Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Mehmet Ali Kalkan">
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%
ufuklar ardi bizimGönlümden...
Ufuklar Ardı Bizim
Babamın ezberinde bir çok şiir vardı. Okuduğu güzel sözleri, şiirleri, kıssaları hemen kısa kısa not ederdi. Bir nevi günlük tutardı. "Bugün Mehmet Ali geldi, iki ekmek getirdi", falan vefat etti, yaşı şu idi", filanın düğününe, şuraya gittik", "Bugün hamsin", "Dut ağacını aşıladım", "bugün kar yağdı", "Mehmet Ali geldi. Giderken kendinize iyi bakın dedi, sanki kendisi bakıyor" gibi.

 

Verdiği dersler de vardı tabi.
Kardeşim Murat anlattı kandil günü.
1996 da tayini Eskişehir'e çıkmış. Babama "kandilin mübarek olsun" diye telefon etmiş. Babam da cevap vermiş; "Sen aynı şehirde otur, telefonla da kandil kutla." Sonra da telefonu kapatmış.
"O aklıma geldi de şimdi annemin yanına geldim" dedi.
İlkokulda törenlerde okuduğum şiirlerin çoğu babamın ezberindeki şiirlerden olurdu.
Lisede, biraz üniversitede falan şiir yazmaya gayret ederdim ama daha fazla önem vermeye başladım tarih Eskişehir Şairler Derneği ile tanışmamla oldu. Yıl 1998 idi, yani kırk yaşında.
Şiir kitabı çıkarıp babama vereyim diye aklımdan geçiyordu. Allah nasip etti 2001 yılında kendi imkânlarımla bir kitap çıkardım. Babam pek belli etmese de sevindiğini biliyordum.
Dilaver Cebeci, Mehmet Niyazi, Feyzi Halıcı, Ahmet Tufan Şentürk, Göktürk Mehmet Uytun, Sadettin Yıldız gibi ağabeylerimle tanışmak, sohbet etmek imkanı bulmuştu. Tabi bunun yanında Türk Dünyasından öğrencilerle, arkadaşlarımla ayrı ayrı muhabbeti vardı.
Bir de şunu düşünüyordum; eğer bir şiir kitabı çıkarırsam benim üzerimde hakkı olan ağabeylerim önsöz yazsın. Dilaver Cebeci ve Yetik Ozan'ın kitaplarına Garipkafkaslı Ağabey desen yapmıştı, hepsi birbirinden güzeldi. Kitaba Garipkafkaslı Ağabeyden de desen isteyeyim.
Geceye Göz Ekledim kitabına Feyzi Halıcı Ağabey ile Rıza Akdemir Ağabey birer yazı yazdı.
Gök Aradık Tuğlara da Yavuz Bülent Bakiler Ağabey'in yazısı ve Garipkafkaslı (Dr. Ahmet Ali Arslan) Ağabeyin desenleriyle çıktı.
Geceye göz eklemek güzeldi.
Gök her daim büyüyordu. Oğuz Han "Gökyüzü çadırımız, güneş bayrağımız olsun" diyordu. Tuğlarımıza gök aramak da güzeldi.
Askerde "ufuk çizgisi"ni öğrenmiştik. Gökle yerin birleştiği yerdi. Biz yanına varmak istedikçe ufuk çizgisi de uzaklaşıyordu. Ufuklara kadar zaten bizimdi de ufuklar ardı da bizimdi.
Üçüncü kitabın adı Ufuklar Ardı Bizim oldu.
18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü yayımlandı.
Kitap Ötüken Neşriyat'tan çıktı.
Editör: Oğuzhan Murat Öztürk.
İç resimler: Ayşe Oğuz.
Kapak tasarımı: Mahmut Doğan.
Dizgi- Tertip: Damla Acar.
Önsözünü de Ali Birinci Ağabey yazdı.
Mevlâna "Duran su bir işe yaramaz, batağa dönüşür, kokar" Suyun işe yaraması için akarsu olması lâzım. İnsan da gezerek arınır" diyordu.
Aral'ı insan eliyle kurutmuşlardı. Aral uzaktaydı. Arif Nihat Asya ;
"Caber yok, Tiyanşan yok, Aral yok
Ben nasıl varım?" diyordu.
Ali Akbaş Ağabey de ağıt yakmıştı Aral'a;
"Rüyamda gördüm Aral'ı,
Aral derinden yaralı,
Maral gibi, Çolpan gibi,
Onun da bahtı karalı" idi.
Hz. Musa'yı Nil korumuştu Firavun'dan.
"Her an tufan, her an gemi" idi.
Günü gelir durur su,
Günü gelir kurur su,
Günü gelir korur su,
ama
Ufuklar Ardı Bizim efendim.
( Üzerimde hakkı olanlara, emeği geçenlere teşekkürle, minnetle...)

Comments powered by CComment

About the Author

Mehmet Ali Kalkan

More articles from this author

Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech