Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

testkrmz

yakupunkanatlariHû Diyen Karga- Selçuklu Hikâyeleri adlı kitabıyla, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan Misli Baydoğan, şimdi de Yakup’un Kanatları adlı kitabı ile okuyucuyu türlü türlü kapıların önüne çekiyor. Her bir öyküde başka mekânlarla, başka hayatlarla ve başka ruhlarla tanıştırıyor… Ve o, bunu yaparken kelimeleri yine ustaca kullanıyor. Sonra birden, sizi alıp ruh dünyanızın derinliklerine götürüyor. Belki de yorgunluklarınızı, mücadelelerinizi, derinlerinizdeki siyah ile beyazı hatırlatıyor. “İçimden, ucu ufuk çizgisine uzayıp giden kervanlar geçiyor. Üzerinde durduğum kızılımsı çorak toprağa, topuklarımdan kök salmışçasına, giderek daha da yayıla dolana sabitleniyorum. Bir kader uzanıyor ayaklarımın önünden ötelere doğru. Gün batımında üzerine düşen gölgemi tam ortadan bölüyor çizgisi. Her zerrem tanıyor bu ikiye bölünmüşlüğü… İkiye bölünmüşlüğüm neslimin, rahmime hiç düşmeyen, doğuramadığım, kucağıma alıp emziremediğim habis devamı… İkiye bölünmüşlüğüm, yüreğimin üzerinde taşıdığım pıhtıdan bir kese… Aynalarda görünmeyen tarafım… Retinaya düşmeyen yansımam… Alsınlar bu zerrelerime sinmiş tuz ağırlığını üzerimden. Kupkuruyum. Yüz yıllardır bu kubbede çınlayıp duran sahipsiz çığlıklarla çarpışmaktan yorgunum.”

Sayfa Sayısı:168
Basım Yeri:İstanbul
Resimleyen:Zafer Yılmaz

MISLI BAYDOĞAN KİMDİR?

1979 Sivas doğumlu. İlkokulu Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu, orta ve lise eğitimini TED Ankara Koleji’nde tamamladı. Lisans ve yüksek lisans derecelerini Hacettepe Üniversitesi’nden aldı. Halen klinik psikolog olarak, özel bir vakıf üniversitesi öğrenci merkezinde mesleğini icra etmektedir. Hatırla Beni (2014) ve Ötüken Neşriyat tarafından Hû Diyen Karga (2017) adlı romanları yayımlanmıştır. Yazdığı öykü ve edebî inceleme çalışmaları Türk Edebiyatı, Ayarsız, Edebice, Mağaradakiler gibi çeşitli edebiyat dergilerinde yer almıştır.

içindekiler
Karanlık Sabahlar / 11
Yakup’un Kanatları / 17
Rüya Yapıcısı / 29
Ök / 45
Overlokçu / 57
Seyyale’nin Kaderi / 69
Râhime ve İlyas / 77
Eve Dönüş / 86
Sülbiye Teyze / 96
Babamı Yedim / 102
Besim Bey Dilemması / 107
Ölü Evinin Yasçısı / 121
Zihin Yarığı / 127
Filbahri / 131
Bırakmak / 139
Divan / 146
Muhammet Can / 151
Küpeli Mestan / 159

Karanlık Sabahlar BenIm elim menekşelere hiç uğurlu gelmedi. Bu yaşıma kadar hiç. Kaynanam, rahmetli, senin lafın dişi değil, diksin, meşk ister menekşe, derdi. Kauçuklarım ağaç boyuna geldi, aşk merdivenim parkeleri süpürdü, Atatürk çiçeğimin yaprakları kızıldan mora döne döne harelendi de, bir menekşe benim elimi sevemedi. Kaynanamın elini ilk öptüğümde on yedimdeydim. Kadir önde, ben arkada, korkudan heyecandan tir tir titreyerek vardık evlerine bir ikindi vakti. Ustasından izin almış Kadir, üç yaş büyük benden, Siteler’de kapı yapıyor. Boyu yaptığı kapılar kadar. Anam ille de seni görmek istiyor diye tutturmuş haftalarca. Kırk beş kilo varım yokum daha ben. Saçlarıma berber makası değmemiş, bellerimde, simsiyah. Babam salmazdı berbere, terziye, hamama. Her hacetimi annemle teyzem görürlerdi. Teyzeme diye çıkar görürdüm zaten Kadir’i. Kaçak göçek, tenhalarda, yüreğim biri gö- recek diye güm güm, ne doğru dürüst iki laf edebilir ne de Kadir’in bana dediklerini anlayabilirdim. Yine de her defasında bir yolunu bulup giderdim. Gözleri bana bakarken, üzerime vahşi atlar sökün ederdi. Kaçacak yer bulamazdım. Eskiyi gözümün önüne getirmek kalbimi acıtmıyor artık. Ne zamandır? Kim bilir. Geçen sefer ölümlerden ölüm beğenesiydim. Kadir sanki ekmek bıçağını almış, göğüs kafesime takmış, yüreğimi elceğzime vermiş gibi günlerce 12 • Yakup’un Kanatları can çekişiyorum sanmıştım. Bu sefer öyle olmadı. Olması mı iyi, olmaması mı bilemedim. Sade nefesim tıkanıyor şimdi. Ağzımla, burnumla, canhıraş aldığım nefesleri yetiremiyorum ciğerlerime. Öyle bir sıklat. Kaynanam sağdı o zaman. Yut, dedi ilk duyduğunda. Babası da böyleydi, sesini çıkarma, yüreğine taş bas, yut, otur. Üçüncü oğlana hamileydim. Ne yaparım üç çocukla, kime sığınırım? Kavga gürültü çıkarmayım diye tehdit ediyor zannettimdi. Eve mahkemeden celp geldiğinde olduğum yere yığılmışım. Gözümü bir açtım komşular kolonyayla bileklerimi ovalıyor. Yetişti kaynanam. Çatık kaşlı, sözünü sakınmayan, memnuniyetsiz kadındı ama arka çıktı bana. Kara kaşıma kara gözüme değil elbet, üç torununun anasıyım diye, besbelli ya, olsun. Vermeyeceksin nikâhını, eşşek gibi dönecek çarptığı kapıya, dedi. Haklı da çıktı. Çiğneyemedi anasını o zaman. Kaynanamla kaynatam oğulları askere gitmeden yapalım istemişlerdi düğünü ille. Kadir’in zoruyla elbet. Babam razı olmadı. Ne yana gideceği bellisiz, Allah etmesin şehit düşse, üç gün gelin duran kızın adını dula çıkarttırmam dedi. Terör çok o zaman. Her giden dönemiyor. Ağla ağla, eriyip iğne ipliğe döndüm ben. Babam Nuh der peygamber demez. Annem girdi araya, teyzem, eniştem… Neyse, sö- zün bari kesilmesine tamam dedi yalvar yakar. Hiç değil, izinlerde gelir gider, senesine nişan, döner dönmez düğün dediler. İçimin uğultusu biraz dindi...

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Mustafa Kemal’in anlatacakları daha bitmemişti. Fakat tren yavaş yavaş, kavurucu sıcak içinde bozkırdaki Ankara’ya yaklaşmıştı. Ağustos ayında boncuk boncuk...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Yüzbaşı Nakiyüddin Bey öğrencilerinin Fransızcasının ilerlemesi için elinden geleni yapıyordu. Onlara edebiyat eserlerini sevdirerek bu işi çözebileceğini...

ACIKAN KURT

Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş. Çok söylemesi günahmış; hikâye söylemesi sevapmış. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir kurt yaşarmış....

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KE

Paşa[1], yorgunluk kahvesini içmişti. Şöyle yalnız başına Ankara’da dolaşmak istiyordu. Çankaya’daki küçük bağ evinden çıktı, toprak yolda yürümeye başladı. Zihninde Yunan...

Eski Yunanca olan arketip sözcüğü Türkçe’de ilk imge, ilk örnek gibi anlamlara gelir. Arketipler, insanlığın ortak mirasıdır. Sanat eserlerinde arketiplerin...
Gariptir… Bu ülkede doğan herkes daha kendisini tanımadan şu iki kavramı bilir; biri Türk, diğeri ise İslâm! Aslında bunda bir...
Türk edebiyatının Batılılaşma etkisinden önce ortaya çıkan yazılı mizah ürünlerinin hemen hepsi İslam kültür dünyası içinde oluşmuş ürünlerdir. Çoğunlukla eğitici,...
Fatih Sultan Mehmed, 53 gün süren geceli gündüzlü kuşatmadan sonra, 29 Mayıs 1453 Salı günün sabahı, Topkapı- Edirnekapı arasındaki surlardan...
Küfrî-i Bahâyî’nin hayatı hakkında kaynaklardaki bilgiler, oldukça sınırlı olup birbirinin tekrarından öteye geçmemektedir.Asıl ismi Hasan Çelebi olan şair, İstanbul’da doğmuştur.
MEHMET ALİ KALKAN ÖZGEÇMİŞ 1958 yılında Eskişehir’de doğdu. Gazi İlk Okulu,Tunalı Orta Okulu ve Motor Sanat Enstitüsünü bitirdi.Üniversiteyi Adana’da...
On beş Temmuz şehitlerine ithaf… Önümde İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün 1990 yılı mezuniyet yıllığı duruyor. Yıllığa...
“Yemin olsun, o harıl harıl koşular koşanlara,Ateşler çakıp saçanlara,Sabahleyin baskın basanlara,Derken bir toz duman savuranlara,O anda bir topluluğu ortalayıp dalan...
GÜNER AKMOLLA

GÜNER AKMOLLA

06.02.2018
(Romanya, 1941-) Bükreş Üniversitesi’nden mezun oldu.Şair. 1941, Romanya doğumlu. 1965’te Bükreş Üniversitesi’nden mezun oldu. Çeşitli dergilerde şiirleri yayınlandı. Emel, Karadeniz, Çaş, Kalgay,...
HALİL SOYUER

HALİL SOYUER

13.01.2019
Benim şiir ve edebiyata karşı merak sarmamda, Behçet Kemal Çağlar’m 1949 yılında İstanbul’da haftalık olarak çıkardığı “Şadırvan” dergisiyle, Akın Karauğuz’un...
“Volkan gibi lâv atmış, ne susmuş ne sönmüşüm Ben bir fikir uğruna çılgınlara dönmüşüm!... ”Hacmi küçük olmasına rağmen, gerçekten büyük...
SABIR

SABIR

05.11.2017
Teknolojik gelişmelerle bağlı olarak insanın hırsı tahrik ediliyor. Hırs, zamanla tamaha dönüşüyor. Tamahın tabii sonucu da sabırsızlık…Sabır her şeye rağmen...
Anadolu Korku Öyküleri III – Yılgayak, serinin yepyeni, genç ve güçlü kalemlerle biraraya geldiği, etkileyici bir antoloji. İlk kitabın yayımlanmasının...
Mahan durağından kalktı göçleri Dua içre yedileri üçleri İslam’ın özünden gelir güçleri Bulunmaz yürekte niza ay ana Türk milleti, devletinin devlet-i ebed-müddet olduğuna inanır...
Toros Dağlarının başı dumanlandı mı bir kez, Cerit, Avşar Türkmenlerinde bir telâş başlardı. Kışı zorlu olurdu Torosların… O geçit...