Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

divanedebiyatıDivan Edebiyatının Genel Özellikleri:

*Şiirde aruz ölçüsü kullanılmıştır.

*Mazmunlar (klişeleşmiş, kalıplaşmış sözler) sıkça kullanılır.

*Dil süslü ve sanatlıdır. Arapça, Farsça kelime ve tamlamalara sıkça yer verilir.

*Şiirde konu bütünlüğü aranmaz. Beyit bütünlüğü esastır. Her beyit ayrı bir konuyu işler.

*Anlamdan çok söyleyiş önemlidir. Ne söylendiği değil nasıl söylendiği önemlidir.

*Kafiye göz içindir. Genellikle zengin kafiye kullanılmıştır.

*Şiire başlık konmaz. Her şiir redif veya türünün adı ile anılır.

*İnsanın iç dünyasına dönük, soyut ve kitabi edebiyattır.

*Özgün değildir. Arap ve Fars edebiyatı etkisindedir.

*Nazım birimi olarak Gazel, Kaside, Rubai gibi Arap ve Fars edebiyatından alınan nazım şekilleri kullanıldığı gibi Tuyuğ ve Şarkı gibi divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı nazım şekilleri de kullanılmıştır.

 

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri

                   Divan edebiyatı nazım türleri

clip_image001.gifclip_image002.gif                  

Dörtlük halinde   Bent Halinde     Beyit halindeclip_image003.gif    

Rubai                   terci-i bent                     kıt’a

Şarkı                    terkib-i bent                    müstezat    

Tuyuğ                                                          Şehrengiz

Murabba                                        gazel

                                                                      Kaside

                                                                    mesnevi                                    

 

 

 

  1. Nazım Birimi Beyit Olanlar:

GAZEL

*Aşk, ayrılık, hasret, ölüm gibi lirik konular işlenir.

*Türk edebiyatına İran edebiyatından girmiştir.

*İlk beytine “matla” son beytine “makta” denir.

*En güzel beytine beytü’l-gazel denir.

*Son beyitte şairin mahlası yer alır.

*Gazelin bütün beyitlerinde aynı konu işleniyorsa buna yek-ahenk gazel denir.

*Bütün beyitleri aynı güzelliğe sahipse yek avaz gazel denir.

*Beyit sayısı 5-15 arasındadır.

*İlk beyit kendi arasında kafiyelidir. Diğer beyitlerin ikinci beyitleri birinci beyit ile kafiyelidir. (aa, ba, ca, da, ea)

KASİDE

*Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun şiirlere denir.

*İlk beytine “matla” son beytine “makta” denir.

*Şair matla beytini kasidenin herhangi bir yerinde yineleyebilir.

*Şair mahlasının bulunduğu beyte taç beyit denir.

*En güzel beytine beytü’l-kasid denir.

*En az 31(33)en fazla 99 beyit olur.

*Kaside belli bölümler halinde yazılır:

  1. a) Nesib: Bahar mevsimi kış manzaraları betimlenir ya da kurban ve ramazan bayramı anlatılır.

    b) Girizgah: Nesib bölümünden asıl konuya geçiş ifade eden bir veya birkaç beyittir. Nükteli ince sözlerin söylendiği bölüm.

    c) Mehdiye: Asıl anlatılmak, övülmek istenen kişi için ne denecekse açıklanır. Asıl bölümdür.

    ç) Fahriye: Şairin kendini övdüğü ve diğer şairlerle karşılaştırdığı bölümdür.

    d) Tegazzül: Kasideyle aynı ölçüde ve uyakta gazel yazılır.

    e) Dua: Şair övdüğü kişinin başarılarının devamlı olması ömrünün uzun olması için dualar eder iyi dileklerde bulunur.

 

 

Kasideler Konularına Göre Değişik Adlar Alır:

Tevhid: Allah’ın birliğini anlatan kasideler.

Münacat: Allah’a yalvarmak, dua etmek amacıyla yazılan kasideler.

Naat: Peygamberimizi övmek için yazılan kasideler.

Mehdiye: Devrin ileri gelenlerini övmek için yazılan kasideler.

Hicviye: Devrin yöneticilerini eleştirmek için yazılan kasideler.

Mersiye: Devlet büyüklerinin ölümünden duyulan üzüntülerin anlatıldığı kasideler.

Not: Kasideler "nesib" bölümünde işlenen konulara ve rediflerine göre adlandırılır.  

 

MESNEVİ

*Mesneviler öğüt verici bir olayı anlatan uzun şiirlerdir. (savaş, aşk, tarihi olaylar, din ve tasavvuf)

*Mesneviler Divan edebiyatında bir bakıma günümüzdeki roman ve hikayenin yerini tutuyordu.

*Beyit sayısı sınırsızdır.

*Her beyit kendi arasında kafiyelidir.(aa, bb, cc, dd)

*Aruzun kısa kalıpları ile yazılır.

*Beş mesnevinin bir araya gelmesiyle oluşan esere hamse denir.

 

KIT’A

Belli bir uyak düzeniyle yazılmış olan, dizeleri arasında ölçü birliği bulunan; herhangi bir düşünce ya da duyguyu en az ikiden başlamak üzere, en çok on altı beyitte anlatan nazım biçimine denir.

*Gazelden farklı olarak matla beyti yok.

*Kafiyelenişi xa, xa, xa...

*Daha çok felsefi ve toplumsal düşünceler anlatılır.

 

MÜSTEZAT

*Bir uzun bir kısa dizeden oluşan nazım şeklidir.

*Kısa dizelere ziyade denir.

*Aruzun bir tek kalıbıyla yazılır.

*Kafiyelenişi gazel gibidir.

*Makta beyti yoktur. 

  1. Nazım Birimi Dörtlük Olanlar:

 

RUBAİ

*Dört dizeden oluşur.

*Kafiye düzeni aaxa şeklindedir.

*Şarap, dünyanın türlü nimetlerinden yararlanma, hayatın anlamı, felsefe ve ölüm gibi konular işlenir.

*Kendine özgü 24 kalıbı vardır. İranlılara aittir.

 

TUYUĞ

*Dört dizeden oluşur.

*Kafiyelenişi rubai gibidir.

*Aruzun Failatün, Failün kalıbıyla yazılır.

*Konu sınırlaması yoktur.  

*Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir.

 

ŞARKI

*Beyitle okunmak için yazılan, dörder dizelik bentlerden oluşan nazım biçimidir.

*Dörtlük sayısı 3-5 arasındadır.

*Birinci dörtlükte 2. ve 4. diğer dörtlüklerde ise 4. dize tekrarlanır. Bu dizelere nakarat denir.

*Kafiye örgüsü abab, cccb, dddb

*Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir.

*Günlük hayat, aşk, sevgi gibi konular işenir.

 

MURABBA

*İlk dörtlük kendi arasında kafiyelidir. Diğer dörtlüklerin son dizeleri 1. dörtlük ile kafiyelidir. (aaaa, bbba, ccca)

*Felsefi konular ve aşk işlenir.

  1. Bentlerle Kurulanlar:  

TERKİB-İ BENT

*Bentlerle kurulan bir nazım şeklidir.

*Her bent 7 ila 10 beyitten oluşur.

*Bent sayısı 5 ile 10 arasında değişir.

*Gazeldeki gibi kafiyelenir.

*Her bent arasında vasıta beyti bulunur.

*Talihten, hayattan şikayet, dini, tasavvufi ve felsefi düşünceler anlatır.

*Terkib-i bentlerde her bentten sonra vasıta beyti değişir.  

 

TERCİ-İ BENT

*Biçim ve uyak yönüyle Terkib-i Bende benzer.

*Terkib-i Bentte değişen vasıta beyti Terci-i Bentte de değişmez.

*Vasıta beytinin aynen tekrarlanması bütün bentlerde aynı konuyu işlemeyi zorunlu kılar.

*Felsefi konular, Allah’ın kudreti kainatın sırları tabiatın zıtlıkları gibi konular işlenir.  

 

DİVAN EDEBİYATINDA NESİR

(DÜZ YAZI)

NESİR TÜRLERİ

Tarih: Resmi niteliği olmayan bir türdür. Vakayiname ise Osmanlı devletinin resmi tarihidir.

Tezkire: Edebiyat tarihi veya biyografinin divan edebiyatındaki karşılığıdır.

Sefaretname: Osmanlı elçilerinin bulunduğu ülkelere ait bilgileri, izlenimleri içeren ve gezi yazısına benzeyen bir türdür.

Seyahatname: Gezi yazısıdır.

Divan edebiyatında nesir, dil ve üslup açısından üç bölümde ele alınır:

 

 

 

A)Sade Nesir: Halk için sade bir dille konuşulur.

B)Orta Nesir: Halkın konuştuğu dilden ayrılmış yer yer süslü nesrin niteliklerini taşımakla beraber anlatılmak isteneni anlaşılır bir şekilde ortaya koyan nesirdir.

 

C)Süslü Nesir: Ustalık göstermek amacıyla yazılmış, yabancı kelimeler, tamlamalarla yüklü şekillerin kullanıldığı söz ve anlam sanatlarıyla dolu, bağlaçlarla uzayıp giden cümlelerle örülmüş, güç anlaşılır bir nesirdir.

Münşeat: Süslü nesir örneklerinden oluşan kitaplara denir.

 

Nesir Şeklinde Yazılmış Ünlü Eserler:

 

  • Kabusname: Mercümek Ahmet

  • Tazarruname: Sinan Paşa

  • Seyahatname: Evliya Çelebi

  • Keşfü’z-Zünun: Katip Çelebi

  • Naima Tarihi: Naima

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Türk Edebiyatı Karşılaştırmalı Na

Türk Edebiyatında dönemler, nazım şekilleri, nazım birimleri, kafiye şemaları, ölçü ve konu içeren karşılaştırmalı tablo

Âşık Tarzı Türk Halk Şiiri Tablosu

ÂŞIK TARZI TÜRK HALK ŞİİRİ (Âşıklar, ozanlar tarafında saz eşliğinde söylenen şiirlerdir.) (Şair son dörtlükte mahlasını söyler)(Halk şairlerinin şiirlerini topladıkları...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Mustafa Kemal’in anlatacakları daha bitmemişti. Fakat tren yavaş yavaş, kavurucu sıcak içinde bozkırdaki Ankara’ya yaklaşmıştı. Ağustos ayında boncuk boncuk terleyen...

Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri

GAZEL: Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka...

Çam ağaçlarının sesi nasıl tarif edilmelidir? Hem buna ses demek doğru mudur? Ne fısıltıya benzer, ne de bir din nağmesi...
Ali Alper ÇETİN Altın kulelerden yine kuşlar Tekrârını ömrün eder i’lân. Kuşlar mıdır onlar ki her akşam Âlemlerimizden sefer eyler? Akşam, yine akşam, yine akşam Bir...
Sıtma, verem, frengi, trahom ve benzeri bulaşıcı hastalıklarla uğraşan bir halk. Yakılmış kentler, harap edilmiş köyler, uzun savaşların verdiği yılgınlık,...
MERHAMET

MERHAMET

15.04.2018
‘Bu varlık denizi nerden gelmiş bilen yok Öyle büyük bir inci ki bu büyük sır delen yok Herkes aklına eseni söylemiş durmuş İşin...
Siyasî, dinî ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet...
1. Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihan harâbEyler anı müdâhane-i âlimân harâb2. Bilmez ki iki kat yıkılur kendi halkdanİster cihân...
Küçük adımlarımla sabahın çiği düşmüş çimenlerin üzerinde yürüyorum. Bir, iki, üç, dört... Dört ahenkli adımı öyle zarif bırakıyorum ki yere,...
Yüzbaşı Mustafa ve küçük Mustafa Kemál birlikte Selânik'e dönüyorlardı. Bu arada tren yolunun yanındaki ağaçları gözü yakalamaya çalışıyor, fakat mümkün...
Felsefecilere göre, insan ve şuur birer zamanî varlıktır. Hem hayatımız hem de şuurumuz zamana bağlıdırlar. Hilmi Ziya Ülken şuuru ikiye...
Geçen yazımızda Prof.Dr.Nurullah Çetin beyin “Tek millet davası, tek dile bağlıdır” isimli makalesi çerçevesinde “Türkçe’deki Vatan” yazımıza devam edeceğimizi belirtmiştik.
KELE BACIM

KELE BACIM

28.01.2018
“Kele bacım aklının dibini dökme. Otur oturduğun yerde. Abılan da duymasın bu dediklerini. Sen ne bakıyon kemçiğin dediklerine. O senin...
Hasan ERDEM Ötüken Neşriyat Daha önce kaleme aldığı “Şar Dağının Kurtları”, “Argos Kalesi”, “Kızıl Atın Süvarisi”, “Balkan Şahini” ve “Otranto 1480” romanlarıyla...
Metin SAVAŞ Biz insanlar hazır bulduğumuz bir hayatın içine doğarız. Ve fakat içine doğduğumuz bu hayatı yaşarken bir gözümüz daima kör...
‘Aslında hiçbir şey, iyi veya kötü değildir. Her şey, bizim onlar hakkında neler düşündüğümüze bağlıdır.’ Öncelikle buna inanmalı; işe öyle...
Konuşamaz, anlaşamaz, tartışamaz insan(lar) olduk. Birbirimizle iki çift söz edemiyoruz. İki sözü bir araya getiremez olduk neredeyse. Tatlı söz, bize...