Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

osmanli dan 21 yuzyila ekonomik kulturel ve devlet felsefesine ait degismelerTesbih taneleri gibi birbirinden bağımsız görünen fakat ip ve imameyle birbirine bağlanan yazılardan oluşan bir derleme. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e intikal eden ekonomik, kültürel ve devlet felsefesine ait mirastaki değişmeler muhtelif konu başlıkları içerisinde incelenir. Halk - devlet etkileşimi farklı boyutlarıyla mercek altına alınır. Değişmeler kurumlar üzerinden ortaya çıkan görüntüleriyle anlatılır.

Yazara göre kadim Osmanlı ekonomik nizamının ruhu 'ilm-i tedbîr-i devlet' olarak sürdürülmüştür. "Devletçilik" bundan çok farklı manalara sahiptir. Cumhuriyet'le birlikte ve güçlü bir dış âlem baskısı sebebiyle ekonominin rasyonel bir iktisadî merkezle tamlaşması zarureti ortaya çıkmıştır. Değişim elbette birdenbire olmamış ve çeşitli aşamalarla tezahür etmiştir. Bu değişimlerin sebepleri ve muhtemel sonuçları eserde etraflıca izah edilmiştir.

Tarihin Sürükleyişinden Cumhuriyet’e ve 2000’li Yıllara Açılan Yol: Önsöz Yerine Bu toplama eserde biraraya gelen yazılar, ikisi hariç muhtelif zamanlarda, muhtelif dergilerde çıkan makalelerden oluş- maktadır. Dağınık, birbirleriyle temassız 15-20 yıllık bir zaman dilimine açılan bu yazıları birer tesbih tanesine benzetecek olursak, bunların bir ipe dizilmesi ve bir imame etrafında toplanması bu esere bir önsöz yazılmasını gerekli kıldı. Aslında bu yazılar demetinin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve 2000’li yıllara uzansa bile, konu itibariyle tek bir eksen etrafında kümelenmesi söz konusu değildir. Buna rağmen, farklı iki ana damar içersinde bu yazılardan bazılarının toplanabileceğini de ifade etmeliyim. Diğer taraftan bu dağınık tesbih tanelerini toplıyan ve bir sarmala dönüşen iplik ortak bir payda olarak tahlil edilecek olursa, ekonomik ve kurumsal unsurlardan herbirinin bu yazılara damgasını vurduğu görülecektir. Bu iki düzlemin karşılıklı etkileşimi ise bir imâmenin -devletin- varlığına işarettir.

 

Kitaptan bir bölüm:

Dağınık taneleri bir arada tutan toplumsal zamkın ya da ekonomi ile kurumsal faktörlerin karşılıklı etkileşiminin ortaya koyacağı olumlu tablonun bir imâme -devlet- ile taçlanacağı açıktır. Devletin varlığı tesbih taneleri (halk) ile onları bir arada tutan ekonomi ile kurumsal faktörlerin bir sarmala dönüş- türdüğü ipe (toplumsal zamka) bağlıdır. Osmanlı gerçeğinden hareketle cevaplandırılması gereken soru; Türk devlet geleneği içersinde oluşan Osmanlı politik toplum yapısının Cumhuriyet tarafından tevârüs edilip edilmediğidir. Bir başka anlatımla devletin varlığının (imâmenin) oluşumunda tesbih tanelerinin yeri nedir? Tesbih taneleri (halk) imâmeyi mi oluşturmuştur (folkgeist) yoksa imâme tanelerin dışında bir bütün olarak (staatgeist) tesbihdeki yerini mi almıştır? Kısa fakat öz bir anlatımla Türk devlet geleneğinin sürüklenişi içersinde bio-politik yapı hiç bir vakit ‘folkgeist’e dayalı olmamıştır. Politik toplum ‘staatgeist’e göre yapılandığından Osmanlı devletinde padişahların ilmî faaliyetleri kontrol etmesi bunun tabii bir sonucudur. Cumhuriyet döneminde çok partili parlementer demokratik hayata rağmen, politik toplumun iç örgüsü sağlam, güvenilir bir ‘homo-politicus’ tarafından teşekkül etmediği bütün çıplaklığıyla ortadadır. Netice itibariy- 14 OSMANLıDAN 21. YÜZYıLA le, ‘folkgeist’e geçilememiş olması, devletin varlığını ‘staatgeist’e dayalı olarak sürdürmesini zorunlu kılmaktadır. Politik bir toplum modeli olarak Türkiye Cumhuriyeti varlığını sürdürecek güce sahiptir. Zira Cumhuriyet bekaasını sağlamak için gerek ekonomiden ve gerekse kurumsal dünyadan gelen ve gelebilecek olan tehditleri kesecek gücü bugün ‘staatgeist’ a dayalı şekillenmesinden almaktadır. Öte yandan ekonomik düzlemde mevcut irrasyonelliğin kırılma şansının olmadığına, bu nedenle çarenin rasyonel bir iktisadî merkezle tamlaşmadan geçtiğine işaret etmiştik. Halbuki mevcut ‘staatgeist’ modelinin ‘folkgeist’e dönüşümünün önündeki engel, bizatihi liberalleşen ekonominin irrasyonelliği ile tam rekabetçi olmıyan bir düzlemi canlı kılmasıdır. Elbette buna kurumsal alandan gelen dalgalar da ilave edilecek olursa devlet’in kendisini korumaya alması kadar, var olan ‘staatgeist’e dayalı doğasını muhafaza etmesi gayet normaldir. Millî - devletin, koruyucu şemsiyesi altında ekonominin rasyonelleşmesi ile kurumsal dünyanın içselleşmesi olmadan devletin ‘ruh’unu bireylere terketmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, olması gereken dönüşü- mün yönü ‘birey’den ‘devlet’e doğrudur. Bu durumda Cumhuriyet’in çatısı altında ‘birey’in elde ettiği hakların kabukta kalmaması gereklidir. Zira, sadece tepeden inme yasal düzenlemelerle ‘birey’in önü açılmış olsaydı Tanzimat ertesinde ivme kazanan modernizasyon akımının Cumhuriyet öncesinde bir çok meselesini halletmesi gerekirdi. İşin tılsımlı yanına gelince: Düğümün çözülmesi bizim insanımızın elindedir. Kendisini içinde hür kılmıyan ipoteklerden kurtulması kadar, toplumsal birlikteliğin olmazsa olmaz şartlarını yerine getirmelidir. Bu kitaptaki bazı makalelerde bunlara dair îmâlar kadar ipuçlarıda bulunacaktır.

Yayın Tarihi 2001-12-28
ISBN 9754373779
Dil TÜRKÇE
Sayfa Sayısı 278
Cilt Tipi Karton Kapak
Kağıt Cinsi 1. Hm. Kağıt
Boyut 12 x 19.5 cm

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İSKENDER PALA’NIN ŞAH VE SULTAN ADLI

Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin en önemli vakalarından olan mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın ortaya koyduğu siyasi...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

O zamanlar askeri okullar yaşlı imparatorluğun en çağdaş eğitim kurumları arasındaydı. Genç adam, aradığı bilgiye ve tecrübeye ancak böyle bir okulda...

Reşat Nuri Güntekin: İlk Romanımı N

Gizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet ismindebir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman...

Misli Baydoğan, uzman bir psikolog. Ancak biz kendisini, pek çok dergide yayımlanmış, Türk davranış kalıplarını ustaca sergilediği tarihi hikayelerinden tanıyoruz.
Kitapların dünyası farklıdır. Edebiyat çevresi diye bir yer vardır. Uzun kısa, yaşlı genç, güzel çirkin, kadın erkek. Hepsi yazıyorlar. Hepsi...
AHMET KABAKLI

AHMET KABAKLI

24.02.2019
Değerli Edebiyat Tarihçisi, gönül ve dâva adamı Ahmet Kabaklı’yı 8 Şubat 2001 günü kaybetmiş olmanın derin teessürü içinde bulunuyoruz. Üstâd...
Samiha Ayverdi KUBBEALTI NEŞRİYAT Yazar, bu eserinde Türk gençliğinin, millî ve mânevî değerlerine kıymet vererek eğitilmesi gerektiği; dününü unutan gençliğin...
Semantics ve pragmatics alanlarına bakış Anlam konusudilbilimde semantics (anlambilim) ve pragmatics (edimbilim) alt başlıkları ile ele alınır. Anlambilimin bazı tanımlarında bağlam...
Kültür ve medeniyet millî ruhun yansımasıdır. Eğer bir millet yaşama üslûbunu bulamamış ve düşünüş tarzını çağın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yönlendirememişse...
Ali Alper ÇETİN Malazgirt Zaferinden sonra, Anadolu’da güçlü bir devlet, ileri bir medeniyet kuran Selçuklu Devleti, Moğol akınları yüzünden onüçüncü yüzyılın...
Safiye Erol edebiyatımızın hayli zaman ihmal edilmiş kalemlerinden. Neden sonra hatırladık. Kubbealtı Neşriyat onun eserlerine sahip çıktı. Külliyatın birinci kitabı,...
(d. 12 Aralık 1928, SSCB - ö. 10 Haziran 2008, Almanya). Türk Dünyası'nın ünlü yazarlarından.[1]. Dünya edebiyatında tartışılmaz bir yere...
Vaktiyle “Hisar” dergisinin bir sayısında Sabahattin Teoman, kendisiyle yapılan bir konuşmada, şiire dair görüşlerini şöyle izah ediyordu; "... Şiir, insanları nebattan...
Bizde "vatan" kavramı çok eskidir. Tarihin derinliklerinden gelen Kök tengrige men ötedim / Senlerge biremen yurtum sözleri, en...
İstanbul’a ilk defa 1951 yılında gitmiştim... O zaman, Yıldız Teknik Okulu’nun Harita ve Kadastro Mühendisliği Bölümünde okuyan ağabeyim Mehmet Satoğlu,...
Kadı Burhaneddin, Oğuz Türkçesinin yanında Doğu Türkçesine de hâkimdir. Şiirlerinde, eski Anadolu Türkçesiyle birlikte Azeri ve Doğu Türkçesinin özellikleri de...
Ferîdüddin Attâr veya tam adıyla Ebu Hamid Ferîdüddin Muhammed bin Ebu Bekr İbrahim Nişaburî, İranlı mutasavvıf, şair. Hekim ve eczacı...
Büyük sanatçılar, dünyamızı sıradan ölçülerin üstüne çıkaran dil ustalarıdır. Onlar, duygu ve düşünce dünyamızı millî kültürün taşıyıcısı olan dil...