Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

Bittiği Yerde Başlar

A.Yağmur TUNALI
Bilge Kültür Sanat Yayınları

Bu isimler, 1900 ile 1911 arasında doğdular. Hepsi de Osmanlı kimliği taşımaktaydı. Yine hepsi, ilk-orta-liseyi eski yazıyla okumuştu. Gençliklerinin ilk yıllarını Cumhuriyet öncesinde yaşamışlardı.

Bu özelliklerin onlara neler verdiği üzerinde durmak lazımdır. Öncelikle, ülkeler kaybetmenin ne demek olduğunu derinden duyarak gelmişlerdir. Bugünden bakınca, bu ağır durumun, onlara kaybettirdikleri yanında, kazandırdıkları da çok önemlidir. Acıdan daha öğretici ne vardır?

Düşmanın hücumu amansızdı. Türklüğü büsbütün yok etmek için saldırıyorlardı. Türk'e nefretlerini vahşetle göstere göstere, bağıra çağıra, hınçla yükleniyorlardı. Bundan dolayı, çocuk yaşlarında milliyetlerine sarılarak, Gökalp'in tabiriyle “eski kölenin vurmasıyla” kendilerini çok Türk hissederek büyüdüler.

Memleket topyekün bir kalkınma hamlesine girecekti. Bunun bir yolu da, gelişmiş düşmanın, yani savaşılan Batı'nın bilgi ve görgüsünü memlekete taşımaktı. Savaş biter bitmez, “Onlar nasıl kalkındıysa biz de o usullerle kalkınacağız!” fikri devreye sokulmuştur. Aslında, bu fikir yeni de değildir. En azından 1793'ten beri Osmanlı'da ana fikir buydu. Batı'nın her konudaki bilgi ve görgüsünü memlekete taşıyacak ve kalkınma hamlesine katacak olan, okuma çağındaki gençler olarak görülmüştür. Çünkü yetişmiş insan gücü zaten pek az kalmıştır. Hızla insan yetiştirmek lazımdır. Bu kitapta yer alan isimler, Cumhuriyet'in bu manada içeride dışarıda yetiştirdiği öne çıkmış kimseler arasındadır. Söz konusu isimlerin farklı görüş ve bakışları da eserin bir başka zenginliğidir.

Boyut 12.50x19.50
Sayfa Sayısı 528
Basım Yeri İstanbul
Basım Tarihi 2015-09
Kapak Türü Ciltsiz
Kağıt Türü 2. Hamur

A. Yağmur Tunalı'nın yeni kitabı "İmparatorluk’ta Doğan 16 Cumhuriyet Aydını: Bittiği Yerde Başlar" raflardaki yerini aldı. Kitap, Yağmur Tunalı'nın muhtelif zamanlarda, farklı isimlerle gerçekeleştirmiş olduğu mülakatlardan oluşuyor.

Bilge Kültür Sanat'tan çıkan kitabın tanıtım bülteni şöyle;

Bu isimler, 1900 ile 1911 arasında doğdular. Hepsi de Osmanlı kimliği taşımaktaydı. Yine hepsi, ilk-orta-liseyi eski yazıyla okumuştu. Gençliklerinin ilk yıllarını Cumhuriyet öncesinde yaşamışlardı.

Bu özelliklerin onlara neler verdiği üzerinde durmak lazımdır. Öncelikle, ülkeler kaybetmenin ne demek olduğunu derinden duyarak gelmişlerdir. Bugünden bakınca, bu ağır durumun, onlara kaybettirdikleri yanında, kazandırdıkları da çok önemlidir. Acıdan daha öğretici ne vardır?

Düşmanın hücumu amansızdı. Türklüğü büsbütün yok etmek için saldırıyorlardı. Türk'e nefretlerini vahşetle göstere göstere, bağıra çağıra, hınçla yükleniyorlardı. Bundan dolayı, çocuk yaşlarında milliyetlerine sarılarak, Gökalp'in tabiriyle "eski kölenin vurmasıyla" kendilerini çok Türk hissederek büyüdüler.

Memleket topyekün bir kalkınma hamlesine girecekti. Bunun bir yolu da, gelişmiş düşmanın, yani savaşılan Batı'nın bilgi ve görgüsünü memlekete taşımaktı. Savaş biter bitmez, "Onlar nasıl kalkındıysa biz de o usullerle kalkınacağız!" fikri devreye sokulmuştur. Aslında, bu fikir yeni de değildir. En azından 1793'ten beri Osmanlı'da ana fikir buydu. Batı'nın her konudaki bilgi ve görgüsünü memlekete taşıyacak ve kalkınma hamlesine katacak olan, okuma çağındaki gençler olarak görülmüştür. Çünkü yetişmiş insan gücü zaten pek az kalmıştır. Hızla insan yetiştirmek lazımdır. Bu kitapta yer alan isimler, Cumhuriyet'in bu manada içeride dışarıda yetiştirdiği öne çıkmış kimseler arasındadır. Söz konusu isimlerin farklı görüş ve bakışları da eserin bir başka zenginliğidir

Kitapta mülakatlarına yer verilen 16 isim ise şöyle;

Orhan Şâik Gökyay (1902-1994)
Zeki Ömer Defne 1903-1999
Ömer Âsım Aksoy (1898-1993)
Nâdir Nâdi (1908-1991)
Ord. Prof. Dr. Sâdi Irmak (1908-1990)
Râkım Çalapala (1909-1995)
Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu (1904-1989)
Burhan Arpad (1910-1994)
Prof. Dr. Halil Vehbi Eralp (1907-1994)
Prof. Dr. İbrahim Yasa ( 1906-1993)
Münevver Ayaşlı (1906-1999)
İzzeddin Ökte ( 1910-1990)
Ord. Prof. Dr. Reşat Kaynar (1910-2006)
İsa Yusuf Alptekin (1901-1995)
Cevad Memduh Altar (1901-1995)
Prof. Dr. Saadet Çağatay (1907-1989)

KAYNAK: http://www.murekkephaber.com/bittigi-yerde-baslar-raflarda/2419/

Yağmur Tunalı Kimdir?

Yağmur Tunalı,1955 yılında, Kayseri Yahyalı’da doğdu. Orta öğrenimini, Niğde, Kayseri ve Samsun’da; Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde başladığı yüksek öğrenimini, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Fransız Filolojisi’nde tamamladı. Yazı ve sanat hayatına şiirle başladı.Şiirin yanında,deneme, tenkid,tanıtma ve mensur şiirler yayınladı.Yazdıkları, Türk Edebiyatı, Hisar, Töre, Divan, Türk Dili, Doğuş, Milli Kültür, Milli Eğitim ve Kültür, Ülkü Pınarı, Erguvan, Sözcü, Hamle ve benzeri pek çok dergi ile Tercüman başta olmak üzere çeşitli gazetelerde yayınlandı. Bu yazıları, ciltler dolduracak hacimdedir. 1985’e kadar pek çok derginin kurucuları ve yayınlayıcıları arasında yer aldı. Başbakanlık bağlı kuruluşlarında basın müşaviri ve yayıncı olarak çalıştı. Kültür Bakanlığı Danışma Kurulları’nda görev aldı.12 Eylül öncesinde,bir grup arkadaşıyla profesyonel anlayışta bir tiyatroyu kurup üç yıl yönettiler. Yağmur Tunalı,1986 yılında TRT’ye intisab etmesinden itibaren, daha çok radyo ve televizyon için yazdı. Metin Yazarı, Senarist, Sunucu, Yapımcı ve Yönetmen olarak 3000’den fazla programa imza attı.

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

GÜNER AKMOLLA

(Romanya, 1941-) Bükreş Üniversitesi’nden mezun oldu.Şair. 1941, Romanya doğumlu. 1965’te Bükreş Üniversitesi’nden mezun oldu. Çeşitli dergilerde şiirleri...

DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANI

Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Şami5otağını yer yüzüne diktirmişti Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti....

OĞUZ HAN DESTANIN İSLÂMÎ VARYANTI

Oğuz Kağan Destanını Anlatan Kaynaklar Oğuz Kağan destanını anlatan başlıca iki kaynak bulunmaktadır.   Bunlardan birincisi yazarı bilinmeyen ve bir Uygur...

ÖMER SEYFETTİN - ANTİSEPTİK

Mini mini, güzel, şeytan Bedia’yı ailesi büyük bir adama vermek istiyordu. Halbuki o iki senedir, tıbbiye talebesinden olan kuzeni Namık’la işi pişirmişti....

(ŞEHRİN SİVİLCELİ TENİ) Çok ilginç: " Şairler evrensel çevirmenlerdir, çünkü evrenin yıldızların, suyun, ağaçların dilini insanın diline çevirirler.” demiş Baudelaire. Bu...
Türkler Batı Cephesinde Yunanlılarla, Güney Cephesinde Fransızlar ve Ermenilerle, Doğu Cephesinde ise yine Ermenilerle mücadele ediyorlardı. Bu ölüm kalım savaşı...
“Yürek yangınına ateş gerekmiyorsa / Gel şimdi tanımını yeniden yapalım ateşin” diyor şair. Hani görür görmez ellerimizin, ayaklarımızın geri geri...
"Noliserse ko ki olsun oliser Tek gönül mevlâyı bulsun noliser" Bursa, kelimelerin manasını Somuncu Baba Hazretleri şehri terk edip gittiğinde kaybetmiş olmalı.
Geçtiğimiz yıllarda, bazı feysbuk sayfalarındaki adak heykelleri için yapılan "namaz kılan Sümerliler" paylaşımları görünce şaşırıyordum. Gariptir… İnsanlar dînin özünü anlamaktan ziyâde...
S. Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan başlıklı kitabında üçlü bir tasnif yapar: “İnsanlığın hayatında ilim adamı, sanatkâr ve peygamber üç...
PAYLAŞMA

PAYLAŞMA

07.01.2018
‘Olma keser gibi hep bana hep bana / Ol testere gibi bir sana bir bana.’ diyen atasözümüzü duymuşsunuzdur. Paylaşma, bundan daha...
Uyanıklar dünyasında rüzgârlar menfaat yönünde eser. Bu dünyanın ağaçları karşılıksız meyve vermez. Çıkarı yoksa kuş uçmaz, kervan geçmez; selam vermez,...
AZMİ GÜLEÇ

AZMİ GÜLEÇ

09.03.2019
Türk sanat hayatına: Fetih Yıldızı, Kapısız Sokaklar, Zamanların Ötesi, Ağustos Güneşi-Malazgirt Destanı ve Azmî’den Rübaîler gibi güçlü eserler kazandıran şair...
En büyük problemlerimizden biri, insan ilişkileri. Birbirimizi tanımıyoruz, tanımaya da pek istekli değiliz. Dışarıda büyük kalabalıklar var; fakat biz tam...
“Askıya almak” bir deyim. Birkaç anlamı var. Geciktirmek, belirsiz olarak ertelemek, işi zamanında yapmamak savsaklamak. Ya da bir yapıyı dikmelerle...
Prof.Dr. Mehmet Fuat KÖPRÜLÜ Türk tarihi ve Türk Edebiyatı tarihi yanında Türkiye’de modern hukuk ve iktisat tarihinin kurucusu olan araştırmacı, bilim...
Deyimler, atasözleri gibi milli değer taşıyan dil varlıklarımızdır. Kelimenin tamamen kendi anlamının dışında, başka bir kavram ya da kavram kalıbı...
Cengiz Dağcı’nın “Onlar da İnsandı” ( Zaman: 1928-1932 ) ve “O Topraklar Bizimdi” (Zaman: 1938-1946) eserleri Stalin devrinde Kırım Türklerine...
Niyet ettim kul rızası için kendimi pazarlamaya. “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.” Ve tarih Andy Warhol’ı haklı çıkardı. Sosyal...