Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

CENGİZDAGCİVATANDİLİNDEVatanını kaybetmiş ve bir daha dönüp onu görememenin acısını derinden yaşamış biri olan Cengiz Dağcı, Türkçeyi kendine vatan bilmiş ve vatanı Kırım’ı yazdığı her cümleyle adeta coğrafyadan çıkartıp Türklük muhayyilesinin en pak yerine işlemiştir. Hakkında akademik yayınlar hazırlamış isimlerin makale­lerinden oluşan Vatanı Dilinde Cengiz Dağcı Kitabı, dört bölümden oluşmaktadır. Bi­rinci bölümdeki yazılar, Dağcı’nın romanlarına dair değerlendirmelerden, ikinci bölümdekiler ise daha çok Dağcı’nın dili ve zihni arasındaki ilişki üzerinde duran yazılardan oluşmaktadır. Kitabın üçüncü bölümü ise, Dağcı’nın çok az bilinen şairliği ve şiirleri hakkındaki iki yazıdan oluşmaktadır. Dağcı, Türkiye’de daha çok romancılığı ve romanları ile tanınmaktadır. Ancak onun hem Kırım senelerinde, hem de sonraki yıllarda dergilerde kalmış şiirleri de vardır. Bu şiirler, bugün Kırım Türkçesi ile Kırım’da yayınlanmış bulunmaktadır. O sebeple çalışmanın bu bölümü, Dağcı’nın şiir­lerine ve şairliğine dair orijinal bilgiler içermektedir. Son bölümde de, onun eserlerinde önemli bir yer tutan Kırım halk kültürünün değerine işaret eden yazılar mevcuttur.

Sayfa Sayısı
360
Basım Tarihi
2017-05
Yazar
İbrahim Şahin , Salim Çonoğlu 
Yayınevi
Ötüken Neşriyat

ÖNSÖZÜNDEN :

Cengiz Dağcı 9 Mart 1919’da Kırım’ın Gurzuf kasabasında doğ- du; 22 Eylül 2011’de Londra’da vefat etti. Türkiye Türkçesiyle kaleme aldığı hemen bütün eserlerinde Kırım Türklerinin başına gelenleri anlattı. Ancak onun hayatıyla Kırım Türklerinin başına gelenler arasında bir fark yoktu. Tarih bazen sıradan bir insanı, yaşadıkları itibarıyla bir toplumun sembolü kılabilmektedir. Herhangi bir Kı- rım Türk’ü neler yaşamışsa Dağcı da onu yaşadı. Onun başkalarından farkı, yaşadıklarını tüm gerçekliği ile romana aktararak, kendi hafızasını halkının hafızası kılmış olmasıdır. Buradan Dağcı’nın romanlarının onun hatıralarından ibaret olduğu zannedilmemelidir. Çünkü Dağcı başta Rus edebiyatı olmak üzere, edebiyatın büyük isimlerini yakından takip eden ve yazma tekniği bakımından, eserlerini ve dilini farklı şekillerde kurgulayan bir romancıdır. Yayınladığı ilk iki romanı Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam 1956 yılında Varlık yayınlarınca neşredilmiştir. Hem söz konusu iki romanında hem de yine Varlık yayınları arasında çıkan diğer romanlarında Kırım Türklerinin dramını anlattığı için ve dolayısıyla Sovyet rejimini eleştirdiği için Türkiye’de çok fazla ilgi görmedi. Hatta onu 1960’lı yıllarda edebiyatımızda moda haline gelen köy romancıları ile aynı kategoriye dâhil edenler de oldu. Hâlbuki Dağcı bildiğimiz anlamda bir köy romancısı değildi. Çünkü daha çok bir ideoloji etrafında ve belli bir şablonla kurgulanan köy romanının alışılmış temalarını onun romanlarında göremeyiz. Bu kanaatin yaygınlaşmasına yol açan hem Korkunç Yıllar’da ve Yurdunu Kaybeden Adam’da hem de Onlar da İnsandı ve O Topraklar Bizimdi’de, Dağcı romancılığını baş- kalarından farklı kılan, köylünün devletle olan sorunları değildir; O Topraklar Bizimdi adlı romanının ismindeki “biz” zamiridir. Çünkü Dağcı, Sovyet rejiminin Kırım Türklerine yönelik uygulamalarının, baskının, sürgünün ve göçün hikâyesini anlattı. Asırlardır yaşadıkları topraklardan devlet baskısıyla sürülen bu insanların hikâyesi, yeryüzünde eşi az görülen bir trajedidir. Fakat maalesef en azından 8 • Vatanı Dilinde Cengiz Dağcı Kitabı romanların yayınlandığı senelerde ne Dağcı’nın romanlarına ne de Kırım Türklerinin dramına ilgi gösterilmiştir
.......

kİTAPTAN :

Cengiz Dağcı’nın Hikâyeleri Üzerine Bir Değerlendirme Recai ÖZCAN* Kim bilir, geceleyin ayaz basar belki gene. Ya da kar yağar. Üşümesinler benim Türk çiçeklerim. Cengiz Dağcı Cengiz Dağcı, edebiyata şiirle adım atar, ancak günümüzde daha çok romancı olarak tanınır. Bir dönem kendisini Türk edebiyat tarihinde “üvey evlat” gibi hisseden Dağcı, Türkiye Türkçesiyle1 kaleme aldığı eserlerde işlediği konuların, insanlığın ortak değerlerini yansıtması sayesinde dünya edebiyatına mal olur. Hikâye yazarlığına 1961’de Varlık Dergisi’yle başlayan2 Dağcı, hikâye türünde çok sayıda eser vermez. Varlık’ta “küçük hikâye”, “kısa hikâye” başlıkları altında yayınlanan bazı metinleri romanlarından alınmış kısa bölümlerdir.3 Robert Fulford, Anlatının Gücü adlı kitabında hikâye anlatımını “yaşamın korkutucu rastlantısallığının üstesinden gelebilme, en azından onu kısmen kontrol altına alma çabası” olarak tanımlar.4 Anlatmak bir bakıma insanın korkularını kontrol altına almanın bir yoludur. Yazar, çoğu kez “kendisini tedavi etmek üzere” otobiyografik belleğine başvurur ve anılar arasından seçim yapar.

Hilmi Özden'den Cengiz Dağcı Hakkında :

Cengiz Dağcı’nın eserlerinde roman kahramanlarından bazılarının Rus mekteplerinde okuyup iyi yerlere geldiğini görürüz. Fakat Türklerin okuyanlarını, aydınlarını, Milletleri ile birlikte katledilmelerinden kimse kurtaramaz.

“Yaşlılar içlerini çekiyorlar:

-Hey gidi eski günler…

-Ya..eski günler..

-Eski günler daha iyiydi.

-Hiç değilse denizi aşar, Ak Toprak’a (Türkiye’ye) çıkardık.” (6)

Türk, Devletsiz yaşayamaz. İhtiyar Kırımlılar bunun şuurunda idiler. Devlet ise, Ordusuz olmaz, bunu kâh Rus, kâh Alman ordusunda çarpışan Türkistanlılar, Kırımlılar, Kafkasyalılar bilirlerdi. Türkiye Türklerinin çoğunluğu bunun bir zamanlar şuurunda idiler. Şimdi, globalleşen dünya masalı (Yeni Dünya Düzeni) ile hipnotize edilen Türkiye Türklerinin bir kısmı şuurundalar mı? Hayır. Şuurunda olsalar “Şanlı Ordularına” Şanlı erlerine” “Şanlı subay ve astsubaylarına” sahip çıkarlardı. Sahip mi çıkıyoruz (!) diyorsunuz yahut diyoruz? Hayır bin kere hayır! Evet denirse eğer; Yürekler “Ergenekon” olsa utancından çatlardı.

Cengiz Dağcı’nın“İhtiyar Savaşçı” isimli eserinde Kırım’dan 18 Mayıs 1944 yılında yüz binlerce insanın sürgününü görürüz. Bu romanda  “İhtiyar Savaşçı”nın, eşi Melek Hanım’ın  ve Kırım Türklerinin Vatanlarına  dönüşleri ile 20.yy sonu 21.yy başında  yazılan Kırım Türklerinin destanı anlatılır. (7)

Fakülte I.sınıfta Mustafa Cemiloğlu’nun ( M. Abdülcemil Kırımoğlu) açlık grevi sonucu öldüğünü işitmiştik. O günden itibaren oturduğumuz öğrenci evinin duvarından O’nun resmi ve Esir Türklere Hürriyet yazısı eksik olmamıştı. Daha sonra ölmediğini ve mücadelesini sürdürdüğünü öğrenmiş sevinmiştik.

kaynak : http://www.eskisehirturkocagi.org/kose-yazisi/cengiz-dagci-da-vatan-3/

İÇİNDEKİLER

İçIndekIler Önsöz ................................................................. 7

Hayat ve Roman Cengiz Dağcı’nın Hikâyeleri Üzerine Bir Değerlendirme Recai Özcan................................................................................... 13

Yurdunu Arayan Adam’da Anlatmanın Gerçeklik Kaygısı Hayrettin Orhanoğlu ....................................................... 41

“Korkunç Yıllar”ı Aydınlatan Kadınlar Alev Sınar Uğurlu ........................................................................ 58

Badem Dalına Asılı Bebekler ve Üşüyen Sokak’ta Teknik Sabahatttin Çağın ............................................................. 76

Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam’da Gayri Türkler Fazıl Gökçek........................................................... 88

Sahih Bir Milliyetçilik Arayışı: Dönüş Soner Akpınar ................................................................. 99

Kuğunun Son Şarkıları; Cengiz Dağcı’nın Son Eserleri Nurcan Şen .............................................................................. 108

Hatıralar Mezarlığı: Cengiz Dağcı’nın “Benim Gibi Biri” Adlı Romanının Tahlili Metin Savaş ............................................................... 135

İki Eser Bir Kader “İhtiyar Savaşçı” ve “İki Kasım 1943” Hilmi Özden .................................................................................................. 156

Korkunç Yıllar’dan Kırımlı’ya, Yazardan Yönetmene Mustafa Çetin................................................................................ 166

DIl, BIlInç ve Sanat Cengiz Dağcı’nın Hatıralarına Yansıyan “Yaralı Bilinç”i Ali Duymaz................................................................. 173

İnsana Yas Yaraşır: Cengiz Dağcı’da Trajik Olan Cafer Şen............................................................................. 190

Cengiz Dağcı İle Kesişen Hayat Yolculuğum Zafer Karatay............................................................................. 214

Cengiz Dağcı’nın Okumaları: Yansılar’dan Yansıyanlar Emel Kefeli ................................................................................. 225

Düşünerek Anlatmak: Dağcı’nın Edebi Dili Üzerine İbrahim Şahin................................................................................................ 238

Anti-Emperyalist Bir Kalem: Cengiz Dağcı Bahtiyar Aslan............................................................................................... 254

ŞIIr ve ÖtesI Cengiz Dağcı’nın Şiirleri Üzerine Bir Değerlendirme Salim Çonoğlu........................................................................ 265

Dağcı’nın Şiiri Yahut Tabiatın Hüzünlü Şarkısı İsa Kocakaplan ........................................................................ 299

Roman ve Halk Kültürü Destandan Romana Kozmos ve Kaos Algısı: “Er Sogotoh” ve “Onlar da İnsandı” Örnekleri Mehmet Aça .................................. 321

Cengiz Dağcı’nın Eserlerinde Din Olgusu Özkul Çobanoğlu ........................................................... 331

Cengiz Dağcı’nın Romanlarındaki Türküler Üzerine Metin Özarslan.............................................................. 342

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

TÜRK ROMANINDA MODERNIST ETKININ BOYUTL

Modernist Romanın Altyapısı Bir edebi tür olarak roman, Türk edebiyatına Tanzimat dönemiyle birlikte girmiştir. Her açıdan batılı değerlerin örnek alınmaya...

KÖROĞLU HİKAYESİ KOLLARI VE YENİ VA

Türk Edebiyatında önemli bir bölümü işgal eden sözlü ürünler içerisinde masallar, destanlar, efsaneler ve halk hikâyeleri kültürümüzün temelini...

BEYAZ KÜRK- FÜSUN MENŞURE

Küçük adımlarımla sabahın çiği düşmüş çimenlerin üzerinde yürüyorum. Bir, iki, üç, dört... Dört ahenkli adımı öyle zarif bırakıyorum ki yere, âdeta toprağı...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı...

Metin SAVAŞ Biz insanlar hazır bulduğumuz bir hayatın içine doğarız. Ve fakat içine doğduğumuz bu hayatı yaşarken bir gözümüz daima kör...
2017 senesi itibarıyla 106 yıllık bir geçmişe ulaşmış bulunan Türk Yurdu dergisi Türkiye’nin yaşayan en köklü süreli yayın organıdır. İmparatorluk...
Küçüklüğümden beri en büyük idealim olan "Gazetecilik" mesleğine atılmam "Alfabe Müellifi" Ahmet Hilmi Güçlü Hocanın tavassutu ile mümkün olmuştu. Hocanın o...
Türkçedeki "yanmak" ve "uyanmak" kelimeleri arasındaki kök birliği, kavram planında anlama ve görme ile de ilişkilendirilmelidir. Çünkü anlamanın uyanma ile...
Veysel Gökberk Manga’nın ilk romanı “Dünya Dönmeden Önce”[1] kaotik bir roman metnidir. Kurgusu da kaotiktir, tahkiyedeki olayların dizilişi de...
Her millet, bugününü kendi iradesi doğrultusunda yaşamak, geleceğini de aynı iradeyle kurmak ister. Eğer bir toplum bu iradeyi kullanma bilincine...
‘’Evvel ahir dünya Türk'ün olacak.’’Zelimhan Yakup Kaos ve kozmos kelimeleri daha çok fen bilimlerinde kullanılan iki terim iken sosyal bilimciler...
SİMERANYA

SİMERANYA

05.02.2018
Fransız filozof Ernest Renan, “Bir devleti kurtaracak olan manevî uyanıştır, bunun için millî ve romantik bir edebiyat gerekir,” demektedir. Mustafa...
Saadettin Yıldız[1] 1.1.2.2.Yeşilköy Hayâli Esirlik sonrasında sakin, yeşil ve huzurlu bir...
Yazmayı, dahası şiir, öykü ve deneme türünde ürünler vermeyi ilk ne zaman istemiş olduğumu şimdi bile tam olarak hatırlamıyorum. Ama şunu...
Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan adlı eserinde akıl-zekâ-vahiy konusunu işlerken şöyle der: “İnsan zihni, oluşu parçalayarak ve tasnif ederek gözlemektedir.”[1]...
(ŞEHRİN SİVİLCELİ TENİ) Çok ilginç: " Şairler evrensel çevirmenlerdir, çünkü evrenin yıldızların, suyun, ağaçların dilini insanın diline çevirirler.” demiş Baudelaire. Bu...
Bir ırmak düşü gördüm. Sevgi, “sesini ırmak sularından” alıp “kalbimizin bahçesine” akıyordu. Irmak boyunca aşkın kuşları kanat çırpıyor, sabır ve...
1499 Yılından beri Muradiye türbelerinin en büyük ve en görkemlisinde kardeşi Şehzade Mustafa ile birlikte yan yana yatan Cem Sultan,...