Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

nurettintopcu2Türk gençliğinin ve memleketin birçok meselelerine, milliyetçi bir görüşle koyduğu isabetli teşhisleri ve çeşitli konulardaki edebî ve İlmî yazılarını 1950’den bu yana, büyük bir zevk ve takdirle takibettiğimiz, Nurettin Topçu’yu 10 Temmuz 1975 günü kaybetmiştik.

Büyük bir dâva ve fikir adamı olan Nurettin Topçu Bey’le, 1965 yılında müşterek bir dostumuz aracılığı ile şahsen tanışma imkânını bulmuştum... Daha ilk görüşte anlamıştım ki, yazılarında o kadar sert, cesur ve kabına sığmayan bir insan, hususi hayatında demek bu kadar mütevazi ve mütebessim olabiliyor, hattâ kibir ve gururdan nefret edebiliyordu...

Bir zamanlar Türk Gençlik Teşkilâtı’nın, sonra da Milliyetçiler Derneği’nin Kayseri şubesi yönetim kurulunda bulunduğumuz sıralarda, Onun hararetli yazılarından aldığımız feyz ve cesaretle, Türklük düşmanlarıyla mücadele azmimizi geliştirir, gençliğimizin en heyecanlı ve zevkli anlarını, merhum Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil ve Dr. Nurettin Topçunun yazılarını okumakla geçirirdik.

Vefatından sonra ise, Topçu’nun kurucusu bulunduğu “Hareket” dergisi ve yayınlarını,

dolayısıyle Nurettin Topçu’nun da bu yayınlar arasında çıkan değerli kitaplarını, yine aynı heyecan ve gururla takip ediyorduk.

Topçu, bugün hayata atılmış ve her biri memleketin çeşitli bölgelerinde ve devlet kademelerinde görev almış milliyetçi ve mukaddesatçı bir neslin yetişmesinde, bir Ord. Prof. Dr. Ali Fu-ad Başgil, bir üstad Necip Fazıl, bir büyük Türkçü Nihal Atsız ve hatta Serdengeçti gibi önemli hizmet görmüş bahtiyar dava adamlarımızdan birisiydi...

“Bir insanın kendine inancını kaybetmesi neyse, millet için aşağılık duygusu da odur. Bu yüzden düşünceler sığ, inançlar sahtedir” diyen Topçu, batıdan bize yeni düşünceler getiren tam bir filozoftu. O “Müslümanların topyekün kurtuluşunu da, milletimizin tarihî misyonuna sahip çıkarak, lâyık olduğu yeri almasına” bağlıyordu.

Ailesi, Erzurumlu Topçuzâdelerden olan ve 1909 da İstanbul’da doğan Nurettin Topçu, ilk TBMM’nin Erzurum milletvekillerinden meşhur Hüseyin Avni Ulaş’ın damadıydı. İstanbul Erkek Lisesini bitirdikten sonra, Fransa’da felsefe öğrenimi görmüş ve doktorasını Sorbon’da vermişti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü doçenti olan ve aynı zamanda İstanbul Erkek Lisesi ve Robert Kollej’de Felsefe öğretmenliği yapan Topçu, yayınladığı: Felsefe, psikoloji, mantık, sosyoloji gibi ders kitaplarıyla, (Kültür ve Medeniyet, Türkiye’nin Maarif Dâvası, Ahlâk Nizamı, Yarınki Türkiye, Devlet ve Demokrasi, İradenin Dâvâsı, Varoluş Felsefesi, Taşralı-Roman, İslam ve İnsan, Mehmet Akif ve Bergson gibi, sayısı yirmiyi bulan eserleri ve yüzlerce makalesinin dışında, konferans ve konuşmalarıyla da, Türk düşünce hayatının ve milliyetçilik davasının önemli kişilerinden biri olarak şöhret kazanmıştı.

İslâmî bir milliyetçiliğin temellerini ve ahlâk nizamının esaslarını araştırmak üzere, Şubat 1939’dan itibaren “Hareket” dergisini çıkararak, Türk gençliğinin millî kültür ve millî bir ruhla yetişmesine büyük gayret sarfetmiştir.

“Komünizmle Mücadele” yayınlarının İkincisi olarak 1951’de basılan bir Beyanname’deki İnkılâp-İrtica yazısında, Topçu şöyle diyordu:

“...Bizim asıl içimizi yakan şu: Millet varlığına insafsız ve şuursuzca saldıran zümrenin, içinde büyük çoğunluğu teşkil edenler, bu milletin tertemiz çocuklarıdır. Bunlar, dünyaya geldikleri gündenberi yalan bir tarih okudukları, ilim ve hakikat aşkının ne olduğunu öğrenemedikleri, hayatın kıymeti hakkında, insan rûhunun değeri hakkında gerçek bir kültür sahibi olamadıkları, bütün bunlar kendilerinde insafsızca esirgendiği, izan ve mantık kendilerinden gaddarca çalındığı için bu hale getirilmiş masumlardır.

Bizim herşeyden önce bunları kurtarmak, kendilerini sürükleyip, götüren menfaat simsarları, millî mukaddesat düşmanlarından ayırarak, selâmete kavuşturmak vazifemizdir. ”

Topçu, bu görüşlerini belirttikten sonra; “İnkılâpçı” geçinen “İrtica” yaygaracılarına şöyle hitabediyordu:

“Eğer bu memleketin, rûh ve vücûdu, bugüne kadar ihmal edilmiş olan fedakâr halkında, herhangi bir gerilik göze çarpıyorsa, bugün inkılâbı temsil ediyoruz, diyen sizler, bu zaaf ve sefalete garazkâr olarak onları yakmak veya çarmıha germek istiyorsunuz. Biz ise, sefaletinin her türlü mes’uliyetini, vicdanlarımızın üstünde duyduğumuz, bütün yokluğu içerisinde, mukaddesatını ve varlığını koruyabilmiş Türk Anadolu halkını, her-şeyiyle beraber, her felâketiyle birlikte seviyor, kurtarmak istiyoruz. Onlarla birlikte sizin rûh sefaletiniz de bize ızdırap vermektedir. İşte farkımız burada:

Siz bizi vurmak istiyorsunuz, biz sizi kurtarmak istiyoruz!’’

Evet, kasıtlı ve yanlış bir eğitim sisteminin sonucu olarak, birbirini “vurmak” durumuna düşürülen aynı milletin çocuklarını, bu rûh sefaletinden “kurtarmak” için, hayatı boyunca mücadele eden Nurettin Topçu, bu mutlu günleri görmeden aramızdan ayrıldı.

Fakat, şurası mutlaka bilinmelidir ki, Onun geride bıraktığı düşünce ve eserlerinin nûru, karanlık kafaları aydınlatmaya ve aydınlıktan korkan yarasaların helak olmasına yetecektir...

Su-Ateş-Türk... Üçünden Ürk!

Yazar Hakkında

Abdullah SATOĞLU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ŞİİR ÖLÜYOR MU? - AHMET HAMDİ TANP

Bir müddetten beri Ulus gazetesinde mühim bir anket devam ediyor. Anketin mevzuu şudur : Şiir ölüyor mu?... Her hafta bir şâirimiz bu suale cevap vererek,...

CAHİT ÖZTELLİ

Halk Edebiyatı tarihçisi ve değerli folklorcu Cahit Öztelli ile, şahsen tanışmadan yıllar öncesi mektuplaşmaya başlamıştık. 1962’de ilk baskısını yaptığım “Başlangıçtan Bugüne...

İRFAN ORGA - BİR TÜRK AİLESİNİN Ö

Kitapta savaş öncesi, savaş dönemi ve savaş sonrasında bir Türk ailesinde yaşanan değişmeler ve çektikleri ızdıraplar anlatılmaktadır. Yazar ve ailesi...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Yüzbaşı Nakiyüddin Bey öğrencilerinin Fransızcasının ilerlemesi için elinden geleni yapıyordu. Onlara edebiyat eserlerini sevdirerek bu işi çözebileceğini...

Pınarbaşı’ndayım… Bursa’ya yüzyıllardır âbıhayat içirmiş en güzel köşeciğinin kuytusunda… Elimde uzun zamandır evirip çevirdiğim Alberto Manguel’’in “Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir” kitabı...
BASRÎ GOCUL

BASRÎ GOCUL

23.09.2018
Balkan Harbi sırasında, Çorlu'nun Muhittin mahallesinde, bozguna uğratılmış istilâcı düşmanın geri çekilirken çevresinde-kilerle beraber, yıkılıp külleştireceği önü bahçeli, tek katlı...
A.Yılmaz Soyyer; Türk Sosyolojisinin Başlangıcında Bedi Nuri, Sosyolojik Açıdan Alevi-Bektaşi Geleneği, Bir...
15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi üzerine ilkokulu orada tamamladı. Ortaokulu Merzifon ve...
2016 senesinde yayın hayatına başlamış olan Edebice Fikir Sanat Edebiyat dergisi Samsun’un Bafra ilçesinden kültür hayatımıza iştirak etmektedir. İmtiyaz sahibi...
Ve şüpheli tavırlarıyla mühendis Tansel Bey. GZS-3 ne demektir? Derdiyok Fakültesi’nin tekinsiz dekanı, Ve senaryosunu kimlerin yazdığı bilinmeyen “ÇARŞAMBA KARISI...
Bentham kardeşlerin Eski Yunancayı dayanak edinerek türettikleri bir kavram olan ‘panoptikon’ kelimesi ‘göz önündeki yer’ anlamını taşımaktadır; pan (bütün) ve...
Vaktiyle “Hisar” dergisinin bir sayısında Sabahattin Teoman, kendisiyle yapılan bir konuşmada, şiire dair görüşlerini şöyle izah ediyordu; "... Şiir, insanları nebattan...
Bir kimse, bir hâl veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki tesirine genel anlamda ‘etki’ diyoruz. Kişi, durum ve...
Edebiyat, Platon ve Aristo’dan bu yana toplum üzerinden tesirler yaratan bir sanat dalı olarak kabul görmüştür. Söz konusu etki toplumun...
Üstad Necip Fazıla göre, Hakkı Tarık Us: "Her işte kılı kırk yarıcı, gayet ciddi, temkinli herşeyden evvel lisan âlimi ve...
SULTAN VELED'den Sinün yüzün güneşdür yoksa aydur Canum aldı gözün dakı ne eydür...
İki veya daha çok kimse arasında karşılıklı olarak dostça, arkadaşça yapılan konuşmalara genel anlamda sohbet diyoruz. Sohbet etmek/eylemek, beli, kuralarla...
Arketip kavramının ne olduğunu kısaca izah ederek başlamak gerekiyor bu yazıya. Arketip teriminin Türkçedeki karşılığı ilk-örnek şeklindedir ki evrenimizdeki veyahut...
Dede Korkut hikâyeleri evreninde Aruz Koca adında bir bey vardır. Aruz Koca’nın iki oğlu vardır. Bu iki oğuldan biri Aruz...