Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

Aziz dostlarımız;

Sürekli tekrarlamak hoş değil, lâkin aksini de söyleyecek durumda da değiliz; evet, sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz.

ilkelerÜstelik, ülke olarak da, medeniyet olarak da, sıkıntılarımız, buhranlarımız günümüze mahsus değil. Uzunca bir zamandan buyana medeniyetimiz büyük bir krizle karşı karşıya. Ülke ve millet olarak yaşadığımız sorunların önemli bir sebebi, bir kaç asırdan buyana mensup olduğumuz medeniyetin hayâtımızı tanzim etmekte yeterli etkinliğe sâhip ol(a)maması... Sorunlarımıza medeniyetimizin ilkeleri çerçevesinde çözümler üretmekte zorlanıyoruz. Bu durum, kültürümüzün ve zihnimizin insicamını yitirmesine yol açıyor.

Buhran dönemleri, aynı zamanda yeni atılımlar için bir fırsat olarak da düşünülebilir. Türk Milleti olarak, asırlardan buyana, bizi yeniden bütün insanlığın gıpta ile tâkip edeceği bir seviyeye taşıyacak kutlu bir atılımın, güçlü, önünde durulamaz bir medeniyet hamlesinin hayâlini kuruyoruz.

Yeni bir medeniyet hamlesinin gerçekleştirme konusundaki en büyük güçlüğümüz, hiç şüphe yok ki, imanımızdaki soğuma... Asırlar var ki, medeniyetimizi ayakta tutan, gelişmesini sağlayan gerilimdeki tavsama sebebiyle, dış etkilere çok açık hâle geldik; sorunlara öz medeniyetimizin zâviyesinden teşhisler koymak, bize âit olmayanları ─kabûllenmeden önce─ bir elemeye tâbi tutmak konusundaki hassasiyetimiz azaldı; dolayısıyla da sorunlara özgün çözümler üretmek için çabalamak yerine, hazıra konmayı, başkalarının ürettiklerini ─hiç bir elemeye tâbi tutmadan─ kullanmayı; üstelik de, çoğu zaman, "bu zâten bizim idi" diyerek "başkalarına âit olanı" sâhiplenmeyi ve bu "başkalaşma"yı özümsemeyi itiyat hâline getirdik...

Oysa, birkaç asırdan buyana ilim ve teknikte Batı Medeniyeti'nin öncülüğünde sağlanan muhayyele sınırlarını zorlayacak nitelikteki gelişmelere rağmen, insanlık "dün'den" daha mutlu değil. Çünkü, güç ve menfaat esasına dayanan Batı Medeniyeti'nin, "bütün insanlığın huzur ve refahını sağlamak" gibi bir emeli yok. Bu yüzden de, sürdürülebilir değil, insanlığı mutlu ve huzurlu kılamıyor. Üstünlüğünü hâlen devam ettirebiliyor olması, an itibâriyle, kendisiyle yarışabilecek güç ve evsafta bir rakibinin olmamasından kaynaklanıyor.

Târih şâhittir ki, yeryüzüne nizam verecek güç ve kudreti hâiz olduğumuz dönemlerde, insanlık, huzur ve emniyet içinde yaşayabiliyor olmanın ayrıcalığına sâhipti. Hürriyet, şahsiyet, adâlet, mülkiyet, gayret gibi esaslara dayanan, insanın insana tahakkûmüne müsaade etmeyen, servetin ve kaynakların bireyler ve toplumlar arasında hakkaniyet çerçevesinde "bölüşülmesini" esas alan bir yeryüzü nizâmı tesis etmeyi kendisi için ilâhi bir vazife addeden Türk Milleti, canlı-cansız bütün varlıkları ─ayrım gözetmeksizin─ "Tanrı'nın emâneti" kabûl ederek, bu konuda kendisine bile ayrıcalık tanımayı düşünmeden, bütün insanlığın huzur, emniyet, sulh-sükûn, adâlet ve refah içinde yaşamasını temin edecek cihanşumûl bir nizâmın kurucusu ve koruyucusu olmuş, asırlar boyunca bu uğurda kan ve terini akıtmıştır.

İnsanlık, yeniden Türklerin "şahlanmasını" özlemle beklemektedir.

Türklüğün ihyâsı, yalnız Türkleri değil, bütün insanlığı ilgilendiren bir sorundur.

Lâkin, âleme, öz medeniyetimizin zâviyesinden bakmamızı sağlayacak özgün bir bakış açısı geliştirebilmemiz, medeniyetimizi yeniden bütün insanlığa huzur, refah ve emniyet içinde yaşama imkânı sunan cihanşumûl bir nizam teklif edebilecek duruma gelmemiz için, öncelikle canlı ve üretken bir ilim/kültür hayâtının ─yeniden─ tesisi gerekiyor.

İşte, Kırmızılar Hareketi, kendisine tam da bu noktada bir "misyon/vazife" yüklemiş durumda. Pek çok sâikin tesiriyle asırlardan buyana sığlaşan, çoraklaşan, güdükleşen ilim ve kültür hayâtımızın yeniden ve gür bir şekilde neşv-ü neva bulmasında pay sâhibi olmak, bu ulvî amaca katkıda bulunmak.

İlmî/kültürel sığlaşmanın önemli sebeplerinden birisi, toplumun farklı kesimlerine mensup aydınlar/düşünürler arasında özgür ve medenî bir tartışma ortamının ─uzunca bir zamandan buyana, zihnimize vurduğumuz prangalar sebebiyle─ ortadan kalkmış olması. Türkiye, uzun zamandan buyana, birbirini kaale almayan toplum kesimlerinin, "daha yaşanılabilir bir ülke/dünyâ" emeli uğruna birlikte çaba göstermek, bu konuda "daha iyi olanı bulmak için" tartışmak yerine, kimsenin/hiç bir gurubun kendisinden başkasını dikkate almadığı, başkalarını yok farzettiği, dolayısıyla da farklı düşünen insanlar/kesimler arasındaki etkileşimin en alt seviyeye indiği bir hâldedir. Ayrıca izaha gerek yoktur ki, canlı bir ilim/kültür hayâtının tesisi için, öncelikle yapılması gereken, farklı düşünen insanlar/kesimler arasındaki bu "duvar"ların yıkılmasıdır.

Kırmızılar Hareketi olarak, yayın hayâtına başladığımız günden buyana, gelecekte hararetli/verimli/seviyeli bir tartışma ortamının tesisine zemin hazırlamak amacıyla, toplumun farklı kesimlerine mensup düşünürlerin/yazarların yazı ve makalelerine sayfamızda yer vermeye büyük önem veriyoruz, özen gösteriyoruz.

Açıkça belirtmek isteriz ki, nitelikli/seviyeli yorumları, yukarıda izah edildiği veçhile, yayın ağımızın kuruluş amaçları arasında olan "canlı bir ilim ve kültür hayatının tesisi" çabalarına katkı olarak değerlendirmekteyiz ve bu durum bizi ziyâdesiyle mutlu etmektedir. Bunun da ötesinde, sözkonusu amaca ulaşabilmenin yollarından birisi, yalnızca "düşünenlerin" değil, okuyanların da tartışması, düşüncelerini ifâde etmesidir. Türk Eğitim Felsefesi'nin temel düsturlarından olan "mârifet iltifata tâbidir" ilkesi, bu konu için de geçerlidir. Düşünen/yazan insanlar, okuduklarını tartan, değerlendiren, eleştiren nitelikli bir okuyucu kitlesini karşılarında bulduklarında, umulur ki, daha üretken hâle gelecekler, yazdıklarının tartışılmasından haz duyacaklar, bundan şevk alacaklardır. Bu itibarlâ, dostlarımızın, yayımlanan yazılar hakkında nitelikli/seviyeli yorumlar yapmaları bizim arzuladığımız bir şeydir, daha yerinde bir ifâde ile "asıl yapmaya çalıştığımız" şeyin önemli bir parçasıdır.

Ancak, sığ fikirlerini tek doğru olarak kabûl eden, farklı düşünenlere ve farklı düşüncelere karşı tahamûlsüz, dünyâyı siyah-beyaz gibi iki renkten ibâret zanneden, zihin konforunu bozan her türlü düşünceye düşman kesilen bazı kardeşlerimize önerimiz şudur; lütfen kendinize eziyet etmeyiniz, bizim yayınağımıza yayımlanan yazı ve makaleler, sizler için değildir. Farklı düşüncelere ve düşünce sâhiplerine karşı tahammüllü olmak, tartışmaya açık olmak gibi konularda ya kendinizi zorlayın, yâhut da her konuda hazır reçeteler sunan ve böylece sizi "düşünme çilesi"nden kurtaran, kendinizi âit hissedebileceğiniz basmakalıp düşünce kırıntıları ile hırslarınızı, öfkelerinizi, hissiyatınızı dışa vurma arzunuza ulaşmanıza yardım eden kaynaklarla zihninizi beslemeye devam edin; orada kalın, Kırmızılar size göre bir yer değil... İşimiz başımızdan aşkın, dert çok, düşman kavi, tâli zebun; vaktimizi ve enerjimizi sizlerle uğraşarak heba edemeyiz.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Feridüddin-i Attar

Ferîdüddin Attâr veya tam adıyla Ebu Hamid Ferîdüddin Muhammed bin Ebu Bekr İbrahim Nişaburî, İranlı mutasavvıf, şair. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attâr olarak...

Bukağı

Nevi şahsına münhasır hal ve tavırları ile Hacı Bayram Veli, Yunus Emre ve Niyazi Mısri'nin tasavvuf geleneğindeki yerleri ve etkileri kuşkusuz çok büyük ve...

KIRIM'A SEYAHAT - FATİH KERİMİ

İlk baskısı 2004 yılında hazırlanan Fatih Kerimî'nin Kırım'a Seyahat adlı bu kitabının o günkü telif ücreti "Kırım'da Çocuk Okutma Kampanyası"nda kullanılmak...

ANADOLU MASALLARINDAN DERLEMELER - NECAT

Kültürümüzün çok uzun bir geçmişi ve muazzam bir derinliği bulunmaktadır. Dolayısıyla kültürümüz çok büyük bir zenginliğe ve köklü bir yapıya sahiptir. Türk...

LAKAPLARIYLA EDEBİYATÇILAR

Edebiyat Dunyamız

ADALET CİMCOZ: Fitne Fücur. · ATTİLA İLHAN: Abbas Yolcu, Beteroğlu, Ali Kaptanoğlu, Nevin Yıldız. · ÇETİN ALTAN: Hadi Borazan, Hüseyin Zurna. · ERCÜMENT EKREM...

BİRLİKTEN CUMHURİYET DOĞAR

Özcan TÜRKMEN

Milletçe, coşku ile, Türkiye’de ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutluyoruz/kutladık Cumhuriyet Bayramımızı. Büyük Önder Atatürk’ü ve silah...

MOTİFLERİN DANSI

Ayla Coşkun CEREN

Eller ne çok işe yararlar. Hayata tutunduğumuz, hayatı kavradığımız, işlediğimiz, ördüğümüz, inşa ettiğimiz, meydana getirdiğimiz, sevdiğimiz, hatta yok...

Bir Ses Mimarı: Yahya Kemal Beyatlı

Edebiyat Dunyamız

Kostantiniyye... Estefanya... Gulgule-i Rûm... Dersaadet... İslâmbol... yâni İstanbul...Ne vakit Rumeli Hisârına baksam, Yahya Kemâl’in derin bir teessürle...

KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE ‘AR VE NAMU

Klasik Türk şiirinde birçok kavram, has kılındığı tiplere göre değerlendirilir ve böylece genel kabulde olumlu olan bir kavram olumsuz, olumsuz görülen ise...

PROF.DR. ABDÜLKADİR İLGEN İLE "TÜRK

Türk müslümanlığı, çok tartışılan, daha da çok tartışılacak olan konu. Ama, ilgili fikir çevrelerindeki yaygın kanaat eğer bir Türk medeniyeti oluşturulacaksa bunun zeminin...

MÜZİĞİMİZ, TÜRKÇE, ÇOCUKLARIMIZ

Sayın Fatma Adile Başer, akademik düzeyde ve ama bir sanatçı duygu ve duyarlılığı ile bizim müziğimiz, Türkçemiz, kültürümüz ve medeniyetimiz üzerine okuyor, inceliyor,...

ŞAİRLERİ KOVMAK İSTEYEN ŞAİR

Temel bir düşünme alanı olarak felsefenin diğer dsiplinlerle olan ilişkisi her dönem tartışılagelmiştir. Çünkü felsefeyi bu alanlardan birine indirgemeden ya...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli...

TEVFİK FİKRET VE TÂRİH-İ KADÎM

Târih-i Kadîm Beşerin köhne sergüzeştinden  Bize efsâneler terennüm eden;Bizi, âbâ-i bî-vücûdumuzun  Cevf-i mâzîde bir siyah ve uzun  Gece teşkil eden hayâtından  Ninniler...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Matematik hocası Yüzbaşı Mustafa’nın nasihatleri ile Mustafa Kemâl’in annesine dargınlığı kalmamıştı. Artık Selanik’teki çocukluk günleri güzel geçmekteydi.  Ara...

YUNUS EMRE VE DANTE NIN LA VITA NUOVA AD

Bu çalışmanın amacı 13. yüzyılda yaşamış biri Türk diğeri İtalyan iki şair – Yunus Emre ve Dante Allighieri’nin “Yüceltme” konusuna yaklaşımlarıdır. Her iki...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
RIZA ÜMİT

RIZA ÜMİT

09.02.2019
Değerli Edebiyat Tarihçisi Nihad Sami Banarlı’nın. 1949’larda “San’at Sayfası'nı yönettiği YEDİGÜN dergisinde şiirlerini zevkle okuduğumuz şairler arasında, özellikle tasavvuf! şiirler...
Bir ırmak düşü gördüm. Sevgi, “sesini ırmak sularından” alıp “kalbimizin bahçesine” akıyordu. Irmak boyunca aşkın kuşları kanat çırpıyor, sabır ve...
Eğer cevabınız “hayır” ise yazıyı okumayı bırakın. Bu gönül yolculuğu başlamadan bitsin. Bu yazı, gönül nedir bilenler içindir. Yalnız burada...
“Varlığın bana yetmezken, yokluğunla avunmak zorundayım.” der Mevlâna… Ve ekler; “Ya al götür kalanımı ya da gel tamamla eksik kalan yanımı.” Tolstoy’un “İnsan ne...
Başlangıcı XVI. asra dayanan ve tarih sahnesinde kesintisiz süreklilik göstermek kaydı ile günümüze kadar ulaşan âşık edebiyatı ve geleneği Türk...
İdil Hanım, sizce müzik nedir? Müziği ne olarak görmek, anlamak gerekiyor.
Matematik hocası Yüzbaşı Mustafa’nın nasihatleri ile Mustafa Kemâl’in annesine dargınlığı kalmamıştı. Artık Selanik’teki çocukluk günleri güzel geçmekteydi. Ara verdiği...
1. Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihan harâbEyler anı müdâhane-i âlimân harâb2. Bilmez ki iki kat yıkılur kendi halkdanİster cihân...
(23.6.1901 - 24.1.1962) Doğ. ve Ölm.: İstanbul Çeşitli ortaokul ve liselerde okuduktan sonra İstanbul Edebiyat Fakültesi'ni bitiren Ahmet Hamdi Tanpınar, liselerde.
“Bize bir zevk i tahattur kaldıBu sönen, gölgelenen dünyada”Ahmet Haşim Tek başına yürümüş Tanpınar gittikçe gölgelenen ve derinleşen dünyasında. Yapayalnızmış üstelik.
Ahilik, bir Ortaçağ esnaf teşkilâtıydı. Batı’daki lonca teşkilâtının, Türkleştirilmiş ve İslamlaştırılmış bir modeliydi. Aslında, ekonomik bir müessese olarak kurulmuş olsa...
Yahya Kemal TAŞTANÖtüken Neşriyat, 2017 Âdeta Balkan İmparatorluğu addedilebilecek Osmanlı Devleti’nin son asrında cereyan eden Balkan Savaşları; Türk milliyetçiliği ve Anadolu...
Erenköy şehidi Süleyman Uluçamgil (1944-1964), daha 20 yaşındayken hayata veda etmiş olmasına rağmen Kıbrıs Türk edebiyatında adı anılan, yalnız şehit...
Saadettin Yıldız[1] 1.1.2.2.Yeşilköy Hayâli Esirlik sonrasında sakin, yeşil ve huzurlu bir...
Ne güzel demiş şair, “Seher yola giren âşık gece Leylâ’da akşamlar”. Seher, Bartın’dan yola çıkan seyyah, gece Batum’da akşamlar mı...

Üye Girişi