Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet

SUNUCU DEĞİŞİKLİĞİ NEDENİYLE SİTEMİZDE YER YER AKSAMALAR YAŞANMIŞTIR.. Şu anitibari ile sitemizi kararlı çalışmaktadır.

(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

İbrahim Kalın
İnsan Yayınları
2020

Bu kitap bize, “akıl” nimetinin mânâsını, kalp ile olan bütünlüğünü, akıl-kalp bütünlüğünün ahlâk, erdem, hikmet ve varlığın öz bilgisiyle olan etkileşimini anlatıyor. Gayet akıcı ve sürükleyici bir dille yazılmış olan bu felsefi eser, aklın rasyonel ve nicel zemine indirgendiği Avrupa Aydınlanması’nın İslâmi entelektüellerin rasyonalite anlayışına muhalif olmasını içeren bir girizgah ile başlıyor.

 

Özellikle Kant’ın “Aydınlanma” izahı ve idrâki “insanın kendi kendine dayattığı vesayetten kurtulma” ve Horatius’un “bilmeye cüret et” açıklamaları hakikate ulaşma yolculuğumuzda tasavvurumuzla benzeşmektedir.

 

Yazar, “her şeyi plastik hale getirmenin pratik ve ekonomik faydasının olabileceğini” ancak insanın yaşam kalitesine ve ahlâkına katkısı olup olamayacağını tartışıyor. Bu tartışma kitabın da muhtevasını oluşturuyor. Aklen ürettiklerimizi kalben sindirebiliyor muyuz? Akıl ve kalp düşünce planında üniter olabiliyor mu? Kısaca Kur’an’a ne kadar uygun hareket ediyor? soruları etrafında tartışma zemini oluşturulmuştur.

 

İbrahim Kalın, Natüralizm ve pozitivizmle birleşen rasyonalizmin gerçekliği insan zihninin analitik kabiliyetlerine indirgendiğini ve nicel hesaba dayalı düşünceyi, varlığın hakikatini bilmenin tek güvenilir yolu olarak tanımlamaya çalıştığına dikkat çekiyor.  Bu tespitten örnek vermek gerekirse Tevhid-i Tedrisat Kanunu üzerinden doğrulama yapabiliriz; nitekim Tevhid-i Tedrisat Kanunu tedrisatımızı tevhidsiz bırakmıştır. 

 

Kitapta, yüzyıllardır süregelen “özgürlük” tartışmasına yeni bir tanım görüyoruz;  “Özgürlük, tüm sınırların ve kuralların kaldırılması değil, aklın erdemle birlikte kullanılmasıdır.”

 

İmam Gazali’den alıntılanan “Bil ki akıl ancak din ile hidayete erebilir. Din de ancak akıl ilke açıklık kazanıp anlaşılır hâle gelebilir. Akıl temel, din de bina gibidir. Bina olmadığında temel işe yaramaz. Temel olmadığında da bina sağlam olmaz.”

 

Bu alıntı akıl ve din ilişkini ve hatta bütünlüğünü bize açıklıyor. Geçmişteki ve günümüzdeki tüm filozoflar varlıkla ve yaratıcıyla ilgili arayışlarını ciddi bir noktaya getirmiş ancak din eksikliğinden dolayı nihayete erdirememiştir. 

 

İlerleyen bölümde hikmet meselesi/bilgisi üzerine yoğunlaştırdığını, hikmeti kavramadan hüküm vermenin aklın skandalı olduğunu, hikmeti olmayan hükmün kör olduğunu ancak hikmeti korumak ve hikmetli konuşmak/hüküm vermek için hikmet yolunda olmamız gerektiğinin altı çiziliyor. Ayrıca hikmetli olmanın aklın ve kalbin iyi, güzel ve doğru olmasından geçtiğini böylelikle duyu organlarımızın üniter bir deneyime ulaşarak bilişsel, psikolojik ve ahlâki ilkelerle düşünce üreteceğini açıklıyor.

 

Kitabın Akıl, Varlık ve Erdem bölümünde  “ulü’l-elbab” kavramı en dikkat çekici noktalardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Kelime anlamı olarak: “Varlık hakkında derin anlayış sahibi - bir şeyin özü ve çekirdeği” ifade edilmiş. Burada zihinsel ve paradigma üzerine bir atıfta bulunmakta fayda var. Suriye’de, Libya’da veya herhangi bir -sınır ötesinde- ne işimiz var? sorusunun cevabı var. 

 

Elbab operasyonunu yaparken “derin anlayış sahibi” değilsek bu operasyonu askeri ve ekonomik yük olarak görürüz. Ancak aklımız ve kalbimiz bu operasyonun/operasyonların özünü, çekirdeğini görürse işte Elbab o zaman anlamlı ve tartışmasız olacaktır.

 

Son olarak yazar, hikmete ve elbab şuuruna ulaşmamızın ancak bir rehber eşliğinde olabileceğini, bu rehberin de Kur’an olduğunu ifade ediyor.

Savaş HOŞTAŞ
Siyaset Bilimci

 

Comments powered by CComment

Yayınlar

TÜRK EDEBİYATINDA ANLAMIN MERTEBELERİ KAVRAMLAR-EDEBÎ TÜRLER-BAZI ESERLER Bu araştırmanın en önemli amaçlarından biri edebî eserin dünyasına girmeye mâni olan endişelerden mümkün olduğu kadar uzak bir şekilde onların günümüze taşıdığı mesajı anlamaya çalışmaktır.
Gönlümden... Ufuklar Ardı Bizim Babamın ezberinde bir çok şiir vardı. Okuduğu güzel sözleri, şiirleri, kıssaları hemen kısa kısa not ederdi. Bir...
Şeyh Edebâlî’nin Osman Gâzî Beğ’in Düşünü Yormasıdır:  “Kara Osman Beğ’imizin atası hörmetli Ertuğrul Gâzî, geçen gün yanına Dursun Fakı ile Samsa...
Yazar         : Prof. Dr. Emine YENİTERZİ Yayınevi        : Selçuklu Belediyesi...
e – KİTAP Yazar : Suzan ÇATALOLUK Sayfa sayısı :139Yayın Numarası: 20e - Yayın Numarası: 6Hikaye serisi : 3Yayın Tarihi: Kasım...
Avrupa Birliği çerçevesi içinde oluşturulmaya çalışılan “Avrupalı kimliği” bir inşa çalışmasıdır. Kuzeydoğuda Ruslar Avrasyacılık ile başat iradenin Ruslardan...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech