Perşembe 4 Haziran 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 14 - 28 dakika)

tunc mustafa sekip 1Çok yönlü bir aydın olarak pek çok eseri ve çevirisi bulunan Mustafa Şekip Tunç Bir Din Felsefesine Doğru adıyla Türkiye’de din felsefecisi alanında ilk kitabı yazan kişi kabul edilir. Mustafa Şekip Tunç Osmanlı’nın çöküş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş devrini yaşamış birisi olarak devletin başarısı ve milletin gelişmesi için neler yapılması gerektiğini sorgulayan ve çözüm arayan aydınlar arasında yerini alır. Sahip olduğu Bergsoncu anlayışa uygun olarak oluş ve terakki fikri çerçevesinde Osmanlının yıkılışı ve cumhuriyetin kuruluşu sonrasında kendisine özgü milliyetçilik, muhafazakarlık ve modernliği bir bütün halinde ele alan anlayış geliştirmiştir. Yaşadığı dönemde sosyoloji ile ilgilenen ve toplumsallığı savunan aydınların aksine o felsefeyle ilgilenmiş ve katı olmayan bir ferdiyetçi yaklaşımla toplumsallığı savunan düşünürler arasında denge sağlamaya çalışmıştır.

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

asiksefkati01Şefkati ya da gerçek adıyla Yaşar Büyükgedik 1951 yılında, Ankara’nın Beypazarı ilçesi, Uruş bucağında doğmuştur. Nüfus cüzdanındaki resmi ismi ise Muhammet Reşat BÜYÜKGEDİK’tir. Asıl mesleği mobilyacılık ve marangozluk olup, ilkokul mezunudur. Evli ve beş çocuk babasıdır. Şefkati, 2 yıla yakın Uruş Belediye Başkanı olarak da yöresine hizmet etmiştir. Şefkati’ye, Şefkati mahlasını Fevzi Halıcı vermiştir. Katıldığı yarışmalarda birçok dereceler alan Şefkati halen Uruş’ta hayatını sürdürmektedir. Ağartma Taşı, Yaradana İltica, Kan Çiçekleri ve Üvey Evlatlar adı altında dört şiir kitabı yayınlanmış olan Ozan’ın beşinci şiir kitabının yayın hazırlıkları devam etmektedir.

Âşık Şefkati (Yaşar Büyük Gedik) yalnızca yaşadığı yörenin sorunlarına karşı duyarlı ve bu sorunları dile getiren bir halk ozanı değildir. Mahalli gözlemlerinin ve yöresel sorunların yanı sıra, ülkenin ve toplumun içinde bulunduğu sorunlar da Ozanımızın şiirlerinde ayrıcalıklı bir şekilde yer bulur. Okumayı çok seven Ozan bununla da yetinmez, insanlığın sorunlarına da yakın ilgi gösterir ve onlara şiirlerinde yer verir.

Köydeki üretim araçlarının sınırlılığı ve iş olanaklarının kıtlığının yanı sıra, genç kızların evlenmek için şehirde yaşayan ve çalışan erkekleri tercih etme eğilimleri ve evlendiklerinde eşlerinin şehre göç etmeye zorlamaları da, göçün hızını arttıran bir başka olgudur. Halk ozanı, Uruşlu Âşık Şefkati bu durumu “Miras” isimli şiirinde, şu dizeleri ile vurgulu bir şekilde dile getirir (Arslan, 1992; 1991):

“Göç büyüdü dostum köylerden kente
Güzelim köyleri yoz bıraktılar.
İlkokul bittiyse, haydi git sen de
Gence bir vedalık söz bıraktılar
***
Anaların bağrı mangala döndü
Nice göz gurbete bakarak söndü
Sevdalar gurbetin yolunda yandı
Geride bir yürek, köz bıraktılar.
***
Tarlalar bakıma muhtacı arttı
Ancak ekmeksize göç etmek şarttı
Düşünceyi heves kapattı, örttü
Geride çok yaşlı göz bıraktılar
***
Kız vermez oldular köyde kalana
Söz verdiler kentten haber salana
Fırsat verip köy gencini talana
Yeşilin yerine boz bıraktılar
***
Bakımsız bakımsız bağlar dağ oldu
Keçiler kemirdi, hırsızlar yoldu
Baharda dalların çiçeği soldu
Geride bir harap iz bıraktılar
***
Şefkati gerçeğin dilinden yazdın
Ananın, babanın halinden yazdın
Kendini bilmeyen gelinden yazdın
Sana da kalemle saz bıraktılar”.

asiksefkati02Halkın halinden ve dilinden yazmayı kendilerine vazife edinmiş olan halk ozanlarının , komşuları ile olan ilişkileri, onların yaşam kalitesi üzerinde de belirleyici rol oynar. Ozan Şefkati de Uruş ve havalisinde yaptığı gözlemlerden yola çıkarak, göçün toplumsal ilişkilerde ve özellikle de komşuluk ilişkilerinde ne derin yaralar açtığını, “Komşularım Nerdesiniz?” şiiriyle özlü bir şekilde dile getirir. Yakın ilişki içinde olduğu komşularını, yöresel lakapları ile tek tek sayarak, onların göç ederek yöreyi terk etmelerinin günlük hayata yansımalarını şöyle dillendirir:

KOMŞULARIM NERDESİNİZ?
Mahallede her kapıda bir kilit,
Hani komşu olanlarım nerede?
Soruyorum bakıp bakıp irkilip,
Bu evlere gelenlerim nerede.

*

Dut dibinde şenlik bitmiş ses bitmiş,
Harmancılar çayırlayı terk etmiş,
Alıçcı’nın bacaları buz tutmuş,
Kahkahayla gülenlerim nerede?

 *

Düğün olur köy şenlenir coşardı,
İmeceye bütün gençler koşardı,
Hep komşular beraberlik yaşardı,
Dost yolunda ölenlerim nerede?

*

İğdeciler, Desticiler, Kaltallar,
Nerde hani yaşlılardan masallar,
Bir kâbus ki anlatamaz misaller,
Dost dilinden bilenlerim nerede?

 *

Ömür gitti bahar gitti yaz gitti,
Mehmet ağa, Ahmet ağa tez gitti,
Onlarınan nükte gitti söz gitti,
Şu kapıyı çalanlarım nerede?

*

Koca evi viran koydu kadılar,
İstanbul’a yanın eydi Badı’lar,
Sordum sebeb ekmek derdi dediler,
Filanlarım filanlarım nerede?

*

Derviş ağa, Çobanlar, Kelteciler,
Hacı Osman’ı harap etti acılar,
Yedi dağa yuva kurdu Eciler,
Erginlerim, delenlerim nerede?

Bilom vardı tükürürdü teklerdi,
Halil usta binbir kahır saklardı,
Komşularım ne kadarda çoklardı,
Ağırlarım çelenlerim nerede?

*

Terzioğlar, İçağsılar, Balcılar,
Karadede, Şükrüefendi, Çölcüler,
Osman komşu, Kestürükle Zilciler,
Bize adı kalanlarım nerede?

*

Gide gide tükettiler yolları,
Boş mu kaldı Şefkatinin elleri,
Etliebeler, Avoları, Çölleri,
Gözyaşımı silenlerim nerede.

*

Bir resmini gördüm hatıra olmuş
tanımakta güçlük çektiğim sevdiğim
inceledim biraz dedim ne olmuş
utancımdan ölecektim sevdiğim

*

başından örtüyü atıp açmışsın
olduğundan uzaklara kaçmışsın
o sevdiğim iffetin geçmişsin
ağlamasam gülecektim sevdiğim

 *

neyi vardı güzelliğin saf iken
özenti mi seni taklide çeken
hayret senmisin bu kabından çıkan
bunuda mı görecektim sevdiğim

 *

sazı pek severdin bir zamanları
cazı red ederdin bir zamanları
bardak mı ettiler eski çamları
sebebini soracaktım sevdiğim…

*


seyraniye nazireasiksefkati03

Hoş destan yazmanın zamanı deyil,
Eridi tarihi destan olanlar.
Sözlerimi anlar bana yetişir,
Azda kalsa ehli irfan olanlar.

 

Çoğu döndü bile şarap küpüne,
Cahil meyillendi insan tipine,
Elbette sarılır hakkın ipine,
İçinde bir nebze iman olanlar.

  

Camilerde deyil toplumda bile,
Kalkmalı ayağa heyecan ile,
Milletin önünde en kutlu yola,
Düşmeli hafızı kuran olanlar.

 

 

Sultanlarda anılmıyor dengiyle,
İlgi saygı parasının rengiyle,
Fatihasız çiçek ile çengiyle,
Anılır hak ile yeksan olanlar.

  

Adalet kör topal,hatibi tatar,
Vekili asilin sırtında öter,
Halkına fakirlik masalı satar,
Gecesi gündüzü bayram olanlar.

 

 Milletin dinine ananesine,
El atar korumak bahanesine,
O kutsal mayaya Türk anasına,
Saldırır f......nist hayvan olanlar.

  

Yoğun fitnelerden üzüntü çeker,
Ayrılık gayrılık içini yakar,
Türk islam yaşayıp göz yaşı döker,
Yolunda halıktan fermen olanlar.

  

Garipsen sürürler ölünü bile,
Özgün yaftan olur ömründe çile,
Yüz katil işlese,binbirde hile,
Kurtulur ağası kalkan olanlar.

  

Kapital kölesi el cümle beşer,
Bu günkü bey yarın ayağa düşer,
Kedinin elinde tebdili şaşar,
Toz gibi ezilir aslan olanlar.

  

Derman haktan bilen hakikat ehli,
Doktor çare diyen yük etmiş cehli,
Çare bulsa idi tababet ehli,
Ölürmüydü kendi lokman olanlar.

  

Zaman şahit cehilin en körüne,
Bu günkü gaf tuzak oldu yarına,
Atalara ana baba yerine,
Moruk diyor sabi sübyan olanlar.

  

Ahmağın gözüne cicidir şimdi,
Şeytanın vurucu gücüdür şimdi,
Medyanın başının tacıdır şimdi,
Namustan ahlaktan üryün olanlar.

  

Cihat meydanından kaçmaz çekilmez,
Haktan gayrısına boynu bükülmez,
Yaratılmışlardan korkmaz yıkılmaz,
Sevdiği rahimürrahman olanlar.

  

Soysuzluğu tam alnına kazıtmış,
Allahın mülkünde ona azıtmış,
İslam düşmanlığı yemini etmiş,
Ustası çırağı şeytan olanlar.

  

Sarayı gönüldür kendin bilenin,
Öz dostu ölümdür ibret alanın,
Aklı tatildedir çokça gülenin,
Gülüyor siyasi sultan olanlar.

  

Şefkatiyim sözüm anlasın arıf,
Anlayana lüzum edermi tarif,
Destanımı seven fatihayı şerif,
Okusun ruhuma insan olanlar,

Aşık Şefkati

 

asiksefkati05

Fındık beyinlere büyük davayı,
Aldırabilirsen aşk olsun sana.
Yeni yetmelere bizim havayı,
Çaldırabilirsen aşk olsun sana.

 

Ortadan kaldırdık birlik zevkini,
Başağa durmadan biçtik ekini,
Küflü beyinlerden öfkeyi kini,
Öldürebilirsen aşk olsun sana.

 

Bilirsen dertlere çare kendini,
Evvela kendinde ara kendini,
Kendini kaybetmişlere kendini,
Buldurabilirsen aşk olsun sana.

 

Sürgüne yolladık komşulukları,
Zehirledik çiçekleri baharı,
Aradan lüzumsuz ayrılıkları,
Kaldırabilirsen aşk olsun sana.

 

Kalmamışsa insanlığı hayası,
Yürekleri tam granit kayası,
Böyle yüreklere sevgi mayası,
Çaldırabilirsen aşk olsun sana.

 

Umutsuzluk işgal etmiş özünü,
Çaresizin kan doldurmuş gözünü,
Fakirlerin,yetimlerin yüzünü,
Güldürebilirsen aşk olsun sana.

 

İşe başlamalı mihenk taşından,
Herkes kurtulmalı aş telaşından,
Cehalet zulmünü halkın başından,
Sildirebilirsen aşk olsun sana.

 

Zaman örter koy kenara şaşkını,
Şefkatiyi ne anlasın pişkini,
Gönüllere Allah Vatan aşkını,
Doldurabilirsen aşk olsun sana.

Aşık Şefkati

 

 

İnsanlar gelişmek kalkınmak diye,
Batağın içine battılar yavrum.
Sarıldılar sofralarda İçkiye,
Hergün akşam murdar yattılar yavrum.

 
Her ota bir zehir üretti gâvur,
Gizli katliamlar devri bu devir,
Bunca tahribata konulmaz tavır,
Irmaklara zehir kattılar yavrum.


Bahir derdik,umman derdik bir zaman,
Çeşit çeşit balık yerdik bir zaman,
Kıyısında hayal kurduk bir zaman,
Denizleri çöpe attılar yavrum.


Ormanlar süslerdi dört bir köşeyi,
Önce devlet vurdu köke kaşeyi,
Göknarı,gürgeni,çamı meşeyi,
Baltalı motorlu yuttular yavrum.


Kör gözlüğü takıp çıkmışlar yola,
Yıkıcılar bir an vermiyor mola,
Dünyanın bedeli boyayla cila,
Güzeli çirkine sattılar yavrum.


Kırdılar yıktılar dehşet saçtılar,
Atmosfere bile delik açtılar,
Herşeye maddeyle değer biçtiler,
Her pisliğe çanak tuttular yavrum.


Şefkati çok üzgün bunca körlükten,
Hâlâ vazgeçmezler canavarlıktan,
Tabiat katloldu bu uygarlıktan,
Dünyanın içine ettiler yavrum.
Aşık Şefkati

KAN ÇİÇEKLERİasiksefkati04

Bayrakta saygıyla esas dururken,
Tarihten el sallar şan çiçekleri.
Güneşte doğumun sancısı varken,
El verdi toprağa tan çiçekleri.

 

Fitnenin tahribi gitti ağrına,
Vatanın sancısı girdi böğrüne,
Hain rüzgar esti kara bağrına,
Can evinden vurdu san çiçekleri.

 

Türk islam andıyla koyuldu yola,
Ve o ışık ile girdi kol kola,
Çoğu musallada alırken mola,
Domurcukta soldu can çiçekleri.

 

Yolundan dönmedi gönlü gamlılar,
Ölüm kustu durdu hain namlular,
Birer Vatan oldu delikanlılar,
Bayrağa taşıdı kan çiçekleri.

 

Vatanın bağrında açan kan çiçeklerinin şefaatine nail oluruz inşaallah.

URUŞLU AŞIK ŞEFKATİ

 {basicyoutube}sLUUsI50a68{/basicyoutube}

 

KAYNAKÇA :

ARSLAN, Durmuş Ali (1992). Kalkınma Dönemecinde Kavaközü. Konya: Selçuk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü (Lisans Tezi).

ARSLAN, Durmuş Ali (1991). Uruşlu Âşık: Âşık Şefkati. Konya: Selçuk Üniversitesi Halk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi (Folklor Derleme Çalışması).

Dr. D. Ali Arslan ,Gülten Arslan, Halk kültürünün temel bileşenlerinden halk ozanlarının dizelerinde göç olgusu doç.

(Okuma süresi: 7 - 13 dakika)

Hacı Bektaş Veli, Ahmed Yesevi'nin halifesi Lokman Perende'nin bizzat talebesidir. Kendisi mükemmel bir dini-milli kültür formasyonu almıştır.

Bu sebeple O, Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması için Türkistan illerinden vazifeli olarak gönderilmiştir. Böylesine mesuliyetli bir görevi üstlenen Horasan Alp-erenlerinden Hacı Bektaş Veli'nin Hayatı ve Eserleri'ni burada bir kaç satırla anlatabilmemiz mümkün de-ğildir. Onun hayatım daha çok eserlerinden hareketle ele almak zorundayız. Ancak günümüze kadar Hacı Bektaş Veli’nin hayatı ve eserleri hakkında (Prof. Dr. Esad Coşan hariç) ciddî bir araştırma yapılmamıştır.

Birkaç yıldan bu yana idame ettirmeye çalıştığımız "Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi" nezdinde Hacı Bektaş Veli'nin hayatını, eserlerini, fikirlerini ve tesirlerini araştırmaya başladık. Bunlar zamanla Merkezimizde sırasıyla neşredilecektir.

Hacı Bektaş Veli'nin hayatını, eserlerini ayrı ayrı ele alacağız. Özellik Onun hayatı etrafında teşekkül eden menkıbeler ve velayetnâmeler çerçevesinde "Menkabevî Hayatı"nı ayrıca vereceğiz. Bu makalemizde ise, sadece "Hacı Bektaş Veli'nin Tarihî Hayatı ve Eserleri'ni ana hatlarıyla vermeye çalışacağız.

(Okuma süresi: 5 - 9 dakika)
C:\Users\alialpercetin\Desktop\NECİP FAZIL KISAKÜREK\necipfazil-1.jpg

Cumhuriyet dönemi Çağdaş Türk Edebiyatı’nın en dikkate değer şahsiyeti, şüphesiz Necip Fazıl Kısakürek’tir. Şair, edip, mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek, uçsuz bucaksız duygu ve düşünce denizinde sonsuzluğa ulaşma özlemiyle liman liman dolaşan, her limanda yükünü bırakan, ölümsüz eserler veren bir dâhi, bir zekâ fırtınasıdır. Onun yetmiş sekiz yıllık ömrünün, en az elli yılı, bu fırtınaların yarattığı olaylarla doludur.

  1. Maraş’tan İstanbul’a gelerek yerleşen köklü bir ailenin çocuğu Necip Fazıl, 1905 yılında doğdu. Amerikan ve Fransız kolejlerinde, Bahriye Okulu’nda, İstanbul Edebiyat Fakültesi (Dârülfünȗn) Felsefe bölümünde okudu.
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

nigar refibeyliNigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü yazar ve şair Resul Rıza'nın karısıdır.

Nigar Rafibeyli 23 Haziran 1913'te Gence kentinde dünyaya geldi. Ailesi tıbbi cerrahlardı. Babası Khudadat Rafibeyli, Avrupa'da eğitim gören ilk Azeri cerrahıydı. 1919'da Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti hükümeti tarafından Gence hükümetine başkanlık etmeye davet edildi, fakat yakında Ermeni bolşevikleri tarafından tutuklandı ve Bolşevik askerler tarafından idam edildiği Nargin adasına gönderildi.

(Okuma süresi: 5 - 10 dakika)

Ahmet Muhip DiranasAhmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri edebiyatımızda bu üç şairle zirveye ulaşmış ve de ömrünü tamamlamıştır.

Modern Türk edebiyatının bugünlere hangi aşamalardan geçerek geldiğini, bunda hece şiirinin rolünü ilgi odağına çekecek her araştırmacının, hece şiiri bağlamında bu üç şairi ve bunların kalıtını sağlıklı bir şekilde irdelemesi gerekir. Çünkü hece şiiri batı ve eski edebiyatımızla modern edebiyatımız arasında bir geçiş, bir köprü özelliği taşımaktadır. Edebiyatımızda hece şiiri doğuyla batının, eskiyle yeninin kesiştiği bir yerde durmaktadır.

Ahmet Muhip Dıranas 1908 yılında İstanbul'da doğdu ve 21 Haziran 1980'de Ankara'da öldü. Şiire ilgi ve sevgisinin gelişmesin­de lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın büyük etkisi oldu. Özellikle Tanpınar'ın; Baudelaire'i ve çağdaş Fransız şiirini onun teşvikiyle tanıdı.

(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

tamillaaliyeva2Öykücü, edebiyat araştırmacısı. 1951, Beylekan bölgesi / Azerbaycan doğumlu. Tam adı Tamilla Abbashanlı-Aliyeva.

1951 yılı Temmuz ayının 20.günü Azerbaycan Aran Karabağ bölgesinde Beylegan şehrinde dünyaya geldi. Anne ve babasını erken kayıp etmiş, teyzesinin himayesinde büyütüldü. 1958’da Geray Esedov Ortaokulunu 1968’de yüksek puanla bitirdi. 
1969’de Bakı Devlet Üniversitesinin İletişim Fakültesini kazandı. Öğrencilik yıllarında Azerbaycan Devlet Radyo-Televizyon Şirketinde sözleşmeli olarak çalıştı. 1974‘te üniversiteden mezun oldu, 1975’te Bakı Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesinde Araştırma Görevlisi olarak işe başladı. 1987 yılında Batı Avrupa, Amerika, Avustralya Edebiyatları üzerine doktora eğitimini kazandı.1992 yılında Azerbaycan-Amerika Edebi İlişkileri konusunda doktorasını yaparak Moskova Ali Attestasiya Komisyonu tarafında doktor unvanını kazandı. 1998 yılında doçent oldu.

(Okuma süresi: 14 - 27 dakika)

onan necmettin halil 1Necmettin Halil Onan (1902, Çatalca, Kocaeli - 17 Ağustos 1968, İstanbul), Türk  şair, öğretmen, akademisyen, edebiyat tarihçisi. Türk edebiyatının artık
klasikleşmiş eseri olan ve Türk ordusunun Çanakkale Savaşı'ndaki savunmasını anan "Bir Yolcuya" şiirini kaleme alan şairdir.

1902'de Çatalca'da doğdu. Babası, Duyun-u Umumiye memuru Halil Hilmi Bey idi. Ortaöğrenimini Vefa Lisesi'nde tamamladı. 1919 yılında Dârülfünun Edebiyat Fakültesinde açılan sınavı kazanarak Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydoldu.  Cenap Şahabettin, Fuad Köprülü, Ferit Kam, Yusuf Şerif, Yahya Kemal, Hüseyin Daniş gibi edebiyatçıların öğrencisi oldu.

(Okuma süresi: 8 - 16 dakika)

reyhani31932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğan Reyhanî’nin asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars’a, daha sonra Erzurum'a yerleşir. Okuma yazmayı okula gitmeden öğrenir. Sonraki yıllarda ise dışarıdan sınava girerek diploma alır.

Reyhanî küçük yaşlarında köyüne gelen âşıkları dinleyerek, kitap okuyarak birçok halk hikâyesini öğrenir. Alvar köyünde ârifler meclisi kurularak güzel sohbetler ile ehl-i dil insanların yetişmesinin zemini hep canlı tutulurmuş. Âşık Reyhanî de bir anlamda o meclislerin bu topluma sunduğu bir armağandır

(Okuma süresi: 8 - 15 dakika)
ziyagokalp(Doğum 23 Mart 1876 – Ölüm 25 Ekim 1924), Yapıtları ve görüşleriyle Türkçülüğü ve Türk milliyetçiliğini önemli ölçüde etkileyen Türk toplum bilimci, yazar, şair ve siyasetçidir. Meclis-i Mebusan'da ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekilliği yapmıştır. "Türk milliyetçiliğinin babası" olarak da anılır. Ziya Gökalp 23 Mart 1876'da, yerel bir gazetede çalışan memur Çermikli Tevfik Bey'in oğlu olarak Diyarbakır Çermik'te dünyaya geldi. Annesi Zeliha Hanım’dır. Kimi yazarlar, baba tarafından Zaza ya da Kürt kökenli olduğunu iddia etmiştir. Ziya Gökalp ise babasının Türk olduğunu söylemiştir.
Ziya Gökalp, eğitimine doğduğu yer olan Diyarbakır’da başladı. 1886’da Mektebi Rüştiye-i Askeriyye’ye (Askeri Lise) girdi; özürlük düşüncesini ilk defa bu okuldaki hocası Kolağası (Önyüzbaşı) İsmail Hakkı Bey aşıladı. Askeri rüştiyenin son sınıfında iken babasını kaybetti.
(Okuma süresi: 22 - 44 dakika)
ahmetcevdetpasaAilesi ve Medrese tahsili
Osmanlı Devleti’nin ilim ve devlet adamlarından olan Ahmet Cevdet Paşa; milâdî 26-27 Mart 1823 (Hicrî 13-14 Recep 1283) yılında şimdiki adı Loveç olan Bulgaristan’ın Lofça kasabasında kendi ifadesi ile “ruz-ı hızra kırk gün kalarak” doğdu.54Ebu’l-ulâ Mardin, Lofça’nın tabii özellikleri, suyu ve havasının letafeti sebebiyle orada doğup büyüyen çocukların kuvvetli ve zeki olduklarını, bunu Cevdet Paşa’da da görmenin mümkün olduğunu, bu güzel iklimin onun tabiatına tesir etmiş bulunduğunu, yetmiş yaşında bile zihnen ve bedenen dinç kalarak ve muhakemesini kaybetmeyerek çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeder.55
Asıl adı Ahmet olup Cevdet mahlasını İstanbul’da eğitim gördüğü sırada Şair Süleyman Fehmi Efendi’den almıştır. Babası Lofça’nın ileri gelenlerinden ve meclis azasından Hacı İsmail Ağa, annesi yine Lofçalı Topuzoğlu hanedanından Ayşe Sümbül Hanım’dır.