Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

dillerinsiniflandirilmasiBugün yeryüzünde kaç dil konuşulduğunu kesin bir sayı vererek söylemek güçtür. Ancak biz, yeryüzünde konuşulan dil sayısını ortalama bir hesapla 3000 - 3500 olarak gösterebiliriz.

A ) Kökenleri ya da Soyları Bakımından Diller :

  1. Ural-Altay Dil Ailesi

    1. Ural : Fin-Ugor ( Fince, Macarca ), Samoyed

    2. Altay : Türkçe, Moğolca, Korece ( ? ), Japonca ( ? )



    1. Hint-Avrupa ( İndo-Germen ) Dil Ailesi :

      1. Asya Kolu : Hintçe, İranca, Ermenice...


      2. Avrupa Kolu :
        a ) Germen Dilleri: Almanca, İngilizce, İsveççe, Norveççe, Danca, Hollandaca ...
      b) Roman Dilleri: ( Bu grubun anadili Latincedir. ) İtalyanca, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Romence ...

      c ) Slav Dilleri :Bulgarca, Çekçe, Lehçe, Rusça, Sırp-Hırvatça ...
      d ) Yunanca e ) Arnavutça

    2. Çin-Tibet Dil Ailesi :Asya’da, Hint-İran dilleri dışında kalan Çin ve Tibet dilleri.


    3. Hami-Sami Dilleri Ailesi : ( Bu dil ailesinin adı, Tevrat’ta geçen Nuh Peygam - ber’in iki oğlunun adına [ Ham ve Sam ] dayanmaktadır.) Arapça, Habeşçe, İbranice, Akatça, Babil dili, Eski Mısır dilleri ...

    1. Kafkas Dilleri Ailesi : Gürcüce, Çerkezce, Abhazca...

    2. Bantu Dilleri Ailesi : Afrika’nın orta ve güney bölgelerindeki diller.

    B ) Yapıları Bakımından Diller : 1)Yalınlayan Diller :

    Sözcükler hiçbir ek almazlar. Çekim yoktur, sözcüğün ya da cümlenin anlamı vurgudan ya da söz diziminden anlaşılır. Bu gruptaki dillerde vurgunun önemli bir payı vardır. Yalınlayan diller arasında, Çinceden başka Vietnam dili, bazı Himalaya ve Afrika dilleri ile Endonezya dilleri sayılabilir. Bask dili de Avrupa’da konuşulan bir yalınlayan dildir.




    Çince: Wo şiye ( yazıyorum, yazarım ) Wo şiye lı : ( yazdım )




    ( ben ) ( yaz-) ( geç. zam. gös. sözcük )




    Çin yazısında her sözcük bir işaretle gösterilir. Ancak güneş, ay, hayvanlar gibi kavramlar şekillerle anlatım bulur.




  2. Eklemeli Diller :




    Bir ya da birden çok heceli sözcük kökleriyle eklerden oluşur. Her kökten ekler yardımıyla çok sayıda sözcük türetilebilir. Kök, ek alması durumunda bir değişikliğe uğramaz; kökte bozulma, kırılma olmaz.




    Eklemeli dillerde ekler, sözcüğün başına ya da sonuna getirilebilir. Bu özelliğe göre eklemeli dillerde, önden eklemeli ve sondan eklemeli diller adlarıyla iki grup düşünülebilir. Türkçe bütün eklerini sona aldığından sondan eklemeli bir dildir. Ural- Altay dil ailesi bu grup içinde değerlendirilebilir.




    Örnek : göz / göz+lük / göz+lük+çü / göz+cü / göz+cü+lük / göz+cü+lük+ten




  3. Bükümlü Diller :

Bu grupta da bir ya da birden çok heceli sözcük kökleriyle ekler bulunur. Bu dillerde sözcük türetilirken kökün ünsüz harfleri çok kez değişmez, ünlü harfleri değişir. Kimi zaman da kök, tamamen başkalaşır. Hint-Avrupa dilleri ile Sami dilleri bu gruba girer :

Örnek : k - t - b ( mektep-katip-kitap-kütüp-mektup ) go-went-gone } git -

eat- ate-eaten } ye - do-did-done } yap – give-gave-given } ver-

TÜRK DİLİNİN TARİHİ DÖNEMLERİ

  1. Eski Türkçe Dönemi ( VI. - X. yy )




  2. Orta Tükçe Dönemi ( XI. - XV. yy )




  3. Yeni Türkçe Dönemi ( XVI. - XX. yy )




  4. Modern Türkçe Dönemi ( XX. yy - ....... )

TÜRKLERİN KULLANDIKLARI ABECELER

  1. Göktürk Abecesi: Orta Asya’nın kuzeyinde oturan Göktürklerin abecesi 38 harflidir. Bu otuz sekiz harfin dördü sesli, üçü bileşik, otuz biri de sessizdir. Satırlar genel olarak yukarıdan aşağıya yazılır, her satır öncekinin solunda bulunur. Yani Göktürk yazısı yukarıdan aşağıya ve sağdan soladır.




  2. Uygur Abecesi: Orta Asya’nın güneyinde oturan Uygur Türklerinin abecesi de sağdan sola, yukarıdan aşağıya yazılır. 14 şekilden ibarettir. Çıkakları bir olan sesler aynı harfle yazıldığı için okunması güçtür.




  3. Arap Abecesi : Arap abecesine Türk ve Fars dillerinde bulunan “p, ç, j, g” katılarak harf sayısı 32’ye çıkarılmıştır. Bu abecede bizim konuşma seslerimizin bazıları için ikişer, üçer hatta dörder şekil vardır. T sesi için iki, h sesi için üç, z için dört harf vardır. Bu bolluğa karşın, “ı, i, y “ sesleri bir tek harfle gösterilirdi. Hele “o, ö, u, ü, “ hatta “v” seslerinin beşi için ancak bir harfin bulunması okunmayı hayli güçleştirirdi. ” Öz, uz, üz” ; “oldu, öldü”; “o, ev”; “alet, alt” gibi birçok sözcük aynı harflerle yazıldığı için nasıl okunacaklarını sözün gelişinden anlamak zorunda kalınırdı.




  4. Latin Temeline Dayanan Yeni Türk Abecesi: Arap abecesi Türkçenin seslerinden birçoğunu veremiyordu. Öğrenilmesi de kolay değildi. Daha çabuk, daha kolay öğrenilir bir yazıya kavuşmak gerekti. Atatürk önderliğinde 3 Kasım 1928’de yayımlanan bir kanunla Arap harfleri kaldırıldı; yerine Latin temelinden, Türk diline uygun yeni bir abece kabul edildi.

Batı uygarlığına girmiş uluslardan hemen hepsinin abecesi Latin esasından alınmıştır. Biz de Latin abecesinden dilimize uymayan harfleri ( w, x, q ) atarak dilimize özgü seslere ( ğ, ı, ş ) şekiller bularak bir Türk abecesi yarattık.

dillerinsiniflandirilmasi

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Cengiz Aytmatov ve Kızıl Elma

Aytmatov ,Cengiz (d. 12 Aralık 1928 , Şeker Kırgız ÖSSC) , yazar , çevirmen ve gazeteci.             Yazarlığa 1952’de başladı , 1959’da Kırgız’da Pravda muhabiri oldu. Povesti gor...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Mustafa Kemâl’in sabah ilk işi kendi maaşından yahut gerekirse borç alarak Arabacı İsmail Efendiye bir at alıp hediye etmekti[1]. Sabah ona zor olmuştu....

OĞUZ HAN DESTANIN İSLÂMÎ VARYANTI

Oğuz Kağan Destanını Anlatan Kaynaklar Oğuz Kağan destanını anlatan başlıca iki kaynak bulunmaktadır.   Bunlardan birincisi yazarı bilinmeyen ve bir Uygur...

DEDE KORKUT KİTABINDA ALKIŞLAR VE KARG

Türkiye Türkçesinde "bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpmak"2 anlamında kullanılan alkış kelimesi, ulaşabildiği en eski Türkçe...

Sayın Arkadaşlarım, Anlatmakta başarısız olduğum bazı konuları sizlerin de dikkat ve değerlendirmesine sunmaya karar verdim. Bu nedenle gözlem ve tespitlerimi, eğitimcilere...
Değişik kaynaklarda zamanın değişik tanımlarına rastlamak mümkündür. ‘Bugün, nakit; yarın, bono; dün, iptal edilmiş çektir.’, ‘İnsanlar mazinin hasretlisi, geleceğin umutlusu,...
Bu yazıyı bir gün yazacağımı biliyordum. İnsanın kendisini yapayalnız hissettiği zamanda beklediği bir dost olur ya? Ben de bu dünyadaki gerçek...
Şiirde İmge

Şiirde İmge

13.07.2017
İmge kelimesinin kökeni sayılan “image” veya “imago” kelimeleri Latince olup “görünür kılmak” anlamına gelir. Yine Latincede imagery kelimesi “insanın...
Doğrusunu söylemek gerekirse şimdiye kadar hiç duymadığım bir cümle: “Kızdıramazsın beni”. Bilakis sabır törpüsü olduğum durumları hatırlıyorum. Oysa Nasreddin Hoca...
"Hani Ahmed er-Rüfaî Hazretleri'nin 'aşk, aşk, aşk' diyerek sema ederken kaybolması gibi… Hani Geylan Hazretleri'nin elindeki güldân gibi, kâinatın ortasında...
1. GİRİŞ “Dünya görüşü” ile, belli bir gayeye hizmet için esaslı bir fikir birikimine sahip olan aydın...
Dr. Hayati BİCE Türk yurtlarının ruh dünyasını aydınlatan kutlu kaynaktan birkaç rengi yansıtmak niyetimle yola çıkıyorum. Bu yol boyunca konaklayacağımız her bir...
Bestseller, yani çok satan popüler kitaplar üzerinde yapılan bir araştırma oldukça ilginç ve çarpıcı sonuçlar ortaya çıkarmış. Edebiyatta değişen yazım...
“Sanatı olmayan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Mustafa Kemal Atatürk Çağdaş estetikçilerden Suzanne Langer “sanatçının dile getirdikleri kendi duyguları olmayıp,...
2000’li yılların başı. Eskişehir’e geleli birkaç yıl olmuş. Haftada altmış saat derse giriyorum. Hem de gıkım çıkmadan. Hiçbir maddi beklentiye girmeden.
Kar uyuşuk, isteksiz ve zevksiz yağıyordu. Hava, gökyüzü ile yeryüzünün arasını dolduran boşlukta katılaşmış, zaman katılığında erimişti ve kar bu...
Bu soruyu kendi kendine soran ve de cevap ver(ebil)en insan sayısı ne kadar artarsa okuma oranımızın o kadar artacağına inanıyorum.
Erdem Yücel , Belkıs İbrahimhakkıoğlu , Fatih Dalgalı İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ (KÜLTÜR A.Ş.) YAYINLARI İbrahim Hakkı Konyalı’nın Kayıp Arşivinden İstanbul’da...
Zekâ, hızlı anlama, zihin berraklığı, kolay öğrenme, güzel akletme, hafızada tutma, hatırlama … gibi lütuflarla bezenmişiz. Hepimiz, bir diğerinden daha...