Perşembe 27 Şubat 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)
Daha önce okudunuz 0%

  Prof. Dr. Can Özgür’le yaptığımız bir söyleşide şiiri ve şairliği konusunda şunları söylemişti:   ‘’Şiirin yarısı bence aşktır. 

canozgurbitmeyenler

Diğer yarısı, duygu, coşku, düşünce, bilinçaltı, heyecan vs. demektedir. Şiirlerimde söz oyunlarına önem vermekteyim. Söz oyunlarını, felsefe ve mantıkla yoğurarak içsel bir yapıya kavuşturmak isterim. Şiir özelliklerim arasında, şiir dizelerimdeki cümleler kırık ve kısa cümlelerden oluşur. Kısa şiirlerimde öze inmeye çalışırım. Gizli, suskun bir şiir dilini yansıtmaktır amacım. Bireyi ve bireyin derin dünyasını zaman zaman sorgularım. Şiirlerimin üslubu bazen lirik, bazen ironik bazen de gerçeküstücü olarak nitelendirilebilir.’’ *

       Özgür; Bitmeyenler adını taşıyan yeni şiir kitabında, söyleşimizde ifade ettiği şiir ve şairliği konusundaki duygu ve düşüncelerini dizelere döktüğüne tanıklık etmekteyiz.**

Daha önce yayınlanan Açık Renkli Düşler, Uzak Mesafelerde Sevmek, Yarım Yanlarımızdır Aşk isimli şiir kitaplarında da benzer imge, metafor ve anlam göstergelerini görmüştük. Bu özellik, Özgür’ün şiir üslubu olarak artık belirginleşmiş ve yerli yerine oturmuştur. Zira; Özgür’ün görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki kendine mahsus olma özelliği bariz bir biçimde ortadadır. Bu vasfı; içerik sağlanması, yapı biçimlendirilmesi ve dil kullanılmasında da görmek mümkündür.

   Şair, eserini merhum babası Ömer Özgür’ün aziz ruhuna ithaf ederken arka kapak şiirinde yazma amacını açıklar:

yaşadıklarım

yolda bıraktıklarım eksik kalanlar

ağır aksak

kırıklanmışlarım

yarım kalan bitmemiştir

bitip de bitmemiştir

geçmiş geçmişte kaldı

giden gitti bundan sonra gerek yok

yaşadıklarımı yaşanmışlıklarım

yaşayacaklarımı yaşamayacaklarımı

                                               yazdım

       Bitmeyenler, üç bölüm hâlinde düzenlenmiştir.

   Birinci bölüm –bitmeyenler : Sözler ortak adı altında; alaycı,aşk, at, ayrılık, bilgelik, pişmanlık, yalnızlık ve yaşam’a- sorgu’ya sözleri içermektedir. Konu başlıklarıyla ilgili bazen çelişik bazen de aklı zorlayan, düşünmeye, duyumsamaya sevk edici aforizmalar yer almaktadır.

   İkinci bölüm-bitemeyenler kaotik sözler. Bu bölümde karmaşık, dağınık anlamına gelen kaotik duyguların imgesel ve metaforik söyleyişleri ifade edilmektedir.

   Üçünce bölüm-bitip de bitemeyenler. Bu bölümde Şair, okuyucunu şiirin omurgasını teşkil eden sezgi ve buluşun farklı evreninde değişik duyuşları vurgulamaktadır.

   İmge; zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayâl anlamını taşımaktadır. İmge; şairin dış dünyadan algıladığı gözlemleri, kendi zihninde yeni bir forma sokmasının ardından oluşturduğu özgün ifadelerdir.

Bitmeyenler’de imgeye bolca rastlanabilir:  

can gibi gözleri var cana can değilmiş

canlar da can değilmiş

camlar canlara dağıldı (s.12)

 

hayat bir ders okuyla başlar tersten okuyanlar dersini alıp gider (s.12)

ne kimseyi ne de kimseyi aldattım lütfen kargalar

gülmesin (s.16)

topuğun kırılması fır fır fırıldak gözüme iyi geldi hayat

merdiveninde asılıp kaldım (s.18)

aynen nedir doğru nedir bilir misin

insanların kanatsız uçması (s.37)

ama sayfalar yazmışsınız Cavidan’a

aşırı donanımlı olmak ada yapışık yaşamlar

yatay yapıda eskidi duyunuz derin ve dikey düşünelim

yetenek zaten piyangodur

bir çeşit edalardan sedalara değnekli karınlar sulanmış

bulanmış yıkanmamış bir kalıp

sigortalar attı hava akımından dolayı

hoca edası zeka parıltısı aradığımız (s.41)

…..

kıyamette de belki

kaçan arılar geliyor

kovan kalbimizde (s.76)

     Metafor terimi; taşımak, yüklenmek anlamındadır. Metafor, deyim aktarmasının karşılığı eğretilemedir. Neyin neye benzetildiğini, ne ölçüde ve hangi nedenle benzetildiğini dinleyen ya da okuyan kendisi keşfetmek zorundadır; ama bu zorlu keşif ona büyük bir zevk verir, düş gücünü devreye sokma, zenginleştirme deneyimi sağlar. Bu da en üst düzeyde renkli, üstü kapalı, sezgisel, yaratıcı, “düşsel”, duygusal, derinlikli iletişim demektir. Metafor, bir şeyi başka bir şey ile benzetmeye, kıyaslamaya ve anlatmaya yarayan mecazdır.

   Bitmeyenler’de tıpkı imge gibi metaforlarda çokça kullanılmıştır: Biz bu yazımızda iki metafor üzerinde durmak istiyoruz. Bunlar Benjaminler ve at metaforlarıdır.

   Benjaminler metaforu kitabın üçüncü bölümünde yedi şiir olarak yazılmıştır. Her şiirin son dizeleri ‘’benjaminler benjaminler ‘’ tekrarlarıyla vurgulanmıştır. Bu sözlerle, 100 ABD dolarında resmi bulunan ve kurucu babalardan sayılan Benjamin Franklin üzerinden ‘’para’’ sorgulanmaktadır. Fırtınalı bir havada uçurtma uçurduğu söylenen Franklin, parayı ilk bulan Lidyalılardan bu tarafa ona yeni anlamlar yükleyen ve şahsi olarak da çok paralı bir devlet adamıdır. Dolar; ekonomik,siyasi ve kültürel bir güç olarak hep fırtınalı havaları sevmiş, sömürünün temel aracı durumundadır.

   Şair, söz konusu bu yedi şiirde ‘’para’’yı sorgulayarak onun kişi ve toplum üzerinde yarattığı olumsuz etkileri ele almıştır.

Benjaminler 1

nasıl isteyebilirim ki

kapanamadım

kapandık

kapatıldık

yeter diyorum artık

yine İstanbul’dayım

yalnız arkadaşız

yolladım yollayabildim

benjaminler benjaminler (s.54)

   At metaforu, kitabın birinci bölümünün ‘’at’lı sözler’’ kısmında işlenmiştir. Şairin akademik hayatında da ‘’at’’ konusunun belli bir yeri olmuştur. Memlûk Kıpçakçası ile yazılmış ilk Türk at ve atçılık eseri olan Kitabü'l Hayl, Özgür’ün doçentlik tezidir. Keza,at Türk kültür ve medeniyetinde en çok konu edilen bir unsurdur.

   Şair, burada atla ilgili on iki söylemde bulunmuş, her sözünde at’ın bir özelliğini belirtmiştir:

at hislidir

insanın hissetmediğini hisseder at kırk yıl koşmaz

at koşmak nal almak nal toplamak fışkırma foşkurma

otur atın üstüne (s.22)

….

içimizdeki at koşmuyor içimizdeki atı öldürdüler (s.23)

Şairin Bitmeyenler’de en çok kullandığı edebi sanattan da söz etmek gerekirse, sözün etkisini güçlendirmek amacıyla anlamın üzerinde yoğunlaştığı sözcük ya da söz öbeklerini arka arkaya yinelemek demek olan tekrirden bahsedelim:

mademki ölüm var

her şey

her sen

her kim herkes

her ne varsa her her de her

beyhûde (s.31)

ben mistiğe gidiyorum mistikteyim

mistik gibi yaşıyorum mistikte asılı kaldım (s.27)

biri rahim biri rahman kapsam dışı değil duygularıma gem

vurdum hem de hem dem ve dem

dem de

dem (s.27)

   Şair, onomatopik (tabiat taklidi) ve tekrar grubu sesleri kullanmaktan hoşlanmaktadır: kapris mangis, dep düp, cazırtı cozurtu, ütüzdüm tütüzdüm, ve ve vs, fır fır da fır fır, uçuk muçuk, fır fır fırıldak, pırıl pırıl pır pır, tırıl da tır tır, hop hop hoplayan,zıp zıp zıplayan, zır zır zırlayan, zırt zırt zırtlaşan, tırt tırt tırlatan, kom kom,dem de dem, pııır pırpıroğlu fırlattım, burun kırın…

   Öte yandan Şair,düdekmen, semelendim,etdilik (yumtu) göbelek, olturgan, kırıklanmışlar.. gibi anlamı az bilinen kelimeleri de kullanmaktan çekinmez.

   Eski Türk Dili Ana Bilim Dalında Profesör Doktor olan Can Özgür, Bitmeyenler şiir kitabıyla okuyucusunu geniş ve derinlikli bir kültür ortamına davet ediyor. Şiirin ifade kabiliyetini bazen zorlayarak ama estetik- bedii ölçülerden ayrılmadan yeni söyleyişler dillendiriyor.

*Ahmet Urfalı, İstikbal Gazetesi Pazar Sohbetleri 11 Kasım 2018

         ** Can Özgür, Bitmeyenler Dorlion Yayınları 2019

 

Yazar Hakkında

Ahmet URFALI

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile