Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

Dede Korkut 1Tüm Türk topluluklarının, milletlerinin ortak kültürüdür. Dede Korkut; Dedem Korkut, Korkut Ata, Atam Korkut olarak da bilinir. Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan ve diğer Türk illeri, Dede Korkut’u farklı adlarla ama aynı hikayelerle tanır.

Genel anlamda birçok kaynak Dede Korkut için “Oğuzların bilicisi” olarak geçer. Dede Korkut hakkında bir özyaşam ya da yaşam öyküsü yoktur, biz onu bize bırakılan ve kendi adıyla anılan Kitab-ı Dede Korkut eserinden biliyoruz. Tahminimizce Dede Korkut, bir çıkış noktası olarak düşünülmelidir ki tarihte hemen hemen her Türk milleti bu biliciye sahip çıkmış ve bu yüzden de onun hakkında net ve kesin bilgilere ulaşamaz hale gelmiştir.

Dede Korkut’un Kökeni Hakkında Yazılanlar

“Dede Korkut kimdir” sorusu tarihi kaynaklar araştırarak cevap aranan bir sorudur ama tarihi kaynaklara baktığımızda önümüze kesin bilgiler çıkmamaktadır. Yukarıda da dediğimiz gibi tarihte hemen hemen her Türk ili bu zatı sahiplenmiştir.

Biz ise eserlerde Dede Korkut’u arayacağız. Bakalım hangi eserlerde nasıl geçmiştir

Dede Korkut:

1. Câmi’u’t – Tevârîh

Reşîdüddin Fazlullah-ı Hemedânî’nin (ö. 718/1318) eseridir. Tarihlerin derlemesi olarak çevrilebilir. Modern anlamda ilk tarih derlemesidir. İlhanlı hakanı Gazan Han’ın isteği üzerine yazılmıştır. Asya ve Avrupa bölgelerindeki imparatorluk ve devletlerin tarihleri tarafsız olarak ilk kez ele alınmıştır.

Bu eserde Dede Korkut, Oğuzlar’ın Bayat boyundan gösterilmiştir. Daha da ayrıntıya girecek olursak Dede Korkut’un 10. Oğuz Hakan’ı Kayı İnal han’ın baş danışmanıdır. Yine Oğuz tarihinde 14.sırada Han olan ve 90 yıl han olarak görev yapan Kanlı Yavguy, doksan yıl boyunca Dede Korkut’u danışman olarak görevlendirmiştir.

Onun hakkındaki başka bir duyum ise Kayı İnal Han’ın Hz.Muhammed ile çağdaş olması ve iki vezirini de Peygamber’e gönderip Han’ın da Müslüman olmasıdır.

2. Şecere-i Terâkime

Türk tarihi için unutulmaz bir eser ve en önemlisi bir kaynaktır.

Ebülgazi Bahadır Han, 1659’da tamamladığı bu eserini Türkmen ileri gelenlerinin ricaları üzerine ve herkesin anlaması için Arapça ve Farsçadan uzak olarak sade Türkçe ile yazdığını belirtmektedir. Eserde Türkmenlere dair bilgiler bulunmakta, Oğuz Han ve neslinden, Türk damga ve ongun kuşlarından bahsedilmekte ve âdeta bir “Oğuznâme” metni verilmektedir.

Ebülgazi Bahadır Han eserini kaleme alırken yazılı ve sözlü kaynaklardan yararlanmış bu bakımdan da geniş bir bilgi birikimini göz önüne sermiştir. Özellikle Türkmen boylarını, illerini gezmiş, beylerin, kamların, baskıların, ozanların soylarını değerlendirmiş, sözlerini eserine almıştır. Yazılı olarak yukarıda bahsettiğimiz Cami’u’t Terakime eserinden yararlanmış ama ondan daha geniş bir bilgiler bulunmaktadır Şecere-i Terâkime’de.

Şecere-i Terâkime’de Dede Korkut, Oğuzların Kayı boyundan gösterilmiştir.

Kaynaklarda, ortak olan bir bilgi de bu bilicinin uzun yıllar yaşadığıdır : Reşîdüddin ve Ebülgazi Bahadır Han onun 295 yıl yaşadığını söylerler. [İslam Ansiklopedisi, Orhan Şaik Gökyay]

3. Bahrü’l Ensab

Seyyid Muhammed b. Ahmed b. Amidüddin Ali Hüseyni en-Necefi tarafından yazılmıştır. Burada Korkut Ata’nın dış görünüşü için bir rivayet vardır: Dede Korkut aydın, berrak gözlü dev kızından dünyaya gelmiştir. Boyu 60 arşındır. [İslam Ansiklopedisi, Orhan Şaik Gökyay]

4. Diğer efsaneler…

Dede Korkut ya da Korkut Ata hakkındaki söylencelerin hepsi yazıya aktarılmamıştır. Bazı menkıbeler, halk arasında sözlü olarak yayılmıştır.

Kimi halk kaynaklarına göre Dede Korkut, 1000 yıl yaşamıştır.

Onun ölümsüzlüğüyle ilgili olarak da Kazak efsaneleri vardır. Kazakların yaygın halk hikayesine göre Korkut Ata, 20 yaşında düşüne giren yaratıklarca kendisine ölümsüzlük verilen birisidir. Allah, ona “Ölümü kendin arzu etmedikçe ölmeyeceksin” diye buyurmuştur. Onun ölümü hakkında daha birçok rivayet vardır.

Dede Korkut’un Özellikleri

Dede Korkut’un öykülerinden yola çıkılarak ona biçilen özellikler vardır. Dede Korkut hakkında elimizde kesin ve net bilgiler yoktur, bu bakımdan da elde edilen özellikler destansı özelliklerdir.

Destan kişisidir bu bakımdan da olağanüstü özellikleri vardır.

“Oğuzların bilicisi” olarak bilinir.

Gaipten haber verdiği söylenir.

Kahramanlara gelecekten haber verir.

Kahramanlar arasındaki sorunları çözendir.

Ad koyma geleneği vardır Türklerde ve öykülerde ad koyma geleneğini yerine getiren Dede Korkut’tur.

Dede Korkut, ozanlık yeteneklerine sahiptir. Kopuz çalar.

Oğuzhanları ile ilgili öyküler anlatır, o hakanları över.

Söylentiye göre Peygamber ile çağdaştır.

Bilgedir, danışılandır.

Yukarıda bahsedilen özellikler, destansı bir özellik taşıdığı için maalesef tarihi bir karakter olarak görülemez.

Kitab-ı Dede Korkut Kitabı Hakkında…

Dede Korkut hikayelerinin toplandığı kitaptır. Kitap hem edebi hem de toplumsal anlamda oldukça önemli bir yapıdadır.

Kitabın toplumsal yapıdaki önemi, bu kitabın bir kişinin değil bir toplumun hikayelerinin derlemesi olmasıdır. Bu bakımdan kitaptan çıkacak tüm özellikler Türk toplumuna mâl edilir.

Kitaba ilk bakan kişi, bu kitabın bir İslam savaşı olduğu kanısına kapılabilir çünkü kitabın büyük kısmında Hıristiyan komşular ile Oğuzların yaptıkları savaşlar anlatılır. Ama anlatılan savaşlardan ziyade bir toplumun kültür temeli, o toplum sağlam ve kaliteli karakteri görülmektedir.

Dede Korkut kitabında 12 hikaye vardır. Bu hikayeler şunlardır:

Dirse Han Oğlu Boğaç Han

Salur Kazan'ın Evi Yağmalanmadığı Boyu

Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek

Kazan Bey Oğlu Uruz'un Tutsak Olduğu Boyu

Duha Koca Oğlu Deli Dumrul

Kanlı Koca Oğlu Kanturalı

Kadılık Koca Oğlu Yüğnek Boyu

Basat'ın Tepegöz'ü Öldürmesi

Begil Oğlu Emren’in Boyu

Uşun Koca Oğlu Segrek

Salur Kazanın Tutsak Olup Oğlu Uruz'un Çıkardığı boyu

İç Oğuz'a Taş Oğuz Asi Olup Beyrek Öldüğü

Hikayeler, konularına göre de gruplandırılmıştır. Böyle bir durumda karşımıza şu tablo çıkmaktadır:

a) Kendi babası için savaşan evlat/oğul: Dirse Han Oğlu Boğaç Han, Kadılık Koca Oğlu Yüğnek Boyu, , Begil Oğlu Emren’in boyu, Salur Kazanın Tutsak Olup Oğlu Uruz'un Çıkardığı boyu.

b) Oğul için savaşan baba: Salur Kazan'ın Evi Yağmalanmadığı Boyu, Kazan Bey Oğlu Uruz'un Tutsak Olduğu Boyu

c) Kardeş için savaşan kardeş: Uşun Koca Oğlu Segrek

d) Kocası için kendisini feda eden/savaşan hatun: Duha Koca Oğlu Deli Dumrul, Kanlı Koca Oğlu Kanturalı

e) Kan kardeşleri için savaşan Oğuz beyleri: İç Oğuz'a Taş Oğuz Asi Olup Beyrek Öldüğü

[Orhan Şaik Gökyay, Dedem Korkud’un Kitabı]

Dede Korkut hikayeleri masal değildir. Dede Korkut hikayeleri bayat bir ifadeyle destancılıktan hikayeciliğe geçiş dönemi eseridir. Bunun ne demek olduğunu biraz açalım:

Destanlarda olağanüstü olaylar vardır ve anlatıcı da bu olağanüstü olaylara inanan kişidir. Lakin Dede Korkut hikayelerinde de destan özellikleri vardır. Bu özellikleri [ temleri ] maddeler halinde sayarak hatırlamak gerekirse ortaya şu tablo çıkar:

a) Kahraman oğlun babayı kurtarması

b) Kahraman oğlanın babasını tutsak edenden intikam alması*

*Ayrıca Dede Korkut hikayelerinde tem, anlatım tarzı, dil ve tanzim edilişi Batı destanlarına da benzer. Bu konudaki ayrıntılı bilgi için Homeros Destanları ile Dede Korkut Hikâyeleri Arasındaki Kurgu, Yapı, Tip Ve Tema Benzerlikleri - Adem CAN makalesine bakılabilir.

Dede Korkut’ta bu temler kullanılmıştır ama destandaki kullanımında fark vardır. Destanlarda bu tem kullanıldığında kahraman, yer altı ya da yer üstü canavarları ile uğraşır ve tem yani amaç tamamen unutulup bu özellikler öne çıkar. Dede Korkut hikayelerinde ise bu temler üzerine gidilir ve hikayenin temeli olarak kalır.

Dede Korkut için dil de çok önemlidir. Dede Korkut hikayeleri incelendiğinde sekiz bin küsür öz Türkçe deyim ve söze rastlanır. Bu da dil malzemesi olarak ayrıca önemli bir hazinedir. Ayrıca eserde Azeri Türk lehçesi kullanılmıştır. Okuyucuyu etkileyen ve hikayenin başından sonuna kadar devam eden şuan çok sık kullanılan bir söz dizimi yani sentaks da dikkat çekicidir. Gariptir ki Dede Korkut, kendisinden yüzyıllar sonra ortaya çıkan Yunus Emre’ye, Enveri’ye , Ahmet Paşa’ya dil konusunda tesir etmiştir.

Türk Halk Edebiyatının tipik bir özelliği olarak Dede Korkut hikayelerinde de nazım ve nesir karışık olarak kullanılmış, olayın anlatımı nesir, kahraman diyalogları nazım şeklinde kaleme alınmıştır.

Dede Korkut hikayeleri sadece Türk dili ve edebiyatı için değil Dünya edebiyatı için de önemlidir. Batılı edebiyatçılar bu hikayelere Türk İlyadası diye hitap ederken, yabancı radyo programları ya da dil araştırmalarında Dede Korkut hikayelerinden parçalar verilir.

Asıl adı “Kitab-ı Dede Korkut alâ lisan-ı tarife-i Oğuzan” olan bu dünya eserinin iki nüshası vardır. Birisi Vatikan diğeri Dresden nüshalarıdır. Bu nüshalar arasında dil farkı vardır ama bu fark Türkoloji araştırmalarına konu olan ayrıntılardır. Daha ayrıntılı bilgi için bu konuda yazılan makalelere bakabilirsiniz: Dede Korkut Kitabı’nın Vatikan Nüshasındaki Bazı Farklı Kelimeler Üzerine- Vahid ZAHIDOGLU ADILOV

Kaynaklar

Özkırımlı , Atilla, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, madde: Kitabı-ı Dede Korkut

Özkırımlı , Atilla, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, madde Dede Korkut

İslam Ansiklopedisi, cilt: 09; sayfa: 78, DEDE KORKUT - Orhan Şaik Gökyay, TDAV

Homeros Destanları ile Dede Korkut Hikâyeleri Arasındaki Kurgu, Yapı, Tip Ve Tema Benzerlikleri - Adem CAN

Dede Korkut Kitabı’nın Vatikan Nüshasındaki Bazı Farklı Kelimeler Üzerine- Vahid ZAHIDOGLU ADILOV

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

TÜRK ROMANINDA MODERNIST ETKININ BOYUTL

Modernist Romanın Altyapısı Bir edebi tür olarak roman, Türk edebiyatına Tanzimat dönemiyle birlikte girmiştir. Her açıdan batılı değerlerin örnek alınmaya...

KÖROĞLU HİKAYESİ KOLLARI VE YENİ VA

Türk Edebiyatında önemli bir bölümü işgal eden sözlü ürünler içerisinde masallar, destanlar, efsaneler ve halk hikâyeleri kültürümüzün temelini...

BEYAZ KÜRK- FÜSUN MENŞURE

Küçük adımlarımla sabahın çiği düşmüş çimenlerin üzerinde yürüyorum. Bir, iki, üç, dört... Dört ahenkli adımı öyle zarif bırakıyorum ki yere, âdeta toprağı...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı...

Çukurova Lobisi Dergimiz, İmtiyaz Sahibi Ali Alper Çetin’in önderliğinde, Mayıs-Haziran 2018 Sayı: 56 okuyucusuyla buluştu. Gündemin odağı ise: Barak Havaları...
VATAN

VATAN

29.12.2018
Vatan mefhumu bazı araştırmacılarımıza göre Fransız ihtilalinden sonra hudutlarımızdan girmiştir. Vatan Şairimiz Namık Kemal ile Osmanlı Türkiye’si tanışmıştır. O’nda bile...
Hüseyin Nihal Atsız’ın kült romanı Ruh Adam’ın başlangıcında yer alan Uygur masalındaki Açığma-Kün’e dair birtakım değerlendirmelere ve çözümlemelere yelteneceğiz bu...
Tarık Buğra,“ Gazetecilik sanatın düşmanıdır” derdi. Bugün yaşasa, yeni yaygınlaşan kavramı kullanacak ve “Medya sanatın düşmanıdır” diyecekti. Muazzam bir tesbittir.
HÜRRİYET KASİDESİ1. Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten 2. Usanmaz kendini insan...
Türk kadınının tarihte “Vatan” için yaptıklarını anlatmak; değil bu sayfalara kütüphanelere sığmaz. Onlar; Türk’ün “hârim-i ismet” ine* el değdirtmemiş...
Her dilin bir hafızası vardır. Bu hafızayı bilerek veya farkında olmaksızın bozmaya yeltendiğimizde muayyen bir dille konuşan toplumun hafızasını da...
Aylık fikir ve sanat derigisi olan Türk Edebiyatı Dergisinin haziran 2017 sayısı yayınlandı. Cemil Meriç ve Cahit Zarifoğlu dosyalarını da...
12 Ocak 1905 İstanbul’da dünyaya gelen Hüseyin Nihal Gümüşhane’nin Çiftçioğlu ailesine mensuptur. Babası, deniz makine önyüzbaşısı Hüseyin efendi oğlu deniz...
Fıkraları sevmeyen var mıdır, sanmam. Çünkü fıkralarda her insana hitap eden bir taraf mutlaka bulunur. Kimini güldürür fıkralar, neşelendirir; kimini...
Kenâr-ı bahrde hoş bir mahaldir, nâzır-ı âlem, Tahaccür eylemiş bir mevcdir; üstünde bir âdem, Hayâlettir, oturmuş, fikr ile meşguldür her dem; Giyinmiştir beyaz...
ŞEHSÜVÂR-I CİHÂNGÎR-FÂTİHNÂME Turgut GÜLER Ötüken Yayınları, 2015 Cihângîr Tûğlar -Selîmnâme- kitabıyla edebiyat ve târîh severlere büyük bir şölen sunan Turgut Güler, Şehsüvâr-ı Cihângîr...
1.Giriş Şiir, her şeyden önce “dil” sanatıdır. İnsanların hafızalarında roman-hikâye cümleleri yerine mısraların, beyitlerin daha çok yer etmiş olması, taşıdığı mesajın...
Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o...
"Noliserse ko ki olsun oliser Tek gönül mevlâyı bulsun noliser" Bursa, kelimelerin manasını Somuncu Baba Hazretleri şehri terk edip gittiğinde kaybetmiş olmalı.