Cumartesi 30 Mayıs 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 5 - 10 dakika)
Bunu okudun 0%

Türk aydınının Paris sevdasının kökleri çok derinlere iner. Genelde Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi ile başlatılan bu sevda hemen her dönemde kendisine yeni âşıklar bulmada zorlanmamıştır. Daha çok son yirmi yılda yayımlanmış Paris kitaplarına şöyle bir göz attığımda bu trendin günümüzde de irtifa kaybetmediğini görünce şaşırmadım desem yalan olur. Nedim Gürsel ile Melih Cevdet’in ayrı ayrı ama aynı isimle kaleme aldıkları Paris Yazıları, Hıfzı Topuz’un Elveda Afrika Hoşça Kal Paris, Halil Gökhan’ın (Timour Muhidine ile yazdığı) Türk Edebiyatında Paris, Cüneyt Ayral’ın Benim Paris’im, Barış Tut’un hazırladığı Paris Okulu ve Türk Ressamları bunların göze ilk çarpanlarından.

Geçen yıl bu vakitlerde Paris’teydim. Kırklı yaşların ortasına kadar hayallerimde emzirdiğim, kuş sütüyle, kuş tüyüyle büyüttüğüm Paris’i gözlerimle gördüm, kulaklarımla duydum, ayaklarımla çiğnedim. Elbette hayal kırıcı ve moral bozucuydu Paris’i böyle geç sayılabilecek bir yaşta ziyaret etmek. Bundan daha önemlisi yaşadıklarımı kayıt altına aldım, kelimelere naklettim, günlükler-seyahat yazıları olarak çıkınımda biriktirdim. Hiç ummadığım bir şey daha oldu, yazdığım günlükleri, seyahat yazılarını kısa bir süre önce kitap halinde Bosna Günlüğü ve Kendimi Kazdım isimleriyle yayımladım. Geçen bir yıla yakın zamanın ardından bugün, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Paris’ini yazma zamanı geldi, kapıma dayandı. Himmet kalemim.

1953 yılında, yarım asrı iki yıl geçmiş yaşıyla, araştırma ve incelemelerde bulunmak üzere vapurla Fransa’ya hareket eder Tanpınar. Bu seyahat, onun Avrupa’ya ilk gidişidir ve bu nedenle hayatının dönüm noktasıdır. Yazar, bu ilk Avrupa gezisinde, başta Paris olmak üzere, Belçika, Hollanda, İngiltere, İspanya ve İtalya’yı gezer. Bu gidişten sonra, değişik nedenlerle dört kere daha Avrupa’ya gidecektir Tanpınar.

Tanpınar’ın hayatında Paris’in izini sürmeye, yazarın Yaşadığım Gibi (Dergâh Yayınları, İstanbul 2000, s. 308) adlı kitabında, Yaşar Nabi’ye verdiği mülakatta, Paris günlüklerinin-yazılarının zeminini hazırlayan bir paragrafla başlayabiliriz:

Hayatımda en çok üzüldüğüm şey, jurnal tutmamamdır. Gençlere verecek tek nasihatım, bir jurnal tutmalarıdır. İnsan her şeyi kendinden, hayatından çıkarır. Jurnal tutan adam, kendini gözünün önünden ayırmıyor demektir. Bundan büyük ekonomi olmaz.” (s. 308)

Geçmişe yolculuk yapıp çocukluk yıllarına geri döndüğümüzde, biraz ailemiz ve yakın çevremizden biraz da aldığımız eğitimden kaynaklanan nedenlerle günlük tutma fikrinin bir türlü hayatımızda yer tutmadığını görürüz. Daha kötüsü, günlük tutma yerine özdeyiş çözümler, atasözü açıklar, özlü söz tahlil ederiz. Bizden ve duygularımızdan izler taşımayan bu uğraşılar zamanla yazma ve düşünme edimiyle aramıza mesafeler girmesine neden olur. Bir gün gelir kalemimizin ucu körelir, bütün bu nedenler ortadan kalksa bile.

Edebiyatın sanat yönüyle uğraşan insanların, belli bir yaştan sonra, en çok hayıflandıkları konuların başında günlük tutma bahsi gelir. İnsanın kendi bireysel tarihini aydınlatan işaret fişekleri olarak düşünülebilir çocukluktan itibaren tutulacak olan günlükler. Tanpınar’ın, günlük tutma bahsiyle ilgili yukarıda söylediği sözler, bu durumun onun hayatında tuttuğu yeri, yaşadığı pişmanlığı göstermesi ve konuyu örneklemesi bağlamında mühimdir.

Şimdi, Paris’in Tanpınar’a düşen gölgesini takip etme zamanı.

Tanpınar’ın, Paris izlenimlerini merkeze aldığı yazılarının belki en dikkati çekici olanı “Paris’te İlk Günler” başlığını taşır. Daüssılanın, şairi yoklamaya başladığı bir zamandır. Yurt özleminin kendisini hissettirdiği böyle bir zamanda bir parka yolu düşen yazar normal durumlarda çok da dikkatini çekmeyecek çiçeklere farklı anlamlar yüklemeye başlar. “Bir gün yolunuzun üstündeki lâleleri sizin gibi gurbette bulacaksınız, ertesi gün Nedim’in ve Yahya Kemal’in olduğu kadar Ronsard’ın ve Mallermé’nin de malı olduğunu bildiğiniz gülün gurbetzedeliğine acıyacaksınız.

Kültürümüzde derin ve mistik kökleri bulunan, biri Allah’ı (lâle) diğeri Peygamberi (gül) sembolize eden bu iki çiçek, Tanpınar’ın algı dünyasında farklı şekil ve kişiliklere bürünür. Zira çiçekler, yabancı bir memleket ve bahçede kendilerine hiç de aşina olmayan kimselere yüzlerini açmaktadırlar. Yer modernleşme tarihimizin başkenti Paris de olsa, yaban eldir burası. Dolayısıyla onun çiçeklerden, çiçeklerin ondan farkı yoktur ve böyle bir duygu dünyasının ortak teması da “gurbet”tir.

Tanpınar’ın lâle ve gülden hareketle içine düştüğü bu hüzünlü Paris atmosferini dağıtan nereden geldiği belli olmayan bir horoz sesi olur ki bu ses şairi aydınlık bir İstanbul sabahına taşır.

Güzin Dino’nun yazdıklarıyla tamamlanmazsa Tanpınar’ın bu söyledikleri okuyucunun zihninde belli bir yere oturmaz. Önemlidir, sarsıcıdır, çarpıcıdır, ama biraz havada kalır bu söylenenler, çünkü hangi minval üzere söylendikleri pek anlaşılmaz. Bu karanlık, Güzin Dino’nun bahisle ilgili söylediklerinden sonra dağılır:

Ahmet Hamdi Tanpınar’la Paris’te buluşmamız, İstanbul’da Edebiyat Fakültesi’nde başlayan dostluğumuzu perçinledi…

Quartier Latin’deki Luxemburg Bahçesi’nde, bir banka oturup çene çalarken, bir yandan da koca parkın ihtişamına hayranlığının nedenini anlatır, on yedinci ünlü bahçe mimarı Le Notre’un bahçeler ve parklar düzenini nasıl dengeli ve ölçülü bir biçimde cartésien bölümlere yerleştirdiğini, yeşillikleri, ağaçları, ara yolları büyük havuzun çevresine dağıttığını anlatmaya başlar; bu akılcı park kavramının Versailles Sarayı’nın ünlü parkında da görüldüğünü söyler; heykeller, fıskiyeler düzenini, üçümüz birden incelemeye başlardık. Bir bahar günü yine Luxemburg Bahçesi’nin banklarından birinde otururken, önümüzdeki yuvarlak çiçek bölümüne dikilmiş kırmızı, sarı, beyaz lâleleri göstererek, ‘Bak Güzin’ dedi, ‘bunlar burada sürgün, gurbette.’ Az kalsın neden diye soracaktım. Neyse ki aklıma hemen bizim ‘Lâle Devri’ geldi ve ‘Evet haklısınız’ dedim.” (Güzin Dino, Gel Zaman Git Zaman, Can Yayınları, İstanbul 1991, s. 194-195)

Anavatanı Orta Asya olan ve daha sonra Anadolu’ya gelen lâlenin, yaban çiçeği olmaktan çıkıp -başka bir ifadeyle terbiye edilip- gurbete uğurlandığı bir diğer mekân da İstanbul’dur. Lâle ile mukayese edildiğinde gül daha çok şehirde arz-ı endam eden bir çiçek olarak karşımıza çıkar.

Medeniyet toprağımızın biri taşralı diğeri şehirli iki çiçeğini Luxemburg Bahçesi’nde yan yana gören Tanpınar’ın bu duruma verdiği tepki sadece Güzin Dino’yu değil bugünün insanını da şaşırtacak kadar şairanedir.

Paris demek biraz da kafe demek, kahve demek. Bu dinlenme, soluklanma, dostlarla buluşma mekânlarının hem ruhu var burada hem de tarihi. Elbette birçok kahvesi, kafesi var Paris’in ama bizi en çok ilgilendireni Türkçe karşılığı “Leylak Bahçesi” olan “La Closerie des Lilas”. 1847’de açılan bu mekânda kimler kahve içmemiş ki… Lenin, Troçki, Sartre, Jean Moréas, Hemingway, Oscar Wilde, Andre Gide, Paul Valéry, Gerard de Nerval bunların ilk akla gelenlerinden. “Bize ne bütün bunlardan?” cümlesi daha zihninizden geçmeden bütün bu isimleri niçin sıraladığımızı hemen söyleyelim: Burası Yahya Kemal’in Paris’te en çok uğradığı kafelerden biri de ondan. Kahvelere müşteri/turist çekmeyi, ruh ve kimlik kazandırmayı, tarihsel bir değer atfetmeyi çok iyi bilen Fransızlar buradaki bir masaya belki de Yahya Kemal’in bu mekâna gelmesinin ana sebebi olan Jean Moréas’la birlikte adının yer aldığı bir plâka çivilerler. Kahveler sanat ve sanatçılarla her zaman içli dışlı olmuştur Paris’te. O halde Tanpınar’ın kahvelerle ilgili söylediklerine ayrı bir paragraf açmanın tam zamanı.

“La Closerie des Lilas”ya Yahya Kemal plâkasının henüz konulmadığı bir zamanda uğramıştır Tanpınar. Durumu eleştirir ve o güne kadar bu işe samimi olarak eğilmeyen dostlarını da ayıplar.

Moréas’ın çıktığı bir başka kahve olan Vachette’e Yahya Kemal’in sık sık uğradığını yine hocasının sözlerinden hareketle yazılarına geçirir Tanpınar. Ayrıca dostlarıyla birlikte, La Coupole, Select, Les Deux Magots ve Flore gibi kahvelere uğramayı da ihmal etmez.

Ve bir gün, Tanpınar’ın eline bir reklam tutuştururlar. Bu reklamda Paris’in ilk kahvesi Procepe’un yeniden açıldığı yazmaktadır. Başta Diderot ve Voltaire olmak üzere bütün ansiklopedistlerin sık sık uğradıkları bu kahveye bir şekilde yolunu düşüren Tanpınar ve arkadaşlarına Voltaire’in masası denk gelir. Bu tesadüf şaire garip duygularla birlikte “huzura çıkma hissi” de yaşatır. Kiliseye veya ulu bir camiye girer gibi girer buraya.

İki asır sonra yeniden açılan bu kahvenin adının yaşatılması için gösterilen çaba da Tanpınar’ın gözünden kaçmaz. İki asır önce olduğu gibi Paris’te yaşayanların yine oraya kahve içmeye gitmelerini “hayatı zenginleştiren ve insanı destekleyen” bir unsur olarak görür ve sözün bu noktasında birçok yazısında olduğu gibi kendisine “ya bizde olsaydı nasıl olurdu?” sorusunu sorar. Cevap ilginçtir: “Bizde olsaydı evvelâ kahvelikten çıkardı, berber, muhallebici dükkânı, bugünlerde banka şubesi yapar, daha sonra da bir çaresini bulur, belki de Voltaire’in ve arkadaşlarının hâtırasına saygı göstermek için yıkardık.” (“Paris Tesadüfleri”,Yaşadığım Gibi, s. 276)

“Banka şubesi” yerine “alışveriş merkezi” veya “AVM” yazdık mı metni güncellemiş, bugüne uyarlamış oluruz. İroninle bin yaşa Tanpınar.

Tanpınar, bilim ve sanatta her şeyden önce “dikkat”in geldiğine inanır. Çünkü ona göre; “az kudretle ve küçük dikkatle” gerçek anlamda sanat yapılamaz. O halde Paris’le ilgili bir başka Tanpınar dikkatiyle yazımıza devam edelim.

Başta, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Muhip Dıranas, Ziya Osman Saba, Cahit Sıtkı Tarancı, Attila İlhan gibi isimler olmak üzere modernleşme sürecinde Türk şairlerini en fazla etkileyen Batılı yazarların başında -Tanpınar’ı da etkilediğini bildiğimiz-Baudelaire (1821-1867) gelir. Nesil ve zaman bağlamında Türk edebiyatıyla birlikte düşünüldüğündeBaudelaire’in Tanzimat’ın birinci nesli ile hemen hemen nesildaş-zamandaş olduğu görülür.

Tanpınar, Yaşadığım Gibi’deki “Notre-Dame’da Başıboş Düşünceler” (s. 255-260) adlı yazısında sözü önce adı Paris’le özdeşleşen Baudelaire’e daha sonra bu yazardan hareketle Tanzimat’ın birinci nesline mensup sanatçılara getirir:

Pek az şair, yaşadığı şehre Baudelaire kadar tasarruf etmiştir. Seine Nehri hâlâ onun anlattığı gibi akıyor, can sıkıntısı zaman zaman insanı onun duyduğu gibi yokluyor ve muzlim ufuklara çekiyor. Sabahları Paris onun mısralarında olduğu gibi uyanıyor, işe gidiyor, bazı akşamlar karanlık mahalle aralarına ondan kalan bir trajedi duygusuyla siniyor. Muhakkak ki keskin dikkatiyle şehri yakalamış ve ona kendi azabından bir şeyler geçirmiş. Şurası var ki, Paris’in ve insan şartlarının çok derinden değiştiği bir zamanda gelmişti ve nefsine karşı hiçbir muvazaayı kabul etmeyecek kadar zalimdi. Baudelaire’in öldüğü günlerde, bizim Tanzimatçılar, Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa Paris’te idiler. Fakat hiç biri ondan bahsetmez. Zaten Tanzimat neden bahseder ki? Onlar Avrupa’yı başları sıkıldıkça uğranılan attar dükkânı gibi bir şey sanıyorlar, alacaklarını aldıktan sonra çabucak kapıyı kapatıyorlardı. Ne çıkar, hâlâ arada fazla değişen bir şey yoktur, hâlâ Garp’tan bahsetmeyi kendimize ihanet sayıyoruz. Hâlbuki o devirde Avrupa’dan bahseden bir tek kitap, bütün o üstünkörü terkip ve acele adaptasyonlardan ne kadar fazla yolumuzu kısaltırdı.

Alıntıya dikkatle bakılırsa Tanpınar’ın önce Baudelaire’in şiirlerinde Paris’i nasıl ve hangi yönleriyle anlattığına vurgu yaptığı görülür. Bu bölümde yazar Baudelaire’in şiirlerindeki Paris’i kısaca özetler. Bu ifadelerde onun Baudelaire’in şiirlerine ne kadar hâkim olduğunu da görürüz. Bu kısım ayrıca Tanpınar’ın birikimini ve anlatım kudretini göstermesi bakımından önemlidir. Fakat bizi asıl ilgilendiren giriş sayılabilecek bu cümlelerden sonra Tanzimat dönemi edebiyatı ve sanatçılarıyla Baudelaire arasında kurulan bağdır. Bu ikinci kısımda Tanpınar’ın söylemek ve vurgulamak istediği olgu, zamanı ve zamanın öne çıkan değer ve şahsiyetlerini ıskaladığımız gerçeğidir. Durum böyle olunca, bilinçli olarak Baudelaire’i fark ediş daha çok Cumhuriyet dönemi sanatçılarına kalacaktır. (Ne gariptir ki Tanpınar da İkinci Yeni şiirini ıskalar.)

Toparlamak gerekirse, Tanpınar’ın Paris’le ilgili yazılarına bütüncül bir gözle bakıldığında, zamanı ve zamanın değerlerini idrak edememe durumunun temel nedenleri olarak gerçekleri göz ardı eden romantik bakış ile nitelikli dikkat eksikliğinin ön sıralarda yer aldığı fark edilir.

Hayatımı idare eden kuvvetler bu seyahati bile (1953’teki Paris seyahatini kastediyor) her şeyin bende çürüdüğü, hiç bir yeni ve güzel, büyük, esaslı bir şeye başlamam imkânı kalmadığı zamanda olmasını istediler.” (Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Başbaşa, Dergâh Yayınları, İstanbul 2007, s. 70) diyerek Paris’e çok geç yaşta gelmesini yazgısına sitem eden bir dille ifade eden Tanpınar, sanki milletçe geç kaldığımız bir maceradan bahseder gibidir.

Tanpınar’ın Paris’ini okuduktan sonra içimdeki “geç kalmadan bir kere daha Paris’e gitmen lâzım” sesini ne yapsam susturamıyorum. Bekle bizi Paris, sen beklemeyi iyi bilirsin.

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

KAHRAMAN TÜRK KADINLARI
Hayme Ana'nın -hem kan bağı hem de can bağı ile- torunlarından olan kızım Meryem Ülkü'ye ithaf ederim. -Ödül Töreni Konuşması- Kayı Boyu Derneği ve Dergisinin Değerli Mensupları, Kıymetli Hâzirûn, Hanımefendiler, Beyefendiler,  Bu akşam böylesine nezih ve anlamlı bir toplantıda...
BASAT'IN TEPEGÖZ'Ü ÖLDÜRMESİ
Meğer Hanım bir gün Oğuz otururken üstüne düşman geldi. Gece içinde ürktü göçtü. Kaçıp giderken Aruz Koca'nın oğlancığı düşmüş. Bir aslan bulup götürmüş, beslemiş. Oğuz yine zamanla gelip yurduna kondu. Oğuz Han’ın at çobanı gelip haber getirdi, der: Hanım sazdan bir aslan çıkıyor, at vuruyor,...
ZİYA GÖKALP - ÖTÜKEN ÜLKESİ (İNCELEME)
"Türk gençleri yalvardılar Hakan'a:Boru çaldır, ruhlarımız uyana...Cenk edelim, yayılalım cihana: -Yayılmaktır Türk soyunun turası!Böyle diyor Oğuz Han'ın yasası! Hakan dedi: "Anayurt'tan bıkılmaz,Boş bulunup eve düşman tıkılmazYabancılar çıkarılır, çıkılmaz." -Toplanınız: vatanınız...
 İSLÂM VE ŞİİR
Cahiliye döneminde Arap şiiri çok gelişmiş, belli bir yetkinliğe ulaşmıştı. Arap şairler güzel söz söylemek için birbirleriyle çeşitli ortamlarda yarışırlardı.  Övgü ve yergide sınır tanımayan şairlere gaipten haber veren kâhin gözüyle bakılıyordu. Uygun olandan uzaklaşma anlamına gelen ifrat...
İHANET - ZEYNEP ÖZKİŞİ
İçimdeki yenilmesi,engellenmesi imkansız öfke halimle alakam yokmuş gibi.... Vakur, gururlu olgun bir hanım duruşuyla sanki kızgın, kırgın değilmiş,dayanabiliyormuş, canım acımıyormuş, gibi, etkilenmemiş, defalarca ölmemiş gibi dimdik ayakta duruyorum.   Karşımda ki yeni yetme sayılan,...
HÜRRİYET
Hürriyet, havalı Hürriyet. Yürüdüğü zaman yeri göğü titreten, belediye reisinin karısı Hürriyet. Deniz kenarındaki muhteşem köyümüzün  belediyelik olduğu zamanlardı. Çok göç verdik. Kıymete bineceğini bilselerdi kimse göçmezdi. Sonraları muhtarlık oldu. İlçeye bağlandık. Haritadan da...
prev
next

VATAN ENDİŞESİ VE CEHALET “MÜREKKEBİN …

Metin SAVAŞ

Yaşar Nabi Nayır’ın bir anketine verdiği cevapta Ahmet Hamdi Tanpınar şöyle demektedir: “Hiçbir milletin münevveri bizim kadar içtimaî olamaz. Eğer ferde ait bazı tabii hakların bile peşinde koşmamışsak, bu, daimi...

DİVAN EDEBİYATINDA VE YENİ TÜRK EDEBİYAT…

Edebiyat Dunyamız

Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak hezlden daha dar bir manayı içerir.Hezl, divan edebiyatında gülmece ve alay maksadıyla, edep dairesi içinde yazılmış eserlerin bütününe denir. Bununla birlikte...

MERAK

Özcan TÜRKMEN

Her bir dörtlüğünde bin bir anlam yüklü Emirdağ Türkülerini derleme çalışmalarımda ‘merak’ konusu/kavramı, diğerlerine göre dikkatimi biraz fazlaca çekmişti. “Barda(ğ)ı doldurdum (ı)rakıyınan / Bi(r) daha gonuşmam meraklıyınan / Sana diyo(ru)m sana...

ZİYA GÖKALP’TE KÜLTÜR – MEDENİYET VE…

Edebiyat Dunyamız

Osmanlı ve erken Türkiye döneminde ilk Türk toplum bilimcisi olarak anılan Ziya Gökalp, Osmanlı İmparatorluğunun parçalanma döneminde geçen hayatı boyunca milletini buhrandan kurtarmak ve yüceltmek adına büyük çaplı çalışmalar yapmış...

DEĞERLERİMİZ NİYE DEĞERSİZLEŞ…

Sosyal medyada rastlamıştım; süslü süslü yazılmıştı, epey bir dikkat çekiyordu. İlk...

ANADOLU KORKU ÖYKÜLERI / 3 - YILGA…

Anadolu Korku Öyküleri III – Yılgayak, serinin yepyeni, genç ve güçlü...

ŞAİR MEHMET ALİ KALKAN İLE BİR …

 MEHMET ALİ KALKAN ÖZGEÇMİŞ  1958 yılında Eskişehir’de doğdu. Gazi İlk Okulu,Tunalı Orta...

BİR AŞK SERÜVENİ: HÂLÂ BOZGUNU…

Bize özgü romanın peşinde koşan, fakat medyatik, popülist ve küreselleşmeci olmadığı...

FAHRİ TUNA'NIN GÖLGESİNE BASMAK

-Kırk Şehir Portresi Kitabı Üzerine- (Fahri Tuna, Osmanlı Medeniyetinin İzinde 40 Şehir Portresi...

KIRIM: SÜRGÜNDE YEŞEREN VATAN

KIRIM, “Kemal Çapraz”ın Kırım’la ilgili eserine de ismini verdiği gibi; “SÜRGÜNDE...

CEMİL MERİÇ - AŞK

Münakaşada zafer mağlup olanındır. Yenilmek zenginleşmektir. Bilmediğinizi öğreneceksiniz ve ego denen...

FECR-İ ATİ EDEBİYATI (1909 - 1912…

1901’de, Servet-i Fünun mecmuası etrafında, kendilerine Fecr-i Âtî adını veren yeni...

HOŞ SOHBET OLABİLİR MİYİZ?

Söz sultanlarının yanında söz söylemek baş yarardı. İki dinleyip bir konuşmayınca...

NECİP FAZIL KISAKÜREK - SAKARYA T…

Şiir, yan anlamları çoğaldıkça, günlük dilden bambaşka bir mecraya geçtikçe, yeni...

DİVAN EDEBİYATI SANATÇILARI (KISA…

13.yy: Anadolu’da dini konularda yazan Sultan Velet, Ahmet Fakih ve Şeyyad...

TANZİMAT EDEBİYATI -II (Birinci D…

ŞİNASİ (1826-1871)*Yeniliğin öncüsüdür. *Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar gazetelerini çıkarmıştır. *İlk...

KIRMIZI YAZILAR

Açıklama"Ben tarihçi değilim, akademisyen hiç değilim; roman yazarıyım sadece. Uzun veya...

ÖMER SEYFETTİN VE TOS

(28.2.1884 - 6.3.1920) Doğ.: Gönen - Ölm.: İstanbul Cumhuriyetten önceki edebiyatımızın hikâye alanındaki...

ÖMER SEYFETTİN - PRİMO TÜRK ÇOC…

Serin ve karanlık eylül gecesinin yıldızsız seması altında Selanik, sanki gündüzkü...

Halide Edip Adıvar ve Sinekli Bakka…

Halide Edip Adıvar'ın Hayatı ve Edebi Kişiliği: Halide Edip (1884-1964) İstanbul'da doğmuştur...

ANTİK TANRI; UNESCO

  Unesco.United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization.Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve...

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYAT…

Türklerin İslamiyet'i kabul etmelerinden önceki dönem, tamamen bir sözlü edebiyat karakteri...

MEHMET AKİF ERSOY’DA HÜZÜN

Tabut Eller Üstünde Dostu da düşmanı da onun çok yüksek bir...

AZERBAYCAN EDEBİYATI - 2

Farsdilli Azerbaycan Edebiyatı Azerbaycan’da Arap baskısının zayıflaması sonucu olarak ülkenin güneyinde Revvadi’lerin...

VİRÜS MEKTUBU

(Sizden sonra adalet duygusuna hâlâ önem veren, kendisinden başka şeyleri de...

MUSTAFA KUTLU’NUN BİSİKLETİ

-Bayram Kök Bey’e ithafen-Çok değil şöyle elli altmış sene geçmişe gidildiğinde...

Kutsal İkona

250 yıl süren krizalit dönemi… Sır dolu hayatlar… Gizli kimliğin öne...

NAMIK KEMAL - HÜRRİYET KASİDESİN…

HÜRRİYET KASİDESİ1. Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten Çekildik...

Yetik Ozan

YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY) Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o...

ADİL HAFIZANIN IŞIĞINDA, BİRİNC…

Adil Hafızanın Işığında, Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu Altay...

YAKUP'UN KANATLARI - MİSLİ BAYDOĞ…

Hû Diyen Karga- Selçuklu Hikâyeleri adlı kitabıyla, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan Selçuklu...

MİLLİYETÇİLİĞİN İKİ İTİC…

Kamuoyunun daha ziyade kültür ve siyaset felsefesine yönelik çalışmalarıyla tanıdığı Milay...

"ÇENGİZ HAN" VE " A…

"Türkler, Türk tarihinin birinci sınıf insanlarından bazılarını tenkit etmek, beğenmemek, sevmemek...

NAMIK KEMAL - MURABBA ŞİİR VE TAH…

Sıdk ile terk edelim her emeli her hevesi Kıralım hâil ise azmimize...

ARİF NİHAT ASYA - ONLAR ŞİİRİ …

ONLARNerde kaldı o anlar ki,Analar kurt doğururdu,Hilkat insan çamurunuDestanlarla yoğururdu.Nerde o...

GÖNÜLLER FETHETMEK

Ruhun derinlerinde yeşeren bin bir baharın adıdır gönül. İnsan, Allah’a gönül yoluyla...

Ruh Adam Romanındaki Uygur Masalın…

Türk edebiyatının kült romanlarından Ruh Adam’ın başlangıç bölümünde bir Uygur masalı...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak...

TANPINAR’LA SANAL SOHBET

Tanpınar’la bahar mevsiminin herhangi bir hafta sonunda, herhangi bir İstanbul köşesinde...

PROF.DR. Saadettin Yıldız ile Tür…

Hocamız saygıdeğer Prof.Dr. Saadettin Yıldız ile "Dil" ve "Edebiyat" üzerine konuştuk. Sorularımıza öyle...

ŞAİR GÜLDEN YALÇIN İLE SOHBET

Gülden Hanım, şiire nasıl başladınız? Nasıl bir kültürel ortamda yetiştiniz? Çocukluk ve...

Mehmet Zeki Akdağ

 Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman...

ANADOLU’YU KONUŞTURAN USTA BİR Y…

Ahmed Hamdi Tanpınar’ın en önemli denemelerinden biri olan Beş Şehir adlı...

MEVLEVÎ ROMANI HAKKINDA -YAN FAKAT …

       A.Yılmaz Soyyer; Türk Sosyolojisinin  Başlangıcında Bedi Nuri, Sosyolojik Açıdan...

ZOR COĞRAFYA : BALKANLAR

 Balkanlar veya Balkan Yarımadası, Avrupa kıtasının güneydoğu kesiminde, İtalya Yarımadası’nın doğusu, Anadolu’nun batısı...

BİR SES ve MEDENİYET MİMARI; YAHY…

Kostantiniyye, Estefanya, Gulgule-i Rûm, Dersaadet, İslâmbol yâni İstanbul. Ne vakit Rûmeli Hisarı’na...

TÜRK KADININDA VATAN -1

 Türk kadınının tarihte “Vatan” için yaptıklarını anlatmak; değil bu sayfalara kütüphanelere...

LÂ EDRÎ

Yolculuğa çıkmıştı. Uzun bir yolculuğa... Yolda her karşılaştığı insan ona şöyle...

ENVER PAŞA'NIN ANILARI - HALİL ERD…

Kitap Enver Paşanın anılarını üzerine ekleme yapmadan olduğu gibi aktarıyor. Tarihimizde...

KADINI “ADAM”DAN SAYMADILAR

Özellikle son yıllarda “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramının gündeme gelmesi kadın hakları...

AZLIK MESELESİ

Size, bir azlıktan bahsetmek istiyorum. Pek zavallı, pek yoksul, pek masul...

VATAN

Vatan mefhumu bazı araştırmacılarımıza göre Fransız ihtilalinden sonra hudutlarımızdan girmiştir. Vatan...

HOCAM ÖMER FARUK AKÜN

On beş Temmuz şehitlerine ithaf… Önümde İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili...

ÇAĞDAŞ KÜRESEL MEDENİYET

Sayfa Sayısı:  248 sayfaKağıt Cinsi:  2. hamurKapak Cinsi: Karton kapakEbat:  16.5x23.5Basım Tarihi:  08-2006Baskı:  3ISBN:  978-975-7032-92-2"Tarihte topyekûn insanlığa...

İNAT ETME GÖKYÜZÜ, BENİM KADAR …

Önsöz İlk aşk, ilk evlat gibidir ilk kitap… Heyecanı, sancısı, sevdası, sevinci...

PRUSA'DA AŞK OKUMALARI

(’Ey oğul, beni şu şol gümüşlü kümbete koyasın.) Takvimden bir sayfa daha...

“SUSMALAR”IN ŞAİRİ ÜÇLER G…

Üçler Güler, “zaman”la kavgası olan bir adamdı: Zamana daha çok şey...

KADIKÖYÜ’NÜN ROMANI

Safiye Erol edebiyatımızın hayli zaman ihmal edilmiş kalemlerinden. Neden sonra hatırladık...

ÖLÜMÜN KIYISINDA

Saatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum...

SİMERANYA

İsmet Özel bir denemesinde şöyle der: “Hayal, tıpkı bir bataklık gibi...

SEGİYT REMİEV VE NESİMÎ

Araştırmamızın amacı XX. yüzyıl başında Tatar edebiyatının önemli isimlerinden olan şair...

KANDİL KANDİL DÖKÜLEN NUR: HACI …

Ankara’ya yakın, Çubuk Çayı kenarında Solfasol derler bir köy vardır, kendi...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE GÜLYA…

Gulyabani, romancıya yaşlı bir hanım okuyucusu tarafından cinlerle, perilerle ilgili giz...

BURSA’NIN ROMANTİK SULTANI CEM SU…

1499 Yılından beri Muradiye türbelerinin en büyük ve en görkemlisinde kardeşi...

YUNUS EMRE’Yİ ANLAMAK

13.yüzyıl Anadolu’nun gerçek bir aydınlanma dönemidir . Hacı Bektaş Veli, Mevlana...

HAMDULLAH SUPHİ TANRIÖVER’İN HA…

Hamdullah Suphi Tanrıöver, Devletine, Türk Ocaklarına ve Türk Milliyetçiliği fikrine ömrünün...

SAYI -13 1909’DA ODESSA SEMALARI V…

1909 Eylül ayı… Odessa şehri… Sıcak havalar terk etmedi buraları daha...

PROF.DR. RAHMİ KARAKUŞ İLE FELSEF…

Değerli Hocamız Prof.Dr. Rahmi Karakuş ile “Felsefe, dünya görüşü, ideoloji, Türk...

ANLAMAK SAADET Mİ, HÜZÜN MÜ?

Önümde her zamanki gibi kitaplar... okuyorum... Kedim İncir Can ara sıra...

Bozkır Kavimleri-Egemen Çağrı M…

Egemen Çağrı Mızrak Kimdir? 1978 yılında doğumdu. Orta ve Lise öğrenimini Hüseyin...

MEHMET ÇAKIRTAŞ

“Aşık tarzı söyleyişe hakikî bir aşkla sarılarak, bu tarza yeni bir...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA…

Türkler Batı Cephesinde Yunanlılarla, Güney Cephesinde Fransızlar ve Ermenilerle, Doğu Cephesinde...

SANAT NİÇİN GEREKLİDİR?

“Sanatı olmayan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Mustafa Kemal Atatürk Çağdaş...

REFİK HALİD KARAY - AYŞEGÜL

Çam ağaçlarının sesi nasıl tarif edilmelidir? Hem buna ses demek doğru...

PROF. DR. TAMİLLA ABBASHANLI ALİYE…

Sizdeki edebiyat ve kültür merakı nasıl başladı? Nasıl bir kültür ortamında...

KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...

Benim çat kapı gidebileceğim, karnımı doyurabileceğim, çay içebileceğim, sohbet edebileceğim kişilerden...

DOĞA, İNSAN, BİLİM ADAMI, BAKŞI…

Bu yazımızda doğa ile insan ilişkisine kısaca değineceğiz. İlk önce şunu...

PROF. DR. FERRUH AĞCA’NIN UYGUR H…

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim üyesi Prof...

SOSYAL SERMAYE

İnsanlar güce tabi olmak isterler. Bu, içinde bulunulan toplumun ahlaki normlarına ters...

DUYARLILIK

“Ünlü piyanist sahneye çıktı ve konserine başladı. Daha ilk parçanın ortalarında...

BAYRAK'TAKİ VATAN

“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son...

GÖK ÇEKİMİDİR ŞİİR

Karanlığın içindeki ışık, insanın içindeki can neyse, kelimenin içindeki şiir de...

AHMET CEVDET PAŞA VE HAYATI

Ailesi ve Medrese tahsili Osmanlı Devleti’nin ilim ve devlet adamlarından olan Ahmet...

XIX. ASIR ÂŞIKLARINDAN BEŞİKTAŞ…

Başlangıcı XVI. asra dayanan ve tarih sahnesinde kesintisiz süreklilik göstermek kaydı...

HAK SÛRETİDİR İNSÂN!

İnsân!Gündüz yürürken diri, uykuda ölü...İnsan!Nefsiyle ölü, gönlüyle diri...İnsan!Bir elinde aklı, diğerinde...

BİR ARKETİP OLARAK MUSTAFA KEMAL A…

Arketip kavramının ne olduğunu kısaca izah ederek başlamak gerekiyor bu yazıya...

İNSANI YETİŞTİRMEK -II

Geçmişe Bir Yolculuk: Babam, Nuri Dayım, Okul Müdürü ve BenGeçmişe kısa...

OSMANLI DÖNEMİ TÜRK MİZAH ANLAYI…

Türk edebiyatının Batılılaşma etkisinden önce ortaya çıkan yazılı mizah ürünlerinin hemen...

ÂKİF'E DAİR-3: SAFAHÂT'TA İSTİ…

1.Edebî Hareketlerin Birbirine ve Sosyal Olaylara Bağlılığı:  Edebî hareketler, bir taraftan sosyal...

TARIK BUĞRA - YARIN DİYE BİR ŞEY…

Kendimi hafifçe heyecanlı hissediyordum: Bir sürü sıgara içmiştim; son olsun diye...

SILAYIRAHİM

Gurbetteyseniz “yurt, vatan, memleket, il, el, diyar” dense doğup büyüdüğünüz ve...

SUZAN ÇATALOLUK - AHENK

Parmağını uzattı, tam değecekti ki hemen vaz geçti. Derin bir hayranlıkla...

NAZIM HİKMET’TE FUZULÎ “DEEEER…

“Ben bir Türk şairi Nazım Hikmet/ ben tepeden tırnağa insan/ tepeden...

SİSİ VE RÜZGÂRI MEŞHUR VİYANA…

Sevdiklerimizin yaşadıkları yerler zihnimizin bir yerinde hep canlılıklarını korurlar. Benim için...

SERVET-İ FÜNUN (EDEBİYATI-I CEDİ…

Servet-i Fünun, daha önce Ahmet İhsan tarafından çıkarılan bir fen dergisidir...

KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...

Yolumuz gurbete düştü,Hazin hazin ağlar gönül,Araya hasretlik girdi,Hazin hazin ağlar gönül, Radyoda...

PÎR SULTAN'LARDAKİ VATAN

Saddam'ın sebep olduğu; daha sonra ABD emperyalizminin, 2003-2012 ocak arası işbirlikçi Barzani ve...

TARİHİMİZDEKİ MUHTEŞEM MEKTUPLA…

 Necdet Bayraktaroğlu HAYAT YAYINLARI Kültür hâzinelerini koruyan ve tarih birikimine sahip olan milletler...

CİVİLİZATİON KEŞİF Mİ MÜKÂ…

(ŞEHRİN SİVİLCELİ TENİ) Çok ilginç: " Şairler evrensel çevirmenlerdir, çünkü evrenin yıldızların...

SANATTAN HAFIZAYA TÜRKİSTANLILIK …

Fransız filozof Ernest Renan, “Bir devleti kurtaracak olan manevî uyanıştır, bunun...

BEN BİR GÜRGEN DALIYIM - HASAN AL…

Hasan Ali Toptaş’ın 2003 yılında yazdığı “Ben bir Gürgen Dalıyım” romanı...

İNSANIN TAŞRASI - V

O sene yaylaya çıkamadılar. Yayla Vakti köy hep ıssız olur. Yine...

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL - HAN DUVARLA…

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı, Bir dakika...

KAYBOLAN HAZİNE

Nüfus, belirli bir zamanda sınırları tanımlı bir bölgede yaşayan insan sayısıdır...

Faruk Nafîz Çamlibel

Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten...

ŞAİRLERİ KOVMAK İSTEYEN ŞAİR

Temel bir düşünme alanı olarak felsefenin diğer dsiplinlerle olan ilişkisi her...

SAİT FAİK ABASIYANIK VE KAŞIKADAS…

23 Kasım 1906-11 Mayıs 1954 Sait Faik, Bursa Lisesi'ni bitirdikten (19.8) sonra...

AYNEN

Kelimeler kadar onları konuşan ağız önemliydi. ‘Gönüle yumuşak sözle gir!’ prensibine...

BİR HOŞGÖRÜ, GÜVEN, SEVGİ VE S…

Merhamet, insan ve insanlık için belki de en önemli duygu, en...

SÜRGÜN MEKTUPLARINDAKİ ZİYA GÖ…

Saadettin YILDIZ[1] 1.3.2.Filozof-Mütefekkir Ziya Gökalp, çocuk denecek yaşta fikir sancıları çekmiş; kafasına takılan...

MÜSLÜMAN SAATİ

İstanbul’u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istilaların en gizlisi ve en tesirlisi...

BİR MİSTİK EDA ŞAİRİ OLARAK AH…

Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve...

ZAMAN ÖLDÜRMEK

Zamanı öldürmek mi, zamanı heder etmek mi, zamanı boşa geçirmek mi?...

ÇOCUK EDEBIYATI VE EĞITIMI AÇISIN…

ÖZÇocuk edebiyatı ve çocuk eğitimiyle ilgili günümüzde dikkat çekici çalışmalar yapılmaktadır...

ÖN YARGI

Kime ya da neye karşı olursa olsun, ön yargılar bizi yanlış...

KOÇYİĞİT - ÜNLÜ OZAN: KÖROĞL…

Bolu dağlarından kükreyen bir ses dökülür gümbür gümbür Anadolu’ya… Bu yiğitçe...

DÂHİLER VE DELİLER - MARMARA KIRA…

Mehmed Niyazi’nin kaleminden Dâhiler ve Deliler[1] roman mı yoksa hatırat mı? Daha doğrusu...

GENÇ EDEBİYAT ARAŞTIRMACISININ YA…

Yıllardır yüksek lisans, doktora ve yardımcı doçentlik jürilerinde, son üç yıldır...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA…

Yüzbaşı Nakiyüddin Bey öğrencilerinin Fransızcasının ilerlemesi için elinden geleni yapıyordu. Onlara...

TÜRKÇENİN SÖZVARLIĞI

SÖZVARLIĞI NEDİR ? Bir dilin sözvarlığı denince, yalnızca o dilin sözcüklerini değil;...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAF…

Batı Cephesinden yeni dönmüştü. İşler iyiye gitmiyor canı sıkkındı. Akşamları dostları...

YÛNUS”TA İMAJ OLUŞTURMA TARZI v…

"İmaj oluşturma tarzı"ndan kastımız -mecaz, istiare, sembol, mit vb. kavramların hepsini...

SABIR

Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir. -Bakara Suresi, 153- Hayâ zînettir. Takva da keremdir...

SEVMEK VE SEVİLMEK İÇİN

Sevecek ve sevilecek çok şey var. Sevmek ve sevilmek için o kadar...

YOKSUN SEN...—Ömer Lütfi Mete’…

Yağmurlu bir günde tanımıştım seni. Sokaklar sırılsıklam bir hüzünle ıslanmış, martılar...

ŞEYH HAMİD-İ VELİ (SOMUNCU BABA)

(1331-1412)Tevazûda tekti, şandan şöhrettenEderdi nefret, Şeyh Hâmid-i Velî.Şehr-i Kayseri’den yeşil Bursa’yaEyledi...

İDİL ÇELİKER İLE SOHBET (AHMET …

       İdil Hanım, sizce müzik nedir? Müziği ne olarak...

AHMET YILMAZ SOYYER

Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960...

MUSTAFA SEYİT SUTÜVEN’İN Şİİ…

GİRİŞ Her gerçek şair, “ses”in peşinden gider. Şair için dil, bir anlam...

YAZAR MUSTAFA TEZEL İLE DÜŞÜNCE …

Mustafa Bey, siz asıl mesleğiniz yanında ülke/dünya sorunları ve çözüm yollarıyla...

BURHAN TOPRAK

“Yunus Emre’yi bulmadan önce, Türk edebiyatının havasında bunalıyordum. Yunus Emre, Türk...

CENGİZ DAĞCI'DA VATAN - 4

“Bismillahirrahmanirrahim... Bizim Savaşçı'nın-İhtiyar Savaşçı-(1) öyküsü de burada başlıyor işte: Silahsızdı gayrı. Uzak savaşlardan...

NİHAL ATSIZ

Türkçülük ülküsünün büyük önderi, kudretli şâir ve tarihçi Nihal Atsız’ı 11...

Çukurova Lobisi Dergisinin Mayıs-H…

Çukurova Lobisi Dergimiz, İmtiyaz Sahibi Ali Alper Çetin’in önderliğinde, Mayıs-Haziran 2018 Sayı: 56 okuyucusuyla buluştu...

DOSTLUK, KARDEŞLİK VE SEVGİYE AÇ…

  Onüçüncü yüzyıl Anadolusu, tasavvuf ve düşünce tarihimizde önemli bir aşama, bir...

GAZETECİ-YAZAR EMİNE TAŞTEPE İLE…

Emine Hanım, sohbetimize editörlüğünü yaptığınız edebiyat ve sanat sayfası BEYAZ FIRTINA’dan...

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

Türk Edebiyatının en asil ve en zarif kadın şairlerinden biri olan...

BABA OCAĞI

Dışarıda ince ince kar yağıyor. Kar, yağmur gibi olmuyor. Temizlendiğini hissediyor...

A. YAĞMUR TUNALI

Yağmur Tunalı,1955 yılında, Kayseri Yahyalı’da doğdu. Orta öğrenimini, Niğde, Kayseri ve...

ÇAM KOZALAĞININ İSYANI - ÖYKÜ

Çam ağacı mutluluk içinde yemyeşil ormanda, sarı yıldızların altında huzurlu yaşıyordu...

ANADOLU ESNAF TEŞKİLÂTININ PİR…

Ali Alper ÇETİN Malazgirt Zaferinden sonra, Anadolu’da güçlü bir devlet, ileri bir...

ÇUKUROVA LOBİSİ DERGİSİ TEMMUZ-…

Çukurova Lobisi İmtiyaz Sahibi Ali Alper Çetin’in öncülüğünde, Temmuz-Ağustos 2017 Say:...

ROMAN SANATININ MİLLETLEŞME SÜREC…

Mitolojik çağlara kadar inen anlatı sanatlarının en yeni üyesi olan roman...

HALİDE EDİP ADIVAR - HİMMET ÇOCU…

Elvanlarda ihtiyar bir kılavuz aldık. Köy kısmen yanmış, perişan, herkes fersiz...

HADDEDEN GEÇMİŞ NEZÂKET VE TALEB…

Eski İstanbul’da, “Seyr-i Sefâin” ve “Şirket-i Hayriyye” isimli şehir içi vapur taşımacılığı yapan şirketler varmış...

SORALIM MI?

İyilik, insanın sadece kendi menfaati için çalışması demek değildi. Bir elin...

HAYIRLISI

Nihad Sami Banarlı ‘Kelimeler, şunun bunun uydurmasıyla oluşmuş boş sözler değil...

PAYLAŞMA

‘Olma keser gibi hep bana hep bana / Ol testere gibi...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

BİYOGRAFİ

Abdurrahim KARAKOÇ

Edebiyat Dunyamız

1932 yılının Nisan ayında Kahramanmaraş ili, Ekinözü ilçesinde dünyaya geldi. Dedesi, babası ve kardeşleri de şair olduğu için küçük yaşlarda şiire merak sardı. Ayrıca kardeşleri de kendisi gibi küçük yaşlardan beri şiir yazmaktadır. İlk...

Cemal SAFİ

Edebiyat Dunyamız

Cemal Safi Cemal Safi, şaiɾ. 1938 yılında Samsun'da doğdu. Babası meɾhum Mehmet Safi, annesi meɾhume Ayşe Safi'diɾ. Öğɾenimine Sakaɾya İlkokulu'nda başladı. Samsun Sanat Okulunda son veɾdi. Cemal Safi evli ve...

Mehmet Ali Kalkan

Edebiyat Dunyamız

 Mehmet Ali KALKAN, Eskişehir Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde çalıştı. Sonra...

NURETTİN TOPÇU

Abdullah SATOĞLU

Türk gençliğinin ve memleketin birçok meselelerine, milliyetçi bir görüşle koyduğu isabetli teşhisleri ve çeşitli konulardaki edebî ve İlmî yazılarını 1950’den bu yana, büyük bir zevk ve takdirle takibettiğimiz, Nurettin Topçu’yu...

MUSTAFA ŞEKİP TUNÇ

Ayşe Sıdıka Oktay

Çok yönlü bir aydın olarak pek çok eseri ve çevirisi bulunan Mustafa Şekip Tunç Bir Din Felsefesine Doğru adıyla Türkiye’de din felsefecisi alanında ilk kitabı yazan kişi kabul edilir. Mustafa...

Bahtiyar VAHAPZÂDE

Edebiyat Dunyamız

Türk dünyasının görkemli şairi 20. yy. Azerbaycan edebiyatının şiirinin muhteşem siması şanlı milletimizi büyük mütefekkiri Bahtiyar VAHAPZÂDE ister Azerbaycan Cumhuriyetinde isterse de onun sınırları dışında şiirleri ve eserleriyle tanınmış ve...

Dr. Halil ATILGAN

Edebiyat Dunyamız

1946 yılında Adana'nın Karaisalı ilçesinin İncirgediği köyünde doğdu. İlkokulu köyünde bitirdikten sonra Düziçi İlk öğretmen Okuluna girdi. 1964–1965 öğretim yılında Düziçi İlk öğretmen Okulundan mezun oldu. Çeşitli illerde öğretmenlik, Halk...

Şiirlerle Ziya Gökalp

Edebiyat Dunyamız

Turan Nabızlarımda vuran duygular ki tarihin  Birer derin sesidir, ben sahifelerde değil  Güzide, şanlı, necip ırkımın uzak ve yakın  Bütün zaferlerini kalbimin tanininde  Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcil. 

Neyzen Tevfik

Edebiyat Dunyamız

Abdullah SATOĞLU Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan, mevkiden ve paradan hoşlanmamış; hiçbirşeye sadakada sarılmamış, istediği gibi, bildiği gibi yaşamış olsun. İşte Neyzen Tevfik budur...1879'da Bodrum'da...

ÖYKÜ / ROMAN

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL …

Batı Cephesinden yeni dönmüştü. İşler iyiye gitmiyor canı sıkkındı. Akşamları dostları ile eski Ziraat Mektebinin binasında toplanıyorlar bazen sabahlara kadar konuşuyorlardı. Meclis tartışmaları da onu çok yoruyor, sağlığı da kötüye...

ÖMER SEYFETTİN - İLK CİNAYET

Ben hep acı içinde yaşayan bir adamım! Bu sıkıntı âdeta kendimi bildiğim anda başladı. Belki daha dört yaşında yoktum. Ondan sonra yaptığım değil, hattâ düşündüğüm kötülüklerin bile vicdanımda tutuşturduğu sonsuz...

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR VE GÜLYABANİ

Gulyabani, romancıya yaşlı bir hanım okuyucusu tarafından cinlerle, perilerle ilgili giz dolu şaşırtıcı serüvenler anlatması ricasıyla gönderilmiş bir mektup ile başlar. Yazar bu mektuba o güne değin ne dev, ne...

ÖMER SEYFETTİN - ZEYTİN EKMEK

Genç, beyaz, gürbüz kadın, tıpkı zalim âşığının hışmına uğramış evvel zaman cariyesine benziyordu... Soluk basma entarisi parça parçaydı. Gür, kıvırcık, kumral saçları, mermer kadar beyaz omuzlarına dökülmüş, celladını bekleyen bir...

SUZAN ÇATALOLUK - AHENK

Parmağını uzattı, tam değecekti ki hemen vaz geçti. Derin bir hayranlıkla seyre daldı. “Bu nasıl bir güzellik böyle,” diye düşündü elinde olmadan. “Bu nasıl bir ahenk? Şu renklere bak, şu derinliğe...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEMÂL …

Paşa[1], yorgunluk kahvesini içmişti. Şöyle yalnız başına Ankara’da dolaşmak istiyordu. Çankaya’daki küçük bağ evinden çıktı, toprak yolda yürümeye başladı. Zihninde Yunan ilerleyişine karşı alınacak tedbirleri düşünüyordu. Yanına tek atlı tahta...

ÇAM KOZALAĞININ İSYANI - ÖYKÜ

Çam ağacı mutluluk içinde yemyeşil ormanda, sarı yıldızların altında huzurlu yaşıyordu. Çalışan diğer ana baba çam ağaçları gibi; --Huzur dolu günler gelip geçti. Ne zaman mı? Elbette bu zaman! Ne zor şimdi yaşamak...

DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANI

Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Şami5otağını yer yüzüne diktirmişti Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti. Hanlar hanı Bayındır yılda bir kerre ziyafet verip Oğuz beylerini misafir...

TARIK BUĞRA - HAVUÇLU PİLAV MESELESİ

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bu kara gün pazar, başka türlü geçerdi. Karımı düşünmek...

ŞAİR ve ŞİİR

ŞARKI - ŞEYH GÂLİP

1. Ey Nihâl-i işve bir nevres fidânımsın benimGördüğüm günden beri hâtır-nişânımsın benimBen ne hacet kim diyem rûh-i Revânımsın benimGizlesem de âşıkâr etsem de cânımsın benim

XIX. ASIR ÂŞIKLARINDAN BEŞİKTAŞLI (TOKAT…

Başlangıcı XVI. asra dayanan ve tarih sahnesinde kesintisiz süreklilik göstermek kaydı ile günümüze kadar ulaşan âşık edebiyatı ve geleneği Türk edebiyatı ve kültürünün en verimli alanlarından biridir. İçinden geçtiği her...

ÖMER KAPLAN KOZANOĞLU

1973 yılında Adana Feke’de doğdu. Köy ilkokulundan sonraki eğitim hayatını parasız yatılı, Fen Lisesi, Tıp ve Tıp’ta uzmanlık olarak sürdürdü. Çocukluk yıllarından beri şiirle ilgilendi. Bir çok dergide şiirleri yer...

ARİF NİHAT ASYA - ONLAR ŞİİRİ TAHLİLİ

ONLARNerde kaldı o anlar ki,Analar kurt doğururdu,Hilkat insan çamurunuDestanlarla yoğururdu.Nerde o yiğitler ki gürSesleri ülkeyi bürür,"Yürü!" dese dağlar yürür,"Dur!" dese kalpler dururdu?Yurda, baş dedikleri birAğır adakla geldilerVe şu bayraksız dünyaya,Bayrakla...

ECEL TUTMUŞ ELİNDE BİR ULU CÂM- ŞEYYAD H…

Ecel tutmuş elinde bir ulu câmKi ol câmın içi dolu ser-encâm Kime ayak sunar kime içürmişKimi esrük yatur toprakta mûdam

NECİP FAZIL KISAKÜREK - SAKARYA TÜRKÜSÜ …

Şiir, yan anlamları çoğaldıkça, günlük dilden bambaşka bir mecraya geçtikçe, yeni söyleyişler buldukça değer kazanır. Aksi takdirde man­zume olmaktan ileri gidemez. "Şiirde önemli olan düz anlam değil, yan anlamdır. Şiir...

İSTİKLȂL MARŞI’NIN ANLAM DÜNYASI

İstiklâl Marşı, 10 kıta ve 41 mısradan oluşan bir şiir. Bu, özellikleri onun dış yapısını ifade ediyor. Bir edebi metinde esas olan ise iç yapı yani muhteva başka bir deyişle...

Ezelden şâh-i aşkın (Bâki)

GAZEL Ezelden şâh-i aşkın bende-i fermânıyüz cânâ Muhabbet mülkünün sultân-i âlî-şânıyüz cânâ  Sehâb-i lütfün âbm teşne-dillerden dirîğ^etme Bu deştin bağrı yanmış lâle-i Nu’mânıyüz cânâ

TERCİ-İ BEND'LER - ŞEYH GALİP

Terci-i BendTâ be key arşa çıka âh-ı dil-î nâ şadımGökleri ağlata hasretle giden feryadımNice bir canı yaka nâle-i âteş-zâdımMüstaid kıl yoğısa lûtfuna isti´dâdımSana güçlük mü var ey şâh-ı kerem-mu´tâdımMûr isem...

SEVGİLERLE YÜKLÜ GERÇEK BİR ŞAİR:

Ali_Alper ÇETİN

Bir dostuna yazdığı mektupta: “Elimde Türkçe gibi güzel bir silâhım var. Bu can, bu tende oldukça, Türk diliyle daha ne güzel, ne yeni, ne harikulade şiirler...

İZ BIRAKANLAR

Mahmut TOPBAŞLI

Milli Eğitim Bakanlığı ile TRT'nin işbirliğinde hazırlanmış iz bırakan öğretmenler serlevhalı belgesel tadında bir program vardı. Yeni dönem öğretmenler için devam...

ANLATIM TEKNİKLERİ İÇİNDE DÜŞÜNC

Edebiyat Dunyamız

Düşünceyi geliştirmek için başvurulan yöntemler şunlardır: 1) TANIMLAMA: Bir kavrama ya da olayın belirgin özellikleriyle tanıtılmasına tanımlama denir. Tanım kısaca...

SEZAİ KARAKOÇ’UN “EDEBİYAT YAZILA

Edebiyat Dunyamız

Sezai Karakoç, verdiği eserlerle Türk edebiyatının son 60 senesinde mühim bir yere oturur. Başta şiir olmak üzere hikâye, deneme, fıkra, piyes, inceleme – düşünce...

İLHAN GEÇER

Abdullah SATOĞLU

Sanat ve edebiyat dünyamızın en renkli şairlerinden biri İlhan Geçer, bir kitabına ismini verdiği “Bir Bulut Geçti” şiirinde: Bir bulut geçti gözlerimizden Dekoru...

ARİF NİHAT'TA MİLLİYETÇİ TAVIR

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

Türk milliyetçiliğinin en önemli beslenme kaynaklarından birisi, hiç şüphesiz, edebiyattır. Sözlü gelenekten günümüze kadar süregelen şiire yatkınlığımız, şiiri diğer...

ÇANAKKALE`DE MEHMETÇİK

Abdullah SATOĞLU

Anafartalar'a Türk mührünü vurmuş ırkım Yedi düvele karşı set gibi durmuş ırkım.      Seyid Onbaşı derler tek başına bir ordu Uc yuz kilo mermiyi namluya...

digertumyazilar