Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
Bunu okudun 0%

azalmali insan

azalmali insan
Bu ağacı tanıyorum ben…
Belki de hatırlıyorum…
Tıpkı kitâbesiz şehirlerin toprağın katmanlarına sırlanmış hâtıraları gibi hatırlıyorum bu mekânı, bu ağacı ve ağaç altında bir elif misâli duran mürşid-i kâmili…
Sokrates’in Eflâtun taşında, Eflâtun’un mağarasında, Üveys’in gönlündeki o tenhadan hatırlıyorum.
Zîra bilmek sâdece hatırlamaktan ibaret değil miydi?
Şeyh Gâlib’in;
"Gencînede resm-i nev gözettim
Ben açtım o genci ben tükettim"


sözlerine mukâbil, Ken’ân Rifâî Hazretleri’nin;
"Kâinatta en günahkâr bir vücûd varsa, benim
Yok yüzüm varmak için Allah’a isyânımla ben
Zâhir ü bâtın da yokken zerre miktar kıymetim
Ser-firâz oldum dü-âlem ,cehl ü nâdânımla ben
Hangi bir mahlûkla şayet nefsimi etsem kıyâs
Cümlenin mâdunu kendim, küfr ü îmanımla ben" demesi arasındaki o keskin nefs mesâfesini düşünüyorum.
Bir şey var bizi o eski hayatlardan koparan. Daha doğrusu o eski aklın mânâsından uzaklaştıran. Bir şey var gözlerimizin önünde elife mertek dedirten. Kopkoyu bir taassup ve cehâlet içindeyiz. Ârifler önümüzde açık bir kitap gibi dursalar da görmüyoruz onları. Tıpkı kitâbesiz şehirler gibi saklı bir ülkeyi gece gündüz şerh etseler de bize, anlamıyoruz. Belki de anlamak istemiyoruz kibrimizden.
Oysa bir şehrin kitâbesi yoksa bile onu zamân nehrinde taşıyan harf kulları vardır. İnsanlar şehirleri bırakıp içinin mağarasında yaşamalı biraz da. Peygamberler ve velîler gibi “ümmî” olmalı.
Bilgisizlik ve her şeye ilgisizlik değildir ümmîlik. Verili olanları kusmak, azalmak, sâdeleşmek, billûrlaşmak, buharlaşmak… Ümmîlik mushaflara, mushaflar duvarlara terk edildiği günden beri tozlandı din güzergâhı, yitirildi aşk yolları. Belki de bu yüzden kaybettik kendimize giden yolu ve izi.
Oysa bu yolun gerçek hâdimleri hep o mağaradan gelmediler mi? Zamânın avuçlarında ufalanan nice muvahhid şimdi bir toz zerreciği olmazdan evvel, bu mağaralarda Rableriyle ülfet etmediler mi?
Ken’ân Rifâî Hazretleri gibi…
Efendi Hazretleri’ni okurken beni en fazla etkileyen husus, menfîlikten ziyâde hâdiselerin ve eşyânın müspet tarafını görmesi ve işâret etmesi. Polyannacılık değil bu, bi’l-akis kalbi kanasa da, mütemâdiyen gözünü hayra ve hikmete çevirmesi aslında.
Ne garip, peygamberler yahut velîler geçmiş zamanlardan bahsederlerken âdetâ bir yakaza aynası açıvermişler dinleyenlerin gönlüne. İşâret edilenleri anlamayı seçmeyenler anlayamazlar, sökemezler ne yazık ki bu yakaza dilini. Bu sebeple seçilmezler mânâ ve kelimelere de…
Çünkü kibirleri azaltmaz, eksiltmez, kul yapmaz, baş eğdiremez onları. İnsan, içindeki Hakk’a haksızlık yaptıktan sonra dışında haksızlık ettiği insanlardan özür dilese ne fark eder ki? İçindeki Hakk’ın varlığını anlamayan ve hissetmeyen için vicdan melekesi bir yalama cıvata olmaktan öteye gidemez. İnsan azalmalı, küçülmeli, ağzını hiçlik kurnasına dayayıp kana kana içmeli…
Eğer insan, hayâtı ve kendini bir nebzecik anlama gayreti içinde yaşamaya başlasaydı, unuturdu bütün ezberlerini. Unuturdu namazın ve orucun farzlarını bizzat namaz ve oruç olurdu. Kırk hadis ezberlemeyi bırakırdı meselâ. Bir yakaza gibi yaşardı peygamberini hayâtında. Sırrı gözleriyle koordine eden Huzeyfe olurdu. Ebâ Zer olurdu, Bilâl olurdu, Hureyre olurdu… İnsan anlasaydı mü’min olurdu, her ân mürşidinin kalbinden kalbine Hakîkat-i Muhammedi’ye yol bulurdu, yol olurdu, eğer insan anlasaydı…
İnsan, anladığı ölçüde Hakk’ın sûreti, anlayamadığı ölçüde uykuda ve zâlim!
Şeyh Gâlib Dede’nin simya gölünden süzdüğü hikmet pırıltıları benliğin, bencilliğin hezeyanları olamaz elbette. Çünkü içinde Hak sözü ve özü taşıdığına inanan hangi yazıcı haddini aşabilir?
Böyleyken bizler ne denli boğulmuşuz söz mahşerinde. İçimizdeki Hakk’ı bilmeden ne de çabuk sahiplenmişiz karaladığımız üç beş zavallı satırı ve mısraı… Ne çok çoğalmışız, ne çok bulanmışız, bunalmışız. Nemrûd gibi, zaman duvarından kibirle tebessüm eden firavunlar gibi saklamışız içimizdeki cehaleti, sefâleti, zulmeti. Zulmet içimizi dışımızı örtmüş, açılmıyor, özümüzdeki Hakk nâlesi. Bâtınımız karanlık, bâtıl terk etmiyor bizi!
Çünkü edepten yoksunuz biz. Anlamaktan, nezâketten yoksunuz!
Bir sokak ötemizdeki akrabamızı ziyaretten âciziz! Üst kattaki komşunun ismini hatırımızda tutamayacak kadar hâfızamız dolu. Mektuplar, bayram ziyâretleri, iftar davetleri silindi hayatlarımızdan!
Kalbimiz, hayâtımız ve zihinlerimiz darmadağın!
Hayretimiz azaldı…
Leylâlar çekildi…
Mecnun çoktan çölü terk etti!
Haraç mezat aşk da kalem de…
Hâfızalara kaydedilmiyor şiirler…
Hikmeti unutturdu televizyon vâizleri…
Kul sohbetine döndü mahfiller…
Fildişi kulelerden podyumlara indi mütefekkirler…
Dillerde ve beyinlerde kirler… kirler…kirler…
Belki de bu sebepten anlamıyoruz. Çok çabuk dönüyor dünyâ, ha demeden hafta bitiyor, a demeden ay geçiyor, mevsimler bitti!
Yoksa biz yaşamıyor muyuz?
“Dur!” demeli artık bu şuursuz akan zaman nehrine!
Yavaşlamalı her şey…
Çünkü anlamak, u/yanmak demek.
Anlamak; koskoca geniiiiş bir zaman!
İnsan, aczini idrak ettikçe azalırmış, bu gerçek! Azalmalı insan, zihnini, kalbini, çekmecelerini, Face listesini, telefon listesini, alışveriş listesini azaltmalı. Bu kesretten kurtulmalı.
Ancak o vakit belirir önünde edeb kapısı.
O vakit ulaşır “tevhîd” yurduna.
O kapının önünde anlamaya, okumaya başlar mürşîdini, terbiyeyi kabul eder.
“İnsanın irfânı arttıkça edebi ve sükûneti de artar.” buyuruyor Ken’an Rifâî Hazretleri.
İnsan nokta kadar iddiasız ve zerre olunca nasıl okumaz Be’nin sırrını? Nasıl anlamaz kendini, Rabb’ini bilmez?
Haddini bilen Rabb’ini bilir!
Çünkü nasıl küçücük bir iyilik cihâna bedel bir hayra vesile olabilecekse, en küçük edepsizlik de bütün iyilikleri ve güzellikleri siler.
İnsan, ara sıra içinin Hîra’sına çekilmeli… Anlamalı Peygamberini, mağaradaki arınmayı, azalmayı, durulmayı anlamalı…
“Muhammed’siz muhabbet hâsıl olamayacağı” gibi, O’nsuz Kur’an da olmayacaktı. Hazret-i Muhammed (s.a.v) Kur’an’ın hakîkati, mürşid-i kâmiller de peygam-berin vârisleridir. Zîrâ İman ve edep; Hakîkat-i Muhammediye ve Ahlâk-ı Muhammediye’nin tâ kendisidir.
Anlamak…
Âh anlayabilmek edeptir!
Bu ağacı tanıyorum ben…
Sanıyorum ağaç ta beni.
Saliha MALHUN

Comments powered by CComment

REDD_İ MÎRÂS DÂVÂSI
“Fetret”, târîhî bir tâbir olarak, Ankara Muhârebesi’nin ardından Çelebî Sultan Mehmed’in hükümdâr oluşuna kadar geçen on bir yıllık (1402-1413) Osmanlı dönemine alem olmuş. Timur’un, önüne serilen yığınla fırsatı kullanıp, Anadolu ve Rûmeli’ndeki Türk Âlemi’ni perîşân eylediği o trajik zaman...
GÖNLÜMDEN...(OĞUZ AĞABEY)
Oğuz Ağabey bir güzel insandı. Bir grup arkadaşla kaldığımız Adana Kültür Derneği'nin başkanı idi ama başkandan öteydi. Yıl 1978 olabilir. Yılbaşı yaklaşırken bir bildiri dağıtmıştık, bildiriyi Oğuz Ağabey kaleme almıştı, şöyle diyordu; "Noel'iniz kutlu olsun. Hediyelerinizle,...
NEYLE İLGİLENİYORUZ?
Çevremizdekilerin hemen her biri bir hava çalıyor değil mi? Kimsenin kimseyle ilgilenmiyor, kimse kimseye önem vermiyor, kimse kimsenin değerini bilmiyor/bilemiyor değil mi? Herkes kendi dışındaki dünya ile ilgisini kesmiş, kabuğuna çekilmiş değil mi?
YUNUS EMRE’NİN TELVİN ŞİİRİ ve AÇIKLAMASI
1 Hak bir gönül virdi bana hâ dimedin hayrân olur Bir dem gelür şâdî olur bir dem gelür giryân olur 2 Bir dem sanasın kış gibi şol zemheri olmış gibi Bir dem beşâretden togar hoş bâgıla bostân olur
ÜMMÎ SİNÂN - YANAR
(D. Bilimiyor- Ö.1568) Âşıkıñ bir çâresi var zâr u giryândur yanar Yâr elinden yarası var yüregi kandur yanar 2 Tudagı çat çat yarılup sararup beñizleri Taşı fânî cânı bâkî dôsta mihmândur yanar
BİR GÜNDÜZ DÜŞÜNDE TAHTAKALE'DEN HİSAR'A ESKİ AHÂLİ
Hisar’ın Yerkapısı’ndan açılan yolun başındayım… Tahtakale’deki baharatçıma doğru yürüyorum. Eğer bir şehrin “ikinci zamanına” açılan bir yerinden geçiyorsanız kendinizi bir anda başka bir boyutta buluverirsiniz. Eski mimariye sinmiş eşyânın hafızası sizi görünmeseler de bu boyuttaki...
prev
next
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası
Hayatın İçinden
Alparslan DEMİRBİLEK
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
Bilgi Dağarcığı (Ö/R)

Murat KOÇAK

Roman-gerçek ilişkisi Konuya romanın gerçeklikle ilişkisinin ne boyutta olup olmadığını anlamaya çalışarak başlamak en doğrusu olur sanırım. Oluşturulmasında düşünce, kurgu, hayal dünyası ve hissin...

Bilgi Dağarcığı (Ö/R)

Sadık YALSIZUÇANLAR

Romanla tarihin gerilimli ilişkisinden bahsetmeye başlarken iki ayrı dil- anlatı alanından- disiplinden bahsediyoruz. Biri disiplin, biri daha özgür, özerk bir estetik alanından bahsettiğimizi...

Yazarlar ve Eserleri

Sevinç ÇOKUM

Öyküyle başladığım, daha sonra öykü ve romanı beraber yürüttüğüm yazarlık hayatımda yaşanmışlığın önemli bir yol göstericiliği olduğunu söylemeliyim. “Tarihî Romanda Yaşanmışlık” derken baştan sona...

Bilgi Dağarcığı (Ö/R)

Yapımcı-Yönetman Zafer KARATAY

Ben, Türk romanının, Türk eserlerinin sinemaya yansımasını kısaca anlatacağım. Daha çok da TRT’de yaptığımız tarih belgesellerindeki canlandırmalar ve bunlardaki tecrübelerden bahsedeceğim....

Makaleler

Sait BAŞER

Yoksa başlığa gene “Oğuz Uykusu” mu demeliydim…Son yıllarda bâzı muhâfazakâr çevrelerde gittikçe genişleyen bir Mevlânâ aleyhtarlığı gözlüyorum.Esâsen bu üzüntü verici durumu sırf bir...

Şairler ve Şiirleri

Bekir OCAK

Klasik şiirin en büyük temsilcilerinden biri olan Fuzûlî, "güzel" ve "aşk" kavramlarına meftun bir şahsiyettir. Dolayısıyla varlığındaki bu temayül, şairi Hüsn-i Mutlak'a yönelten bir sanatçı...

Yazarlarımızdan

Metin SAVAŞ

Metaforlar gündelik hayatlarımızda bizimle birlikte yaşayan yaygın kavramlardır. Bazı kavramlar dar alanlarda kullanılır. Örneğin hiç kimse kahvehane sohbetinde ya da çarşı-pazar alışverişinde...

Yazarlarımızdan

Edebiyat Dunyamız

Gurbet acısı, ayrılık acısı, evlat acısı … acılar sürüp gidiyor böylece. Acıyı, acıları görüyoruz, bunlarla yaşıyoruz… Uzun süre acı ve üzüntü içinde yaşamayan; bağrı yanmayan; bağrına taş basmayan...

Yazarlarımızdan

Turgut GÜLER

Çağrı Bey’in Anadolu’yu keşfetmeye yönelik seferi; zamânı da, zemîni de aklaştıran bir görklü yürüyüş idi. Oğuz alp-erenlerinin ayak bastığı her karış toprak, kirinden...

Şairler ve Şiirleri

İbrahim SAĞIR

Derinden derine ırmaklar ağlar, Uzaktan uzağa çoban çeşmesi, Ey suyun sesinden anlıyan bağlar, Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

Yazarlarımızdan

Mehmet Ali Kalkan

Emne Yengem. Emne Yengem Zabınna'dan Hamzacıklara, Bakkal Hüseyin'lere gelin gelmişti. İbram Dayımın eşiydi. Köyde doğan, köyde yaşayan son temsilcilerdendi. Emne Yengem bu hafta emanetini...

Yazarlarımızdan

Saliha MALHUN

Hepimiz o kadim ve ilâhi tablonun içinde, hem soru sorulan, hem cevapları bilen ve hem de yeryüzüne indiğimizde kanatlarına hayran olduğumuz meleklerce secde edileniz. Yani insanız!

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

İkinci Meşrutiyet’in ilan edilmesinin beş ay öncesiydi. Askerî Tıbbiye-i Şâhâne talebelerinden birkaçı geceleyin üst kattaki yatakhanelerinden usulca, uyku halindeki diğer talebelere sezdirmeksizin çıktılar. Son sınıftan Esat, İbrahim Mazlum, Dıramalı Yusuf ve birkaç kafa dengi arkadaş, hep...
Adını Azîz İstanbul’un şâiri Yahya Kemâl Beyatlı’nın “İstanbul’u Fetheden Yeniçeri’ye Gazel” şiirindeki satırların mânâ süzgecinden süzülerek alan “Şehsüvâr-ı...
Son yüz yılda en çok dile getirilen yakınmalardan biri, Türkiye’nin milli burjuvazisini geliştiremediği, sermaye birikimini yapamadığı, sanayi devrimine...
Türk edebiyatının önemli isimlerinden Metin Savaş'ın şanına yakışır bir eser olduğu kanaatini taşıdığımız "Vatandaşlık Ofisi" adlı yeni romanı Ötüken...
İbrahim Kalınİnsan Yayınları2020 Bu kitap bize, “akıl” nimetinin mânâsını, kalp ile olan bütünlüğünü, akıl-kalp bütünlüğünün ahlâk, erdem, hikmet ve...
“BİZİ ‘BİZ YAPAN’ HAYALLERİMİZ VARDI”Kenan EROĞLU (Berikan Yayınevi, Ankara 2020, )(1968-1980 yılları arası Yozgat’da Milliyetçi Hareket içerisinde...

Biyografi

Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişlarinda Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler kurmuşlardır. Bugün kabul edilen görüşe göre Türklerin anayurdu Orta Asya’da Altay-Ural dağları arasındaki bozkırlarda olup ve...
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar,...
(1873 - 1936)1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi....
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak...

Şiir

(D. Bilimiyor- Ö.1568) Âşıkıñ bir çâresi var zâr u giryândur yanar Yâr elinden yarası var yüregi kandur yanar 2 Tudagı çat çat yarılup sararup beñizleri Taşı fânî cânı bâkî dôsta mihmândur yanar
Klasik şiirin en büyük temsilcilerinden biri olan Fuzûlî, "güzel" ve "aşk" kavramlarına meftun bir şahsiyettir. Dolayısıyla varlığındaki bu temayül, şairi...
Derinden derine ırmaklar ağlar, Uzaktan uzağa çoban çeşmesi, Ey suyun sesinden anlıyan bağlar, Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.
lassicus” kelimesinin edebî manasıyla ilk kullanılışı, II. asırda Aulus Gellius’un Nodes Atti-caesindedir. Kelime yine de Roma’nın birinci sınıf...
Mehmet Ali Kalkan Eskişehir’in yetiştirdiği bir değer ve bir güzel insan. Ben de şiirle ilgilenen birisi olarak şiirleri üzerinde genel bir tespitten...
Mevlid (<Ar. v-l-d) doğmak, doğurmak, doğum tarihi, doğum yeri ve doğum zamanı demektir. Edebî bir terim olarak ise Hz. Muhammed’e (ö. 632) duyulan...

Öykü Roman Masal

Çalışmamızın başlığı Türk romancılığının öncülerinden olan Ahmet Mithat Efendi ve Fatma Aliye Hanım’ın birlikte kaleme aldıkları “Hayal ve Hakikat” romanından esinlenerek konulmuştur. Burada amaç söz konusu romanın; sanatı temsil eden romanın kadın kahramanı Vedat’ın, ilmi temsil eden erkek...
Roman-gerçek ilişkisi Konuya romanın gerçeklikle ilişkisinin ne boyutta olup olmadığını anlamaya çalışarak başlamak en doğrusu olur sanırım. Oluşturulmasında...
Romanla tarihin gerilimli ilişkisinden bahsetmeye başlarken iki ayrı dil- anlatı alanından- disiplinden bahsediyoruz. Biri disiplin, biri daha özgür, özerk...
Öyküyle başladığım, daha sonra öykü ve romanı beraber yürüttüğüm yazarlık hayatımda yaşanmışlığın önemli bir yol göstericiliği olduğunu söylemeliyim. “Tarihî...
Ben, Türk romanının, Türk eserlerinin sinemaya yansımasını kısaca anlatacağım. Daha çok da TRT’de yaptığımız tarih belgesellerindeki canlandırmalar ve...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin...

Mülâkat/Söyleşi

Şair Figen Özer, İstanbul Yazarlar Birliği Salonunda Şiirseverlerle Buluştu:  "Kalemin Ucundan Gönül Burcuna" Dr. Özlem Güngör Haberi: Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde 21 Ağustos 2021 Cumartesi günü şiir ve tasavvuf rüzgârı esti. Hattat-Şair-Ressam Figen Özer’in Akıl Fikir...
Türk edebiyatına en iyi romanlarını vermiş olan Halide Edip, şimdi de yurt dışından mecmualarımıza ara sıra yazdığı fıkralar ve yaptığı yeni neşriyatla yeni...
Konya’nın Seydişehir ilçesinde ressam olarak tanınan Fatma Kırdar’ın ünü gün geçtikçe yaşadığı şehrin dışına taşarak Ülke geneline yayılmış. Genç yaşta eşini...
Konuşan: Selçuk KARAKILIÇ Öncelikle, morfolojik özellikleri incelendiğinde türkünün yüzyıllar öncesinden toplayıp getirdiği anlam yekûnunu nasıl bir...
Merhabalar Sevgili hocam. Öncelikle Ali Nihat Tarlan hoca için hazırladığımız bu özel sayıda, bize eşlik ettiğiniz için teşekkür ederiz. Hocam, sizin...
(Öykücü Abdullah Harmancı ile Söyleşi: ) Sorular: Ahmet Melih Karauğuz Hocam Yalova'dayız... Gençlere hitap ediyoruz. Edebiyatçı gençlere... Onlara...

digertumyazilar

Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Tarih bazen anlatılmalı, bazen gerçeklerin içine gitmemiz gerekiyor yoksa geleceğin ne olacağını kestiremiyoruz. Biz sadece Orta Asya’yı demiyoruz, Türkiye dâhil Osmanlı’nın...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Bireyi kendilik hissiyle yakınlaştıran/ uzaklaştıran olgular dizgesi, toplumsal sorumluluklar ve ihtiyaçların bir-biriyle olan uyumu/çatışmasıyla doğru orantılıdır. Bireyi...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Yoksa başlığa gene “Oğuz Uykusu” mu demeliydim… Son yıllarda bâzı muhâfazakâr çevrelerde gittikçe genişleyen bir Mevlânâ aleyhtarlığı gözlüyorum. Esâsen bu üzüntü verici durumu...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...