Cumartesi 30 Mayıs 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

 sanatin tasnifiSanat, bir güzelliği meydana getirmek için yapılır. Sanatçının öznel bir çabası sonucunda özgün olarak ortaya çıkardığı sanat; kullandığı malzeme ve teknik, ifade ediş biçimi bakımından farklı adlarda sınıflandırılabilir. İnsanın ruh ve duygusuna hitap eden sanata; güzel sanatlar ve ince sanatlar da denir. Bu yönden sanat; kullanım değeri taşıyan ve el becerisine dayanan, deneyim ve ustalık gerektiren zanaattan ayrılır.

   Sanat, ortaya çıkışından itibaren çeşitli sınıflara ayrılmıştır. Orta Çağda; dilbilim, geometri, hesap, astronomi gibi bazı bilim dalları ve felsefe gibi düşünce sistemleri sanatın içinde yer alırken günümüzde daha başka ilke ve ölçütler esas alınarak sınıflandırmalar yapılmaktadır.

   Klasik bir sınıflandırma duyu organlarının algısına dayanır: Bunlar; görsel  (plastik) sanatlar(resim, heykel, mimari), fonetik sanatlar (müzik, edebiyat) ve ritmik sanatlar (opera, bale) şeklinde gruplandırılmıştır.

     Günümüzde sanat dalının teknik özellikleri ve nitelik durumuna göre sınıflandırma yapılmaktadır:

1-Yüzey Sanatları :  Resim, minyatür, fotoğraf, süsleme…

2- Hacim Sanatları:  Heykel, seramik, anıt…

3- Mekan Sanatları  : İç ve dış mimari, peyzaj…

4- Dil Sanatları : Edebiyat ve türleri…

5-Ses Sanatları : Müzik ve türleri…

6-Hareket Sanatları: Bale, dans…

7-Dramatik Sanatlar: Opera ve diğer sahne sanatları…

    Bu tasniflerin dışında düşünürler daha farklı sınıflandırmalar yapmışlardır. Onlara göre en nesnel sınıflandırmanın kullanılan araç ve ortama göre yapılması gerektiğidir. İşitsel sanatlar, sesle ilgili sanatlardır. Görsel sanatlar, fenomenal olarak görsel algılarla ilgilidir. Bu açıdan bakıldığında edebiyat, ne işitsel ne de görsel bir sanat olmayıp sembolik bir sanattır. Edebiyatın kullandığı araç ve ortam sözcüklerdir, sözcükler ise anlamlı seslerdir. Karma sanatlar ise birkaç aracı aynı anda kullanır. Opera, hem müziği hem de sözcükleri sanatsal etkinliğinin içine alır. Düşünürler, üç plastik sanat olan mimari, heykeltıraşlık ve resmin karşısına  üç ritim sanatı olan dans, müzik ve şiiri koyar.

    Sinema, hem zaman hem mekânla ilişkili olduğu için resim, heykel, mimari, dans, edebiyat ve müzikten sonra yedinci sanat adıyla değerlendirilir.

    Düşünürler, sanat sınıflandırmasını öznel ölçütlere göre hiyerarşik bir düzen anlayışıyla  yaparlar. Platon, sanatı kendisiyle değil, etkisiyle değerlendirir. Sanatı, ruhun aşağı parçasına hitap ettiği ve gerçeğe götüremediği için değersizleştirir. Platon, gerçekleri dikkatten uzaklaştırdığı için sanatçıları Devlet’inden dışlamıştır. Ancak gençleri eğitirken bazı şiir türleriyle  dansa önem vermiştir.

     Schopenhauer’un felsefesi iradenin kendini herhangi bir benzeşimden uzak olduğu gibi, ortaya koyduğu en üst alan müziktir. Müzik hariç diğer bütün güzel sanatlar iç çatışmadan doğar. Müzik idelerin kopyası değil, iradenin kendisinin kopyasıdır. İrade ne ise müzik odur, müzik özü söyler. Müzik, doğrudan dünyanın cevherini, görünenleri değil de arkasında olanı verir. Müzikteki tüm harmoni tonları, istemenin objeleşme derecelerinin de göstergesidir. Ona göre şiir ve trajedi; iradenin kendini en mükemmel biçimde ortaya koyduğu bir üst derecedir.     Hegel’e göre sınıflandırma mimariden şiire doğru yükselir. Ona göre şiir, en yüksek sanattır. Çünkü şiirde aktarılan olgu, anlamdır.

       Freud’a göre;  ‘biz’i anlatan bilim ile ‘ben’i anlatan sanat, bir insana giden en kısa yoldur. O,  psikanalitik açıdan yaratıcılığı, geçerli ve yeni çözümler bulabilme yeteneği olarak göürür. Freud, sanatsal üretimi, ikna edici, anlamlı özellikler taşıyan imgesel ürünler yaratma becerisi şeklinde tanımlar.

     Her düşünürün kendine mahsus bir sanat tasnifi anlayışı bulunmaktadır. Bu anlayışlar, akıl yoluyla düşünmenin bir tezahürü olup insanın ufkuna genişleten açılımlardır.

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile