Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

eski dergilerÇoğunlukla haftalık, 15 günlük, aylık, üç aylık veya yıllık olarak sanat, edebiyat, tarih, ekonomi, ticaret, politika, mizah yahut siyasî bir dâva (tez) için çıkarılan mevkute (periyodik) çeşididir. Dergilerin baş amacı haber vermek değil, okurları özel bir konuda aydınlatmak, bazan da olaylar üzerinde yorumlar yapmaktır. Dergiler, çıkış maksatlarına göre iddialı mevkutelerdir. Bir ekonomi dergisi, o alanda derin ve taze incelemeleri ile tanınmış kimseleri topladığı ölçüde rağbet kazanır. Bir edebiyat dergisinde, en güzel şiir, hikâye ve tenkitler çıkmalıdır. Batı'da ve bizde, uğraştıkları alanda özellikle sanat ve edebiyatta yeni çığırlar açan dergiler çok görülmüştür.

(Okuma süresi: 7 - 14 dakika)

garip akimi

YEDİ MEŞALECİLER
1928 yılında “MEŞALE” isimli bir dergi etrafında toplanan yedi arkadaştan oluşan grubun Türk edebiyatındaki adıdır.

  • SABRİ ESAT
  • YAŞAR NABİ
  • ZİYA OSMAN
  • CEVDET KUDRET
  • KENAN HULUSİ
  • VASFİ MAHİR
  • MUAMMER LÜTFÜ
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

divani lugatit turk4Meşrutiyet inkılâbından sonra, 1910 yılının soğuk bir kış günü… İstanbul’da dönemin soylu ailelerinden birine mensup yaşlıca bir kadın, sahaflar çarşısında, itimat ettiği bir dostundan kitaptan anladığını duyduğu Sahaf Burhan Bey’i aramaktadır. Kendine miras kalan el yazması bir kitabı, ihtiyacı dolayısıyla satacaktır. 

Kadın kitabın ne olduğunu bilmiyordur; ama çok kıymetli bir eser olduğunu tahmin etmektedir ve kitabın kadir kıymet bilen insanların eline geçmesini arzulamaktadır. Buna rağmen kadının elleri titrer kitabı verirken, sanki bir şeyler kopmuştur içinden…

(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

dipnotYazıda geçen herhangi bir söz ya da sözcükle ilgili olarak sayfa altına konan aydınlatıcı, ek bilgiler içeren ya da kaynak belirten açıklamaya dipnot denir.Dipnot; bir sayfa ya da bir metinin içerisinde geçen bir konu ile ilgili olarak sayfaların en altına eklenen açıklamalara denilmektedir.Birçok kişi bir sayfa oluştururken metinler hazırlar ve bu metinlerin hazırlanışı sırasında yazdığı konu ile ilgili bir açıklama yapmak istediğinde sayfasına bir dipnot koyar.

(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

iskender palaBugün şiir için "kuvvetli heyecanlar ve yoğun duygularla örülü söz" veya "muhatabını bulunduğu ruh halinden başka bir ruh haline götürebilen söz" gibi tanımlar yapılmaktadır. Hatırlayalım ki eskiden şiir için "mevzun u mukaffa söz" denilirdi.

Bu iki tanım arasında bizce, akla takılan bazı sorular vardır. Mesela klasik şiir geleneğinin sürdüğü eski yüzyıllar boyunca her vezinli ve kafiyeli söz hakikaten şiir olabiliyor muydu?

(Okuma süresi: 12 - 24 dakika)

ismail bey gaspiraliTürk milliyetçiliği düşüncesinin en önemli simalarından biri olan İsmail Bey Gaspıralı, Türk birliğine büyük önem vermiş ve bunu “dilde, fikirde, işte birlik” ifadesiyle ülkü haline getirmiş, en bilinen eseri olan “Tercüman” gazetesinin yanısıra çeşitli yazılar, kongreler ve romanlar aracılığıyla da bu ülküsünü Türk dünyasında yayma ve Türk birliğini oluşturmanın gayretiyle ömrünü geçirmiştir.

Bununla birlikte Gaspıralı’yı salt bir Türk milliyetçisi olarak değerlendirmek doğru değildir. O, hem Türk dünyasının hem de İslam coğrafyasının dertleriyle dertlenmiştir. Gaspıralı’nın terminolojisinde Türklük ve Müslümanlık kavramlarının aynı anlama geldiğini belirtmek gerekir. Ona göre Türk demek Müslüman demek, Müslüman demek de Türk demektir. Gaspıralı’da bu düşüncelerin oluşmasında yaşadığı çevrenin ve dönemin de etkileri vardır. Buradan hareketle Gaspıralı’yı Türk İslam düşünürü/fikir adamı olarak tanımlamak daha doğru olacaktır.

(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

Kashgari map.jpgMeşrutiyet inkılâbından sonra, 1910 yılının soğuk bir kış günü… İstanbul’da dönemin soylu ailelerinden birine mensup yaşlıca bir kadın, sahaflar çarşısında, itimat ettiği bir dostundan kitaptan anladığını duyduğu Sahaf Burhan Bey’i aramaktadır. Kendine miras kalan el yazması bir kitabı, ihtiyacı dolayısıyla satacaktır. 

Kadın kitabın ne olduğunu bilmiyordur; ama çok kıymetli bir eser olduğunu tahmin etmektedir ve kitabın kadir kıymet bilen insanların eline geçmesini arzulamaktadır. Buna rağmen kadının elleri titrer kitabı verirken, sanki bir şeyler kopmuştur içinden… Sahaf Burhan Bey kitabı biraz inceler ve eserin değerli olabileceğini düşünür. 30 altın lira eder miydi acaba? Ederse de bu parayı ancak resmî makamlar verebilirdi. Hemen devrin Milli Eğitim Bakanlığı’nın yolunu tutar. Ama dükkânına hayal kırıklığı içinde dönecektir, çünkü Maarif Vekaleti ‘‘ne olduğu belli olmayan bir kitaba’’ avuç dolusu para ödemeyi düşünmemektedir. Bu durum kitabın sahibi yaşlı kadını üzer. Kadın; ‘‘Hiç değilse kitabı hem ehil hem emin birine bıraktım.’’ diyerek teselli olur.

(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

XII. yüzyıl Türk şairlerinden Edib Ahmed Yüknekî'nin Doğu Türkçesiyle yazdığı ahlâk ve nasihata dair eseri.
İslâmî Türk edebiyatının Kutadgu Bilig'den sonra yazıya geçirilmiş en eski ikinci eseri olan Atebetül-hakâyık'ın nerede ve ne zaman kaleme alındığı ke­sin olarak bilinmemektedir. Ancak do­ğuştan kör olan müellifi Edib Ahmed'in Yüknekî nisbesine dayanılarak Türkis­tan'da Taşkent civarında, günümüze kadar yeri tam olarak belirlenemeyen Yüknek şehrinde yazılmış olabileceği ileri sürülmektedir.
Eserin adı üzerinde farklı görüşler ile­ri sürülmüştür. Necib Asım Hibetul-hakayık, M. Fuad Köprülü Aybetü'l-hakayık, başka bazı edebiyatçılarla dilciler Gaybetü'l-hakâyık şeklinde okumak istemişlerse de Jean Deny ve Reşit Rah­meti Arat'ın Atebetul-hakâyık (hakikat­lerin eşiği) şeklindeki okuyuşları eserin muhtevasına uygun bulunarak yaygın­laşmıştır.
Atebetul-hakâyık aruzun mütekârib (faulün / faulün / faulün / faul) bahriyle ya­zılmış manzum bir eserdir. Dinî ve içti­maî ahlâk esaslarını cemiyette yerleş­tirmek için çok defa âyet ve hadislerle desteklenen fikirler, kolaylıkla anlaşılabi­lecek tarzda oldukça sade bir dil ile ifa­de edilmiştir. Bu özellikleriyle esere bir nasihat kitabı olarak da bakmak müm­kündür. Kitapta yer alan âyet ve hadis­lerle, bu iki ana dinî kaynak İslâmî Türk edebiyatı sahasında bu ölçüde ilk defa kullanılmış ve bunlardan faydalanılmıştır.

(Okuma süresi: 20 - 40 dakika)

Hamse-i Nevâî’den minyatürlü bir sayfa (Özbek Sovyet Ansiklopedisi, Taşkent 1971, I, 217)Timurlular devrinde İslâm medeniyetinin tesiri altında oluşmuş, Hârizm Türkçesi'nin devamı mahiyetinde gelişen Çağatay diliyle meydana gelen edebiyat.

Cengiz Han'ın ikinci oğlu Çağatay'a nisbetle kullanılan Çağatay edebiyatı ta­birinin sınırı, bu saha ile uğraşanlar ta­rafından farklı şekillerde anlaşılmakta­dır. Başlangıçta Çağatay ismi, Çağatay Han'ın sülâlesine ve bu sülâle tarafından kurulan devlete verilen bir ad olduğu halde daha sonra bu isim Mâverâünnehir'deki Türk ve Türkleşmiş göçebe un­surlara, nihayet Timurlular zamanında gelişen edebî Türk lehçesiyle bu lehçe­de meydana getirilen Orta Asya Türk edebiyatına da verilmiştir. M. Fuad Köp­rülü Çağatay ismini en geniş manasıyla, Moğol istilâsından sonra Cengiz'in ço­cukları tarafından kurulan Çağatay, İl­hanlı ve Altın Orda devletlerinin medenî merkezlerinde XIII-XV. yüzyıllarda inki­şaf eden ve Timurlular devrinde zengin bir edebiyat meydana getiren Orta As­ya edebî lehçesi şeklinde tarif eder. XV. yüzyılın ikinci yansında Ali Şîr Nevâî ile klasik bir edebiyat ortaya koyan bu leh­çe, Bâbür zamanında ve Bâbür'den son­ra Hindistan'da uzun bir süre varlığını devam ettirmiştir.

(Okuma süresi: 22 - 43 dakika)

aileturklerdeKahramanın doğumu, gençliği ve akınları etrafında gelişen olayları anlatan destanların, geleneğin canlı olduğu dönemlerde bir eğlence unsuru olmanın ötesinde toplumun tarih bilincini geliştiren ve bireylerin topluma aidiyet duygularını pekiştiren bir işleve sahip olduğunu söylemek mümkündür. Toplumun “öteki”sini tarif eden, ona karşı verilen mücadelenin önemini vurgulayan, bu mücadelede en büyük görevin genç kahramanlara düştüğü mesajını vererek topluma yeni katılmaya hazırlanan gençler için idealler oluşturan destanlarda sosyal ve kültürel yapıyla ilgili önemli bilgiler de bulunmaktadır. Esasında destancı, dinleyicilerine nasıl bir toplumda yaşa‐ dıklarını, bu toplumun değer yargılarını, kutsallarını, doğaya bakış açısını, evren algısını, kısacası bir felsefe sunmaktadır. Başka bir ifadeyle Türk des‐ tanlarını dinleyen veya okuyan bir kişi, bu toplumun neye inandığını, neler‐ den korktuğunu veya çekindiğini, nasıl beslendiğini ve eğlendiğini, toplu‐ mun hangi gruplardan ve nasıl oluştuğunu, yasalarını, cezalarını, geleneksel uygulamalarını kısacası Türklerin hayatını bulur. Bu yönüyle destanlar, günümüzde de Türklerin toplum yapısını, psikolojisini, felsefesini, tarihini, coğrafyasını, folklorunu vb. incelemek isteyenler için temel başvuru kaynağı durumundadır.

(Okuma süresi: 15 - 29 dakika)

badeicmeTürk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğünde, “Şarap, içki” (TDK. 2005: 174) olarak tanımlanan “bade” terimi, Ġbrahim erşahinin “Halk Kültürü ve Edebiyatı Sözlüğü” adlı kitabında ise Şöyle tariflenmiştir: “ġarap, kadeh. // Ġlâhi aşk, muhabbet ve hakikat anlamlarında kullanılan bir tasavvuf terimi.” (erşahin, 2005: 52). Farsça kökenli bir sözcük olan badenin Arapça karşılığı ise Şaraptır. Mecazi manadaki karşılığı ise Şekir veren içki, sıvı biçimindedir. Ayrıca bade, sadece Şarap ve içki anlamının dışında birçok anlama gelir; Şerbet, lezetli su, mey gibi âşık edebiyatında görülmektedir. Ayrıca ġamanizmde de buna benzer yönler mevcuttur.

1.                  ÂŞIK EDEBİYATI

Âşık edebiyatı “âşık” adı verilen halk Şairleri tarafından oluşan, kaynağını islamiyet‟in kabulünden önceki sözlü edebiyattan alan, 15. Yüzyıldan itibaren yazıya geçirilmiş olan bir Edebiyattır.

Modernlik değildir "Modernizm" Kumar Türk modernleşmesi sürecinde, Türk tiyatrosu da medenileşme projesinin bir parçası olarak tasarlanmıştır. Aydınlanma çağı düşüncesinin ve...
1932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğan Reyhanî’nin asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars’a, daha sonra Erzurum'a yerleşir. Okuma yazmayı okula...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
(d. 16 Nisan 1916, İstanbul - ö. 13 Aralık 1979, İstanbul), Türk şair, öğretmen, çevirmen. Modern Türk şiirinin önde gelen şairlerindendir. Herhangi bir edebi akıma katılmamış;...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Tokat’ta doğan Suzan Çataloluk ilk ve orta Okulu İstanbul’da, liseyi Erzurum’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi üzerine ilkokulu orada tamamladı. Ortaokulu Merzifon ve Mersin askeri...
Ayşe YAZICI YAVUZ 1980 Niksar doğumlu. 2003 yılı, Osmangazi Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Aynı üniversite bünyesinde 2004 yılında Tezsiz Yüksek Lisans diploması...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
1976 yılında Tarsus’ta doğdu. 2002 yılında Niğde Üniversitesi’nden mezûn oldu. Töre, Kurgan Edebiyat, Siyah-Beyaz Kültür, İnziva, Herfene, Yeni Düşünce, Başarı Edebiyat,...
YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY) Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o, şiirlerinde kullandığı Yetik Ozan takma adı ile meşhur olmuştur. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Yetik Ozan’ın...
Yavuz Bülent Bâkiler 23 Nisan 1936 , Sivas ’ta doğdu. Şair, yazar , gazeteci, yönetici, avukat. Aslen Azerbaycan göçmeni ailenin çocuğu olan Yavuz Bülent Bâkiler ilk ve orta...