’de din felsefecisi alanında ilk kitabı yazan kişi kabul edilir. Mustafa...

ÖYKÜ / ROMAN

TARIK BUĞRA - YARIN DİYE BİR ŞEY YOKTUR

Kendimi hafifçe heyecanlı hissediyordum: Bir sürü sıgara içmiştim; son olsun diye bir tane daha yaktım. Bu biter bitmez yatağa girmeliydim: Yarın vücudum dinlenmiş, zihnim açık olmalıydı. Sigarayı içerken Hâmid’den ve mesela...

TÜRK ROMANINDA MODERNIST ETKININ BOYUTLARI

Modernist Romanın Altyapısı Bir edebi tür olarak roman, Türk edebiyatına Tanzimat dönemiyle birlikte girmiştir. Her açıdan batılı değerlerin örnek alınmaya başladığı bu dönemde edebiyat da etki altında kalmıştır. Bu etki sonucunda...

MECNUN 'UN KÖPEG İ ÖPMESİ - MEVLÂNA'DAN

Mecnun bir gün, Leyla'nın mahallesinde yaşayan bir köpeği görünce onu yakaladı. Öpüp koklamaya başladı. Bu davranışını görenler onu ayıpladılar ve uyardılar: A akılsız Mecnun! Sen iyice işi azıttın. Bu yaptığın dt!liliğin...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Mustafa Kemâl’in sabah ilk işi kendi maaşından yahut gerekirse borç alarak Arabacı İsmail Efendiye bir at alıp hediye etmekti[1]. Sabah ona zor olmuştu. Saman pazarında atların satıldığı bir hana gitmiş...

ÜCRETSİZ AİLE MEZARLIĞI

Mustafa Helvacıoğlu altmışdokuz yaşındaydı. Hiç evlenmemişti. Akrabası yoktu. Babası, kendisi doğmadan evvel ölmüştü. Annesini kaybettiğinde ondokuz yaşındaydı. Yirmibir yıl önce nüfus müdürlüğünden emekli olmuştu. Emeklilik ikramiyesinin üzerine daha önceki yıllardan kalan...

HALK HİKÂYELERİNDE BİR İMAJ OLARAK BAĞ …

Her edebî ürün belirli bir zamanın ve sosyal şartların neticesi olarak tezahür eder. Bu gerçek- lik sözlü kültür verimleri için çok daha fazla bir anlam ifade eder. Zira sözlü kültürün...

OĞUZ HAN DESTANIN İSLÂMÎ VARYANTI

Oğuz Kağan Destanını Anlatan Kaynaklar Oğuz Kağan destanını anlatan başlıca iki kaynak bulunmaktadır.   Bunlardan birincisi yazarı bilinmeyen ve bir Uygur tarafından yazıldığı anlaşılan Uygurca  Oğuz Kağan destanıdır. Uygurca yazılmış olan...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL -…

Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Bey o akşam Mustafa Kemâl’i de dostlar meclisine götürmüştü. Bir arkadaşı Niyazî Mısrî’nin"Kırık bin pâre[1] eden şîşe-i kalb[2]i celâlindirYine her pâresinde görünen rûy-i cemal[3]indir Nicesi baksın etrafa ya...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE CADI

Garâ’ib Faturası serisinin ikinci kitabı Cadı, tıpkı serinin ilk örneği Gulyabani gibi, doğaüstü unsurlardan kaynaklandığı varsayılan birtakım korkutucu olayları açıklığa kavuşturur. Romanın konusu kısaca şöyledir: Genç bir dul olan Fikriye Hanım eşinin ölümünden sonra çocuğu...

ŞAİR ve ŞİİR

ECEL TUTMUŞ ELİNDE BİR ULU CÂM- ŞEYYAD H…

Ecel tutmuş elinde bir ulu câmKi ol câmın içi dolu ser-encâm Kime ayak sunar kime içürmişKimi esrük yatur toprakta mûdam

GENÇ ŞAİRDEN BEKLENEN (ORHAN VELİ /PİŞM…

Yirmi yaşımızı dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı; beylik kalıplar, beylik oyunlar, beylik dünyâlar içinde bunalmış kalmış olan şiire yeni imkânlar arayalım dedik. Şiire yeni dünyâlar, yeni insanlar sokarak, yeni söyleyişler...

İSTANBUL’UN EDEBİYAT MAHFELLERİ

Pera’da, Cadde-i Kebir çevresine dağılmış yüzlerce meyhaneden çoğu sanat erbabı tarafından mahfel olarak kullanılmış, mekân sahipleri de bu unvanla anılmaktan memnun, bir hay-huydur gitmiştir. Bunlardan birinde kümelenmiş olan şair takımı, çekişmeler, kıskançlıklar ve hazımsızlıklar ile...

ÖMER KAPLAN KOZANOĞLU

1973 yılında Adana Feke’de doğdu. Köy ilkokulundan sonraki eğitim hayatını parasız yatılı, Fen Lisesi, Tıp ve Tıp’ta uzmanlık olarak sürdürdü. Çocukluk yıllarından beri şiirle ilgilendi. Bir çok dergide şiirleri yer...

MERDİVEN - AHMET HAŞİM (TAHLİL)

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…    Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…    Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller, Durur...

NAMIK KEMAL - HÜRRİYET KASİDESİNİN İNCE…

HÜRRİYET KASİDESİ1. Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten 2. Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez iânetten 3...

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL - HAN DUVARLARI TAHLİ…

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı, Bir dakika araba yerinde durakladı. Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, ...

NAMIK KEMAL'İN EDEBİ KİŞİLİĞİ

Namık Kemal’in edebiyat anlamında düşünsel gelişmesi üçlü bir etkinin sonucuna bağlanabilir. Fransızcayı öğrenmesi, Şinasi’yle tanışması, Avrupa’yı görmesi bunlardandır. Namık Kemal’in yenilik hareketlerine katılmasında düşünce ve edebiyat alanlarında eskiye karşı çıkmasında...

Mehmet Ali Kalkan

Mehmet Ali KALKAN, Eskişehir Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde çalıştı. Sonra...

YUNUS’UN İZİNDE BİR TEKKE ŞAİRİ:

Ali_Alper ÇETİN

Ondördüncü yüzyılın başlarında Yunus; coşan, köpüren bir aşk çağlayanıdır. Sebil sebil Anadolu’ya dökülür. Yunus’un sesi, renk olur gönülleri süsler, ışık...

ŞİİR SOHBETİ

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

(Bu bir konuşma / sohbet metni. 10 Ağustos 2007 tarihinde GAÜ FM radyosunda yapmıştım. Paylaşılmaya değer hususlar varmış gibi geldi. Eskişehir “şairler şehri”dir aynı...

DİVAN EDEBİYATI VE KAVRAMLAR - 1

Edebiyat Dunyamız

DİVAN SÖZCÜĞÜNÜN TANIMI • Divan sözcüğünün sözlük bakımından iki anlamı vardır: Belli bir kalıpla yazılan ve besteyle okunan şiir türüne divan denir. Kalıp...

SERBEST VEZİN

Edebiyat Dunyamız

Bilindiği üzere gerçek şiir; mısralardaki kelimelerin anlamlarından sıyrılarak âdetâ sese, mûsikîye dönüşmesiyle vücut bulur. Gayet tabii, bu da “vezin”le...

PİŞMANLIK(LARIMIZ)

Özcan TÜRKMEN

Ne yaparsan yap pişman öleceksin,Belki yaptıklarından , belki yapmadıklarından...Dostoyevski Müslüm Gürses’i ‘Son pişmanlık neye yarar / Her şeyin bedeli var...

EMPERYALİZMİN VE KAPİTALİZMİN TEOLO

Metin SAVAŞ

Ortaçağ sonrası Batı uygarlığının teolojik ve düşünsel temellerini atan iki önemli isim olarak Luther ve Calvin’i görüyoruz. Batı emperyalizminin ve tabii ki...

MUSTAFA SEYİT SUTÜVEN’İN ŞİİRİN

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

GİRİŞ Her gerçek şair, “ses”in peşinden gider. Şair için dil, bir anlam unsuru olduğu kadar da âhenk unsurudur. “...Verlaine gibi, şiirde âhengi, birinci...

digertumyazilar