Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)
Bunu okudun 0%

cocuk edebiyati 2
cocuk edebiyati 2
1. Bölüm - Kuruluş

Can Çocuk Yayınları’nın tarihsel gelişimi, 1975 yılında Erdal Öz’ün Arkadaş Kitaplar dizisini yayınlamasıyla başlar. Bu aynı zamanda Can Yayınları’nın kuruluşudur. Erdal Öz bu diziyi oluştururken seçkide yer alacak kitapların yurtdışındaki anti-otoriter çocuk edebiyatı örneklerinden olmasına özen gösterdi. Kitap kahramanlarının Pıtırcık, Pippi gibi hem otoriteyi kabul etmeyen hem de muzip özellikler taşımasına önem verdi. Bu, Erdal Öz’ün kendi kişiliğinin, hayata bakışının da bir yansımasıydı.

Çevrilecek çocuk kitaplarını belirledikten sonra sıra Türk yazarlara geldi. Türkiye’de çocuk edebiyatının yeterince ciddiye alınmadığını, yazarların çocuk kitabı yazmayı çok kolay bulduklarını, özensizce alelacele hazırlanmış birçok kitabın çocuk kitaplarından beklentiyi düşürdüğüne inanıyordu. Buna karşı koymak için kolları sıvadı ve aralarında Yaşar Kemal, Bekir Yıldız, Erol Toy, Vasıf Öngören gibi isimlerin de olduğu Türkiye’nin önemli yazarlarına çocuk kitapları yazdırdı. Bu yapıtların hepsinin çocuk kitabı olarak ne kadar başarılı oldukları tartışılır elbette, bunu zaman gösterecek; ancak önemli olan bu kitapların yazılması ve çocuk edebiyatının bir şekilde de olsa öne çıkmasıydı. 30 sene sonra bugün Can Çocuk Yayınları’nda iyi bir iş çıkardığımızı düşünüyorum ama bu iyi işi Erdal Öz’ün bahsettiğimiz zarif inşasının üzerinde yapıyoruz. Bugün hâlâ ön plandaki birçok yazar, zamanında Erdal Öz’ün yakaladığı, keşfettiği yazarlardır. Pippi Uzun Çorap, Pal Sokağı Çocukları, Küçük Prens gibi dünya edebiyatında önemli yeri olan bu gibi kitapları Türkçeye kazandırıp tanıttıktan sonra haklarını kaybetmiş olmamız da Erdal Öz’ün yürüttüğü çalışmanın etkisini gösteriyor; çünkü bugün Erdal Öz’ün yayınladığı eserler artık Türkiye’de klasikleşmişlerdir ve Can Çocuk Yayınları’ndan bağımsız olarak da Türkiye çocuk edebiyatının belkemiğini oluşturmaktadırlar.

Erdal Öz’ün kitap seçimindeki anti-otoriter kahramanlardan bahsetmiştik. Anti-otoriter kitaplar aslında kural dışı olmayı öğütlemez. Bu kitaplarda öğüt yoktur. Pippi Uzun Çorap gibi, toplumda yaygın olan sahtekârlıkları dışa vuran, ahlakçılık kılıfıyla yapılan baskıyı eleştiren ve toplumsal ahlakı sorgulayan eserlerdir. Aslında ahlakçılığın ahlaklılık olmadığını ortaya net bir biçimde koyarlar. Roald Dahl, eğitim sistemini, birçok yapıtında özellikle de Matilda isimli eserinde yerden yere vurur. Bu yapıtlara yüzeysel bir bakış attığınızda anti-otoriter edebiyatın içindeki çocuklar sanki şımarık, söz dinlemeyen çocuklarmış gibi algılanabilir. Oysaki bu eserlerde toplumun kendisini sorgulaması için bırakılmış ipuçları vardır. Sorgulama hakkı da çocuklara teslim edilir. Biz eşit, tartışabilen, sorgulayabilen, hakkını koruyabilen bireyler yetiştirmek istiyor muyuz sorusunun yanıtı olabilirler. İşte bu kitaplar edebiyat zevki aşılamanın dışında bunu da öğretirler.

Örneğimizi biraz daha incelersek: Pippi Uzun Çorap’ta gömlek dağıtan bir kadın vardır. Gömlek isteyen çocuklara önce soru sorar ve ancak doğru yanıtı verenlerin ihtiyacını karşılar. Çocuğun eve götürmek için yiyeceğe, giyeceğe ihtiyacı ne kadar vardır, bunu önemsemeden sorguya çeker. İşte bu otoriter bir tavırdır. Çocuğa, temel ihtiyacını elde etme derdi karşısında “ya başaramazsam” korkusunu verir. Bugün üniversite sınav sisteminde benzer bir derdimiz yok mu? Bu korku kendi başına başarının önünde engeldir zaten. Ancak Pippi Uzunçorap ne yapar? Etraftaki tüm çocukları çağırıp her birine kendi çantasından altın verir. Bu kötü bir örnek değildir, iyi bir örnektir. Aynı, yaşlı kadıların dedikodularını yüzlerine vurması gibi, Pippi, anti-otoriter tavırlarıyla bize anarşiyi değil, hakkımızı korumayı öğretir.

Biz yine de bu anti-otoriter yaklaşımın velileri rahatsız etmesinden çekiniyorduk. Çünkü bu tür edebiyat Türkiye’de daha çok yeniydi ve tartışılmamıştı. Tepki çekeceğimizden nerdeyse emindik. Beklediğimiz tepki geldi, ancak hiç beklemediğimiz bir yerden. Biz okurlardan çocuk gelişimi temalı endişelerle karşılaşmayı beklerken tepki siyasetten geldi. Erdal Öz’ün, solcu olarak tanımlanan politik görüşü nedeniyle, yayımladığı kitaplar yasaklanmalıydı. Birçok kitabımız muzır kurulunca sakıncalı bulundu ve toplatıldı. Can Çocuk Yayınları’nın esas kuruluşu ise, bu baskıların altında okurundan gördüğü destek ve dayanışma sayesinde gerçekleşti. Poşete girmeye zorlanan kitaplar için yayınevine siparişler yağmış, tepki beklediğimiz okur, bize sahip çıkmıştı.

Okurlardan aldığımız güçle aynı çizgide yayını sürdürmeyi başardık. İlerleyen yıllarda çoğu kitabın yasağı kaldırıldı. Bir yandan Türkiye’de çocuk edebiyatı hızla gelişti. Çok yetenekli yeni çocuk yazarları ortaya çıktı ve iş daha keyifli bir hal almaya başladı.

Bir yandan dünyada da çocuk edebiyatında çok hızlı gelişmeler oldu. Çocuk edebiyatı apayrı bir uzmanlık alanı olarak tanımlandı ve yayın dünyasının çehresi değişti. Artık çok önemli çocuk yazarları ve yayınevleri vardı; çocuk edebiyatı çok ciddi bir iş olmuştu. Neticede 2004 yılında biz de çocuk kitaplarımızı Can Yayınları’ndan ayırarak uzman bir kadro ile çalışan ayrı bir yayınevine dönüştürdük; Can Çocuk Yayınları ismini aldık.

2. Bölüm - Amaç

Can Çocuk Yayınları’nda amaçlarımız şunlardır:

  • 1 - Sorgulamayı, hakkını korumayı bilen, toplumla ve kendisiyle sağlıklı iletişim kurabilen çocuklar yetişmesine yardımcı olmak.

  • 2 - Çocukların iyi, doğru Türkçe öğrenmelerini sağlamak.

  • 3 - Çocukların ileride edebiyat düşkünü olmasını sağlamak.

  • 4 - Çocukların estetik kavramının gelişmesine katkıda bulunmak.

  • 5 - Çocuk edebiyatının sadece çocuklara yönelik olmadığını gösteren kitaplar yayınlamak.

Bu amaç ve hedefleri masal çerçevesinden bakmadan izah etmek zor olacaktır. Çocuk edebiyatında masalın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çocuğun dış dünyayla, ailesiyle, çevresiyle ve yaşamla iletişim kurarken yaşadığı kuşkuların, sıkıntıların birçoğunun yanıtını farkına varmadan masallardan aldığına inanıyorum. Edebiyatın temeli de bu masallardan oluşuyor. Yüzyıllardır var olan masalların temel vasıfları, bugünün çağdaş yazarlarının elinde çağdaş edebiyata dönüştüler. Dolayısıyla masal Can Çocuk Yayınları’nın temelidir, anti-otorite sonra gelir.

Avusturya’lı pedagog, yazar Bruno Bettelheim, masalların çocukların sağlıklı gelişmesinde ne kadar önemli olduğunu anlatır. Bettelheim’e göre, toplumda genelde korkunç olarak algılanan kötü baba, terk edilen çocuk, canavar gibi karakterlerin çocukların kendi korkularıyla yüzleşmelerini sağladığını, onları hayata hazırladığını anlatır.

Sorgulamayı, hakkını korumayı bilen, toplumla ve kendisiyle sağlıklı iletişim kurabilen çocuklar yetişmesine vesile olmak için yapmamız gereken tek şey masal yayınlamaktır. Roald Dahl, Sevim Ak, Goscinny, Süleyman Bulut, bunlar aslında hep çok usta masal anlatıcılarıdırlar. Masallarımızı seçerken Bettelheim’in öğretilerini aklımızda tutarım. Daha sonra masallarda yer alan öğeleri değerlendirmek üzere uzman pedagoglar ve psikologların görüşlerini alıyoruz. Böylece alt metin okumaları bir de onlar tarafından yapılıyor. Bu sayede metin boyutundan, hangi kavramın hangi yaş çocuğa göre olduğuna kadar çok konuda titizlikle çalışmış oluyoruz. Tüm bunları elbette yazarlarımız ve illüstratörlerimizle uyum içinde çalışarak yapıyoruz.

Elbette bu yayın sürecinde çocukların Türkçesinin gelişimine doğrudan etkide bulunmak istediğimizden hem düzeltiye hem editörün çalışmasına hem de çevirmenin niteliğini çok önemsiyoruz.

Bir sanat yönetmeni ile çalışıyorum. Sanat yönetmenim tüm kitapların kapağından görseline, her sayfasındaki en küçük ayrıntısına kadar çocuğun gözüne hitap edecek bir eser ortaya çıkmasına gayret eder. Bu hassas çalışma, çok titizce seçtiğimiz ressamlarla bir araya gelince ortaya çocuğu plastik sanata, görsel zevke davet eden bir tablo ortaya çıkıyor. En küçük ayrıntısına kadar doğru tasarlamazsanız çocukların zihninde ileride temizleyemeyeceğiniz bir kirlilik oluşturursunuz.

Bunların üzerine elbette kitaplarda kullanılan boya veya tutkalın çocuk sağlığına zarar vermemesi için tüm hammaddeler ve üretilen kitaplar sağlık testlerinden de geçiriliyor.

Tabii burada ifade etmek istediğim şu; bu anlattıklarımın yalnızca ufak bir kısmını oluşturduğu olağanüstü ayrıntılı çalışmalarımıza rağmen, tüm amaçlarımızı yerine getirmekten uzak olduğumuzu düşünüyorum. Türkiye’nin birçok ilinde yaptığımız okuma etkinliklerinde gördük ki birçok çocuk okumayı istese de bunu başaramıyor; çünkü aslında okuma yazmayı pek de iyi bilmiyorlar. Gerçi son yıllarda Türkiye’de öğretmenlerin çocuklara kitap okutmak için yüksek bir gayret içerisinde olduğunu görüyoruz; buna da çok seviniyoruz, ancak bu da yeterli etkiyi sağlayamıyor. Çünkü çocuk sizin, benim veya öğretmeninin verdiği kitabı ödev gibi algılayacağından aslında çoğunlukla isteyerek okumuyor. Dolayısıyla, çocuklara kitap okutmayı, Türkçelerini geliştirmeyi başarsak da, onları edebiyat düşkünü yapmakta istediğimiz kadar başarılı olabildiğimizi sanmıyorum. Son olarak da başarmak için olağanüstü çaba sarf etmemize rağmen bazen gerçekleştirmeye kudretimizin yeterli olmadığı bu amaçların yanında, sevdiğimiz kitapları basıyoruz. Ben hâlâ çocuk kitabı okumayı çok seviyorum ve sanıyorum Erdal Öz’den sonra burada edebiyat geleneğini sürdürmenin yolu da bundan geçiyor: Keyif alacağımız bir yayın yapmaya devam etmek.

Comments powered by CComment

More articles from this author

Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Aşık Sefil Selimi, Asıl adı Ahmet Günbulut (d. 26 Ağustos 1933, Şarkışla - ö. 30 Aralık 2003, Sivas), yazar, türkü yazarı. İlkokul'dan sonra iki yıl ortaokula devam ettikten...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...