Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 5 - 10 dakika)
Bunu okudun 0%

romannnAnkara’da, okullara yönelik çalışmalar yapan bir yayınevinin önerisi üzerine bu bildiriyi hazırlayan Vedat Yazıcı’ya, bir yazar arkadaşıyla birlikte çocuk yazınına bir dizi öykü, roman yayınının editörlüğü görevi verilir. Öncelikle öykü, roman türlerinde yazma ilkelerinin belirlenmesi gerekir. Hangi kitleye seslenecektir yapıtlar? Hangi yaş kuşağını hedefleyecektir? Eğitimsel, etiksel içeriği ne olacaktır kitapların?

Şimdiye değin ders kitapları, yardımcı ders kitapları, okullar için ders araç ve gereçleri üreten, bu konuda oldukça gelişmiş ve yaygın bir yayın dağıtım ağına sahip yayınevi, ilk kez yazınsal bir alana el atmaktadır. Gerçi yayınevinin okulöncesi kuşağına da yayınları, resimli kitap dizileri vardır ama ilk kez ilköğretimi hedefleyen, yazınsal içerikli bir diziyle çocuk yazını alanına da geçiş yapması önemli bir adımdır. Gözlemlerimize göre, çeyrek yüzyıllık yayın deneyimini, bilgi birikimini çağcıl yayım anlayışından ödün vermeden onurla taşıyan yayınevi, yıllar içinde gelişmiş, büyümüş, kurumsallaşmış; yayın kadrosuyla, uzmanlarıyla Türkiye coğrafyasında il ve ilçelere; oradan tüm ilköğretim okullarına uzanan yayın dağıtım ağıyla yayın dünyasında önemli bir yer edinmiştir.

Nitelikli çocuk ve gençlik yazınında yayınların ne denli yetersiz olduğu, konunun uzmanları, eğitimciler ve anne babalarca öteden beri dile getirilir. Amaç, bu alana nitelikli yapıtlar kazandırarak çocukların ve gençlerin yazınsal, sanatsal beğenilerini geliştirmeye katkıda bulunmak olmalıdır her şeyden önce. Editör, bu kararlılıkla işe başlarken uğraşının ne denli güç olduğunun da bilincindedir.

Bu bildiri bütünüyle editörün kişisel gözlemleri sonucunda oluşturulmuştur. Gözlem, bilimsel çalışmanın ön koşullarından biridir. Ne ki bu hazırlıkta elden gelindiğince nesnel olunmaya çalışılmıştır. Ayrıca, Prof. Dr. Sedat Sever’in “Çocuk ve Edebiyat” adlı yapıtından, Çiçek Kokulu Kitaplar dizisinin yazarlarının elektronik posta iletilerinden, yayıncı Dr. Özgün Karaca’nın görüşlerinden yararlanılmıştır.

Asıl Bölüm

Bu diziyi yayınevi adına yürütecek olan uzmanla birlikte iki editörce yazı ilkeleri saptanır; 11-15 yaş kuşağı (ilköğretim 2. dönem) hedef kitle olarak alınır. Bu kitleye seslenecek öykü ve romanlar için ilkeler şöyle belirlenir:

Yapıtlarda yazınsallık, yaratıcılık, özgünlük, sürükleyicilik aranmalıdır.

Yalın, anlaşılır bir dil kullanılmalı; TDK Yazım Kılavuzu’nun 2008 baskısı esas alınmalıdır.

11-15 yaş çocuklarının dil gelişimine, kurgunun yaş düzeyine uygunluğuna, çocukları eleştirel düşünmeye yönlendirmeye, çocuğun eğlenmesine, onda merak ve okuma isteği uyandırmasına, kurguda mantıksal yanlış olmamasına dikkat edilmelidir.

Yapıtların öncelikle serüven içerikli olmasına özen gösterilmelidir.

Hedef kitle olarak öncelikle okullar temel alınacağına göre, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda belirtilen genel amaçlara aykırı öğelerin bulunmamasına çalışılmalıdır.

Sosyal çevre, doğa, sosyal ve kültürel yaşantı, gelecekle ilgili hayal dünyası, uzay, bilim kurgu, tarih, hayvanlar vb. konular alınmalıdır.

Yapıtlar “times roman” yazı karakteri, 10 punto ve tek satır aralığında dizilmiş haliyle 70-75 A4 sayfası olmalı; elektronik ortamda (CD ile) ve A4 kâğıda bir çıkışı alınmış olarak elden ya da kargoyla teslim edilmelidir.

Yapıtlarla ilgili ön değerlendirme yayınevinin çocuk eğitimi ve çocuk yazını alanındaki uzmanlarınca gerçekleştirilecek; ön değerlendirmeden geçen yapıt editörlerce değerlendirilecek, yazarından düzeltme ye da değişiklik istenebilecektir.

Yapıtların yayınevine teslim süreci saptanır. Telif sözleşmesiyle ilgili açıklamalara yer verilir. Yazara verilecek kitap miktarı belirtilir. Yapıtların yaklaşık yayın tarihleri belirlenir.

Bu proje kapsamında yayınevi adına editöre yazarlarla ön görüşme yapma; yapıt konusunda bilgileri toplayıp yayıneviyle paylaşma, yayınevince ön değerlendirmeden geçen yapıtların sorumluluğu verilir.

Editörün, yazarlardan gelen, yayınevinin ön denetiminden geçen dosyaları hem ilk maddede belirtilen “yazınsallık, yaratıcılık, özgünlük, sürükleyicilik” açısından inceleyip aykırı durumlarda müdahale etme/ düzeltme hem de yazınsal değeri yüksek, çocuk için örnek olabilecek üst metinler oluşturma görevi vardır. Bu nedenle, yazarla editör arasında özellikle çerçevesi belli çocuk yazınının önemi nedeniyle sıkı bir işbirliği oluşturulmazsa, çocuklara yönelik yazma-yayımlama girişimi daha baştan sekteye uğrar. Bu anlayıştan yola çıkılarak birlikte çalışılacak yazarların saptanmasıyla işe başlanır. Dizide yer alması düşünülen yazarlar, hem çağdaş çocuk yazınında deneyimli, hem yazı ilkelerini benimseyen hem de sıcak bir iletişim ortamında özveriyle çalışmaya yatkın kişiler olmalıdır. Bu anlayışa uygun otuza yakın yazarla ilişki kurulur; yazarlara yazı ilkeleri gönderilir. Yazar, öncelikle ilkelere uymalı; hatta bunları içselleştirerek işe başlamalıdır. Bilinen gerçektir ki yazar da yayıncı-editör işbirliğiyle çizilen çerçevenin gerektirdiği disipline uyma niyetini hiçbir aşamada yitirmemelidir. Çünkü çocuk yazınında çaba göstermek, başıboşluk, disiplinsizlik gibi anlayış(sızlık)ları hiç kaldırmaz. Tam tersine, bu alan en yüksek düzeyde ciddiyeti, yaratıcılığı, yazma ve yazın disiplinini gerektirir. Bilinir ki günümüz çocuklarının yaratıcılık ufku yetişkinlerinkine oranla çok daha geniş ve derindir. Bu edim ciddiye alınmazsa yazarın çocuk karşısında gülünç duruma düşmesi kaçınılmaz olur.

Yazı ilkelerini inceleyen on altı yazar, ilkeler doğrultusunda yayıneviyle çalışmayı kabul eder. Çoğunluğu çağdaş çocuk yazınına nitelikli ürünler kazandırmış; birikimli, alanında uzmanlaşmış, deneyimli yazarlardır bunlar. Aralarında bir yazar, çocuk yazınında hiç ürün vermemiştir; ancak, yurtdışında öğretmenlik yapmış, işçi çocuklarını eğitmiş; o çocukların çelişkili yaşantısından gözlemler edinmiş; anlatı, eleştiri, karikatür eğitimi türünde kitapları yayımlanmıştır. Çalışmayı kabul eder ve iki romanıyla dizide yer alır. Bir başka yazar da yıllar önce eleştiri yazılarıyla dergilerde görünmüş, eleştiride güzel bir yer edinmiş; ancak çoğu eleştirmenin yaptığı gibi köşesine çekilmiştir.

Öğretmenlikten emekliye ayrıldıktan sonra masallarla uğraştığı bilinmektedir. Diziye o da bir romanla katılır. Yayınevi, yazarın masallarını da bir başka dizide değerlendirir. Köşesinden yayın ortamında gün yüzüne çıkan yazar, şimdi ikinci çocuk romanını yazmaktadır. Diziye katılan iki yazar, yetişkinler için öykü kitapları yayımlamıştır. Onlar da çocuk yazınına çağırılır; başarılı da olurlar.

2010 bahar aylarında yazarlarımızdan ilk ürünler gelmeye başlar. Yayınevinin ön denetiminden geçen ilk iki ürün, kimi yazım ve noktalama yanlışları dışında yayımlanabilecek düzeyde bulunur. Yapıtlar, ön denetim eleştirileri dikkate alınarak incelenir, değerlendirilir. Yazara danışılacak bir nokta olmadığı için yayımlanması dileğiyle yayınevine verilir. Bir başka roman, gerekçeleriyle birlikte ön denetimden yazarına geri gönderilir. Deneyimli bir çocuk oyunları yazarından gelen bu roman sokak çocuklarını konu almaktadır. Konu gerçekten de işlenmeye, üzerinde durulmaya, çocuklara yarar sağlamaya çok elverişlidir. Ancak beklediği gibi bir yapıt çıkmamıştır. Yazar yazı ilkelerini okumamıştır. Ön denetimden yazarına kimi önerilerle geri verilen roman doğrudan yetişkinler için yazılmıştır. Konu öylesine ayrıntılarla işlenmişti ki kalem âdeta yazarının elinden çıkmış, sokak çocuklarına geçmiş; onlar, öylesine canlı, gerçekçi kendi söylemlerini geliştirmeye koyulmuşlardır ki, sokakta karşılaştıkları ne varsa, uyuşturucu bağımlılığı, cinsellik, eşcinsellik, kavga, yaralama, öldürme, her türlü şiddet... oluk oluk akıp gitmektedir. Yaş düzeyine, milli eğitimin ilkelerine uymayacak, çocuklar için sakıncalı, olumsuz örnekler pek çoktur. Roman yetişkinler için uygun bulunabilir ama bu durumuyla çocuklara göre değildir. 11-15 yaş çocuklarının bilişsel, kişisel, toplumsal gelişimini olumsuz etkileyecek fazlalıklardan arındırılması gerekmektedir. Yazar bir daha yayınevine ve editöre dönmemiştir. Yönergede açıkça belirtilmiştir. Özellikle okullarla ve öğretmenlerle ilişki kurularak okura ulaşmak için temsilcileri aracılığıyla girişimde bulunmayı öngören yayınevlerinin; MEB’in yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiş eğitim amaç ve yöntemleriyle çelişmemeyi ilke edinmeleri istenir. Bu çerçevede bir yayın disiplini oluşturulması beklenir. Belirlenecek bu ilkeler çocukların yaş düzeyleri ve o yaşlarda aldıkları eğitimle bağlantılı olmalı hem de MEB’in geçerli saydığı TDK yazım ilkelerine uygun olmalıdır.

Yazarlar kimi zaman yazı ilkelerini göz ardı ederek, ya bir tutarsa anlamında, daha önce hazırladıkları, yayımlatamadıkları dosyaları da yayınevine gönderebilmektedir. Böyle bir dosya gelir. Oldukça deneyimli, çocuk yazınına epeyce ürün vermiş bir yazar, lise yıllarıyla ilgili, günlük türünde bir dosya gönderir. Bu biçimiyle yayınlanamayacağı, yazı ilkelerine uymadığı; ancak roman kurgusu içinde, yeniden işlenerek değerlendirilebileceği gerekçesiyle dosya geri gönderilir. Aylar sonra hiçbir değişiklik yapılmadan geri gelen dosya, yayınevinin istek raporuyla ikinci kez yazarına geri verilir.

MEB’nin Talim Terbiye Dairesi’nin görüşlerinden geçen çocuk kitapları, 1973 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu doğrultusunda denetleniyor. Çağdaş, ilerici olarak nitelediğimiz çevrelerce bu yasa tutucu bulunuyor. Yasa bütünüyle incelendiğinde, çocuğu olumsuzluklardan koruyacak kimi genel, ulusal, etik değer ve kavramların ötesinde korkulacak bir durumun olmadığı görülecektir. Asıl çekinilmesi gereken, ürkütücü, irkiltici sonuçlara yol açacak olan durum, Milli Eğitim Temel Kanunu’ndaki ilkelere uyulmamasından kaynaklanır. MEB’in yasalarla bağlandığı ilkeleri son yıllarda kendi içinde işleyişiyle çelişerek bozduğu söylenebilir.

.Yazar-yayınevi-editör üçgeninde sıklıkla karşılaşılan sorunlar şöyle sıralanabilir:

Yazım ve noktalama yanlışları: Yayınevinin ön denetiminde, editörlerce düzeltilmesine karşın baskı aşamasına değin yazım ve noktalama yanlışlarının önünü almak oldukça güçtür. Bir yazardan alınan eleştiride baskıya girmeden önce son bir kez daha kitabın yazarınca gözden geçirilmesi istenmektedir; yerinde bir istektir.

Tümce, paragraf kuruluşları: Gözden kaçan tümce bozukluklarına az da olsa rastlanıyor. Tümcelerin yarım bırakıldığı oluyor. Özne yüklem uyumsuzlukları, belirsizlikleri yanlışlar arasındadır.

Mantık yanlışlarına rastlanıyor. Örneğin, bir öyküde, amcasıyla bir çocuk kapatılmış, eski bir maden ocağına asansörle iniyorlar. Elektriğin olmadığı, örümcek bağlamış bir asansörün çalışamaz durumda olduğu gözden kaçabiliyor.

Çocukluğundan yararlanmak isteyen bir yazar, Şahlık dönemi İranı’nda, Farah Diba’nın güzelliğinden, masumiyetinden söz ediyor. Günümüzle ilişkilendirilmeden verilen tarihsel bilgilerin bugünün çocuğu için bir anlamının olmayacağı düşünülemiyor.

Metin daha önceki yıllarda yazılmış, güncellenmemiş. Kimi bilgiler eski ve eksiktir. Şöyle bir not gönderilmiştir yazarına: “Sayfa sayısı yetersiz. Diziye uymaz. Nasıl zenginleştirilir? Olmazsa Nezir Amca Almanya yolculuğunu Aslı’ya mektupla bildirsin. Bir kez daha Türkiye’ye gelsin. Değişimi anlatalım.”

Güncellenmesi gereken bilgiler için bir yazara gönderilen notta şunlar yer almaktadır: “Roman anladığım kadarıyla 60’lı yılları konu alıyor. Amca, Almanya’ya ilk gidenlerden çünkü. Bir de Koreli var ki Kore Savaşı 1952’ de yapıldı. Bu kişi de on- on beş yıl önce savaşa katılmış olsa hesap doğru çıkıyor. El radyosu olarak geçen radyoların ülkemize göçmen işçilerle girdiği yıllar diyelim. Henüz televizyon yok. Bir yerde renkli televizyona değiniliyor, Almanya nedeniyle... Kimi bilgiler eskimiş olabilir; bu açıdan bakarak güncelleyelim.”

Çocukların anlayamayacağı yerel söz ve sözcelere yer verilebiliyor:

“Gelme dedim sana, ahırda pire var. Canına daraşacak.” “Köyde hayvanlar her yeri kirletiyor. Zibil kokuyor.”

“Çocuklar eyvanda oynuyorlar.”

“Kavurucu sıcakta karpuzlar, kavunlar, dal budak tüleklerin arasında birer top gibi koparılmayı bekliyor.”

Örnekler çoğaltılabilir.

İçindekiler sayfasıyla metindeki başlıklar farklı olabiliyor.

Yazarlarımızdan kimileri metinleri bir kez daha okumadan, gerekli düzeltmeleri yapmadan gönderiyor.

Yazarlar genellikle metindeki fazlalıkların ayırdına varamıyor; sayfa sayısını çoğaltmak için mi nedir konuyu sündürerek gereksiz yere uzatıyorlar. Safraların ayıklanması, bağlantıların yazılması yazarla anlaşarak editöre kalıyor.

Sonuç

Bugün yayınevinde “Çiçek Kokulu Kitaplar” başlıklı dizide iki öykü, on sekizi roman yirmi çocuk kitabı yayımlanmıştır. Bu çalışma on altı yazarla kotarılmıştır.

Okurlardan, anne, baba ve öğretmenlerden destek beklenmektedir. Bu kesimlere şöyle bir önerimiz olacak: Öncelikle yayınevinin amacını doğru kavramalı, ardından yazarları ve kitaplarını sorgulayıp irdelemeli; deneyerek, yoklayarak yayınevine ve yazara bağlanmalı ve/ ya da bu bağlantıdan bilinçle uzak durmalıdır. Kitap fuarlarında yazarlarla yüz yüze gelip bire bir ilişki kurmak da sağlıklı yöntemlerden biridir. Özetle, okur çocuk kitaplarını seçerken reklamdan, tanıtımdan çok yazara ve kitaplara doğrudan yönelip okuma kararını öyle vermelidir. Yazıyı, Çiçek Kokulu Kitaplar dizisinden bir yazarın, yazar hakları ve yayınevi konusunda görüşlerini yansıtan mektubundan alıntıyla bitiriyoruz:

“Editörün önerisi üzerine ilk kez çocuk kitabı yazdım. Dosyayı gönderdikten bir süre sonra: ‘Dosyalar okundu, ilk kuruldan geçti.’ telefonuyla ne istediğini bilen bir yayıneviyle karşılaştığımı anladım. Ertesi gün sözleşme geldiğinde de şaşırdım. İlkeli bir yayıneviyle çalışmaktan, emeğimin da hak ettiği yeri, değeri bulmasından dolayı mutlu oldum.

Dosyalar, editör tarafından da okunup yayınevine teslim edildiğinde, kimi düzeltmeler konusunda yayınevi benimle bağlantıya geçip önerilerini belirtti. İnternet üzerinden gönderilen dosyada, öneriler doğrultusunda düzeltme yapıp tekrar yayınevine ilettim. Kitaplar baskıya girmeden önce son kez görmek istedim dosyaları; hızla gözden geçirip geri gönderdim.

Kitapların basımı belirtilen tarihe yetişmemişti. Ancak hatasız ürünler için zamana ihtiyaç duyulmuş olmalıydı. Son olarak şunu vurgulamadan geçemeyeceğim: Yayınevinin yazara sahip çıkıp ona değer vermesine, sözleşme kurallarına uymasına çevremizdeki yazar arkadaşlarımız doğrusu çok şaşırdı.”

KAYNAKÇA

Efe, Vicdan ve Hasan (2011) E- Posta İleti Notları.

Günel, Burhan (2011) E- Posta İleti Notları.

Karaca, Özgün (2011) Yüz Yüze Görüşme İzlenimleri.

Sever, Sedat (2008) Çocuk ve Edebiyat. Ankara: Tudem Yayınları.

Şahan, Halil (2011) Mektup Notları.

Comments powered by CComment

More articles from this author

Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
Aşık Sefil Selimi, Asıl adı Ahmet Günbulut (d. 26 Ağustos 1933, Şarkışla - ö. 30 Aralık 2003, Sivas), yazar, türkü yazarı. İlkokul'dan sonra iki yıl ortaokula devam ettikten...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...