Pazartesi 1 Haziran 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)
Bunu okudun 0%

İstanbul Dârülmuallimîn-i (1848-1924) 

Uğur Önal, Togay Seçkin Birbudak
Ankara, ATAM, 1.bs., 2013, 360 sayfa, ISBN:978-975-16-2535-9

Yayına hazırlayan: Fatih AKMAN


Türk eğitim sisteminin temelleri, Cumhuriyet’ten evvel, Osmanlının modernleşme hamlesinin süratlendiği 19.yüzyıl içerisinde aranmalıdır. Tüm devlet kurumlarının etkilendiği bu modernleşme serüveni, elbette eğitim kurumlarının yapısını da yakından etkilemiş, aynı zamanda bu modernleşme hamlesinin süreklilik kazanması amacıyla eğitim kurumları bilfiil bu değişime uygun olarak teşkilatlandırılmıştır. Bu sebeple günümüz eğitim sistemini değerlendirirken yine günümüz eğitim kurumlarının selefi rolündeki kurumları incelemek elzemdir.

Elimizde bulunan İstanbul Dârülmuallimîn-i (1848- 1924) adlı eser günümüz eğitim fakültelerinin ilk modelini teşkil eden Dârülmuallimînlerin, kuruluş aşamasından isim ve yöntem değişikliğine uğradığı Cumhuriyet dönemine değin, kurumun zaman içinde yaşadığı değişim ve gelişimin detaylarını okuyucuya sunmaktadır.

Eser; Giriş kısmının ardından sırasıyla İstanbul Dârülmuallimîn-i Rüşdiyyesi (1848-1913), İstanbul Darülmuallimîn-i Sıbyânı (Dârülmuallimîn-i İbtidâiyyesi 1868-1924), Dârülmuallimîn-i İdâdiye, Dârülmuallimîn’in Meşhur Müdür ve Muallimleri, Dârülmuallimîn’in Faâliyet ve Etkinlikleri adlı beş ana bölümden ve ertesinde Sonuç, Bibliyografya, Ekler, Kronoloji, Dizin gibi kısımlardan oluşmaktadır. Biz de eserin başlıklarına uygun olarak sırasıyla başlıklar özelinde tanıtım ve değerlendirmede bulunmaya çalışacağız.



İstanbul Dârülmuallimîn-i Rüşdiyyesi (1848-1913): Eserin ilk bölümü, yazımızın başında da ifade ettiğimiz üzere Osmanlı modernleşmesiyle paralel olarak ortaya çıkan yeni eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacını karşılamak için kurulan İstanbul Dârülmuallimîn-i Rüşdiyyesi’nin işlevi ve temel gayesini ortaya koymaktadır. İlk Dârülmuallimîn 16 Mart 1848 senesinde Maârif Nâzırlığı bünyesinde İstanbul Fâtih’te eğitim hayatına başlamıştır. Ülkede sayıları gittikçe artan rüştiye(günümüz ortaokulları) mekteplerinin öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere ortaya çıkan Dârülmuallimîn, ilk senelerin ardından 1850’de Ahmed Cevdet Paşa’nın müdürlüğe getirilmesi ile birlikte daha sistemli bir eğitim faâliyetine adım atmıştır. Ahmed Cevdet Paşa’nın kaleme aldığı Dârülmuallimîn Nizâmnâmesi ile kurum ile ilgili, öğrenci alımından okutulacak derslere değin, birçok yeni kıstas ortaya konmuştur.



Nizâmnâmenin en mühim maddelerinden birini ‘öğrencilerin gerek İstanbul’da ve gerekse taşrada ne zaman ve nereye olursa olsun rüşdiyye mektebi hocalığı ile görevlendirildiklerinde bu görevi reddedemeyecekleri bir senedin imzalatılması’(sy.15) olarak kayıtlara geçen ve kurumun kuruluş amacı olan rüştiye mekteplerine öğretmen yetiştirilmesinin bir bakımdan garantiye alındığı hüküm oluşturmaktadır. Üç yıllık bir eğitimi öngören kurumda öğrencilere; Usûl-i İfâde ve Talîm, Lisân-ı Fârisi, Fenn-i Hesâb (Aritmetik), Hendese (Geometri), Mesâha (Alan Bilgisi), Heyet (Astronomi) ve Coğrafya derslerinin okutulması uygun görülmüştür. Dârülmuallimîn’in, sayıları giderek çoğalan rüştiyelerin öğretmen ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalması üzerine Dârülmuallimîn dışından da rüştiyelere öğretmen ataması yapılmaya başlanmış, ancak bu durumu Dârülmuallimîn öğretmen ve öğrencilerinin Sadrazama şikâyet etmesi üzerine bundan kısmen vazgeçilmiştir. Bunun yerine rüştiyelere atanmada Dârülmuallimîn mezunlarına öncelik verilmesi ile beraber ‘Dârülmauallimîn dışında atanacak öğretmenlerin çok iyi derecede Arapça, kâfî derecede Farsça ve Hesâb bilmeleri yeterli görülmüştür.’ (sy.21).

1868 senesinde ‘dönemin Maârif Nâzırı Safvet Paşa’nın padişaha sunmuş olduğu bir tezkirede, İstanbul’da bir Dârülmuallimîn-i Sıbyân’ın kurulması teklif edilmiş ve bu teklif uygun görülmüştür.’ (sy.23). Bunun üzerine Dârülmuallimîn’e ‘Dârülmuallimîn-i Rüşdî denmeye başlanmıştır. Son olarak yukarıda bahsedilenler dışında eserin bu bölümünde, Dârülmuallimîn-i Rüşdiyyesi’nin değişen öğrenci alım şartlarından, nizâmnâme değişiklikleri ve mezun olan öğrencilerin belli yılları kapsayan listelerine ulaşmak mümkündür.

İstanbul Dârülmuallimîn-i Sıbyâni (Dârülmuallimîn-i İbtidâiyyesi 1868-1924): ‘Osmanlı Devleti’nde klasik dönemde mahalli mektebi veya taş mekteb (günümüz ilkokulları) olarak da isimlendirilen sıbyân mektepleri, Sultan II. Mahmud zamanında mecburi hale getirilmiştir.’ (sy.65). Temel olarak dini eğitim esasıyla eğitim veren sıbyân mektepleri, Tanzimat dönemine kadar benzer eğitim faâliyetlerinde bulunduktan sonra, 1868 senesinde bu okullarda; İmlâ, Malûmât-ı Nâfia, Coğrafya ve Aritmetik gibi derslerin okutulmasına karar verilmiş ve bu okullarda yeni öğretim programına göre eğitim verebilecek öğretmen ihtiyacının ortaya çıkmasının akabinde, yine aynı sene içerisinde iki senelik eğitim verilecek olan Dârülmuallimîn-i Sıbyân’ın açılmasına karar verilmiştir.

‘15 Kasım 1868’de hizmete açılan Dârülmuallimîn-i Sıbyân’a sınavla 20 öğrenci alınmış ve bu öğrencilerin her birine aylık 30’ar kuruş burs verilmiştir.’ (sy.68). Dârülmuallimîn ismi altında açılan okulun ayrı bir müdürünün bulunması öngörülmüş ve okulda; Ulûm-ı Diniye, İlm-i Mahâric ve Tecvid, Hesâb, Tarih, Coğrafya, İmlâ ve İnşaâ, Hüsn-i Hat, Türkçe Sarf ile Usûl-i Cedîde üzere Teheccî dersleri okutulmaya başlanmıştır. Eserde okul ile ilgili yer alan ilginç bir ayrıntıyı da aktarmakta yarar var. Okulun ilk müdürlüğünü yapan Mehmed Cevdet Efendi, ‘öğrencilerin yeni usullere göre eğitim-öğretim alması yönünde gayret göstermiş, ancak O’nun bu girişimi mutaasıp çevreleri rahatsız etmiş, onların propagandaları neticesinde okul öğrencisiz kalarak 1871 yılında kapanmıştır.’ (sy.69).

Bu hâdiseden bir sene sonra ise okul aynı müdür ve 25 öğrencisi ile tekrar eğitime başlamıştır. 1891 senesinde yürürlüğe konulan bir nizâmnâme ile okulun adı ‘Dârülmuallimîn-i İbtidâiyye’ olarak değiştirilmiş ve öğrenci alımında şu şartlar ortaya konmuştur: ‘Sarf, Nahiv, Türkçe okuma ve Hatt-ı İmlâ derslerinden yapılacak olan imtihanda başarılı olmak, iyi ahlâk sahibi olmak, 20-30 yaşları arasında olmak, sakat ve malûl olmamak, ileride muallim olarak atanacağı yeri kabul etmemesi durumunda öğrenciliği döneminde alacağı bursu iade etmeyi kabul etmek.’ (sy.74).

Meşrutiyet’in ilânı ertesinde Dârülmuallimîn-i İbtidâiyye içerisinde birtakım değişikliklere gidilmiştir. Bunlardan en önemlisi okul müdürü Sâtı Bey tarafından ‘öğretmenlik uygulamasına daha önceki dönemlerden daha fazla yer verilmiş olup, 1909’da okula bağlı bir Tatbîkât Mektebi’ kurularak günümüz öğretmenlik staj uygulamalarının da ilk adımlarından biri atılmıştır. Eserin Dârülmuallimîn-i Sıbyâni adlı bu bölümünde ayrıca; okula öğrenci alımında yapılan değişiklikler, ders içeriklerinin ve sayısının arttırılması, taşrada kurulan Dârülmuallimînler ve okulun verdiği mezunların listeleri ile ilgili bilgilere de ulaşılabilir.

Dârülmuallimîn-i İdâdiyye: ‘Dârülmuallimîn-i İdâdî’nin açılması kararı ilk kez 1869 Nizâmnâmesi ile gündeme gelmiştir.’ (sy.117). Eğitim süresi iki sene olarak belirlenen okulun, Ulûm ve Edebiyyat olmak üzere iki ayrı sınıfta eğitim vermesine karar verilmiştir. Ancak birtakım eksiklik ve aksaklıklar sebebiyle bu okulun öğrenci alımı 1876 senesine kadar sarkmıştır. 1877-1880 seneleri arasında en fazla 40-50 arasında mezun verebilen okul 1880’de kapatılmış ve ancak 1891 senesinde ‘Âliyye’ adıyla açılmış ve idâdîler ( günümüz liseleri) için öğretmen yetiştirecek bir Dârülmuallimîn şubesi kurulabilmiştir.

Dârülmuallimîn-i Âliyye şubesinin Edebiyyât sınıfına kaydolmak isteyen öğrenciler öncelikle, Arapça belâgatten sözlü sınava tâbi tutulmuş ve adaylara ayrıca bir olay tasviriyle Türkçe makale yazdırılmıştır. 1891 Nizâmnâmesi’ne göre okulun Edebiyyât sınıfında başlıca; Akâid, Ârapça, Farsça, Fransızca ve Tarih-i Umûmî gibi dersler okutulurken, Fünûn sınıfında ise; Fransızca, Mükemmel Hesâb, Mükemmel Cebr-i Âdî ve Logaritma, Kimyâ-yı Madenî ve Hikmet-i Tabîiye gibi dersler okutulmuştur. Dârülmuallimînlerin diğer şubelerine göre pek de uzun sayılmayacak bir eğitim-öğretim hayatı sürdüren Âliyye(İdâdî) şubesi, aralarında Şemsettin Günaltay, Besim Atalay, Reşat Nuri Güntekin ve Hasan Ali Yücel gibi birçok önemli simanın bulunduğu isimleri mezun etmiştir.

Dârülmuallimîn’in meşhur Müdür ve Muallimleri: Eserin bu bölümünde Dârülmuallimînlerin kuruluşundan Cumhuriyet dönemine kadar geçen sürede, kuruma hizmet etmiş öğretmen ve müdürlerin hayatlarına ve yaptıkları faâliyetlere yer verilmiştir. Burada özellikle Dârülmuallimîn’in ilk müdürlüğünü yapan Denizlili Hoca Yahya Efendi, yeni usullere göre eğitim verilmesi taraftarı Mehmed Cevdet Efendi, Mizancı Murad Bey ve Batılı eğitim sistemlerini çok yakında tatbik etmiş ve modern mânâda bir eğitimin Dârülmuallimînlerde verilmesi için çalışmış olan Mustafa Sâtı Bey ile daha birçok müdür ve öğretmen ile ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşmak mümkün.

Dârülmuallimîn’in Faâliyet ve Etkinlikleri: Eserin bu son bölümünde, Dârülmuallimînler aracılığı ile, o güne kadar yapılmamış birtakım etkinlik ve faâliyetlere dönük bilgilerin yer aldığını görüyoruz. İlk olarak Sâtı Bey öncülüğünde Dârülmuallimîn’deki eğitim kadrosu tarafından 1910 senesinde Tedrîsaât-ı İbtidâiyye Mecmûası çıkarılmaya başlanmıştır. Dergide genel olarak ‘ezberci ve öğrencilerin miskinleşmesine neden olan eğitim yöntemlerine son vermek ve mekteplerimizde hür, araştırmacı, girişimci ve haysiyetli kişilikler yetiştirebilmek için mekteplerin idarî ve eğitim-öğretim usullerinde köklü bir değişiklik yapmak’ (sy.227) gibi fikirler üzerinde durulmuştur. Yine Sâtı Bey’in müdürlüğü döneminde 1911 senesinde Dârülmuallimîn Kongresi adı altında, eski ve yeni mezunları bir araya getiren ve eski mezunları uygulanan yeniliklerden haberdar edebilmek gayesiyle bir etkinlik düzenlenmiştir. Bu bölümün değerlendirmesini sonlandırırken, Dârülmuallimînler tarafından İdman Bayramları, Dârülmuallimîn Konferansları, ilmî ve târihî geziler ile daha birçok sosyal ve akademik faâliyetin düzenlendiğini ve bu bölümde ayrıntılı olarak okuyucuya aktarıldığını belirtmek gerekir.

Eser ile ilgili değerlendirme ve tanıtım amaçlı ortaya konan yazımızı sonlandırmadan evvel, eser hakkında sonuç mahiyetinde birkaç yorumda bulunmakta yarar var.

Yazımızın giriş kısmında da ifade ettiğimiz üzere Türk eğitim sistemini ve öğretmen yetiştirme faâliyetini incelemek, idrak etmek ve değerlendirme yapabilmek için tarihin devamlılığı esasına bağlı olarak Cumhuriyet öncesi kurumlarıyla da ilişki kurmak gerekir. Günümüz ilkokul, ortaokul ve lise tipi okullara öğretmen yetiştirmenin öncülü olan Dârülmuallimînler, bugünü anlayabilmek adına önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu açıdan elimizde bulunan eser yukarıda bahsedilen gayeler ölçüsünde dikkatle incelenirse; günümüz eğitim sisteminin yaşadığı birtakım problemlerin geçmişteki varlığına ışık tutmak ve geçmişte yapılan birtakım uygulamaların artı ve eksi yönlerini değerlendirmeye yararken, ileride atılacak birtakım adımlar öncesi ciddi bir tecrübe edinme imkânı sağlayacaktır.

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

TÜRKÇESİZ BİR HAYAT

2000’li yılların başı. Eskişehir’e geleli birkaç yıl olmuş. Haftada altmış saat derse...

YABANCILAŞMA OLGUSUNA YÖNELİK Bİ…

Yabancılaşmanın iki yönü Yabancılaşma olgusunu bizler çoğu zaman tek yönlü algılarız, tek...

“KOZA” ŞİİRLERİNE GÖRE HAR…

1.Giriş Şiir, her şeyden önce “dil” sanatıdır. İnsanların hafızalarında roman-hikâye cümleleri yerine...

OSMANLI'NIN SON SAVAŞI - ALTAY CENG…

Bu ülke, 1914 Ağustosu’nda bir mukadderat anına varmış olarak, kaçınamayacağı bir...

AZERBAYCAN EDEBİYATI - 2

Farsdilli Azerbaycan Edebiyatı Azerbaycan’da Arap baskısının zayıflaması sonucu olarak ülkenin güneyinde Revvadi’lerin...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR İLE SOHBET- KIP…

Kıpçaklar, diğer adıyla Kumanlar, Ötüken'den başladıkları göç yolculukları ile Karadeniz'in kuzeyine...

SABIR

Teknolojik gelişmelerle bağlı olarak insanın hırsı tahrik ediliyor. Hırs, zamanla tamaha...

SÖZÜMÜZE NE(LER) OLUYOR (1)

Konuşamaz, anlaşamaz, tartışamaz insan(lar) olduk. Birbirimizle iki çift söz edemiyoruz. İki...

MELİKŞÂH

Melikşâh döneminde Büyük Selçuklu Devleti en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Devletin sınırları...

ALİ RIZA SEYFİ VE DRAKULA İSTANBU…

1997 yılında Giovanni Scognamillo tarafından gözden geçirilerek yayına hazırlanan Drakula İstanbul’da, okurla...

HALK HİKÂYESİ ÜZERİNE

Halk Hikâyesi Tanımı Türk Halk Edebiyatı’nda anlatı esasına dayalı destan, masal, efsane...

Nigar Refibeyli

Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence -...

SÖZ VERELİM Mİ?

Bize verilen sözün tutulmadığındaki ruh hâlimizi düşünelim bir. ‘Şöyle de…’, ‘Böyle de…’...

Çok okunan büyük yazarımız: RE…

Çok okunan büyük yazarımız, Anadolu’yu şehirleri ve insanlarıyla çok iyi tanıyordu...

Musin İlyas SUBAŞI

  25 Temmuz 1942'de Şarkışla'da doğdu. İlkokulu doğduğu yerde,(1956), orta ve liseyi...

TANPINAR’IN HUZUR ADLI ROMANINDAN …

MACİDE Huzur’un ilk bölümü, romanın bilge karakteri İhsan’ın hastalığı çerçevesinde, geriye dönüşlerle...

EDEBİYATIMIZDA ÇANAKKALE MUHAREBEL…

Çanakkale, Türk milletinin tâlihsiz bir şekilde dahil olduğu büyük harp içinde...

KIZILELMA (Turan, Türklerin Kutlu …

Kızılelma, tarihin her döneminde Türklerin gerçekleri ile efsaneleri arasındaki o efsunlu...

Şekiller-1

(Şekil 1) M. Ö. V-III. Yy Pazırık'ta V. Kurgan'dan çıkan, duvara...

HAYIRLISI

Nihad Sami Banarlı ‘Kelimeler, şunun bunun uydurmasıyla oluşmuş boş sözler değil...

TALÎBÎ COŞKUN

Halk Edebiyatımızda, nasıl ki “Kerem” denince hemen “Aslı”yı, “Mecnûn” denilince “Leylâ”yı...

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYAT…

Türklerin İslamiyet'i kabul etmelerinden önceki dönem, tamamen bir sözlü edebiyat karakteri...

BAYRAM GEÇİNCE

Milletçe sevinç içinde kutladığımız milli ve dini günlerimiz, bayramlarımız … Bayramlarımız...

TÜRKÇE'DEKİ VATAN - 5

Geçen yazımızda Prof.Dr.Nurullah Çetin beyin “Tek millet davası, tek dile bağlıdır” isimli makalesi...

ŞEHİR VE İNSAN

Bilgeler, insanın bilinmezliğini çözmeye çalışırken kullandıkları en önemli metafor, şehirdir. İnsanın...

DİREKLERARASI

Geçen gün tramvayla Şehzadebaşından geçerken Direklerarasını aradım. Epey zamandır görmemiştim: Sağ...

TÜRK DÜNYASININ ORTAK KİMLİĞİN…

Turan adıyla ülküleştirdiğimiz (idealize ettiğimiz) Türk Birliği’nin kurulması durumunda Ortak Türk...

PROF. DR. TAMİLLA ABBASHANLI ALİYE…

Sizdeki edebiyat ve kültür merakı nasıl başladı? Nasıl bir kültür ortamında...

SÖZ ÜZERİNE

Güzel söz, sadakadır. - Hz. Muhammed (SAV)- Kutadgu Bilig’te sözden ‘Ölüden...

HAYÂL ÜLKE

Hayâl; zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya demektir...

BİR TEPSİ BAKLAVA

İşte yine diğer günler gibi sıradan bir gün başlıyor. Ocak ayının...

TÜRK MİTOLOJİSİNDEKİ ANA TANRI…

Her toplumun mitolojisinde bir Ana Tanrıça muhakkak vardır. Ana Tanrıça kültü...

KAOTİK BİR ROMAN OLARAK: DÜNYA D…

 Veysel Gökberk Manga’nın ilk romanı “Dünya Dönmeden Önce”[1] kaotik bir roman metnidir...

CİVİLİZATİON KEŞİF Mİ MÜKÂ…

(ŞEHRİN SİVİLCELİ TENİ) Çok ilginç: " Şairler evrensel çevirmenlerdir, çünkü evrenin yıldızların...

Bestami Yazgan

1957 yılında Osmaniye’nin Toprakkale ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Toprakkale’de, orta ve lise...

VATAN ENDİŞESİ VE CEHALET “MÜR…

Yaşar Nabi Nayır’ın bir anketine verdiği cevapta Ahmet Hamdi Tanpınar şöyle...

YENİ BİR YILA GİRERKEN

İnsanî ve ahlakî erdemlerle düzenlenmiş hayata ömür diyoruz. Ömrümüz, inşallah, iyilik ve...

TÜRK ŞİİRİNDE NAZIM BİÇİMLER…

Nazım Birimi Şiirde iki temel unsur vardır.Bunlar “biçimsel(dış)” ve “içeriksel(iç)” olarak...

Türkçe’deki Vatan-I

Hünkar Hacı Bektaş; din adamı, mütefekkir, mutasavvıf ve bir Türk Milliyetçisi...

ÖLÜMÜN KIYISINDA

Saatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum...

BAYRAM ŞİİRLERİ - NİHAD SÂMİ …

Millî sanatımızın köklerinden o kadar koparılmış bulunuyoruz ki bayramlarda olsun, eski...

SILA-YI RAHİM

Gurbet, insanın sılasından ayrılmasıdır.Gurbet diyarındaki insan açısından doğulan ve sürekli yaşanılan...

KADINI “ADAM”DAN SAYMADILAR

Özellikle son yıllarda “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramının gündeme gelmesi kadın hakları...

İK(İNCİ) KÖY İLİMBEY

Bir insanın kendi köyü dışında ikinci köyü olsaydı benim ikinci köyüm...

KİM KİME/NEYE EMANET

Sözlüklerde ‘emanet’ kavramına “Güvenilir birine saklanması veya birine teslim etmesi için...

ZAMAN ÖLDÜRMEK

Zamanı öldürmek mi, zamanı heder etmek mi, zamanı boşa geçirmek mi?...

SAYI - 18 ŞİMDİ BÖYLE KALIP BATA…

Sürgünde muhalefet eden bir gazetenin adının “Hürriyet” olması çok manidar… Ama...

HER DEM YENİDEN DOĞARIZ

Ulu şair Yunus Emre bir şiirinde “Her dem yeniden doğarız/Bizden kim...

Kamuran ÖZMEN

Kamuran Özmen 1946 Çanakkale-Lapseki doğumlu ve İlkokul mezunu. Biri Piyade Albay, diğeri Tabip...

Şahitler Dergisi/ Sayı 16

Şâhitler, muhtevâ olarak www.kirmizilar.com’da yayınlanan yazılardan, şiirlerden, tanıtımlardan derlenen yazılarla aylık...

AYLAK KELİMELER

Aylak KelimelerNilgün DağYayınevi Yayınları1. Baskı, 2019Ankara, 127 sayfaEser, kelimelerin peşinde koşan...

OSMANLI - TÜRK KLASİK ŞİİRİNİ…

Osmanlı Türk şiiri ile modern Türk şiiri arasındaki ilişkinin nasıl olması...

HACI BEKTAŞ VELİ'NİN HAYATI VE ES…

Hacı Bektaş Veli, Ahmed Yesevi'nin halifesi Lokman Perende'nin bizzat talebesidir. Kendisi...

YUNUS EMRE VE DANTE NIN LA VITA NUOV…

Bu çalışmanın amacı 13. yüzyılda yaşamış biri Türk diğeri İtalyan iki...

TOPRAK'TAKİ VATAN

İnsanın yaradılış destanlarında ve kutsal metinlerde daima toprak ve insanın birlikteliğine...

GÖNÜL GÖÇLERİNİN DURAĞI

Hz.Mevlana şöyle der göçle ilgili;’’ “Kervan başının, kervanın kalkmak üzere olduğunu...

GÜVEN

Güven ‘Bir şeye inanmaktan, dayanmaktan, bel bağlamaktan gelen rahat ettirici duygu...

TÜRKİYE’DE GENÇLİĞİN TOPLUMS…

Bu makalede özellikle medya tarafından oluşturulan popüler kitle kültürünün gençlik açısından...

TÜRK EDEBİYATINDA “GELENEK VE MO…

Kimlik kavramı bütün dünyada olduğu gibi bizde de son zamanların gözde...

TÜRKÇE'DEKİ VATAN - 4

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN beyin “Milli Doğruluş Yeniden” isimli eserinden “Milletleşme sürecimizin...

RAMAZAN’IN İKİ YAKASI

“… Ne babaannem, ne de ondan sonraki kuşaktan amcalarım, yengelerim, babam, annem...

BİR HOŞGÖRÜ, GÜVEN, SEVGİ VE S…

Merhamet, insan ve insanlık için belki de en önemli duygu, en...

GÖNÜL NEDİR BİLİR MİSİNİZ?

Eğer cevabınız “hayır” ise yazıyı okumayı bırakın. Bu gönül yolculuğu başlamadan...

TÜRK BAHADIRLARININ ORTAK ADI: ALP

Göçebelik hareket ve canlılık ister. Göçebeliği hayat tarzı olarak seçen toplumlar...

PEYAMİ SAFA-3

Yirminci asır Fransa'sının en büyük romancısı Marcel Proust der ki: «Dünya...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA…

Mustafa Kemâl’in sabah ilk işi kendi maaşından yahut gerekirse borç alarak...

SİMERANYA

İsmet Özel bir denemesinde şöyle der: “Hayal, tıpkı bir bataklık gibi...

ANADOLU’DA İLK TÜRKÇECİ: AHMED…

Büyük Selçuklu Devleti’nin ünlü sultanı Alparslan’ın Anadolu’da hüküm süren Bizans’ı, 1071...

HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVDİM

Bir insanın anavatanı çocukluğudur, der psikologlar. Ne kadar doğru. Nereye gidersek...

DİVAN EDEBİYATINDAN SEÇMELER

Baki’den Kadrini sengi musallada bilüp ey Baki Durup el bağlayalar karşında yaran saf...

SEFERÎ’NİN “DÜŞ DE GÖR” …

Kaç bucaktır kahbe dünyâ çeşm-i yârdan düş de görDostla düşman nerdedir...

Dr. Halil ATILGAN

1946 yılında Adana'nın Karaisalı ilçesinin İncirgediği köyünde doğdu. İlkokulu köyünde bitirdikten...

TÜRK MİTOLOJİSİNİN NÜVESİ URA…

”Gılgamış Destanı ve Dede Korkut Hikâyeleri” başlıklı bir başka yazımızda Sümerli...

BÜYÜK TÜRK BİLGİNİ, AYAKLI KÜ…

Tarihte “bilgi hazinesi” büyük insanlar vardır; eskiler bunlara “hezarfen” veya “ayaklı kütüphane” derler...

İNCE HACI’NIN AĞITI (CERİT -AV…

Toros Dağlarının başı dumanlandı mı bir kez, Cerit,  Avşar Türkmenlerinde bir...

ŞEHRİN SIRMALI, İPEKLİ TAŞLARI …

Tarih kitaplarına göre Bursa surlarının yapılışı tâ İ.Ö. I. yüzyıla dayanıyor...

ŞUURLU VE İDEALİST BİR TÜRKÇEC…

Ali Alper ÇETİN Anadolu Selçuklu Devleti’nin son devirlerinde, Sultan Veled, Yunus Emre...

SÜRGÜN MEKTUPLARINDAKİ ZİYA GÖ…

Saadettin YILDIZ[1] 1.3.2.Filozof-Mütefekkir Ziya Gökalp, çocuk denecek yaşta fikir sancıları çekmiş; kafasına takılan...

ÖĞRETMEN VAR ÖĞRETMENDEN İÇERU

 İnsan kendinden başlamalı sevmeye de, yermeye de, bilmeye de ama kendinde...

TEFEKKÜR İLE TATBİKATIN MEZCETMES…

Hilmi Ziya Ülken (1901-1974), hayatı boyunca toplumsal bilimlerle münasebet içinde olan...

RÛHUNDA MEDENİYYETİNİN ZARÂFET …

Son yüzyıl edebiyyatımız onunla var; fakat hayât ve düşüncemizde, tedrîsimizde o...

ZEYNEP’İN DEDESİ

Tahsin Yücel (1933-2016) denince aklıma Maraş’ın Elbistan kazasının Ötegeçe semtinde doğan yoksul bir Anadolu çocuğu geliyor...

“GÖK”TEN DEĞİL, “KÖK’TEN…

-Ekrem Hakkı Ayverdi’ye- Nasıl da diz çökmüş asırların, fethin, fütûhat ruhunun o...

YURT DIŞINDA YAZAN ŞAİR GAZİ ÇA…

Bozkır göçerlerinin dilidir Türkçe, bozkır kadar saf, sade ve gerçek.     Türkçe...

HALK HİKÂYELERİNDE MİTOLOJİK SA…

Mitolojinin zengin dünyası içinde yer bulan sayılar ve renklerin görünümleri halk...

HAMDULLAH SUPHİ TANRIÖVER’İN HA…

Hamdullah Suphi Tanrıöver, Devletine, Türk Ocaklarına ve Türk Milliyetçiliği fikrine ömrünün...

TÜRK KÜLTÜR SİSTEMİNDEKİ PARAD…

Giriş İslamiyet öncesi devirlerden beri Türkler’in devleti temsil eden bir müzik sahibi...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA…

Yunan ilerleyişi ve iç isyanlar sebebiyle Ankara Hükümeti bunalmıştı. Millî Kurtuluş...

Namık Kemal'e Göre Üç Dikkat

Tanzimat döneminin topluma ve dünyaya en açık kalemlerinden biri Namık Kemal’dir (1840-1888)...

KLASİSİZM(KURALCILIK)

17.yy ortalarında Fransa’da ortaya çıkan edebiyat akımıdır. Boileau bu akımın kurucusu...

REFİK HALİD KARAY - AYŞEGÜL

Çam ağaçlarının sesi nasıl tarif edilmelidir? Hem buna ses demek doğru...

NECİP FAZIL KISAKÜREK

Türk milletinin XX. yüzyılda yetiştirdiği en önemli ve çok yönlü fikir...

Osmanlı'dan 21. Yüzyıla Ekonomik…

Tesbih taneleri gibi birbirinden bağımsız görünen fakat ip ve imameyle birbirine...

Medya Sanatın Düşmanı

Tarık Buğra,“ Gazetecilik sanatın düşmanıdır” derdi. Bugün yaşasa, yeni yaygınlaşan kavramı...

BÜYÜK KAFKAS SÜRGÜNÜ’NDE VATA…

Rus çarlığı, asırlarca coğrafî konumu gereği, önce Karadeniz'in kuzeyini ele geçirmek...

Bilim Adamlarımız Sözlüğü Bil…

Ali Kuzu PAROLA YAYINLARI Bilim ve teknoloji, yaşadığımız yüzyılda dünya tarihini etkileyecek...

BİLGİ VE ZENGİNLİK

Doğu’nun büyük bilgesi Sadi Şirazi, Gülistan isimli eserinde bilgi bahsini anlatırken...

AZERBAYCAN EDEBİYATI

Türk edebiyatlarının, büyük tarihe ve ge leneklere sahip bir kolunu da...

AHMET HAMDİ TANPINAR KİMDİR VE Ş…

Ahmet Hamdi TANPINAR (1901-1962) Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının şâir, hikâyeci, romancı...

Mahmut Topbaşlı (Günbeyli)

1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini...

SANAT,EDEBİYAT VE SİYASET...

"Doğduğumuz memleket bütün taştı çakıldı;//Sert yoğrulmuş mayamız bizi dik başlı kıldı.//Yalana...

SAYI - 14 TARİHÎ MEZAR TAŞLARINDA…

Edward Norton’un başrolde olduğu Sihirbaz (The Illusionist) filminde, seyircilerine sahneden şöyle...

UYUM

Olduydu, olmadıydı; uyduydu, uymadıydı; olacaktı, olabilirdi aslında, olmalıydı; şöyle/böyle yapsaydık; böyle...

GÖÇMENLER SIĞINAĞI ANADOLU

Kanadı kırık güvercinler gelir sana sığınmaya. Özgür yaylalarında tedavi olmaya koşar yaralı...

ÇANAKKALE`DE MEHMETÇİK

Anafartalar'a Türk mührünü vurmuş ırkım Yedi düvele karşı set gibi durmuş ırkım.  ...

MUM KİMİN YANAN KERKÜK

Benim mahzun bakışlı Kerkük’üm, Kanadı kırık güvercinim, Yaralı ceylanım… Sen zor günlerimde hep yanımda...

GÖNÜL ZİYARETLERİ

Eskişehir'den çıkarken radyoda bir türkü çalınıyordu; "Kaleden iniş m'olur, Ham demir gümüş m'olur, Evvelden...

HOŞ SOHBET MİYİZ?

İki veya daha çok kimse arasında karşılıklı olarak dostça, arkadaşça yapılan...

MASALSIZ TOPLUM VE OKULDA DEĞERLER …

Halk kültürüne bağlı sözlü bir anlatım türü olan masallar, çocukların eğitiminde...

EMPERYALİZMİN VE KAPİTALİZMİN T…

Ortaçağ sonrası Batı uygarlığının teolojik ve düşünsel temellerini atan iki önemli...

TERCİ-İ BEND'LER - ŞEYH GALİP

Terci-i BendTâ be key arşa çıka âh-ı dil-î nâ şadımGökleri ağlata...

AĞLATAN GÜL(E)MEZ

Siyasî, dinî ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve...

SEVGİLİ ÖĞRETMENİM

Beni tanıdığını, beni anladığını biliyorum. Sana güvenerek içimden geleni seslendirmek istedim: Hayat...

Cengiz DAĞCI

Cengiz DAĞCI Kırım'ın Gurzuf kasabasında 9 Mart 1919’da dünyaya geldi. Çocukluğu...

MUSTAFA NECATİ KARAER

Yıl 1949... Yaz aylarından bir gün Kayseri’nin Hisarcık kasabasında gezerken, bir...

TÜRKÇE'NİN MİSAFİRLERİ (İÇTE…

İçimdeki kelime ırmağı kuruyunca, hayallerim hayatın gerçeklerine galebe çalar. Konuşmaktan çok...

DOST

Dost kelimesi dilimize, Farsça, ‘’düst’’ sözcüğünden dilimize geçmiş olup ‘’sevilen, güvenilen...

MECNUN 'UN KÖPEG İ ÖPMESİ - MEVL…

Mecnun bir gün, Leyla'nın mahallesinde yaşayan bir köpeği görünce onu yakaladı...

ZİYA OSMAN SABA

Edebiyatımıza “ Yedi Meş’aleciler” grubu ile giren değerli şair Ziya Osman Sabayı...

SABIR

Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir. -Bakara Suresi, 153- Hayâ zînettir. Takva da keremdir...

MEHMED ÂKİF’E DAİR-1: DÜNYA G…

Abdürreşid İbrahim'in fikir ve aksiyon çerçevesini Eşref Edip şöyle belirlemektedir:  "Takip ettiği...

KALENDERİ BİR ŞAİRİN DİVANI‟…

Kalender kelimesi sözlükte “dünyadan elini çekip başıboş dolaşan (derviş); dünyadan elini eteğini...

NAZIM HİKMET’TE FUZULÎ “DEEEER…

“Ben bir Türk şairi Nazım Hikmet/ ben tepeden tırnağa insan/ tepeden...

ANTİK TANRI; UNESCO

  Unesco.United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization.Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve...

ALT AKIL: APTALLAR VE DİKTATÖRLER …

Türkiye OECD üyesidir. OECD, kuruluşundan bu yana üye ülkelerin kişi başına...

MERDİVEN - AHMET HAŞİM (TAHLİL)

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir...

ÖĞRETMENE MEKTUP

SEVGİLİ ÖĞRETMENİM, Beni tanıdığını, beni anladığını biliyorum. Sana güvenerek içimden geleni seslendirmek...

BİZ İŞİMİZE BAKALIM

Deyimler, atasözlerimiz gibi milli değer taşıyan dil varlıklarımızdır. İnanış ve gelenekleri...

NELERİ TÜKETİYORUZ

Küreselleşen dünyada yeni dünya düzeni kuruluyor. Bu düzende insanımız, maalesef, yalnız… Değişen...

ÖTELERDE ÖLÜM YOK DEMİŞTİN

Kafilemiz Bolu Dağı’nda mola verdiğinde ben şair bir abiyle köşedeki masaya...

KENDİMİZLE KONUŞTUK MU HİÇ ?

Kendinizle konuşur musunuz hiç? Kendi kendinizi dinlediğiniz olur mu hiç? Hoşlanmadığınız...

SEZAİ KARAKOÇ

22 Ocak 1933 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Şair, yazar, düşünür...

SÜRÜ ADAMI

Bir adam vardır ki, hiçbir düşüncesinde, hiçbir hareketinde "kendi kendisi" olamaz...

SAYI - 11 LİSELERE Mİ, BAŞKA MEKT…

1910 yılına ait bu soruyu gündeme getirmemizin nedeni üzerinden bir asırdan...

RIZA TEVFİK

Filozof Rus Tevfik’in ölümüne iki yüzden acımalıyız: Birincisi, halk ş¡irinin her...

Yahya Kemal'de Türk Müslümanlığ…

Kendisini iyi tarif etmiş, kimlik konusunda tereddütlerini aşmış, kimlik unsurlarını berrak...

DENK(LİK)

Her şey uygun olsun; kıymeti veya niteliği bakımından aynı değerde olan...

Son Sığınak Aile

Prof. Dr. Nevzat Tarhan NESİL YAYINLARI • Evliliğe hazır mıyım?• Niçin...

DOĞU ANADOLU'NUN TÜRKLÜĞÜ

Okumuşumuz olsun, cahilimiz olsun, Doğu illeri hal­kına hemen “Kürt” der, çıkar...

TÜRK TÖRESİ

“Yerleşik insan, bir ailenin sınırlı menfaatleri dışında herhangi bir hak davası...

KUTADGU BİLİG’DE AHLÂK KAVRAMI

1. GİRİŞ Mehmet Akif: "Bir de hiç bir şey gökten inmez yerden taşar Kendi ahlakıyla...

GİZEMLİ YABANCI - GÜLER BİLKAY A…

Balkanlar' dan başlayıp İstanbul'a uzanan macera dolu bir aşk hikayesi. Öğretmen Zeynep...

HOCAM ÖMER FARUK AKÜN

On beş Temmuz şehitlerine ithaf… Önümde İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili...

Sinün yüzün güneşdür yoksa ayd…

SULTAN VELED'den Sinün yüzün güneşdür yoksa aydur Canum aldı gözün dakı ne eydür