Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 6 - 12 dakika)
Bunu okudun 0%

abdullah satoglu

abdullah satoglu
Abdullah Satoğlu, bir destan şairidir. O’nun “Nerede” isimli nefis bir şiiri yar ki, geçmişi ve geleceği ile, asil milletimizin serüvenini mısra mısra, ilmik ilmik bir Türkmen halısı gibi dokumaktadır...

Şiirlerindeki, bütün dörtlük, beyit ve mısralar arsında, birbiriyle uyumlu bir diziliş vardır. Zaman, mekân ve olaylar, bir insicam ve ahenk içinde yerini bulur...

Şair, “Nerede” isimli bu şiirinde; zaman zaman benliğimizden uzaklaşır gibi olup, “Niçin bu hallere düştüğümüzü” sorgular. Yalnız sorgulamakla kalmaz, sorunların sebep ve çözümüyle ilgili bilgi ve mesajlar da verir:

Niçin bu hallere düştüm niçin ben

Bir koca çınardım, özüm nerede?

Öyle bir mukaddes dâva için ben

Yanıp kül olmuşum, közüm nerede?

Ceddim denizlerce kükrer coşardı

Yiğit gölgesinde yiğit yaşardı.

Başlar eğilirdi taçlar düşerdi.

Bir gücümüz vardı bizim nerede?

Bir hançer dayanmış yurdun bağrına

Haykırsan da cevap gelmez çağrına

Bu devlet-i ebed - müddet uğruna

Ezelden verilmiş sözüm nerede?

Savaşta kartalım, sulhta meleğim

Çevrilmedi Hak’tan hiçbir dileğim

Bükülmezdi benim tunçtan bileğim

Şimşekle yarışan hızım nerede?

Alev alev kır atımın yelesi

Zabtolunmaz asla iman kalesi

Bir gün biter elbet Türk' ün çilesi

Zafer tükülerim, sazım nerede?

Töremde kutsaldır silahım atım

Sürmüş asırlarca tüm saltanatım

Ülkem yasta ise asık suratım

O gülünce gülen yüzüm nerede?

Varsın olmasın ne rütbem ne tuğum

Hep vatan içindir böyle coştuğum

Nerde benim o cihangir çocuğum

Nerde Fatih 'im Oğuz ’um nerede?

Gün olur da bir gün gelir Oğuz ’um

Öç gününü elbet bilir Oğuz’um

Canım feda yurda, olursa lüzum

Sefer için oğlum-kızım nerede?

Mal değil vatandır canın yongası

Çek landan kılıncı, silinsin pası

Bitsin artık bitsin kardeş kavgası

Nerde ahlâk, iman, çözüm nerede

Bir koca çınardım, özüm nerede?

Görüleceği gibi, bu şiir bir destandır.... Satoğlu’nun çoğu şiirleri bu çizgidedir. İşte onun millet ve memleket sevgisini dile getiren diğer şiirlerinden bazı örnekler:

ÇANAKKALE ’DE MEHMETÇİK

Anafartalar 'a Türk mührünü vurmuş ırkım

Yedi düvele karşı set gibi durmuş ırkım.

Seyid Onbaşı derler; Tek başına bir ordu

Üçyüz kilo mermiyi namluya sürüyordu...

Mehmetçik ki, alnına tevhid ışığı vurmuş

O îman ve azimle dehri kasıp kavurmuş.

Çanakkale ‘de sanki Seddülbahir bir sur ’du

Cihanı titreten dev bir orduydu bu ordu.

Conkbayırı ’ndan kalktı Mehmetçikler hücuma

"Şehid diye yazılsın, diyordu başucuma.

Dikti bayrağı engin şevkle Kireçtepe ’ye

Erdi ,‘şehid”lik gibi en yüce mertebeye.

Cihâd için can veren onbinlerce şehîde

Yapılsa sezâdır som altımdan bir âbide.

Gelenler gördü -varsa- gelecekler görecek

Zafer türküsü Türk’ün asırlarca sürecek!

“İstanbul’un Fethi” şiirinde, yine uzun soluklu bir destandan bölümler sunar gibidir:

İSTANBUL’UN FETHİ

Ecdât ruhu yükseliyor,

Gümbürtüsünden davulun....

Haşmetlû Fâtih geliyor,

Bre kâfirler savulun!...

Geçse aradan asırlar,

Açılmaz kilittir surlar,

Ve ufuklarından nurlar

Doğacaktır İstanbul’un...

-II-

Beklerken köyde sunası,

Şu şehit düşen Ömer mi?

Evlât mı vermedi, ser mi

Mermi taşırken anası!..

Yardım geliyor gizlice

Bizanslara Avrupa’dan.

İndi bir sabah karadan

Türk donanması Haliç’e!..

Şairdeki mistik duygular millî duygularla içiçedir. Öylesine içiçedir ki, birbirini tamamlayan, birbirine kuvvet veren, güç katan duygulardır:

CİHANIN GÖZÜNDE MEHMETÇİK

Ümitlenmesin o düşman nafile

Dizinin bağını çözer görürüm.

Mehmed’i cepheye koşarken bile

Bağda gezer gibi gezer görürüm.

Cihâd için yılmadan koşanları,

Hak yolunda nice dağ aşanları,

Şehitlik şanına ulaşanları

Kanlarıyla yurdu bezer görürüm.

Kur ’anla kılıcı öper öper de

Açılır ufkunda gök perde perde

Düşmana bir bakışıyla siperde

Vatan hududunu çizer görürüm.

Savaş da vergidir, bize barış da...

Ecdadımın kanı var Her karışta

Zulmün hesabını her bir vuruşta

Kırk düşman başım ezer görürüm...

KOÇAKLAMA

İnem beynine düşmanın

Namlulara sürün beni!

Çekin bir Albayrak diye

Burçlarına surun beni.

Adadım yurduma seri

Diyeceğim var, gel beri:

Dönersem dâvâdan geri

Karayere karın beni.

Yurt dendi mi artar neş ’em

Kalmaz hiç korkum endişem.

Hak yolunda şehit düşem

Meleklerden sorun beni.

Gerekse bir ölçü eğer

Yurdumuz cihana değer.

Bugün susuyorsam eğer

Coşar görün yarın beni!

Bilmeli cümle kız kızan:

Arzı ” Vatan ” diye yazan

Bir Albayrak, bir de Ezan

Albayrağa sarın beni!..

Sembolizm şairi Satoğlu, dinî ve millî duygularını her vesile ile ve rahatlıkla İfade eder. “Göklerin Fazileti” şiiri buna iyi bir örnektir. Çünkü “Allah’ın kudretine delil” saydığı gökleri anlatırken; bulutlardan, kuşlardan, yıldızlardan, aydan, güneşten bahsetmekle kalmaz, göklerde dalgalanan “bayrak”!a, vatan sevgisini de dile getirir;

Bu duygulardır şairi sembollerle birleştiren... Rûhu, onlarla ve o duygularla dinlenir... Şiirin doruklarına işte o zaman çıkar:

GÖKLERİN FAZİLETİ

Gökte dalgalanır şanlı bayrağım

Düşmanın bağrını ezer göklerde.

O benim ebedî huzûr kaynağım

Savaşta barışta yüzer göklerde.

Gökte uçar kuşlar kaygımız ve hür

Gökte ııçamayan yerde sürünür.

Göklerden dünya bir başka görünür

Kuşlar kanadını süzer göklerde.

Hükmettim cihâna ben adım adım

Tarihe “Türk" diye yazıldı adım.

Cennet gibi yurt bırakmış ecdâdım;

Ruhlarıyla yurdu bezer göklerde.

Bilinsin ki, gökler Mehmed’ime dar!

Doğuştan canını yurduna adar,

Orgeneral Eşref, Üsteğmen Haydar

İlâhî bir sırrı çözer göklerde.

Gök gürler gibidir jetlerin sesi

Narama eş sanki gök gürlemesi!

Gökten tavaf et de gör Erciyes ’i;

Güneş, kâinatı süzer göklerde.

Göklerden almış her rengim lâlem

Göğe yükselir dualarım, nâlem.

Gece başka, gündüz başka bir âlem

Yıldızlar, ay, güneş gezer göklerde.

Boy atar ağaçlar göğe doğru hep

Gök olmasa nasıl yaşanır acep?

Çavuş Salih Ömer, Onbaşı Recep

Tarihe destanlar dizer göklerde.

Uçarcasına at sürmüş atamız

Üç kıt’aya birden girmiş atamız.

“İstikbâli gökte görmüş ” Atamız.

Semavî bir hikmet sezer göklerde.

Gök mavisidir en güzelim renkler,

Şahane gözlere renk verir gökler.

Yanık toprak gökten birşeyler bekler

Rahmet, bulut bulut gezer göklerde.

Gökler kudretine delil Allah ’ın

Işıkları gökten iner sabahın.

Sabahlara kadar yükselen âhın

Aksi, yürekleri üzer göklerde.

Yurda yan bakana aman vermedim

Kim demiş hasmımıyere sermedim?

Düşmana bir bakışıyla Mehmed 'im

Vatan hududunu çizer göklerde!

1954 yılında, 41 nci dönem Topçu Yedek Subay öğrencisi olarak bulunduğu PolatlI’daki, coşkun duygularının mis rai ara dökülüşündeki ahenge bakınız:

Savaş nedir bilmeyene

Dersler verdik Polatlı 'da.

Yurt uğrunda ölmeyene

Lânet derdik Polatlı ’da.

Vatan için koşa koşa,

Tırmanırdık dağa taşa.

Gece gündüz kara kışa

Göğüs gerdik Polatlı ’da.

Geçer orda Türk canından

Huzur doğar dört yanından.

Şehit düşen er kanından

Güller derdik Polatlı ’da.

Yedek Subay çekmez çile,

Vatanını vermez ele,

Kırk birinci devre ile

Talim gördük Polatlı ‘da

Temeliyiz ordumuzun,

Öncüsüyüz ardımızın.

Her şeyine yurdumuzun

Gönül verdik Polatlı da.

Satoğlu, “Yolum Şarka Düştü” isimli şiirinde,

Nasıl gülümsüyordu Sarıkamış ’ta Anadolum fettan fettan...

diyerek, yurt sevdasının türküsünü yakıverir. “Anadolu’nun fettan fettan gülüşü” deyimini hiçbir şairde göremezsiniz. Bu söylem biçimi, bu güzelim tasvir, Satoğlu’na has bir özelliktir...

MİSTİK DUYGULAR

Abdullah Satoğlu, inanç ve imanını, sembollerle süslediği şiirlerinde, bir Türkmen halısı gibi işlemiştir. Dinî düşünce ve duyuşlarını şiire katarken, uhrevî bir doku kazandırmanın yanı sıra, mısralardan ebru sanatı veya vitray sanatının asırlar sonrasına kalacak bir ürününü meydana getiriverir. Her sembolde ve her objede, kutsal değerlerin yansımasını görmeden edemez. Kutsal değerlerin zirvesini lâle teşbihiyle ortaya koyar. Lâleyi elif elif ism-i Celâl’e benzetir.

“Su” şiirinde de, “Kâbe”deki zemzeniden bahsetmeden geçemez.

Satoğlu, dinî ve millî duygulan birlikte yaşayan ve onları şiirine mükemmel bir şekilde yerleştiren usta bir şairdir. îman ve vatan en büyük tutkusudur. “Babil değil, Mısır değil/Yurdumdur gözümde tüten” dediği “Yarım Asır” şiirinde vatan toprağının kısır olmadığını, ne ekersen onu verdiğini, hattâ cömert olduğunu ifadeye çalışır. Önemli olanın sevmek olduğunu, kin ve nefret duymak olmadığını izah eder. Elli yıllık hayat serüveninde kuş gibi uçan yıllara, hizmet verilmeden geçen yıllara üzülür.

“Toprak” şiirinde, “İnsan ömrü yaprak yaprak” diyerek, takvimlerin çılgın yürüyüşünü hatırlatmakta ve hemen ardından da “Yutar bir gün kara toprak” seslenişiyle, fâni hayatın ölüm denen gerçeğe teslim oluşunu anlatmaktadır. İslâm dininde kadere iman vardır. Bu dünya geçicidir. Bu dünya imtihan salonudur. Ölüm mukadderdir. Zira “Her nefis ölümü tadacaktır” Yüce Peygamberimize göre “ölmeden evvel ölümü tadmak” güzeldir. Satoğlu, bu düşünceyi “Canevimden vurdu toprak/Girdim toprağa toprağa” diyerek dile getirmektedir.

“Nurdan Bir Yük” şiirinde ise yüce Peygamberimize seslenerek O’nun nûrundan nasip istemekte; gururunun ve kibrinin kırılmasını arzulamaktadır. Yine Peygamberimizin “Liva-ül-hamd” isimli sancağının gölgesine büyük bir aşk ile sığınmak, Veysel Karanı misâli, o büyük Nebi’nin yollarına düşmek istemektedir. Ve ahireti hatırlayarak, kuşlar gibi Sırattan geçip gitmeyi ve sırtına nurdan bir yük vurulmasanı dilemektedir:

NURDAN BÎR YÜK

İlâhî nûrundan alsam nasîbi

Kırılsa gururum, kibrim kırılsa.

Çölde özlenen yaz yağmuru gibi

Gözyaşlarını aksa aksa durulsa.

Hummasına aşkın dalsam da dalsam

“Livâ’ül hamd” olan gölgende kalsam

Yollarında Veysel Karanî olsam

Tabanlarım yarık yarık yarılsa.

Esirgensin bahtım nursuz surattan

Çağlar deli gönül farksız Fırat’tan

Kuşlar gibi geçip gitsem Sırattan

Ve sırtıma nurdan bir yük vurulsa,

DİLEK

“Allah! diye çarpar kalbim

Külçe gibi yığma beni.

Ateşinle yak da Râbb' im

Sularında boğma beni.

Çağ İslâmiyet çağı da

Bal lezzeti var ağuda.

Azı da birdir çoğu da

Eylesinler yağma beni

Günahkârım, âciz kulum

Kırıldı kanadım kolum.

Senden geldim sana yolum

Kıl anadan doğma beni

Günah günah alında kir,

Asan ola Münker-Nekir

Eyleme ahrette hakir

Huzurundan koğma beni. ”

YUNUS

Gönlümüzü bir Ulu ’nun

Yakışında Yunus vardır.

Hak’ka giden aşk yolunun

Yokuşunda Yunus vardır.

Hırkasını nakış nakış

Görmek için itiş - kakış

Çağlayan ruhların yaz - kış

Akışında Yunus vardır.

Nurlu yolu seçebilsek

Batar bâtıl, doğar gerçek

Duyguların şimşek şimşek

Çakışında Yunus vardır.

Hile katmadım işime

Muhammed girdi düşüme

“Tapduk” derler dervişime

Bakışında Yunus vardır. ”

Yunus Emre’nin yanı sıra Mevlâna’nm ilk hocası olan Seyyid Bıırhaneddin, Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba), Abdülkadiı* Geylânî, Hacı Bayram-ı Velî ve İbrahim Tennûrî gibi ruh mimarlarımızın manevî ikliminden yararlanarak, felsefesinde, yine onların ilkelerini yansıtmaktadır.

HACIBAYRAM-I VELÎ

Yanmış gönüllerin közünü taşır

Nice evliyanın izini taşır

Dehre, Peygamberler sözünü taşır

Nûrlar saçar Hacı Bayram-ı Velî.

Hakk ’a yöneliktir şükür yolumuz

Abdülkadir Geylânîdir kolumuz

Şeyh Hâmid-i Velî bizim ulumuz

Kucak açar Hacı Bayram-ı Veli.

Ateşim sönmedi, dinmedi ağrım

Bilinsin niyazım, duyulsun çağrım

Yetiş, hasretinle yanmada bağrım

Kaldım naçar Hacı Bayram-ı Velî.”

TOPRAK

Bir kilim gibi özümü

Serdim toprağa toprağa.

Ve secde secde yüzümü

Sürdüm toprağa toprağa

İnsan ömrü yaprak yaprak

Yutar bir gün kara toprak.

Yol yol dağ dağ tırmanarak

Erdim toprağa toprağa

Bana tiirîü nimet buldu

Gündüzleri gönlüm aldı

Gece dünya evi oldu

Girdim toprağa toprağa

Serhad’larda serdar oldum

Aradığım onda buldum

Ben göğsümü siper kıldım

Gerdim toprağa toprağa.

Toprak diye sevdim yurdu

Peygamber öyle buyurdu

Şehitlerim ordu ordu

Verdim toprağa toprağa.

Sevenlerin yurdu toprak

Canım istiyordu toprak

Canevimden vurdu toprak

Girdim toprağa toprağa.

Lisanları ayrı da olsa, kusurları da bulunsa, cümle insanları severken, gönlünde Yunus Emre’nin enginliği vardır:

SEVDİM CÜMLE İNSANLARL

Benliğimi tüm günahtan

Soydum, Rabbim şükür sana.

Türlü türlü nimet verdin

Doydum, Rabbim şükür sana.

Deştim çilenin közünü

Buldum gerçeğin özünü

Mina 'da şeytan gözünü

Oydum, Rabbim şükür sana.

Ellisini geçti yaşım

Çatılma ne, bilmez kaşım.

Vecd ile yoluna başım

Koydum, Rabbim şükür sana.

Varlığım sana emanet

N’olur lütfuna devam et

Ettiklerimden nedamet

Duydum, Rabbim şükür sana.

Hayat, annenin sütünde

Anne, herşeyin üstünde

Bugün nasıl isem dün de

Buydum, Rabbim şükür sana.

Ayrı ayrı lisanları

Olsa da çok noksanları

Sevdim cümle insanları

Saydım, Rabbim şükür sana....

GİDER

“Meçhul bir seferde kullar

Aheste aheste gider.

Uzanır Allah 'a kollar

Dua beste beste gider.

Kur ’an sesi kalbim deler

Mestolmuş rûhum sendeler

İlâhiler kasideler

Berceste berceste gider.

Bakma kimseye kem gözle

Dostun kusurunu gizle

İnce gönüller bir sözle

Şikeste şikeste gicler.

Kalmamış bizde kalmamış

Rûhu îmanla yıkamış.

Bak, neler söylüyor kamış

Ney sesi nefeste gider.

Müjdeler sana müjde gel

Gel dergâha gel vecde gel

Huzura secde secde gel

Defter ceste ceste gider,.,

“Kimseye Kin Tutma” başlıklı şiiri, doğruluk ve dürüstlük üzerine çocuklarımız için yazılmış en güzel şiirlerden biridir:

KİMSEYE KİN TUTMA

Kimsenin hâline gülme

Sakın göze batma yavrum.

Doğru ol eğilme zulme

Vatanını satma yavrum.

Harcama, vaktini boşa

Sabret ne gelirse başa

Helâl rızka, tatlı aşa

Haram lokma katma yavrum.

Uyuma, aç, gözlerini

Dövme sonra dizlerini,

Ataların sözlerini

Hiç yabana alma yavrum.

Azimli ol her görevde

Kışlada, okulda, evde.

Cümle insanları sev de

Kaşlarını çatma yavrum,

Hasmına eğilme kırıl

Ele ne güven, ne darıl

Mukaddes dâvaya sarıl

Yan gelip de yatma yavrum.

Asilerle azmış beşer

Rahmet mü ’minlere düşer

Allah ’tandır hayır ve şer

Kimseye kin tutma yavrum,

Huzuru, dünya ve ahiret dengesinin sağlanmasında bulan Satoğlu, divan edebiyatımızın, Fuzulî, Bakî ve Şeyh Galib gibi ünlü şairlerinin izindedir. Mesnevi tarzında yazdığı “Niyaz” şiirinde, kalblerin imân nuru ile aydınlanmasını, cemiyetin huzur ve saadetini, devletin bekası ve nihayet yüce Peygamberimizle vuslat için, “Liva-ül hamd” sancağının gölgesini dilemektedir:

Aydınlat imânla şu kalbimizi

Dönmesin gündüzler bir dem leyâle

Tâ elest bezminde, görmek için ben

Pervane kesildim o mır Cemâl ’e.

İlmi, irfanı kıl bizlere mürşid

Yansın gönlümüzde nûrdan- meş ’ale.

Vahdet deryasına daldır da beni

Durulsun gözdeki dinmez şelâle.

“Ahad” sırrındaki mihmânı bulup

Erdir beni Rabbim erdir kemâle.

Zikrinle meşgulken görmem dünyayı

Üzülmem uğrarsa mülküm işgâle.

Sildir içimizden cümle şüpheyi

Fırsat verme abesle iştigâle.

Kesme Allah ’ım bol ver nimetini

Dilersen, fışkırır taştan nevâle.

Yağsın gökten sağnak sağnak rahmetin

Gökkubbendir bize nûrdan piyâle.

Rahimsin, Kerimsin, Rabbimizsin sen

Sayısız keremin gelmez misâle.

Yanık toprak gibi aşkınla bağrım

Kandır, Zemzem denen âb-ı zülâle.

Karınca misâli yollara düştüm

Güç verdin de Rabbim tende mecâle.

Firkat-ı aşkınla meczûba döndüm

Yoksa, dûçar eden nedir melâle?

Bülbül gibi nal ân olsam ne çıkar

Haz verir çevrinle yükselen nâle.

Irmaklar misâli çağlar bu gönlüm

Ne zaman Cemâl 'in gelse hayâle.

Asi kılma, ayırma doğrulaktan

Haramdan çevir, yönlendir helâle.

Koru cümlemizi sen kul hakkından

Tahammül kalmadı artık vebale.

Şefkat ve muhabbet kalmadı bizde

Düştük o yüzden bu perişan hâle.

Kabına sığmazken hep sus—pus olduk

Ruhlarda ihtiyaç var ihtilâle.

Dalgalansın yıldız yıldız sancağım

Gölge düşmesin o şanlı hilâle.

Ezanını, dünyalara minareden

Dinletsin diye, eş gönder Bilal’ e.

Yâdetmem geçmişi, “Dem bu demdir dem.

” Gam çektirme yeter ki , istikbâle.

Felâket ehline gülmedim aslâ

Düşmedim şeytana uyup, ıdlâle.

Hây- u huyla geçmiş koca bir ömür

Şöyle bir nazar kıldım da ahvâle.

Düşürme cihanda elden ayaktan

Muhtaç eyleme sen yâd ü, iyâle.

Bir gayyaya düştüm şu nefs elinden

Kucaklar rahmetin ki hâle hâle .

Lütfuna muhlâcız bizler Allahım

Düşürme devleti, dini zevâle.

Her zerrede binbir hikmet bulunur

Mazhar olmuş “lâle ”, ism- i Celâl ’ e.

Huzurunda boyun eğmiş şevk ile

Ebced' le denk gelmiş "hilâl” e, lâle.

Gelince kabrime ol Münker-Nekir

Mahzun kuşlar gibi düşürme lâl ’e,

Aydınlansın n ’ohır nurunla kabrim

înâyet et, mecal bulam suâle.

Ana, baba, kardeş, evlâd ü iyâl

Toplansın Cennet1 te bütün sülâle.

Gölge kıl “Liva - ül hamd” sancağın

Habibinle ermek için visâle...,

Görüldüğü gibi Satoğlu’nun bu şiiri aruz vezninin esintisi içinde hece ölçüsüyle kaleme alınmıştır. Şiirini pürüzsüz kılan unsurlar, kelimelerin ses uyumları ve şiirin mimarisin¬deki ustalıktır.

Mustafa CEYLAN ( Gü l c e e d e b i y a t)

Comments powered by CComment

About the Author

Abdullah SATOĞLU

KUTADGU BİLİG'DE MİTOLOJİK UNSURLAR
Yusuf Has Hacib tarafından XI. yüzyılda yazılan Kutadgu Bilig, İslami dönem Türk kültürü ve dilinin bilinen ilk eserlerinden biridir. “Kutlu bilgi” anlamına gelen eser, siyasetname ve nasihatname niteliğine sahiptir. Öte yandan eser, geçiş döneminin ilk eserlerinden olması sebebiyle hem...
GÖNÜL YARASI OLUNCA
Kendimizle baş başa kalınca, kendimizi şöyle bir yoklayınca; yaşanan günleri geçmişle mukayese edip geleceğe şöyle bir bakınca içimizde neler var neler.  Söylesek de söylenmesek de, saklasak da saklamasak da, belli etmeye çekinsek de çekinmesek de içimizi yer ha yer bunlar. Neler mi bunlar,...
HADDEDEN GEÇMİŞ NEZÂKET VE TALEBE AĞZI
Eski İstanbul’da, “Seyr-i Sefâin” ve “Şirket-i Hayriyye” isimli şehir içi vapur taşımacılığı yapan şirketler varmış. Bilhassa Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhûriyet’in ilk yıllarına rastlayan zaman diliminde, bahsedilen vapurlarla ilgili pek çok hoş hikâye ve anekdot...
GÖNLÜMDEN...(GÜN SAZAK)
Dün Himmet Kayhan Ağabey'den bahisle bugün devam edeceğimizi yazmışım. Himmet Ağabey Gün Sazak Ağabey'in Gümrük Bakanı olduğu dönemdeki yanında bulunan efsane kadrodan, adları dokuza çıkmış kişilerden biriydi. Bakanlık görevi için Ankara Atatürk Orman Çiftliği'nde bir fabrikada kurs...
“BİRAZ DAHA BİRAZ DAHA” DİYEN SES
Cumhuriyet dönemi şiirinin avangard nitelikler taşıyan ilk edebiyat hareketi Garip’e mensup şairlerden Oktay Rifat devrinin tanınmış sanatçılarından birine “Yeni Sanatı Nasıl Buluyorsunuz?” sorusunu sorar. Tanzimat sonrasına damgasını vurmuş anahtar ifadelerden biri olan “yeni” kelimesinin...
YAZARLIK DERSLERİ – 3 GERİLİM UNSURU
Kurmaca anlatılarda gerçekçilik algısını pekiştiren en önemli unsurlardan biridir gerilim. Korku üzerinden verilen gerilim işin kolayına kaçmaktır. İç dünyalarımıza sızabilen gerilim atmosferine en başarılı örnekler arasında Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler ile Suç ve Ceza romanlarını...
prev
next
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası
Öykü/Roman Seçkileri

M. S E P E T Ç İ O Ğ L U

Milli Türk Destanlarının eri önemlilerinden ve en ünlülerinden biri olan Oğuz Kağan Destanı, eski kaynaklarda, Oğuznâme adı verilen bir eserde kayıtlı olarak gösterilmektedir. Fakat Oğuznâme’yi...

Edebiyat (Teorik)

Prof. Dr. Mübeccel GÖNEN/Mehmet KUMRU/Tuğçe AKYO/Zeynep TOPÇU

Yaşamın ilk yılları olan okulöncesi dönem, çocuğun tüm gelişim alanları açısından kritik bir önem taşımaktadır. Bu kritik dönemde çocuğa verilen eğitim, çocuğun geçirdiği deneyimler ve çocuğa...

Edebiyat (Teorik)

Doç. Dr. Reyhan YÜKSEL GEMALMAYAN

Görsel dil sözel dilden önce gelişir. İmge görsel dilin abecesidir. Çocuk sözel dili henüz konuşamadığı dönemlerde imgeler dünyasındadır; görsel dile dayalı mesajları belleğinde depolar; kodlar ve...

Edebiyat (Teorik)

Pınar ÇINAR

Çocuk edebiyatı; “dil gelişimlerine ve anlama düzeylerine uygun, gereksinmelerini de önceleyen bir yaklaşımla, çocuklara yaşam ve insan gerçekliğini sanatsal nitelikli görsel ve dilsel iletilerle...

Edebiyat (Teorik)

Doç. Dr. Ebru DERETARLA GÜL

Okulöncesi eğitim, çocuğun doğumundan ilköğretime başlayıncaya kadar tüm yaşantılarını içeren bir eğitim süreci olmakla birlikte bu dönemdeki eğitimde en etkili kurum, ailedir. Ancak yakın çevre,...

Edebiyat (Teorik)

Vedat YAZICI Bilkent Üniversitesi

Ankara’da, okullara yönelik çalışmalar yapan bir yayınevinin önerisi üzerine bu bildiriyi hazırlayan Vedat Yazıcı’ya, bir yazar arkadaşıyla birlikte çocuk yazınına bir dizi öykü, roman yayınının...

Edebiyat (Teorik)

Samiye ÖZ

1. Bölüm - Kuruluş Can Çocuk Yayınları’nın tarihsel gelişimi, 1975 yılında Erdal Öz’ün Arkadaş Kitaplar dizisini yayınlamasıyla başlar. Bu aynı zamanda Can Yayınları’nın kuruluşudur. Erdal Öz bu...

Makaleler

EROL GÖKA

“Dost dost diye nicesine sarıldımBenim sadık yârim kara topraktırBeyhude dolandım boşa yoruldumBenim sadık yârim kara topraktır Nice güzellere bağlandım kaldımNe bir vefa gördüm ne fayda buldumHer...

Yazarlarımızdan

Turgut GÜLER

“Korku”nun en yücesi, elbette “Allâh korkusu”dur. Bu yüzden, dilimizde pek yaygın şekilde kullanılan “kork, Allâh’dan korkmayandan” sözü, asır-dîde vasıflar kazanmıştır. İnsan ömrünün...

İşitin Ey Yârenler

Ahmet URFALI

Yunus Emre, düşünceleri ve kendisinden sonra gelen takipçileri itibarıyla Türk tefekkür ve edebiyat dünyasında yeni bir çığır açmıştır. Bu çığır; Yunus Tarzı, Yunus Ekolü, Yunus Okulu gibi aynı...

Yazarlarımızdan

Özcan TÜRKMEN

‘Yarım elma gönül alma’ atasözümüzü duymuşsunuzdur. Gönül kazanmayı, gönül almayı, gönüle girmeyi bu kadar az kelimeyle bu kadar öz anlatan başka ifade var mıdır bilemiyorum.  Bilemiyorum ve...

Edebiyat Sohbetleri

Ahmet URFALI

  Kültür; bir toplumun tarihi süreç içerisinde oluşturduğu değer, norm, yasa, inanç, ahlak, gelenek, görenek gibi manevi öğeler ile üretim, teknik, beceri, araç-gereç gibi maddi unsurların...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

İkinci Meşrutiyet’in ilan edilmesinin beş ay öncesiydi. Askerî Tıbbiye-i Şâhâne talebelerinden birkaçı geceleyin üst kattaki yatakhanelerinden usulca, uyku halindeki diğer talebelere sezdirmeksizin çıktılar. Son sınıftan Esat, İbrahim Mazlum, Dıramalı Yusuf ve birkaç kafa dengi arkadaş, hep...
Adını Azîz İstanbul’un şâiri Yahya Kemâl Beyatlı’nın “İstanbul’u Fetheden Yeniçeri’ye Gazel” şiirindeki satırların mânâ süzgecinden süzülerek alan “Şehsüvâr-ı...
Son yüz yılda en çok dile getirilen yakınmalardan biri, Türkiye’nin milli burjuvazisini geliştiremediği, sermaye birikimini yapamadığı, sanayi devrimine...
Türk edebiyatının önemli isimlerinden Metin Savaş'ın şanına yakışır bir eser olduğu kanaatini taşıdığımız "Vatandaşlık Ofisi" adlı yeni romanı Ötüken...
İbrahim Kalınİnsan Yayınları2020 Bu kitap bize, “akıl” nimetinin mânâsını, kalp ile olan bütünlüğünü, akıl-kalp bütünlüğünün ahlâk, erdem, hikmet ve...
“BİZİ ‘BİZ YAPAN’ HAYALLERİMİZ VARDI”Kenan EROĞLU (Berikan Yayınevi, Ankara 2020, )(1968-1980 yılları arası Yozgat’da Milliyetçi Hareket içerisinde...

Biyografi

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve idareci. Mehmed Nâmık Kemal 26 Şevval 1256’da (21 Aralık 1840) Tekirdağ’da doğdu. Meclis-i Mâliye âzası, esham müdürü, II....
(1873 - 1936)1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi....
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme...

Şiir

Çocuk ve Çocuk Edebiyatı Çocuk, kaynaklarda küçük yaştaki oğlan veya kız (TDK, 2005: 444), gereğince olgunlaşmamış insan (Okay, 1998: 24), doğum ve ergenlik çağı arasındaki dönemi yaşayan küçük insan (Şimşek, 2002: 13) olarak tanımlanırken, Türkiye’nin de taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi...
Gece karanlığını örtüyor hüznün üstüne birden bire Korkulu bir rüzgâr uğulduyor bozkır ağaçlarının dallarında Söz bitiyor gözyaşları sızdıkça solgun...
İstanbul doğumlu olan Hülya Sümer, gazeteci, şair, eleştirmen, yazar, sunucu, medya iletişim danışmanı,Medyanın değişik birimlerinde gazetecilik, dergi...
Yine doğuyor mehtap Bilmem ki bu kaçıncı akşam Yüreğimin sellerini dindirmedi zaman Gönül tellerim hazin hazin sızlıyor Sensizliğe yanıyor ağlıyor...
Hoca Ahmed Yesevî, Türkistan coğrafyasında dünyaya gelmiş, eserleri ve yetiştirdiği öğrencileri ile Türk dünyasını asırlardır aydınlatan büyük bir Allah dostu...
kaçmazdım yağmurdanbir yandan ıslanırbir yandanadem’le havva  yapardımçamurdanbaşı boş köpeklerkuytuda uyuyorsöyleyin ekmek almaya gidenlergeçmesin...

Öykü Roman Masal

Milli Türk Destanlarının eri önemlilerinden ve en ünlülerinden biri olan Oğuz Kağan Destanı, eski kaynaklarda, Oğuznâme adı verilen bir eserde kayıtlı olarak gösterilmektedir. Fakat Oğuznâme’yi bugüne kadar gören olmamıştır. Oğuz Kağan Destanının bugün bilinen söylenişi iki ayn ve değişik şekilde...
I. Giriş Sanatsal yaratılardan biri de edebiyattır. Çocuk edebiyatı (yazını) ise, erken çocukluk döneminden başlayıp ergenlik dönemini de kapsayan bir yaşam...
Ülkemizde Türkçe öğretiminde, çoğunlukla eğitim - öğretim materyali olarak metinler kullanılmaktadır. İlköğretim 1.-8. sınıflar için kullanılan metinlerse...
Derin bir uykunun ardından zar zor gözlerimi açtım. Adeta bir kış uykusundan kalkar gibi aheste aheste kalktım yattığım yerden. Sırtım tutulmuş, göğsüm...
Orta Asya'dan gelen aşıklık geleneğimizin yolcularından biri de Aşık Sefil Selimi Ağabey.Şöyle dünyaya bakmış, üzülmüş, şunu söylemiş; "Gösteriş...
1. SİYASİ KAVRAMLARIN İNCELENMESİ a.1. SİYASAL KAVRAMLAR 1.1.1. İhtilal ‘ - Siz bu kadar eğleniyorsunuz ya, sonu gelecek bunların öyle diyorlar, öyle mi...

Mülâkat/Söyleşi

Merhabalar Sevgili hocam. Öncelikle Ali Nihat Tarlan hoca için hazırladığımız bu özel sayıda, bize eşlik ettiğiniz için teşekkür ederiz. Hocam, sizin nazarınızda o dönemler, Ali Nihat hocanın görünümü nasıldı? O zamanlar hocanın yaşlarında başka hocalar da vardı. Bunlar fötr şapkalıydı, kruvaze...
(Öykücü Abdullah Harmancı ile Söyleşi: ) Sorular: Ahmet Melih Karauğuz Hocam Yalova'dayız... Gençlere hitap ediyoruz. Edebiyatçı gençlere... Onlara...
ŞEKER ŞEYMA: Hocam öncelikle mülakat yapma teklifimi kabul edip bana kıymetli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim. CEMAL SAFİ: Rica ederim. ŞEKER...
Hangimiz okumadı, Öğretmen Duyşen’i, Cemile’yi, Kopar Zincirlerini Gülsarı’yı, Toprak Ana’yı, Beyaz Gemi’yi, Selvi Boylum Al Yazmalım’ı, Gün Uzar Yüzyıl...
    Sekizinci romanı “Baykuşlar Gece Öter” adlı eseriyle yine dikkatleri üzerine çeken, romanlarındaki konuları ve kurguları haricinde,...
Yetmişli yıllardan beri bir neslin yetişmesine sohbetleriyle öncülük eden, mütevazı kişiliği ile alçak gönüllüğün zirvesi Mehmet Niyazi ÖZDEMİR Özdemir...

digertumyazilar

Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
Aşık Sefil Selimi, Asıl adı Ahmet Günbulut (d. 26 Ağustos 1933, Şarkışla - ö. 30 Aralık 2003, Sivas), yazar, türkü yazarı. İlkokul'dan sonra iki yıl ortaokula devam ettikten...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...