Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Mehmet Ali Kalkan">
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%
galip erdem kgDün Galip Erdem Ağabey'in vefat yıl dönümüydü.
Galip Ağabey Adana'da bizim talebelik yaptığımız dönemde evimize gelir misafir olurdu. Sanatçılardan, futbolculardan da bahsederdi. Hangi futbolcu ne zaman hangi takımdan hangi takıma gitmiş bilirdi, ben de hayretle dinlerdim.
Arif Nihat Asya Ağabey'in her yere çekilebilecek, üzerinde kitap yazılabilecek sözleri vardı.
-Terazi kendini tartamaz.
-Terazinin boş kefesi yukarıda durur.
-Boş teneke çok ses çıkarır.
-Büyük gemiler sığ kayalara yanaşamaz .. gibi.
Galip Erdem Ağabey'in bütün yazıları güzel ama üç tanesi bende Arif Nihat Asya Ağabey'in bu cümlelerini aklıma getirir. Yazıyı okusanız olur, tek başına o yazı doğrudur ama esasında anlatmak istediği başka bir şeydir. "Sana söylüyorum kızım, sen anla gelinim." gibi. Bu yazılar seksen ihtilali sonrası yazılmıştır.
Bunlardan birisi "Beşiktaş nasıl kurtulur?", diğeri "Alyuvarlar ile akyuvarların mücadelesi", diğeri de hani meşhur bir delikanlıya "türkü" öğretme meselesi "Biri elma biri ayva biri muz."
Son yazıyı okuyalım bugün. Osman Çakır Ağabey bu yazının kime, kimlere yazıldığını daha iyi bilir.
...
BİRİ ELMA BİRİ AYVA BİRİ MUZ
Bir yıl kadar önce, hiç unutmadığım bir rüya görmüştüm. Sınıfa benzer bir yerdeyim. Yanımda gayet iyi tanıdığım çok sevdiğim ama ne hikmetse ismini bilmediğim bir genç var. Ben o gence güya türkü öğreteceğim. İlk dersimiz biraz eski ama çok meşhur, çok sevilen bir türkü.
Hani şöyle başlar: ‘’Bu dünyada üç şey vardır yenilir/ Biri elma biri ayva, biri nar/ Elma size, ayva size nar bize!’’ Önce ben söyledim. Sonra öğrencime döndüm: ‘’Hazır mısın dedim, tamam mı?’’ cin gibi bakıyor, öyle sevimli bir duruşu var ki!
Cevap verdi: ‘’Tamam ağabey hazırım’’ Ve başladı: ‘’Bu dünyada üç şey vardır yenilir/ Biri elma, biri ayva, biri MUZ’’
Hemen kızmadım daha çok şaşırdım, bu muz da neyin nesi idi, nereden çıkmıştı? İyi bir öğretmenin özelliklerini hatırladım. Her şeyin açıklanması gerektiğini düşündüm. ‘’MUZ’’dan sonra devam etmesine imkân vermeden ‘’Bak kardeşim dedim, yanlış söyledin. Son kelime MUZ değil, nar olacak. Çünkü türkü bu kadarla bitmiyor. Gerisi var. İkinci bölümde: ‘’Bu dünyada üç şey vardır sevilir/ Biri anne, biri baba, biri yar!’’ denecek. Hele bir düşün hiç yarla muzla kafiye olur mu? Olmaz tabi değil mi? İyi o halde bir daha söyle ‘’ özür diledi ve başladı:
‘’ Bu dünyada üç şey vardır yenilir/ Biri elma, biri ayva biri MUZ’’ Ne yine mi MUZ! Sinirlerim gerilmiş sabrım tükenmeye başlamıştı. Yine de irademe baskı yaptım. Öfkelendiğimi belli etmeden Belki hata bende idi, açıklama yetersiz kalmıştı. Bir daha denemeli niçin MUZ olmayacağını inandırıcı deliller bularak bir daha anlatmalıydım. Olmadı yavrum yine yanlış söyledin ‘’MUZ’’ olmaz. Neden? Kafiye meselesini bir tarafa bıraksak bile, başka sebepler var. Türkülerimizde adı geçen hayvanları düşünelim. En başta bülbül sonrada at, ceylan, turna, keklik, horoz var mı? Var değil mi? Peki türkülerimizde gergedan, hipopotam, penguen gibi hayvanların adı hiç geçer mi? Niye geçmez? Çünkü onlar milletimizin tanımadığı topraklarda, yabancı ülkelerde yaşayan hayvanlardır; folklorumuza girmemişlerdir. Tıpkı bunun gibi türkülerimizde elma, ayva, nar, üzüm, dut, kiraz meyveler vardır; fakat nasıl ananas yoksa avokado yoksa öylece muzda yoktur. Şimdi iyice anladın değil mi? Genç öğrencim; anladım efendim cevabını verdi ve başladı. ‘’ Bu dünyada üç şey vardır yenilir/ Biri elma, biri ayva, biri MUZ!’’
Siz olsanız ne yapardınız? Öfkenin faydasızlığını, iyi bir öğretmenin özelliklerini hepsini unuttum. ‘’Hala MUZ öyle mi? İstemiyorum, gözüme sakın görünme, Muzunu al ve çabuk git. Vazgeçtim, her şey bitti artık türkü öğretmeyeceğim. Derslere son veriyorum.’’ Öyle bir bağırmışım ki, sesimin şiddetinde uyandığımı hala hatırlarım.…..
Son bir söz: Bazıları diyebilir ki; büyütmeye değer mi? ‘’Türküyü (Bu dünyada üç şey vardır yenilir/ Biri elma, biri ayva, biri MUZ/ Elma size, ayva size, MUZ bize/ Bu dünyada üç şey vardır sevilir/ Biri ana, biri baba, biri KIZ/ Ana size, baba size, KIZ bize.) Şeklinde söyleseler olmaz mı?’’ Nar yerine muz, yar yerine kız… Olmaz, hiç olmaz. Zzz’lerin vızıltısı bir yana her ‘’KIZ’’ bize ‘’YAR’’ değildir.
...
Şehitlerimize, bu toprakları vatan yapanlara, atalarımıza, Galip Erdem, Arif Nihat Asya, Mazlum Ümit Ağabeylere, geçmişlerimize Allah rahmet eylesin...
(Bu resmi Mazlum Ümit Ağabey yapmıştı)
galip erdem

Comments powered by CComment

About the Author

Mehmet Ali Kalkan

More articles from this author

OKYANUSTAN GELEN SES
Bir pazartesi  günüydü. Dersteydim. Planlamış olduğum konser repertuarımın eserlerinden  birini  seslendiriyorduk. Makam Rast idi . 
BURSA’DA BEN: ÇOCUK NARKİSSOS ve YAŞLIı DİONYSOS
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni sürüyordum. Bütün bir İkinci Dünya Savaşı boyunca orada kaldığımız için, evin ‘dışarısı’ olarak tanıdığım ilk mekân,...
KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN... (Aşık Cemal Divani)
Aşık Cemal Divani. Cemal Divani Erzurum'lu. Oltu'nun Duralar Köyünden. Köylüsü Aşık Mevlüt İhsani'nin çırağı. Cemal Divani günümüzün en iyi aşıklarından birisi. Aşıklar için şöyle diyor;
DERYÂYI SİM İÇİNDE ZÜMRÜT GERDANLIK
Bâb-ı Hümâyun… Sultan Üçüncü Ahmet Hân, güzel yüzünü ve mercan mevceli gözlerini annesi Râbia Gülnûş Emetullah Sultan’dan mı almış? Öyle olmasa ikindi güneşinin bu solgun saatinde varlığın orta yerinde dehrin gözleri gibi parlar mı bu çeşme? Asırlardır ebediyete akan bu sebil,...
SUYUN LİSANI
Suyun lisanı vardır. Hatta lehçelere de ayrılır su, zaman zaman…Büründüğü renge göre anlayabilirsiniz kullandığı dili. Dalgalarına da bakınca ruh dünyasını tahlil edebilirsiniz. Su…Hayatın çözülemeyen sırlarından birisi. Yerine başka bir varlığın asla tercih edilemeyeceği baş tacımız. Olmazsa...
İnstagram Hesabımıza Bekliyoruz
https://www.instagram.com/edebiyatdunyamizcom/
prev
next

Bir cümleden veya metinden yeni ve değişik bir anlam(lar) çıkarırdık. Bir işin özelliklerini, işleyişini, en ince ayrıntılarına kadar iyice öğrenenlere, o işin ilmini alanlara saygımız sonsuzdu. Bir kimsenin ne düşündüğünü anlar, düşüncesini okur; ona göre davranışımızı ayarlardık. Kelime hazinemiz olması gerekenden(!) fazlaydı. Bir şeyi anlata anlata bitiremezdik, bizleri de birileri dinlerdi. Bir şeyin ilminden anlayan insanları çevremizde sık görürdük. Duyduğumuzdan gördüğümüzden anlam...

Ailesi ve Medrese tahsili Osmanlı Devleti’nin ilim ve devlet adamlarından olan Ahmet Cevdet Paşa; milâdî 26-27 Mart 1823 (Hicrî 13-14 Recep 1283) yılında şimdiki adı Loveç olan Bulgaristan’ın Lofça kasabasında kendi ifadesi ile “ruz-ı hızra kırk gün kalarak” doğdu. 54 Ebu’l-ulâ Mardin, Lofça’nın tabii özellikleri, suyu ve havasının letafeti sebebiyle orada doğup büyüyen çocukların kuvvetli ve zeki olduklarını, bunu Cevdet Paşa’da da görmenin mümkün olduğunu, bu güzel iklimin onun tabiatına...

Halk şairleri asırlar boyunca toplumlarının gözü, kulağı ve dili olmuşlar, ortaya koydukları ürünlerle kendi duygu ve düşüncelerinin yanı sıra içinde bulundukları toplumun zevklerini, beğenilerini, arzu ve isteklerini, tepkilerini, acılarını, sevinçlerini, hüzünlerini, hayata bakışlarını, dünya görüşlerini yansıtmışlardır. Aynı zamanda onlar, en önemli ürünleri olan türkü ve destanlarda, toplum üzerinde büyük tesirler yapmış önemli olayları işleyerek toplumun hissiyatını, bu olaylar...

Ahmet URFALI “Ben gelmedim dava için, Benim işim sevi için” Yunus Emre, bütün insanlığa sevgi diliyle seslenir. Bilgi, sevgi, kanaat ve imanın yoğurduğu; biyolojik, psikolojik ve sosyolojik bir varlık olan insan, davranış ve sosyal ilişkilerdeki tutumuyla değerlendirilir. İnsanın en temel vasfı, gönlündeki sevgidir. Gönlünde sevgi olmayanlar, insan olma özelliğini kaybederler. Sevgi, insanlara doğuştan verilen bir duygudur. Sevgi topluma huzur ve kardeşliği getiren birleştirici unsurdur. Kutlu...

Eskişehir’de doğdu. Eskişehir Ziya Gökalp ilkokulunu(1980), Eskişehir İmam-Hatip Orta ve lise kısmını (1987) bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin İşletme bölümünü (1991) bitirdi. Milli Savunma bakanlığı ve özel bir şirkette görev yaptıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığına öğretmen olarak atandı. Bolu ve Düzce’den sonra halen Eskişehir’de Öğretmenliğe devam etmektedir. Makale ve şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan Burhan KADAH evli ve iki çocuk...

Benim çat kapı gidebileceğim, karnımı doyurabileceğim, çay içebileceğim, sohbet edebileceğim kişilerden biri de Zübeyde Abla'dır. Zübeyde Abla Sivrihisar'lıdır. Nasrettin Hoca, Aziz Mahmut Hüdai, Yunus Emre, Hızır Bey, Çandarlı Ailesi Eskişehir'lidir ama aslında Sivrihisar'lıdır. "Dağları Kaldırırsan Dünyanın düzü kalır.". ya. Sivrihisar'ı da başka bir ile bağlarsan Eskişehir öksüzleşir. Anadolu'nun en büyük ahşap direkli camilerinden Ulu Camii ile beraber onlarca Selçuklu Eseri vardır....

Selçukluların Moğol baskısı altında güç kaybetmeleri Anadolu halkını uzun yıllar sıkıntılar içinde bırakmıştır. Bu dönemde Mevlana, Sühreverdi, Ahi Evren, İbn Arabi ve Sadreddin Konevi gibi mutasavvıflar Anadolu’da tasavvufu yaygınlaştırmışlardır. Bunların yanında Horasan’dan gelen Yesevi dervişleri de tasavvufun yanı sıra ilahi aşkın huzuru ile halkı rahatlatmaya çalışmışlardır.

Cumhuriyet dönemi şiirimizin önemli temsilcilerinden biri olan Arif Nihat Asya, milletimizin büyük sıkıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde dünyaya gelmiş, çocukluğu ve gençliği, bu genel tabloya eklenen şahsî sıkıntılar içinde geçmiştir. 1954-1955 eğitim-öğretim yılında Eskişehir Lisesi Edebiyat Öğretmeni olarak görev yapan şair, burada görev yaptığı sürede olsun, sonraki yıllarda olsun, bu şehrin muhtelif yönlerini dile getiren şiirler yazmıştır. Bu şiirlerin merkezinde Yûnus vardır....

Kavram zehirlenmesiyle zihni işgal edilmiş, kendi içinde dahî bin parçaya bölünen bu toplumun en sahîh sırrı "vatan ve mukaddesat" sevgisidir! Yesevî Maturudî-Hanefî ekolünün ezelî ve ebedî medeniyet tasavvurunun yüksek üslûbunu çözmüş kutlu ve zarif dervişleri... Târihin bir tecellîsi olarak bu ontik iklimden uzaklaştırılmış, kendi ontik iksirini tekfire ayarlı o zehrin içinde, yine de kendi ruh köküne mütemâdiyen panzehir üretmek için kelime ve izlere tutunmaya çalışan hâlis Anadolu...

“93 Harbi” diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus vuruşmasından geriye, kolu kanadı kırılmış bir Türk Devleti kalmıştı. Aynı savaşın öncesinde, Rus tahrîkiyle azdırılan Sırp, Bulgar, Yunan vs. çeteleri, kendi inisiyatifimizle ber-tarâf edilebilseydi, Yeşilköy’de Rus’dan aman dilemeyecektik. Şu ânda, Türk yurdunu kana bulamak isteyen dış güçlerin adresleriyle, 93 Harbi arefesinde Balkan coğrafyamızı karıştıran kepçeyi tutan eller, ortak özellikler taşıyor.

Mustafa Kemal’in Erzurum ve Sivas Kongrelerini hepimiz biliriz. Fakat Pozantı Kongresi ve Nutku bilinmez. Pozantı Kongresini bilmemek, Erzurum ve Sivas Kongrelerini dilsiz, zayıf bırakmaktır. Görülüyor ki, Pozantı Kongresini tarihe tescil edemeyenlerin omuzlarına çöken Milli vebal, affedilmeyecek derecede ağırdır. Unutmamak lazım ki; Mustafa Kemal’in Birinci Kongresi Erzurum, İkinci Kongresi Sivas, Üçüncü Kongresi de Pozantı Kongresidir. Kurtuluş Savaşına, Milli mücadeleye yön veren kongreleri...

19. yüzyıl Türk edebiyatının Batılı tesirlerle kendi yolunu bulma aşaması, 17. yüzyıl öncesine dayanmaktadır. Dönemler içersinde oluşan kültürel, sosyo - ekonomik gelişmeler edebiyat sahasını da etkilediğini hatırlatmak gereklidir. Dönem edebiyatçılarında siyasî kimlik de bulunmaktadır. Bu kimliğin mevcut olmasındaki asıl sebep, onların görevleri ve içindeki bulundukları durumu gözden geçirmeleriyle de alâkalıdır. Abdülhâk Hamit, Tanzimat fermanının ilânı sonrasında edebiyatın ve siyasetin iç...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

TÜRK EDEBİYATINDA ANLAMIN MERTEBELERİ KAVRAMLAR-EDEBÎ TÜRLER-BAZI ESERLER Bu araştırmanın en önemli amaçlarından biri edebî eserin dünyasına girmeye mâni olan endişelerden mümkün olduğu kadar uzak bir şekilde onların günümüze taşıdığı mesajı anlamaya çalışmaktır.
Gönlümden... Ufuklar Ardı Bizim Babamın ezberinde bir çok şiir vardı. Okuduğu güzel sözleri, şiirleri, kıssaları hemen kısa kısa not ederdi. Bir...
Şeyh Edebâlî’nin Osman Gâzî Beğ’in Düşünü Yormasıdır:  “Kara Osman Beğ’imizin atası hörmetli Ertuğrul Gâzî, geçen gün yanına Dursun Fakı ile Samsa...
Yazar         : Prof. Dr. Emine YENİTERZİ Yayınevi        : Selçuklu Belediyesi...
e – KİTAP Yazar : Suzan ÇATALOLUK Sayfa sayısı :139Yayın Numarası: 20e - Yayın Numarası: 6Hikaye serisi : 3Yayın Tarihi: Kasım...
Avrupa Birliği çerçevesi içinde oluşturulmaya çalışılan “Avrupalı kimliği” bir inşa çalışmasıdır. Kuzeydoğuda Ruslar Avrasyacılık ile başat iradenin Ruslardan...

Biyografi

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin halifelerindendir. Kendilerinin doğum tarihi bilinmemektedir. Mezarında H. 1276 (M. 1859) senesinde vefat ettiği kayıtlıdır. Bugün...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta...

Şiir

Geçen ay, kitabevlerinin raflarında kendine has kokusuyla, rengiyle, sesiyle arzı endam eden bir şiir kitabı; baharın kelebekleri, portakal çiçekleri, Arap bülbülleri gibi Çukurova’ya inip bizim fakirhânenin de kapısını çalıverdi. “Ufuklar Ardı Bizim” diyerek gelen Ötüken menşeli bu kitabın...
Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri...
Bekir Sıtkı Erdoğan (d. 1936), Karaman doğumludur. Asker olmanın şi­irine kattığı zengin bir doğa kültürüne sahiptir. Cumhuriyetimizin 50. Yıl...
Behçet Necatigil'in kısacık uzun hayatına bakanlar, onun okuldan eve, evden şiire gittiğini görürler. Yaşamına, ailesinin tanıklığına, mektuplarına,...
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?             Şâir! Hangi şâir? “Şâir değildir” diye...
Mehmet İsmail’in “Ağaçdelen” Şiirini Yeniden Yazma Denemesi: Göy Gapımı Ağaçdelen Döy De Bax! -Türk Dünyasının gururu Prof. Dr. Mehmet İsmail’e sekseninci...

Öykü Roman Masal

“(…) kendime erkek ve kadın hizmetkârlar edindim,  kendi evimde doğan hizmetkârlarım oldu, ayrıca                                                      ...
Kültür kelimesi insan faaliyetlerinin en incelikli olanlarına verilen ad olarak ifade edilmektedir (Eagleton, 2016, s. 9). Bu kavram, Klemm tarafından...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak...
1. EDEBÎ METİNLERİN FİLME AKTARILMA SÜRECİ İlk edebi eserler bilindiği gibi çok eskiye dayanmaktadır. Buna örnek olarak taş üzerine oyularak yazılan...
Balkanlarda 500 yıldan fazla hüküm sürüp bünyesinde onlarca etnik azınlığı barındıran Osmanlı Devleti, batılı sömürgeci devletlerin de çabalarıyla...
Sevinç Çokum, ilk romanlarında ‘millî kültür ve millî bilinç’ etrafında çeşitli meseleleri konu alır. Son romanlarında ise ferdin etrafındaki kültürel dünyayı...

Mülâkat/Söyleşi

Önünüzde tarihi bir kapı var ve siz bu kapıyı elinizde avuç alanınızı aşan bir usta elinde düğülmüş bir açar ile sözün kapısını açtığınızda gelenek ve şiir üzerine döşediğiniz, ruh ve gönül işçiliği ile süslediğiniz şiir otağı nasıl meydana geldi? Soruyu daha çok şiir ve gelenek bağlamında...
Kadıköy'deki Gençlik Kitabevi'nde 11 Nisan 1987 günü düzenlenen toplantıda konuk Necati Cumalı'ydı. Soruları yanıtlayan Cumalı, kadınların daha gerçekçi ve...
Şair Figen Özer, İstanbul Yazarlar Birliği Salonunda Şiirseverlerle Buluştu:  "Kalemin Ucundan Gönül Burcuna" Dr. Özlem Güngör Haberi: Yazarlar...
Türk edebiyatına en iyi romanlarını vermiş olan Halide Edip, şimdi de yurt dışından mecmualarımıza ara sıra yazdığı fıkralar ve yaptığı yeni neşriyatla yeni...
Konya’nın Seydişehir ilçesinde ressam olarak tanınan Fatma Kırdar’ın ünü gün geçtikçe yaşadığı şehrin dışına taşarak Ülke geneline yayılmış. Genç yaşta eşini...
Konuşan: Selçuk KARAKILIÇ Öncelikle, morfolojik özellikleri incelendiğinde türkünün yüzyıllar öncesinden toplayıp getirdiği anlam yekûnunu nasıl bir...
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası

digertumyazilar

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Bu iddialı sözün altında “Nâşir ve Muharrir İsmail Gasprinski” imzası var. Yani Türk dünyasının “dilde, fikirde, işte” birliğine hayatını vakfetmiş Gaspıralı İsmail Bey’in imzası…
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech