Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
Bunu okudun 0%

Bu ıslık çalan adam, ney üfler gibi, yeni bir şiirin ilk nefesini duyurmaya mı çalışıyor!Kaç bucaktır kahbe dünyâ çeşm-i yârdan düş de gör

Dostla düşman nerdedir sen îtibardan düş de gör

Maddenin ardında âlem sanma sohbet dostçadır

Kim kalır çevrende bir an fazla kârdan düş de gör

Korkusundan titreyen kuş diş biler can almağa

Kalmasın dizlerde derman sen şikârdan düş de gör

Geçtiğin yollarda alkışlar tutan dost çehreler

Kapmak isterler paçandan iktidardan düş de gör

Can da neymiş can fedâ olsun diyenler uğruna

El  uzatmaz bir sefer sen şöyle yardan düş de gör

                                          (İstanbul, Aralık 1986)

-Öldü diye bakılan Divan şiirinin ölürken geride bıraktıklarına bakılırsa, hükmün çok da doğru olmadığı anlaşılıyor. Gelenek, her fırsatta yeniden boy veren fidanlar gibi, aruzuyla, gazeliyle, mazmunlarıyla dönüp geliyor ve bize eski tadlardan haber veriyor.-

“Düş de Gör”, insanı ve toplumu  eleştiren bir şiir. Şairin zamandan ve insandan şikâyeti var ve insanın aşındığını, toplumun bozulduğunu düşünüyor. ”Düşenin dostu olmaz” atasözünün doğruluğunu isbata çalışıyor âdeta. Ona göre, “itibâr”, “fazla kâr”, “şikâr”, “iktidâr”, kavramları, günümüz insanının gözünü alıp önünü görmesine engel parlatılmış kavramlar. Bunları elde etmek uğruna neler yapmaz insan!...

Direktör Âli Bey, Lehçetü’l-Hakaayık adlı eserinde, “dostluk” için, “Fırtınalı havalarda içi dışına dönen şemsiye” demişti. “Îtibardan düşmek”, “çeşm-i yârdan düşmek”, “fazla kârdan düşmek”, “iktidardan düşmek” … vaktiyle bu imkânlara sahip olanlar için “fırtına” olsa gerek. O zaman, insanoğlu, hava bulanır bulanmaz kendine yeni bir kapı, yeni bir efendi, yeni bir dayanak.. bulmak peşine düşüyor; yani şemsiye tersine dönüyor. 

Şiirin hemen başındaki, Veysel’in “Kahpe felek sana n’ettim n’eyledim?” sorusunu hatırlatan “kahpe dünya” ifadesi, şairin dünyaya hiç de iyi gözle bakmadığını haber veriyor. Arkasından gelen “Gözden düşünce dünyanın kaç bucak olduğunu da, dost dediğin kimselerin düşman kesildiğini de görürsün.” hükmü dfeleğin  “dönek” olarak kabulünden kaynaklanıyor ve şairdeki hoşnutsuzluğun köklerini de net bir şekilde ortaya koyuyor..

Bu temel düşünceden yola çıkan şair, düşüncesini değişik yönleriyle kademe kademe geliştiriyor:

*Kazancın bol, elin genişken bir sohbet halkası ile çevrili olarak yaşıyorsun. Gün gelip kâr musluklarının kapandığını görürlerse hepsi dağılacaktır. İnsanoğlu maddenin peşinde…

*Güçlü olduğun zaman karşında kuş gibi titreyenler, dizlerinin dermanının kesildiğini fark ettikleri zaman, can almaya koşarlar; daha önce serçeyken kartallaşırlar; gagaları da, pençeleri de kuvvetlenir!

Bu şiir, insanı eleştirmekle kalmıyor, onunla alay da ediyor: 

*Güçlüysen, yol boyunca boy gösteren  “dost çehreler!” seni alkışlarlar; fakat iktidardan düştüğünde, paçalarına saldırırlar; “şak şak”ların yerini “hav hav” sesleri alır. Anlarsın ki insan değil, başka şeymişler!

*Senin uğruna canını hiçe sayar görünenler, elindekileri yitirip yokluk uçurumuna düşersen, bir kez olsun el uzatmaz; seni düştüğün yerden kaldırmak için de hiçbir çaba harcamazlar.

Bu hükümler, Seferî’nin  dünyaya da, insana da güvenmediğini gösteriyor. Bu karamsar bakış –ara sıra neşeli mısralar söylemiş olsa da- kalıcıdır şairde: “Düş de Gör”le aynı tarihi taşıyan “Nefret” şiirinde “Nesi var bilmiyorum ben bu cihan devletinin / Hayrı yok kimseye aslâ şu yalan servetinin” demişti; bunlardan on yıl sonra yayımladığı  (1996) “Nesi Kaldı” şiirinde de bakış tarzı değişmemiştir.

Seni sevdim diyecek bu cihânın nesi kaldı

Sustu bülbülleri bâğın şu kırık nağmesi kaldı

Hani Ferhâd ile Şîrîn hani Vâmık ile Azrâ

Nerde Mecnûn ile Leylâ bize efsânesi kaldı 

Sadece bu üç örnek bile, -ki bu örnekler onun insana ve zamana yönelttiği ince fakat çok sert eleştirilerdir- şair Seferî’nin zaman, toplum, insan ve onun geleceği konusunda endişeli olduğunu göstermeye yeter. Kaldı ki, en son şiirlerinden biri olan “Keşke Câhil Olsaydım” (2016) şiirindeki “Cehalet hep neşeymiş, yalakalık hoş şeymiş / İlim irfan da neymiş; işkembeden atardım” mısraları, bu bakış tarzının –en azından- son otuz yılın “merkez duygusu” olduğunu da düşündürüyor.

2017’de yayımlanan şiir kitabı  Sana Geldi Bu Gönül’e yazdığı “Sözbaşı”ndaki “bu şiirler biraz hasret, biraz gurbet, biraz sevinç, biraz hüzün, biraz sitem, biraz ümit, biraz ümitsizlik, biraz kırgınlık, birazkızgınlık kokar” cümlesi de açık şekilde gösteriyor ki Seferî, “diken üstünde “ bir adamdır. Huzursuz, aceleci, zor beğenen; taze bir mazmunun güzelliğini, dolgun bir kafiyedeki ses zenginliğini kaçırmamak için tetikte bekleyen; her geçen gün biraz daha küçülen insanı uyarmak/uyandırmak için didinen bir ıztırap adamı...

Hâşim için “Ömrüm Benim Bir Ateşti”yi yazan Beşir Ayvazoğlu onun da biyografisini yazarsa, herhalde, “İğneli Fıçıdaki Şair” diyecektir kitabına!...

Prof. Dr. Saadettin YILDIZ


*Seferî (Prof.Dr.Mustafa Nejat Sefercioğlu), Nevşehir doğumlu. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türkoloji Bölümü mezunu. Milli Kütüphane’de uzun yıllar çalışmış ve memurluktan genel müdürlüğe kadar yükselmiş bir kütüphanecidir. Merhum Prof.Dr.Amil Çelebioğlu’nun teşvikiyle akademik kariyere başlamış, kütüphaneden üniversiteye geçmiş; aradığını bulmuştur! Gazi ve Marmara Üniversitelerinde çalışan Seferî, halen KKTC Girne Amerikan Üniversitesi Eski Türk Edebiyatı Profesörüdür. Nev’i Divanının Tahlili, Hasret Çuvalı, Divançe-i Seferî, Milattan Önce, Sana Geldi Bu Gönül gibi kitapları ve çeşitli dergilerde çok sayıda makalesi yayımlanmıştır.

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Modernlik değildir "Modernizm" Kumar Türk modernleşmesi sürecinde, Türk tiyatrosu da medenileşme projesinin bir parçası olarak tasarlanmıştır. Aydınlanma çağı düşüncesinin ve...
1932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğan Reyhanî’nin asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars’a, daha sonra Erzurum'a yerleşir. Okuma yazmayı okula...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
(d. 16 Nisan 1916, İstanbul - ö. 13 Aralık 1979, İstanbul), Türk şair, öğretmen, çevirmen. Modern Türk şiirinin önde gelen şairlerindendir. Herhangi bir edebi akıma katılmamış;...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Ayşe YAZICI YAVUZ 1980 Niksar doğumlu. 2003 yılı, Osmangazi Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Aynı üniversite bünyesinde 2004 yılında Tezsiz Yüksek Lisans diploması...
Tokat’ta doğan Suzan Çataloluk ilk ve orta Okulu İstanbul’da, liseyi Erzurum’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal...
1976 yılında Tarsus’ta doğdu. 2002 yılında Niğde Üniversitesi’nden mezûn oldu. Töre, Kurgan Edebiyat, Siyah-Beyaz Kültür, İnziva, Herfene, Yeni Düşünce, Başarı Edebiyat,...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi üzerine ilkokulu orada tamamladı. Ortaokulu Merzifon ve Mersin askeri...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY) Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o, şiirlerinde kullandığı Yetik Ozan takma adı ile meşhur olmuştur. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Yetik Ozan’ın...
Yavuz Bülent Bâkiler 23 Nisan 1936 , Sivas ’ta doğdu. Şair, yazar , gazeteci, yönetici, avukat. Aslen Azerbaycan göçmeni ailenin çocuğu olan Yavuz Bülent Bâkiler ilk ve orta...