Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

mahremiyet egitimiPedagog Adem Güneş
SELİS KİTAPLAR

Anne babaların en zorlandığı konulardan biridir mahremiyet eğitimi… Çocuğa hangi yaşta nasıl bir eğitim verilmelidir ki, duygu dünyası zarara uğramasın diye bir mücadele içindedir pek çok anne baba… Vaktinden önce verilen bilgiler çocuğa ağır gelebileceği gibi; çocuğun yaşı geçtiği halde yeterince bilgi sahibi olmaması da ayrı bir sorundur…

Mahremiyet eğitimi, geri dönüşü kolay olmayan, hata kabul etmeyen bir eğitimdir. Çünkü mahremiyet eğitimi “duygusal yapılanma” sağlayan bir eğitimdir ve kişilik gelişiminin temelini oluşturur.

Kişi mahremiyet eğitimi ile duygularını “anlamlandırır” ve onları “yönetmeyi” öğrenir…

Bu yönüyle mahremiyet eğitimi “duyguların yönetimi” eğitimidir.

Çocukta mahremiyet eğitimi ne kadar eksik ise, duyguların yönetimi o denli zorlaşır…

Mahremiyet eğitimi aynı zamanda “davranışların bir düzen içinde olması” eğitimidir… Zira davranışların kökeni duygulardır, duygularını yönetebilen kişi davranışlarını da yönetebilir…

Davranışların yönetilebilmesi, kişide bir “estetik” beden dilini oluşturur…

Estetik bir vücut diline sahip olmak, çocukluk döneminde kazanılabilecek en güzel yetenektir…

Zira estetik bir beden, aynı zamanda zarafet ve nezaketi de beraberinde getirir.

Mahremiyet eğitiminden yoksun kalan çocukların en belirgin özelliği, nezaket ve zarafet sahibi olamamalarıdır. Böylesi kişiler genelde davranışta kaba, gürültücü, çevresine zarar veren, ikili ilişkilerde sınır tanımayan rahatsız edici özelliklerdedir…

O yüzden mahremiyet eğitimi salt bir “cinsellik eğitimi” değil, sonucu itibari ile “nezaket ve zarafet” eğitimidir.

Bir başka deyişle mahremiyet eğitimi bir “saygınlık” eğitimidir. Sınırlarını bilip, “insana saygın davranmayı içtenleştirme” eğitimidir… Ve kendi saygınlığını koruyabilme becerisini elde ettiği bir eğitimdir…

Saygınlık, sadece insan ilişkilerinde değil, kişinin eşya ile ilişkilerinde saygınlığın adıdır…

Mahremiyet eğitiminin kişilik yapılanmasındaki bir diğer önemli rolü, çocuğun duygu dünyasını zarara uğratmadan cinsel bilgi edinmesini sağlamasıdır.

Bu yanı itibari ile toplumumuzda oldukça yaygın bir yanlış anlaşılmanın da altını çizmekte fayda var…

Zira birçok kişi, mahremiyet eğitimini kız ve erkek çocuklarının birbirinden ayırt edilmesi, kızların eve kapatılıp kimse ile görüştürülmemesi, cinsel yanlış davranışlar içinde bulunacağı endişesi ile, baskı ve zorlamalar ile çocuğu bu olası yanlıştan sakındırılması olduğu yanılgısı içindedir…

Hâlbuki mahremiyet eğitimi, kişiyi korku ile belli davranışlardan sakındırma eğitimi değil, “sakınılacak davranışların duygularını yönetebilme becerisi kazandırma” eğitimidir… Bir başka deyişle çocuğun adım adım “kendini yönetebilme yeteneği kazandırma” eğitimidir.

Mahremiyet eğitimi çocuğu bir kalıba sıkıştırmak değildir, ona insan olmaktan kaynaklanan değerlilik hissini hissettirerek bir “incelik ve kendi saygınlığını kazandırma” eğitimidir. Çünkü ancak kendi dünyasında saygınlık kazanan, kendini hanımefendi-beyefendi gibi hisseden bir çocuk bu güvenle saygısız bir davranış karşısında tepkisini ortaya koyabilir ve kendi bedenini de koruyabilir. Mesela anne-babası tarafından nazik davranılmış, öpülmek istendiğinde dahi kendinden izin alınmış, yapacağı bir şey tarif edilirken “istersen” kelimesi kullanılarak kendisine nezaketle hitap edilmiş, eli sakince tutulmuş ve bu saygınlıkla yetişmiş olan bir çocuk, sosyal yaşamda kendisini taciz edebilecek, zarara uğratacak biriyle karşılaştığında, bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder.

Aslında çocuk tacize uğrayacağını bilmez, ancak duygusal sensörleri sayesinde kendisine anne babasının davrandığı gibi saygınca davranılmadığını anlar ve içsel bir tepki göstererek, ağlar, bağırır, çırpınır.

Duygusal sensörler duyguların niteliğini algılayan bir araçtır ve iyi olmayan hisleri algıladığında içsel bir tepki oluşturarak çocuğun kendini korunaklı kılmasını sağlar.

İşte anne babaların gösterdiği saygın ve nazik davranışlar çocukta duygusal sensörlerin gelişmesini sağlayarak mahremiyet hissini oluşturur.


Sorumlu bir anne-baba olarak çocuğunuzun yeme alışkanlığını, uyku düzenini, tertip ve düzenini dert ediniyorsunuz.
Peki çocuğunuzun kendisini koruyabilmesi için gerekli olan “Mahremiyet Eğitimi”ni ona verebiliyor musunuz?
Maalesef günümüzde insan yaşamının en önemli hissi olan “mahremiyet hissi”nin oluşumu göz ardı ediliyor.
Mahremiyet hissi, bir çocuğun dişlerini fırçalayıp fırçalamamasını öğrenmesinden çok daha önemli bir hayati histir…
Çocuk bu sayede kişilik ve kimlik gelişimini tamamlar... Bu sayede kimliğini oluşturur…
Mahremiyet hissi edinen çocuklar kendilerini taciz ve suiistimalden koruyabilir…
Çocuklar daha erken yaştan itibaren mahremiyet hissini edinmeye başlarsa, ergenlik dönemi daha dingin, daha sağlıklı ve daha sorunsuz olarak atlatılır…
Mahremiyet hissi edinmiş çocuk gençlik döneminde hangi davranışın normal, hangi davranışın anormal olabileceğini vicdanının sesi ile karar verebilir…
Mahremiyet hissi, iradeyi güçlendirir…
Bu kitap çocuklarda mahremiyet hissi oluşum sürecine bir kapı aralıyor.

Yayın Tarihi 2014-10-02
ISBN 6055927196
Dil TÜRKÇE
Sayfa Sayısı 171
Cilt Tipi Karton Kapak
Kağıt Cinsi Kitap Kağıdı
Boyut 15 x 21 cm

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Türk Edebiyatı Karşılaştırmalı Na

Türk Edebiyatında dönemler, nazım şekilleri, nazım birimleri, kafiye şemaları, ölçü ve konu içeren karşılaştırmalı tablo

Âşık Tarzı Türk Halk Şiiri Tablosu

ÂŞIK TARZI TÜRK HALK ŞİİRİ (Âşıklar, ozanlar tarafında saz eşliğinde söylenen şiirlerdir.) (Şair son dörtlükte mahlasını söyler)(Halk şairlerinin şiirlerini topladıkları...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Mustafa Kemal’in anlatacakları daha bitmemişti. Fakat tren yavaş yavaş, kavurucu sıcak içinde bozkırdaki Ankara’ya yaklaşmıştı. Ağustos ayında boncuk boncuk terleyen...

Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri

GAZEL: Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka...

Niyet ettim kul rızası için kendimi pazarlamaya. “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.” Ve tarih Andy Warhol’ı haklı çıkardı. Sosyal...
Tasavvufta ve Hazret-i Mevlâna’nın Eserlerinde Helal Lokma “Bir helal lokma, bir helal hırka”GİRİŞİslam Tasavvufu, insanın kemâlini; aklın, öfkenin ve şehvetin...
NEYZEN TEVFİK

NEYZEN TEVFİK

03.07.2017
Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan, mevkiden ve paradan hoşlanmamış; hiçbirşeye sadakada sarılmamış, istediği gibi,...
Günlük tahrîrata ve medyanın ruznamesini işgal eden konulara baktığımızda arapsaçına dönmüş çekişmeler müşahede ediyoruz. ...dedim... dedi... demiş... Bir toplumda insanlar hangi sebepten...
"İmaj oluşturma tarzı"ndan kastımız -mecaz, istiare, sembol, mit vb. kavramların hepsini içine alabilecek genişlikte ve genellikte olmak üzere- "hayal sistemi"dir. Bu...
Egemenlik, TDK sözlüğünde; ‘’Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet.’’ anlamında kullanılmaktadır. Başka sözlüklere de bakıldığında...
Çam ağacı mutluluk içinde yemyeşil ormanda, sarı yıldızların altında huzurlu yaşıyordu. Çalışan diğer ana baba çam ağaçları gibi; -Huzur dolu günler...
Vatan sevgisinin ideolojik boyutuna bakıldığı zaman, Arif Nihat'ın samimi bir Turancı olduğu rahatça görülür. Ölümünden üç yıl önce kendisine sorulan...
Ne yaparsan yap pişman öleceksin,Belki yaptıklarından , belki yapmadıklarından...DostoyevskiMüslüm Gürses’i ‘Son pişmanlık neye yarar / Her şeyin bedeli var olmadı...
Cenab-ı Hakk'a şükürler olsun. Yine bir Ramazan'a sağ salim ulaştık. Bu ayda ve her zaman amellerimizin makbul, dualarımızın kabul olmasını...
Sayın Prof.Dr. Milay Köktürk hocamızla, bugünlerde önemli bir tartışma zeminini oluşturan, bazı aydınlarımız tarafından bir medeniyet tasavvurunun ön şartı...
Dijital Dönüşüm Nedir? Ne Değildir? Dijital teknolojilerle birlikte rekabetin artması, fiyatların şeffaflaşması, gücün müşterinin eline geçmesi ve online itibarın önem kazanması...
Türk müslümanlığı, çok tartışılan, daha da çok tartışılacak olan konu. Ama, ilgili fikir çevrelerindeki yaygın kanaat eğer bir Türk medeniyeti...
Üçler Güler, “zaman”la kavgası olan bir adamdı: Zamana daha çok şey sığdırmak... Zamanın akıp giden her saniyesinden şiirli bir kelime...
Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin en önemli vakalarından olan mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın...