Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
Bunu okudun 0%
osmanlidönemiedirnesiiri
osmanlidönemiedirnesiiri
Müberra Gürgendereli, Osmanlı Dönemi Şiirinde Edirne, Çantay Kitabevi, İstanbul 2016.

Edirne’nin I. Murad tarafından fethi, hem İstanbul’un hem de Balkanların kapısını Türklere açmıştır. Bütün Osmanlı tarihi boyunca siyasi ve kültürel açılardan kilit rol oynayan Edirne, geçmişi Traklara dayanan eski ve önemli bir şehirdir.

“Dârü’l-mülk ve Dârü’n-nasr ve’l-meymene” olarak anılan bu kutlu şehir, neredeyse bir asır boyunca payitahtlık yapma-sının yanında, tahtını İstanbul’a hediye eden asil bir sultan misali, yüzyıllar boyunca saltanatı ve İstanbul’daki gelişme-leri vakarla seyretmiş, uzun bir dönem ihmal edilmiş, zaman zaman eski şaşalı günlerini hatırlamış, büyük afet ve savaşlar yaşamış ama hep ayakta kalmayı başarabilmiştir.
Edirne’nin başkentlik vasfı, şehrin havasının, ruhunun, dokusunun, insanının yanı sıra edebiyatının da içine sinmiş-tir. Osmanlı’nın medeniyet merkezi olan bu şehir, yüzyıllar boyu devam eden bir süreçte tesis edilen ve başarıyla işletilen eğitim ve kültür merkezleri, sanat eserleri, tabi güzellikleri ve edebî zenginliği dolayısıyla kendine has bir hüviyet taşımak-tadır. Bu hüviyette, Edirne’nin Osmanlı tarihi boyunca bir ca-zibe merkezi olarak kalmayı sürdürebilmesinin önemi büyük-tür.
Bu özel şehir devleti ilgilendiren hadiselere, sayısız Balkan ve Avrupa seferlerine, eğlencelere, sürek avlarına ve padişah ziyaretlerine sahne olması gibi nedenlerle, bir kısmı zaten Edirneli olan şairleri kendine çekmeyi başarmıştır. Divan şairleri kimi zaman padişahların gözüne girmek kimi zaman da şehre duydukları ilgi ve sevginin tezahürü olarak Edirne hakkında çok sayıda güzel man-zume yazmışlardır.
Asırlar içerisinde bir Edirne yolculuğu yaptırmak için Müberra Gürgendereli tarafından hazır-lanan eser, Çantay kitabevi tarafından “Osmanlı Dönemi Şiirinde Edirne” ismiyle basılmıştır.
Kitabın birinci bölümü, “Şiirlerde Edirne” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Divan şiirinde Edirne, Divan şiirinde Edirne ile ilgili benzetmeler ve padişahların Edirne’ye gelişleri üzerine yazılan şiirler anlatılmıştır.
Kitabın ikinci bölümü, “Şiirlerde Edirne’de Tabiat ve İklim” başlığını taşımaktadır. Bu bö-lümde Edirne’nin nehirleri, havası, mevsimleri, toprağı, bahçeleri, meyveleri, gülü ve bülbülü ince-lenmiştir.
Kitabın üçüncü bölümü, “Şiirlerde Edirne’de Sosyal Hayat” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Edirne’de eğlence hayatı, şarap, şarapçılık, Edirne’nin mesire yerleri, hediyelikleri, meşhur yiyecek-leri, salgın hastalıkları, Edirne insanı, Edirne güzelleri, sürgün yeri olarak Edirne ele alınmıştır.

Kitabın dördüncü bölümü, “Şiirlerde Edirne’de Medeniyet” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Edirne kalesi, Edirne’nin sarayları, evleri, yolları, camileri, darüşşifası, çeşmeleri, köprüleri, hamam-ları, çarşıları, tekkeleri, türbeleri, semtleri, beldeleri ifade edilmiştir.

Kitabın beşinci bölümü “Şiirlerde Edirne’nin Diğer Şehirlerle Mukayesesi” başlığını taşımak-tadır. Bu bölümde Edirne’nin İstanbul, Bursa, Mısır, Şam, İsfahan, Bağdat ile karşılaştırması yapıl-mıştır.

Kitabın altıncı bölümü “Edirne’de Geçen Hikâyeler” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Atâyî’nin Heft-Hân’ı, Edirneli Nâtık’ın Tuhfetü’l-Haremeyn’i, Enderunlu Fâzıl’ın Defter-i Aşk’ı, Maşi-zâde Fikrî Çelebi’nin Ebkâr-ı Efkâr’ı ve Nâbî’nin divanında yer alan küçük bir mesnevi yer almaktadır.

Kitabın yedinci bölümü “Metinler” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Edirne hakkında yazılan kasideler, gazeller, mesneviler, murabbalar, bendler, beyitler bulunmaktadır.

Edirne hakkında yazılmış manzumelerin tespiti, incelenmesi ve yorumlanması neticesinde or-taya çıkan bu çalışma; tarihî başkent Edirne’nin şiir ve kültür tarihine yapılmış panoramik bir yolcu-luk niteliği taşımaktadır. Bu yolculukla Edirne kültürü, “şehir-şiir” ilişkisi bağlamında değerlendiril-miş, şehrin kültür tarihi divan şairlerinin gözünden yorumlanmaya çalışılmıştır.

Ali YÖRÜR

Edirne’nin I. Murad tarafından fethi, hem İstanbul’un hem de Balkanların kapısını Türklere açmıştır. Bütün Osmanlı tarihi boyunca siyasi ve kültürel açılardan kilit rol oynayan Edirne, geçmişi Traklara dayanan eski ve önemli bir şehirdir. “Dârü’l-mülk ve Dârü’n-nasr ve’l-meymene” olarak anılan bu kutlu şehir, neredeyse bir asır boyunca payitahtlık yapmasının yanında, tahtını İstanbul’a hediye eden asil bir sultan misali, yüzyıllar boyunca saltanatı ve İstanbul’daki gelişmeleri vakarla seyretmiş, uzun bir dönem ihmal edilmiş, zaman zaman eski şaşalı günlerini hatırlamış, büyük afet ve savaşlar yaşamış ama hep ayakta kalmayı başarabilmiştir. Edirne’nin başkentlik vasfı, şehrin havasının, ruhunun, dokusunun, insanının yanı sıra edebiyatının da içine sinmiştir. Osmanlı’nın medeniyet merkezi olan bu şehir, yüzyıllar boyu devam eden bir süreçte tesis edilen ve başarıyla işletilen eğitim ve kültür merkezleri, sanat eserleri, tabi güzellikleri ve edebî zenginliği dolayısıyla kendine has bir hüviyet taşımaktadır. Bu hüviyette, Edirne’nin Osmanlı tarihi boyunca bir cazibe merkezi olarak kalmayı sürdürebilmesinin önemi büyüktür. Bu özel şehir devleti ilgilendiren hadiselere, sayısız Balkan ve Avrupa seferlerine, eğlencelere, sürek avlarına ve padişah ziyaretlerine sahne olması gibi nedenlerle, bir kısmı zaten Edirneli olan şairleri kendine çekmeyi başarmıştır. Divan şairleri kimi zaman padişahların gözüne girmek kimi zaman da şehre duydukları ilgi ve sevginin tezahürü olarak Edirne hakkında çok sayıda güzel manzume yazmışlardır. Asırlar içerisinde bir Edirne yolculuğu yaptırmak için Müberra Gürgendereli tarafından hazırlanan eser, Çantay kitabevi tarafından “Osmanlı Dönemi Şiirinde Edirne” ismiyle basılmıştır. Kitabın birinci bölümü, “Şiirlerde Edirne” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Divan şiirinde Edirne, Divan şiirinde Edirne ile ilgili benzetmeler ve padişahların Edirne’ye gelişleri üzerine yazılan şiirler anlatılmıştır. Kitabın ikinci bölümü, “Şiirlerde Edirne’de Tabiat ve İklim” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Edirne’nin nehirleri, havası, mevsimleri, toprağı, bahçeleri, meyveleri, gülü ve bülbülü incelenmiştir. Kitabın üçüncü bölümü, “Şiirlerde Edirne’de Sosyal Hayat” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Edirne’de eğlence hayatı, şarap, şarapçılık, Edirne’nin mesire yerleri, hediyelikleri, meşhur yiyecekleri, salgın hastalıkları, Edirne insanı, Edirne güzelleri, sürgün yeri olarak Edirne ele alınmıştır.

More articles from this author

Yayınlar

İkinci Meşrutiyet’in ilan edilmesinin beş ay öncesiydi. Askerî Tıbbiye-i Şâhâne talebelerinden birkaçı geceleyin üst kattaki yatakhanelerinden usulca, uyku halindeki diğer talebelere sezdirmeksizin çıktılar. Son sınıftan Esat, İbrahim Mazlum, Dıramalı Yusuf ve birkaç kafa dengi arkadaş, hep...
Adını Azîz İstanbul’un şâiri Yahya Kemâl Beyatlı’nın “İstanbul’u Fetheden Yeniçeri’ye Gazel” şiirindeki satırların mânâ süzgecinden süzülerek alan “Şehsüvâr-ı...
Son yüz yılda en çok dile getirilen yakınmalardan biri, Türkiye’nin milli burjuvazisini geliştiremediği, sermaye birikimini yapamadığı, sanayi devrimine...
Türk edebiyatının önemli isimlerinden Metin Savaş'ın şanına yakışır bir eser olduğu kanaatini taşıdığımız "Vatandaşlık Ofisi" adlı yeni romanı Ötüken...
İbrahim Kalınİnsan Yayınları2020 Bu kitap bize, “akıl” nimetinin mânâsını, kalp ile olan bütünlüğünü, akıl-kalp bütünlüğünün ahlâk, erdem, hikmet ve...
“BİZİ ‘BİZ YAPAN’ HAYALLERİMİZ VARDI”Kenan EROĞLU (Berikan Yayınevi, Ankara 2020, )(1968-1980 yılları arası Yozgat’da Milliyetçi Hareket içerisinde...
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
Eskişehir’de doğdu. Eskişehir Ziya Gökalp ilkokulunu(1980), Eskişehir İmam-Hatip Orta ve lise kısmını (1987) bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler...
YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY) Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o, şiirlerinde kullandığı Yetik Ozan takma adı ile meşhur olmuştur. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Yetik Ozan’ın...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...