Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

testkrmz

TANRI DAĞLARININ TÜRKÜSÜ BOZKURTLAR

Hüseyin Nihal Atsız

Ötüken Yayınlar

Hazırlayan: Burcu SESLİ

Tarih, edebiyat, mitoloji, folklor, Türk halk bilimi vb. alanlarda çalışmalar yapmış olan entelektüellerden Hüseyin Nihal Atsız’ın eserlerinden biri de Bozkurtlar adlı romandır. Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor şeklinde birbirinin devamı olan iki eserin Ötüken neşriyat tarafından tek kitapta toplanması ile birlikte Bozkurtlar romanı oluşmuştur. Atsız’ın tarihi romanlarındandır.

Birinci kitap olan Bozkurtların ölümü adlı eserde Atsız, Göktürklerin yani Bozkurtların 622 - 630 yıllarında geçen muhteşem ve eşsiz mazisini anlatmaktadır. Atsız, göçebe, avcı ve savaşçı yaşam biçimine bağlı bir kültür yapısı olan Türklerin, tarım ve ticaretle uğraşan Çinlilerin kültürlerinin farklılıklarından doğan çatışma nedeniyle yaşadıkları sorunlara eserde yer vermiştir.

Olay Göktürklerin kağanı olan  Çuluk  Kağan’ın zehirlendiği haberinin buduna ulaşması ile başlar. Çinli bir prenses olan İçing  Katun tarafından zehirlenen kağanın yerine kimin geçeceği, Bozkurtlara kimin kağanlık edeceği, budun tarafından merak konusu olmuştur. Kurultay Çuluk Kağan'ın iki oğlu olan Yaşar Şadı (Tulu Kağan )  sarı benizli , Şu Tegini (Kür Şad) ise toy olduğu için kağanlığa seçmez. Bu iki isim yerine Çuluk Kağan'ın erkek kardeşi olan  Bağatur Şad’ı kağanlığa seçer ve Bağatur  Şad Kara Kağan adını alır.


Misli Baydoğan, uzman bir psikolog. Ancak biz kendisini, pek çok dergide yayımlanmış, Türk davranış kalıplarını ustaca sergilediği tarihi hikayelerinden tanıyoruz. Hu Diyen Karga -Selçuklu Hikayeleri- başlığı altında, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan Selçuk neslinin o baş döndüren, coşkulu serüvenini birkaç insan nesli ömrünce yaşamış, bilge bir kara karganın ağzından dinleyeceğiz: “Ete kemiğe büründüm büründüm, karga diye göründüm. Kutlu Selçuk neslinin kervanından seyrettim.
carsambakarisicinayetlerVe şüpheli tavırlarıyla mühendis Tansel Bey. GZS-3 ne demektir? Derdiyok Fakültesi’nin tekinsiz dekanı, Ve senaryosunu kimlerin yazdığı bilinmeyen “ÇARŞAMBA KARISI CİNAYETLERİ” adında bir televizyon dizisi. Metafizik bir kurmaca karakter olarak “ÇARŞAMBA KARISI” senaryonun içinde mi yoksa dışında mı? Kâinatın sınırlarını zorlayan el yazması, Ve kitapların muhafızı Kebikeç. Dede Korkut evreninden Alfred Bester’e… İSTANBUL’DA KARNAVAL ÜÇLEMESİ çözülen ve çözülemeyecek olan sırlarıyla bu kitapta tamamlanıyor.
Yayın Tarihi 2018-03-01
ISBN 6051556567
Dil TÜRKÇE
Sayfa Sayısı 252
Boyut 12 x 19.5 cm

ÇARŞAMBA KARISI CİNAYETLERİ - METİN SAVAŞ
gizemliyabanciBalkanlar' dan başlayıp İstanbul'a uzanan macera dolu bir aşk hikayesi.
Öğretmen Zeynep yakın arkadaşı Remziye ile Balkanlar turuna çıkmaya karar verir. 
Yolculuk esnasında terörist olduklarını düşündükleri kişiler tarafından otobüsleri basılır ve bir süreliğine tüm yolcular rehin alınır…Balkanlarda ki geziyi yazar öyle güzel anlatmış ki kültürünü, coğrafyasını adeta okuyucu da geziyor.Ayrıca Atatürk ve hayatı ile ilgili bilgiler de çok keyifli olmuş hikâyenin içinde… 
Aşk, gizem, sırlar, dostluk, aile bağları da bu romanda.. 

Yilgayak 1Anadolu Korku Öyküleri III – Yılgayak, serinin yepyeni, genç ve güçlü kalemlerle biraraya geldiği, etkileyici bir antoloji. İlk kitabın yayımlanmasının ardından geçen sürede ana fikri aynı kalsa da hem dünyada hem de ülkemizdeki korku kültürünün değişimleri bu yeni kitabın öykülerinin üretilmesinde en etkili rolü oynadı.

Anadolu topraklarına baktığımızda açıkça görünen ilk şey, dünya uluslarına – birkaç istisna dışında- nasip olmamış, binlerce yıl geriye doğru izini sürebileceğimiz medeniyet tarihimizdir. İşte bu topraklarda yoğrulmuş, köklü bir kültürel yapı ve iç içe geçmiş sosyal zenginliği barındıran bu öyküler, belki de asla açıklanamayacak kadim korkuları beraberinde getiriyor.

Türk mitolojisi, Erliğin Kızları, Cemre ve Nevruz da bu kitapta, define peşinde koşup hırslarına yenilen, zeytin ağaçlarının ya da lanetli taşların gazabına uğrayanlar da. Tekinsiz kasaba ve mezraların, kimselerin dillendirmeye varmadığı karanlık sırları, hayaletler, cadı neneler ve periler dolu masalları ile aynı anda; bilinmez ve keşfedilmemiş canavarların da yuvası olmuş hikayeler bunlar.

Her öykünün Anadolu’nun bambaşka korkularına, önceden işlenmemiş yepyeni bakış açılarıyla yanaştığı, Anadolu Korku Öyküleri efsanesine kanı kaynayarak eklenmiş tüyler ürpertici bir kitap.

“Tam vaktinde yetiştin. Birazdan gün geceye kavuşur. Törenimiz başlamadan otur, soluklan.”

anadolumasallarindanKültürümüzün çok uzun bir geçmişi ve muazzam bir derinliği bulunmaktadır. Dolayısıyla kültürümüz çok büyük bir zenginliğe ve köklü bir yapıya sahiptir. Türk kültürü, her sahada önemli ve nitelikli insan yetiştirmek bakımından dünyada eşi olmayan bir kültürdür. Türk tarihinde alp ve bilgenin çok olması bundandır. Bununla birlikte binlerce yıllık Türk kültürü, yeni zamanların yıkıcı tesirleri karşısında bugün maalesef pek çok kültür unsurunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Prof. Dr. Necati Demir, kültürümüzün karşı karşıya olduğu sıkıntıların farkında bir aydın olarak, yaklaşık otuz yıldır hiç durmadan ve dinlenmeden kültür varlıklarımızın kayıt altına alınması ve bunların geniş kitlelerce okunup bilinmesi uğraşı içindedir. Anadolu Türk Masallarından Derlemeler başlığıyla sunulan bu çalışmada, Prof. Dr. Necati Demir'in 1985 yılından bu yana Anadolu'nun muhtelif yörelerinden, bizzat masal anlatıcılarının kendilerinden dinleyerek kayda aldığı 330 masal bulunmaktadır. Alfabetik sıraya göre dizilmiş masallarda geçen mahallî kelime ve deyimler ile ifade biçimleri için bir sözlük hazırlanmış ve masalların kaynak şahısları ile ilgili bilgiler de okuyucunun dikkatine sunulmuştur.

yakupunkanatlariHû Diyen Karga- Selçuklu Hikâyeleri adlı kitabıyla, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan Misli Baydoğan, şimdi de Yakup’un Kanatları adlı kitabı ile okuyucuyu türlü türlü kapıların önüne çekiyor. Her bir öyküde başka mekânlarla, başka hayatlarla ve başka ruhlarla tanıştırıyor… Ve o, bunu yaparken kelimeleri yine ustaca kullanıyor. Sonra birden, sizi alıp ruh dünyanızın derinliklerine götürüyor. Belki de yorgunluklarınızı, mücadelelerinizi, derinlerinizdeki siyah ile beyazı hatırlatıyor. “İçimden, ucu ufuk çizgisine uzayıp giden kervanlar geçiyor. Üzerinde durduğum kızılımsı çorak toprağa, topuklarımdan kök salmışçasına, giderek daha da yayıla dolana sabitleniyorum. Bir kader uzanıyor ayaklarımın önünden ötelere doğru. Gün batımında üzerine düşen gölgemi tam ortadan bölüyor çizgisi. Her zerrem tanıyor bu ikiye bölünmüşlüğü… İkiye bölünmüşlüğüm neslimin, rahmime hiç düşmeyen, doğuramadığım, kucağıma alıp emziremediğim habis devamı… İkiye bölünmüşlüğüm, yüreğimin üzerinde taşıdığım pıhtıdan bir kese… Aynalarda görünmeyen tarafım… Retinaya düşmeyen yansımam… Alsınlar bu zerrelerime sinmiş tuz ağırlığını üzerimden. Kupkuruyum. Yüz yıllardır bu kubbede çınlayıp duran sahipsiz çığlıklarla çarpışmaktan yorgunum.”

Semah Aşka Doğrudur A. Yılmaz Soyyer | kitapambari.com

Semah Aşka Doğrudur
A.Yılmaz SOYYER
Post Yayıncılık

Bu roman kendilerine Alevî de denilen Kızılbaşların günümüzdeki hikâyesidir. Ülkemizin meçhul bir dağ köyünde geçen bir öyküdür bu... 27 yıldır Bektaşîlik üzerine çalışmış bir ilahiyatçı akademisyen olan yazar, kendisini düşünce ve ruh dünyası açısından Yesevî geleneğine bağlı hissetmektedir. Yesevîlik, İslâm'ın Mâturidî yorumuyla birlikte bir Türk İslâmı biçiminde romancının akıl ve gönül dünyasını oluşturmuştur. Bu bağlamda Yesevîliğin Anadolu'da yeniden filizlenmesi şeklindeki Kızılbaş yoluyla pek çok hususta duygu birliği hâlindedir. Hiçbir roman tarafsız kaleme alınamaz, bu da yazarın ruh ikliminden Kızılbaş evrenine, Bektaşîliğe, tahtacılara, tasavvufa, dervişlere, kamlara (şamanlara), Türkmen geleneklerine ve Türk dünyasına, bakışını ortaya koymaktadır. Eser “Dede torunu" bir veterinerin toplumunun, inançlarını ve ibadetlerini kaybetmeden yaşaması için verdiği mücâdelenin hikâyesidir. Romanda memleketimizdeki şehir isimlerine mümkün mertebe yer verilmemiştir. Olay bilinmeyen bir bölgenin hayâlî bir köyünde geçmektedir. Bir köyden, hem ülkeye hem dünyaya bakılmaya çalışılmıştır. Romandaki kişilerin hiçbiri gerçek hayattan alınmamıştır, ya da romandaki herkes gerçek hayatta mevcuttur." Bu ifadelerin her ikisi de doğrudur. Okuyucu, kendisini de, komşusunu da, hocasını da bu romanda bulabilir, bu onun hayâl âlemine kalmış bir husustur. 

Mesav4Erlik
Metin Savaş
Ötüken Neşriyat

Edebi çalışmalarını rahat bir ortamda sürdürebilmek amacıyla İstanbul'u terk edip Balıkesir'e yerleşmiş olan bayan bir yazar. Bayan yazarın şizofreni belirtileri gösteren apartman komşusu. Farklı karakterlerdeki bu iki komşu arasında duygusal yakınlık baş gösterdiğinde Suat Katran adında mazisi meçhul bir üçüncü şahıs ikisinin arasına girer. Suat Katran bayan yazarın yarattığı bir hikaye kahramanıyla aynı adı taşımaktadır.

Boyut 12x19,5
Sayfa Sayısı 208
Basım Yeri İstanbul
Resimleyen Zafer Yılmaz

Haser3Hasan ERDEM
Ötüken Neşriyat
Daha önce kaleme aldığı “Şar Dağının Kurtları”, “Argos Kalesi”, “Kızıl Atın Süvarisi”, “Balkan Şahini” ve “Otranto 1480” romanlarıyla Osmanlı Devleti dönemindeki akıncı beylerinin Balkanlardaki maceralarını anlatan Hasan Erdem, bu sefer Doğu Avrupa'da hâkimiyet kuran ve Avrupa'nın neredeyse tamamını nüfuzu altına alan Türklerin büyük başbuğu Atilla'yı ve onun korkusuz Hun savaşçılarını ele alıyor. 370 yılında Balamir komutasında Asya bozkırlarından batıya doğru yola çıkan Hun Türkleri yüksek hızları ve üstün savaş taktikleri ile önlerine çıkan kavimleri egemenlikleri altına alarak yollarına devam ettiler ve Volga Nehri'ni geçtikten sonra Karpatlar ve Tuna arasında kalan bölgeye yerleştiler. Cüssesi ve korkusuzluğu ile diğer Hun savaşçılarından ayrılan ve bu yüzden Atilla'nın Kalkanı olarak bilinen kahraman Suptar ve onun evlatlığı Ottigin'i merkeze alan romanda, Atilla'nın tahta çıkışından itibaren Hun Türklerinin bilhassa Romalılar ile giriştikleri kanlı mücadeleleri bulacaksınız.

melengicingolgesindeMelendiç nedir? Gölgesinde neler olmaktadır? Metin Savaş "Zemheri Kuyusu etrafında kurduğu gizemli dünyanın insanlarına bu kez dokuz dallı Melengicin altından sesleniyor; taptaze bir nefes ve yepyeni sözlerle. Mahalli ile evrensel, kadimle aktüel, tarihle an buluşuyor. Perde aralanıyor; birbirine kayıtsız kaldığı zannedilen alemler birleşiyor. Köhne bir konak... Konağı sarıp sarmalayan bir mahalle... Mahalleyi sarıp sarmalayan bir yatır...

Feridüddin-i Attar

Ferîdüddin Attâr veya tam adıyla Ebu Hamid Ferîdüddin Muhammed bin Ebu Bekr İbrahim Nişaburî, İranlı mutasavvıf, şair. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attâr olarak...

Bukağı

Nevi şahsına münhasır hal ve tavırları ile Hacı Bayram Veli, Yunus Emre ve Niyazi Mısri'nin tasavvuf geleneğindeki yerleri ve etkileri kuşkusuz çok büyük ve...

KIRIM'A SEYAHAT - FATİH KERİMİ

İlk baskısı 2004 yılında hazırlanan Fatih Kerimî'nin Kırım'a Seyahat adlı bu kitabının o günkü telif ücreti "Kırım'da Çocuk Okutma Kampanyası"nda kullanılmak...

ANADOLU MASALLARINDAN DERLEMELER - NECAT

Kültürümüzün çok uzun bir geçmişi ve muazzam bir derinliği bulunmaktadır. Dolayısıyla kültürümüz çok büyük bir zenginliğe ve köklü bir yapıya sahiptir. Türk...

LAKAPLARIYLA EDEBİYATÇILAR

Edebiyat Dunyamız

ADALET CİMCOZ: Fitne Fücur. · ATTİLA İLHAN: Abbas Yolcu, Beteroğlu, Ali Kaptanoğlu, Nevin Yıldız. · ÇETİN ALTAN: Hadi Borazan, Hüseyin Zurna. · ERCÜMENT EKREM...

BİRLİKTEN CUMHURİYET DOĞAR

Özcan TÜRKMEN

Milletçe, coşku ile, Türkiye’de ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutluyoruz/kutladık Cumhuriyet Bayramımızı. Büyük Önder Atatürk’ü ve silah...

MOTİFLERİN DANSI

Ayla Coşkun CEREN

Eller ne çok işe yararlar. Hayata tutunduğumuz, hayatı kavradığımız, işlediğimiz, ördüğümüz, inşa ettiğimiz, meydana getirdiğimiz, sevdiğimiz, hatta yok...

Bir Ses Mimarı: Yahya Kemal Beyatlı

Edebiyat Dunyamız

Kostantiniyye... Estefanya... Gulgule-i Rûm... Dersaadet... İslâmbol... yâni İstanbul...Ne vakit Rumeli Hisârına baksam, Yahya Kemâl’in derin bir teessürle...

KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE ‘AR VE NAMU

Klasik Türk şiirinde birçok kavram, has kılındığı tiplere göre değerlendirilir ve böylece genel kabulde olumlu olan bir kavram olumsuz, olumsuz görülen ise...

PROF.DR. ABDÜLKADİR İLGEN İLE "TÜRK

Türk müslümanlığı, çok tartışılan, daha da çok tartışılacak olan konu. Ama, ilgili fikir çevrelerindeki yaygın kanaat eğer bir Türk medeniyeti oluşturulacaksa bunun zeminin...

MÜZİĞİMİZ, TÜRKÇE, ÇOCUKLARIMIZ

Sayın Fatma Adile Başer, akademik düzeyde ve ama bir sanatçı duygu ve duyarlılığı ile bizim müziğimiz, Türkçemiz, kültürümüz ve medeniyetimiz üzerine okuyor, inceliyor,...

ŞAİRLERİ KOVMAK İSTEYEN ŞAİR

Temel bir düşünme alanı olarak felsefenin diğer dsiplinlerle olan ilişkisi her dönem tartışılagelmiştir. Çünkü felsefeyi bu alanlardan birine indirgemeden ya...

HATIRALAR IŞIĞINDA MEHMET AKIF ERSOY

 Mehmet Akif, çok yönlü ve aktif kişiliği ile hiç kuşkusuz hem II. Meşrutiyet hem de Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen simalarından birisidir. Akif,...

TÜRK ROMANINDA MODERNIST ETKININ BOYUTL

Modernist Romanın Altyapısı Bir edebi tür olarak roman, Türk edebiyatına Tanzimat dönemiyle birlikte girmiştir. Her açıdan batılı değerlerin örnek alınmaya...

ÇOCUK EDEBIYATI VE EĞITIMI AÇISINDAN

ÖZÇocuk edebiyatı ve çocuk eğitimiyle ilgili günümüzde dikkat çekici çalışmalar yapılmaktadır. Eski dönemlerde de tam anlamıyla bu konulara yönelik olmasa da...

SEZAİ KARAKOÇ

22 Ocak 1933 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Şair, yazar, düşünür, siyasetçi. Çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçen ve 1938...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
ŞEKİLLER-2

ŞEKİLLER-2

09.12.2018
(Şekil 12 ) Şekil Mimari parça Osman Eravşar, Haşim Karpuz, İbrahim Divarcı ve ark. (Editörler), cilt 2, a. g. e.,...
Anadolu’yu ileri fikirleri ve düşünceleriyle, eserleri ve sanatlarıyla aydınlatanlar arasında onüçüncü yüzyılda Türkçe’yi resmî dil olarak ferman eden, Anadolu’da Türk...
En büyük problemlerimizden biri, insan ilişkileri. Birbirimizi tanımıyoruz, tanımaya da pek istekli değiliz. Dışarıda büyük kalabalıklar var; fakat biz tam...
Ayarsız/Mart

Ayarsız/Mart

05.03.2017
Mart 2016 da yayın hayatına başlayan Ayarsız Dergisi, fikir, kültür, sanat ve edebiyat dünyasına yeni bir soluk katmayı hedefliyor.
Yazılarınızda Eski Türk Edebiyatı sahasındaki çalışmalarda metot eksikliğine ve teori sahasındaki yetersizliğe vurgu yapıyorsunuz. Bu sahadaki metinlere hangi teori zemininde...
Tanpınar’la bahar mevsiminin herhangi bir hafta sonunda, herhangi bir İstanbul köşesinde, diyelim ki Fatih itfaiyesinin önündeki parkta buluşmak için sözleştik.
Yeşil Çeşme

Yeşil Çeşme

30.12.2016
Beni o büyük çocuklar karşında koruyan diyemem ama hiç olmazsa teselli eden bir kız vardı: Polika! Kasabaya taşındığımız gün gavur...
VEFA DUYGUSU

VEFA DUYGUSU

25.02.2018
Vefa kelimesi sözlüklerde; sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme; sevgi, bağlılık ve dostlukta sebat; yetme ve yetişme; güzel ve...
Arketip kavramının ne olduğunu kısaca izah ederek başlamak gerekiyor bu yazıya. Arketip teriminin Türkçedeki karşılığı ilk-örnek şeklindedir ki evrenimizdeki veyahut...
Oryantalizm (şarkiyatçılık), malum olduğu üzere, Doğulu toplumları çeşitli yönlerden inceleyen bilim dalıdır. Bu kavramın TDK Türkçe Sözlük’teki karşılığı Doğu Bilimi...
Gültekin Samanoğlu, imzasıyla, ilk defa Akın Karauğuz’un Zonguldak’ta çıkardığı “Doğu" dergisinin Ağustos/1949 tarihli sayısında karşılaştığımı hatırlıyorum.O yıllarda, Anadolu’nun birçok yerinde...
"Noliserse ko ki olsun oliser Tek gönül mevlâyı bulsun noliser" Bursa, kelimelerin manasını Somuncu Baba Hazretleri şehri terk edip gittiğinde kaybetmiş olmalı.
Allah’ın ilk emri: ‘Oku!’ Hafızanızdaki kelime sayısını merak ediyor musunuz? Hafızanızın kelimelerle beslendiğini size hiç söylediler mi? İnsanın zekâsının bildiği kelime sayısı...
Küreselleşen dünyada yeni dünya düzeni kuruluyor. Bu düzende insanımız, maalesef, yalnız… Değişen dünya, yeni ama “yalnız birey” yetiştiriyor artık. Yalnızlaşan insanımız, yeni...
Türk milletinin ve Türk gençliğinin yolu, ancak, Atatürk’ün çizdiği yoldur. Ondan sapmış olanlar, Atatürkçü olamazlar. Atatürk’ü boş yere maske olarak kullanmaktan...