Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

emperyalizm hegemonya imparatorlukEmperyalizm, Hegemonya, İmparatorluk, uluslararası politik ekonomi literatürünün en önemli başlıklarını, Irak'ın ABD tarafından işgalini merkeze alarak tartışıyor. Kitapta bu üç kavram, önce sırtlarında taşıdıkları zamandışılık zırhlarından Gramscigil/Coxgil tarihselciliğin nezaretinde sıyrılıyorlar. Ardından da Braudel'i hatırlayarak bir buçuk asrı aşan uzun vade boyunca ardışık dünya düzenlerinin başlıca karakteristiklerini özetliyorlar.

Bu yolculuk sırasında Batı yayılmacılığının kolonyalist ve emperyalist evreleri, Marksist ve Liberal geleneklerin eleştirisi etrafında inceleniyor. Daha rafine iktidar mekanizmalarının mercek altına yatırıldığı hegemonya ve imparatorlukla ilgili kısımlarda da, kuruluş döneminden başlayarak Amerikan hâkimiyet mantığının temel kodları ve içine düştüğü kriz üzerinde duruluyor. Yapılan tüm değerlendirmelerin ışığında, fikirler ve çıkarların işgal kararında nasıl buluştuğu sorusu ise son bölümde cevaplanıyor. Burada yalnızca Avrupa'nın özgürlük arayışı, Batı dışı dünyanın yükselişi ve ulusaşırılaşmadan oluşan dinamikler demetiyle “emperyal eylem” arasındaki bağlantı sorgulanmıyor. Söz konusu sistemik çerçeveyi anlamlandıran tarihsel bloğun ana bileşenleri de tahlil ediliyor. Hristiyan Sağı, Hristiyan Siyonistler ve Yeni Muhafazakârlar gibi grupların oluşum ve koalisyon kurma süreçleri, kendi alt zamanlarına odaklanılarak anlatılıyor.

 

Önsöz

Emperyalizm, Hegemonya, İmparatorluk, yeni baskısını yapıyor. Kendi kulvarındaki az sayıda esere nasip olan bu talihi büyük ölçüde Ötüken Yayınevi’nin değerli editörü Cem Sökmen’e borçlu. Cem’in üniversite günlerimizden aşinâ olduğum iyi niyetli sabrı olmasaydı çalışmamızın okuyucusuyla tekrar buluşması bu kadar çabuk gerçekleşemezdi. Kitap baskıya hazırlanırken bir şeye karar vermem gerekiyordu. Acaba yeni eklemelerle metni genişletmeli miydim, yoksa küçük düzeltmelerle mi yetinmeliydim? Bazı kısımları güncellemek niyetiyle kaleme alacaklarım, zaten hayli hacimli olan çalışmayı okunması daha güç bir hale sokabilecekti. Öte yandan, kitabın bir kısmının eskimiş bulunmasından da endişeliydim. Uzun müddet düşündükten sonra, büyük çaplı değişikliklerden uzak durma kararı verdim. Zaten güncelleme ihtiyacını hissettiren kısımların çoğunluğu dünya sisteminin geleceğini şekillendireceğini varsaydığım dinamiklerle ilgiliydi. Her ne kadar bunlara dikkat çekmek üzere kullandığım örneklerin bir kısmı eskimiş gibi gözükse de, aradan geçen zaman zarfında söz konusu dinamikler kitapta öngörülen doğrultuda ilerlediler. Bu kısa açıklamadan sonra geride yapılacak tek şey kalıyor. Okuyucuyu satırlar arasında çıkacağı yolculukla baş başa bırakmak…

Girişten bir bölüm:

ABD'nin Irak'ı işgâl ederek başlattığı "uzun savaş"a odaklanan akademik yayınlar önemli bir hacme ulaşmış bulunuyor. İşgâlin anlamlandırılması problematiği etrafında kaleme aldığımız kitabımız da, söz konusu külliyatın bir kısmıyla paylaşılan sorulara, uluslararası ilişkiler/uluslararası politik ekonomi çalışmalarını tarih ve sosyoloji gibi disiplinlerle buluşturan bir teorik zeminde cevap aranışının ürünü. İnşa ettiğimiz bu çerçevenin özelliklerinden bahsetmeden önce mevcut çalışmaları eleştirel bir gözle kısaca değerlendirmek, kitapta konuyu ele alış biçimimizin anlaşılmasını, özgün ve farklı yönlerinin vurgulanmasını kolaylaştıracaktır. Irak'ın işgâli sürecinde üretilen literatür yakından incelendi- ğinde, harcanan entelektüel enerjinin çok büyük bir kısmının Robert W. Cox'un sorun çözücü teoriler dediği, senkronik yönü ağır basan yaklaşımlar tarafından kanalize edildiği görülmektedir. Zamandan ziyade mekân yönelimli, verili iktidar ve ilişkiler ağını daimî bir şimdiki zaman içinde donduran, araştırma problematiği olarak da sosyal dünyaya ait bu istikrarlı resimde meydana gelen anormallikleri seçip sınırlı sayıda değişkenle açıklanabilecek parçasallıkları üzerinde duran sorun çözücü kuramların avantajları kadar dezavantajları da Irak'ın işgâli ile ilgili analizlerde kendisini hissettirmiştir. "Cetaris paribus" kabulü, inceleme alanının parametrelerinin belirlenmesini kolaylaştırmakta, az sayıda değişkenin yakından ve daha büyük bir hassasiyetle değerlendirilmesine imkân vermektedir. Sorun çözücü çalışmaların aktüel ihtiyaçları karşılayacak politikalar üretme sorumluluğunu taşıyanlara bu sayede sunabildikleri basitleştirilmiş sebep-sonuç ilişkileri, işlevselliklerini, dolayısıyla da talep edilme düzeylerini arttırmaktadır.

Yayın Tarihi 2015-03-01
ISBN 9754378665
Dil TÜRKÇE
Sayfa Sayısı 463
Cilt Tipi Karton Kapak
Kağıt Cinsi Kitap Kağıdı
Boyut 16.5 x 23.5 cm

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İSKENDER PALA’NIN ŞAH VE SULTAN ADLI

Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin en önemli vakalarından olan mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın ortaya koyduğu siyasi...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

O zamanlar askeri okullar yaşlı imparatorluğun en çağdaş eğitim kurumları arasındaydı. Genç adam, aradığı bilgiye ve tecrübeye ancak böyle bir okulda...

Reşat Nuri Güntekin: İlk Romanımı N

Gizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet ismindebir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman...

Felsefeye dair seçkin eserleri, makaleleri ve konferanslarıyla fikir ve sanat hayatımıza büyük hizmetlerde bulunan Ord. Prof. Hilmi Ziya Ülken'i, 3...
TÜRK ORDUSU

TÜRK ORDUSU

03.11.2018
Pek çok ilahiyatçı ve mütefessir tarafından Türkleri işaret ettiği ifade edilen Mâide Suresi’nin 54. Ayeti şöyledir: “Ey iman edenler! Sizden...
Fuzûlî'den Meni cândan usandurdı cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhumdan murâdum şem’i yanmaz mı...
2000’li yılların başı. Eskişehir’e geleli birkaç yıl olmuş. Haftada altmış saat derse giriyorum. Hem de gıkım çıkmadan. Hiçbir maddi beklentiye girmeden.
Osmanlı ve erken Türkiye döneminde ilk Türk toplum bilimcisi olarak anılan Ziya Gökalp, Osmanlı İmparatorluğunun parçalanma döneminde geçen hayatı boyunca...
Gariptir… Bu ülkede doğan herkes daha kendisini tanımadan şu iki kavramı bilir; biri Türk, diğeri ise İslâm! Aslında bunda bir...
Prof. Dr. Nurullah ÇETİN beyin “Milli Doğruluş Yeniden” isimli eserinden “Milletleşme sürecimizin tahribi değil tahkimi” adlı yazısından bazı alıntıları sizlerle...
“Gel ey kardeş Hakkı bulayım dersenBir kâmil mürşide varmayınca olmazRasulün cemalin göreyim dersenBir kâmil mürşide varmayınca olmaz.” Ne zaman bu sözleri...
1962 Eskişehir doğumlu. İlk, Orta ve Lise tahsilimi Eskişehir’de tamamladı. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun...
Fatih Sultan Mehmed, 53 gün süren geceli gündüzlü kuşatmadan sonra, 29 Mayıs 1453 Salı günün sabahı, Topkapı- Edirnekapı arasındaki surlardan...
“TARİHİN SESSİZ DİLİ DAMGALAR” ÜZERİNE Mustafa AKSOY ile Söyleşi Söyleşi: Ahmet VURGUN...
Sözlüklerde ‘emanet’ kavramına “Güvenilir birine saklanması veya birine teslim etmesi için geçici olarak bırakılan; teslim alınan kişice korunması gereken eşya,...
Viyana’daydım. Sevdiklerimizin yaşadıkları yerler zihnimizin bir yerinde hep canlılıklarını korurlar. Benim için de Viyana böyledir.
Dr. Hayati BİCE Türk yurtlarının ruh dünyasını aydınlatan kutlu kaynaktan birkaç rengi yansıtmak niyetimle yola çıkıyorum. Bu yol boyunca konaklayacağımız her bir...
1. Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihan harâbEyler anı müdâhane-i âlimân harâb2. Bilmez ki iki kat yıkılur kendi halkdanİster cihân...